
1.252 kelime · ~6 dk okuma
Arjantin denildiğinde kimilerinin zihninde Buenos Aires'in büyülü sokaklarında yankılanan tango melodileri canlanır. Kimileri içinse bu ülke futbolun altın çocuğu Maradona demektir. Ekonomi dünyasında ise yüksek enflasyonun acı hikayelerini anlatan bir ders kitabı gibi diyebiliriz. Yani ekonomisiyle bilinir ama kötü ekonomisiyle.
Herkese merhaba ben Züleyha. Bugün konumuz Arjantin mucizesi. Son bir yılda Arjantin'de neler oldu? Piyasalar bunlara nasıl tepki verdi?
Hepsinin bir konuşulması gerektiğini düşünüyorum. Ne de olsa enflasyon kaderdaşı olduğumuz bir ülke. Hatta sıkı para politikası deyince mevcut da ellerine su dökemesek de biz de yaptık bir şeyler. O yüzden bu konu bence ders çıkarmak adına da oldukça mühim.
Öncelikle şunu söylemeliyim, bir yıl önce, yani 2023'te, Arjantin'in durumu gerçekten içler acısıydı. Düşünün, enflasyon %200'leri görmüş, peso diye bir para birimi var ama değeri neredeyse kağıt parçasından farksız. Nüfusun yüzde 60'ı, evet yüzde 60'ı, yoksulluk sınırının altında yaşıyor. Ülke ekonomik bir çöküşün eşiğinde.
Yani tam da bu noktada sahneye bir ekonomist çıkıyor. Javier Mille. Yani ilginç bir karakter. Serbest piyasa savunucusu, Avusturya İktisat Okulu'nun takipçisi.
Saçları biraz dağınık, konuşma tarzı biraz sert ama bir vizyonu var. Aslında Arjantin'in hikayesi çok daha derinlere uzanıyor. Çok kısa burayı da özet geçmek istiyorum. Bir asır önce bu ülke, düşünebiliyor musunuz, dünyanın en zengin ülkelerinden biriydi.
Tarımsal ihracatlar ve Avrupa'dan gelen yatırımlar sayesinde müthiş bir refah yakalamıştı. Peki ne oldu da bu kadar kötüye gitti bu ülke? John Perron gibi liderler ve bunların refah programları, fiyat kontrolleri ve sübvansiyonları getirdi aslında ülkeyi bu hale. Kulağa ilk başta hoş geliyor ama sonuç tam bir felaket oldu.
Devasa bir devlet yapısı ve inanılmaz bir verimsizlik ortaya çıktı. Hatta Peron'un eşi Eva Peron, Arjantin için aslında simge bir isim diyebiliriz. Ölümü öncesinde benim için ağlama Arjantin demişti. Don't cry for me Arjantin'i hatırlarsınız.
Fakat Arjantin'in ne yazık ki ağlayacak çok fazla şeyi vardı. Bütçe açıkları vardı, borçları katlanıyordu, temel rütler yaşandı ve en kötüsü açıkları kapatmak için de sürekli para basıldı. Bu kısır döngü öyle bir noktaya geldi ki halk artık siyasetçilere güvenini tamamen kaybetti. İşte tam bu noktada Mille bir son umut olarak görüldü aslında.
MİLE göreve gelir gelmez öyle reformlar yaptı ki herkes şok oldu. Bakın size birkaç örnek vereyim. 21 tane bakanlık vardı, 9'a indirdi bunları. Düşünebiliyor musunuz?
Direkt 12 bakanlığı kapattı. Eğitim Bakanlığı, Kadın ve Çeşitlilik Bakanlığı hepsini kapattı. 24 bin kamu çalışanını işten çıkardı, akaryakıt sübvansiyonlarını kaldırdı, kira kontrollerini sonlandırdı, iş dünyasına yönelik tam 40 tane regulasyonu iptal etti. Hatta, bu komik, patates satıcılarına verilen normal ve alışılmış özelliklerde patates satma desteğini bile kaldırdı.
Evet, böyle bir destek de gerçekten vardı. Peki, bu radikal reformlar bize ne getirdi, yani Arjantin'e ne getirdi? İşte burada ilginç veriler var. İlk 8 ayda real kamu harcamaları %30 azaldı.
Yani bu inanılmaz bir rakam. Düşünün, devlet harcamalarının üçte birini kesiyorsunuz, aylık enflasyon %20'lerden %2,7'lere düşüyor. Arjantin'in tarihinde ilk kez, tekrar ediyorum, tarihinde ilk kez, aylık bütçe fazlası vermeye başladı. Ama tabii bunun bir bedeli de oldu.
Gaysafi yurt içi hasta ilk 8 ayda %3,4 daraldı. Yoksulluk oranı %52,9'a yükseldi. Yani kısa vadede acı bir reçete. Ama uzun vadede iyileşme belirtileri görülüyor.
Özellikle borsada ve finansal piyasalarda çok çarpıcı gelişmeler yaşandı. Global Ex-MSCI Arjantin ETF'i mile göreve geldiğinde 104 milyon dolardı. Şu anda 750 milyon dolara ulaşmış durumda. Bu rekor bir rakam.
Peki neden uluslararası yatırımcılar Arjantin'e bu kadar güveniyor? Çünkü Millet sadece konuşmuyor, aynı zamanda yapıyor da. Yani ticaret dengesi sağlandı, mali fazla oluştu, enflasyon düşmeye başladı, ekonomik aktivite canlanıyor. Hatta bu konularla ilgili yine bu Global Exim Portfolyo yöneticisinin bir sözü var.
Millet sadece konuşmakla kalmadı, yürüdü de. Bence çok kritik bir değerlendirme. Gerçekten hiçbir şeyi sadece lafta bırakmamış gibi gözüküyor. Yabancı yatırımcılar da yine Arjantin'e ilgi göstermeye başladı bu süreçte.
Mesela Uala adında bir fintech şirketi, Allianz'dan yatırım aldı ve 2.75 milyar dolar değerlemeye ulaştı. Latin Amerika'nın en değerli start-up'larından biri haline geldi. Her şey iyi, güzel, hoş da hiç tartışmalı bir konu yok mu?
Elbette var. Milen'in en tartışmalı önerilerinden biri, pesoyu tamamen kaldırıp doları resmi para birimi yapmaktı. Yani bu kulağa radikal gelebilir ama bir mantığı var. Arjantin Merkez Bankası'nın kontrolsüz para basması enflasyonun ana nedeniydi.
Dolarizasyon, hükümeti mali disipline zorlayacak bir çözüm olarak görülüyordu. Tabii ki bu tür radikal değişimler kolay değil. Halkın tepkisi de karışık. Bazıları bunu kurtuluş olarak görürken diğerleri ise ekonomik bağımsızlığın kaybı olarak değerlendiriyorlar.
Reformların etkisinin zaman alacağı da kesin. Ama acaba Arjantin bu sefer kalıcı bir istikrara kavuşabilecek mi? Asıl soru bu. Tabii ki baktığımızda da ne yazık ki her şey güllük gülistanlık değil.
İthalat vergileri hala yüksek bir oranda seyrediyor. Her ne kadar MİLE ile birlikte düşmesine rağmen döviz kontrollerine devam ediliyor ve özel sektör ayda sadece 200 dolar kadar döviz alabiliyor. Bu durum yatırımcıları tabii ki endişelendiriyor. Piyasalar açısından en kritik soru da şu, bu reformlar sürdürülebilir mi?
Yani MİLE'nin partisi parlamento da çoğunluğa sahip bir parti değil. Reform paketinin bir kısmını ancak muhalefet desteğiyle geçirebildi. Ayrıca sosyal maliyetler de artıyor. İşsizlik %8'e yükseldi.
Kayıt dışı çalışanların oranı %45 civarında. İnsanlar ikinci, hatta üçüncü işlerde çalışmak zorunda kalıyor. Yani dolayısıyla şunu da belirtmek lazım. Halk şimdilik Milen'in arkasında duruyor, evet.
Çünkü alternatifin daha kötü olacağını düşünüyorlar. Ama Arjantin halkı son 70 yılda Peronist politikaların ekonomiyi nasıl mahvettiğini çok iyi biliyor. Dolayısıyla bir destek var ama bu destek sürdürülebilir mi? Bu oldukça kritik.
Burada ilginç bir karşılaştırma da yapmak istiyorum. Millet'i sık sık Trump'la kıyaslıyorlar. Hatta Trump Millet'i daha önce ağırladı da aynı zamanda. İkisi de vergileri düşünmeye çalışan, bürokrasiyi azaltmaya çalışan iki isim.
Ama önemli bir farkları var bence. Millet korumacı değil, tam tersine dış yatırıma çok açık. Yani yabancıların toprak satın almasına yönelik kısıtlamaları kaldırdığı, ithalat vergilerini düşürüyor. Yani Trump'ın Amerika First politikasının tam tersi bir yaklaşımı sergiliyor.
Dolayısıyla bence Trump'la farklılaşan bir yönleri var. Mille'nin başarısı IMF tarafından da takdir ediliyor bu arada. IMF yetkilileri program hedeflerinin beklenenden daha iyi sonuçlar verdiğini söylüyor. En son veriler de oldukça umut verici.
GDP 3. çeyrekte %3,9 büyüdü. Özellikle tarım ve madencilik sektörleri büyümeye önemli katkı sağladı. Tüketici harcamaları da yine artış gösterdi.
Borsa Endeksi Merval'a baktığımızda da o da bu haberlere karşı yükselişle tepki verdi. Yılbaşından bu yana toplam getirisi %178'i aşmış durumda. Yani gerçekten bu inanılmaz bir performans. Peki bundan sonra ne olacak?
Yani ekonomistler sermaye kontrollerinin kaldırılması ve döviz kurunun serbest bırakılması gerektiğini söylüyor. Bu adımlar atılmadan ciddi yatırımların gelmesi de oldukça zor görünüyor. Milen'in ekibi enflasyon %0'a düşmeden sermaye kontrollerini kaldırmayacaklarını söylüyorlar ama yani %0 da oldukça garip bir hedef. Çünkü dünyada en istikrarlı ekonomilerde bile, Amerika'da mesela baktığımızda, İngiltere'de %2 civarında olur enflasyon hedefi.
Hatta ona bile ulaşmakta zorlanıyorlar güncelde. Ama Arjantin'in hedefi %0. Burada bir karışıklık olduğunu düşünüyorum. İlginç bir detay da vermek isterim.
Arjantin'in dünya çapında önemli avantajları da var. Yani enerji kaynakları açısından zengin, iyi eğitimli bir iş gücüne sahip. Özellikle teknoloji alanında başarılı girişimler de çıkıyor. Mile, Silikon Vadisi'ni sık sık ziyaret ediyor ve hatta Arjantin'i de yapay zeka alanında global bir merkez haline getirmek istiyor.
Bu vizyon özellikle teknoloji yatırımcılarının da tabii ki ilgisini çekiyor. Özetleyecek olursak, Arjantin'de radikal bir ekonomik deney yapılıyor. Yani deney çok güzel bir kelime bence bu durumu özetlemek için. Şu ana kadar sonuçlar oldukça umut verici ama tabii zorluklarda devam ediyor.
Önümüzdeki dönem oldukça kritik olacak. Ekonominin toparlanabilmesi adına atılan adımlar aslında pek çok ödüne rağmen meyvelerini vermeye çoktan başladı. Ama sürdürülebilir olacak mı? Oldukça merak konusu.
Yani tüm bu konunun akışına baktığımızda temel mesajımız da şu. Doğru politikalarla ekonomik toparlanma mümkün ve finansal piyasalar bunu ödüllendiriyor. Her ne kadar acı bir reçete olsa da sonucu bazen güzel olabiliyor. Şimdilik Arjantin'in süreci bize bunu gösterir nitelikte.
Bir sonraki bölümde görüşmek üzere, hoşçakalın.
Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.