
1.962 kelime · ~10 dk okuma
Arkadaşlar merhaba, Pod B'yle beraber hazırladığımız Ben Astrolog Değilim podcastına hoş geldiniz. Bugün ve önümüzdeki iki program boyunca ben sizlere ilk başta gezegenleri, sonra burçları, sonra da evlerin ne olduğunu anlatacağım. Çünkü astrolojiyi tam olarak anlamanın yollarından bir tanesi, bütün bunların ne demek olduğunu iyi anlamaktan geçiyor. Bir insanın güneş burcunun koç olması hiçbir şey ifade etmiyor. Bütün haritaya, bütün bilgilere sahip olmamız lazım. Gezegenlerden başlıyoruz bugün, o zaman bu yolculuk başlasın derim.
Astrolojik sistem şöyle işliyor. Bunun bir dil olduğunu unutmamamız gerekiyor birincisi ve cümle kurmamız lazım. Bu da ne demek? Cümlenin içindeki üç ayrı öğeyi çok iyi anlamamız ve çok iyi öğrenmemiz gerektiğini gösteriyor. Gezegenler bize NE sorusunun cevabını verir. Bir gezegen bir ilkeyi, enerjiyi veya gücü temsil eder. Örneğin Venüs, sevgi, güzellik ve aynı zamanda öz değerlerle ilgilidir. Bunun üzerine sonra Burcu ekliyoruz. Burçlar da bize nasıl ve neden sorularının cevaplarını verirler.
Bir burç, gezegenin enerjisinin nasıl ifade edileceğini ve bu ifade biçiminin ardındaki motivasyonu açıklar. Mesela Venüs'ü terazi olan bir insan, bu enerji, uyum, zerafet ve ilişkilerde denge kurma yoluyla ortaya çıkartıyor. Neden? Çünkü terazi denge kurmakla alakadar, Venüs ise güzellikle alakadar.
Bir de en sonuncu konumuz olan evler konusu var. Evler de bu enerjinin nerede deneyimlenileceğini gösteren şeydir. Evler bizim hayatımızın çeşitli alanlarını gösterirler. Gezegenlerden başlıyor olmamızın sebebi ilk başta ana enerji anlamımızdan geçiyor. O yüzden de gelin ilk başta gezegenleri birazcık tanıyalım.
Gezegenlerin en büyüğü ve en önemlisi tabii ki de güneş. Herkes zaten ben koç burcuyum ya da boğa burcuyum dediğinde şundan bahsediyor. Benim güneşim koç burcunda ya da benim güneşim boğa burcunda. Doğduğumuz anda, doğduğumuz saat ve yerin de göz önünü aldığımızda, güneş hangi burçtaysa, gökyüzünün burç dediğimiz alanı neredeyse, o güneş burcu oluyoruz ve doğal haliyle de o burç oluyoruz. Güneş, bizim benlik imajı geliştirmemiz, irade gücümüz ve olumlu eylem kapasitesine odaklanmamızı sağlayan şey. Yani aslında özümüz. Eğer bu güneş burcumuzu tam olarak yani özümüzde ne olduğumuzu tam olarak ortaya koyamazsak, başkalarının hayatının üzerinde tahküm kurmaya, kendini beğenmişliğe kadar giden, bir bencillik ve duyarsızlık içinde yaşayabiliriz. Ya da bu öz gücümüzü kullanarak, yani güneş burcumuzun ne olduğunu iyi anlayıp bunu kullanarak, çok daha özüne sahip çıkan bir insan olarak insanlığa ve kendimize faydası olan bir insan o haline gelebiliriz. Yani güneş bizim her zaman özümüzü temsil ediyor. Onun dışında en önemli şeylerden bir tanesi ay burcumuzdur.
Ay Burcu her yerde duymuşsunuzdur, annemizle olan ilişkimizi temsil eder diye geçer. Ama bunun bir sebebi var tabii ki de. Ay, bizim, iç dünyamızı, duygusallığımızı, kendimize bile göremediğimiz yerleri temsil eden bir yerleşimdir. Eğer düzgün bir şekilde Ay Burcu'muzu çalıştırmayı başarırsak, duygularımızla ilişkimiz tamamlandığından dolayı diğer bütün alanları daha iyi kontrol edebildiğimiz, daha iyi farkında olarak yaşadığımız bir sisteme geçeriz.
Ay'ın dysfunction'da yani ayımızı iyi kullanamadığımız durumlarda duygusal aşırılıklar, çekingenlikler, tembellikler gibi, aktif hayal gücü gibi, gerçeklikten kopma, kendi duygularından koptuğu için gerçeklikten kopma gibi yerlere varabiliriz. Üçüncü yerleşimimiz Merkür. Merkür gezegeni mitolojideki Hermes'le bağlantılıdır. Tanrılarla insanlar arasındaki bilgi alışverişini yapan Tanrı'dır aslında bu.
Merkür gezegeni bizim dünyayı nasıl algıladığımız ve dünya tarafından nasıl algılanıldığımızla ilgili olmakla beraber aynı zamanda nasıl bilgi öğreniyoruz, nasıl bilgi aktarıyoruz, nasıl konuşuyoruz, nasıl bizimle konuşulmasını tercih ediyoruz gibi bütün bu bilgi alışverişi ama dünyadaki her şeyle bilgi alışverişimizi temsil eden gezegen oluyor. Merkür sadece iletişim dendiğinde kelimelerle konuşma değil, aynı zamanda bütün el kol hareketlerimizle dünyaya yaydığımız iletişim şeklidir. Yani ağaçların, yaprakların kıpırdaması da bir iletişim şeklidir. Bütün bunların tamamı Merkür gezegenimizin yerleşimiyle belirleniyor.
En çok sorulan ve en çok sevilen ve bence kötü yanları görmezlikten gelinen gezegenlerden bir tanesi Venüs. Venüs bizim parayla ilişkimiz, evet sevgiyle ilişkimiz o da doğru ama en önemlisi değerler ve özdeğerler gezegeni. Bu ne demek? Venüsümüzün yerleşimine göre biz kendimizin değerini nasıl anlıyoruz, kendimizin elindeki kaynakları nasıl kullanıyoruz ve dışarıdan bize gelen kaynakları nasıl yönetebiliyoruz bunu da gösterir.
Venus'un yine düzgün kullanılmadığı yerlerde tembellik, manipülasyon, kendini beğenmişlik ve sürekli olarak hazlara teslimiyet gibi birazcık yüzeyselde kaldığımız ve değeri sadece maddiyatta bulduğumuz bir dünyaya doğru çekilebiliriz. Venus'a soracağımız en büyük soru, bir ilişkiye ben ne katabilirim ve bir ilişkiden ne bekliyorum? Ama bu ilişki sadece romantik olmak zorunda değil, bütün ilişkilerimiz bunun içine dahil olabilir. Mars gezegeni, şu anda Mars gezegeniyle ilgili bir sürü bilgi duyuyor olma ihtimaliniz çok yüksek çünkü büyük ihtimalle bu bölüm yayınlandığında Mars retosu hepimizin içinden geçiyor ya da geçmekte olacak. Mars gezegeni bizim hayata karşı motivasyonumuzu belirler. Bizi yataktan kaldıran şey nedir? Cesaretimi ben nerede buluyorum? Korktuğum şeylerle nasıl başa çıkabiliyorum? Ne uğruna savaşıyorum gibi soruların cevabını veren gezegendir.
Eğer Mars'ımızı doğru düzgün kullanamıyorsak, yani öfkemizi düzgün kanalize edemiyorsak, içimize attığımız bir öfke yüzünden büyük psikolojik problemler yaşayabiliriz. Motivasyonumuzu doğru kullanamadığımız için kendimizi çok yorduğumuz, çok yıprattığımız işlerde sürekli bir kavga halinde olabiliriz. Sürekli olarak kendini savunduğun bir halde olabilirsin. Mars'ı çok iyi anlayan bir insan hayatı karşı motivasyonunu da çok iyi çözer ve de öfkesini bastırıp yok saymak yerine o öfkeyi doğru düzgün bir şekilde nasıl kullanabileceğinin de cevabını bulur. Mars'a sormamız gereken en önemli soru hangi mücadelelerle yüzleşmeliyim? Eğer hangi mücadelelerle yüzleşeceğinizi iyi bulursanız ve öfkenizi buna kanalize ederseniz motivasyonunuz her zaman çok yüksek olur.
Bu anlattığım ilk beş gezegen bu arada bizim kişisel yerleşimlerimiz. Buna ek olarak bir de yükselen yerleşimim var. Yükselen bir gezegen değil ama yükselen burcunuzu bilmeniz çok önemli. Yükselen burcunuz neyse her zaman birinci eviniz o burç oluyor ve yükselen burç siz doğduğunuz anda gökyüzünde yükselmekte olan güneşin ilk yükselmekte olduğu gördüğünüz alanı temsil ediyor. Yükselen burç bize hayata bakış açımızı veren ama aynı zamanda dışarıdan bize bakıldığında da bize fiziksel
dış görünüşümüzü veren yerleşimdir. Gezegen olmadığı için uzun uzun anlatmıyorum. Yükselen Burç üzerine çünkü ayrı bir bölüm yapmak gerekiyor gerçekten de. Ama şöyle düşünebilirsiniz. Güneş, yükselen Ay, Merkür, Beylis, Mars bunlar bizim ilk 6 gezegen, ilk 6 yerleşim kişisel yerleşimler dediğimiz yerleşimlerimiz. Biz bunların üzerinden karakterimizi oluşturup ondan sonra dış dünyaya doğru açılıyoruz diyebiliriz. Arkadaşlar şimdi isterseniz bir nefes alalım hep beraber sonra tekrar birlikteyiz.
Peki ilk ne geliyor? Jüpiter geliyor. Jüpiter benim en sevdiğim gezegenlerden bir tanesi, yalan söylemeyeyim. Kendisine ne verirseniz büyüten bir gezegendir. Ona iyilik verirseniz iyilik büyür, kötülük verirseniz kötülük büyür. Aynı zamanda bolluk bereket gezegeni de diye geçer. Ama Jüpiter inanışlarla ilgilidir, hayat enerjisini ve özgüvenini geliştirmekle ilgilidir ve ruh halini yükseltmekle ilgilidir.
Jüpiter'iniz size bu hayatta nerede şansınız olduğunu gösterir. Ama bir yandan da şunu asla unutmamız gerekir. Jüpiter etik olmayı ve ahlaklı olmayı çok önemser. Yani eğer bir şeyi manifest ediyorsanız Jüpiter'inizi kullanmanız gerekir. Ama o manifestasyon yaptığınız şey her neyse, elde etmek istediğiniz şey her neyse, o şans hangi konudaysa, o konuyla ilgili olarak kendi özünüze ve başkalarınıza karşı çok etik bir şekilde ve çok ahlaklı bir şekilde çalışmanızı da ister. Bunu asla unutmayın.
Çünkü Jüpiter öyle yani, aa ne güzel ben sana şans vereyim gel, şans senin olsun diye davranan bir gezegen değildir. O şansı elde etmek için kendi özünüze uygun bir şekilde etik ve ahlaklı davranmaya devam etmeniz gerekir. Herkesin en çok korktuğu gezegen Satürn. Saturn enteresan bir şekilde zamanı ve aynı zamanda sonucunu beklemeden çalışmak için çalışmayı temsil eder. Öz disiplinle alakadardır, kendine saygıyla alakadardır, kendi kaderine olan inancı geliştirmekle alakadardır. Bir de yalnız bir şekilde başarılı olmakla alakadardır.
Çünkü satürn yalnızlıkta bir başkasının gözünün üzerimizde olmadığı anda kendimiz için yaptığımız disiplinli çalışmanın meyvelerini toplamakla alakadardır aslında. Söylediğim şey birazcık barulusal felsefeye de giriyor farkındayım ama şöyle düşünün. Eğer sürekli olarak başkaları tarafından beğenilen bir resim yapmaya çalışırsanız asla iyi bir ressam olamazsınız. İçinizden geldiği gibi özdisipliniz yüksek bir şekilde, yaptığınız şeyi en iyi şekilde yapmak üzere çalışırsanız Saturn o zaman size hediyesini verir.
Ama satürnünüzü kötü kullandığınızda yani beklentiler üzerinden ve bir şeyleri sadece başarmak için kullandığınızda depresyon, melankoli, çok soğuklaşma, insanlardan izole olma, beni takdir etmiyorlar diye çok fazla söylenme gibi şeyler de getirir. O yüzden de Satürn'ünüzü iyi çalıştırmak için kendi özünüze uygun çok iyi bir disiplin geliştirmenizde fayda var ve sonuçlardan bağımsız bir şekilde çalışmanın keyfini çıkartarak çalışmanız gerekiyor. Şöyle sorular sorabilirsiniz Satürn'üne. Hayatımın hangi alanında tek başıma hareket etmeyi öğrenmeliyim? Satürn'le sorulacak sorudur. Bunu tabii ki de daha sonra daha çok açıklayacağım ama bu sorduğumuz soruları şöyle soruyoruz biz. Hangi burçta o burcun özelliklerini ve hangi evde o evin özelliklerini? Bunlara sonradan gireceğiz tabii ki de.
Geldik Uranüs'e. Uranüs de çok korkulan gezegenlerden bir tanesi. Çünkü Uranüs, bireyselliği geliştirmekle ve var olan otoriteyi sorgulayıp ani bir değişiklik yapmakla ilgili bir gezegen. Şöyle oluyor, Uranüs'ünüz hangi burçta ve hangi evdeyse o alanla ilgili olarak hayatınızda daha önce sizden daha önce gelmiş insanlardan farklı, ani bir değişiklikle orada kurulmuş otoritelere başkaldırıyorsunuz demek.
Bir andan da bütün astrologların söylediği bir şey vardır. Mesela Uranüs boğa burcuna geçtiğinde çok fazla deprem olacağını söyler insanlar. Bu da normal. Aslında fiziksel olarak bir deprem olmasa bile, inandığımız ve süregelen otoriter konularla ilgili depreme yakın bir şekilde sarsılmalı değişiklikler olur genellikle.
Mesela Uranüs, Boğaburcu'ndaki seyahati boyunca, geçtiğimiz sene öyleydi, bizim yemek fiyatlarındaki artışlarımız, deprem hissi veren otoriter konulardaki değişiklikler, başkaldırılar vs. bunların hepsi aslında Uranüs gezegeniyle de alakadardı. Uranüs gezegenimize sorduğumuz sorulardan bir tanesi, kuralları nerede kırmayı ve kendi yolumu izlemeyi öğrenmeliyim. Yani sizden önce gelen insanların yaptığı şeyleri değil, artık işimize yaramayan kalıpları değil, yeni kalıpları nasıl yaratabilirim sorusunun cevabını Uranüs veriyor bize. Geldik Neptün gezegenine.
Neptune, çok enteresan bir şekilde hayaller ve egonun olmadığı yer. Yani insanın bir egosu var, bir de ego dışında kalan başka bir alanı var ya bilinçsel olarak. Neptune bu alanı temsil ediyor. Göremediğimiz, anlayamadığımız, birazcık hayal gücüyle bağlantılı, birazcık inanışlarla bağlantılı benlik gözleminde ego dışında bir nokta yaratmakla alakalı aslında. Bilinç olduğu yerde durduğunda bilinç dışında nasıl bir başka varlık var? O bize Neptune tarafından verilen bir cevap.
Neptün'ün bize göstereceği şeylerden bir tanesi hangi evde ve hangi burçtaysa, mantığı nerede azaltmalı ve sezgisel olarak hareket etmeliyim? Bunun cevabını verir bize Neptün. Gerçekle çok alakası yoktur. Ama Neptün'ü iyi çalıştırmadığınızda sonuç olarak tabii ki de kafa karışıklığı, tembellik, hayal dünyasında çok fazla kalma, gerçek dışlılık gibi böyle madde ve alkol bağımlılıkları vs. gibi konular Neptün'ün iyi çalışmadığı yerlerde olur.
Neptune gezegenini biz nerede hayal kurmalıyız? Ve o hayallerimizi gerçekleştirmek için nerelerde birazcık da olsun kendimize akışa bırakmalıyız? Soruların cevabını bulmak için tanışıyoruz açıkçası. En büyük konulardan bir tanesi biliyorsunuz bu Plüton kovaya geçti, Plüton kovaya geçti. Plüton gezegeni nedir? Plüton ilk bulunduğunda dünyada, o sırada aynı zamanda atom bombasının keşfedildiği bir yerdeyiz. Böyle bir bilgi var elimde. Bilmiyorum, bir araştırmak isterseniz buyurun.
Plüton, kendi kaderini gerçekleştirmek, dar hedeflerin anlamsızlığını fark etmek, gerçeği ayırt etme kapasitesini geliştirmek gibi konularla ilgilidir. Bu ne demek oluyor? Şöyle, mesela günlük hayatımızda bir sürü problem yaşıyoruz da, işte faturaları ödememiz lazımdı, arkadaşım bana böyle demişti de, o bana böyle yapmıştı da, şöyle olmuştu falan gibi böyle çok günlük bir sürü derdimiz var ya. Plüton, en uzaktaki gezegen olduğu için bütün bu sorunların birazcık dışına çıkıp, asıl amacımız neydi?
Ve biz burada ne yapmak için bulunuyorduğu ilk gördüğümüz anlardan bir tanesi oluyor. Yani Pluton'un yerleşimi bu arada yani 20 senede bir değiştiği için jenerasyonel bir şeyden bahsediyoruz. Bütün Pluton'u akrep olan insanların davranış şekilleri aynı oluyor. Onlara millennial diyoruz zaten. İşte bütün Pluton'u yay olan insanların davranışları aynı şekilde oluyor bazı konularda. Ona da cenze diyoruz. Bu jenerasyonel akım gezegeni olduğu için.
kişisel yerleşimde sadece eve bakmamız gerekiyor bize ne getiriyor diye. Hangi evdeyse o evin konularıyla ilgili günlük dertlerin dışında çok daha büyük bir resme bakmayı öğrenmeniz gerekiyor ve orada da tekrar alışılagelmiş kalıpları kırıp yeni fikirlerle kendinizi gerçekleştirmeniz gerekiyor. Ve bunu yapmanın yollarından bir tanesi Plüton gezegenine şu soruyu soruyoruz. Hayatında kalıcı bir anlamı nerede bulabilirim?
Çünkü önemli olan şey ruhumuzun nereye gittiğini, hayatımızın amacının ne olduğunu bütün günlük dertler ve bize yüklenmiş sosyal kalıpların dışında bir yerde belirleyebilmek ve o amaca doğru uygun bir şekilde ilerleyebilmek. Bunu böyle söylemesi kolay, yapması çok zor çünkü yani zaten. Ama en azından belirli bir yol belirlememizde bütün bu gezegenleri kullanabiliriz. Haftaya birazcık burçlardan bahsetmeye başlayacağız. Umarım birazcık da olsun kafanızda bir açıklama olmuştur.
Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.