Podcast

sude belkıs'la hasçelikler muhabbeti

Reklam Alanı (Deneme)

Bölüm Açıklaması

İlk konuklu bölüm ve her şey konuşuldu.






Tüm bölümler ve daha fazlası için ⁠⁠podbeemedia.com⁠⁠'u ziyaret et!

----- Podbee Sunar -------
Bu podcast reklam içermektedir.

Bölüm Transkripti

9.081 kelime · ~45 dk okuma

Merhaba, sadece film izlemiyorum, podcast dinleyicileri. Bugün ilk defa bir konuk alıyorum. Sude Berkıs. Merhaba arkadaşlar, ben... Ay sesim biraz değişik galiba, beni tanımadılarsa ya. Ben Sude... Şey... Ya ne yapıyorsunuz siz? A.I. Ses. Ya sesim biraz kıska arkadaşlar ama... Aynen, güzel duyuluyor gibi geldi. Şu ana kadar bu podcastta 40 dakika kendim konuşuyordum. Hayatla ve dünyadaki olaylarla ve filmlerle alakalı ve bazen filmlerle alakalı olmayan şeylerle.

Ve bir ara konuk alacağım dediğimde podcast'ı çok seven dinleyiciler alma dediler hani. Çünkü arkadaş grubuna yeni biri giriyor gibi olacak ya. Biraz şey yaptılar. Ama bugün seni konuk alacağımı paylaştığımda şey oldu hani. Cem'den bana ne falan hani. Sen geldiğin için sevindiler yani bayağı. Sen de kızmasınlar diye ilk beni şey yapmak istedin. Tam tersi yani beni kullanıyorlar gibi oldu sana ulaşmak için. Eskiden benimle arkadaş kalmak istiyorlarken şimdi öyle bir şey oldu. Takipçilerini çaldın mı? Evet. Hoş geldin. Çok büyük bir sorumluluk yok üstünde. İlk konuk olduğun için. Hadi bakalım. İlk konuk daha şeydir ya ne bileyim. Ya Acemil'le denk gelirse? Benim mi? Evet. Nasıl? Yani ilk defa konuklu yapıyorsun ya. Ya kötü olursa?

Bu arada bu podcast'ı annem de dinliyor ve annem seni takip etmiyor olabilir. O yüzden sevgili annem için seni tanıtmak istiyorum ve bazı arkadaşlarımın anneleri de dinliyor. Neyse babaları dinlemiyor bilmiyorum. Sen şu an... Hasçelikler diye bir dizi yapıyorsun. Hasçelikler and the City diye YouTube'dan izleyebilirsiniz. Sevgili arkadaşlarımın anneleri ve annem. Ve şu an bayağı iyi gidiyor. Doğaçlama bir dizi. Ve aşırı prodüksiyonu olmayan direkt down tune çekilmiş bir dizi. Ve şu an cidden çok seviliyor. Ve bu dizinin karakterlerinin de sosyal medya hesabı var. Böyle bir ek gerçeklik yarattığın gibi. Evet. Nasıl gidiyor şu an? Yani mutlu musun? Yoksa meşgul müsün? Baskı hissettiğin için şey misin? Evet. Nasılsın? Ya şöyle aslında bu arada, yani dizi gibi başlamadığı için... ...biz ilk başta başlarken... Yani ben tam dizi de demiyorum buna. Özür dilerim. Ama biz dalgasına dizi diyoruz kendi aramızda da... ...hani böyle çok önemli bir şeymiş gibi şey yapmak için. Ama önemli değil mi? Ya önemli de hani... Bizim izleyicilerimiz için iyi, bizi sevmiyor musun? Hayır hayır o anlamda şey yani dizi dediğimizde şimdi biraz eksiklikleri var ya mesela senaryoda. Çünkü doğaçlama ilerlediği için hani bir şey söyledik o yapıştı mesela. Tabi Buse'nin mesleği İngilizce öğretmenliği ama hiç kendisi İngilizce öğretmeni gibi değil. Değiştiremiyoruz şimdi anladın mı? Biri yazmış hatta bana. Abla hani Buse İngilizce öğretmeni gibi değil ama yani evet ama ona öyle bir kere yazdık öyle kaldı. Bir de ilk başta başka bir şeydi aslında. Deneyim üzerine bir şey diyeceğim. Tanımadık insanların düğününe gitmek. Deneyim odaklı bir şey olarak çıkarmak istemiştim ben bunu.

Transkriptin tamamını oku

Bir gün işte atıyorum bir dükkanda çalışan kişiler gibi davranmak falan hani böyle. Aslında olay buydu ben yapmak istediğim şey buydu. Ama biz ilk bölümdeki hani karakter ve aramızdaki muhabbetler çok tuttuğu için hadi ikinciyi de yapalım dedik. Ama hani biz yine ya boku çıkar yapmayalım ya falan dedik. Hani bu sefer dedim hani karakterleri çok sevdikleri için, karakterin hikayelerine uygun bir gidişat olsun dedik. İki de sevildi. Üç yaptık, daha da sevildi. Ulan dedik ne yapacağız artık. Sonra tabii ki de böyle ilerleyişte böyle hani diğer arkadaşlar da hani emin olamadılar. Yani yapsak mı? Hani kanka bu bir yere gidiyor. Bir istemediler gibi oldu tabii ki kendi. Çünkü şeyleri daha öncesinde bu işlerde bulunmadıkları için hani kötü bir yorum, işte sinir bozucu bir şey yani onu göze alamayabilirler. Çok normal yani. Çünkü onlar da içerik üretmek için üretmediler benimle.

Öyle eğlencesine yaptığımız bir şey sonuçta. O ciddiyet girdiğinde işin içine, beklenti karşılamak işin içine girdiğinde... ...biraz tabii ki zor oluyor yani rahatsız edici baskıya. Ben stres yaşıyorum mesela yani bayağı. Hani 3-4 saat falan uyudum 2 haftadır. 3-4 saat uyuyorum günde. Gerçekten dört bir yanı hain dolu.

Günde dört saat uyku. Yani böyle çünkü hep kafamda dönüyor ve hep kontrol etmem gerekiyor. Ama sonra işte bitti gibi falan bir mevzu olmuştu biz. Oradan sonrasında hani arkadaşlarımla çok yapmak istemediler falan bitti gibi olunca. Sonradan güzel bir yere gittiğini fark edince onlar da şevkilendi. Ben dedim ki kanka benim yapmak istediğim şey bu. Hani ben böyle böyle bunu dizi gibi devam ettirip böyle her karakterin hikayesini gördüğümüz bir devamlılık olsun. Yani ne kaybederiz ki hani? Maksimum bir bölüm kötü olur ve kötü derler, bozdu bunları da, saçmalılar iyice falan derler yani. Öyle bir yola girelim dedik ve işte devam edince de alıyorsun karşılığını yani. Bir de her bölüm gerçekten biraz daha üzerine koyup ya da her bölüm farklı bir hissiyatı olsun gibi bir şeyler artık denemeye başladık.

Deniyoruz, yani deniyorum ben de. Yani aslında bir formülden ilerlemiyorum, deneme yapıyorum. Öyle şu an güzel gidiyor ama yani. Şu an geldiği şey, yani hatırlıyorum son bölüm işte 2-3 gün önce yayınlandı ve çok güzel yorumlar, dönüşler aldı. Hani artık gerçekten insanlar, bu benim izlediğim en güzel dizi falan demeye başladı. Bu dizi bile değil ki yani. Ama seviyorum. Ama ben de dizi gibi izliyorum bu arada. Değil mi? Evet evet, yani cidden açıp izliyorum, aynen. Ve şey, ilk bölümü izlemeyenler için ilk bölümü kısa anlatayım mı? Evet, olur. Bilmeyenler için. Evet, olur. Sen ve arkadaşların... Zaten videonun başında kendi ailenizdesiniz, değil mi? Aynen. Konuşuyorsunuz ve karar veriyorsunuz bir düğüne gideceğiz. Karakterler olalım çünkü tanımadığımız birinin düğünü. Hani farklı türde bir düğün olacak. Bir de biz onu hep yaparız. Yani biz bir yere gittiğimizde tanımadığımız insanlarla birbirimizin adımızı falan farklı söyleriz. Ya da öyleymiş gibi davranırız yani. O oyunu videoya çektik aslında. Ve sonra orada yaptığınız şeyler sevildiği için devam ettiniz ve sonuçta bu hale geldi. Ve ilk bölümde çok fazla ilerleyen bir hikaye yoktu aslında. Böyle düğüne gitmenin heyecanı gibiydi. Sonra daha hikayeleşti. Peki hikaye devamı açısından, yani hem doğaçlıyorsunuz hem de bölümlerden önce bir şeylere karar veriyorsunuz. O nasıl oluyor? Zor oluyor mu? Ya aslında şöyle, şimdi belli bir yerden sonra evet daha düzene oturuyor zaten izleyici de fark ediyor. Çünkü artık izleyici karakterin hayatını da merak ediyor. Ya şimdi ben ilk bölümden sonrasında Neslihan'la Instagram açtım. Dayanamadım yani. Çok eğlenceliydi çünkü. Hatta biz öyle Has Çelikler soyadlı Instagram açınca izleyiciler de Has Çelikler soyadlı işte o bölümde adı geçen isimlere...

Atıyorum işte bu Hüseyin'in annesinin instagramı var. Kim kullanıyor bilmiyoruz. Bedeha Has Çelik mesela atıyorum. Ya da Emirhan Has Çelik var mesela. Hani Emirhan abim diye ilk bölümde öyle bir laf çıktı. Emirhan Has Çelik mesela çok komik. Bölüme göre de storyler atıyor falan böyle. Hani işte atıyorum Caka'yı dövecek falan mesela. Ha o sizinle alakasız mı? Bizden değil mesela anladın mı? İşte bu evren çok büyüdü. Bir sürü kuzenlerimiz var Has Çelik mesela. Onları biz yapmıyoruz. Bizim kendi şeyimiz var. Sonra öyle olunca tabi ki de dayanamadık. Devam edelim. Bu bölümlerde şöyle ilerliyor. Bir yerden sonra karakterleri tanımaya yönelik bir şey olması gerekiyor. Önceki bölümde bir genç kız kalbi Neslihan'ın kendi hayatındaki

Dalga geçiliyor ya hani, aslında ben de insanlara biraz şeye sinir oluyorum. Çok farklı biri değil yani aslında. Senin aynın yani, benim de aynım. E biraz onun böyle o hayal kırıklıkları olduğunda tabii insanları daha çok bağ kuruyor böyle onunla. Çünkü hayal kırıklıkları böyle çok bağlıyor ya insanları birbirine. Ben de şey oldum, bu benim.

O karakteri sevdiriyorum insana. İşte atıyorum Fatoş'un mesela ayrı benzer bir spin-off gibi yani o daha Fatoş'un karakterine yoğunlaşan bir bölüm daha gelecek mesela. İşte mesela Buse'yi ön plana çıkartmak istediğimiz bir bölüm olacak mesela atıyorum. Orada benim istediğim şey Caca mesela atıyorum. Caca'nın nesli bölümü çok isteniyordu zaten. Hani bunlar ne olacak? Çünkü her bölümde ufak ufak gözüküyor ama gerginlik çok arttı. Dedim ki tamam o zaman şimdi bu bölüm bunu göreceğiz artık. O Caca'yı böyle biraz şey yapmak. Çünkü ona bir müzik kariyeri de yaptık bir yandan.

Şu an baya iyi gidiyor. Spotify'da gerçekten çok iyi dinleniyor. Her bölüm aslında bir karakterin ön plana çıktığı, karakteri tanıdığımız bir gidişat olacak. Benim kafamda şu an 3-4 tane bölüm var. Yani bölüm başlarında şöyle oluyor.

Sen mi peki sadece senaryonun gidişatına karar veriyorsun? Yani sahneler içinde zaten doğaçladığınız için şey de... Pardon kestim. Yok yok yani şöyle evet akışı belirliyorum mesela. Şey diyorum işte atıyorum şöyle olacak sonra işte böyle olacak ama bu şey işte atıyorum. İşte önce kızlar odada oturuyorlar şunu yaparlar falan sonra işte biz annemiz babamız memleketten geldiği için aynı odada kalacağız kanka sen bunalıyorsun falan filan. Hani böyle şey yapayım, onun aslında karakterinin motivasyonunu, işte bizle zıtlaşacağı şeyi, bizle birlik olacağı şey neyse, söylüyorum hani kanka bunu buradan çıkarız. Tabii ki de burada şey de o, çekerken hani kanka sen şöyle yapsana ben şunu diyeyim falan gibi şeyler oluyor, birbirimize fikir veriyoruz ya da işte kanka benim karakterim şunu yapsın falan hani ortak tabii ki de kararımız çıkıyor ama genel olarak şimdi ben kurgularken de hani sen bunu şöyle yap ki ben kurguda bunu buraya koyacağım falan gibi böyle yönlendirmeler yapıyorum. Ama onun dışında diyaloglar ve söyleyeceği şeyler tabii ki doğaçlama çıkıyor yani o karaktere girdiğinde. ...şey ya da işte diyorum ki sen bana yüksel bana burada kız mesela diyorum. Hani ona göre ama nasıl kızacağını ne yapacağını kendisi karar veriyor. Zaten ezberlesek herhalde yapamayız gibi geliyor yani. Zaten bu şekilde burada sizin hani düşünme sürecinizi de görüyoruz ya birbirinizi dinleme sürecinizi ve sonra aslında espriyi düşündüğünü görüyorsun yani ve sonra yapınca siz de gülüyorsunuz. Yani hem komedi skeci ama hem de karakterlerle bağ kurduğun bir dizi ikisi bir arada olması birbirini besliyor bence. Ben de bunu hani şimdi bir şeyler gibi evet benzediği şeyler var ama ben de bunun şeyini ondan seviyorum. Biz de bir deneyim yaşıyoruz. Aslında yaşadığımız deneyimi... Sizin için aşırı eğlenceli olmalı herhalde değil mi? Yani cidden. Tabii ki de. Tabii ki de çok eğleniyoruz. Ya deneyim odaklı olması ve sürecin orada atıyorum mesela benim kedi tırmaladığı için hastaneye gittim mesela. Bunlar o an gelişiyor ve zaten olay da basit. Düğüne gitmemiz, bizim işte gerçekten kebapçıya o tiplerle gitmemiz. Ya da işte hani hastanede abi hani bir nesilan olarak geldi işte, bir şeyler fotoğraf falan çekelim, bak bize yardım ettiler. Yani şey çok güzel, sevdiğim şey de o. Evet yani şu da güzel. Biz de o deneyimi yaşıyoruz, ne yapacağımızı bilemiyoruz ve yani ilk başta hastaneden gitmeyecektim mesela. Sonra sinirden ağlıyordum hatta.

Sinan'a aldım tamam mı? Kedi tırmaladım, işte tetanoz olursun, işte kuduz olursun falan bunlar. İşte Zan'la Burak Bölçer söylemeye başladılar böyle mafya... Ha sen düşünmüyordun, onlar söyledi yani. O dedi ki tamam gitmen lazım hastaneye, tetanoz olman lazım. Çünkü gerçekten haşo olman lazım. Hani yoksa geçe bırakırsan işte kuduz olursun. Böyle çekmemiz lazım, nasıl yapacağız falan. O sırada gerçekten ağlayıp sigara içiyordum. Sonra dedim ki burayı çek, burayı çek dedim. Tamam dedim, devam edelim buradan. Buradan devam edelim, Allah kahretsin, devam edelim dedim. Ama sonra o şey daha güzel olacak. Çünkü bir deneyim yaşamamız da gerekiyor. Yani hastaneye gitme gerçekten karakterin gerçek mi lan bu desinler.

Şey gibi aslında, bilmiyorum. Ben de arkadaşlarımın vloglarında yer alıyordum. Orada yer alırken kendim olarak yer alıyorum. Ve yaptığım şakalar, davranışlarım hep benimle alakalı oluyor. Ama aslında başka bir karakter olarak yine YouTube'da bir şey yapmak. Hem yani seyirciye direkt ulaşıyorsun, hem de kendin olmayan... Ama aslında yine kendinden bir şeyler katıp yine de kendini uzak tutabiliyorsun karakterden gibi. Sen tutabiliyor musun mesela Neslan'dan? Bilmiyorum ama. Yani bana mesela bazı hareketlerim diyor ki, işte atıyorum story atıyorum, o işte Neslihan'dan atacaktın galiba, kendinden atmışsın. Yoo, benim kendimden atacaktım. Niye? Ben Boğaz gördüm, İstanbul şarkısıyla Hayat falan diye şey atıyorum. Siyah beyaz story atmayı çok seviyorum, o benim şeyim zaten. Hani en sevdiğim şey. Arada böyle diyorlar ama yani... Kıskanıyor musun Neslihan'ı? Neslihan'ı mı? Aynen. Siliyorsun Instagram'ı. Şey değil mi? Kavga ediyormuşum. Kapanıyor bir haftaya, kendi hesabıma geçecek. Kendimle. Yani ben çok Neslihan'ın başarılılığı buluyorum sosyal medya kullanımı noktasında. Bir de çok eğlenceli oluyor ya. Ben baya işte Neslihan'dan story ya da şey edeceğim zaman, reels, ben de eğleniyorum ve güldüğüm için yapıyorum beni kendi kendime. Öyle bir iş gibi görmüyorum.

Aynen, bence şey çok komik ve ben de o yüzden biraz beğeniyorum. Biraz beğeniyorum değil, yani anladın. Şey hoşuma gidiyor. Sosyal medyada o kadar çok saçma ve artık alıştık ki gördüğümüz şeylere. Hani ben de bir influencer olarak kabul ediyorum kendimi. Hep benzer şeyler paylaşıldığı için... ...oyun olduğunu kabul eden bir sayfa ve bir kişi görmek çok eğlenceli. Ve senin onunla etkileşimini görmek de eğlenceli aslında. Yani senden çıkan bir şeyin...

Bu arada Neslihan'ın paylaşımları böyle çok şey değil. Bazı insanlar abartı falan buluyor da ben görüyorum zaten Neslihan'dan takip ettiğim insanlar da var. Ful böyle içerikleri. Ben zaten onlardan hata ilham alıyorum. Neslihan'dan aynen takip ettiklerim bile iyi bu arada baktım. Aynen Orkun Işıtmak vardı.

Bir sürü insan var. Sonra kendime baktım, yoktu. Üzüldüm. Sen niye takip etsin ki yani? Ben daha ilk başta zaten hani oradan şey yapmıştım. Ona göre yani her şey, en ince ayrıntısına kadar. Podcast'ın bir bölümü var ama lisede çok yalnız hissetmekten falan bahsediyor. Onu dinleyebilir belki. Ya ben de podcast çok dinliyorum.

Ben de çok dinlemiyorum bu arada. Neslihan dinlemez. Çok dinlemiyorum yani. Yok Neslihan dinlemez. Yani böyle tutarlı da olması lazım. Çünkü mesela bazen işte reklam geldiğinde falan da böyle işte Neslihan şunu yapsın. Neslihan onu yapmaz ki. Yani Neslihan'a göre bir içerik değil bu. Ya da işte ama Neslihan işte bir şuraya gitsin. Hayır Neslihan oraya gitmez ki. Yani niye onu şey içerik yapmak için gerçekliği kırayım ki?

Yani bizim marka açılışımıza geldi. Çok da şeyimdir. Hani çok da çizgim nettir burada yani. Yok ben de sana sormuştum ya Neslihan podcastleme gelsin diye. Sen de ne alaka demiştin. Ben de şey demiştim. Üniversiteli bir öğrenciyle. Uydurmuştum öyle bir şey de saçma olurdu yani. Hayır hayır. Aynen yani o gerçekliği tutmak istiyorum. Onu seviyorum yani. Mantıklı olmaması gerekiyor. Aynen. İnsanlar bana şeyi sordu ama Neslihan'ın en sevdiği dört film videosu çekin diye. Yani şu an değil.

Haa, biraz ara düşüneyim ama. Evet, düşünme. Şu an sormadın bu soruyu. Aynen. Doğru, şimdi bazen şey oluyorum hani Neslihan da benimki. Hani şey oluyorum, sanki izin almam gerekiyor ve doğru cevap ne diye kafamda düşündüm de. İstediğimi söylerim yani. Neslihan da benim yani. Bazen ben benim kontrolümde olduğunu unutuyorum. Peki şeye de zorlanıyor musun? Aynen karar almak çünkü şu an devam etmeye karar verdin gibi ve Neslihan'ın hayatında bir şeyler olacak ve o kararları alırken kendin çekeceksin ve bitecek ya doğru mu kararlar değil mi diye zorlanıyor musun?

Yani şöyle seyir zevki de önemli yani videolaştırmam için. Seyir yani o bazı mantık hataları falan olabiliyor zaten. Olsun bir zahmet arkadaşlar. Ya bu arada bence evet onu hiç düşün yani tavsiye olarak şey demiyorum da uzun süre devam eden şeylerde, serilerde, filmlerde, Marvel filmlerinde de bazen şey yapıyorlar. Marvel'ın Nerd Wikipedia sayfaları var. Kendi paylaştıkları filmlerle ilgili. Mesela bir tane bilgiyi değiştiriyorlar ki sonraki filmde mantıklı olsun. Seyirciler de tamam, çünkü eğlenmek istiyorsun. Gerçek dünyayı tamamen yansıtsın, her dedikleri üst üste gitsin diye. Evet, bazen tutarsızlıklar olabiliyor. Onu şey yapmaya çalışıyorum ama elimde değil. Seyir zevki önemli. Son bölümden diye mesela ablası Samet'le buluşmasına izin verdi. Kanka vermesi lazım ki, bu Samet'le ben bu nasıl denk getireceğim? Ben orada şey de yapmam lazım, bu buluşmaya çok büyük bir hevesle gitmesi lazım ki düşüşü...

Net hissedilebilsin yani. Çıkarmam lazım o tansiyonu. Orada desteklenmesi lazım sonuçta. Ama ona bile yazmış, kendileri şey yapmışlar. Çünkü anne ve babası gelmişti. Fotoğrafları sarsılmıştı falan diye. Hani insanlar kendince onun mantıklarını oturtmuşlar.

O da komik baya. Bazen ben bile şaşırıyorum, mesela biz çekerken diyoruz ki, ya bunu şöyle, yani burası böyle olmaz diyorum. Şey diyorlar, merak etme onu kafalarında oturturlar, hani kendileri bazen hani Fatoş niye öyle oturdu, işte Neslihan orada niye şu sağ elini kaldırdı, atıyorum hani. Herkes böyle.

Film analizcileri yüzünden yani rezil gerçek. Ama çok iyi yapıyorlar biliyor musun? Bazı şeyleri çok iyi yakalıyorlar. Sen de okey oluyorsun herhalde. Aynen diyorum yani. Evet evet tamamdır güzel. Burada şimdi tezgihsel olarak biz hareket ediyoruz ya aslında zaten baktığında evet ondan dolayı yapmış olabilirim ben de. Ve ben bile fark etmemiş olabilirim onu.

Ben de çok kendimi %100 bilmiyorum ya hani belki davranışsız olarak daha önceden yaptığım bir hareketten kaynaklı onu yapmış olabiliyorum. O, o seviyorum ya. Öyle yorumları hoşuma gidiyor. Ben bir kere öyle bir kısa hikaye yazmıştım. İki kısa hikayenin birleşimiydi. Yani ayrı arı yazdım sonra birleştirdim aynı hikaye olabilir diye. Ana karakterin adı ayrı kalmış kısa hikayede. Biri onu açıklamıştı yorumlarda. Ama aslında yani hiçbir alakası yok. Onu hatırlat.

Burada ben de mesela konuşurken diyaloglarda böyle, meğersem çok işte doğru ve hani çok o durumu anlatan bir söz söylemişim atıyorum, haberim yok bundan. Bunu fark eden, yorum yazan kişi sayesinde haberim oluyor. Yani insanların, bunu söyleyeyim, büyüsü kaçmasın ama bazen biz de fark edemiyoruz. İnsanlar daha iyi fark ediyor. Tabii ki ya. Bence büyüsü kaçmıyor. Yani büyüsü biraz orada da bence.

Durup dururken şu şurada tuhafiyeci bir şeyler yapmış falan diyorsun ya, o köyüne geri dönmüş bir şeyler. Çok durup dururken çıkıyor ya onlar, komik oluyor. Ya evet, onları birden sallıyorum işte öyle o an. Bir de düşün, mesela bazen aynı isimleri tekrar etmeyeyim diye böyle isim falan düşünüyorum o an. Ya da meslek grubu düşünüyorum hemen o an.

Not alıyor musun peki? Karakterlerin ne olduğunu, bölüm içinde ne olduğunu? Evet, telefonumda mesela. Hepsini kendin mi yapıyorsun bunların? Evet. Kolayken. Zaten beni yıkmatan şey biraz oldu. Ön hazırlı. Bu arada arkadaşlarım tabii ki de bana destek oluyorlar. Sağ olsunlar. Onlar da hani üzerine düşen görevleri yapıyorlar. Ama biraz beni şeyde stresi dokan şey. Her gün bölüm olsa her gün izleriz. Her gün bölümü kime dikleyecek? Benim koptu. Yani şeyden... Sen başkasına vermek de istemezsin. Veremem. Ben hiçbir işimi... Burada benim normalde hani reklam... Kendi içeriklerimi de kendim yazarım. Reklamlarım... Yani mailleri daima neredeyse ben geçiriyorum. Yani toplantılarıma da ben girerim çoğunlukla. Yani ben kendi işimi başkasına zaten yapamam. Çünkü şimdi editlerken de oradan bir komedi çıkarıyoruz. Yani oradaki mizahı da... Editleyen kişinin mizahı olur eğer ben editlemezsem gibi geliyor bana. Bir de elime yapışmaz. Ben seviyorum editlemeyi de. Ama mesela önceliklesine mesela şöyle çekimden önce mesela benim şeyi kafamda kuruyorum. Mesela şimdi burada bu bölümde bu karakteri sevdirmem lazım. Neler yaparak bu karakteri sevebiliriz? Hani böyle işte şöyle akış işte şurada şöyle olur, burada böyle olur. Sonuna şunu koyarım. Bazen bir sahne çok hoşuma gidiyor. Kafamda bir atıyorum. Cakan Esir bölümünde bu mesela. Gerçekten şarkı için yapılmış bir bölüm o.

Cidden mi? Oha! Caka'yı ilk gördüklerimden sonra Zan, o Caka'yı oynayan arkadaşım, buna bir şarkı yaptı. Bir tane şarkı yapma atayım mı dedi. Attı. Dedim, kanka çok iyi oldu. Bunu bir bölümde kullanırım. Onu yaptı öyle bir şey, çok iyi. Bunu kullanalım dedim. Ama bunun bir şeye istinaden yapması lazım bu şeyi, şarkıyı. Bunun bir düşüş yaşaması lazım. O zaman nasıl olur? Son sahnede şöyle bir şey olur. Bunun bir şey yapması lazım. O zaman o ona tepsi arıyormuş. O onu bulmuş falan böyle. Kafamda böyle düşüne düşüne. Böyle bir çıkarıyorum. Sonra bazen işte mesela

Otururken şöyle olsun, kafamda böyle oynuyorum ya onları önce yazarken. Sonra not alıyorum işte şunu şöyle desin, şöyle bir şey. Bazen şaka da aklıma geliyor. Onu da not alıyorum. Ama dünyanın en kötü not şeyi bu arada. Telefonda notlarım hani en karışık şey. Direkt şey, normal not yuvarlaması. Normal, hiç bir akış şeyi olmadan tak tak tak yazıyorum. Şimdi öncesini atıyorum.

...dekoru bir şey gerekiyorsa onun hazırlığını yapıyorum öncesinde. Evi temizliyorum. Hazırlıyorum arkadaşım gelecek diye. Ondan sonra çekiyoruz. Telefonla çekiyorsunuz. Telefonla, benim telefonla çekiyoruz işte. Bazen mikrofon, bazen mikrofonsuz. Dışarıdaysa mikrofon kullanıyoruz. Onun dışında da işte sonra edit kısmı var. İşte onu biraz sürüyor. Bir de ben gerçekten böyle hani çalışma masam bile yok. Yani touchpad'de editliyorum videoları. Macbook'ta. Koltukta oturarak yani. Sahne attığın oluyor mu peki? Evet, attığım oluyor. Sahne atmak gerekiyor ya zaten bazen. Yani bakıyorum çok düşüyor tempo. Bazen atıyorum. Ya da işte kestiğim oluyor. Bayağı kestiğim sahneler de var yani. Hiç kullanmadığımız sahneler de var. Onu bile ekstra değil mi? Aynen. Paylaş diyorlar ama işte bu işte biraz editlerken şey yapmak gerekiyor yani o biraz aksiyon işte böyle orada bir şey oldu kalabalık oldu biraz düşsün şimdi yükselsin falan klasik. Ama çok profesyonelce değil tabii ki de ben de bir bok bildiğimden değil yani. Ya bence bildiğin yani bildiğin şeyler gözüküyor. İyi anlamda. Bilmiyorum ve şey gibi hissediyorum şakasız yani seni konuk aldığım için söylemiyorum da sanki böyle popüler kültürde en azından benim takip ettiğim instagramda benim arkadaşlarım arasında hani böyle bir şeye ihtiyaç varmış ve şu an herkes bunu deli gibi sahipleniyormuş gibi hissediyorum. Bu kadar konuşulan bir dizi olmadı benim çevremde. Son zamanlarda, şakasız yani. Gerçekten dizi olarak düşünerek söylüyorum. Şöyle, aslında benim bunu diziye çevirme motivasımım şuydu. Şimdi dijitalde zaten yok yani. Çok iyi şeyler çıkıyor. Televizyonda komedi yok zaten para kazandırmıyor diye. Çünkü biz eskiden sitcom ülkesine dönüşmüştük. Her ihtiyar birinin aile stikomu dönüyordu. Artık o yok çünkü para kazandırmıyor. Dijitalde de komedi yapılıyor mu? Komedi şimdi şey bir şeydir ya, zordur yani. Dram kolay da komedi zor bir şey. İşte ne var? Gibi var, ayak işleri. Hani bu en öne çıkanlardan söyleyeyim. Ama bunlar ne mesela? Bunlar da adamların muhabbeti. Anladın mı? Bizde bir genç kızın izleyeceği, yani izler tabii ki izlemez değil, izliyoruz yani komik zaten, gülüyoruz da.

Ama hani diğer işte kadın ağırlıklı bir şey yok. Bu da şey yani mesela Avrupa yakası en bilinen örnek diyeyim mesela. Bir kadın komedisi hatta ilk yani tamamen şehirli kadın komedisi olarak başlıyor. İlk üç bölüm falan o yüzden çok seviyorum böyle ben. O yani biraz kendime de benzetiyordum bana karakterleri falan. Komedi olmayınca evet bu boşluk vardı. Çünkü YouTube'da da yapılıyor bu arada. YouTube dizileri falan yapılıyor. Ama hani bu yine prodüksiyonlu yapılıyor yani. Aynen.

Yok kardeşim paramız da yok, projeksiyonumuz da yok. Peki yani olmasını ister misin? Ya ben sadece bu ülkeyi biraz benden alacak bir yer olsun isterim yani. Ama sen vermeye hazır biri misin? Yani mükemmeliyetçi misin bilmiyorum. Bu röportajı yapmadan önceki mesaj açmalarımıza dayanarak, aynen bana hazırlıklı olmamı söylemiştin. Bunu söyleyebilir miyim? Evet. Tamam. Hazırlıklı olmazsam kendin konuşacağını ve her şeyi kontrol edeceğini. Evet kontrol, var kontrol. O zaman mesela birine yardım alabilir misin? Mesela verdiğim oldu. Ben aslında Saçma Hikayeler Kuşağı anlatayım en başta. Ben YouTube'da Saçma Hikayeler Kuşağı diye her bölüm bir skeç olacak şekilde... ...götüm yerse ha bire bölüm çekebileceğimizi zannettiğim bir seri yapayım dedim. Ama iki tane yapabildim. Orada iki tane yapabildik. Orada tabii ki de yardım aldım yani çeken de başkasıydı. Ama yine tabii ki de şey vardı...

Kontrolüm var dekorda, kıyafette falan. Kontrol şey vardı bende. O daha prodüksiyonluydu. Prodüksiyonluydu mesela. Hem çok param gitti. Tüm paramı harcadım. Memnunum bu arada, çok mutluyum. Ama geri karşılığını dönüşünü alamıyorsun. Sürekli yapmam lazım ki insanlar alışsın ve bu sürekliye girdiğinde daha çok şey olur, dolaşıma girer. Sürekli de yapamıyorum, çok hızlı çıkaramıyoruz. Çünkü metin yazılması lazım, ezberlenmesi lazım.

Stüdyo, sahneler işte çekiliyor. Hadi olmadı, bir de şu açıdan, bir de bu açıdan. Çok güzel, yaptığım işleri çok seviyorum. Çalışan arkadaşın da ellerine emeğine sağlık. Ama hızlı hızlı bir şeyler çıkarmak istiyordum zaten. Şimdi bu olunca tamam dedim. Hızlı hızlı, telefonlu, hatta artık böyle piçliyle ayrı. Işık kötü mü? Siktir et.

Kamerayı kaldırıyorsun, bok gibi siktir et. Yani orada şey artık, tekniğe hiç takılmadan tamamen içeriği doldurmaya çalışıyoruz. Daha güzel bir ekiple, işte daha profesyonel bir ekiple... İnsanlar korkutuyor bu. Ama yapılır. Yine aynı tadı da verir. İnsanları sizi mi korkutuyor yoksa takipçileri mi? İzleyici. Çünkü izleyici bir şey oluyor. Yani alıştığı için, alıştığı keyif bozulur diye çok korkuyor yenilikten. Yenilik, mesela senin konuk almana tepki gelmesi gibi. Bir yenilikten çok korkuyor bizim insanlığımız. Niye böyle anlamıyorum. Her şey devam etsin. Her şey olduğu gibi devam etsin ama yeni bir şey denemekten zarar gelmez. Ama şimdi burada ben bunu böyle bir janrası bu bunun yani. Bu böyle bir tarz. Telefonla çekilen, prodüksiyonu olmayan hikaye anlatıcılığı olarak düşünüyorum bunu. Hatta biri şey yazmış, çok doğru. Wattpad hikayesi izliyor gibi.

Okuyor gibiyim sanki hani küçükken işte odamda Wattpad bilgisayarda Wattpad okuyor gibiyim. Bu evet doğru çünkü ben öyle bir şey Wattpad diyorum ben normalde de Wattpad deniyormuş da ben Wattpad demeyi daha çok seviyorum. Neyse Wattpad... Türkiye'de yasaklardı. Yasaklandı Wattpad de yazmıştım. O yüzden çıkardı. Ha yazmış mıydın? Ne yazmıştın? Evet bir tane yine doğaçlama yazdım çok hızlı o anda yayında. Binin çıkışı. Bilinç yakışışı, yayında yazdım. Duyan en dandik miydi? Aşk sınavı diye. Aşırı böyle, kaç hatta Youtube'da var, 5 bölüm falan. Hatta çok güzel bir finalle bitirmişti konu böyle. Mesude Günaydın yazarındaydı. Ve aynı zamanda Mesude Günaydın da hayatını... Ha orada da bir karakter yazıyor. Aynen, Mesude Günaydın yazıyor. Ama karakterim işte Ahuses, Songül işte o da çok sevildi mesela. O da yine doğaçlama yayında başladım işte. Hadi bunun adı şu olsun, bu olsun falan filan. Bir bayağı sürdü ve çok sevildi o da. Hatta benim YouTube'da en çok izlenen çiçeklerimden birisiydi sonrasında da attığımda. Yani yapasım vardı. Yani ya yazacağım, ya çekeceğim, ya hani bir şekilde bunu ya Sims'te yapacağım, bir şey yapasım vardı zaten. Hikaye anlatıcılığı diyorum buna.

Ve burada da şeyden fark ettim bu arada. Belki görmüşsünüzdür, TikTok'ta makyaj malzemelerle hikaye anlatıyorlar böyle. İşte Nivea var, işte bilmem ne, işte Lip Gloss var. Onları yayına koyuyorlar. Metin'le böyle işte, ''Aa ne haber, hoş geldin Nivea.'' İşte, ''Aa hoş buldum Lip Gloss.'' İşte far geliyor, aldık geliyor, rümeller falan böyle. Çok komik. Ve dedim ki bir şey anlatmak istiyorsan işte teknik olarak en iyi şeye sahip olmana gerek yok. Makyaj malzemeleri de hikaye anlatabiliyorsun. Yani bir dizi çekmek istiyorsan da al kamera, al oyuncu yani. Ya tek kişilik de mesela böyle bir şey çekilebilir. Arkadaşım yok. Tek kişi çek o zaman. Bak bizim de başka karakterler olmuyor. Karşımızda konuşuyorlarmış gibi yapıyoruz böyle. Yani böyle böyle o imkansızlıklarla daha güzel yani yeni bir stil, bir şey çıkarmak oradan yani bu kadar. O kadar uzun konuştum ki ne olur beni kessin. Katlayın tamam mı buraları? Öyle yani. Bu dediğini katlamayacağız. Ama aynen o alternatif kafa umarım başka insanlara da... Aslında Türkiye'de alternatif işler yapan insanlar oluyor. Ama şey de var gerçekten. Yani sence öyle bir his var mı? İnsanların yapmaya korktuğu hissi. Ya şimdi ne var biliyor musun? İnsanlar bir şey yaparken çok böyle, bunu hep söylüyorum bu arada, en çok kullandığım kelime ama, çok formüle dayalı yapıyorlar bir şeyleri. Mesela komik TikTok atacak, formüle göre komik TikTok atıyor. Ya da işte içerik kutu açacak abi ürünü, formüle göre. Yani Duygu Özalsan'ın bir benzerisin kanka, ne gerek var yani anladın mı? Ya da işte onun, hadi farklı biri oldu, yani yine olan birinin bir benzerisin.

Burada şey olarak söylemiyorum bunu. Tabii ki de herkes orijinal, işte çok farklı biri olmak zorunda değil. Ama bir şey yaparken idealize ederek yapıyoruz. Yani bir roman yazacaksak bir romanını okuyup onun gibi yapmaya çalışıyoruz. Ya da bir dizi... Atıyorum House of Shaker'in sevdiğim kısmı hani dizi diyoruz ama dizi mantığında da ilerleme yok yani. Bu insanlar gerçek çünkü hani. İnstagramı var ona bakarsan.

Ya da işte rol yapmadığımızı zannediyorlar. Beni gerçekten DGS'ye hazırlanan kız zanneden var ya. Gerçekten. Dizi mantığı için kurgusal olduğu çok belli de değil. Şimdi olabildiğince formül neyse ondan çıkarak bir şeyler yapmak. Onu seviyorum işte, makyaj malzemeleriyle hikaye anlatmak da öyle bir şey yani. Formülü değiştirmiş ama anlatıyor. Yani TikTok'tan 10 saniyeyle de hikaye anlatıyorsun sonuçta. Böyle bir şeylere benzeterek yapmayı sevmiyorum o yüzden. İnsanlar da bir şey yaparken... Yani şimdi mesela yeni şeyler çıkar belki yine... ...Hustle and the City tarzında bir şeyler yaparlar ama... ...yapsınlar ama bizim gibi yapma yani anladın mı? Hatta şey hiç benzemesin, birazcık bir şey... ...beslenebilirsin ama hiç benzememeli yani yapılan bir şey bence. İnsanlar biraz güvenli alanda kalsın diye... ...idealize ediyorlar bir şeyleri ve ona yaklaştırmaya çalışıyorlar. Uzaklaştır, olabildiğince uzaklaştır.

Aynen kafanı o sıkıcı formüllerden çıkarmak zor yani. Çünkü sonrasında hiç bilinmeyen bir yerdesin. Nasıl olacağını bilmiyorsun ya. Heyecan veren şey o. Sen o korkuyu iyi kullanabiliyorsun anladığım kadarıyla. Beni besliyor. Ben yaptığım her şeyde bu arada. Yani ben şey bile okumam yani. Ne bileyim bu Ikea'dan alınan şeylerde nasıl yapıldığı gözükür ya. Ne? Ikea'dan... Cidden mi? Ne deniyor ona? Onlar bile bilmiyor. Ne deniyor ona? Kullanım kılavuzu. Hayır. Kılavuzlara bakmayı hiç sevmem mesela böyle. Hatta benim bir şey öğrenme şeyim de yok bu arada. Bir şey öğrenmiyor musun? Aynen, beynimde öğrenme lobum mu ne kapalı. Sadece rastlansal olarak bir şey, bir bilgi bana gelirse gelir. Arkadaş muhabbeti sırasında. Aynen, işte atıyorum o kılavuzlar falan, bakınca böyle başım dönüyor falan.

Çok zorlanıyorum ya da bilgisayar hata veriyor ya, hata yazan cümleyi anlayamıyorum. O yüzden hiçbir şey kuralına göre yapmam. Matematiğim de kötüdür, hiç çözemem de. Kendi kafamdan bir formül uydurursam uydururum. Zaten resim çizerek çözüyordum ben matematik şeylerini, kestirileri falan böyle. Ne okumuştun? Ben iletişim tasarımı mezunuyum.

Ve resim çiziyorsun. Aynen, çizim sınavıyla girdim zaten, yetenek sınavıyla girdim. Resim de yapıyorum aynen. Şu an vaktin oluyor mu? Şu an vaktim olmuyor. Bu şey zamanı, pandemi zamanı aşırı dönmüştüm sanatçı kişiliğime. Bir resim yapıp duruyordum.

Ama güzeldi ya. Onlar da besliyor mesela bence. İşte şeyi de söyledim. Bence bir şey yaparken bir dizi yapmak istiyorsun. Bence. Bu arada ben de bilen birisi değilim. Sadece kendim nasıl besleniyorum onu anlatmak için söylüyorum. Pardon. Pardon. Yani ben bilir kişi değilim ama hani eğer sormak isterseniz diye söylüyorum.

Ben mesela resimlerden de etkilenirim. Fotoğraf, mesela fotoğraf çekiyordum en sevdiğim şeylerden biri. Kadraj yaratmak yani. Mesela zamanında bunları yapıyor olmak ve bunlarla ilgileniyor olmak da besliyor. Şimdi sen bir şey çekmek istiyorsan sadece çekilen şeylere bakma. Bir sergi gezdiğinde baktığın bir tablo da sana...

Yapacağın şey için ilham verebiliyor ya da şarkı falan mesela bana çok ilham veriyor. Yani böyle o ilhamı sadece ne disiplinde bir şey yapıyorsan o disiplinde arama. Gerçekten bazen kıyafet, moda tasarımını, şeyleri, kreasyonları falan incele. Onlar da böyle ilham veriyor. Yani oradan bile film çıkarabilirsin. Kafanda bir senaryo aklına gelebilir yani insanlar için. Bana öyle geliyor. Yani ben gerçekten oradan besleniyorum. Yaşamdan besleniyorsun. Sanatın her alında, disiplinlerde. Evet dışarılardan, sohbetlerden de besleniyorum çok fazla. Ama bu bence işte formülle uymama, disiplinler arası böyle bir gezme. Geçen haftaki podcast bölümümde reklamımı yapmıyorum ama şey konuşmuştum. Inside Loon Davis diye bir film var izledin mi bilmiyorum. Başarılı olmaya çalışan depresif bir müzisyenin hikayesini anlatıyor. Öldürün beni asla izleyen. Oscar mı aldın? Hayır hayır Oscar Isaac oynuyor. Var ya. Kim? Tanımıyorum. Oscar Isaac. Tanımıyorum.

Neyse, onun görüntü yönetmeni de... Film çok güzel gözüküyor. Onun görüntü yönetmeni Louis de Bonnel de... ...resimlerden ilham oluyor, bunu diyecektim. Tanımıyorum Arp'ın adamı. Oskar Arze'yi bilmiyor musun? Hayır. Olabilir. Oğlum ben senin kadar film izlemiyorum ki. Ben izlediğim filmlerin... Bak sana yemin ediyorum, ne yönetmeninin... Bazı yönetmenlerimin... Hani böyle işte görüntü yönetmenine zarf zurf çok bakmam ya. Ben oyuncuların isimlerini bilmiyorum hatta.

Lisede neyle ilgileniyordun? Zaman, yani boş zamanlarında oluyorsa. Sadece internetle ilgileniyordum. Genel internet kültürü mü? Twitter kültürü. Aynen. İnternette takılırdım. Hep internette takılırdım. Film izlerdim. Şey, diskte, o zamanlar internette çok isimli disk vardı. CD mi?

CD'den de izlerdim de, diske böyle bir sürü film atmıştım. Böyle abimin attığı, arkadaşının verdiği filmleri izliyordum işte. Abime veriyor, ben de oradan izliyorum yani. Gerçi lise çok dolu dolu geçen bir süreç değil benim için. Mal mal eğitim sistemiyle işte. Dersler de kala kala bitirdik işte. Çok zor bitirdim liseyi de yani. Dersler çok kötüdür, evet. Bayağı artık hani şöyle, üniversiteye gidemeyecektim. Diplomamı alamıyordum çünkü alttan kalan matematik dersim ve geometri dersi yüzünden.

Peki sevmiyor musun sence yoksa sana sevdirtemediler falan gibi bir şey mi? Yani kafamda basmıyor yani o kadar da böyle hani sevdirmelerine gerek yok yani bazı insanlar bazı şeyleri yapamaz. Ben de matematik falan yapamadım yani. Ben de çok iyiyim. Yani çok iyi dedin, ben 0-8-10 falan alıyorum yani anladın mı? Öyle bir kötülükten bahsediyorum. Hani 60 aldım kanka falan diye. Yo yo, ben 60 almıyorum. Daha kötü alıyorum. Ama 0 çok iyi. Ben baya 0-8'li falan, notlarım böyleydi. İşte yeteneğim olmayan bir şey.

Ay Allah'a şükür hiç artık hayatımda yok ya. Ne sıkıntıydı o ya öyle. Geceleri ağlardım ya. Abi geceleri matematik yüzünden ağlar mı bir insan? Ağlardım ya. Çünkü ertesi gün iki ders üst üste matematik. Hani hoca beni kaldıracak diye böyle şey. En korktuğum şey. Çok çok kötü bir his. Çok korkunç geliyor. Dünyanın en korkunç şeyi yani. Daha başka bir şey yok. Gerçekten. Benim o kadar çok ağlıyordum ki. Notlarım kötü, matematik yüzünden ağlıyordum bak. Yani o gün böyle şey, titreyerek gidiyorum okula matematik dersi var diye. Ya hoca çok iyi olsa da ne olur. Kafam basmıyor ve hani niye zorluyorsun ve insanların içinde beni rencide ediyorsun ki? Salakmış da yani. Hayır, hocaların zorlamasını anlamıyorum. Anlamadık işte. Tahtayı kaldırıp beni niye? Öğrendin mi? Öğrenmedim. Al. Bayağı seni rezil etmeye çalışıyorlar aslında. Gel buraya çık. En büyük korkularını şey yapıyorlar. Sen malsın, tüm sınıfta sana görsün. Belki o sırada hoşlandığın biri var. Tövbe estağfurullah, kıpırdacağım şimdi. Belki hoşlandığın biri var. Orada niye beni insanın içinde salak olduğumu cümle aleme duyuruyorsun?

Deka bu kız anlamıyor. Zaten notlarım da kötü. Böyle öğretilmez yani. Hiç yardımcı olmuyor bu arada öğrendiğine yani. Daha da korkuyorum. Kabusum oluyor. Rüyama gecik, kabuslarıma giriyor yani.

Bana şey oluyordu, öğrenemeyeceğimi de düşünüyordum bir süre sonra. Önce dersi dinlemiyordum matematikte. Bilerek yapıyordum yani. Sonra zaten anlamadığım için başını artık çok geç yapamam diyordum. Sonra sınavdan kötü oluyordum. Sonra her sene böyle kalacak mıyım kalmayacak mıyım diye bekliyordum. Ve bu rüyalarım yeni şey oldu. Bayağı uzun süredir kendimi liseye ve ilkokula geri dönerken görüyorum. Ve tekrar ödev yapmam gerekiyor ve şey olarak görüyorum. Şu anki ben tekrar liseye gitmek zorunda kalıyor ve

Hep böyle kabus gibi uyanıyorum ama geçen birkaç ay önce mezun oldum rüyamda. Ve uyandıktan sonra çok rahattım. Evet, zor zamanlar. Yani benim için böyle. Çok kötü bir dört sene. Şu an bir matematik kitabı aldım. Şey diye böyle matematikte ilgili bilmeniz gereken eğlenceli şeyler. Ben hayatta yani, hayatta asla yapamayacağım bir şey. Yani şu an görsen matematik diye bir şey midem bulanıyor. Başım ağrı giriyor. Sen çalışkan bir çocuksun. Değilim cidden, değilim. Yok, değilim. Sen çalışkansın, şu an kaç bölüm çıkardın?

Ben çalışkan değilim bu arada aslında. Nasıl? Ben gerçekten çok böyle sağsaklarım yani. Peki şu an kurgularken de öyle yapıyor musun? Ya da çalışırken? Yok, çok kurgulamam gerekir, yaparım yani. Hayır yani kurgu yaparken mesela 6 saat sürüyorsa 3'ü başka bir şey mi yapıyorsun yoksa oturup 3 saat kurguyu mu yapıyorsun? Onu heves ettim, sevdiğim bir şey olduğu için onu yapıyorum, mutluyum. Yaparken çok heyecanlanıyorum zaten. Ama onun dışında böyle hani daha çok şey yapmam. Benim bir sürü yapacaklarım listesi var, başka şeyler yapacaktım. Var mı? Çok iyi. Baya bir sürü şey yapacaktım. Bu olmasaydı değil mi? İşte aynen, bu şey olunca buna kaldık yani. Başka şeyler yapacaktım, buna kaldık yani. Ama sen bir televizyon dizisinde de oynuyordun. Aynen ya, dizim battı. Onu planlamış mıydın? Televizyon dizisini oynamayı mı? Hayır ama içime dönmüş dizi arkadaşlar. Çok sürmeyebilir yani. O zaman planların ona göre.

Ya yok ben aslında orada küçük bir rolde oynuyordum yani her bölüm 1 dakika falan gözüküyordum zaten. Çok azdı yani. Zaten biraz fazla gözükseydim her şey farklı olabilirdi yani. Nasıl? Aynen benim dizi tutmayınca ben kendi dizim yapmak zorunda kaldım. İronik. Yani evet. Bir de başka audisyonlar falan gönderdim. Çok istediğim bir yer vardı olmadı. Zaten bu arada çok iyi bir oyuncu olmadığım için sonuçta beni seçmemeleri normal yani ne bileyim.

...çok önce değilim, çok tecrübeli değilim. Okey yani seçmelerim. Onlar seçmedikleri için... ...haz şeyleri devam ettirmek istedim. Cidden mi? Çok iyi. Görün bakalım. Türkiye'nin en iyi dizisi neymiş? Görün şimdi falan. Şu an öyle.

Bilmem inşallah. Tabii bir an bir noktada insanlar şey diyecek, ay sıktı artık, eski tadı vermiyor artık diyecek insanlar. Diyecekler, onu farkında olman iyi ama yine de o yorumları gördüğünde üzülecek misin? Evet üzüleceğim yani. Okuyor musun yorumları? Tabii ki. YouTube'u, bu arada ben videoyu yükledikten sonra YouTube uygulamasını siliyorum. Spoiler yazıyorlar. Ha ben de Instagram, YouTube her şeyi siliyorum genelde. Yüklemiyorken, aynen. Videoyu yükledim, bir yarım saat bir bakındım ettim, her yerden paylaşımlarını yaptım. Tanıtım için videolar falan yapıyorum, teaserlar falan hazırlıyorum. Onları hazırladım, paylaştım. Sonra tamam uygulamayı telefondan sildim, durup bakmayayım diye. Siliyorum ve iki gün falan bakmıyorum. Ve YouTube'da eskiden bakıyordum bütün yorumlara ama artık bakmıyorum daha. Bu arada çok güzel şeyler yazanlar da, kötü şeylerde çok güzel şeyler yazıyor insanlar. Bazen sadece hani gerçekten, ipsiz sapsız şeyler olabiliyor ama genel olarak güzel şeyler yazıyorlar. Bir de ben şeyi de seviyorum, insanlar kendi hayatından bir şeyler kaçarak böyle ağlamalık artık. Ben de like'lıyorum onlar için.

Kız kalbi videosu altına sakın akşam bakmayın yani. Böyle akşam vakti orası gerçekten böyle herkesin birlikte birbirine sarıldığı bir yere dönüşmüş. Ama güzel bana DM'den de çok güzel şeyler yazıyor insanlar. Yani hepsine dönemiyorum. Bu sıraya birden şey patlayınca DM'den de bakamıyorum artık yani. Ama baktığımda çok güzel şeyler yazıyorlar ve o dönüşü almak çok... Tamam diyorum ben istediğim şey benim bu zaten. Buna ulaşmak istiyorum. İnsanların bunu anlaması, sadece gülünmesi iyi değil anlaşılmayı da istiyorum çünkü. Gülünmeyi hatta hiç sevmem. Ben burada hiç komiklik yapmayı da sevmem yani. Komik tabii ki de. Ama böyle bir dur birilerine güldüreyim, ben komedyenim falan kafasında değilim yani. Hiç de sevmem. Gülme beklentisi yaratılmasını sevmiyorum çünkü.

Bir espri gelecek mi gelmeyecek mi? Aynen. Ne gerek var? Hiç sevmem. Normal bir şey anlatıyoruz yani. Anlattığım bir şey vardır. Tamam komikse de komiktir yani. Bazı insanlar komik oluyor ya, o espri yapma olmuyor. Yani bir şaka yapmak var, bir de komik davranmak var. Aynen, bir de şakalar, şaka da değil ya onlar. Söylediğiniz şeyler komik olduğu için ve durup dururken söylediğin hiçbir beklenti olmadan no context bam diye girmesi çarpıyor insana. Evet, onun komedisi çok ayrı bir şey böyle ama benden genelde hani komedi, komiklik yapan kız olarak. Öyle mi? Komiklik yapan kızım ya ben. Öyle misin? Ne bileyim, asla değilim. Öyle bilindiğini mi düşünüyorsun? Yani komik olmadığım söylendiğine göre komiklik olarak kullanıyormuşum. Komik olmadığım söyleniyor. İşte komik olmadığım söylendiğine göre komik olarak kullanıyormuşum. Ha, aynen aynen aynen. Evet, çok mantıklı. Ama güzel ya.

İnsanlarla tanıştığında kendini nasıl tanıtıyorsun, seni tanımıyor olarsa? Geçen hastanede kendime mesleği soruyordun, sanatçı dedim. Nasıl tanıtıyorum? Meslek olarak mı? Kim olarak? Mesela ne haber, ne yapıyorsun deyince biri bir yerde. Ne yapıyorsun? Hayatta. Hayatta mı ne yapıyorsun? Bu ne kadar zordu soru. İlginç bir soru bence. Sen nasıl cevaplıyorsun bunu? Podcast yapıyorum. Çok uzun cevaplar veriyorum. Podcast yapıyorum, sinemayla falan ilgileniyorum. Önce şey diyorum, YouTuber'ım. YouTube'da film konuşuyorum diyorum. Sonra, şu an bütün hayatıma... Sonra şey diyorum, lisede başladım buna. O kadar değil mi be sen be? Bunu böyle bir dakikalık bir şeyim var.

Hazır mı? Ezberledim onu, yazdım. Telefon notlarımla. Hayır, öyle bir şey yapmadım da. Anlatıyorum böyle kendi hayat yolculuğumu. Sonra diyorum işte YouTube çok eğlenceli ama bazen de işte film izlemekle ilgili yorum yapmak sıkıcı geliyor. O yüzden şimdi kısa hikaye yazıyorumu mesela oraya ekliyorum ki sadece film yorumlamadığımı düşünsünler ve YouTuber'lığın zor değil de saçma kısımlarını da ya da influencer'lığın sevdiğim kısımların olduğunu da anlasınlar gibi. Anladın mı? Bunu dinledim, podcast'ın.

Podcast'ı çıkmadan önce mi dinledin? Yani buraya geleceğin için mi dinledin? Hayır hayır seninle konuşmuştuk ya ilk. O zaman dinledim. İlk bir muhabbet ettik ya. Zoom yapalım falan dedik. Aynen bir şeyler demiştik. O zaman ya. O zaman iki üç evi topluyordum bir dinledim ben. Niye öyle diyorsun canım? Dinledim tabii ki çok güzel akıyordu. Gayet güzel. Aynen. Şeyi falan dinledim, güzeldi. Tamam, kendi tanıtımı anlaş... Biliyordun. Evet. Tamam. Tekrar anlatmış oldun. Ama ben buna, ben buna... Yani şöyle söyleyeyim, kim olduğu ve nerede olduğuma bağlı. O an ne yaptığıma bağlı. Aynen yani. Sokaktayken... Uydururum da bu arada. Şey, yönetmenim falan dermişim. Oyuncuyum. Yazıyorum, yönetmenim. Böyle bir şey. Ya da şey diyorum, fenomenim. Diyor musun cidden? Fenomenim, çok komik değil. Diyor musun?

Hayır. Ciddi olarak söylemem de. Hani böyle şey fenomenlik mesleği yapıyorum. Çok komik değil mi? Ama hoşuma gitti. Ya şey, Sude Belkıs'ım diyorum. Diyor musun? Evet. Çok iyi. Küçüliğine. Bayağı iyi. Senin soyadınla beraber de... Soyadım da değil bu arada. Gerçek adım. İkinci adım ben. Kimlik telefonu yazan. Aynen. Soyadım başka. Birinin... Neyse. Yazıyor ya soyadım Instagram'da. Akgün Soyadım. Ha cidden mi? Sude Belkıs Akgün. Ama Sude Belkıs'ın markası olarak ilerliyorum. Ciddi.

Tehlifini aldın mı? Aldım. Aldım. Aldım. Aldım. Aldım. Aldım. Aldım. Aldım. Aldım. Aldım.

Tehlifli şarkılar kullanıyorsun bir de, Aldım. değil mi? Evet. Benim YouTube'da burada girilem... Yani YouTube'un beni algoritma olarak Aldım. Aldım. Aldım. öne Aldım. Aldım. Aldım. Aldım. çıkarmama Aldım. Aldım. Aldım. Aldım. Aldım. Aldım. Aldım. Aldım. kanalımın Aldım. Aldım. Aldım. sebeplerinden biri tehlifli müzik kullanıyor olmak. O zaman şu an nasıl sistem bilmiyorum. Ben uzun süredir YouTube'a yüklemiyorum. Eskiden şey oluyordu, tüm para gidiyordu. Şu an öyle mi? Yani şöyle, şimdi mesela Bilal Aldım. İş şarkısını... O çok iyiydi ama... Onu kullanmadın. Ben orada o kadar... Ben Bilal İş'i bayağı seviyorum. Orada çıldırdım yani.

Şimdi şöyle bir şey var, benim için seyir zevki daha önemli. Tıktan para kazanmamın bir önemi yok. O videoda, o şarkıyı kullandığımdaki yapacağım etki ve bana getirisi, belki de alacağım, sonrasında alacağım bir reklam ya da izleyicimin artması, benim oradan kazanacağım 300-500 doların kaç para kazanıldığını, ben daha YouTube'da para kazanmam mı? Yeni açtım desem. Bilmiyor muydun, aç mıydın? Umurumda değildi. Şimdi insanlar böyle şeyleri anlamıyorlar ama arkadaşlar ben benim için gerçekten söylüyorum, maddiyat hiç umurumda olan bir şey değil yani orada. Ben bu işi yapabilmek için imkanım, yeterli imkanım olsun, o yeterli benim için.

YouTube'dan para açmak için, telifli bir müzik zaten kullanıyordum çoğu videoda. Onunla uğraşmak istemedim. Biri şey atacak bilmem ne, kapatıyordum o yüzden para kazandım. Daha yeni açtım. O sahneyi zaten ben kaç kafamda kurarken o şarkıyı dinleyerek kuruyordum. Hatta o bölüm o son sahne için çekildi.

Belli gibi. O şarkı da çok iyi, çok iyi uymuş. Gidişatı falan hep yani ben kafamda onu müzik dinlerken, yürüyüş falan yaparken genelde müzik dinliyorum. O zamanlar düşünüyorum senaryo akışını falan. Hep Yeriden Ever mi çalıyordu? Aynen. Sırf o sahneyi ilk başta düşünmüştüm. Cakan'ın yaptığı sahne de hani...

Yine o sahne düşünüp... Sondaki sahne, son bölümün. Aynen. Şu anki son bölümün. Kaçıncı bölüm? Altıncı bölüm mesela. Önce vurucu sahne neyse atıyorum, onu düşünüp çevresine olay örebiliyorum. Her zaman değil ama bazen hani onu anlıyorum. İşte bu dediğim gibi genç kız kalbinde. O sahneyi hep düşünerek yapmıştım şarkı dinlerken de. Şimdi ben...

Hiçbir para o seyir zevkinin karşılığını bana veremez yani. Benim ve o insanlar hayatımın seyir zevkini. Yok cidden veremez. O yüzden istemiyorum yani. Hiçbir şekilde bu kalsın. Ya da yayınlarda falan mesela karaoke yapıyorum. Bunlar, yayınları sonradan ben YouTube'a atıyordum. Aynen. Şimdi ben onu söyleyeceğim kardeşim. Ben oraya şarkı söyleyeceğim. Herkes de beni dinleyecek. O yüzden, ay pardon. Şimdi mesela yine kafamda düşündüğüm bir şey var. Bir tane bölüm için mesela. Kullanmam lazım yani onu.

İyi misin? Yok mu sorun? Var. Hayır hayır. Sen okey misin? Oğlum ben 5 saat falan konuşabilirim. Sen niye bana şey yapıyorsun ki? Ne bileyim rahat istemeyebilirsin, gidecek bir şeyin vardır falan. Ben 5 saat falan konuşabilirim. Tamam o zaman Joe Rogan gibi 4 saat... Tamam. Başka projeler de yapacaktım dedin bu tutmasaydı.

Evet. Ya benim kafamda bir şey vardır hep döner yani. Mesela başka bir hikaye aslında. Yine benim oynadığım böyle bir dizimsi gibi YouTube'a bir şey düşünüyorum. Ama şimdi bu has şeylerden devam ediyoruz. Aynen. Ama onun sonrasında belki yaparım yani. Peki başka şeyler yapmak istiyor musun? Evet, aslında şimdi ne enteresan, ben de her yıl yeni bir tane şey kafamda çıkıyor. Resolution mu yapıyorsun? Ben şimdi, bu bence bir şeyin taslağı, hep bunu söylüyorum. Bu aslında bir skeçim, yani benim not defterimdeki bir şey. Hasçalık yani? Evet. Tabii ki de... Böyle taslak olmaz oldu. Bu aslında benim taslağım, yani ileride yine bir şeyler yapacağım, daha büyük inşallah. Yani yapmak istiyorum.

Daha büyük dediğin mesela nasıl daha büyük? Dizi yani, atıyorum bir dizi olabilir, film de olabilir. Böyle bir senaryo yazıp hem oynamak hem de onu çekmek falan zaten istiyorum. Bu işin gidişi de bu yani. Zaten sosyal medyada en başından Belkıs TV, Twitch yayınları falan yaptığımda zaten kafamda dönen şey bunu hep ilerletmek. Yani ben sonsuza kadar şu an Twitch yayını yapmıyorum mesela.

Twitch yayını sonuçta kadar yapacağım bir şey olmamalı. Ben Twitch yayıncısı olarak belki biliyor insanlar beni ama değilim yani. Her alanda bir şeyler yapmak ve bunları toplamında da aslında işte yapa yapa canlı yayında işte doğaçlama bir şey yazıyorum orada bir diyalog bir şey yazıyorum. Orada kendini bayağı geliştiriyorsun aslında. Geliştiriyor aslında. Hem kamera önünde kendimi ölçüp tarttım ve öğrendim. Kameradan artık mesela asla çekin, bazı insanlar çekinir mesela. Ben kameradan hiç çekinmiyorum. Kameraya oyun vermek bilmem ne mesela. Bunları yapabiliyorum. Hani doğaçlama olarak nasıl ilerletebilirim? Bir sohbeti nasıl ilerletebilinir? Falan bunları işte... Bir sohbet, aynen aynen. Anladın mı? Bunlar canlı yayında. Mesela bana öğretti bir şey. Ben buradan bir şey aldım. Canlı yayın çılgınlık bu arada ya. Bizim canlı yayınlarda bu arada skeç gibi oluyordu mesela. Karadeniz yayını yapıyoruz işte, hepimiz Karadenizli gibi davranıyoruz falan. Hani böyle, zaten ben Karadenizliyim bu arada zaten. Karadenizli gibi davranıyorsun. Hani işte biraz öyle bir şey, role girip role play yapma vardı zaten yayınlarda hep benim, full yani hatta. O mesela geliştiriyor beni. Ya da işte ne bileyim... Bunu hiç canlı sahnede yapmayı düşünür müsün? Hasçelikleri böyle spin-off evrenin içinde... Bu arada bunu konuştuk. Ha cidden mi? Bu çünkü bir performans sanıtı ve bunu böyle bir... Öyle direkt? Evet. Bu rollerle mesela sahnede yapalım mı? İşte biletli falan böyle. Bence çok güzel yapılabilir. Ben izlerken düşündüm bunu hani güzel olurdu diye. Evet. Çok güzel olabilir yani. Keyifli. Tabii ki çünkü sahne ama... Stres ayrı bir şeydir. Çünkü beklentiyle geliyor ya o izleyici. E şimdi onları güldüremezsek, milletin surat böyle. Biz orada ne yapacağız? Gerginliği. Bana tam tersi sahne şeyi daha kolay geliyor bu arada. Çünkü seyirci gülmeye de hazır ya aslında.

Ama kurgu da kurtarıyor yani, videoda kurgu kurtarıyor biraz. Ama bazen sizin böyle bayağı aktığınız yerler de oluyor. Tabii tabii, akıyoruz da canım. Güzel dönüyor yani, arkadaşlarım o an ama yetenekli. Anladım, aynen. Öyle bir check-in, aynen. Olabilir mesela. Bakalım ya, var kafanızda bir şeyler. Güzel. Bakalım yani. Ben, ben, ben izlemek isterim.

İnşallah olur. Yani bakalım. Bir şeyler daha mı? Daha gelecek. Daha sus be artık. Oyun çıkaracaksın. Ne olur bir şeyler söyle ya. Bir şeyler söylemiyor muyum? Sen konuş. Ben çok konuşuyorum. Ben konuşuyorum. Ben o zaman şeyden bahsetmek istiyorum. Donald Trump'ın seçimi. Bu arada haber takip ediyor musun? Şey hiç kitap okuyor musun? Yok beni yoruyor.

Kitabı okumak zor ama ya artık. Haberleri takip ediyorum. Twitter kullanıyorum daha doğrusu. Of çok zor. Şey sorayım dur aynen. Bana öyle oluyor yani. Haber görüyorum ve beynimde kazınıyor gibi. Ya da böyle sosyal medyaya gördüğüm şeyler, gördükten sonra böyle iki saat İnstagram'a baktıktan sonra beynimi toparlamakta zorlanıyorum. Ama sen anladığım kadarıyla hem bunu yapabilip hem de sonra başka şeyler yapabiliyorsun. Yani oradan mesela ben izlediklerimi hatırlıyorum. Şu an Boomer gibi konuşuyor değilim aslında. Yani İnstagram'da çok iyi şeyler görüyorum tabii ki.

Ama aynen, sen nasıl yapıyorsun Instagram'ı hem iyi bir şekilde kullanıp... ...hem de bir şeyler üretebilmeye, devam edebilmeye? Çünkü beni tam tersi engelliyor gibi düşünüyorum. Yani şöyle söyleyeyim, 3 saat uyuyorum.

Benim telefon ekran sürem 12 saat falan 13 saat falan günde. 16 saat olduğu bile vardı hatta yani anladın mı? Ben çok büyük bir internet kullanıcısıyım ve benim hani şöyle söyleyeyim, benim seninle konuşurken bir yandan ben şu an post atmış olabilirim. Anladın mı? Bilmiyorum işte mesela matematiği yeteneğim yok ya benim de buna yeteneğim var. Ama sonra yani hasyaliklerde konsantre olabiliyorsun yani şeyde çekim yaparken ya da Twitch'de, Twitch yayınında telefonda bakmıyorsun mesela. Hiç, ben su bile içmem yayında. Şimdi bak bu su içtim ha bire ama. Ben tuvalete bile kalkmam yayınlarda. Çok nadirdir yani. Üç saat aralıksız. Ya bu bilmiyorum. Şimdi şöyle, evet bu arada telefona çok bakmak biraz insan özel. Bir de ben haberi yani... Yok, herkese farklı bu arada. Ben şey de yapmak istemiyorum. Üç tane Instagram hesabını aktif tutuyorum. Bir de TikTok hesabım var, aktif tuttum ben. Bir de hayatında var. Bir de hayatımda var. Anladın mı? Hem arkadaşlarımla görüşüyorum, hem Neslihan, hem Belkıs Tv, hem Sude Belkıs'a aktif tutuyorum. Bir de TikTok atıyorum. Neslihan'ın TikTok'u yok değil mi?

Yok, senin TikTok'un iyi bayağı ya. Aynen, onun TikTok'umu komple topladım. Hepsinin karışımı olsun, hepsinin ortak şeyi olsun diye. Ama evet, biraz zor. Niye öyle yapıyorsun? Ama mesela ben de... Yok, seni iyi besliyorsa ve durumunun kötü olduğunu düşünmüyorsan... ...ben bazen fazla düşünüyorum ve şey diye de düşünüyorum. Acaba ben bunu sıkıntı mı yapıyorum, sıkıntım bu değil mi? Ya da hayatımı sosyal medyaya bakmaktan sıkılarak geçireceğim ve bitecek mi diye düşünüyorum.

Ya burada sağlıklı değil benim kadar çok internete bakıp bir de internete bir şey yapmak. Bu sağlıklı değil. Çünkü mesela ben de yemek yapmaya hiç zaman ayırmam. Söylüyor musun? Dışarıda mı yiyorsun? Ya da böyle çok saçma bisküvi falan yiyorum. Cidden mi? Biraz bir hayat yaşıyorum mesela. Tek evimin temizliğine dikkat ediyorum. O da çekim için mi? Yok yok. Mesela ben de şey istiyorum, hani telefona bakmayayım da ne bileyim. Mesela bir film falan izleyemiyorum telefona bakmadan. Çok zor izliyorum. Ben de zorlanıyorum şakasız.

Ya böyle andan böyle biraz dur yani. Elim hep telefona gidiyor yani. Ya konuşuyorum? Konuşuyorsam mesela şu an elim telefona gitmiyor. Ama şey değilim bu arada. Peki mesela röportaj değilse de gidiyor mu? Hayır. Arkadaşlarımla sohbet ederken hiç telefona şey yapmam, bakmamaya dikkat ederim yani. Şey demesinler diye. Ya dışarıdan biri beni gülüp şey derse. İşte arkadaşlar oturuyordu ama fenomen ya amına koyayım. Hep telefona bakıyor. Arkadaşlarına hiç vakit geçirmiyor. Oğlum bunların hayatı sadece sosyal medya derler diye. Öyle demesine telefonu böyle saklıyorum ki. Bana telefona gömülmüş, bu da anca internette konuşur zaten demesinler diye. Peki

internete bakmanın çoğu nasıl geçiyor? Yani şöyle, TikTok'ta çok kullanıyorum. Gerçi kendini de görüyorsundur, şimdi Nesli editleri çok zor. Sana şöyle söyleyeyim, ben Nesli'de, şimdi benim üzerimde bir PR yükü var. Nesli editleri retweetlemekten şeyde, retweetlemişim. TikTok'ta repost etmekten, TikTok'da neslili Jacka Edit'te repost etmekten yemin ediyorum kolum koptu. Bak benim bütün time... Başka hiçbir şey yok. Sadece Jacka neslili has içindekiler. Sadece şu an benim şeyim bu, düzelteceğim onu. Bozuldu. Çünkü mesela şimdi ben Jacka şarkının şarkısını Spotify'da top 50'ye sokmaya çalıştım. İnanılmaz.

Tek hedefim onu TikTok'ta viral yapmak. Şimdi bunlar eğlenceli, tamam mı? Çok eğlenceli, aynen. Mesela diyor ki işte, kanka 100 bin dinlendi Spotify'da şarkı böyle, biz kopuyoruz. İnsanlar o kadar uğraşıyor, albümler çıkıyor, inanılmaz yani. Biz buna gülüyoruz, bizi, beni eğlendiren şey bu. Bir de şey böyle sistemi hacklemiş gibi oluyorum, tamam mı? Hoşuma gidiyor böyle. İşte hani ne kadar daha ilerleyelim, yani zorlayalım, sınırları zorlamak istiyorum. Zorla bence de, aynen aynen. Gerçekliğe dair. Mesela Jack'a bir konser de verecek abi. Yani yapacak bunu. Zaten ilk düşündüğüm şey buydu. Atıyorum şu an DJ Fatoş'un deli gibi sahne alması. Bir sahne programından... Turneye çıkmış, dünya turna.

Tamam mı ya? Bunu çok seviyorum. Kafamda yine başka bir şeyler daha var böyle bu gerçekliği yaşatmaya dair. Sınırları zorlamak istiyorum bu noktada. Beni eğlendiren şey bu. Aslında sadece sosyal medyada kalmamış oluyorsun bunu yaparak. Gerçek hayata da bir şekilde bağlanmış oluyorsunuz. Evet. Değil mi? Çok eğlenceli. Eğlenceli kısmı o. Acaba ben bir DGS'ye başvuru mu yapsam ya? Gerçekten sınava mı girsem acaba ya? Bitti mi zaman? Yok bitmemiştir.

Bitmemişse ben başvurayım. Aslında iyi olur, kapıda falan çeker. DGS'ye sadece 2 yıllık okuyan giriyor galiba ya. LGS'ye gir. 2 yıllık bir bölüm mü okusam acaba? Bu tam şey olacak böyle karaktere sen yok olacaksın, silinecek, kimliğinde ismini değiştireceksin. 2 kişinin hayatını yaşıyorum.

Öyle bir belgesel vardı şey, ne Jim Carrey, Andy Kaufman diye bir komedyenin bir filminde, yani bir filmde onu oynayacak. Sonra işte metod oyunculuğu yapıyor ama boku çıkıyor. Böyle gerçek hayatta da öyle geziyor. Saçma sapan hareketler yapıyor ve işte şey sorusu, senin gerçekten bir karakterin var mı yok mu? Bu soru geliyor bana da geliyor. Abla işte şey olmuyor musun, kendini, benliğini kaybetmiyor musun falan. Ama bana hiç o kadar şey de yok. Bütün oyuncular bu kadar zorlanmıyorsa biz niye zorlanalım yani. Ama bu çok sen ya. Ne bileyim mesela Fleabag'da da yazıyor, oynuyor ve yönetiyor mu bilmiyorum da. Aynen bilmiyorum. Bilmiyorum. Kişisel bir şey ya o yüzden belki de yok. Çünkü yani sen sadece oynamıyorsun aynı zamanda yazıp yönetip bir de kurguluyorsun üstüne.

Ama şimdi şey var mesela... Ve biraz yani Nesli gibi konuşuyorsun. Hayır eşek artık. Vallahi konuşabilirim. Normal bu arada. Ya şöyle bu arada, benim kendi Sude Belkıs karakteri de biraz baskın biri, yani baskın bir karakter olarak görüyorum kendimi. Çok gözüktüğümde mesela insanlar benden rahatsız olabilir diye biraz kendimi geri plana aldım. Nesliyle ilgilensinler diye. Çünkü ben de hani normalde Nesli ne kadar içine kapanık ve şeyse, duygusu alsa ben de o kadar, bir o kadar daha dışa dönük ve çat çat çat şey bir insanım bence. Kavgacı, pasif birisi değilim yani. O yüzden... Hep böyle miydin? Hep böyle miydim?

Yani içten içe böyleydim galiba ama işte bir şey de var ya hayatta böyle bir... ...özgüvenin yerine geldi işte işinin falan filan olduğu bir şey de ne bileyim... ...illa ki özgüvenin yerine geldiğiyle etkiliyor tabii ki yani. Onun etkisi var gibi aynen. Böyle bu tarz iş hayat, kariyer işte değil mi? Sosyal hayat falan filan hepsi etkiliyor sonuçta. Çok değiştin ya. 30 yaşındayım artık bir zahmet 14 yaşındaki halim zor diyeyim.

Öyle hissetmemen iyi. Aynı hissetmemen. Çünkü insanlar hissediyor aynı. Aynı mı hissediyorlar? Ben aynı hissetmiyorum biraz. Niye aynı hissediyorsun? Yo, bazen şey diye düşünüyorum. Çok büyük değişiklikler olmuyor gibi hayatımda bazen. Ya da bazen şeyi düşünüyorum. Bu böyle devam mı edecek diye. Yani güzel hayatta eğleniyorum ama bazen biraz daha fazlasını istiyor. Belki de maymun işlerdir. Daha eğlenceli, heyecanlı bir şey arıyorsun bence. Yo, heyecanlı değil. Mesela işte matematik kitabı aldım dedim ya. Onu şey diye yaptım. Bir şey öğrenmiyorum gibi geliyor.

Boş geçiyor gibi mi geliyor sana? Evet. Bir şey öğrendin mi? Zaman mı dolu geçiyor sadece? Bilmiyorum, öyle mi? Güzel bir soru. Bir şey öğrendiğimde niyeyse biraz merakım bazı açılardan olabilir. Sen öğreticisin ya, ondan kaynaklı. Bence sen bir şey öğrendiğinde kendini daha kendin gibi hissediyorsun. Ben de mesela ben bir ay bölüm atmadık ya, ben geceleri sinir krizi geçiriyorum. Hani insanlar bana diyor ki, niye bölüm atmıyorsun? Ulan ben zaten istiyorum yapmayı. Hastaydın değil mi? Hasta oldum, bilmem ne oldu. Ben bu bölümü, ben ocağın ilk haftası, ilk günü hatta yayınlamak istiyordum böyle. Ama tabii gecikmeler oluyor illa ki. Herkesin işleri, güçleri falan var. Herkesin işi de var şu an değil mi? Tabii kimse oyuncu falan da değil arkadaşlar. Herkesin işi gücü de var bir anda. O da çok zor. Denk gelmesi lazım. Bazı şeyleri denk getirmeye çalışıyoruz. Ben bir şey üretmediğim zaman mesela çıldırıyorum. Ben... Ben... De öğrenmediğin zaman belki de. Yok ben de bir ara bir şey üretmedim. Ama benim üretimimle seninki farklıydı. Ben YouTube'da inceleme videosu çekiyorum. Onda da çok az yaratıcılık katabiliyorsun içine. Ve ben de böyle liseden, üniversitenin sonuna ve pandemiye kadar video koymadığımda

Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.

Reklam Alanı (Deneme)