Podcast

#12 - Nasıl zengin olunur?

Midas Podcast

1 yıl önce
Reklam Alanı (Deneme)

Bölüm Açıklaması

İnsanlığın yüzyıllardır yanıtını aradığı bu soru, bir gün mutlaka hepimizin aklına düşmüştür. 'Nasıl zengin olunur?' sorusunun sadece borsa ve yatırım penceresinden değil, hayatın tüm boyutlarındaki cevabını merak ediyorsanız, doğru yerdesiniz. Midas Podcast'in bu bölümünde, gerçek zenginliğin tanımını yapıyor ve zengin olma yolculuğundaki sorularınızı yanıtlıyoruz. (Bu bölüm, Naval Ravikant'ın çok ses getiren 'zenginlik' makalesinden ilham alınarak hazırlanmıştır. Konuyu derinlemesine incelemek isteyenler için makaleyi okumalarını öneririz.)
İyi dinlemeler!
Midas uygulamasını indir: https://app.getmidas.com/gmih/mie6gpeu
X (Twitter): https://twitter.com/getmidas
Instagram: https://www.instagram.com/get_midas/
YouTube: https://www.youtube.com/@midasplus
TikTok: https://www.tiktok.com/@midasinkulaklari
Midas'ın Kulakları: https://www.getmidas.com/midasin-kulaklari
Not: Bu içerik, içeriğin yayınlandığı günkü veriler ve haberler baz alınarak hazırlanmıştır. Eğer varsa içerikte geçen hedef fiyat tahminleri, uzman ve analist yorumları bu içeriğin yayınlandığı tarihte geçerlidir. Bu tahmin ve yorumlar zaman içinde değişkenlik gösterebilmektedir. Bu podcast'te yer alan haberler ve haberlerin içerdiği şirketler hakkındaki bilgiler yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Bahsi geçen hisselerdeki; hisse adı, fiyatı ve grafikleri de dahil temsilidir, yatırım tavsiyesi değildir.

Bölüm Transkripti

1.627 kelime · ~8 dk okuma

Zenginlik aslında bir sayı değil. Bir strateji, bir sabır, bir duruş meselesi. Midas Podcast'e hoş geldiniz. Ben Züleyha.

Bugün sizlerle zengin olmanın ardındaki gerçekleri konuşacağız. Büyük kazançların anahtarı yalnızca büyük riskler değil, aynı zamanda doğru plan, sürekli öğrenme ve akıllıca hareket etmek. Silikon Vadisi'nin melek filozofu ve Buda'sı olarak anılan Naval Ravikant'ın dediği gibi, zenginlik sizi özgürleştiren kazançlardır. Peki, finansal özgürlüğe ulaşmak için neler yapabilirsiniz?

Bu soruyu doğru anlamak için bence önce zenginlik kavramını bir yeniden tanımlamamız gerekiyor. Çünkü zenginlik çoğumuzun düşündüğü gibi lüks arabalar, büyük evler veya işte pahalı saatler değil. Bunlar sadece statü sembolleri ve çoğu zaman bizi gerçek zenginlikten uzaklaştıran tuzaklar. Gerçek zenginlik ne peki?

Transkriptin tamamını oku

Uyurken sizin için çalışan varlıklara sahip olmak gerçek zenginlik. Yani para, zamanınızı başkalarına kiralamadan kazandığınız özgürlük. Bu özgürlük, sabah alarmla uyanmak zorunda kalmadan sevdiğiniz işi yapabilme, ailenize ve kendinize zaman ayırabilme özgürlüğüdür. Bu bölümde zengin olmanın gerçek prensiplerini, modern çağın sunduğu fırsatları ve bunları nasıl değerlendirebileceğimizi konuşmak istiyorum özellikle.

Bunu bir piyango bileti veya hızlı zengin olma formülü olarak değil de böyle sistematik ve tekrarlanabilir bir süreç olarak ele almamız gerektiğini düşünüyorum. Şimdi zenginliğin temellerine bir inelim. Öncelikle varlık ve sermaye arasındaki farkı anlamalıyız. Birçoğumuz yüksek maaşlı bir işe sahip olmayı zenginlik sanıyoruz.

Ama bu bir yanılgı bence çünkü yüksek maaş sadece yüksek bir gelir demek. Gerçek zenginlik değil bu. Gerçek zenginlik sizin için çalışan varlıklara sahip olmak. Bir hisse sanedi, kira getiren bir gayrimenkul, telif hakkı ödeyen bir kitap veya müşterileriniz için çalışan bir yazılım.

Bunlar gerçek varlıklardır. Çünkü siz uyurken bile size para kazandırırlar. Gelelim bir diğer konuya. Statü oyunlarının tehlikeleri diyorum ben buna.

Toplumumuzda sürekli bir statü yarışı var. Son model arabalar, lüks evler, pahalı saatler. Ama dikkat edin bunların çoğu aslında birer yükümlülük. Değerleri düşüyor, bakım masrafları var ve en önemlisi sizi gerçek varlık edinmekten alıkoyuyorlar.

Warren Buffett'ın yaşadığı mütevazı eve mesela bir bakın, 1958'de aldığı evde hala yaşıyor. Omaha'nın kahini bu adam. Çünkü o, statü sembolleri yerine varlık biriktirmeye odaklandı. Statü oyunları sıfır toplamlı oyunlardır.

Birinin kazanması için diğerinin kaybetmesi gerekir. Oysa varlık oluşturma pozitif toplamlı bir oyundur. Herkes kazanabilir. Ya şimdi iyi güzel dedin de Zülal yani ne için yaşıyoruz ya?

Sen hiç düşmez misin bu oyunlara diye olabilirsiniz. Eh yani hepimiz zaman zaman düşüyoruz tabii. Ama burada ne yapmamız gerektiği konusunda bence hemfikir olmamız lazım. Dengeyi bulmamız lazım.

Bir diğer kritik noktada uyurken bile para kazanmak. Az önce de söyledim ya. Yani zamanımızı başkalarına kiralayarak asla zengin olamayız. Neden?

Çünkü günümüz sadece 24 saatten oluşuyor ve bunun büyük kısmını uyuyarak ve dinlenerek geçirmek zorundayız. Yani öyleyse yapmamız gereken şey ne? Bizim yerimizde çalışacak sistemler kurmak. Bu bir internet sitesi olabilir, kiracılarınız olabilir, yatırım yaptığımız şirketler olabilir.

Önemli olan bizim aktif katılımımız olmadan da gelir üretebilen kaynaklar oluşturmak. Mesela Jeff Bezos'un serveti uyurken bile artıyor. Çünkü Amazon onun yerine çalışıyor. Bu prensip küçük ölçekte de işe yarıyor.

Önemli olan sistemin doğru kurulması. Mesela kafede kahvesini yorumlayan, kendi yazılımını pek çok şirkete satan biri de aslında Bezos'la aynı şeyi yapıyor. Peki, biz bunu nasıl yapacağız? Şimdi tam da bu noktada spesifik bilgi ve uzmanlığın önemine geçmek istiyorum.

Herkesin kendine özgü bir yetenek seti var. Naval'ın dediği gibi. Kendinize sorun, ben ne konuda kolayca öğrenebiliyorum ve başkaları için zor olan nedir? İşte bu sizin spesifik bilgi alanınız.

Örneğin, ben finans sektöründe çalışırken fark ettim ki işte böyle karmaşık finansal tabloları okumak ve anlamak benim için oldukça kolay. Seviyorum bunu yapmayı. İşte detaylı araştırmalar yapmayı seviyorum. İşte hem makro hem mikro ekonomiyle ilgiliyim.

Okuyorum, araştırıyorum falan. Bu yeteneğimi varlığa dönüştürmek için araştırma analisti olmak istedim. İlaveten temel analiz dersleri vermeye başladım. Sizin yeteneğiniz belki yazılımdır, belki tasarımdır, belki de insanları anlama ve iletişim olabilir.

Önemli olan bu yeteneği keşfedip onu bir değere dönüştürebilmeniz. Bence zengin insanların ortak özelliklerinden biri de sürekli öğrenmeye olan tutkuları. Hemen kanıtlarımı sunmak istiyorum. Buffett mesela günde ortalama 500 sayfa okuyormuş.

Elon Musk roket bilimini kendi kendine öğrendi mesela. Mark Cuban her gün 3 saat yeni bir şeyler öğrenmeye ayırıyor. Bunlar bunu neden yapıyor? Çünkü bilgi birleşik faiz gibi çalışır.

Her öğrendiğiniz yeni bilgi, var olan bilgilerinizle birleşerek benzersiz içgörüler oluşturur. Ve bu içgörüler başkalarının göremediği fırsatları görmenizi sağlar. Kitaplar, podcastler, online kurslar, bunlar aslında dünyanın en başarılı insanlarının deneyimlerine erişmenizi sağlayan ucuz biletler. Bir diğer konu ise üzerine basa basa vurgulamak istediğim bir konu benim.

Zengin olmak istiyorsanız kopyacı değil, yaratıcı olmalısınız. Yani Amerika'yı baştan keşfetmeye elbette gerek yok ama herkesin yaptığını yaparak da sıra dışı sonuçlar elde edemezsiniz. Kendinizden bir şeyler katmalı, geliştirmelisiniz. Mesela Steve Jobs'un iPod'u icat ettiği dönemde herkes MP3 çalar üretiyordu.

Ama o işte ne yaptı? Müzik dinleme deneyimini tamamen yeniden tasarladı. Ya da işte Instagram'ın kurucuları fotoğraf paylaşım uygulaması yaparken ne yaptılar? Filtreleri ekleyerek kendilerini diğerlerinden ayırdılar.

Peter Thiel'ın dediği gibi, rekabet etmeyin, tekil olun. Yani kendi özgün bakış açınızı ve yeteneklerinizi kullanarak başkalarının göremediği problemlere çözümler üretin. Bu noktada yaratıcılığınızı nasıl bir kaldıraca dönüştürebileceğinizi tabii ki konuşmamız gerekiyor. Şimdi kaldıraç demişken öyle klasik borsacılar gibi düşünmeyin.

Bu başka kaldıraç. Küçük bir çabayı büyük sonuçlara dönüştürme sanatıdır kaldıraç aslında. Hatta tarihte ilk kaldıraç türü insan gücüydü. Piramitler böyle inşa edildi.

Sonra sermaye geldi. İşte fabrikalar, makineler. Ama dikkat edin, bu klasik kaldıraçlar izin ve sermaye gerektiriyor. Mesela işte bir fabrika kurmak için hem büyük sermaye hem de çeşitli izinler gerekli.

Ama modern çağda çok daha güçlü ve demokratik kaldıraçlar var elimizde. Mesela kod yazmak. Modern çağın en güçlü kaldıraçlarından biri. Düşünün mesela bir yazılımcı oturduğu yerden yazdığı kodla milyonlarca insana hizmet verebilir.

Instagram'ın satıldığında sadece mesela 13 çalışanı vardı ama 1 milyar dolara satıldı. WhatsApp mesela 19 milyar dolara satıldığında sadece 35 mühendis çalışıyordu. Yani kodlama bilmiyorsanız bile no-code araçlarıyla benzer etkiler yaratabilirsiniz. Yani bir web sitesi, bir mobil uygulama veya işte bir dijital ürün oluşturabilirsiniz.

Önemli olan çabanızın kopyalanabilir ve ölçeklenebilir olması. Tamam, kabul ediyorum. Kod yazmak size biraz uzak gelmiş olabilir. Bana da bazen çok uzak gelebiliyor.

O zaman şunu da anlaşırız diye düşünüyorum. Bence günümüzün en güçlü kaldırıcı medya. Bir tweet, bir YouTube videosu veya bir blog yazısı ya da bir podcast mesela. Milyonlara ulaşabilir.

Joe Rogan podcast başına 100 bin dolar kazanıyor. MrBeast bir YouTube videosundan milyonlar kazanıyor. Ama burada kritik nokta şu. İçeriğiniz gerçekten değerli olmalı.

Sadece takipçi sayısı değil, gerçek etki önemli. Network etkisi de çok önemli tabii ki. Her yeni kullanıcı ürününüzü daha değerli hale getirmeli. Facebook'u düşünün, her yeni üye platformu daha değerli kılıyor ya da Netflix'te mesela.

Bu yüzden dijital varlıklarınızı oluştururken network etkisini mutlaka düşünün. Tek seferlik satış değil, sürekli büyüyen bir ekosistem yaratmaya odaklanın. Bu noktada uzun vadeli düşünmenin önemine geçmek istiyorum çünkü bu bence kuşkusuz sabır ve tutarlılıktan geçiyor. Yani zengin olmak bir maraton, bir sprint değil.

Mesela Jeff Bezos bir röportajında Amazon'un ilk 7 yılında bir kuruş bile kar etmedik diyor. Yani ama tutarlı bir şekilde uzun vadeli vizyona odaklandılar, devam ettiler yola. Ve işte mesela benzer şekilde Buffett'i düşünelim mesela. Servetinin %99'unu 50 yaşından sonra kazandı.

Neden? Çünkü işte birleşik getiriminin gücü, tabii zaman ister yani, bir zaman gerekiyor burada. Hatta Einstein, birleşik getireyi dünyanın 8. harikası olarak tanımlar.

Bu sadece para için değil, bilgi ve network için de geçerli. Her öğrendiğiniz yeni bilgi, var olan bilgilerinizle birleşerek daha değerli hale gelir. Yani her bağlantı mevcut network'ünüzü güçlendirir. Para da aynı şekilde çalışıyor.

Kazandığınız her kurs doğru yatırıldığında size daha fazla kazanç getiriyor. Ama bunun için aceleli davranmamak, sabırlı olmak gerekiyor mesela. Kısa vadeli kayıplar için uzun vadeli kazançlardan vazgeçmemek gerekiyor. Bir diğer önemli konu da bence iyi çevre.

Hani böyle ailemizde de küçükten beri hep tembih ederler ya yani. Gerçekten altına imzamı atarım. Jim Rohn'un meşhur sözüdür. Hayatınız en çok vakit geçirdiğiniz beş kişinin ortalamasıdır.

Bu finans için de geçerli. Yani çevrenizi özenle seçin. Negatif, sürekli şikayet eden, kısa vadeli düşünen insanlardan uzak durun. Bunun yerine sizden daha başarılı, daha bilgili insanlarla vakit geçirin.

Mentörlük alın, başarılı insanların biyografilerini okuyun. Networkünüz, networthünüzdür. Kaliteli ilişkiler kurmak zaman alır ama bu yatırıma değer. Çünkü doğru insanlarla tanışmak size yıllar kazandırabilecek fırsatlar ve içgörüler sunar.

Gelelim risk konusuna. Risk almadan zengin olmak bence imkansız. Ama burada bahsettiğimiz kumar gibi körü körüne risk değil, hesaplanmış risk. Yani potansiyel kayıp ve kazançları iyi değerlendirmiş, araştırmanızı yapmış ve bilinçli karar vermiş olmanız gerekiyor.

Elon Musk, PayPal'dan kazandığı paranın tamamını Tesla ve SpaceX'e yatırdı. Bu size çılgınca görünebilir, duyulabilir ama o elektrikli arabaların ve uzay teknolojilerinin geleceğini çok önden görmüştü. Her başarılı girişimci iyi analiz edilmiş riskler alır. Başarısızlık ihtimalini kabul eder ama bu riski yönetebileceği bir seviyede tutar.

Akıllı risk almak sizi rekabetten uzaklaştırır ve potansiyel getirinizi artırır. Benim başarılı insanlarda naçizane gördüğüm en mühim özelliklerden biri de sorumluluk alma istekleri. Biliyorsunuz çoğu insan sorumluluk almaktan kaçar. Yani patron ne derse ben onu yaparım zihniyetiyle çalışan pek çok insan var.

Ama zengin olmak istiyorsak sorumluluk almaktan kaçmamalıyız, korkmamalıyız. Bir projenin liderliğini üstlenmeliyiz mesela. Hatta hazır hissediyorsanız ve sermayeniz de varsa kendi işinizi kurabilirsiniz mesela. Önemli kararları veren siz olursunuz böylece.

Naval'ın da dediği gibi sorumluluk alın ama hesap verebilir olun. Yani sorumluluk almak risk içerir ama aynı zamanda size kontrol ve özgürlük de sağlar. Başkalarının kararlarına bağımlı olmak yerine kendi kaderinizi kendiniz çizersiniz bir anlamda. Tabii bu şey demek değil yani, her şeyi ben bilirim demek değil.

Aksine bilmediğiniz konularda uzmanlardan yardım almak da bence bir sorumluluk alma göstergesidir. Başarılı insanların bir diğer ortak özelliği de hata yapmaktan korkmamaları bence. Her başarısızlık bir öğrenme fırsatı aslında. Yani Steve Jobs mesela Apple'dan kovuldu ama bu deneyim onu daha güçlü bir lider yaptı.

Richard Branson 15'ten fazla başarısız girişime imza attı ama her birinden değerli dersler çıkardı. Önemli olan hatalarınızı kabul etmek, onlardan ders çıkarmak ve hızlı adapte olmak. Başarısızlık başarının öğretmenidir. Bu çok net.

Hata yapmaktan korkmayın ama aynı hatayı iki kere yapmamaya dikkat edin. Son olarak da şunu unutmayın, önemli olan bu yolculukta öğrendikleriniz ve aslında sizin kim olduğunuz. Para sadece bir araç, asıl hedef özgürlük olmalı.

Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.

Reklam Alanı (Deneme)