Podcast

140 - Ölüm Tuzağı: Lauren Agee'nin Gizemli Dosyası

Karanlık Dosyalar

1 yıl önce
Reklam Alanı (Deneme)

Bölüm Açıklaması

21 yaşındaki Lauren Agee, 2015 yazında Wakefest’e katılmak için en yakın arkadaşıyla plan yapmıştı. Festival alanına gittiklerinde hiç de plan dahilinde olmayan sürprizlerle karşılaşmasına rağmen eğlenceli bir hafta sonu geçireceğini düşünüyordu. Gölün çevrelediği yüksek, kayalık bir tepede; zifiri karanlıkta başına ne gelebilirdi ki? Sonuçta yanında arkadaşları vardı...



Sunan: Sezgi Aksu

Hazırlayan: Sezgi Aksu, Gülşah Dim

Ses Tasarımı ve Kurgu: Tolgacan Bozca

Yapımcı: Podbee Media



Canlandıranlar:

Lauren: Gülşah Dim

Hannah: Hazal Beril Çam

Aaron: Tolgacan Bozca

Chris: Umut Güloğlu

Kassi: Şevval Balkan

Polis Yarchuk: Serdar Kuzuloğlu






Tüm bölümler ve daha fazlası için ⁠⁠podbeemedia.com⁠⁠'u ziyaret et!



----- Podbee Sunar -------

Bu podcast reklam içermektedir.

Bölüm Transkripti

2.180 kelime · ~11 dk okuma

Lauren. Lauren hadi atla. Gözlerini kapatacaksın bak. Sonra hemen cuk bitti. Hadi bak atla. Hiçbirimiz ölmedik. Hadi. Hadi. Yapamayacak bu galiba ya. Sen atla biz tutarız seni. Lauren hadi korkmaktan gel lütfen ya. Üç, iki, bir.

Lauren. Lauren. Lauren. Süpermiş bu ya! Niye çıkmadı bu ya? Çıkmadı mı hala? Niye çıkmadı? Loren! Loren! Loren! Siktir ya! Ben bir gidip bakıyorum. Loren neredesin? Abi kesin bir şey oldu ha! Gidip bakalım hadi hadi! Bir şey olmamıştır değil mi?

Ben Sezgi Aksun. Burası Karanlık Dosyalar. Bugün sizinle birlikte son yılların en gizemli davalarından birini inceleyeceğiz. Eğlenmek için gittiği festivalde hayatını kaybeden ve ölümü hâlâ aydınlatılamayan Lauren Agee dosyası. Ne dersiniz? Zifiri karanlıkta, kayalık bir uçurumun tepesinde neler olup bittiğini sorgulamaya ve gerçekleri su yüzüne çıkarmaya hazırsanız başlayalım mı?

Transkriptin tamamını oku

Tennessee'de yaşayan 21 yaşındaki Lauren Agee, 2015'in Temmuz ayında Wakefest'e katılmak için arkadaşı Hannah Palmer'la plan yapmıştı. Tüm hafta sonunu kapsayan bu etkinlik, Wakeboard'la uğraşan sporcuları yıllardır ağırlamanın yanı sıra su sporlarıyla ilgilenen ve partilemek isteyen gençler için eşsiz bir fırsat sunuyordu. Ama tam da bu sebeple Lauren'ın annesi Sherry, kızını bu etkinliğe göndermek konusunda tedirgindi. Festivalin ününü duymuştu ve alkol tüketiminin had safhada olacağını biliyordu. Üstelik Lauren'ın arkadaşı Hannah'ya pek güvenmiyordu. Kızının küçüklükten beri arkadaş olduğu bu kişiyi her zaman iyi gün dostu gibi görmüştü. Bu sebeple Fikre sıcak bakmadığını pek çok kez dile getirdi. Fakat Lauren 21 yaşındaydı ve ABD yasaları önünde artık bir yetişkin olma özgürlüğünün keyfini sürmek istiyordu.

Bu festivale katılacaktı. Annesi onaylasa da, onaylamasa da. Arabayla yaptıkları yolculuk boyunca, Hena'yla beraber ne kadar eğlendiklerini gösteren onlarca fotoğraf çekmiş ve sosyal medya hesaplarından paylaşmıştı. Fakat Center Hill Gölü'nün çevresindeki etkinlik alanına ulaştıklarında beklemediği bir sürprizle karşılaşacaktı.

Kulübe ne kadar var? Çok susadım. Bekle biraz. Uf! Nerede kaldılar ya? Kimler? Aaron! Aaron buradayız! Naber güzelim? Daha bu saatte millet zom olmuş ya. Nonum biri boğuluyordu az önce. Zor kurtardılar. Selam bu arada. Lauren değil mi? Evet. Şimdi küçük bir update geçeyim. Aaron'la ben... ...sevgiliyiz! Surprise! Memnun oldum Lauren.

Elini uzatmayacaksın herhalde. Ben ikimiz olacağız sanıyordum. Merak etme seni boşta bırakacak değilim. Eren arkadaşını da getirdi. Selam millet, Chris ben. Esas oğlanın yancısıyım ben de işte. Çok komik çocuk.

Lauren, Aaron ve Chris'in onlara katılacağını ancak kamp alanına vardığında öğrenmişti. Ve ikisini de tanımıyordu. Hannah'nın yüz ifadesinden Chris'le onu bir araya getirmek istediği anlaşılıyordu. Ama Lauren'ın zaten bir ilişkisi vardı. Biraz huzursuz hissetse de hiçbir şey demedi. Ve gruba uyum sağlamaya karar verdi.

Ne var ki, işler daha da garip bir hal alıyordu. Evet millet, kalacağımız yere hazır mıyız? Ölüm tuzağı. Ne? Gölün yanındaki kulübelerden birinde kalmayacak mıyız? Lauren biraz gerildi galiba. Saçmalama Lauren ya. Ya korkacak bir şey yok. Bak şu tepe var ya, oradaki çadına gideceğiz. Evet, sabah ayılma derdi de yok. Direkt göle atlıyoruz. Vuhuu! Vuhuu!

Anlaşıldığı üzere kulübede değil, sadece Kano ile erişilebilen bir tepenin üzerine kurulmuş kamp alanında kalacaklardı. Burası bir uçurumdu. Lauren bu plan değişikliğine şaşırsa da yine gruba uyum sağlamak ve oyunbozanlık yapmamak için düşüncelerini kendine sakladı. Hatta Kano ile yaptıkları yolculuğu da videoya çekerek sosyal medyada paylaşmıştı.

Bu videoda o da ölüm tuzağına gitmek hakkında espriler yapıyordu. Şakanın gerçeğe dönüşeceğinden habersizdi. Uçuruma varıldığında ince, beyaz bir ipe tutunarak 27 metre tırmanmak gerekiyordu. Fakat tepede sadece tek bir çadır bulunuyordu. Onun dışında iki ağacın arasına bir de hamak kurulmuştu. Lauren'ın karşılaştığı tek sürpriz kamp alanının yeri değildi.

Hannah ve Aaron, çadırda birlikte kalmak istiyorlardı. Bu da, Lauren'ın Chris'le hamakta uyuması anlamına geliyordu. Paylaşacakları hamak, Center Hill Gölü'nün nefes kesen manzarasını ayaklarının altına seriyordu. Ancak uçurumun kenarına da tehlikeli derecede yakındı. Aşağıya inmek için iki yoldan birini seçmeliydiler. Tırmanırken olduğu gibi beyaz ipi kullanmak ya da kayalıklardan göle atlamak.

Bölge gerçekten de tehlikeliydi. Fakat bu, anın büyüsüne kapılmış ve kendilerini yenilmez hisseden bir grup genç için önemsiz bir detaydı. İlk akşamı kamp alanına yerleşerek ve kendi aralarında eğlenerek geçirdiler. Cumartesi yoğun bir gün olacaktı.

Ekip sabaha mutlu uyandı. Gölü çevreleyen tepelerden suya dalmak, festivalin gözde aktivitelerinden biriydi. Doğal olarak macera tutkunu olan Aaron ve Chris bundan geri kalmak istemiyorlardı. Hannah da onlara kolayca uyum sağlamıştı. Gölün dibinde yer yer sivri kayalar olması umurlarında bile değildi. Fakat Lauren... Korkarak atladığı gölde kafasını çarptı ve bir süreliğine bilincini kaybetti. Küçük bir beyin sarsıntısı geçirdiği düşünülen Lauren neyse ki sonradan kendine gelebilmişti. Şimdi oturup dinlenmenin sırası değildi. Bugünü iyi kullanmalıydı. Dörtlü ilerleyen saatlerde wakeboard yarışlarını izlemeye, içmeye ve dans etmeye devam etti. Lauren başındaki ağrıyı unutmuştu.

Gece olunca herkes festival alanındaki tek mekan olan Marina Bar'a akın etti. Burada Lauren ve Hannah tanıdık bir yüzle karşılaştılar. Aynı liseye gittikleri Cassie Franks. Öf! Bu ne alaka şimdi? Selam kızlar. Buranın havası bol. Ben gidiyorum, bir içkimi tazeleyeceğim. Yok artık. Hâlâ Aaron'u sevdiğimi sanıyor o galiba değil mi? O salak uyumda bile değil.

Bakıyorum sen de kendine yeni birini bulmuşsun. Şu sarışın siz beraber misiniz? Yok. Burada tanıştık. Hanan'ın küçük sürprizi diyelim. Aynen. Sever böyle şeyleri. Kesti baksana. Bu akşam ben sizin kulübede kalsam olur mu? Tepeye çıkabilecek gibi değilim. Ama bizim kulübede yer yok canım ya. Anladım. Peki. İyi eğlenceler hanımlar. Kimlikleri görebilir miyim? Yaşlar tutuyordur umarım.

Ay, kim bilir ben onu nereye koydum ya? Heh, buldum. Buyurun. Evet, Lorraine Agee. 1993 doğumlu. Yani ne oluyor? Yaş 21. Pekala, bir sorun yok. Eğlenmeye devam edebilirsiniz hanımlar.

Normalde Nashville'de görev yapan Christopher Yerchuk, o hafta sonu festival alanında çalışıyordu. Öncelikli olarak narkotik denetiminden sorumlu olan polis memuru, Lauren ve arkadaşları eğlenirken onlarla biraz sohbet etmişti. Hatta üniversitede suç bilimi okuyan Lauren, ona çalışma alanıyla ilgili bazı sorular bile yöneltmişti. Yerçek, grubun geri kalanıyla da kısaca tanıştı. Herkesin keyfi yerinde gibi görünüyordu. Bir süre sonra, saat gece yarısı ikiyi gösterirken, grup bardan ayrılıp iskeleye gitti. Yerçek, zar zor yürüyen bu gençleri bir süre uzaktan izledi. Onları uçurumun kenarındaki kamp alanına götürecek kanoya binip, gecenin karanlığında gözden kaybolmuşlardı.

İlerleyen günlerde bu an, polis memurunun zihninde defalarca kez tekrarlanacaktı. Şimdi kısa bir ara verelim. Ardından dosyamıza kaldığımız yerden devam edeceğiz. Festivalin son günüydü. Öğleden sonra insanlar yavaş yavaş toparlanmaya başlamıştı. Ama yarışlar ve eğlenceler sürüyordu.

Bir başka festival daha kazasız belasız sona ermek üzereydi. Akşamüstü 5'te Christopher Yerçık'ın telsizine gelen ihbarsa tüm bu dinginliği yerle bir edecekti. Çağrıldığı noktaya gelen polis memuru, kıyıda sudan çıkarılmış bir kadın cesedi olduğunu gördü. Bölgenin yerlisi olan iki balıkçı, sabah tekneleriyle avlanmaya çıkmışlardı. Gözlerine önce pembe bir şort takılmış, bunu festivalcilerin geride bıraktığı eşyalardan biri sanmışlardı. Fakat yaklaştıklarında şahit oldukları manzara korkunçtu.

Cansız ve yaralarla kaplı bir beden suyun üzerinde yüzüyordu. Yerçık yüzündeki kırıklara rağmen yerde yatan genç kadını tanıdı. Çünkü bardaki konuşmaların üzerinden henüz saatler geçmişti. Yerçık tam o sırada bir şey fark etti. Garip bir şey. Bu morluk ne ya? Ne izi bu?

Aaron ve Chris kanolarıyla bir anda ortaya çıkmışlardı. Lauren'ı arayan iki genç, kıyıdaki Yerçık'ı gördüklerinde arkadaşlarından haber alamadıklarını ve telaşlandıklarını söylediler. Bulundukları noktadan polisin biraz gerisindeki cansız bedeni fark edememişlerdi. Yerçık, onları arkadaşlarının ölümü konusunda bilgilendirmek için yavaşça yaklaşmalarını söyledi.

Fakat dakikalar önce oldukça endişeli bir görünüm çizen bu gençler, Lauren'ın bedenini teşhis ettikten sonra, tuhaf, neredeyse soğuk bir tavır sergilemişlerdi. Hadi ya? Yani, kötü olmuş. Evet, ama işte, bir şey yapamıyorsun. Nasıl yani? Bir şey yapamamaktan kastınız nedir? Bir şeyden değil, üzüldük zaten. Ama...

Ama ne? Şey, Lauren biraz kötüydü de dün. Şaşırmadık yani, onu demek istiyor. Aynen aynen, onu demek istedim. Sonuçta yaşanan şey kötü. Kötü bir olay yani.

Yerçek, çocuklardaki garip enerjiyi hissetmişti. Ne var ki, sorgulama süreci onun görev kapsamına girmiyordu. Aaron ve Chris, başka bir polis botuyla alınıp ifade vermek üzere merkeze götürüldüler. Khaos'un önüne geçilmek istense de, festivalde bir ölüm olduğu haberi hızla yayılmıştı. Yetkililer insanları sakinleştirmeye çalışıyordu. Fakat en zoru, bu haberi Lauren'ın annesine vermekti. Şok ve acı içindeki Sherry'nin ilk sorusu, ''Hennan nerede?'' oldu. Kızının başını derde soktuğundan ve onu yalnız bıraktığından öylesine emindi ki, sadece her şey yaşanırken onun nerede olduğunu bilmek istiyordu.

Hannah sahiden de grupla birlikte değildi. Festival alanındaydı. Tuhaf olansa, Lauren saatlerdir ortada görünmemesine rağmen arkadaşları gün boyu partilemişlerdi. Aaron ve Chris ancak polisin Lauren'ı bulduğu anda ortaya çıkmışlardı. Bu bir rastlantı mıydı yoksa tam o sırada koya gelme nedenleri bıraktıkları bir şeyin hala orada olup olmadığını kontrol etmek miydi?

Polis Lauren'ın cesedini bulana kadar hiçbiri kayıp ihbarında bulunmamıştı. Sorguya alınan üç gencin hikayeleri farklılık gösteriyordu. Lauren gece bizimle kamp alanına dönmedi. Lauren o sabah bizden çok erken ayrıldı. Lauren'la o gece hamakta uyuduk. Bardan çıktıktan sonra tepeye tırmanmak istemedi. Tanımadığım başka çocukların botuna binmişti. Bizden sıkıldı herhalde diye düşündüm ve rahatsız etmek istemedim açıkçası.

Gecenin bir yarısı hamaktan kalkmış olabilir. Tuvalette falan gitmiştir herhalde. Ya ne bileyim. Ama hiç hissetmedim. Grubun hemfikir olduğu tek şey, Lauren'ın sabah onlarla beraber olmadığıydı. Fakat cep telefonu, cüzdanı, hatta terlikleri dahil tüm eşyaları hamağın dibindeydi. Arazinin oldukça engebeli ve taşlık olduğu düşünülürse, Lauren'ın çıplak ayakla yanlarından ayrılmış olması çok olası görünmüyordu.

Üstelik her anını sosyal medyada paylaşan bu kızın cep telefonu olmadan başka bir gruba dahil olması kulağa tuhaf geliyordu. Arkadaşlarıysa Lauren'ın eşyalarının kamp alanında olmasını bir noktada geri döneceğine yormuş ve fazla endişelenmemişlerdi. Hatta o kadar endişelenmemişlerdi ki hiçbir sorun yokmuşçasına son günün tadını çıkarmışlardı. Chris, Instagram'ından en iyi hafta sonu diye bir paylaşım bile yapmıştı.

Yaşanan tüm ilginçliklere rağmen Lauren Agee'nin ölümü, kayıtlara talihsiz bir kaza olarak geçti ve dosya kapatıldı. Otopsi sonuçları, genç kadının kanındaki alkol oranının yasal limitin iki katı olduğunu gösteriyordu. Yetkililere göre Lauren, alkolün etkisiyle vücut koordinasyonunu kaybetmiş ve uçurumdan yuvarlanarak göle düşmüştü. Vücudundaki yaralar bu düşüşün eseriydi.

Fakat tüm bunları saçmalık olarak gören bir kişi vardı. Christopher Yerçık. Yerçık, o gün Lauren'ın bedeninde, göğsünün altında gördüğü izi çok net hatırlıyordu. 45 derecelik bir üçgen iziydi bu. Ve Aaron'la Chris'in tam da o anda kullandıkları kanonun ucunu andırıyordu.

Tanıştığı hayat dolu genç kadına ve ailesine karşı sorumluluk hisseden polis memuru, hiç vakit kaybetmeden Sherry Agee'yi aradı. Gördüklerini ve şüphelerini onunla paylaştı. Sherry, kızının kaza eseri öldüğüne bir an bile inanmamıştı. Yetkililere de güvenmiyordu. Bunun üzerine ipleri eline alıp kendisi birini tutmaya karar verdi.

Sheila Wysocki, yakın arkadaşının vahşice öldürüldüğü 20 yıllık faili meçhul davayı aydınlatmasıyla tanınan bir özel dedektifti. Sheila, otopsi raporunu ve fotoğrafları inceledikten sonra bu ölümün kaza eseri bir ölüm olmadığına karar verdi. Lauren'ın göğsündeki ısırık izine ve elle boğulma emarelerine dikkat çekti. Öncelikle genç kadının boğazında bir kanama olmuştu.

Aynı zamanda suda boğulan kişilerin bedenleri ciğerlerine ve midelerine dolan sıvının etkisiyle ağırlaştığından genellikle yüzeyde değil dipte bulunurdu. Oysa Lauren'ın ne ciğerlerinde ne de midesinde su tespit edilmişti. Bunların ışığında Sheila, bedenin öldürüldükten sonra kaza süsü verilmek amacıyla stratejik olarak göle bırakıldığını düşündü. Üçgen şeklindeki iz de burada devreye giriyordu. Aaron, Chris ya da her ikisi birden Lauren'ın cesedini başka bir koya taşımak için kanonun ucuna bağlamış olabilirdi.

Sheila için akıl almaz bir diğer ayrıntı, Lauren'ın vücudundaki potansiyel dar pizlerine rağmen tecavüze dair hiçbir kanıt ve DNA toplanmamış olmasıydı. Polisler, Lauren'ın tampon taktığını gördükleri için söz konusu ihtimali elemişlerdi. Ve bu, dar görüşlülükten kaynaklı oldukça büyük bir ihmaldi. Yetkililer tecavüz ve boğulma olasılıkları hakkındaki tüm bu teorileri dinlediler.

ama bu yaralanmaların kasten yapılan bir eylemden kaynaklanmadığını savundular. Onlara göre Lauren, bu izleri ısırılma veya kanodan değil, düşerken çarptığı kayalıklar sebebiyle almıştı. Lauren'ın ayrıca burnu ve parmakları da kırılmıştı. Ancak polislere göre her şey düşmekle açıklanabiliyordu. Sheila ise olayın böyle gerçekleşmeyeceği konusunda ısrarcıydı.

Öncelikle Lauren'la aynı boy ve ağırlıktaki bir maketle göle düşme teorisini defalarca test etmişti. Resmi olmayan bu testlerin hepsinde maket daha suya ulaşamadan ağaçlara takılmıştı. Aynı zamanda Lauren'ın bulunduğu koy, grubun konakladığı tepenin arkasında kalıyordu. Genç kadının ağır yaralı halde bu mesafeye kadar yüzmesi mümkün değildi.

Bir başka iddia da cesedin akıntı sebebiyle oraya sürüklenmiş olmasıydı. Fakat o güne dair yapılan incelemeler, rüzgar ve akıntı yönünün buna müsaade etmeyeceğini göstermişti. Dedektif, Sherry'e o gece başka bir şey yaşandığından emin olduğunu net bir şekilde söyledi. Perişan haldeki anne, Aaron Lilly, Chris Stout ve Hannah Palmer'a kızının ölümüne neden oldukları ve bunu örtbas ettikleri gerekçesiyle dava açtı.

Olayın gizemi ve soruşturmanın yürütülüş şekline dair soru işaretleri kamuoyunun ilgisini çekmişti. Duruşma sırasında çağrılan tanıklardan biri, Aaron'un eski kız arkadaşı Cassie Franks'ti. Cassie, o akşam Lauren'la aralarında geçen konuşmanın haricinde mahkemeye bir başka kritik bilgi daha sundu. İlişkileri sırasında Aaron tarafından şiddete maruz kalmıştı. Chris Statham da geçmişte madde tesiri altında araç kullanmaktan üç ayrı cezası bulunuyordu. Üstelik bunlardan birinde olay yerinden kaçmıştı. Fakat sanıkların hepsi sessiz kalma haklarını kullandılar ve dava yeterli kanıt olmadığı gerekçesiyle düştü. Oysa kanıt değil, kanıt toplama yetersizliği vardı.

Pek çok kişi bunun yerel ekonomiye büyük getirisi olan Wakefest'in adını lekelememek için özellikle yapıldığını düşünüyor. Peki o gece ne olmuştu? Lauren sahiden de kaza sonucu mu ölmüştü? Bahsi geçen bu kazada birilerinin etkisi var mıydı? Lauren belki de çok alkollü olduğu için henüz tırmanış sırasında düşüp hayatını kaybetmişti.

veya sabah önemsemediği kafa travması, güneş, alkol ve yorgunluğun etkisiyle akşama doğru ciddileşmişti. Onun öldüğünü fark eden arkadaşları panik yapmış, olayla ilişkilendirilmemek için bedeni başka bir koya bırakmışlardı. Ya da gerçek bundan çok daha karanlık, çok daha şeytaniydi. Uçurumun tepesinde acımasız bir cinayet işlenmiş ve Lauren'ın sesini kimse duymamıştı.

O gecenin sırları Aaron, Hannah, Chris, tepedeki ağaçlar ve Center Hill gölünde saklı. Tüm bu gerçekler bir gün ortaya çıkana dek sorular her zaman cevapların önüne geçecek. Evet, bu haftanın karanlık dosyasının da sonuna geldik. Bir sonraki karanlık dosyada görüşmek üzere. Kendinize iyi bakın.

Altyazı M.K.

Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.

Reklam Alanı (Deneme)