Podcast

440: Öğretmen Maaşı Çok Mu Az Mı? | Trend Topic #Neymiş

Trend Topic

1 yıl önce
Reklam Alanı (Deneme)

Bölüm Açıklaması

Bu bölümde öğretmen maaşlarına dair algıyı, eğitime yapılan harcamaların toplumsal etkisini ve öğretmenlerin ekonomik ile politik taleplerinin önemini konuşuyoruz.
Eğitimin geleceği ve cehle karşı savaşan öğretmenlerimize selamlarla!

See Privacy Policy at https://art19.com/privacy and California Privacy Notice at https://art19.com/privacy#do-not-sell-my-info.

Bölüm Transkripti

1.990 kelime · ~10 dk okuma

Herkese merhaba. Geçen Tren Topik bölümünde bahsetmiştim bir süredir öğretmen maaşlarına ilişkin çalışıyorum diye. Normalde bir Tren Topik bölümü olabilecek kadar değerli ve geniş bir konu. Ama bu konuya bir neymiş bölümüyle giriş yapmak istedim. Devamını izleyen bölümlerde getiririz. Uzatmayalım. Ben Ozan Gündoğdu. Hazırsanız başlayalım.

Üç yılı aşkın süredir devam eden bir podcast serisi Tren Topik. Yüzlerce bölüm içinde tek bir kez bile öğretmenleri konuşmamak canımı sıktı. Bir süredir de bu öğretmen maaşları meselesini düşünüyorum. Aslında bir süredir dedim ama tarih vermek gerekirse, 24 Kasım'dan bu yana demek daha doğru. 24 Kasım Öğretmenler Günü'dür ya, o gün hemen hemen bütün gazeteler, kanallar, öğretmen temalı haberler hazırlarlar. E tabii bu haberlerin bir kısmı da öğretmen maaşlarına ilişkin olur. Neyse.

Gerçekten artık yorulmuş vaziyetteyiz. Psikolojik olarak, mental olarak ciddi anlamda yorulmuş vaziyetteyiz. 1-24 Kasım daha ekonomik sıkıntıların gölgesinde geçti. Öğretmenlerin düşük maaşları masrafları karşılamaya yetmiyor. Ay sonunu getiremeyen öğretmenler geçim sıkıntısı yaşıyor. Hem yorgunuz hem de mutsuzuz. Maddi anlamda da zaten bittik. Bunları düşünerek derse girdiğiniz zaman o dersin niteliği azalıyor. Neyse bülten bitti eve döndüm. Arkadaşlar ben böyle bir şey görmedim. Sosyal medya hesaplarımın DMS'i hep açıktır benim. Gerçekten mesaj yağmış. Nasıl mesajlar? Mesela örnek gösterebileceğim mesajlar şu şekilde. Öğretmen maaşları da yetmiyorsa askeri ücretle emekli ne yapsın? Affedersiniz de kuru muhalefet sizinki. Öğretmen yata yata yılda 3 ay tatil yapıyor. 50 bin lira neyine yetmiyor?

Transkriptin tamamını oku

Mesajların genelindeki temada öğretmene dönük bir öfkeyi hissediyordunuz. Öğretmenin itibarı yerle bir olmuştu. Öğretmen hak etmediği biçimde yaşıyor, hak etmediği bir maaş alıyordu ve öğretmene düşen de o maaşa çok şükür demesiydi. Çok bile veriliyordu öğretmene. Eğer öğretmen kendi maaşından şikayet ediyorsa, nankörlük ediyordu. Ben buna benzer şeyleri daha önce de azar azar görürdüm de ciddiye almazdım.

Fakat mesaj kutum biraz önce dinlediğiniz minvalde mesajlarla dolmuştu. Ben de biraz daha ciddiye almaya başladım bu meseleyi. Ya dedim gerçekten böyle bir algı varsa bu algının gerçekliği var mı? Öte yandan bu algının oluşmasının nedeni ne? Ben bunları düşünürken bunun yeni bir fenomen olduğunu anladım. Evet, toplumumuz içinde habis bir duygu beliriyor ve öğretmenin az çalışıp çok kazandığını düşünüyor.

YouTube'da dönen bir geyik, Instagram ve Twitter'da şu sıralar viral olmuş mesela. Çok acayip ve gerçekten üzücü. Evet, özel sektörde şartların çok ama çok kötü olması, öğretmenlere dönük böyle bir algının oluşmasının nedenlerinden yalnızca biri. Ama yalnızca biri diyorum, bakın. Hakikaten dertlendim, içim şişti. Ne olmuştu da ayda 40-50 bin TL maaşı öğretmene çok görür hale gelmiştik. Eskiden de böyle miydi?

Asgari ücrete ve emekli maaşlarına bu kadar odaklı iken acaba diğer ücretleri ıskalıyor muyduk? Yani mesele sadece yoksulluktan ibaret hâle mi gelmişti? Adalet bu işin neresindeydi? Aylık 40-50 bin TL, hadi ek derslerle 60 bine çıksın diyelim bu boydaki bir maaşa, öğretmeni layık görmeyenlerimiz vardı ve bu bence sorundu. Ama bu sorunu büyütmeli miydik? Valla öğretmene dönük bu algının boyutu nedir sorusuna cevap veren bir kamuoyu araştırmasına rastlamadım. Belki ben büyütüyorum ya bunu diye düşünürken tarihçi Emrah Safa Gürkan'ın şu konuşması önüme düştü. valla bu çok garip bir şey. 2300 yılında bakacaklar. diyecekler ki bu toplum o kadar irasional bir toplummuş ki. niye? abi bir toplum için en önemli bütün din, ahlak niçin kurulur? yeni nesillere. aileyi korur. ailede bir sonraki nesli korur. şimdi bir sonraki neslin eğitimini biz teslim ettiğimiz insanlara çok az para veriyoruz. mesela. bununla da övünüyoruz. bu gündeme geldiğinde de diyoruz ki bunlar 6 ay yatıyor. ya şimdi bu 4 ay yatıyor, 3 ay yatıyor. şimdi bu mantığa göre en çok hamalın para alması lazım. şarkıcıların hiç para almaması lazım. tiyatrocular ayvayı yedi çünkü. ya bu iş böyle bir şey değil. evet hakkını verelim. yeni bir fenomen bu. toplumdaki yüzde kaçı ifade eder bilmiyorum. belki yüzde 1, belki yüzde 80 bilmiyorum. ama öyle ya da böyle daha önce olmayan bir şey bu. öğretmene verilen parayı öğretmene çok görmek.

Şu sıralı öğretmenler ek ders ücretlerinde yapılan kesintilere karşı kendilerince kamuoyu oluşturmaya çalışıyorlar. Nevşin Mengü, Twitter'da bir öğretmenin kendisine gönderdiği mesajı paylaşmış. Ben 7. kademede olan bir devlet memuruyum. Bize maaş iki kalemden yatıyor. Her ayın 15'i 43 bin küsur maaş yatıyor. Küsur diyorum çünkü çoğumuz kesintilerden sebeple aldığımız net maaşı öğrenemiyoruz bile. Bir de ek ders ödememiz var. O da girdiğim ders sayısı ekstra pansiyon nöbeti ücretleriyle 14 bini buluyor. Maaştan 4 bin, ek dersten 4 bin kesinti yaşandı. Toplamda 50 binin 8 bini yok. Maaş hesabımıza geçmeden devlet bizden emeğimizi çalıyor.

Özetleyeyim şöyle diyor, 9-10 yıllık bir öğretmen, net maaşı 43.000 TL ama 14.000 TL'de ek dersler var. Şu süratlarla etti 58.000 TL. Ama ek derslerin 8.000'ini kesintiyle devlet alıyor, kaldı 50.000 TL. Bu arada şunu da söyleyeyim, 14.000 TL ek ders baya iyiymiş yani, daha azı da olabiliyor. Öğretmenler de kendi yetkili sendikaları eğitim bir sene söylüyorlar durumu.

Eğitim Birsen tabii hükümetimiz böyle uygun görmüş modunda takılıyor. 1 Ocak 2003'te bu sendikanın 18 bin üyesi var. 2009'a kadar sadece 6 yıl içinde üye sayılarını 137 bin 464'e çıkarıp yetkili sendika oluyorlar. Yani aslında hükümetle de birebir kontak halindeler. 2023 itibariyle 396 bin üye ile Türkiye'nin en büyük sendikası konumunda Eğitim Birsen. Bu sendikaya deniyor ki, abicim bizim ek dersler güme gidiyor, 14 bin TL'lik ek derse giriyoruz, 6 bin TL cebimize kalıyor. 8 bin TL kesinti mi olur? Bu ek dersler Angarya'ya dönüşmeye başladı. Sendikaya bunu anlatıyorlar anlatmasına da, Eğitim 1 sen zaten devletin bir kurumu gibi bir şey olmuş durumda. Yani neredeyse işveren pozisyonda, dinler mi? Sendika değil o artık.

Ne kadar çok çalışıyorsak o kadar cezalandırılıyoruz maalesef. Bu durumu sendikalara da bildirmemize rağmen bilhassa yetkili sendika en üst seviyeden tepki verdiklerini söyleyip kenara geçiyor. Derdimizi kadıya anlatıyoruz. Kadı yine bildiğiniz gibi.

Şimdi 40 ile 60 bin TL arasındaki bir maaşın alım gücü çalışılan yere göre değişir. Mesela kimi Anadolu kentlerinde oldukça cazip olabilir ya da kimi Anadolu kentlerinde çok düşük bir para da olabilir. Buna karşın büyük kentlerde veya turistik bölgelerde öğretmen maaşıyla kabul edersiniz ki çok zorlanırsınız. Orada iyi para mı, burada kötü para mı bunları geçelim. Öğretmen maaşı az mıdır, çok mudur diyelim ama bu soruya reklamlardan sonra cevap verelim.

Öğretmen maaşı az mı çok mu? Az tabii. Ben meseleye toplumsal ölçekte bakınca az diyorum. Öğretmen maaşı cazip olmalı ki en parlak öğrenciler öğretmen olmaya çalışmalı. Öğretmenlik mesleği çok itibarlı olmalı ki en parlak zihinli öğrenciler öğretmen olmak için çabalamalı.

Böylece ancak eğitim ordumuz tırnak içinde çok güçlü olabilir. Bu meseleye iktisaden yaklaşıldı. Daha doğrusu meselenin finans boyutuyla ilgilenildiği için bu neymiş bölümünü hazırlamak istedim. Bir kere öğretmen maaşı gözüne batan kimi öğretmen düşmanı kesimlerin argümanı, öğretmen maaşlarının bütçe üzerindeki yükü. Diyorlar ki ben mecbur muyum öğretmenin maaşını vergilerimden ödemeye? Mecbursun kardeşim. Ben 2025 bütçesine baktım, verileri biraz yuvarlayarak size sunayım.

Efendim bizim devlet, daha doğrusu merkezi idare, 2025 yılında 14,7 trilyon lira harcayacak. 14,5 trilyon lira diyelim. Planı bu. Bu paranın da 1,5 trilyon lirasını Milli Eğitim Bakanlığı harcıyor.

Tüm vergi gelirlerinin %7'si ediyor bu sutar. Çokunu azını boşverin, ben başka bir perspektif çizmeye çalışacağım bu bölümde. Dostlar, Devletin yaptığı harcamaları üçe bölerek kategorize ediyorlar. Üçe bölerek. Bunların ilki cari harcamalar. Yani o yıl içinde satın alınan mal ve hizmetlere ödenen para bu. Cari harcamaları verilecek en tipik örnek personel giderleridir.

Ya da başka örnekler de verelim. Mesela kira giderleriniz olabilir. Çeşitli mal ve hizmet alımları olabilir falan. Aile bütçesi gibi düşünün devlet bütçesine. Eve alınan domates, salatalık, evin kirası, faturalar falan cari harcamalardır yani. Hani sabit giderleriniz. Bir başka kategori transfer harcamalarıdır.

Şimdi bazen devlet parayı harcar da bu harcamanın bir karşılığı olmaz. Misal, emekli maaşları ya da sosyal yardımlar. Bunlar sosyal transferler. Ya da mesela sermayeye verilen teşvikler. Ya parayı veriyorsunuz, karşılığında bir mal ve hizmet almıyorsunuz. Bunlar da sermaye transferleri. İşte karşılığı olmadan yapılan bu tip harcamalara da transfer harcamaları diyoruz.

Aile bütçesi üzerinden örnek verelim. Mesela eve para giriyor, o parayı çocuğunuza veriyorsunuz harçlık diye. Bu bir tür transfer harcamasıdır. Bir de yatırım harcamaları var. Bunlarda da faydası bir yılı aşkın süre edinilecek harcamaları anlıyor.

okul yaparsınız, yol köprü vesaire yaparsınız. Bunlar da yatırım harcamalarıdır. Aile bütçesi üzerinden örnek verelim yine. Mesela bir televizyon ya da otomobil almanız aileniz için yatırım harcaması özelliği taşır. Çünkü bir yıldan uzun süre faydalanacaksınız bu mallardan veya hizmetlerden. Üç tip harcama var yani. Cari harcamalar, transfer harcamaları bir de yatırım harcamaları. Şimdi konumuz öğretmen maaşları, bir tür personel gideri. Dolayısıyla cari harcamadır. Fakat...

Tüm bunların yanında eğitim alanındaki cariye harcamalar bir başka başlığı hak eder. Evet ilk bakışta öğretmen maaşları devletin bir cariye harcaması gibi görünür ancak eğitim alanındaki cariye harcamaların faydası insana dönük yatırım gibidir ve faydası bir yıldan uzun sürelerde edinilir. İşte bu yüzden öğretmenlere verilen paraya cari harcama denmez. Ona özel bir isim verilir ve kalkınma carileri denir. Kamu maliyesi alanında doçent Ayşegül Durucan ve Fatma Pınar eşsiz, Türkiye'de kalkınma carileri ve ekonomik büyüme arasındaki ilişki başlıklı bir makale yayınlamışlar. Orada kalkınma carileri şöyle tanımlanmış.

Kalkınma carileri olarak adlandırılan bu harcamalar, cari harcamalar kapsamında yer almalarına rağmen faydaları yapıldıkları yılla sınırlı olmayan, etkileri gelecek dönemlere yayılan eğitim ve sağlık hizmetlerine yönelik harcamalardır. Etkisini özellikle beşeri sermaye üzerinde gösterdiği için uzun dönemde ekonomik büyümenin tetikleyicisi olarak kabul edilirler. Yani ilk bakışta alelade ve verimsiz bir harcama gibi görünür, tasarruf edilmesi gereken bir kalem gibi görünür ama diğer cari harcamalardan farklıdır kalkınma carileri. Şöyle örneklendireyim. Sen öğretmenin maaşını tırpanlarsın, 1-2 yıl gibi kısa vadede tasarruf ettiğini zannedersin, hatta vergi mükelleflerinin de gözünü boyarsın, bakın nasıl tasarruf ediyoruz diye. Ama 5-10 yıl sonra, belki de daha uzun sürede,

Bizim öğretmenler neden bu kadar niteliksiz demeye başlayıverirsin? Çünkü öğretmenin durumunu gören parlak beyinli gençler, öğretmen olmak istemezler. Öğretmenlik istenmeyen bir mesleğe dönüşür ve vasat düzeyde bir eğitimle öğretmen oluverirsiniz. O yüzden derler ki, eğitime yapılan cari harcamaların yatırım harcaması etkisi vardır.

Çünkü sonuçlarını kısa vadede değil, uzun vadede görürsünüz tıpkı yatırım harcamalarında olduğu gibi. Bu harcamalara katlanmazsanız, beşeri sermayenizi kaybedersiniz. Yani, niteliksiz bir topluma dönüşürsünüz. Öğretmene kör kuruşu çok görürseniz, toplumun nitelikli beyinleri öğretmen olmak istemez. Siz de çocuklarınızı emanet edecek, nitelikli öğretmenler aramaya başlarsınız.

Eğitim böylece kamusal özelliğini kaybeder ve eğitimin tüketiminde rekabet başlar. Yani nitelikli eğitim ve niteliksiz eğitim diye ikiye ayrılır eğitim. Tüketiminde rekabet olan böyle bir hizmeti de parası olan satın alınabilir. Parası olmayan hizmetten faydalanamaz. Daha doğrusu aynı nitelikteki hizmetten faydalanamaz.

Sonuç, toplumun yoksul kesimleri nitelikli bir eğitimden uzak kalır. Halbuki nitelikli eğitime en çok ihtiyaç duyan kesimler yoksullardır. O yüzden özellikle eğitim ve sağlıkta üçün beşin hesabı yapılmaz. Bu harcamalar sosyal niteliktedir ve buradaki cari harcamalar bile yatırım harcaması etkisini gösterir. Faydasını uzun yıllar hissedersiniz.

iyi bir ilkokul öğretmeni hayat boyunca unutulmaz. Öğretmen, hayatın küçük bir noktasına değer ve hayatı değiştirebilir. Benim önerim, öğretmen maaşlarının 4-5 bin dolar seviyesinde olmasıdır. Çüş artık demeyelim, şöyle düşünün. Türkiye Cumhuriyeti Devleti, daha önce edindiği iç ve dış borçlara 2025 yılında 1 trilyon 950 milyar TL faiz ödeyecek.

Yaklaşık 2 trilyon, bakın. Çalıştırdığı öğretmenlere de ödeyeceği faizin yarısı kadar para verecek. Boş verin faizin yarısı kadar değerli olabilsinler. Sırf kur korumalı mevduatın kamuya yükü 900 milyar TL'ye kadar, bakın öğretmenlere verdiğiniz para kadar kur korumalı mevduatın yükü var. Diyelim ve bitirelim. Daha uzun konuşulur da bu bölümde bu kadar yeter. Ama şunu söyleyeyim.

Öğretmenler, ekonomik talepleri kadar politik talepleri de olması gereken bir meslek grubudur. Zira entelektüel kabiliyeti olan bir tabakadır. Onların toplumsal talepleri, kendi maaşları kadar asgari ücretliyi, emekliyi savunduklarında etkili olur. Eğer asgari ücrete zam yapıldığında, bu da öğretmenin gözüne batarsa ki battıklarını görüyorum sosyal medyada bazen, ''Hademe kadar maaş alıyoruz'' falan diye isyan ediyor bazen özel okul öğretmenleri ki doğru söylüyorlar ama böyle söylememek gerekir. Yarın Hademe'nin de gözüne öğretmen maaşı battığında Hademe'ye kızamayız. O yüzden öğretmenler yeni iş emekçi cephenin bir parçası olduğunu hissetmeli ama bu yeni iş emekçi cepheye karşı sorumluluk da hissetmeli.

sadece maaş meselesi değil, öğretmenler ekonomik talepleri kadar politik talepleri de olması gereken bir meslek grubudur. Çünkü bir entelektüel sorumlulukları vardır. Şu rezil müfvedata da ses çıkardıklarında mesela, ekonomik talepleri daha güçlü olacaktır. Cehle karşı savaşan ordumuza bin selam diyerek bitirelim.

Öğretmenliği seviniz. Kutsal bir meslek. Bu mesleğin itibarını iki paralık ettiklerine bakmayın. Yeniden toparlanacak ve öğretmenleri baş üstünde tutan bir toplum yaratacağız. Benden bu kadar. Hadi eyvallah.

Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.

Reklam Alanı (Deneme)