Podcast

içi seni dışı beni yakan yaşam enerjisi ⚡️ ⚠️ dikkat yüksek voltaj ⚡️⚠️

Dr. Gulec Radio

1 yıl önce
Reklam Alanı (Deneme)

Bölüm Açıklaması

Sürekli enerjik olmak nasıl mümkün? Yüksek voltajda nasıl bir hayat yaşanır? Buna tek tarafta bakmak olmaz. Tecrübelerle konuşmalıyız girl!








Tüm bölümler ve daha fazlası için ⁠⁠⁠podbeemedia.com⁠⁠⁠'u ziyaret et!



----- Podbee Sunar -------


Bu podcast reklam içermektedir.

Bölüm Transkripti

3.563 kelime · ~18 dk okuma

Akmaya bir yer bulamaz gözyaşım canım benim. O uykusuz ben keyifsizim. Çocukken sanırdım ölümsüz yenilmezim ama artık kendimden ümitsizim. Hello! Ya bu enerji nereden geliyor? Bu enerjinin kaynağı ne? Girl! Bu, şu hayatta en çok aldığım soru olabilir. Ve ben bugün, sizlerin huzurunda, benim hocası fakültesinin önünde, bu enerjinin kaynağı ne? Yüksek voltajlı hayat yaşamak nasıl oluyor? Tüm detaylarıyla, tüm gerçekliğiyle, tüm çıplaklığıyla anlatacağım. Şaşıracaksınız, hiç tahmin etmediğiniz şeyler anlatacağım ve bölüm sonunda size tekrar soracağım. Mavi hap mı, kırmızı hap mı? Hala ister miydiniz bu kadar yüksek enerji? Hazırsanız başlıyoruz. Ben çok hazırım.

Doktor Gületç Radyo'ya hepiniz hoş geldiniz. Arkadaşlar farkındaysanız dinleni kim? Sesinden anlayacağınız üzere gerçekten dinlendim çünkü bir günün nöbetim yoktu. Update vereyim öncelikle. Bu arkadaşlar, bu Popcast, bu bölüm Gönüllü Doktorluk yapmaya gitmeden önceki son bölümümüz. Beni böyle heyecan sardı, uçak biletleri alındı falan. Arkadaşlar ama yani işin en eziyetli kısmı geldi valiz hazırlama. Ha bu arada orada nasıl yapacaksın? Bizi unutacak mısın? Biz cuma sabah kalkacağız. bakacağız bölüm yok trafikte metrobüste sensiz mi gideceğiz peri bacam derseniz tabii ki hayır hiç böyle bir şey yaptım mı aşk olsun peki ne yapacağım arkadaşlar daha da organik sağ olsun sesinizi duyduk Pod B ve bana mikrofon gönderiyorlar ve ben o mikrofonu böyle sürekli yanımda taşıyacağım ve size organik organik o an ne varsa hem onların ses kaydını alacağım sonra geçeceğim bir köşeye ortamın sesiyle artık nasıl bir ortam nasıl bir ses olursa hep beraber popkaz kaydedeceğim

Ve çok heyecanlıyım bunun için. Size de bunu duyurabileceğim için çok heyecanlıyım. Ayrıca sosyal medya içinde şöyle düşündüm. Şimdi ben orada çok yoğun olacağım. Bakacağımız hasta sayısını duyduğumda dedim ki yes 20 günde 10 nöbet tuttum bir de o kadar bakayım falan. Ama olsun oradaki çok başka bir şey. Neyse o yüzden dedim ki ben çekeyim videoları. Hiçbir şey yapmadan da böyle birleştireyim. Vlog gibi olsun. Editleyeyim. Organik olsun. Ne yaşıyorsam onu göstereyim. Gün gün yapayım ki birikmesin, uğraşmayayım. Benim için video yapmak bayağı kısa. Bir görseniz ben yarım saatte edit bitiriyorum. Her şeyi bitiriyorum.

Transkriptin tamamını oku

Bu yüzden tek başına dev kadro olabiliyorsun. Diğer türlü bu iş yürümez çünkü. Takılmıyorum hiçbir şeye biliyorsunuz. Yapıyorum, tık tık tık atıyorum. Orada da öyle yapacağım. Fikriniz varsa alırım. Abla şöyle yap, böyle yap falan derseniz daha kolay, daha böyle. Sizin de isteyeceğiniz bir şey olursa onu da yaparım tabii ki. Fikir atın bana, fikir söyleyin. İnstagram'dan. Arkadaşlar şimdi geldik eziyete. Valiz hazırlama kısmına. Normalde ben boya batta falan da çalışıyorum ya sürekli. O yüzden babam ve annem genelde valizlerimi yapıyor. Buradayken babam hazırlıyor. Oradayken de annem falan. Çok sağolsunlar. Hatta bir şey unuturlarsa diyorum ki bu nerde? Tamam o zaman bir daha hazırlamıyorum. Anne diyorum özür dilerim, özür dilerim tamam hazırla falan. Neyse. Ve arkadaşlar işin kötü yanı şu an annemle babam var. Neredeler biliyor musunuz? Sürekli benim yanımda olduğu için ablam kıskanmasın diye.

Londra'ya gittiler ablamın yanına. Şaka yaptım, şaka. Niye kıskansın? Yok, cidden ablamı çok özlemişler. Gittiler. O yüzden ben valizimi tek başıma hazırlamak zorundayım. Bu arada ben de ablamı çok özledim. Aylardır görmüyorum. 6 ay falan oldu herhalde, sayamıyorum artık. Ama gidemiyorum.

Gitmek istiyorum yanına. Seni çok özledim. Bunu dinliyorsan I love you. Ve arkadaşlar benim valiz hazırlama düzenimi bir görseniz. Ben gördün ya gezdim falan şu kadar ülkeyi. Hepsinde böyle her şeyi tıkış tıkış tıkış yapıyorum. Ve en son üzerine oturuyorum. Annem geldiğimde böyle her zaman korkuyla açıyor. Ben de diyorum tamam anne önce hazırlıyorum. Bak diyorum şöyle şöyle çok zorlandım şunu yaptım yetişemedim uçağa falan. O yüzden açıyor ve her şeyi asla eve değdirmeden kapının dışında alıyor böyle çöp poşetiyle ve hepsini. Böyle çamaşır suyuyla falan yıkıyor tabii ki çamaşır suyuyla yıkamıyor. Neyse ben ne yapacağım bilmiyorum. 29 yaşında yeni bir valiz hazırlayacağım ilk defa tek başıma.

Şaka arkadaşlar ama zor gerçekten. Şimdi burada olmayan bazı şeyler var ve bunlar yetişemeyecekti de. O yüzden ne yaptık biliyor musunuz? Anneme bir liste verdim ve o listeyi teker teker dolaştı böyle alışveriş merkezlerine aldı onları. Sonra hepsini bir tane valize koydu ve o valizi de otobüs firmasına verdi sabah. Ve otobüs firmasında şu an benim valizim geliyor. Ben de akşam gideceğim onu Boyabat Terminali'nden alacağım.

Böyle bir çözüm bulduk. Ve benim pluristimde neler var biliyor musunuz? Asla unutmayacağım. İşte böyle uzun bacak, külotlu varis çorabı. Çünkü biliyorsunuz ki benim artık beni özetmezliğim var. Bu beni özetmezlikten ötürü ben kısa çorap değil, uzun çorap giymeliyim. Külotlu giymeliyim. Ve benim o eskiden giydiğim çok tatlı olanları artık uzun uçuşlarla falan giyemem. O yüzden başka almam lazım ve bulamadım internette. Londra'dan falan söylemem gerekiyor. Orada güzeller var. Burada yok, okey. Ama şu anda bir şey almam lazım. Boya battaki medikalcilere bakacağım. Onu anneme de bulduramadım.

Onun dışında işte böyle şat tozlarım var. Sıtma ilacı, alerji ilaçlarım, alerji takviyelerim, diğer tüm takviyelerim, kutu kutu ilaçlarım. Sonrasında dudak bandım, bu uyku bandı. Sonra göz bandım, üçte olan, ışık asla geçirmeyen. Çünkü biliyorsunuz ki melatoninim önemli. Bu arada, I promise you, yüzde eriyen karacağım maskesi yapmayacağım uçakta.

Baş ağrım için migraine patchler aldım. Migren patchleri. Çünkü orada ağrısını istemiyorum. Uzun uçuş olduğu için büyük ihtimalle ağrır. O yüzden bol bol su chunk etmem lazım. Bol bol. Bu arada aktarmalı gidiliyor oralara. Tek uçak yok. O yüzden de valizler çok fazla kayboluyormuş. Dediler ki bize tek valiz alın ve o da kabin valizi olsun. Arkadaşlar böyle bir şey mümkün mü sizce? Ben tabii ki iki tane alacağım ama... Küçük olana da yani yanıma alacağım kabine de kaybolmayacak olana da inşallah. Her şeyin küçük boyunu falan. Böyle hani bana bir 5 gün yetecek tüm eşyaları koymaya çalışacağım. O yüzden bir sürü küçük şişe aldım. Tüm işte güzellik bakımının ürünlerini falan koyacağım. Bu benim için bir ilk. Bunu herkes yapıyor ama ben hiç yapmıyordum. Böyle her şeyin büyüğünü atıp risk alıyordum. Patlar matlar umrumda değildi. Ama artık yetişkinim arkadaşlar. Büyüdüm ve ben de geliştim. Sesimden de anlayacağınız üzere heyecanlıyım. Bu arada 20 günde 10 dövbe tutuyordum ya. Hani insan üstü bir şey yapıyordum kendime yükleme.

Üç nöbeti kaldı bunun. Ve iyiyim şu anda. Yani insanoğlu her şeye dayanabiliyormuş herhalde. Bir nedeni olan her nasıla katlanır. Çok iyi değil mi? İşte öyle yani. Ben de katlandım, katlanıyorum. Üç tane kaldı. Evet artık konuğumuza geçebilir miyiz? Nasıl böyle enerjiyim? Sizi hayal kırıklığına uğratmak istemezdim ama ben enerjik olmak istediğim için böyle olmuyorum arkadaşlar. Çünkü ben de bazen gizemli olmak istiyorum. Bana sorsanız ben de böyle mysterious olmak istiyorum. Mesela bir date'e gittiğimde ya da yeni bir ortama girdiğimde hemen kendimi belli etmek istemiyorum. Hemen ne olduğumu, imzamı koymak istemiyorum ortaya. Bazen ben de böyle fark edilmez olmak istiyorum. Daha böyle temkinli adımlar atmak istiyorum. İnsanlar hemen ne olduğumu anlamasın, beni fark etmesin.

Ya da herkesle hemen kılıçlar çekiliyor mesela. Çünkü böyle bana bakıyorlar, ha bu böyle, bu birazcık risk, bu biraz farklı, tamam o zaman buna göre böyle. Ya hayır ya. Düşman kazanmak, dikkat çekmek, enerjik olmak bunlarla beraber geliyor. Hayatım boyunca gittiğim her okulda, yeni girdiğim her ortamda bunun böyle sıkıntılarını yaşadım.

Ve sadece bu da değil. Size anlatacağım sonrasında nasıl bir şey böyle bir hayat yaşamak ama bana sorulsa ben de gerçekten tamam bazen enerjik olmak isterim ama elimde değil. O yüzden ben bunu seçmiyorum. Peki ben ne yaptım arkadaşlar? Kendi ruhumu, kendi özelliklerimi, kendi DNA'mı, kendi beynimi değiştirmek yerine

Bunu tanımaya karar verdim. Bunu tanıdım. Yıllar süren bir süre sonunda tanıdığımı düşünüyorum. Hala tanımadığım kısımları var. Ama bu enerji konusunda tanıdım diyebilirim tabii ki. Kendimi tanıdım ve kendimin... Böyle o kadar hassas yaklaşıyorum ki diyorum ki Tuğba böyle biri. Ve Tuğba'nın yapmaması gerekenler var, yapması gerekenler var. Enerjisini koruması için, hayatla daha uyumlu bir şekilde yaşaması için yapması gerekenler... Bunları biliyorum ve bunları yapıyorum. En basit arkadaşlar gece hayatım yok artık alkol kullanmıyorum. Mesela çünkü bunlar neye sebep oluyor hepsini bir bölüm içerisinde anlatacağım. Yani sizin tarafınızdan bakınca da nasıl böyle enerjik oluruz işte bunun kaynağını söyle biz de yapalım falan takviye. Hayır arkadaşlar kimsenin böyle olmasına gerek yok ama neye gerek var? Herkesin kendilerini tanımasına ve kendi özellikleriyle beraber kendilerinin en iyi versiyonu olmasına yani elindeki potansiyeli en iyi değerlendirmesine ihtiyaç var.

Ya da enerjik olmak yerine doğru soru ne biliyor musunuz? Ben nasıl neşemi preserve ederim? Nasıl korurum? Nasıl bunu sakınırım? Tamam mı? Ya da nasıl tembel olmam? Diye sorulabilir. Ama enerjik olmakla tembel olmamak asla aynı şey değil. Mesela ben şu an enerjik ve tembel olmayan birisiyim. Ama ben kendime böyle hassas yaklaşmasaydım enerjik ama tembel ve prodüktif olmayan, üretici olmayan, üretgen olmayan bir insan olabilirdim. Ki öyle zamanlarımda oldu. Neden oldu? Anlatacağım.

Anlat da artık. Şimdi gelelim bana. Arkadaşlar her videomda sürekli aldığım bir yorum var biliyorsunuz ki. Ya bu el kol beni çok yordu. Hareketlerinden ötürü izleyemiyorum falan. Ve bu izleyemediği süre bir buçuk dakika. Maksimum. Ben sorarım size. 45 saniye dayanamadığınız şeye ben 29 yıl tüm hayatım boyunca dayanmaya çalışıyorum. Şimdi ister miydiniz bu kadar enerjik olmak? O kadar zor ki bunu zapt etmeye çalışmak. Elinizde böyle bir enerji var, tamam mı? Böyle enerji gibi, top top top. Ve siz bunu kötü kullanırsanız bu atom bombasına dönüşüyor arkadaşlar. Gerçekten. Kişi için. Dünya için değil tabii ki. Ama böyle bir yıkıcı yöne dönüşebiliyor işte bu enerji. Çünkü hayat hep dualite. Bir şeyin iyisi varsa kötüsü de var. O yüksek enerji varsa bu öyle bir hale alabiliyor ki... ...bölümün diğer kalan kısmında anlatacağım şey dönüşüyor. Vallahi özür dilerim, bilerek yapmıyorum.

Uff çok konuştum yine. Şimdi ben susayım biraz da başkaları konuşsun, başkalarının sesini dinleyin. Ve bir de bu podcast devam etsin. Sonrasında ben de geleceğim. I love you Jackson. I love you. Doktor Güneş radyo.

Şimdi diyeceksiniz ki hep böylesin falan da o zaman aldığın takviyeler. O takviyeler ne işe yarıyor? O zaman işe yaramıyor mu falan? Birincisi ben o takviyeleri sadece enerjim için almıyorum. İkincisi enerjimin takviyelerden gelmediğini şöyle anlatabilirim. Ben çocukluğumdan beri zaten böyleyim. Çocukluğumdan beri böyle kabına sığmayan, yerinde durmayan falan. Hatta bu niye böyle falan diye psikiyatristlere götürülmüş. Bu çoğu insan böyle olanlar bunu yaşamıştır bilirler zaten. Böyle bir çocukluğum zaten.

Tamam madem ben zaten böyle biriydim, böyle bir çocuktum, böyle bir yetişkinim, böyle bir ergendim. O zaman bu takviyeler ne işe yarıyor enerji anlamında? Çok önemli detay var arkadaşlar burada. Ben yapısal olarak, beyin olarak değil mi çok enerjiyim. Ama bu enerjiyi fiziksel olarak bedenim kaldıramayabilir. Çünkü ben bunu ne yapıyorum bu enerjiyi? Kötüye kanalize etmek yerine üretgenliğe vuruyorum değil mi? Böyle bir yönlendirme yapıyorum, sublimasyon yapıyorum.

Ve aldığım takviyeler de bunu yaparken fiziksel gücümün de yeterli olmasını sağlıyor. Ya da bu kadar sağlıklı beslenmem. Ya da işte hormonlara göre yaşamaya çalışmam. Serotonin rich gıdalardan beslenmem. Yani serotonin yüksek falan. Bunlara dikkat etmem. Ne işime yarıyor genel olarak işte? Hem beynim bu şekilde zaten. O böyle. Onu değiştiremem. Değiştirmiyorum. Değiştirmek çalışmıyorum da. Ama fiziksel olarak sağlığımı ve fiziksel olarak enerjimi de takviyelerle beraber güçlendiriyorum ki ayak uydursun beynime diye.

Ağzım kafama uyduramıyor hala ama olsun bedenim uydurabilsin diye. Şimdi gelelim ben çocukluktan beri niye böyleyim sorusuna. Arkadaşlar konuya çok indirgemece olarak yaklaşırsam konu hormonlar üzerinden dönüyor aynı zamanda enzimler üzerinden dönüyor tamam mı? Yani konu aslında yapısal, kalısal, genetik aynı zamanda birazı da epigenetik. Yani şu ana kadar anlattığım kısım epigenetikti. Olan şeyi ben nasıl işledim, bu epigenetik. Olan şey ise genetik, tamam mı? Bir şeyin kalıtsal olmasıyla yapısal olması aynı şey değil. Kalıtsal olması anne babadan gelmesiyle ilgili, atalarımızdan gelmesiyle ilgili. Yapısal olması o kişinin özelinde öyle olması. O kişinin beyim kimyası, o kişinin işte kodları, o kişinin genetiği. Ama her şey kalıtsal olmak zorunda değil, yapısal diye. Öncelikle bunu anlatmak isterim. Şimdi burada iki farklı mekanizma var. Öncelikle beyinde olan şeyler var, bir de enzimsel şeyler var. Tamam mı? COMPT enzimini bir araştırın. Eğer siz de kendinizde böyle bir enerji patlaması olduğunu düşünüyorsanız... ...dopaminerjik bir şeyler olduğunu düşünüyorsanız... ...çok fazla detay vermiyorum çünkü konu çok detaylı. Ve ben buna girersem hep eksik kalacak. Onun için tek bir bölüm yapılması gerekir. Bu COMPT enziminde olan değişiklikler... ...sizin dopaminle olan ilişkinizi etkileyebiliyor. Ve buna nasıl baktırıyorsunuz? Bazı genetik test yapan laboratuvarlarda.

Böyle insanlar var. Bu daha çok fonksiyonel ve bütüncül tüpün konusu. Ve bu böyle bir yanda kalsın. Bu asıl sebep değil. Tamam mı? Bu yanda kalıyor. Böyle bir şey de var. Bunu bilin. Kendiniz buna baktırabilirsiniz. Merak edenler varsa. Testler Almanya'ya falan gidiyor. Biraz yaptırması zor. Biraz da zahmetli.

Ama isteyen yaptırabilir. Asıl sebep ve herkesin merak ettiği konu. Arkadaşlar bende ADHD var mı? Yani Attention Deficit and Hyperactivity Disorder. Yani ne de hep? Yani ne? Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu. Şimdi öncelikle şunu söyleyeyim. Bu benim için böyle iç dökmek, katarsis falan olmayacak. Çok hoşuma gidiyor böyle sohbetler sizinle. Ve bunlar böyle konuştukça aslında kendime de bir terapi gibi oluyor. Kendimi açmak, kendimi anlatmak. Anlatır mı anlatmak sonra? Neyse, uygulanmayacağım.

Bu konuda Yanki Yazgan çok güzel bir örnek veriyor. Kendisini çok seviyorum ayrıca. Diyor ki mesela biz insanlar olarak 1.70'in altındaki insanları kısa boylu, 1.70'in üzerindeki insanları uzun boylu olarak sınıflandırabiliyoruz. Mesela. Ve o zaman 1.69.5 ile 1.70.5 ne kadar farklı değil mi? Biri kısa, biri uzun. Yani bu da şunun gibi. Bir şeye göre sınıfladık. Onun altında kalanlar ADHD'ye sahip, onun üzerinde kalanlar ADHD'ye sahip değil. Bu ne kadar saçma değil mi aslında?

O zaman ne oldu? Sıfırlar ve birler oldu. Siyahlar ve beyazlar oldu. Griler nerede? O yüzden her şeyde olduğu gibi psikiyatrin her alanında, bu alanda da bir spektrum bu. ADHD'de bir spektrum. Bunun çok türü var. Kadın ADHD'si var, erkek ADHD'si var. Ya da işte yüksek içlevli ADHD var. Ya da impulsivitesi daha fazla olan ya da hiperaktivitesi daha az olanlar var.

Yani konu bende ADHD var mı yok mu dan ziyade. Çünkü dediğim gibi bu bir spektrum. Bende herkesin baktığında bence hemfikir olacağı bir şey var. Evet arkadaşlar. Benim beğenim Neuro Spicy. Oraya ne bekleyeceksin şimdi? Neuro Spicy mi? Bir de bu mu çıktı? Aslında hani Neuro Divergent, Neuro Atypical için farklı bir terim bu. Bence çok güzel bir terim. Çok zevkli. Bunların stickerları falan filan da var. Çok güzel. O da ne? Neurospicy, yani baharatlı bir beyin. Neuroçeşitlilik için üretilmiş, çok güzel bir tabir aslında bu. Evet, benim beynim farklı çalışıyor olabilir. Neuroçeşitli bir beyne sahip olabilirim. Fakat ben bunu ne ADHD, ne farklı versiyonları, ne herhangi bir hastalık olarak görmüyorum.

Fakat bunun böyle görülmesi de insanların bazen ihtiyacı olabilir. Çünkü mesela böyle sorunlar yaşayan insanlara toplumda en basiti sınavlara farklı girmek gibi ayrıcalıklar tanınıyor ve tanınması da gerekiyor. O yüzden bazı insanlar böyle ayrılmayı seviyorlar bir konuda. Benim kişisel görüşüm ise ben bunu böyle çok farklı bir renk olarak görüyorum. Hani hepimizin farklılıkları var. Bu da ayrı bir farklılık. Böyle bu da güzel bir renk. Fakat ne olması gerekiyor? Bunun tanınması ve farkında olunması ve buna göre hayat yaşanması. Çünkü böyle olunca hayat çok daha güzel oluyor. Ben bunların bu kadar farkında değilken gerçekten çok zorlanıyordum. Yani keşke tabii ki daha önce anasaymışım diyeceğim. Daha az zulümlü. Duygulandım.

Dışarıdan gerçekten bazen bazı şeyler kolay gözüküyor ama gelin bir de yaşayana sorun. Kendime bebek gibi bakıyorum. Diyorum ya, şu insanlarla görüşme. İşte yani gece hayatında gitme. Orada şöyle şöyle insanlar var. Alkol kullanma, sana yaramıyor. Şunu yapma. Bunu da yapma, bunu da yapma. Ne yapıyorum şu an mesela arkadaşlar? Mutlu, enerjimi prezerve et diye başarılı bir hayat yaşamak için... Elimden gelen her şeyi yapıyorum. Çünkü ancak böyle başarabiliyorum bunları. Çünkü zaptetmem gereken o kadar büyük bir enerji var ki. Bunu yapmadığımda başıma neler geldiğini anlatayım artık.

Bu arada spicy dedim ama şimdi spicy baharatlı ama tam karşılamıyor. Spicy şöyle mesela Latin güzellerini düşünün. Onlar da güzel. Rus güzellerini düşünün. Onlar da güzel. Ama Latin güzellerinin güzelliği spicy bir güzellik. Böyle baharatlı bir güzellik. Tamam mı? Spicy de öyle bir beyin. Böyle spicy bir beyin. Eğlenceli, acı, böyle noodle gibi, ramen gibi, acı ramen gibi. Yani güzel ama acıtıyor biraz da. Off.

Tam da böyle. Londra'dan gelmiştim. Yavaş yavaş o enerjiyi dediğim gibi kontrol edemediğim bir hal aldı. İşte İstanbul'da mutlu değilim. Yaşadığım hayattan, gidişattan tatmin olmuyorum asla. Böyle bir beyinle yaşadığınızda en zor şey benim için tatmin olmamak.

Tatmin olman için çok büyük başarılar, çok büyük dopaminler, tamam mı? Öyle şeyler gerekiyor ki. Şu anda bu kadar ürettiğim için mesela Boyabat'ta bile mutluyum, çok daha mutluyum İstanbul'dan. Çünkü ne zaman kendimi kötü hissetsem bir şey üretiyorum. Ne zaman yani, işte bu sublimasyon.

Neyse arkadaşlar, ben hayatımda hep depresyonlara girdim zaten. Depresyona alışkın biriyim ben. Öncelikle bunu söyleyeyim. Ama öyle bir depresyona girdim ki... ...hiç tahmin etmezsiniz belki. Çünkü hep beni neşeli görüyorsunuz. Bilmiyorum, bazen de ağlıyorum tabii ama... ...sosyal medya falan kullanmadım zaten. Ne yapıyordum biliyor musunuz? Hani size o gösterdiğim yatak odam var ya annemin evinde. Diyorsunuz ya, prenses odası falan. Evet arkadaşlar, benim hep prenses odasında... ...yediklerimin çöpünü yana atıyordum. Yataktan böyle direkt yana. Çünkü yataktan kalkacak enerjim yoktu.

...hiçbir şey yapmıyordum. Sadece uyuyordum ve sadece uyumak istiyordum. Gözümü açıyordum, geri kapatıyordum. Çünkü uyumamak istemiyorum. Öyle bir depresyonda hani ailem sağ olsun yine destek oldu tabii ki. Odama girmeyerek bir destek. Çünkü girmesini istemiyorum kimsenin falan. Böyle çıkmıyorum yataktan, ilaçlara da kendimi uyutmaya çalışıyorum falan. Annemler geliyor sonradan, yandaki çöpleri dokuluyor. İyi misin kızım?

Neyse o depresyondan da çıktım ve şükürler olsun. Depresyonlarımı öğretici olarak kendime o kadar güzel bir öğretmen belledim ki ve o gün depresyondan çıktığımda sosyal medyaya bir post koymuştum. O zaman tabii ki bu kadar tanınmıyordum ve hani belki de kimse benim için bu kadar önemli olduğunu bilmiyordu ama ben yürümeye başlamıştım falan. Bu çok büyük bir şey benim için.

Sokağa çıktım, yürümeye başladım. İnsanların arasına karıştım falan. Sonra böyle yavaş yavaş çıktım. Müzik dinlemek bana anlamlı geldi. O kadar şükrettim ki. O günden sonra bir daha da öyle bir depresyon yaşamadım, şükürler olsun. O kadar güzel öğretti ki bana o depresyon çoğu şeyi. Yani diyeceğim o ki, böyle yüksek voltajda hayat, işte öyle aynı o yüksek voltajda yürümeye benziyor.

Bazı şeyleri yanlış yaptığınızda bir lüksünüz olmuyor. Çünkü hayat sizi çok daha acı bir şekilde gösteriyor. Yani ben bugün sadece başarılı olmak için bu kadar üretken değilim. Zorundayım biraz da. Bazen soruyorum, daha farklı bir hayat yaşasaydın, ben de isteyerdim. Ama sonra diyorum, neyse sen de böylesin. Yani benim için durabilmek bir lüks aslında.

Güzel yanları da var tabii ki. Ben 5 şey bir arada yapabiliyorum. İşte bir dil öğrenmek istiyorsam bunu 40 günde öğrenebilirim. Yani 20 günde 10 nöbet tutup aynı zamanda Türkiye'nin birinci podcastini kaydedebiliyorum. Hem Apple'da hem Spotify'da. Size bunu her gün söylemiyorum çünkü her gün söyleyemem. İnstagram'da söyle paylaşamam ama teşekkür ederim. Beni birinci yaptığınız için.

Bunlar çok güzel şeyler. Bunlara sebep oluyor bu enerji. Ya da neşenizle insanlara ışık olabiliyorsunuz, neşe saçıyorsunuz falan, herkes övüyor. Bunlar güzel ama yani madalyanın diğer yüzünü de biraz göstermek istedim ben bu podcastta, bu bölümde. Hiç bu kadar ağlayacağımı düşünmüyordum.

Tamam, ne yapıyorum mesela biliyor musunuz arkadaşlar? Bu kadar anladıktan sonra çok basit bir şey indirgeyeceğim. Dışarıdan çok extrovert, sosyal gibi gözüküyor olabilirim ama aslında hep diyorum ya introverted extrovertim. Yani içe dönük bir dışa dönük. O yüzden ne yapıyorum? Sosyal bir ortam. Gidipten sonra alkışlarla yaşadıktan sonra eve geliyorum ve kendi başıma kalıyorum. Benim için kendi başıma kaldığım zaman çok önemli.

Siz de kendinize fark edin. Enerjinizi korumak için belki de buna ihtiyacınız var. Ben mesela aylardır, yani belki yıllardır akşam saatlerinde gidip bir kahvede oturup herhangi bir kahvecide kahve içip sohbet etmedim. Çünkü bu bana iyi gelmiyor. Benim buna ayıracak zamanım da yok. Ben bunu yapacağıma otururum evde tek başıma sakin sakin müzik dinlerim. Benim sürekli kulağımda kulaklık var biliyorsun. Çünkü müzik benim için bir terapi. Benim ruhuma o kadar iyi geliyor ki. Yani benim Spotify'da, Rap'de dinlediğim dakika sayısı o kadar fazla ki. Çünkü hayatım müzik dinleyerek yaşıyorum. Çünkü çok daha iyi odaklanabiliyorum ben müzik dinlerken yaptığım her şeye. Adli rapor yazarken bile kulağımda müzik var mesela. Evde yazıyorum bazen adli raporlarım. Yetişmiyor hastaneden nöbette. Geliyorum eve takıyorum kulaklığıma adli rapor yazıyorum. O bile daha güzelleşiyor. İnsanlardan, dedikodudan, kaostan uzak kalıyorum. Çünkü bunlar beni etkiliyor.

Hep diyorum ya, sosyal çekilme olarak değil, beni anlamayan insanlardan. Mesela beni anlamayacak insanla da buluşmuyorum. Mesela şöyle, bu insanın baharatı, o acıyı, o spiciness'ı kaldırabilir mi? O spicy yemek ona ağır gelecekse ben ona görüşmüyorum. Ama böyle arkadaşlarım var. Tam bunu anlayan, bu farklılıktan lezzet alan. Onlarla görüşmek o kadar ilgilidir ki ama o insanlar çok az.

Ve bu enerjimi korumak için yaptığım diğer önemli bir şeyse arkadaşlar, bunu biliyorsunuz zaten hormonlarıma göre yaşıyorum, bu çok önemli. Şimdi benim için uyku düzeni çok önemli, silikadyen çok önemli. Maalesef ki böyle bir nöbet düzeninde uyku hak getirir, düzen hak getirir. O yüzden sürekli zaten başım ağrıyor.

Ve ben ne yapıyorum peki? Elimden geldiğince meratonini salgılamaya çalışıyorum. Bu arada meratonini de alıyorum zaten. Ve buradaki meratoniler yeterli değil benim için. Söyleyeyim bunu. Gramını söylemeyeceğim ama... ...burada herhangi Türkiye'de satılan meratonin yeterli değil. Benim için. Blackout maske, blackout perdeyle uyuyorum. Sabah cortisol peakimi yapsın diye dansımı yapıyorum. Ve koyu havada, kapalı havaysa eğer mevzu güneş değil, gün ışığı. Yarım saat, eğer hava açıksa o zaman da 3-5 dakika bile yatıyor. Pencere değil, direkt camdan alıyorum. Bunu da biliyorsunuz.

Serotoninden zengin besleniyorum. Bunu da biliyorsunuz. Sağlıklı besleniyorum. Bunu da biliyorsunuz. Benim için çok önemli. İşte psikolojimin beslenme ile ilişkisi çok fazla. Yani günün sonunda bu bazı insanların sürekli eleştirdiği ve beğenmediği, işte şurası burası ayrı olun dediği hayat veya çok hızlı konuşa falan dediği hayat benim maksimumum. Kendime gelebildiğim en iyi nokta. En iyi üretken olduğum böyle yani optimal nokta. O yüzden adım Hıdır. Elimden gelen de budur. Sizi çok seviyorum. Ve tekrar soruyorum.

Böyle bir halk var. İster misiniz? Görüşürüz. I love you.

Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.

Reklam Alanı (Deneme)