
2.589 kelime · ~13 dk okuma
Borsa dalgalı bir deniz gibi, kimi zaman fırtınalı, kimi zaman sakin ama her zaman hareketli. Peki bu denizde küçük bir kayıkla büyük gemilere karşı kazanabilir misiniz? Bugün küçük yatırımcının bu dalgalı sularda nasıl ayakta kalabileceğini keşfedeceğiz. Herkese merhabalar, Midas Podcast'ta hoş geldiniz.
Ben Zülel. Umarım keyifler yerindedir. Bugün çok tartışmalı ama bir o kadar da merak edilen bir konuyu ele alacağız. Küçük yatırımcı borsada kazanabilir mi?
Bu soru borsaya yeni giren ya da girmeyi düşünen hemen herkesin aklını kurcalıyor. Bir tarafta borsa kumar gibidir, küçük balık büyük balığa yem olur diyenler. Diğer tarafta da sabır ve bilgiyle herkes kazanabilir diyenler var. İyi de yani tamam da yani peki gerçek nedir?
Hadi gelin bu konuyu derinlemesine inceleyelim. Öncelikle küçük yatırımcı kavramını netleştirmek istiyorum. Kim yani bu küçük yatırımcı dediğimiz kitle? Aslında çoğumuz bu kategoriye giriyoruz.
İşte aylık maaşından, birikiminden ayırdığı parayla borsada işlem yapan her birey bence küçük yatırımcı sayılır. Tabii ne münasebet ya ben işte milyon dolarlık portföyüm var işte büyük yatırımcıyım bence diyorsanız siz haritsiniz, sizi ayıralım. Küçük yatırımcının karşısında kimler var? Bir de bunlara bakalım.
Bir tarafta devasa fonlar var, diğer tarafta ise işte böyle algoritmik işlemler yapan yazımlar, işte kurumsal yatırımcılar... Bu insanlar işi biliyor mu? Tabii ki biliyorlar. Peki bu demek mi ki küçük yatırımcının hiç şansı yok?
Şimdi bakın, büyük oyuncuların bazı avantajları tabii ki var. Bunu kabul etmemiz lazım. Mesela bilgiye daha hızlı erişebiliyorlar. Biz küçük yatırımcılar bir haberi gazeteden okurken onlar çoktan pozisyon almış oluyorlar.
Bir de tabii ki sermaye güçleri var. İşte milyonlarca liralık alım satım yapabiliyorlar. Bu da tabii ki piyasayı etkileme gücü demek. Ama şöyle düşünün.
Büyük bir gemi düşünün mesela. Koca bir tanker. Bu gemi yön değiştirmek istediğinde ne olur? İşte kilometrelerce açıktan dönmeye başlar.
Peki ya küçük bir tekne olsa? Anında manevra yapabilir değil mi? İşte küçük yatırımcının en büyük avantajı da bu. Hızlı karar alabilme ve pozisyonunu anında değiştirebilme yeteneği.
Büyük fonlar milyonlarca liralık pozisyonlarını öyle bir günde kapatamazlar. Ama siz birkaç tıkla tüm hisselerinizi satabilirsiniz. Şimdi gelelim küçük yatırımcının diğer avantajlarına. Biz küçük yatırımcılar likit olmayan hisselere yatırım yapabiliriz.
Yani günlük işlem hacmi düşük olan şirketlerin hisselerine. Peki büyük fonlar ne yapar? Büyük fonlar bu hisselere giremez. Çünkü pozisyon almaya kalksalar fiyatı uçururlar.
Ama biz istediğimiz gibi girer çıkarız. Ayrıca küçük yatırımcı olarak biz daha özgürüz. Ne demek istiyorum? Şöyle açıklayayım bu durumu.
Büyük fonların yöneticileri var, işte onlara hesap vermek zorundalar, niye bu hisseyi aldın, neden sattın gibi sorularla uğraşıyorlar sürekli. Biz kime hesap vereceğiz? En fazla eşimize. Bir de şu açıdan bakmak istiyorum.
Büyük oyuncular genelde endeksi takip etmek zorunda. Çünkü performansları endeksle kıyaslanıyor. Ama biz istediğimiz hisseyi alır, istediğimiz kadar tutarız, endeksin altında kaldık diye kimse bizi işten atamaz. Şimdi diyeceksiniz ki, iyi güzel de zülal yani bu avantajlar yeterli mi?
Tabii ki değil. Bunlar sadece bize bir şans veriyor. Asıl mesele bu şansı nasıl kullanacağımız. Bakın, borsada kazanmanın sırrı aslında çok basit.
Değil mi? Ucuza al, pahalıya sat. Ama bu basit formülü uygulamak o kadar da kolay değil. Neden?
Çünkü insan psikolojisi genelde tam tersini yapmaya meyilli. Herkes alırken almak, herkes satarken satmak istiyoruz. Peki, küçük yatırımcı olarak nasıl başarılı olabiliriz? Size birkaç altın kural vereyim.
Bakın, birincisi... Uzun vadeli düşünmemiz lazım. Borsayı kumar gibi görüp her gün alıp satarsanız kaybetmeniz kaçınılmaz. Neden?
Çünkü kısa vadede piyasayı tahmin etmek imkansız. Ama uzun vadede kaliteli şirketler her zaman kazandırır. İkincisine gelelim. Şirket analizi yapın bir kere.
Yani evet biliyorum, bilanço okumak, nakit akışı hesaplamak, bunlar kulağa sıkıcı gelebilir. Ama inanın bana, bu işi öğrendiğinizde fark yaratacaksınız. Çünkü çoğu küçük yatırımcı bunu yapmayı bilmiyor. Sadece dedikodulara, sosyal medya paylaşımlarına bakarak karar veriyor.
Üçüncü madde, sabırlı olmak. Bu çok zor bir madde. Borsada para kazanmak zaman alır. Warren Buffett'ın meşhur bir sözü var.
Borsa sabırsızlardan sabırlılara para transfer etme mekanizmasıdır der. Çok da haklı. Yani düşünsenize, bir hissi aldınız ve değeri düştü. Ne yaparsınız?
Söyleyeyim, çoğu insan hemen satar. Ama gerçek yatırımcı ne yapar? Eğer o şirkete güveniyorsa daha da alır. Dördüncüsü, çeşitlendirme yapın.
Bunu çok duyuyorsunuz eminim. Bütün yumurtaları aynı sepete koymayın. Farklı sektörlerden, farklı büyüklükte şirketlere yatırım yapın. Böylece riskinizi dağıtmış olursunuz.
Çok duyduğumuz ama çoğu zaman uygulamadığımız bir madde bu. Beşinci maddeye gelelim. Belki de bu en önemlisi diyebiliriz. Duygularımızı kontrol etmek.
Yani siz de duygularınızı kontrol etmelisiniz. Borsa duygusal davranmaya hiç gelmeyen bir yer. İşte korkuyla, açgözlülükle, öfkeyle alım-satım yaparsanız kaybetmeniz an meselesi. Son olarak sürekli öğrenmeye devam edin.
Borsa dinamik bir yer. Sürekli yeni şirketler geliyor. İşte yeni sektörler oluşuyor. Bunları takip etmek, anlamak zorundasınız.
Şimdi diyeceksiniz ki, Zülal, sen ne güzel anlattın da, gerçekte bu kadar kolay mı? Tabii ki değil. Ama imkansız da değil. Bakın, ben size garanti veremem, kimse de garanti veremez zaten.
Ama şunu söyleyebilirim, eğer bu kurallara uyarsanız, kazanma şansınız kaybetme ihtimalinize göre çok daha yüksek olur. Şimdi gelelim işin böyle biraz daha karanlık tarafına. Küçük yatırımcının düşebileceği tuzaklara. Bunları bilmek gerekiyor.
Çünkü bu tuzaklara düşmemek için bunları bilmek çok önemli. İlk ve en yaygın tuzak aşırı işlem yapmak. Bakın, borsada sürekli al sat yaparak zengin olan çok az insan var. Neden diyeceksiniz?
Çünkü her işlemde komisyon ödüyorsunuz. Üstelik kısa vadeli kararlar genelde çok duygusal oluyor. Aman düştü hemen satayım, aaa yükseliyor hemen alayım diye diye selmayenizi eritiyorsunuz. Bunu yapmayın.
İkinci tuzak manipülasyonlara kanmak. İşte sosyal medyada, forumlarda bir sürü insan var telegramda falan sürekli hisse tavsiye şuradan uçacak buradan işte göklere çıkacak yükselecek yani dikkat edin bunların çoğu ya kendi çıkarığı için yapıyor ya da hiçbir fikri yok hatta bazen şirketlerin kendileri bile bu manipülasyona dahil oluyor bu gözler henüz üretmedikleri tırı yokuş aşağı bırakıp çalışan bir modeli olduğu izlenimini yaratan şirketi gördü ya işte bu Nikola'dan bahsediyorum mutlaka takip eden olmuştur bu süreci Üçüncü tuzağa gelelim. Trend takıntısı. Herkes alıyor, ben de alayım mantığı.
Bu çok tehlikeli. Çünkü genelde trendin sonunda piyasaya girersiniz ve bütün yükü aslında siz çekersiniz. Yine Warren Buffett'ın güzel bir sözü var konuyla ilgili. Başkaları açgözlü olduğunda korkak, başkaları korkak olduğunda açgözlü ol.
Dördüncü tuzağa geçiyorum. Aşırı özgüven. Bir iki doğru tahmin yaptın diye kendini guru sanma yani. Borsa öyle bir yer ki sizi bir anda yerin dibine sokabilir.
Her zaman mütevazı olun, her zaman öğrenmeye açık olun. Beşinci tuzak stop loss kullanmamak. Bu çok önemli bir tuzak bence. Zararı durdurma noktası belirlememek, nasılsa yükselir diye beklemek en büyük hatalardan biri.
Bir bakmışsınız ki tüm servetiniz gitmiş. Her zaman kendinize bir çıkış planı yapın. Bu hem borsada hem de hayatta en önemli kurallardandır. Son olarak belki de en sinsi tuzak kumar mantığı.
Arkadaşlar borsa kumar yeri değil. Evet risk var ama kontrol edilebilir bir risk bu. Eğer borsaya kumarhanede slot makinesine oturur gibi yaklaşırsanız kaybetmeniz kaçınılmaz. Peki Tüm bunlardan nasıl kaçınacağız?
Yani cevap basit aslında. Eğitim ve disiplinle. Kendinizi sürekli geliştirin, piyasayı öğrenin ve en önemlisi belirlediğiniz stratejiye sadık kalın. Duygularınızla değil, aklınızla hareket edin.
Şimdi biraz da başarılı küçük yatırımcı örneklerinden bahsetmek istiyorum. Çünkü bu hikayeleri duymak motivasyon açısından bence çok önemli. Mesela benim arkadaşlarımdan örnek vereceğim. İsimlerini vereceğim, su isimlerini vermeyeceğim.
Caner'in hikayesini anlatmak istiyorum. Caner aslında bir pilot. Pandemi dönemini zaten hepimiz hatırlıyoruz. Bu dönemde kısa sürede Türk Hava Yolları hissesinin yüzde 65 düştüğünü görmüştük.
Ve o dönemde Türk Hava Yolları hisseleri 8 liranın falan altına düşmüştü. Cenay de bu esnada evde oturuyordu, çalışamıyor. Yani havacılık sektörünün ne hale geldiğini biliyorsunuz o süreçte. evde oturdukça kenarda köşede biriktirdiği parasıyla düşen Türk Hava Yolları hisselerini almaya devam ediyor ve yıl sonunda Türk Hava Yolları hisseleri o 8 liranın altına hatta işte 7 liralara doğru düşen hisseler 12 liranın üstüne çıktı işte 12.97 TL gibi bir seviyeye geldi ve tüm kayıplarını telafi etti.
Caner bu süreçten kazançlı çıktı çünkü yani zaten bildiği bir sektör. Zaten geleceği olduğuna inandığı bir sektör. Sonuçta pandeminin geçici olduğu da düşünüldüğünde bu hisselerin yükseleceği belliydi. Ve herkes satarken Caner tam tersine bildiği, güvendiği sektöre, kendi mesleğinin sektörüne yatırım yapmaya devam etti.
O hisseleri hala da tutuyorsa buradan arkadaşıma selam olsun. Çok iyi yerlere geldi. Bir başka örnekle de devam etmek istiyorum. Bu örnekteki arkadaşım da mühendis.
Onun ismi de Aslı. O da mühendis olduğu için teknoloji şirketlerinden daha bir anlıyor. O süreçte biliyorsunuz teknoloji şirketlerinde çok ciddi düşüşler olmuştu. Hatta işte şu an Muhteşem Yedili olarak bildiğimiz hisselerden Amazon hisseleri pandemi çıktığında yaklaşık yüzde 15 düşmüştü.
İşte e-ticaret şirketi biliyorsunuz da. Amazon sonrasında o süreçte ticarete olan talebin de artmasıyla birlikte kısa sürede bu düşüşü telafi etmişti ve işte 6 ayın sonunda yeni zirvelere imza atmıştı. Bir Amazon yatırımcısı olarak benim arkadaşım aslında bu süreçten yine kazanan biri olarak ayrılmayı başarmıştı. Peki sizce bu hikayelerin ortak noktası ne?
Bunu bir düşünelim. Bu hikayelerdeki iki isim de uzun vadeli düşünmüş bir kere. Bunu bir not edelim. İki isim de bildikleri, anladıkları alanlara yatırım yapmışlar ve en önemlisi de sürekli öğrenmeye devam etmişler.
Peki, ya başarısız olanlar diyelim? Yani biraz da onların hikayesini konuşalım. Yani Züleyha senin hiç başarısız arkadaşın yok mu? diyeceksiniz, olmaz mı?
Bu süreçlerde tüm maaşını borsaya yatırmış olanlar, kredi çekmiş olanlar, işte kaldıraçlı işlemler yapmış olanlar, Forex'e girmiş olanlar... Tabii ki benim arkadaşlarım içerisinde de, çevrem içerisinde de tüm birikimini kaybetmiş bir sürü insan var. Hem birikimini kaybetmiş hem de üstüne borçlanmış. Ama genel anlamda o isimlerde de şunu fark ediyorum.
İşte ben Telegram'dan duydum. Ben Twitter'dan duydum. İşte bana bilmem ne söyledi. Ya benim taksici söyledi diye hisse alan arkadaşım var.
Dolayısıyla yani hani evet tabii ki kaybetmeleri de kaçınılmaz gibi aslında baktığımızda. Dolayısıyla bu hikayelerin ortak noktası da belli değil mi? Hepsi kısa vadeli düşünmüşler. Bilmedikleri anlamadıkları alanlara yatırım yapmışlar.
Kredili kaldıraçlı yatırımlar yapmışlar. Ve maalesef öğrenmeye çalışmak yerine kolay yoldan para kazanmaya çalışmışlar. Şimdi biraz da rakamlardan, istatistiklerden bahsetmek istiyorum. Çünkü duygularımızı şöyle bir kenara bırakıp gerçeklere bakmamız lazım.
Borsa İstanbul'daki 7.1 milyon yatırımcının %97'si küçük yatırımcı. Hani böyle küçük yatırımcı, küçük yatırımcı diyoruz ya %97'si küçük yatırımcı. Küçük yatırımcıların ortalama portföy büyüklüğüne baktığımızda ise 66 bin lira olduğunu görüyoruz.
Kalan %3'lük kesim, o büyük yatırımcı dediğimiz o zengin kesim, Büyük yatırımcıların ortalama portföyüne baktığımızda da 22 milyon lira olduğunu görüyoruz. Yani bu %3'lük kitle borsadaki toplam paranın %92'sini yönetiyor. Bu ne demek? Küçük yatırımcı çok ama etkisi az.
Yani biz küçük yatırımcılar aslında birbirimizle rekabet ediyoruz. Gallup'un yakın zamanda yaptığı bir anket var. Diyor ki, Amerika'daki yetişkinlerin yüzde 62'si şu anda hisse senedi sahibi ve bu oran 2008'den bu yana en yüksek seviyeye ulaştı. Şimdi bakalım bizde durum nasıl diye bir baktım ben bunlara.
Bizde ise bu oran yani hisse senedi sahibi olan oran yüzde 8,39. Aynı araştırma diyor ki Amerika'da hane geliri 100 bin dolar ve üzeri olan kişilerin yüzde 87'si hisse senedi sahibiyken hane geliri 30 bin doların altında olanların sadece yüzde 25'i hisse senedi sahibi. İyi de Zülal yani bana ne Amerikalı Jon hisse alıyor mu almıyor mu diyeceksiniz öyle demeyin. Bakın Amerika'da hisse sahipliği çok yüksek olmasına rağmen orada da hane geliri küçüldükçe hisse sahipliği azalıyor.
Yani her yerin küçük yatırımcısı var. Bir başka veriye bakalım. TUİD verilerine göre Pist 100 Endeks'inde elde hisse tutma süresi 2012 yılında yerli yatırımcılarda 40 gün olurken yabancılarda 343 günmüş. 2023 yılına geldiğimizde burada ilginç bir değişim yaşanıyor.
2022 dip seviyelerinden sonra yerli yatırımcıda 34, yabancı yatırımcıda 33 güne düştüğü görülüyor bu sürenin. Peki, görünen o ki borsada sabırlar tükenmeye başlamış. Bir hissede yaklaşık bir ay kalabilen yerli ve yabancı yatırımcılar acaba borsa gurusu Buffett gibi uzun vade yatırımlar yapsaydı gerçekten kar edebilir miydi? Buna biraz bakmak istedim, baktım da.
Biliyorsunuz Amerika'da Muhteşem Yedil diye geçen bir grup hisse var. Apple'ından Nvidia'sına, Microsoft'undan Tesla'sına 7 tane hisse. Bu hisselerin 5 ve 10 yıllık getirilerine baktık. Bu hisseler 5 yılda %734, 10 yılda ise %5712 kazandırmış.
Tamam, kabul ediyorum. Bu hesaptan şöyle bir emin videoyu çıkarmak gerekiyor. O zaman da 5 yılda %376, 10 yılda %945'lik bir getir var. Bizim borsamızda da büyük isimler var.
Hangi isimler? İşte BİM gibi, Türk Hava Yolları gibi, Akbank, Tüpraş, Türksel, Koç Holding, İş Bankası gibi dev isimler. Bu dev isimlerin de 5 yılda ortalama %1187 kazandırdığını... 10 yılda ise %2481 kazandırdığını gördük.
Bakın temettü vs. hiç işin içine katmadık bile. Bunlar endekste ağırlığı en yüksek olan hisseler ve böyle baktığımızda son 10 yılda çok ciddi bir kazanç var. Şimdi diyeceksiniz ki Zülal senin enflasyondan haberin var mı?
Ne yazık ki var. Son 5 senede Türkiye'de enflasyon %491,5. 10 senedeyse %937. Yani getirilere baktığımızda sabreden her türlü kazanmış.
Şimdi, Zülal, bu istatistikler güzel de ben nasıl o kazanan grubun içinde olacağım diye soruyor olabilirsiniz. İlginç bir veri daha vermek istiyorum. Düzenli yatırım yapan, işte yani her ay belli bir miktar parayı borsaya yatıran yatırımcıların %75'i uzun vadede kar elde ediyor. Neden?
Çünkü bu strateji piyasanın iniş çıkışlarını dengeliyor. Peki, tüm bu rakamlar, işte istatistikler bize ne anlatıyor? Evet, borsada kazanmak mümkün. Ama bu bir şans oyunu değil, bir beceri ve sabır işi.
Doğru stratejiler, doğru bilgiler ve doğru yaklaşımla küçük yatırımcı da borsada kazanabilir. Gelelim işin özüne. Kazanabiliriz, tamam. Peki nasıl doğru kararlar vereceğiz?
Bir kere kendinizi tanıyın, yani risk toleransınız ne, ne kadar para kaybedebilirsiniz, bunu iyi belirlemeniz gerekiyor. Çünkü borsa, psikolojik bir savaş alanı. Kaldırabileceğinizden fazla risk alırsanız duygusal kararlar vermeye başlarsınız. İkincisi, sürekli öğrenin.
Yani borsa dinamik bir yer. Her gün yeni bir sürü şey oluyor. Ekonomiyi takip etmeniz gerekiyor. Şirketleri incelemeniz gerekiyor.
İşte o şirketlerin bulunduğu sektörleri analiz etmeniz gerekiyor. Kulağa zor, karmaşık geliyor olabilir ama en nihayetinde bilgi güçtür. Üçüncüsü, plan yapın ve bu plana sadık kalın. Hangi hisseleri alacaksınız?
Ne zaman satacaksınız? Bunları önceden belirleyin. Piyasa dalgalandığında bu plan size yol gösterebilir. Dördüncüsü, çeşitlendirme yapın.
Bunu yine söylemiştim, tekrar ediyorum. Tüm yumurtaları aynı sepete koymayın. Farklı sektörlerden, farklı risk gruplarından hisseler alın. Böylece riskinizi dağıtmış olursunuz.
Beşincisi, sabırlı olun. Borsa sabırsızları cezalandırır. Uzun vadeli düşünün. Bugün düşen bir hisse yarın yükselebilir.
Çünkü en nihayetinde borsa döngüseldir. Tabii ki burada kastettiğim körü körüne bir hisseyi beklemek değil. Şirketin temellerine güveniyorsanız bekleyin. Yeri geliyor o şirketin kurucusu, CEO'su bile hisse satıyor.
Eğer bir şeyler iyi gitmiyorsa siz de o hisseyi satıp oradan çıkmayı bilin. Ama bir şirkette, bir hissede, bir sektörde gelecek, görüyorsanız sabredin. Altıncısı, duygularınızı kontrol edin. Korku ve açgözlük, borsadaki en büyük düşmanlarınız.
İşte mantıklı, analitik düşünmeyi öğrenmek gerekiyor. Son olarak da unutmayın ki borsa bir maraton. Bir sprint değil. Hızlı zengin olma hayalleriyle girmeyin bu işe.
Adım adım istikrarlı bir şekilde ilerleyin. Şimdi tüm bunları söyledikten sonra size bir itirafta da bulunmak istiyorum. Ben de bir zamanlar küçük bir yatırımcıydım. Hatta çok küçük.
Öğrenci harçlığımla girmiştim borsaya. Ve evet, ben de hatalar yaptım, kaybettim, üzüldüm, vazgeçmeyi düşündüm. Ama vazgeçmedim. Öğrendim, araştırdım, işte kendimi geliştirdim.
Hatta bunu bir meslek edindim. Ve sonunda borsadan sadece para kazanmakla kalmadım. Bir de podcast yapacak kadar bilgi edindim. Yani demem o ki, sizin de yolunuz açık.
Ama unutmamak gerekiyor. Bu yol dikenli. Sabır, bilgi ve disiplin olmadan Yürünmeyecek bir yol. Ama eğer bu üçünü yanınıza alırsanız, inanın bana küçük yatırımcı olarak da büyük işler başarabilirsiniz.
Evet sevgili dinleyiciler, bugünkü bölümümüzün sonuna geldik. Özetlemek gerekirse, küçük yatırımcı borsada kazanabilir mi? Evet, kesinlikle kazanabilir. Ama bu piyango bileti almak gibi şansa bağlı bir şey değil.
Emek isteyen, sabır isteyen, disiplin isteyen bir süreç. Unutmayın, borsa bir bilgi oyunu. Ne kadar çok bilirseniz o kadar avantajlı olursunuz. Ama sadece bilmek de yetmiyor.
O bilgiyi doğru şekilde kullanmak en önemlisi. Son olarak şunu da söylemek istiyorum. Borsa hayatın ta kendisi. Ne demek bu şimdi Jülal?
İnişler var, çıkışlar var, bazen kazanırsınız, bazen kaybedersiniz. Önemli olan vazgeçmemek, her seferinde daha güçlü bir şekilde ayağa kalkmak. Eğer bu podcast size bir şey öğrettiyse o da şu olsun, küçük yatırımcı olmak bir dezavantaj değil, bir fırsat. Bu fırsatı nasıl değerlendireceğiniz ise tamamen size bağlı.
Ben Zülel, bir sonraki Midas Podcast'imizde görüşmek üzere. Sağlıcakla kalın, bol kazançlar.
Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.