Podcast

#4 - 10 yılda milyoner olmak ister misiniz?

Midas Podcast

2 yıl önce
Reklam Alanı (Deneme)

Bölüm Açıklaması

Midas Podcast'e hoş geldiniz.
Şu an dünyada yaklaşık 51 milyon kişi, “milyoner” sıfatına sahip. Kulağa çok fazlaymış gibi geliyor olabilir ama bu sayının dünya nüfusuna oranı da %0,6. Böyle bakınca 51 milyon kişi çok da fazla görünmemeye başlıyor.
Peki, gelir düzeyi fark etmeksizin herkes milyoner olabilir mi?
Yeni bölümümüzde para yönetimi ve yatırım konusunda; yanlış bildiklerimizi, uygulayabileceğimiz pratik bilgileri ve dikkat etmemiz gereken psikolojik süreçleri inceledik.
İyi dinlemeler.
Podcast'te bahsi geçen ve yararlanılan Charles Schwab'ın çalışması: https://www.schwab.com/learn/story/does-market-timing-work

Bölüm Transkripti

2.259 kelime · ~11 dk okuma

Şu an dünyada yaklaşık 51 milyon kişi milyoner sıfatına sahip. Kulağa çok fazlaymış gibi geliyor olabilir. Ama şunu da söyleyeyim, bu sayının dünya nüfusuna oranı %0,6. Hatta bazı kaynaklarda da %1 olarak da görülüyor.

Hop, 51 milyon kişiye şimdi kulağı pek de çok fazla gelmiyor herhalde. Bu ufacık oranı görünce insan sormadan edemiyor. Ya bunlar çalarak mı zengin oluyor? Bizden daha mı şanslılar?

Bu değirmenin suyu nereden geliyor Allah aşkına? Aileden mi? Miras mı? Yani nedir bu işin sırrı?

Transkriptin tamamını oku

Eminim ki bu yüzde birlik dilimin içerisinde bu sorulara evet cevabını verebileceğimiz insanlar da var. Bunu kabul edip işin bu noktasını konuşmayı şimdilik geçiyorum. Çünkü içinden pek çıkamayabiliriz. Önceki bölümlerde de biraz bahsettim aslında.

Yaşadığınız çağ, doğduğunuz coğrafya, erişebildiğiniz imkanlar vs. çok fazla değişken var ve bunlar finans oyununa ya ileride ya da geride başlamanızı etkileyen faktörlerdir yalnızca. Zenginlere yönelik sorduğumuz bu soruların ortak bir özelliği var. Fark ettiniz mi bilmiyorum.

Aslında hepimiz özünde şunu sormaya çalışıyoruz. İnsanlar benden farklı ne yapıyor da zengin veya milyoner oluyor. Şimdi bu noktada isterseniz parayla, para yönetimiyle alakalı genel olarak bizlerin yanlış bildiği bazı şeylere bir bakalım. Yani her şeyden önce çuvaldızı bir kendimize batıralım ve farklı ne yapıyoruz ona bakalım.

Kendi adıma söyleyeceğim, bulunduğum noktadan şu iki şeyi düşünen insan sayısının oldukça fazla olduğunu düşünüyorum. Yani çok sık görüyorum. 1. Kısa sürede zengin olunabilir diyenler.

2. Daha fazla para kazanmak için daha fazla para yatırmanın gerektiğini düşünenler. Şimdi ilk sıradan başlayalım. Kısa sürede zengin olunabileceğini düşünüyorsanız eğer, para yönetimi, yatırım gibi kavramları bir kumar olarak görüyorsunuz diyebiliriz aslında.

Yani yüksek ihtimalle. Yatırıma yeni başlayanların sıklıkla içine düştüğü bir yanlıştır aslında bu. Bugün şuna şu kadar para yatırdım, kısa sürede 2'ye veya 3'e katlayacağım diye düşünen insan, farkındaysanız bir bahis oynama motivasyona sahiptir. Bunun karşılığı var mı peki?

Var tabii. Bu tarz yatırım motivasyonu da tıpkı kumarda olduğu gibi her şey ama her şey düşündüğünüz ve hayal ettiğiniz gibi mükemmel gitmek zorundadır. Mesela bir düşünceniz var, gerçekleşeceğine inanıyorsunuz. Mesela bir şey bir hafta sonra iki kat yükselecek diyorsunuz veya bir zar atışında altı altı geleceğine adınız gibi eminsiniz.

Bunun olma olasılığı tabii ki de var. İnsan olarak çoğu zaman bunun gerçekleşme ihtimali %1'i bile olsa ona sanki %100'muş gibi bağlanabiliyoruz. Fakat işler hiç öyle değil. Bir günde zengin olmayı bekliyorsanız finans oyununda yüksek ihtimalle kaybetmeye daha çok meyillisinizdir.

Bunu bir cepte tutalım isterseniz. Çünkü bu tarz yatırımlarda her an keskin bir riskle karşı karşıyasınızdır. Ya bir şeyler öngördüğünüz gibi gitmezse, ya gerçekleşmezse, ya beklediğiniz olmazsa... Hepimiz hayattan şu derse, öyle ya da böyle edindik.

Her zaman her şey istediğimiz gibi gitmeyebilir. Kimse olabilecekleri önceden bilemez. Genel olarak çoğu insan yatırım planının az önce örneklediğim gibi olduğunu söyler mesela ya da ben çok denk geliyorum. Mesela siz ne geleceğini planlayarak zaratar mısınız?

Eğer hile yapmaya çalışıyorsanız evet. O yüzden yatırım dünyası içerisinde bir gecede kısa sürede hızlıca zengin olma gibi kavramlar pek yoktur. Konuşulmaz, önerilmez zaten. Örnekleri vardır ama bunlar azımsanacak kadardır.

Yani istisnadır. Fakat yavaşça zengin olma kavramı yatırım dünyasında çoğu insanın göz ardı ettiği kuvvetli bir gerçektir. Zaten bakarsanız uzmanlar da genel olarak hep bu çerçevede konuşurlar. İkinci konumuz neydi?

Çok para kazanmak için çok para yatırmak lazım diyenlerdi. Buna peşinen hayır diyebilirim sevgili dinleyiciler. Finans oyununa dahil olmak için hepimizin ayda yüz binlerce TL gelirinin olması gerekmiyor. Bunun nasılını ise podcastimizin ilerleyen dakikalarında birleşik büyüme kavramı ve bir yatırım stratejisi üzerinden örnekleyeceğim aslında.

Morgan Housel'ın Paranın Psikolojisi kitabından bir alıntı yapmak isterim. Çoğu insan milyoner olmak istediğini söylediğinde gerçekten kastettikleri şey 1 milyon dolar harcamak istiyorumdur. Ki bu milyoner olmanın tam tersidir. Peki herkes milyoner olabilir mi?

Hatta bu soruyu bir adım daha öteye taşıyayım ve konumuza çekmeye çalışayım. Gelir düzeyi fark etmeksizin herkes hayatının erken döneminde milyoner olabilir mi? Elbette herkes servet edinebilir. Bu işin birden fazla püf noktası var.

Hatta daha önceki podcastlerimizde de oldukça söyledim. Hani bu yanıtın tek bir cevabı yok. Biliyorsunuz ki yatırım adına izlenecek çok yol var. Fakat biz burada hangi yolu seçerseniz seçin, odaklanmanızın çok önemli olduğunu düşündüğümüz kavramlara ve konulara bakacağız birazcık.

Şimdi bu işin püf noktalarından birisi sevgili dinleyenler biraz yaratıcı olacaksınız. Önceki bölümlerde de anlattığım gibi beklentilerinizi, mutluluk arayışınızı gerçekçi belirleyip duygularınızı kontrol altında tutacaksınız. Fakat her şeyden önemlisi sabırlı olmalısınız. Şimdi gelelim konumuza.

Bu bölümde az önce bahsettiğim kavramlarla alakalı olduğunu düşündüğüm bir yatırım stratejisi ve psikolojisi hakkında konuşmak istiyorum. Tek gerçek hakiki cevap tabii ki de bu değil bu arada. Hani önceden bir söyleyeyim bunu. Fakat bilmenizde oldukça fayda olduğunu düşünüyorum.

Evet şimdi önümüzde iki tane kavram var bahsetmek istediğim. Time in the market ve market timing. Yani Türkçesi piyasayı zamanlamak ve piyasada zaman geçirmek. Peki ne demek bunlar?

Piyasayı zamanlamakla başlayayım efendim. Özetle aslında piyasa düşüşteyken almaya çalışıp yüksekten satmaya çalışmak. piyasanın rüzgarı nereye esiyorsa ona göre konumlanmaya çalışmak. İlk bakışlar çok iyi, hatta belki bugün sizin bizzati yaptığınız bir şeymiş gibi geliyor olabilir.

Doğrudur. Piyasayı zamanlamak, kısa vadede yüksek getiri elde etmek isteyen yatırımcıların genel olarak tercih ettiği bir şeydir. Yani aslında piyasayı, oyunun kendisini yenmeye çalışırlar. Ya da en azından öyle olduğunu, yani yapabildiklerini düşünürler genel olarak.

Çünkü bu bir açıdan bahis oynamak gibidir. Tıpkı az önce örnek verdiğim gibi. Mesela şöyle düşünün, en düşük seviye burası. Buradan daha aşağısına gitmez diyorsunuz ve bir yatırım yapıyorsunuz.

Sonra bekliyorsunuz, atıyorum örnek veriyorum, hissi yükseliyor, yükseliyor, yükseliyor ve diyorsunuz ki en yüksek burası. Buradan daha öteye gitmez diyorsunuz ve satıyorsunuz. Peki şunu soracağım, tıpkı hani bir üç dakika önce sorduğum gibi. Ya işler öyle gitmezse?

Ya yanılıyorsanız? Ya öngördüğünüz gibi değilse? Çünkü piyasa zamanlaması başlangıçta ünlü düşükten alt, yüksekten sat sözünün bir çeşidi gibi görünse de geleceğin belirsiz olması ve hisse senedi fiyatlarının hızla değişmesi, bir menkul kıymetin en düşük veya en yüksek noktasına ne zaman ulaştığını doğru ve tutarlı bir şekilde belirlemenin temelde imkansız olduğu anlamına gelir. Yani, Az önce de örnek verdiğim gibi, en düşük seviyesi burasıdır.

Buradan daha yükseğe gidemez gibi nokta taşı tespitler yapmanız gerektiği anlamına gelir. Şimdi, öncelikle yılların efsane yatırımcısı, hatta kendisine Omaha kahini diye mahlasta verilen Warren Buffett'tan size bir alıntı yapmak isterim. Demiş ki kendisi efendim, uzun zamandır bir hisse senedenin değerini tahmin etmeye çalışanların sadece falcıları daha iyi gösterdiklerini düşünüyoruz. Endeksin nereye gideceğiyle dair tahminler size hisse senetlerinin yönüne dair hiçbir şey söylemez.

Hisse senedi piyasasının, ekonominin, faizlerin ya da seçimlerin ne olacağını tahmin etmeye çalışmayı bırakın. Şimdi bu sözle ne kadar katılırsınız bilmiyorum ama finans dünyasının doğayını Bafat'ın da bir bildiği vardır diye düşünüyorum. Hiç kimse bir hisse senedinin gelecekteki fiyatını tam olarak tahmin edemez. Ancak bu birçok kişiyi bunu yapmaya çalışmaktan da alıkoyamaz.

Siz de etrafta görüyorsunuzdur. Peki şimdi diğer kavramımıza yani piyasada zaman geçirmeye bakalım. Piyasayı zamanlama kavramının tam tersi aslında bu kavramımız. Piyasanın en düşük veya en yüksek noktasında ne zaman olduğunu tahmin etmeye çalışmadığınız bir stratejiye güvenmek anlamına gelir.

Burada piyasa koşulları ne olursa olsun grafikler kırmızı mı yeşil mi bunlardan tamamen bağımsız bir şekilde yatırım yapmaya yani piyasada vakit geçirmeye piyasada var olmaya devam edersiniz. Biraz bu strateji üzerine kuruludur aslında bu kavramda. Burada yüksek ihtimalle piyasayı zamanlayarak ya da zamanlayamayarak bir hata yapacağınızı düşünürsünüz. Temelleri sağlam uzun soluklu bir yatırıma güvenerek hareket edersiniz.

Bu arada yıllar boyunca bir sürü çalışma yayınlandı. Hani piyasada zaman geçirme stratejisinin piyasayı zamanlamaya çalışmaya oranla daha çok çalıştığı üzerine çok fazla makale ve çok fazla kaynak yayınlandı. Şimdi bu iki kavramımızı öğrendik. Bu iki kavramın nasıl çalıştığına bir de rakamsal gerçeklerle bakalım isterseniz.

Sevgili araştırma ekibimizle konuştuğumuzda sağ olsunlar bana güzel hesaplamalar çıkarttılar ve size anlattığım bu pratik bilgilerin doğruluğunu bir kez daha görmüş oldum ben de böylelikle. Şimdi. Olabildiği kadar basit anlatmaya çalışacağım. İki tane profilimiz var burada.

Bunlardan bir tanesi ki kendisine karıştırmamak adına Ahmet Takma adını verelim. Ahmet piyasada zaman geçirme stratejisi uyguluyor. Piyasalar ne olursa olsun, nasıl olursa olsun her ay düzenli olarak yatırım yapıyor. Ve her ay düzenli olarak 1000 TL'lik yatırım yapıyor diyelim.

Diğer profilimiz ise ki kendisine de Hasan takmadığını verelim bu sefer de. Hasan da piyasayı zamanlamaya çalışıyor. Yani piyasalar düştükçe, hisseler ucuzladıkça almaya çalışıyor, yatırım yapıyor diyelim. Bu iki profili baz alarak, yani Ahmet ve Hasan'ın yatırım tekniğini baz alarak ikisinin 10 yılda ne kadar getiri elde ettiğine bakalım.

Bu 10 yılı hesaplarken de bu arada Ağustos 2013 ile Ağustos 2023 BİS100 endeksi verilerini baz aldık efendim. Gelelim tablomuza. Şimdi, Ahmet her ay 1000 TL'lik yatırım yaptı ve 10 yıl sonra yaklaşık 1.225.000 TL getiri elde etmiş.

Hasan'a bakalım. Ne demiştik? Hasan, hisseler ucuzlayınca piyasalar düşünce yatırım yapıyor. Yani piyasayı zamanlamaya çalışıyor.

Diyelim ki Hasan da hisseleri FK'sı 9'un altına düştüğünde yatırım yapıyor. Onun dışında ise bekliyor. Şimdi böyle hesapladığımızda Hasan 10 yıl sonra yaklaşık 601 bin 200 TL gibi bir getiri elde ediyor. Yani rakamlara bakar mısınız?

Neredeyse yarısı. Bir de şu açıdan bakalım. 10 yıl boyunca Ahmet ile Hasan toplam ne kadar para yatırdı? Hani başta da söylemiştim ya yatırım yapmak için çok fazla paralar harcamak ya da çok fazla paralar yatırmak gerekiyor diye.

Farkındaysanız 1000 TL'lik bir yatırımdan bahsettim. Şimdi, Ahmet'in 10 yıl boyunca toplam yatırdığı para 132.000 TL. Hasan'ın 10 yıl boyunca toplam yatırdığı para ise 110.000 TL çıktı yaklaşık.

Yatırılan 132.000'e karşılık 1.225.000.

Yatırılan 110.000'e karşılık ise 601.000. Kazanan belli öyle değil mi?

Üstelik Bizt 100 endeksi geçmişte 500 dolar seviyesindeydi. Şimdi ise 300 dolar seviyesinde. Varın gerisini siz düşünün artık. O zaman şimdi bu hesaplamaları bir adım daha öteye taşıyalım.

Çünkü bazılarınızın aklına, ya hocam her ay 1000 TL'yi hisse piyasalana yatıracağıma dolar alıp yastık altına koysam daha iyiydi gibi bir fikir de gelmiş olabilir. Çok doğal bu. Orada hesapladık efendim. Hemen söyleyeyim, eğer Ahmet gibi 10 yıl boyunca her ay düzenli olarak 1000 TL ile doları alsaydınız, bugün yaklaşık 954.000 TL'niz olurdu.

Aslında yine daha az farkındaysanız. Bu arada Ahmet'in 10 yıllık toplam getirisini biz 100 endeks üzerinden örnekledik. Biz 100 dışından, biz tüm endeksi üzerinden hesapladığımızda ise 10 yıl sonra yaklaşık 2,8 milyon TL gibi bir getiriye de sahip oluyor. Bunu da söylemekte bir fayda var.

Bu noktada iyi de hocam düşükten alıp yüksekten satmaya çalışan adam hangi noktada kırılmaya başlıyor diye soruyor olabilirsiniz. Şöyle düşünün düşükten alıp yüksekten satan insan tekrar düşükten almayı beklediği dönemde nakitte bekliyor. Yani piyasadan çıkmış oluyor. Piyasada vakit geçirmiyor.

Burada kayıp bir zaman oluşuyor yani. Şimdi daha iyi anlatabilmek adına bu resmi ABD piyasalarına taşımak istiyorum. Charles Schwab zamanında yaptığı bir araştırmada borsayı zamanlamak ile borsada zaman geçirmek arasındaki farkları incelemiş. Hemen ben size bunları basitçe aktarmaya çalışayım.

2001 yılında 500 dolarlık bir yatırım yapıldığını ve 2020'ye kadar bu yatırımın takip edildiğini varsayalım. Borsayı zamanlayarak yani en düşükten alıp en yüksekten satmaya çalışarak hareket ederseniz borsadan çıktığınız ve nakit tuttuğunuz kayıp zaman boyunca yatırımınızın değeri önemli ölçüde değişiyor. Charles Schwab'ın yaptığı bu araştırmada mesela 10 günlük kayıp zamanla yatırım 1093 dolara çıkıyor. 20 günlük kayıp zamanla yatırım sadece 509 dolara yükseliyor.

30 günlük kayıp zamanla yatırım 375 dolara düşüyor. Bakın düşmeye başlıyor artık. 40 günlük kayıp zamanlı ise yatırım daha da düşerek 259 dolara geriliyor. Buna karşılık hisse alsat yapmadan ve borsayı zamanlamadan sürekli borsada kaldığınızda 500 dolarlık yatırımınız yıllık bileşik büyüme ile 1975 dolara kadar yükseliyor.

Yine bakın ABD piyasalarında da yine kazanan belli. Bu, borsayı zamanlamak yerine borsada zaman geçirmek stratejisinin uzun madede daha fazla getiriş sağlayabileceğini gözler önüne seriyor aslında. Sizlerin de inceleyebilmesi adına ben Charles Schwab'ın çalışmasının olduğu linki podcast açıklamasına bırakacağım bu arada. Evet şimdi anlattıklarımı birazcık toparlamak gerekirse.

Para yönetimi konusunda yanlış bildiğimiz veya düşündüğümüz konuları konuştuk. Bu bir kumar değil dedik. Sonra para yönetmek için yüksek mevlalara ihtiyaç vardır düşüncesinin az önceki örneklerle yanlış olduğunu konuştuk. Az önceki mesela Charles Schwab'ın örneğinde de farkındaysanız 500 dolar yatırımdan bahsediyordu.

Ondan önce de yerel piyasalar içinde ayda 1000 TL yatırım yapan birisi üzerinden anlattım sizlere örnekle. Bunun nasılını ise piyasada zaman geçirme stratejisi üzerinden aktardım. Buradaki büyünün ne olduğunu soracak olursanız eğer aslında cevap çok basit. Bileşik büyüme.

Birçoğunuz bileşik büyüme, bileşik büyüme oranı kavramını biliyordur belki fakat ne kadar bilsek de göz ardı etmemiz de çok kolay olabiliyor. Veya yatırıma yeni başlayanlar vardır ve bilmiyordur belki. O yüzden ben yine de basitçe anlatmak isterim. Birleşik büyüme.

Mesela 1000 TL yatırım örneği verdik. 1000 TL ile yatırım yaptınız. Ve bu yatırımın yıllık getirisi %20 diyelim. 1 yıl sonra ne kazandınız?

1200 TL. Peki 2 yıl sonra ne kazandınız? 1440 TL. Neden?

Çünkü ilk yıl kazandığınız getirinin üstüne de getiri sağlıyorsunuz aslında. Bu şekilde özetleyebilirim birleşik büyümeyi. Bu anlattıklarından podcast'ın başındaki soru geliyor olabilir aklınıza. Yani bu kadar kolaysa neden herkes zengin olmuyor?

İşte burada psikolojimiz devreye giriyor efendim. Bu sistemin işe yarayabilmesi için zaman, sabır ve plana sadık kalmayı erittiriyor. Kimse bir gecede zengin olmaz. Zenginlik zamanlama meselesidir.

Biliyorum uzun süre boyunca uzun vadeli sonuçlara odaklanmak, piyasada zaman geçirmek gibi basit bir yatırım stratejisi ve birleşik büyüme gücünü kullanarak planınıza bağlı kalmak kolay değil ama imkansız da değil. Ve bunu başarabilirsiniz. Bu uzun yolda sizi vazgeçirecek birçok şeye denk gelebilirsiniz. Daha kısa sürede daha yüksek getiri elde edeceğiniz başka bir strateji duyarsınız ve aklınız çenenebilir.

Veya mevcut piyasa koşulları uzun vadeli planınızla alakalı sizi sorgulamaya götürebilir. Midas Podcast'te bu zamana kadar söylediklerimizin toplamı neydi peki? Yola ne için çıktığınızı unutmayın. Duygusal ve psikolojik olarak kendinizi sürekli kontrol altında tutun.

Hırslı değil, planınız konusunda inatçı olun ve tabii sabredin. Kendinizi bu psikolojik mertebeye eriştirdiğinizde... ...başarma ihtimaliniz oldukça yükseliyor efendim.

Sistemden önce kendinize inanın, gerisi gelecektir. Aslında size az önce rakamlarla açıklamaya çalıştığım tabloda... ...bu gerçeği ya da bu ihtimali biraz daha pekiştirecek nitelikteydi.

Evet efendim, bir bölümümüzün daha sonuna geldik. Umarım bu bölümden de keyif almışsınızdır. Dinlediğiniz için çok teşekkür ederim. Bir sonraki bölüme hazırlanmaya şimdiden başladım.

Çok heyecanlıyım. O zaman bir sonraki bölümümüzde görüşmek üzere. Hoşça kalın, iyi günler.

Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.

Reklam Alanı (Deneme)