Podcast

139 - #EveVardığındaYaz: Mia Stevn

Karanlık Dosyalar

1 yıl önce
Reklam Alanı (Deneme)

Bölüm Açıklaması

2023'te Danimarka'nın Aalborg şehrinde Mia Stevn arkadaşlarıyla eğlenmek üzere dışarı çıktı. Gençlerin eğlencesi ise iyi bitmeyecekti. Bu geceden sonra Mia'yı bir daha canlı gören olmadı. Mia'ya ne olmuştu? Mia'nın katili kimdi?



Bu podcast reklam içermektedir.

Bölüm Transkripti

2.170 kelime · ~11 dk okuma

Hadi ne yaptınız? Çıkmadı mı hala bir şey? Köpekler şuraya işaret etti amirim. Kazılıyor şu an. Tamam hadi acele edin. Amirim! Amirim buraya bakar mısınız? Bir şey buldular herhalde amirim. Tamam yürü bakalım. Şu barakanın orada bulduğunuz eşyaları da hemen adli tıbba gönderin. DNA testi yapsınlar. Emredersiniz amirim. Mehmet ne oldu? Nedir? Ne buldunuz? Komiserim. Burada parçalanmış bir ceset bulduk.

Kadın parmağı sanırım. Ojeleri hala üstünde duruyor. Ben Sezgi Aksu. Burası Karanlık Dosyalar. Bugün sizinle Danimarka'da işlenen kan dondurucu bir cinayetin izini süreceğiz. Ne dersiniz? Miyas Tv'nin başına gelen korkunç olayları dinlemeye hazırsanız başlayalım mı?

5 Şubat, Danimarkalı gençler için heyecan verici bir gündü. Covid pandemisi nedeniyle iki yıldır kapalı olan mekanlar açılacaktı. Üniversite yıllarının iki senesini eğlenmekten mahrum geçiren gençler oldukça hızlı şekilde partiler organize etmişlerdi. Akşama doğru Mia evden çıktı.

Transkriptin tamamını oku

Carolina ve Christie ile buluşup eğlenecekleri ilk mekana geçtiler. Burada üniversiteden diğer arkadaşları da vardı. Sonunda hep birlikte eğlenebileceklerdi. Herkes oldukça heyecanlıydı. Şarkıların temposu yavaş yavaş yükseliyor, kanlarındaki alkol giderek artıyordu. Gençler bu gece hiç bitmesin istiyor gibiydiler. Gecenin ilerleyen saatlerine kadar birçok mekan değiştirip saatlerce dans ettiler.

Saat 3'e gelirken yavaştan eve dönmek isteyenler çıkmaya başladı. Bazıları bu tempoya bu kadar hızlı girmeye alışamamışlardı. Carolina ve Mia ise onlardan değildi. Bugün enerjilerinin sonuna kadar eğleneceklerdi. Christine'in de dahil olduğu bir grup Carolina ve Mia ile vedalaştılar ve evlerinin yoluna koyuldular. İki kişi kalan Mia ve Carolina adını bile bilmedikleri insanlarla sohbet ediyorlardı.

Bazen dans ediyorlar, bazen de kadın kadına eğleniyorlardı. Saat iyice ilerlemiş, artık sabah olmuştu. Mekanlar da yavaş yavaş kapanmaya başlamıştı. Sabah saat 6'da artık Carolina ve Mia da evlerine dağılma kararı aldılar. Son mekandan çıkıp sokağın sonuna kadar yürüdüler.

Mia arkadaşına veda edip otobüs durağına geçtiğinde saat 6.02'yi gösteriyordu. Hava eksi 1 dereceydi. Hafiften rüzgar esiyor ancak bu soğukta o hafif rüzgar bile insanı dondurmaya yetiyordu. Mia otobüsle eve dönecekti. Carolina ise diğer yöne gitti. O metro kullanacaktı. İkisi de oldukça mutluydu. Yıllar sonra eğlenip dağıtmışlardı.

Bilmedikleri ise bunu bir daha asla tekrarlayamayacak olmalarıydı. O gece iki yakın arkadaşın birbirinin son görüşüydü. 6 Şubat sabahı Mia'nın kahvaltıya gelmemesi üzerine annesi onun odasını kontrol etti. Kızını bulamayan anne önce panik yapmadı. Babasıyla konuşup bir arkadaşında kalmış olabileceğini düşündüler.

Pandemi döneminde dışarıda pek yapacak bir şey olmadığından gençler birbirinde kalıyorlardı. Her şey normal gibiydi. Belki de evde eğlenmeye devam etmek üzerine birine geçmişlerdir diye düşündüler. Ancak saatler ilerliyordu. Akşamdan kalma olsalar dahi artık uyanmaları gerekirdi. Mia'nın telefonuna ise ulaşamıyorlardı. Hala uyanmamış olmazdı sonuçta. Hiç Mia'nın huyu da değildi bu kadar uzun süre telefonuna bakmamak.

Öğle saatlerine doğru annesi harekete geçmeye karar verdi. Hafif bir tedirginlikle Mia'nın birlikte eğleneceğini belirttiği iki kız arkadaşını sırasıyla aradı. Alo? Merhaba Christy. Mia'dan haberin var mı? Eve hala gelmedi. Çok endişelendik. Biz üç gibi ayrıldık aslında partiden. Mia, Carolina ile birlikteydiler ama bilmiyorum. Carolina daha iyi bilebilir. Ama bana da haber edin lütfen. Ben de merak ettim şimdi. Nerede bu kız ya?

Tamamdır kızım. Ben onu da bir arayayım. Kristi'nin kızının yerini bilmemesi üzerine... ...endişesi artmaya başlayan anne hemen Karolina'yı aradı. Alo. Karolina selam. Kristi'yle konuştum. Mia'yı en son seninle görmüş. Eve hâlâ dönmedi. Sen nerede olduğunu biliyor musun? Biz Mia'yla sabah altıda vedalaştık. Otobüse binip eve gideceğini söylemişti. Gelmedi mi? Öyle mi dedi? Tanrım bana sabır ver.

Nereye gitmiş olabilir ki? Karolina'nın bu cevabının sonunda Mia'nın annesi, Mia'nın babasını da yanına alıp hemen en yakın polis karakoluna gittiler. Kızlarının kayıp olduğuna dair bir ifade verdiler. Normalde bu ifade için 24 saat geçmesi gerekiyordu. Ancak polisler edindikleri bilgiden şüphelenmişlerdi. Bunun üzerine hemen işe koyuldular.

Dedektifler Mia'nın tüm tanıdıklarını ve arkadaşlarını tek tek sorgulamaya başladılar. Ancak yeni bir bilgi çıkmıyordu. Herkes aynı şeyleri söylüyordu. O gece Mia ve arkadaşlarının gittiği mekanlarsa oldukça kalabalıktı. Spesifik bir kişinin izini sürmek hiç de kolay değildi. Kulüplerdeki kamera kayıtlarında Mia'nın bir erkekle konuştuğu görülüyordu. Flört ediyor gibi görünen bu genç erkek şüpheli olabilir miydi?

Bu genç aynı zamanda Mia ile aynı üniversitede eğitim görüyordu. Mia'nın ortadan kaybolmasında sorumluluğu var mı öğrenmek adına sorguya çağrıldı. Sorguya çağrılan gencin hareketlerinde beklenmedik bir şey vardı. Kendisi polisle birlikte hareket etmeye oldukça istekliydi. Sorgu başladı. Mia ile biraz flört ettiği doğruydu. Ancak ikisi de aradıkları uyumu bulamamıştı.

Bu nedenle de saat 5 gibi partiden ayrıldığını söyledi. Taksiyle eve dönmüştü. İfadesiyle taksi kayıtları da birbiriyle örtüşüyordu. Gerçekten de 5'te çağırdığı taksiyle 10 dakika kadar yolculuk etmiş ve sistemde kayıtlı olan adreste inmişti. Polislerin, ailenin ve dedektiflerin zorlandığı durum ise Mia'nın hayatında onunla sorunu olan biri olmamasıydı.

Mia herhangi bir suç işlememişti. Bilinen bir düşmanı veya madde kullanım problemi de yoktu. Mia'dan kim ne istemiş olabilirdi ki? Ortada hiçbir şüphelinin olmadığı soruşturma bu bilinmezliklerle beraber daha da hareketlenecekti. Dedektifler Carolina'nın ifadesine odaklanmaya karar verdiler.

En önemli bilgi hala onu en son gören Karolina'nın sağladığıydı. Son gittikleri mekanın yanındaki otobüs durağını ve yolları kaydeden tüm kamera kayıtlarını incelemeye başladılar. İncelemelerinde Mia'yı fark ettiler. Karanlıkta tek başına sokakta yürümüş, daha sonra otobüs durağına oturmuştu. Dikkatlice izledikleri kamera kayıtları genç kadının hava şartlarına göre oldukça ince giyindiğini gösteriyordu.

6.15'te ise otobüs durağına bir arabanın yaklaştığını gördüler. Görevliler pür dikkat bir şekilde ne olacağına baktılar. Mia ile arabanın şoförü konuşuyor gibiydi. Ardından araba uzaklaştı ve Mia yerine geçti. Tekrar en başa dönmüş gibiydiler. Videoyu izlemeye devam ettiler. Mia'nın beden dili onun oldukça üşüdüğünü gösteriyordu.

Kendisini ısıtmaya çalışarak ellerini uğuşturuyor. İnce ceketinin boynunu yukarıya çekerek rüzgarı kesmeye çalışıyordu. Bir noktada telefonunu eline aldı Mia. Ancak sonra sinirle telefonu geri çantasına koydu. Telefonu herhalde çalışmıyordu veya şarjı bitmişti diye düşündüler. Beklemeye ve izlemeye devam ettiler. Kaydın devamındaki bir saat neredeyse hiçbir şey olmuyordu.

Pandemi önlemleri yeni yeni kalktığı için otobüs seferleri daha eski haline dönmemişti. Kamera kayıtlarını izleyen polis memurları Mia'nın soğuktan ve uykusuzluktan bayılacağını düşünmeye başladı. Belki de bayılacak ve kaçırılacaktı. Tam o noktada bir araba yaklaştı. Mia ile şoför 5 dakika kadar sohbet ettiler. Bu kısa sohbetin ardından Mia arabaya bindi ve Aalborg'un karanlık yollarında duraktan uzaklaştılar.

Ancak garip bir şey vardı. Bu araba ilk arabaya oldukça benziyordu. Kaydı geri sarıp ilk arabayı kontrol ettiler. Gerçekten de aynı arabaydı. Acilen işe koyulup Mia'nın bindiği aracın sahibini araştırmaya başladılar. Ancak karanlıkta çekilen kayıtlarda sadece arabanın modeli ve markası belli oluyordu. Volkswagen marka, Golf model siyah bir araba. Peki bu arabanın sürücüsü kimdi?

Mia'yı nereye götürüyordu? Burada sorularımıza kısa bir ara verelim. Ardından Mia'nın gizemli sürücüsünün izini birlikte süreceğiz. Sürücünün kimliği hala gizemini korurken polislerin elindeki tek ipucu arabanın modeliydi. Bunun üzerine hemen etraftaki tüm kamera kayıtlarını incelemeye koyuldular. Eşleşen bir araba olmalıydı.

Ve öyle de oldu. Otobüs durağının birkaç blok ötesinde park edilmiş Volkswagen Golf'un kayıtlarına ulaştılar. Arabanın kayıtlarına ulaşmak da kolay oldu. Park alanının hemen yanında 24 saat boyunca açık olan bir mahalle bakkalı vardı. Bu bakkaldan alınan görüntülerse yüksek çözünürlük sayesinde plakayı seçmelerine yardımcı oldu. Plakanın bulunmasının ardından dedektifler kimlik tespit sürecine başladılar.

Araba, Alborg'da yaşayan Thomas Thompson adlı mühendisin arabasıydı. Adres kayıtlarıysa Adam adında bir ev arkadaşı olduğunu gösteriyordu. Thomas ve Adam 36 yaşındaydılar. Bu iki erkek de geçmişte küçük cezalar almıştı. Ancak bu defa 22 yaşındaki genç bir kızın kaybolmasından dolayı suçlu bulunurlarsa küçük cezalarla yırtamayacaklarını biliyorlardı.

Adam ve Thomas sorgulanmak üzere gözaltına alındılar. Adam'ın sorgusu oldukça hızlı geçti. 30 yaşındaki adam güçlü bir kanıt sunmuştu. Mia'nın arkadaşlarıyla eğlenmeye çıktığı gün şehir dışındaydı. 8 Şubat'ta tekrar şehre dönmüştü. Dolayısıyla suçlu olamazdı. Bu bilgilerin varlığında gözler Thomas'ın üzerine dikilmişti.

Eğer suçlu bulunursa bu işi tek başına yaptığı kesinleşmiş olacaktı. Tüm bu şüphelerin ışığında Thomas'ın sorgusu başladı. Daha önce de suçlu bulunmuşsun. Eski kız arkadaşının arabasına saldırmışsın. Evet söyle Mia nerede? Bakın Mia arabama bindi evet. Ancak çok sarhoştu ve benimle flört ediyordu. Ben onu hiçbir şeye zorlamadım soğukta beklememek için binmek istedi. Rıza dahilinde de birlikte olduk.

Benim onu arabama almamın karşılığı olarak bunu teklif etti. Sonra da onu bıraktım. Evine gitmiş olmalı ben suçlu değilim. Bak senin arabana binmiş 22 yaşında genç bir kadın kayboldu. Bu dediklerine inanmamı bekliyorum. Gerçekleri söylüyorum. Ben hiçbir şey yapmadım. Sadece iyilik yapıp onu eve bırakmak istedim. O da karşılığını verdi. Thomas'ın beyanlarına kimse inanmıyordu. Ancak garip bir şey vardı. Hiç suçluluk ve pişmanlık belirtisi göstermiyordu.

Yeni kanıtlar gelene kadar yapacak bir şey yoktu. Polisler arabada Mia'ya ait olduğunu düşündükleri saç telleri bulmuşlardı. Ayrıca bazı kan lekeleri de kalmış gibiydi. Thomas'ın evinde, özellikle banyoda da bazı kan lekeleri vardı. Thomas'ın Mia'ya zarar verdiğine, hatta onu öldürdüğüne dair şüpheleri iyice artıyordu. Yine de kanıtlayamıyorlardı.

DNA test sonuçlarını beklerken arabanın GPS kayıtlarına bakmaya koyuldular. Konum bilgisi üzerinden Mia'nın yerini bulabilirlerdi. GPS kayıtları soruşturmanın seyrini değiştirecek önemli detayları ortaya koyuyordu. Cihaz verilerine göre Thomas GPS sistemini devre dışı bırakmaya çalışmıştı.

6 Şubat saat 2'ye kadar sorunsuz çalışan cihaz, Thomas'ın müdahalesiyle arızalanmış ve konum bilgilerini normalden daha sık bir şekilde kaydetmeye başlamıştı. Araç her 30 saniyede bir yeni bir konum verisi oluşturuyordu. Bu veriler Thomas'ın otobüs durağına yaptığı iki ziyaretiyle örtüşüyordu. İlk ziyaretin ardından çevredeki mekanları dolaştığı anlaşılıyordu. Daha sonra Mia'yı aracına alıp kısa bir süre içinde yakındaki ormanlık alana yöneldiği kaydedilmişti. Polisler artık nereye gitmesi gerektiğini biliyordu. Bu gizem ancak ormanın karanlığında çözülebilirdi. Köpekli arama ekipleri bahsi geçen bölgede inceleme yapmak üzere 10 Şubat'ta harekete geçti.

Ormana ulaştıklarında hızlıca çalışmalara başladılar. Ekip lideri köpeğin dikkatle kokladığı bir noktayı işaret ederek herkesi durdurdu. Bu noktada Mia'ya ait olabileceğinden şüphelenilen bir saç lokası bulundu. Ardından çatlamış ekranı ve çamura bulanmış köşeleriyle bir telefon parçası dikkat çekti.

Birkaç metre ileride bir ağacın dallarına takılmış saç telleri fark edildi. Devamında Mia'nın kopmuş kolyesi ve kıyafet parçaları ortaya çıktı. Ancak bir sorun vardı. Mia'nın bedenine dair hiçbir iz bulunamıyordu. Acaba Mia hala hayatta olabilir miydi? Her iz Mia'ya biraz daha yaklaştıklarını söylüyordu. Ama Mia ortalıkta yoktu. Bir şeylerden kaçtığı net gibiydi.

Ancak yaşayıp yaşamadığı hala bilinemiyordu. Ormanın derinliklerine ulaşan ekip köpeklerin bir bölgeye yoğunlaştığını fark ettiler. Toprağı kazmaya çalışan köpekler sanki toprağın altından bir şey çıkartmaya çalışıyor gibiydiler. Herkes kendini en kötü habere hazırlıyordu ki...

Öyle de oldu. Toprak kazıldıkça korkutucu gerçek parça parça gün yüzüne çıktı. Mia'nın bedeni parçalara ayrılmıştı. Bu dehşet karşısında şok olan arama ekipleri bölgeden tam 231 parça çıkardı. Parçalar hemen test merkezine gönderildi. Çıkan sonuçlar DNA'nın eşleştiğini belirtiyordu. Thomas'ın katil olduğuna dair artık hiçbir şüphe kalmamıştı. Bunun üzerine tekrar sorguya alındı.

Her şey ortada. Kızı önce parçaladın sonra da gidip ormana gömdün. İtiraf et artık. Hayır ben öldürmedim. Demiştim ya benimle bir şeyler yaşamak istiyordu. Sakin bir yere gidiyorduk ama o çok sarhoştu. Sarhoş olduğu için yanlışlıkla arabanın kapısını açtı. Sonra da ormanın yokuşunu... Ben eve bıraktım demedim mi? Dalga mı geçiyorsun? Bak elimden bir kaza çıkacak şimdi. Bak anlatıyorum. Onu o halde bırakmak istemedim. Panikledim. Eğer polisi arasaydım kimse bana inanmayacaktı.

Sarhoştu ve benimle birlikteydi. İnsanlar benim onu itmiş olduğumu düşünürdü. Sen de cesedini parçalamanın daha iyi bir fikir olduğunu düşündün yani. Kes artık yalanları. İtiraf et. Bilmiyorum.

Her şey bir anda oldu. Onu o şekilde bulacaklarını düşündüm. Eğer bedenini yok edersem ben daha az suçlanırdım. Eve getirip cesedini asitler etmeye çalıştım. Olmadı.

Thomas belki kendini kandırıyordu. Ancak olanlar apaçık ortadaydı. Thomas'ın eski partnerleriyle görüşen polisler de onun bunu yapabilecek bir psikolojiye sahip olduğunu teyit ediyordu. Thomas'la vakit geçirmiş neredeyse her kadın onun agresif olduğunu, hızlıca öfkelendiğini belirtiyordu. Ayrıca GPS'ini bozduğu saatin olaydan birkaç saat öncesi olması o gece için bir plan yaptığını gözler önüne seriyordu.

Anlaşılan oydu ki Thomas Thompson Mia'yı sabah saatlerinde arabasına almış ve daha sonrasında ona cinsel saldırıda bulunmuştu. Mia ise ormanın orada kaçmaya çalışmış, kaçarken birçok darbe almıştı. Haziran ayının 23'ünde Arhaus Üniversitesi'nden gelen otopsi sonuçlarına göre Mia'nın ölüm sebebinin gizlenmesi amacıyla asit kullanıldığı, dokularında oksijensizlik tespit edildiği görülüyordu. Görünen o ki, Thomas Mia'yı önce boğarak öldürmüş, daha sonra yakalanmayacağını umarak önce onun bedenini fiziksel olarak ortadan kaldırmaya çalışmıştı. Bu soğukkanlı katilin her bir adımda daha korkunçlaşan planı gözle görülür şekilde ortadaydı. Sadece tek bir sorun kalmıştı. Asit nedeniyle net olarak Thomas'ın yaptığını kanıtlayacak bir delil ortaya çıkmıyordu. Bulunan herhangi bir eşyada veya topraktan çıkarılan doku örneklerinde Thomas'ın DNA'sıyla bir eşleşme yoktu. Ama bu, yaptıklarının cezasını çekmeyeceği anlamına gelmiyordu.

2023 yazına girerken, Haziran ayında görülen mahkemede, hakim ve jüriler Thomas'ın suçlu olduğuna ikna olmuştu. Thomas Thompson, cinayet ve tecavüz girişiminden müebbet hapis cezasına çarptırıldı. Ancak Danimarka yasaları gereğince, Thompson içeride olacağı 10 yılın ardından, 2033 yılına gelindiğinde şartlı tahliye için başvuru hakkına sahip olacak. Bu da Danimarka kamuoyunda çok konuşulan bir sorun haline geldi. Mia'nın korkunç bir kadın cinayetine kurban gitmesi nedeniyle yükselen tartışmalarda bu tip yasal düzenlemelerin değişmesi gerektiğine vurgu yapıldı. Mia'nın hikayesinden etkilenen kullanıcılar sosyal medyada hashtag eve vardığında yaz, text me when you get home şeklinde bir kampanya başlattılar. Bu korkunç cinayet ve sonrasında olan olaylar oldukça tanıdık.

Ancak bu olayın tanıdık olması yapılanların korkunçluğundan herhangi bir şey götürmüyor. Thomas'ın eğlenmek isteyen genç bir kadının çaresizlik anını böylesine sömürmesi ve ardından bu kadını insanlık dışı şekilde öldürmesi hepimizi derinden etkilemiştir. Danimarka Cinsiyet Eşitliği Bakanı Trine Bramson, olayın ardından, ''Kadınların sırf kadın oldukları için öldürülmesi gibi bir sorunumuz var ve bu konuda bir şeyler yapmalıyız.'' açıklamasında bulunmuş.

Dediğinin ne kadar doğru olduğu üzerine düşünüyorum. Dünyanın her yerinde kadınlar sırf kadın oldukları için böyle bir kaderi paylaşmak zorundalar mı gerçekten? Bunu değiştirmenin hiçbir yolu yok mu? Evet, bu haftanın karanlık dosyasının da sonuna geldik. Bir sonraki karanlık dosyada görüşmek üzere. Kendinize iyi bakın.

Altyazı M.K.

Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.

Reklam Alanı (Deneme)