Podcast

bir kamboçya hikayesi 🩺🫂

Dr. Gulec Radio

1 yıl önce
Reklam Alanı (Deneme)

Bölüm Açıklaması

Kamboçya'dan herkese selaaaammmm!!! Gönüllü doktorluk için geldiğim bu uzak diyarlarda sizi de unutmadım tabii ki. Neler yaşadım, nasıl geldim, burada ne yapıyorum hepsini anlık olarak kaydettim. Hadi bölüme gelin görüşelim gurrollll!








Tüm bölümler ve daha fazlası için ⁠⁠⁠podbeemedia.com⁠⁠⁠'u ziyaret et!



----- Podbee Sunar -------


Bu podcast reklam içermektedir.

Bölüm Transkripti

2.396 kelime · ~12 dk okuma

Girl! Sesi duyuyor musunuz? İnsanlar bana baktı şu anda. Vay, tam iğrenç bir insan oldum. Bağırıyorum yanımda. Yani bağırmadım tamam mı? Biraz sesli konuştum. Çünkü şu an neredeyim biliyor musun? Bangkok, havaaymanındayım ve uçaktayım. Kamboçya'ya giden uçakta. Arkadaşlar, ancak size oturup ses kaydı yapabiliyorum. O kadar yoğundu ki. Öncelikle selam.

Sizi çok özledim. Ve iyiyim, şükürler olsun. Güvendeyim, sağlıklıyım. Dr.

Gilledge Radyo'ya hepiniz hoş geldiniz. Arkadaşlar, biz şimdi böyle kaldığımız yerden 3 saat uzaklıkta bir yere geldik, tamam mı? Böyle geldiğimiz o tıngır mıngır dalarta bile off-road yaptık sanki. Ve geldik şimdi, burada böyle 700-800 tane hasta, çocuk, yaşlı, herkes var. Sonra bugün bakacağımız hasta bu. muhtar falan, belediye başkanı artık kim varsa gelmiş, konuşma yapılıyor. İşte Kamboçyaca, İngilizce sonra çeviriliyor falan. Basın tarzı falan. Ultrason cihazımız var işte. Ondan sonra otoskoplarımız, şunumuz, bunumuz, vitallerimiz, hemşirelerimiz var diyor yanımızda. İlaçlarımız, eczane yaptık sonra. O kadar güzel oldu ki. Şimdi de sırasıyla hastalar gelecek. Önce triaja, önce registration'la uğrayacaklar. Sonra triaja, sonra bize gelecekler. Biz istersek falan bazı kan değerlerini falan alabileceğiz. Onları istersek daha yüksek hastanelere gönderebileceğiz. Şimdi sıkıntı şuymuş burada.

Transkriptin tamamını oku

Bu kişiler hastaneye ulaşamıyorlar yani, olay o. Hastaneye ulaşamadıkları için de sağlıklarına dikkat etmiyorlarmış ve Kamboçya'da doğacı, hoca, çıkık, kırıkçı falan yani bu tarz böyle batıl şekillerde hastalıklarını tedavi etmeye çalışıyorlarmış ve haliyle de erken yaşta ölüyorlar. Ve bu hastaların çoğu da şu anda kronik hastalıklara sahip olan hastalar. Çocuklar da var tabii ki. Şimdi doktorumuz bakacak.

Biz hastalarımızı muayene ettikten sonra gerekli olan ilaçları verdikleri kağıda işte ilaçları yazacağız. İngilizce, Latince isimlerini bizde bir liste var burada olan ilaçlar. Sonrasında bir tane eczane kurduk işte o eczanede hem Kamboçya'dan getirilen ilaçlar hem Türkiye'de burada olmayan getirdiğimiz ilaçlar falan. Hepsinden böyle bir sınıfı da eczane yaptık. O eczaneden de yine gönüllü buradaki Kamboçyacığa kim erdiğini bilen saca doktorlar

Hastalara verecekler. Şimdi biz İngilizce sünnet üniversitesine geleceğiz. Onlar Kamboçya'daki türünü verecekler falan. O ilaçları da size göstermek istiyorum. Yani çok garip. Parasetamol, paroli falan değil. Farklı yani haliyle. Ama güzel bir şey bu. Çok güzel. Heyecanlıyım. Konuşmalar bitecek. Şimdi birazdan hastalarım gelecek. Ve bu insanlar gerçekten yıllardır belki doktora gitmemişler, bir şey yapmamışlar. Hani mesela benim stereoskopumda böyle farklı özellikler falan var ya. O yüzden onu da kullanacağım. Onun için de heyecanlıyım. İşe yarayacak.

Otosonda bakacağız mesela. Hani nodülerim var, bir şeyim var, sarfataşım var. Anlatacak bize şu var, bu var falan. Hep acildeyim. Şimdi acil değil, daha böyle klinik hastalıklara bakacağım. Kendim için de iyi olacak. Özlemiştim acil dışındaki branşları ve durumları da aslında. Öyle yani çok heyecanlıyım. Kusurumuş bir idim. I love you.

Peribacası Fakültesi. Nasılsınız? Ben iyiyim. Şu an neredeyim biliyor musunuz? Kamboçya'nın başkentine, böyle 3-4 saat uzaklıkta. Posan Provin diye geçen bir yerdeyiz. Ve bugün 3. günümüz hasta baktığımız. Şu anda da bir sağlık merkezindeyiz. Ve 800 tane hasta var. 4 doktoruz. Böyle canla başla hastalara bakıyoruz. Sonrasında gidip uyuyoruz.

Şimdi ben sana ne istemiştim biliyor musunuz? Yola çıkmamdan itibaren size sürekli kısa kısa ses kayıtları alayım, böyle vlog yapayım istemiştim ve bunları güzelce paylaşayım ama sonra ne oldu biliyor musunuz? O kadar fazla sürekli ses ve hasta var ki ve mesela akşamda böyle kalacağımız yere gittiğimde yanımda doktor arkadaşım oluyor, onu da rahatsız etmek istemiyorum falan. O yüzden bunu yapamadım. Zaten aradaki yolculuklarda servisli oluyoruz. Servisli olduğumuzda da insanlar var falan. Onu da yapamadım. Ondan sonra diğer türlü burada konuşma yapılıyor. Konuşmada hala hatta şu an uzağa geldim. Bir gölün oradayım şu anda. O konuşmada da çok fazla ses var. Yine yapamadım falan derken onu yapamadım. Ama dedim ki yani ben peri bacalarımı yalnız bırakmak istemiyorum. Benden ses duymasınlar istemiyorum. Ben de merak ediyorum onları. Onlar da beni merak ediyor. O yüzden istedim ki sohbet edelim ve ben ne yapıyorum, ne diyorum duyun. Ben buraya nasıl geldim biraz anlatayım. Ne oluyor? Anlatayım yani. Şimdi ben daha önce gönüllülüklere gittiğimde mesela Afrika'ya ne yapmıştım biliyor musunuz? Arkadaşlar tek başıma gittim hiçbir kurum olmadan. Ve hani bunu nasıl gittin, nasıl yaptın diyorlar. Şimdi öncelikle bir yetimhane buldum ben ve bir hastane buldum. Çünkü düşündüm hani gerçekten en çok yardıma ihtiyacı olacak kişiler bence o yetim. haliyle. bu arada yetimhanenin farklı bir adı varsa ve ben bunu yanlış söylüyorsam kusura bakmayın. olabilir. bana söyleyin yani. var mı acaba yetimhane kimsesiz? ya bilmiyorum. neyse. sonra hastaneye gittim. kimler hani maddi kaygılardan, maddi imkansızlıklardan ötürü daha doğrusu pardon yardım alamıyor. hangi evler? ama afrika'da gittiğim yer benim o kadar kötü bir yerdik ya. hani zaten hepsi öyle. ve sonra yetimhanede de gittiğimde zaten çocukların hiçbiri okula dahi gidemiyordu yani. hani öyle çocuklar falan. Ve kendim hem topladığım yardımlarla hem de kendim de katarak o zaman öyle gitmiştim. Yanımda ilaçlar vardı ve orada da ilaç alabiliyordum. Ve ben oradayken orada çocuklarla tek tek ilgilenip bir de üzerine o hastanenin bana verdiği adreslere beraber yardımcılar da vardı yanımda. Hep beraber gidip teker teker muayene ediyordum o evlerde. Hastaneye de yetkinliklerimi falan sunuyordum zaten. Konuşuyordum böyle böyle. Neyse böyle. Bu sefer peki ne yaptım? Bu sefer de bir kurumla gideyim dedim. Şimdi ben normalde kurumlara çok zor güvenen bir insanım haliyle. Çünkü dark side of volunteerism diye bir olgu var. Youtube'da falan bunu izleyebilirsiniz. Yani bu gönüllülük olayının da karanlık tarafı var. Zaten çoğu insan da bu yüzden bağış yaparken falan sıkıntıyı yaşıyor.

O yüzden gerçekten güvenmek istedim. Sonra ne oldu? Ben biliyorsunuz ki depremin ikinci günü falan Hatay'a gitmiştim ve orada da yine kendim bir sahra kurmuştum. Sahra Hastanesi. Bu da şöyle olmuştu. Hatay'a ilk gittiğimde aslında Umke tarafına gittim fakat o Umke'nin olduğu yerde yeterli doktor sayısı vardı ve ulaşılamayan da yerler vardı. Ben dedim ki o zaman biz oraya gidelim.

gittiğim yerde bir sürü gönüllü kuruluş ve yanında askerlerimizin kaldığı yerde vardı. ve askerlerimizin kaldığı yerde yani toplam orada işte kaç bin kişilik bir gönüllü ordusu vardı tamam mı? ve doktor yoktu, bakacak bir şey yoktu. hem o insanlara sonuçta askerler de hasta oluyor falan hem de asker olduğu için de alanda güvenli alan olduğu için de bir sürü insan etrafında tabii ki toplanmıştı. ve gönüllü arama kurtarma çalışmaları da olduğu için

Herkes de oradaydı. Dedim o zaman burada yapalım. Sonra yanımızda askerler var tabi ki. Orada hemen kurduk bir şeyleri falan. Ben sonra gittim işte vali ile görüştüm o zaman. Vali atanıyordu oranın valisi de hani başka yerden. Onunla görüştüm. O bize destek sağladı. Ambulans ekibi geldi. Biz orada eczane kurduk. Sonra biliyorsunuz devamımız zaten. Ben sosyal medyadan şurada ihtiyacınız var dedim. O geldi. Buna ihtiyacınız var dedim. O geldi. Başka yerlerden böyle aşılar gönderdi. Kamyonlarla hatırlıyor musunuz o zamanları? Böyle ben diyordum ki işte buraya şunu bırakın falan. herkes göndereceği şeyi bıraksın, oradan kamyon kamyon Maraş'a, kamyon kamyon Hatay'a falan böyle neler geldi. O zamanları biliyorsunuz zaten hep beraber yapmıştık. Ve bu gerçekten benim için çok önemliydi o zamanlar. Çünkü herhangi bir dernek olmadan, bir şey olmadan kendi başımıza böyle bir şey yapmıştık. Bunun yaşattığı his çok bambaşka. Ve şunu biliyorsun yani, sen olmasan bu olmayacak. O his çok değişik. Mesela ben hastanede çalışırken bunu niye hissetmiyorum?

Çünkü ben olmasam burada başka bir doktor buna bakacak yani falan. Ama ben öbün orada olmasaydım olay olmayacaktı. Bunun birincinde olmak çok şey değiştiriyor. Şimdi gelelim bu seferki gelişime. İkinci kez Hatay'a gitmek istediğimde, yani ikinci kez yine kendim gittim de, üçüncü kez gitmek istediğimde şöyle bir şey oldu. Bu sefer yeryüzü doktorları bana ulaştı dedi ki, biz Hatay'da tekrar hem psikososyal hem medikal oradaki konteyner kentlerde, artık çünkü konteyner kentler kurulmuştu, biz gittiğimizde arabada falan kaldık, işte çadırda kaldık hem de. Konteyner kentte bu sefer kalınacak falan ve hani artık aftermathi olayın yani hani sorun nasıl çıktısı falan toparlanmaya çalışılıyor şu anda.

Aa dedim tabii ki gelmek isterim. Gittim ve o zaman gördüm ki aa gerçekten hani bu insanlar burada iyilik için bir şey yapmaya çalışıyorlar ve benim aklıma yattı. İçim de rahat, huzurlu bir şekilde orada çok güzel zaman geçirdim. Dedim o zaman tamam ben böyle yapabilirim hani şu an. Sonrasında da Bu sefer gerçekten bunaldığım zamanlarda bana yeryüzü doktorları aradı beni. Oradaki beyefendi. Dedi ki Tuba Hanım böyle böyle böyle Kamboçya'ya gönül doktorluk için bizimle gelmek ister misiniz? Ben hani tabii ki isterim. O kadar mutlu oldum ki. Bunu da sizinle paylaştım zaten. Bayağı 3 ay öncesinden falan. 2,5 ay işte neyse. Böyle toplantılarımıza başladık. Her şeyi konuşmaya başladık. İzinler olabilecek mi? Ne olacak? Ne edecek?

Ben izin alamadım. Alamazdım yani çünkü hani yeterli o anlama doktor yok. Ne yaptım peki izin alamayacağım için? Devlet memuruyum. Evet, şöyle yaptım. Bir ayda tutmam gereken kaç nöbet varsa, her arkadaşımın tuttuğu gibi. Ben de o kadar nöbetti. Normalde 30 günde tutacaksam bunu 18 günde, hatta 17 günde tuttum hepsini. Yani iki kat çalıştım. Böyle çalıştığım için de gidebilme lüksüm doğdu benim.

Tabii ki hayatta şu şey belli olmaz. Gelene kadar buraya korktum. Hani şey anlamında korktum. Aksilik tutacak mı, bir şey olacak mı? Hani biri hasta olur ve nöbetini tutamaz. Ben gitmek zorunda kalırım mesela. Bundan korktum. Şükürler olsun ki böyle bir şey olmadı ve gelebildim buraya. Gelirken de nöbetten çıktım biliyorsunuz. Sonrasında eşyalarımı topladım. Boyabat'tan Sinop'a arabayla geldim. Arabamı Sinop'ta bıraktım.

Ondan sonra Sabiha'ya geldim uçakla. Sabiha'dan ısıtma ilaçlarımı aldım Kudut Sağlık Merkezi'nden. Ondan sonra ben sarı hurma aşısına olmuştum. Türkiye'ye giderken zaten o yüzden var o. Ondan sonra da İstanbul Havalimanı'na geldim. İstanbul Havalimanı'na gelince işte yeryüzü doktorları ekibiyle tanıştık.

ve arkadaşlar çoğu benim podcastlarımı falan da biliyor ve içlerinden şu anda sesleniyorum. çok tatlı insanlar vardı. işte tek bacı bileyim falan filan. bu çok başka bir his biliyor musunuz? yani insanların orada bana ne kadar iyi geldiğini, bu podcastlerin ona dokunduğunu falan söyledi böyle yüzüme karşı. insanın yüzüne karşı övülmesi bu arada iyi bir şey değilmiş. ama kendimizi övmek dışında aslında ortak hisleri paylaşmak anlamında birbirimizi destekledik orada. o yüzden sıkıntı yok sanki.

Öyle karar verdim. Sonrasında ekiple beraber önce Bangkok'a uçtuk. Oradan da tekrar aktarmayla Phnom Penh, Kamboçya'ya geldik. Geldikten sonra yol bittik falan haliyle. Ondan sonra tabii yorgun argın biraz uyumaya çalıştık falan. Sonra hemen işte önce klinikler, ilaçlar falan bunları kontrol ettik, malzemeleri kontrol ettik. Sonrasında yattık uyuduk. Ertesi gün direkt hasta bakmaya başladık ama başta böyle ilk geldiğinizde şey yapıyorsunuz yani hani şimdi alışığız ya her test var elimizde. Ben bir şeylerden şüpheleniyorsam tomografi çekebiliyorum falan. Bu da yok öyle şeyler. Ve karşıdaki insanlar yıllardır hastaneye gitmemiş. Yıllardır hatta bazılarının burada kimliği bile yok. Kimliği olmadığı için hastaneye gidemiyor. Yani mesela şey diyemiyorsun yani pol kontrol yok öyle bir şey. Ne pol kontrolü? seni bir şu görsün diyemiyorsun ve yardım etmek için yani şey çok zorluyor insanı elindeki az şeyle maksimum verimi almaya çalışıyorsun az opsiyonunla hani bir de mesela ilaç veriyorsun ama bu yönetkisi olmasın diye anlatmaya çalışıyorsun çünkü insanların ilaç bilinci yok, sağlık bilinci yok ve buradaki çoğu çocuk gelişim geriliği yaşıyor ve ailenin haberi yok herkes katarak, herkesin gözler bozuk çünkü vitaminsizlikten, bilinçsizlikten, beslenmemekten falan filan

Afrika'da ben çocukların kaldığı yerde kalıyordum. Yetimhane gibi yerde. Ve o yüzden orada hep beraber vakit geçiriyorduk. Gecesi, gündüzü. Ve benim için çok farklı bir deneyimdi o. Şimdi burada ise kalacak yerimiz var bizim ve ayrıyız. Yani hastalara bakıyoruz, hastane gibi düşünün. Hastanede yok ama işte hastane gibi düşünün atıyorum. Bakacağımız yer var hastalara ve sonrasında kalacağımız yere gidiyoruz ve uyuyoruz. Uyup tekrar, uyup tekrar. Şimdi ben Afrika'dayken oyunsuz anlar gibi yaşamıştım.

Onların yediği yemeği falan, yani o farklı anlamda çok başka bir şeydi. Buradaki de çok güzel. Burada çok daha fazla hasta bakıyorum diyebilirim. Çünkü sadece hasta bakıyorum sürekli sürekli sürekli. İkisi başkaydı ve ikisinin başka oluşu da güzel. Hepsini deneyimliyorsun. Bir de orada sadece bendeydi sorumluluk. O çok zordu.

Yani gönüllü doktorluk muhteşem bir şey ama kolay değil yani. Hani olay dans etmek veya çocuklarla vakit geçirmek değil. Bazen öyle gözüküyor dışarıdan. Belki yani, aa çok güzel ben de gideyim. Öyle olmuyor bazen. Ben geldiğimden beri buraya, şimdi gerçekleri söyleyeyim, tüm vücudumun her yeri kabarık. Sinekler, böcekler her yerim yedi ve ben hani her yerime sıkıyorum spreyi falan. Akar, uyuz, hepsi üç bir geçmesin diye aldım. Size sormuştum bu spreylerini alayım diye. Ve gastroenterette oldum. Sudan büyük ihtimalle. Tifo değilim şükürler olsun.

Ama tuvaletten çıkamadım bir gün hatta. Bir gün derken sabah. Sonra tüm salil açlarını, probiyotiklerini hepsini spazm giriyordu karnıma. Onlar için ilaç aldım. Yaklaşık 2 saatte, 1-10 dakika arabada böyle karnımı şey yaparak hasta bakmaya devam ettim. Ama konu şu burada, tuvalete de giremiyorsun ki rahat. Akan su yok zaten hasta baktığımız yerde. O yüzden işsiz olmak çok kötü yani burada.

Şükürler olsun ki bugün daha iyiyim. İkinci ve üçüncü gün daha kötüydüm, şu an daha iyiyim. Dilemem ki güzel tabii ki anılar yaşıyorsunuz ama zor. Zorluğu atlattıktan sonra, bu iş bittikten sonra öyle bir hisse doluyorsunuz ki hani iyi ki ben bu mesleği yapıyorum, iyi ki tüm bu zorluklara katlanıyorum. İnsanlık kendini aşan amacı hissetmek insana çok güzel bir doyum sağlıyor. Doymayan zihinler ve doymayan beyinler, doymayan kalpler için çok güzel bir doyum sağlıyor.

Popcast yapmaya başladığımdan beri size bir kere bile atamadığım olmamıştı. Zamanı geciktirdiğim de olmamıştı. Fakat düşünün yani o kadar yoğundum ki bunu bile yapamadım. Bu arada söylemeden geçemeyeceğim. Ülkemdeki olanlar için gerçekten çok üzgünüm. Bakmamaya çalışıyorum. Çünkü zaten yani burada da yaşadıklarım zor. Bir de üzerine haberleri iletince kahroluyorum. Elimden bir şey de gelmiyor. Elimden bir şey gelmemesi beni daha çok üzüyor. O kahramanın haberlerini okuyorum. İnsanların o yaşadıklarını okuyorum. Yani gerçekten çok çok yazık.

Ülkeme, olanlara ama diyecek bir şeyim yok. Acı tarif edilemez, söylenecek. Her şey hafif. Sorumluların cezalarını çektiği gün için elimizden geleni yapmalıyız ben bunu diyorum. Üzülmekten daha çok yapmamız gereken şey sorumluların cezalandırılması için elimizden geleni yapmak.

Ben sadece bunu söyleyebilirim. Döndüğümde de bunun için elinden ne giriyorsa bakacağım. Ben şunu görüyorum hastanede de. Bazı kültürler gerçekten dövülmeyi ve üzülmeyi şovenizme çevirip gerçekten kim daha fazla dövünürse o kadar seviyormuş muhabbetine giriyorlar. Bunu her gün biz hastanede görüyoruz. Bakıyorsun hiçbir şey yapmıyor yaşaması için hastanın. Tamam mı? Bakım biliyor. Hasta gelmiş vücudunda bir sürü yerde bası yarası var hastanın. Yani bu niye olur? Hastayı çevirmedikleri için. Havalı yatakta da çevirmeleri gerekiyor falan mesela. çevirmemişler bakmamışlar hastanın her yerinde enfeksiyon var ağzı burnu hiç temiz değil hijyen yok çünkü verilmemiş hijyen bakan kişi tarafından eee hastayı kaybedilince vay efendim nasıl oldu da o bizim her şeyimizdi de niye bakmadınız o zaman o yüzden günün sonunda ah vah dövünmek zaten üzüleceğiz ama bu dövünmekle bunu bu şekilde yapmak yerine elimizden geleni yapmaya odaklanmalıyız ve gerçekten sorunlu kimse ona hedef gösterip cezalarını çekmelerini sağlamalıyız doğru olduğunu düşündüğüm yol bu

Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.

Reklam Alanı (Deneme)