
2.467 kelime · ~12 dk okuma
Sevgili dinleyici, biliyorsun ben bu podcast alanını çok da böyle kendimle senin aranda bir paylaşım mecrası olarak görüyorum. Ve kişisel süreçlerimi de burada anlatmayı seviyorum aslında. Çünkü benim yaşadıklarım birçoğunuzun yaşadığında denk geliyor. Ve hem bu benim yalnızlık hissimi alıyor, hem de sizin yalnızlık hissinizi alıyor. O yüzden de o bana iyi hissettiriyor.
O yüzden bu hafta bir süredir yaşadığım, belki kabul etmekten kaçındığım ama kabul etmeye başladığımdan beri üzerine daha fazla çalışabildiğim bir duygumdan bahsetmek istiyorum. Ben buna yeterince profesyonel olmayan bir şekilde tükenmişlik sendromu dedim. Neden yeterince profesyonel olmayan bir şekilde birazdan açıklayacağım. Ama hani özetle kendimi çok yorgun hissettiğim, böyle yer yer tükenmiş hissettiğim, yer yer devam etme motivasyonunu kendimde bulamadığım, ama sonuçta sorumluluklarımı ve görevlerimi aksatmadan devam ettiğim bir süreç içerisindeyim bir süredir. Yani bu yeni olan bir şey değil aslında. 2-3 aydır böyle hissediyorum. ve bunun alanı koymadıkça, tanımlamadıkça bununla ilgili yeteri kadar ıslaklı bir şeyler yapmadığımı fark ettim. O yüzden de buraya getirmek istedim, yani podcast'a getirmek istedim bu konuyu.
Neden yeterince profesyonel olmayan bir şekilde tükenmişlik sendromu dediğimi şöyle açıklayayım. Çünkü bence ben tükenmişlik sendromu yaşamıyorum. Bu popüler kültürde işte ne bileyim sanatçıların falan yaşadığından haber aldığımız tükenmişlik sendromu aslında çok gerçek bir şey. Bu arada şey demek istemiyorum. Yani bunun yaşadıklarını duyduğumuz sanatçılar bunu yaşamamışlardır demek istemiyorum. Çünkü yaşamışlardır. Tükenmişlik sendromu kendi içerisinde gerçekten çok gerçek ve insanı çok zor bir durumda bırakabilecek bir sendrom. Çok uzun çalışma saatleri, çok yorucu iş yükü, işte çok mutlu hissedememek gibi bir sürü şey tükenmişlik sendromuyla sonuçlanabilir. Biraz daha detaya gireceğim zaten podcast'in ilerleyen dakikalarında. Bence benim hissettiğim tükenmişlik sendromu değil. Yani bence benim yaşadığım bu değil. Çünkü o çok daha farklı sonuçları olan bir süreç. Benimkisi ise sadece gerçekten çok yorgun hissetmek kendisini ve bunu bilerek buraya getirmek ve üzerine konuşmak istiyorum. Çünkü bence hepimizin böyle hissettiği dönemler oluyor ve bunu göz arda etmeye çalışıyoruz, ilerlemeye çalışıyoruz. Ve belki de çok daha olumsuz noktalarda sonuçlanabiliyor bu. O yüzden konuşuyorum aslında bugün bu konu hakkında.
Mesela şeyi bilmenizi istedim. Bir insan çok yorgun hissedebilir ama üretmeye devam edebilir. Yani ben aşağı yukarı 3 aydır belirgin bir şekilde böyle hissediyorum. 3 aydır hiç podcast çıkmadığım, bir hafta sonu olmadığım, hatta ekstra bölümler kaydettim ve karşınıza geldim. Ne bileyim mesela 3 aydır aksattığım bir seansım ya da bir toplantım olmadı. Her şeyi normal yapmaya devam ettim. Ya da kızımdan, eşimden özellikle onları ayıramadığım bir vakit olmadı. Cümleyi kuramadım ama siz beni anladınız diye tahmin ediyorum.
Ama mesela ne yaptım? Nerelerden anladım aslında bende artık böyle bunun bir birikim olduğunu ve kendimi çok yorgun hissettiğimi? Mesela sevdiğim diğer insanlardan biraz daha uzak kaldığımı farkettim. Arkadaşlarıma yeterince vakit ayıramadığımı farkettim.
Ya da sosyal yapmak istediğim bir takım sosyal aktivitelerden uzak kaldığımı fark ettim. Mesela ben kendim aslında bu geçtiğimiz sonbaharda sık sık tiyatroya gitmeye karar vermiştim. Ama inanır mısınız bilmiyorum bir tane bile oyuna gidemedim. Çünkü ne zaman bu bileti, herhangi bir bileti aslında almak için ekranı açsam, alamadım. Kararsızlık içerisinde kaldım. Motivasyonu bulamadım. Günün sonuna kapattım. Gitmek istediğim konserlere gidemedim. Yapmak istediğim şeyleri yapamadım. Yani sosyalleşmek adına hayal ettiğim aktivitelerin hiçbirini yapamadım. Tersine, işten çıktım, eve gittim, kanepede bir köşeye sindim ve erkenden uyuyakaldım.
Yani ben normalde erken yatmayı hiç sevmeyen bir insanım. Böyle artık hiç kafamın çalışmadığını, böyle gözümün ferinin kalmadığını hissettiğim günler çok oldu. Bunun böyle sabah kalktığımda da yorgun hissettiğimi fark ettim. Ya da mesela gün içerisinde normalde enerjim çok yüksek olabilecekken öyle olmadığını fark ettiğim zamanlar da oldu. Ve bunun fiziksel bir sebep olmadığını biliyorum. Çünkü böyle 2-3 gün üst üste dinlenebildiğimde böyle hissetmiyorum. Ama normal gün içerisinde bu şekilde hissettiğim çok zaman olduğunu fark ettim. Dediğim gibi bu yaptığım işe yansımıyor. Çünkü ben yaptığım işi çok seviyorum.
Ama benim üzerimde bir etkisi olduğunu fark ediyorum. Şimdi tükenmişlikten bahsettiğimiz zaman, bunu artık kişinin neredeyse sürdüremez hale geldiği bir durumdan bahsediyoruz. Bunun artık daha patolojik bir boyuta geldiği bir durumdan bahsediyoruz. Benim yaşadığım süreçte ise fiziksel ve duygusal yorgunluk, sorumlulukların bir miktar ağır gelme hissi, belki yaptıklarım nereye ulaşıyor duygusunun zaman zaman ortaya çıkışı gibi böyle farklı süreçler Mümkün. Mesela ben kendi burada hani bugün bunu konuşacağımı düşünürken kendimi de biraz sorguladım ya ben neyi neden yaşıyorum diye sorgularken şunu fark ettim mesela. Belki sizlerle benzer bir şey yaşıyorsunuz diye buraya getirmek istiyorum. Benim çok fazla farklı rolüm var. Yani burada karşınızda podcaster gizemim. İşte bir mobil uygulamam var. O yüzden bir girişimci kimliğim var benim. O girişimci kimliğimle girişimcilik ekosistemi içerisinde bir varlığım var. Orada bir sürü eğitimlere katılıyorum. Yatırımcı sunumlarına çıkıyorum. Farklı farklı şeyler yapıyorum. Bir anne kimliğim var tabii ki çok iyi bildiğiniz. Aynı zamanda bir eşim. Aynı zamanda bir ablayım. Annemin, babamın çocuğuyum. Aynı zamanda psikoloğum ve iyilik hallerinden sorumlu olduğum insanlar var. Farklı içerikler üretiyorum, bir sürü farklı mecrada o içeriklerin hepsinden sorumluyum. Bütün bu farklı rollerin içerisinde her rolde başarılı hissedebilmek çok zor. Mesela bir şey çok iyi giderken içinde bulunduğum başka bir rolde bir şeyler kötü gidebiliyor.
Ve aslında sanırım bu beklenti yorucu bir şey. Yani ben hayatımın her farklı rolünde iyi olmayı beklediğim zaman günün sonunda çok yoruluyorum. Ve iş, özel hayat dengesi dediğimiz şeyde biraz kayboluyorum da. Çünkü benim işimle özel hayatım çok da iç içe geçmiş durumda.
Zaten aslında bence psikolog olmak da biraz böyle bir şey. Yani hayatın zaten düşündüğün ve yaptığın şeyle çok ilişkili. İster istemez orada, mesela anneliğin içerisinde de yaptığın şeyi buluyorsun ya da romantik ilişkinde de buluyorsun. Her yerde inandığın değerleri oturtmaya çalışırken bazen de duvara tostluyorsun doğal olarak. Ya da mesela işte belki bir psikolog olarak başarılı olduğum yerler daha fazlayken girişimcilik yolumda, rolümde zorluklarla karşılaşıyorum ve bazen o şapka bana ağır geliyor.
Bir beraber çalıştığım insanları motive etme rolü bazen ağır geliyor. Yani aslında sorumluluk dediğimiz tek bir sorumluluk yok yani. Bir sürü şey var hayatta. Yani mesela akşam yemeğini hazırlama sorumluluğu ağır geliyor bazen. Gerçekten hiçbir şey yapmak istemiyorsun. Ama mesela o da kendini acaba ben yeterince iyi bir anne değil miyim sorgulamasına da sürükleyebiliyor. Yani çok fazla her şey itişe geçmiş durumda hayatımızda. Ve bunun sadece bana özgü olmadığını biliyorum. Ben kendime anlattım ama eminim beni dinleyen herkes için iç içe geçmiş bir sürü farklı rol var. Ve o rolleri içerisinde otantik bir kimlik sürdürmek de zor. Veya işte böyle lineer bir başarı hikayesi sürdürmek de çok zor bence.
Tabii ki buna eklenen toplumsal ve ekonomik stresler de var hepimiz için. Veya işte bir gelecek kaygısı, kariyerimiz anlamında yapmak istediklerimizin kaygısı. Bunlar böyle hepsi üstümüze biniyor baktığınızda. Şimdi bu konuya girmişken birazcık daha açayım ve şunu söyleyeyim. Yani bu yorgunluk hissinin belirtileri neler olabilir? Yorgunluk böyle sabah kalktığınızda dahi yorgunluk, uykusuzluk, yeterince iyi uyuyamama, az ya da çok uyuma demeyelim de yeterince iyi uyuyamama, uykuların sık sık bölünmesi, baş ağrıları, bazen gastrointestinal sıkıntılar. Bunlar hep fiziksel belirtileri bu yorgunluğun. Duygusal belirtileri, toleransa düşüklük, genel bir sinirlilik hali, yer yer motivasyon eksikliği, biraz böyle yalnızlık hissi. Ama şimdi mesela davranışsal belirtilere geçip şunu söyleyeceğim. Burada da bir sosyal izolasyon hali var. Yani o yalnızlık hissi bizim yarattığımız bir his de oluyor birazcık. Biz kendimizi geri çektikçe aslında yalnızlaşıyoruz da. Davranışsal belirtilerde erteleme davranışını sık sık görüyoruz. Yani böyle yapmak istediğimiz projelerden kaçmak,
İşte özellikle küçük işleri sonsuzluğa ertelemek, kişinin genel verimliliğinde bir düşüş görmesi. Bunlar da böyle genel olarak gördüğümüz belirtiler. Devam etmeden önce minik bir ara verelim. Ondan sonra kaldığımız yerden dönelim.
Neden peki bu yorgunluğu hissediyoruz? Yani buraya bizi geçiren şey ne? Ben az önce anlattım zaten yani bu rollerin birbirine geçmesi tabii ki önemli bir unsur. Onun dışında hayatımızdaki belirsizlikler, bazen sosyal destek eksikliği, bazen işimizin yükünün ağırlığı buraya getirebiliyor. Kişisel olarak eğer yüksekse bunlar etkili oluyor bu yorgunluğu yaşamamızda. Bir de yani her şeye yetişmeye çalışmak sanki her şeyi en iyi şekilde yapmaya çalışmak zorlayabiliyor. Peki bu yorgunlukla nasıl başa çıkabiliriz? Yani bence en önemli kısmı bu. Bu yorgunlukla başa çıkmanın ilk adımı bence bunun adını koymak. Yani durumunuzu tespit etmek. Ben şu anda bunu yaşıyorum demek. Bunu bir zayıflık olarak, bir ne bileyim, zaten böyle inkar edersek gidecek bir şey olarak görmek doğru değil. Çünkü öyle yaptığımızda bununla savaşmıyoruz. Bunun kendi kendi geçmişini bekliyoruz. Ama bu sinsi sinsi aslında bizim hayatımıza daha fazla yer kaplamaya başlıyor.
O yüzden önce bunu bir görmemiz ve kabul etmemiz lazım. İkincisi, neden yetişemiyorum, neden yapamıyorum, neden olmuyor gibi sorularla gerçekten kendimizi daha da aşağıya çekmek yerine birazcık daha nazik ve sakin bir şekilde kendimize bir şey katlamamız gerekiyor aslında. Bu çok doğal, yapamayabiliriz. Mesela küçük bir çocuk düşünün, üzerinde çok fazla sorumluluk olmak durumunda kalan ya da mesela bir sürü oradan oraya oradan oraya bir sürü farklı kursa şuraya buraya götürülen bir çocuğa yorulduğunda neden yoruldun demiyoruz. Çünkü demememiz lazım. Çünkü yani küçücük bedeni çok fazla yük taşımaya çalışıyor ama aynı şey bizim için de geçerli ve yapamayabiliyoruz. Üçüncü adım başa çıkmak için artık bir şekilde elimizi uzatmak ve insanlardan destek almak. Yani bu en yakınımızdakiler olabilir, profesyonel bir destek olabilir, Ya da buna benzer süreçlerden geçmiş diğer insanlar olabilir. Bir süredir temasa geçmediğimiz arkadaşlarımız olabilir. Birazcık o anki manzarayı değiştirmek gerekiyor bence. Yani tam tanımlamak istediğim bir şey sanırım böyle bir şey. Yani hep aynı. hani o böyle sürekli dönüp duran hamster tekerleğinde kalma hissinden çıkmak lazım birazcık yani ben orada dönüp duruyorum her gün her gün her gün aynı şeyleri yapıyorum her gün o tekerleğin içerisinde beni kimse görmüyor ya da işte ben oradan çıkmanın yolunu bilmiyorum hissi zaten o çaresizlik hissini getiriyor
O yüzden o tekerlekten çıkıp birazcık da farklı yerleri keşfetmemiz lazım. Tabii ki iş yükümüzde ne gibi değişiklikler yapabiliriz? Bunlara bakmak gerekiyor. Her zaman sorun iş yükünün fazlalığı olmadığı için direkt oradan başlamadım aslında. Yani bazen mesela işlik gününüz aynı kalır ama siz birazcık daha fazla küçük küçük mola vererek oraya daha değişik yaklaşırsınız. Ya da belki yalnız çalışmaktır yorgunluk hissinize sebep. Birazcık daha grup içerisinde çalışmayı deneyebilirsiniz. Belki mesela fiziksel egzersiz eksikliğidir. Birazcık orayı getirebilirsiniz. Belki mesela yeterince kendinizi ödüllendirmiyorsunuzdur. Onu sağlayabilirsiniz. Ama bu küçük küçük değişiklikler bir anda fark yaratabiliyor. Ben açıkçası mesela uzun zamandır ertelediğim bir şey yaptım dün gece. Yani bu podcast'ı kaydetmeden birkaç saat önce. Neredeyse belki bir senedir aklımda bir bülten yazmak vardı. Bir bülten sürecine başlamak vardı aslında. Bülten dediğimiz düzenli bir şey. Tek seferlik bir şey değil. Ve dün akşam kendi bu yorgunluk hissimle başa çıkmak için yepyeni bir şey aldım üstüme. Ve belki bu dışarıdan yeni bir yorgunluk unsuru olarak algılanabilir. Ama benim için aslında uzun zamandır erteleliğim bir şeyi yapmaktı. Yine mesela geçen hafta çok uzun zamandır erteleliğim bir e-mail'i yazdım çok sevdiğim bir insana. Yine bu çok böyle kendimce yorgunluğum yüzünden yapamadığım bir şeydi. Ama onu yaptım ve bu bana çok iyi geldi. Ama biraz daha beni mutlu edebilecek, bana böyle farklı hissettirebilecek şeyler yapmaya başladım. Ve bununla beraber o sisin birazcık daha dağıldığını hissedebiliyorum açıkçası. O yüzden aslında bu podcast'ı bunun üzerine yapabilme gücünü buldum kendimde. Ve tabii ki son olarak aslında hayatımıza biraz neşe katmak, yani birazcık böyle güldüğümüz anları, mutlu hissettiğimiz anları arttırabilmek, biraz daha durup o güzel anların tadını çıkartabilecek nefes alabilmek çok kıymetli diye düşünüyorum. Yapmakta zorlanıyoruz, oraya vakit ayırmayabiliyoruz. Bazı şeyler çok böyle günlelik detaylar zaten oluyor diye düşünüyoruz ama aslında o hayatımızdaki en güzel ve en hatırlanası anlar. Mesela belki sabah yatakta sevdiklerimizde keyif yaptığımız anlar ya da işte kanepede hep beraber sarmaştığımız anlar ya da ne bileyim böyle bir yemekte hep beraber yürüdüğümüz anlar. Onlar aslında bizimle kalıyor.
Biraz da şunu düşünmek lazım. Yani benim işime koyduğum enerjiyi eğer ben hep aynı şekilde sürdürürsem işimin verimliliği artmıyor. Tam tersi. Zaman içerisinde azalıyor. Yani o marjinal fayda azalıyor. O yüzden biraz bunu düşünmek lazım. Yani arada durmak ve tekrar başlamak, o enerjiyi toparlamak ve tekrar başlamak gerekiyor. Ama burada durmakta ve tamamen durmak değil de belki biraz azaltmak yani sosyal medyayı azaltmak olabilir. İşte biraz olsun daha yavaş gidebilecek işleri yavaşlatmak olabilir ki enerjimi toparlayıp geri döneyim. Bunlar benim de kendimce bir süredir uyguladığım ve bana da çok iyi geldiğini düşündüğüm öneriler. Umarım eğer siz de böyle bir süreçten geçiyorsanız size de çok iyi gelir.
Şimdi podcast'ın son kısmında size tükenmişlik sendromundan bahsetmek istiyorum. Dedim ya bence bende bu değil de bende yorgunluk var ama bir de bu işin tükenmişlik sendromu kısmı var. Ondan mutlaka bahsetmek istiyorum çünkü çok gerçek ve çok önemli bir şey. Tükenmişlik sendromu dediğimiz zaman bunun belirtileri bence daha derin. Bir kısmı benim podcast'ın ilk kısmında anlattığım yorgunluk belirtilerine benziyor. O yüzden aynı şeyleri duyabilirsiniz. Ama şunun altını çizeyim. Bunların daha geçmeyen, yani böyle mesela ben şunu söylemiştim yani
Birkaç gün dinlendiğimde çok daha iyi hissediyorum kendimi demiştim. Tükenmişlik sendromu yaşayan insanlarda böyle 2-3 günlük bir aranın çok büyük bir faydası gözükmeyebilir. O yüzden bu açıdan değerlendirmenizi isterim. Tükenmişlik sendromunun fiziksel belirtilerine baktığımızda işte kendi yorgunu hissetmeye bir türlü geçmeyen bir enerji kaybı tabii ki fiziksel sebebi olmayan yani onun altını çizeyim.
Uykusuzluk veya aşırı uyuma isteği, vücutta fiziksel bir sebebi olmayan kas ağrıları, baş ağrıları, bağışıklık sisteminin zayıflaması, kişinin sık sık hastalanmaya başlaması İştahında da bazen değişiklikler, yani aşırı yeme isteği veya iştah kaybını görebiliyoruz. Duygusu olarak, dediğim gibi ben böyle boşa çabalıyorum hissi, çaresizlik hissi, aşırı tepki verme hali, işte sorumluluklarını yerine getirmek istememek veya yani oraya ilgi duymamak artık. kendi başarılarını küçümsemek, devamlı yetersiz hissetmek, karşıdaki insanlara karşı empati eksikliği göstermeye başlamak, yani böyle bir o kopma hali, başka insanlarla ilgilenmeme hali, genel bir umutsuzluk, karamsarlık halini görüyoruz. Bunun dışında mesela kişinin dikkatinin çok kolayca dağıldığını, sık sık unutkanlık yaşadığını, zihninin bulanık olduğunu, o beyinsiz dediğimiz durumun çok yaygın gözüktüğünü, karar vermekte çok zorlandığını bu kişinin gözlemliyoruz. Tabii böyle olunca çok doğal olarak kişinin üretkenliği azalıyor, yaptığı işler daha zor hale geliyor, devamlı erteleme davranışı gösteriyor, o kafasını toparlayamadığı için veya işte böyle bir şeylerden eskisi kadar zevk almadığı için sosyal çevresiyle daha az etkileşim kurduğunu, biraz daha sağlıksız başa çıkma yöntemlerini benimsediğin işte alkol gibi, sigara gibi
uyuşturucu maddeler gibi ya da abur cubur gibi kendisine zarar verebilecek bir şekilde beslendiğini görüyoruz. Bir de yani böyle görevlerden artık tamamen kaçma, normalde yapmayacağı şekilde bir şeyleri iptal etme, işe gelmeme, fazladan izin alma gibi durumlarda gördüğümüz belirtiler arasında. Şimdi bunların uzun süre devam etmesi artık gerçekten bunun mutlaka bir uzmandan destek alarak çözülmesi gerektiği anlamına geliyor. Çünkü ihmal edilmesi durumunda aslında daha da kişiyi zorlayabilecek bir hale gelebiliyor bu durum. Ve aslında bunun aşama aşama olduğunu da söylemek isterim. Yani mesela ben size yorgunluğumu anlattım ve ben eğer doğru bir zamanda buna müdahale etmeye başlamasaydım, kendim de fark edip belki de tükenmişlik sendromuna evrilebilecekti benim durumum. O yüzden de aslında bu podcasti biraz daha hep beraber farkına varalım diye yaptım ki tükenmişlik sendromuna varmadan durumumuz, kaçınalım bundan ya da eğer tükenmişlik sendromu yaşayan bir yakınımız varsa bunu fark edelim ve onun destek alması için mutlaka yanında olalım istiyorum. Beni dinlediğiniz, duygularımı, bugünlerde yaşadıklarımı paylaşmamı alana açtığınız için hepinize çok teşekkür ederim. İyi ki varsınız. Herkese çok sevgilerimi gönderiyorum. Bir sonraki podcastta görüşmek üzere.
Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.