Podcast

443: Özgür Özel Vaftizci Yahya Mı Hazreti İsa Mı? | Trend Topic #Neymiş

Trend Topic

1 yıl önce
Reklam Alanı (Deneme)

Bölüm Açıklaması

Bu bölümde Özgür Özel’in Kırmızı Kart kampanyasını masaya yatırıyoruz. Kampanyanın CHP içindeki liderlik tartışmalarını nasıl etkilediğini ve muhalefetin geleceği üzerindeki yansımalarını inceliyoruz. Tarihsel bir metaforla, Özgür Özel’in rolünü sorguluyoruz: Vaftizci Yahya mı, yoksa Mesih mi?


See Privacy Policy at https://art19.com/privacy and California Privacy Notice at https://art19.com/privacy#do-not-sell-my-info.

Bölüm Transkripti

1.729 kelime · ~9 dk okuma

Herkese merhaba. Bugün masaya Özgür Özel'i yatıracağız efendim, toplaşın. Özgür Özel'i masaya yatırmamızın nedeni 9 Ocak Perşembe günü duyurduğu kırmızı kart kampanyasıdır. Bu kampanya Özgür Bey'in tren topik olmasını sağladı. Böylece bizim de radarımıza girmiş oldu. CHP tartışması bu bağlamıyla günlerdir sürüyor. O zaman anladığı dilden konuşacağız.

O zaman söylediğini ve hak ettiğini yapacağız. Hazır mısınız? Mersin'den başlıyoruz ve bütün Türkiye'deki emeklileri, asgari ücretlileri, tüm ezilenleri bu iktidara kırmızı kart göstermeye davet ediyorum. Son olarak Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akbulat'ın gözaltına alınmasıyla CHP kanadında tansiyon daha da fırladı. Çeşitli mitingler yapıldı fakat bu mitinglerde kırmızı kart kampanyasından bahsedilmedi. Yani bir haftada aslında kampanya ömrünü tamamlamış oldu diyebiliriz. Ekrem İmamoğlu da e hadi o zaman madem belediye başkanımızı gözaltına aldınız biz de size genel başkanımızın gösterdiği gibi kırmızı kart gösteriyoruz demedi. 16 Ocak'taki mitingde en manşet cümleleri şunlardı İmamoğlu'nun.

Mertli olan varsa meydan burası! Haydi gelin, yarışalım! Yarışalım! Bu kadar net!

Transkriptin tamamını oku

Halkın Umudu İmamoğlu ya da Cumhurbaşkanı İmamoğlu sloganları çok açık bir gerçeği gözler önüne seriyor. Bu durum CHP lideri ile CHP genel başkanının ayrıştığı bir görüntü ortaya koyuyor. Dediğimi tekrar edeyim bakın. CHP lideri ile CHP genel başkanının aynı kişi olmadığı bir tabloyla karşı karşıyayız. Somut

olarak şunu konuşalım. Cumhuriyet Halk Partisi'nin lideri kim? Bak, genel başkanı demiyorum. Lideri kim? Özgür Boğaziçi'nin büyük bir lideri performans sergilemeye çalışıyor bir taraftan ama bir taraftan ben yayına gelmeden evvel sen de her gün kim? Özgür Boğaziçi'nin lideri kim? Özgür Boğaziçi'nin

yapıyorsun lideri kim? Özgür Boğaziçi'nin Boğaziçi'nin lideri kim? biliyorum birkaç cb netvekiyle ve alanlar ismi de konuştum çok ciddi bir şekilde son dönemde milletvekillerinin merkezde oldu bu karışıklık devam ediyor ve özgür bey özellikle bu kırmızı kart üzerinden ortaya koymaya çalıştık politika ile beraber hem bana sorarsan cumhuriyet halk partisi seçmeninde ya da Cumhuriyet Halk Partisi'nin yüzünü çeviren seçmende hem içeride bir umutsuzluk, bir bu mu bizim mücadele çektiğimiz sorusu da ortaya çıktı. Murat Sabuncu'nun bu tespite neden olan da kırmızı kart kampanyası olmuş belli ki. Özgür Özel'in bu kampanyasına ilişkin herkes konuştu. Muhalif kanaat önderlerinin bile sabrını taşıyan bir etkisi oldu bu kırmızı kart kampanyasının. Bu bölümde Özgür Özel'in tarihsel önemini ve siyasette kapladığı ve kaplaması gereken önemi konuşacağız. Bunu yaparken alışa geldiğimiz biçimde 40-50 yıl geriye değil, 100-200 yıl geriye de değil. 2000 yıl geriye gideceğiz ve enteresan bir soruya yanıt arayacağız. Özgür Özel, Vaftizci Yahya mı yoksa Hz. İsa mı? Enteresan değil mi? Benim de hoşuma gitti. Uzatmayalım. Ben Ozan Gündoğdu. Hazırsanız başlayalım.

İnsan tarihe mal olacak günleri o günlerin içindeyken kavrayamaz. Günler akıp gider de ancak aradan zaman geçtikten sonra önemini fark edersiniz. An itibariyle Türkiye'de ve Orta Doğu'da yaşadığımız günlerin önemi bu tarihsellikte aranmalı. Bir tek adam rejimi gücünü tahkim etmiş. Mayıs 2023 seçimlerini sağ salim atlatmış, aradan 6 ay geçmiş İsrail katliamları başlamış. 1,5 yıl sonra Suriye'de Esad devrilmiş ve aynı günlerde MHP lideri Öcalan'a çağrı yapıyor. ABD'de ise Trump yeniden seçiliyor ve 20 Ocak'taki yemin törenini bekliyor.

Ve 15 Ocak 2025, İsrail ve Hamas arasında ateşkes imzalanıyor. Şöyle birbiri ardına düşününce aslında ne kadar tarihi günlerden geçtiğimiz daha iyi görülecektir. Böyle tarihi anlarda, karar alıcı pozisyonda olmak her zaman avantajlıdır. Ama karar alıcıların hataları karşısında halkın bir alternatifinin olması gerekir. Demokratik düzende bir de muhalefet gücünün olması bundan kaynaklanır. Dolayısıyla CHP'nin genel başkanın tartışılması kadar doğal bir şey yok çünkü alternatif CHP'dir. Biz de tartışalım ve derdimi daha iyi anlatabilmek için iki bin küsür yıl geriye gidelim.

Yaklaşık 5 milyar insan bugün İsrail ve Hamas arasındaki ateşkesin yaşandığı topraklarda bundan 2025 yıl önce dünyaya gelen İsa'nın peygamber olduğuna inanıyor. İsa'nın doğduğu yıllar gerçekten korkunç yıllar. Zaman böyle zamanlarda peygamberler ortaya çıkartıyor biliyorsunuz. Çünkü zaten insanların bir kısmı bir kurtarıcının geleceğini söylemeye başlıyor böyle anlarda. Ortam öylesine kötü ki atmosferler kurtarıcılar yaratıyor.

Biz Türkçe'de kurtarıcı diyoruz da hemen hemen kurtarıcı ifadesinin tüm dünyadaki evrensel tercümesi Mesih'tir. O yıllarda da bir Mesih'in geleceği beklentisi var. Bu beklentiyi yayan kahinler var. Gelecekten haber verdiğini söyleyen kişiler bir Mesih'in geleceğini konuşmaya başlıyorlar.

Mesih müjdecisi kişiler için de en çok taraftar toplayanı ise bir vaftizci. Şeria nehrinin kıyısında insanları vaftiz ediyor, onları tövbe etmeye çağırıyor ve vaazlar veriyor. Vaazlarını verdikten sonra nehirde insanları yıkıyor. Bu vaizin adı John Baptist. Türkçe ifadesiyle Vaftizci Yahya. Arkadaşlar, Hristiyanlık ve Müslümanlıkta Yahya bir peygamber olarak kabul ediliyor. Yahya'nın müjdesi Luka İncilinde şöyle yer alıyor.

Ben sizi suyla vaftiz ediyorum. Fakat benden daha üstün olan geliyor. Ben onun çarığının bağını çözmeye bile layık değilim. O sizi mukaddes ruhla ve ateşle vaftiz edecek.

Benden daha üstün olan geliyor. Yani aslında vaftizci Yahya mesihlik iddiasında değil ama Mesih'in çok yakında geleceğini söylüyor. Böylece Mesih olduğunu düşünenler vaftizci Yahya'yı ziyaret etmeye başlıyorlar. Ben Mesih miyim diye Yahya'ya soruyorlar. O tarihlerde Mesih olduğu iddiasıyla yüzlerce peygamber ortalığa atılıp Yahya'nın yolunu tutuyorlar. Yahya hepsini gönderiyor. İsrail'in kralının henüz gelmediğini söylüyor. Ta ki Hz. İsa'yla karşılaşana dek. İsa da tıpkı diğer Mesih iddiasında olanlar gibi havarileriyle birlikte Şeria nehrinin kıyısındaki Yahya'yı görmeye gidiyor. Yahya'nın etrafı kalabalık. İsa'yı gören Yahya... İşte dünyanın günahını ortadan kaldıran Tanrı kuzusu.

diye haykırıyor. Tarihin bu anında Yahya üzerine düşeni yapıyor ve İsa'nın Mesih olduğunu, beklenen kişi olduğunu duyuruyor. Bu hikaye bizlere Özgür Özel ile Cumhurbaşkanı adayı arasındaki ilişkiye dair de ilham veriyor. Elbette metaforik bir anlatım. Özgür Özel bir kurtarıcı mı yoksa tıpkı vaftizci Yahya gibi kurtarıcıyı seçecek olan kişi mi? Hadi bunu bir reklamın ardından konuşalım.

Özgür Özel, Kasım 2023'te CHP'nin başına geçtiğinde, o zamanlarda söylediğimiz gibi aslında üç parçalı bir planın ilk adımı gerçekleşmişti. İlk adım, CHP genel başkanlığına Kılıçdaroğlu dışında birisinin oturmasını sağlamaktı. Böylece, Kılıçdaroğlu'nun yarattığı hayal kırıklığı, yerel seçimler için bir hezimet olmaktan çıkacaktı. İkinci adımda, yerel seçimler ve özellikle İstanbul ve Ankara'nın yeniden kazanılması planı vardı.

Çünkü muhalefetin başkan aday adaylarının siyaset sahnesinde kalması gerekiyordu. Bu da oldu, hem de CHP birinci parti olarak Mart 2024 seçimlerini göğüsledi. Sıra geldi üçüncü adıma, yani cumhurbaşkanı adayını belirleme süreci. Fakat tüm bu aşamaya gelindiğinde, tarihsel misyonunu bir tarafa bırakan Yahya, İsa'nın rolüne soyundu. İşlevi, İsa'yı tarih sahnesine çıkarmak olan Yahya, bu işlevini unuttu ve kendisi Mesih'miş gibi davranmaya başladı. Dahası Mart 2024 seçim galibiyetini de tümüyle kendi üzerine aldı, kendi başarısı olarak lanse etmeye başladı. Fakat sorulduğunda da cumhurbaşkanı adayı olmadığını söylüyordu. Yani Kılıçdaroğlu gibi bu soruya kaçamak cevap vermiyor, aday olmadığını her fırsatta deklare ediyordu. Böyle bir niyetiniz var mı? Tabii süreç, daha çok uzun bir süreç var. Ve anketleri de konuştuk biraz önce. Öyle bir niyetim yok. Benim bir tane niyetim var. Bir tane. Cumhuriyet'in ikinci yüzyılının ilk genel seçimlerinde Atatürk'ün partisini iktidar yapmak. Benim en büyük hayalim diyor Özgür Özel CHP'yi iktidar yapmak. Hatta CHP iktidar olursa vaatleri bile yer yer sunuyor Özgür Özel. CHP iktidara geldiğinde birinci ay değil yetişmez ama ikinci ay en düşük emekli maaşı asgari ücret olacak söz veriyoruz. Sonra en düşük emekli maaşı iki yıl içinde bir buçuk asgari ücrete çıkacak. Bu haliyle kafasındaki planın genel seçimlere giderken de CHP'nin genel başkanı olarak o koltukta oturmak olduğunu anlıyoruz.

Yani ne yapacak CHP lideri, daha doğrusu CHP Genel Başkanı Özgür Özel? Bir cumhurbaşkan adayı gösterecek, o iktidar olunca CHP iktidar olmuş sayılacak. Fakat kriz şu, CHP iktidar olmayacak. Altını çiziyorum. Erdoğan iktidarından sonra iktidar olacak güç, CHP olmayacak. Çünkü parlamenter sistemde değiliz. CHP'nin bir genel seçimde en büyük başarısı, meclis çoğunluğunu almak olur. O kadar.

Ama yürütme erki, eğer CHP genel başkanı cumhurbaşkanı adayı olmayacaksa ki öyle söylüyor Özgür Özel, yürütme erki CHP'nin elinde olmayacak. Deyin ki iktidar değişti ve Ekrem Emoğlu cumhurbaşkanı oldu. Ve deyin ki CHP mecliste çoğunluğu oluşturdu. Ne olacak? Özgür Özel CHP'nin başında meclis grubunu yönetirken aynı anda Cumhurbaşkanı Ekrem Emoğlu mu olacak? Türlü krizlere gebe bir süreç olmaz mı bu?

Özgür Özel CHP iktidarında diye konuşup duruyor ama kendisi cumhurbaşkan adayı olmadığına göre, CHP genel başkanı da yürütme erkinin başına geçmeyeceğine göre, bildiğimiz anlamda bir CHP iktidarıyla karşılaşmayacağız. Öyleyse Özgür Özel'i bu verili durum karşısında yeniden masaya yatıralım. Bir kere Özgür Özel'in siyasi kariyerinin zirvesinde CHP Genel Başkanlığı koltuğu var ve Özgür Özel an itibariyle o koltukta oturuyor. Dolayısıyla gelecek vadeden kişi Özgür Özel değil. Zira kendisi Cumhurbaşkanı adayı değil. E herhalde CHP'nin destekleyeceği Cumhurbaşkanı adayının yardımcısı ya da bakanı falan da olmayacak bu kişi.

Dolayısıyla bu kişinin tarihsel önemi aslında Cumhurbaşkanı adayını belirlemek. Kasım 2023'te CHP Genel Başkanı olduğunda onun tarihsel misyonunun tıpkı vaftizci Yahya gibi kurtarıcıyı belirlemek ve onu tarih sahnesine çıkarmak olduğu ortadaydı. Fakat o bir süredir bu misyonu unutmuş, kurtarıcı olmaya soyunmuş gibi davranıyor. Haliyle ortaya bir liderlik krizi çıkıyor.

Özgür Özel, toplumsal muhalefetin öncüsü olmak, toplumsal muhalefeti arkasına almak istiyor. Tıpkı İsa gibi, bir kurtarıcı gibi, önerilerinin milyonlar tarafından tatbik edilmesini istiyor. Hatırlar mısınız? 6 ay önce, Temmuz ayında asgari ücrete zam yapılmayacağı duyurulmuştu. O zaman da Özgür Özel tıpkı bir mesihmişçesine, milyonların karşısına çıkmış ve Türkiye'ye seslenmişti. Buradan bütün Türkiye'ye sesleniyoruz. Bu akşam 9'da başlıyoruz. Işıkları yakın, ışıkları kapatın. Uzaydan görülecek. 6 ay önce ışıkları yakın kapatın diyen Özgür Özel 6 ay sonra... Bu iktidara kırmızı kart göstermeye davet ediyorum. ...demeye başladı. Halbuki Özgür Özel Mesih değildi. Işıkları açın kapatın deyince milyonlarca havarisi peki öyleyse demiyordu. Kırmızı kart da gösterecek değildi insanımız.

İlla bir kırmızı kart kampanyası yapmak istiyorsa Özgür Bey, buradan bu işin nasıl olacağına ilişkin en azından kendi düşündüklerimi söyleyeyim. Belki faydası olur. Özgür Bey, siz kırmızı kart gösterince milyonlar da kırmızı kart göstermez. Siz Mesih değilsiniz.

Siz kırmızı kartın adını ağzınıza almadan önce, örneğin gençlik kollarınız AKP'li yetkilileri, bakanları ve Erdoğan'ın peşine düşerler. Bunları her gördüklerinde kırmızı kart gösterirler. Bu gençlerin bir kısmı gözaltına alınır, bir kısmı tutuklanır. Ondan sonra siz çıkarsınız gençlerin tepkisini sahiplenip, kırmızı karta sahip çıkarsınız. Yani illa bir kırmızı kart kampanyası yapmak istiyorsanız tabii. Zorunda da değilsiniz yani. Özgür Bey siz vaftizci Yahya'sınız, İsa Mesih değilsiniz. Tarihsel misyonunuzu hatırlayın ve kurtarıcının önünü açın. Bırakın kurtarıcı iddiasında olanlar siyaset yapsın. İstanbul'da yürüyen merdivenlere hapsetmeyin İmamoğlu'nu. Bakın bu çözüm sürecine yükselen bir milliyetçi öfke var. Bırakın örneğin Mansur Yavaş da milliyetçi cephenin içinde siyaset yapsın. Siyasetin önünü tıkamayın. Belli ki bu tutumunuzu sürdürdüğünüz sürece muhalif halk kesimleri derin bir umutsuzluğa hapsoluyor.

Olmuyorsa olmuyordur, bunu kabullenmek gerekir. İyi kalpli, yurtsever bir insan olduğunuz ortada ama misyonunuz da ortada. Bu sistemde lidersiz bir siyasi parti bir hiç gibidir. Partinizin bir genel başkanı vardır, o belli de belli ki lideri siz değilsiniz. Ya CHP lideri CHP'nin başına geçsin, yani Ekrem Emoğlu CHP genel başkanı olsun, ya da CHP'nin başındaki siz CHP liderinin önünü açın da siyaset yapsın. Meydanların sesine kulak verin.

Özgür Bey, siz Yahya'sınız, İsa değil. Benden bu kadar. Hadi eyvallah.

Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.

Reklam Alanı (Deneme)