Podcast

Eski Sevgiliden Ne Olur, Ne Olmaz?

Yakın İlişkiler

1 yıl önce
Reklam Alanı (Deneme)

Bölüm Açıklaması

Eski sevgiliyi sosyal medyadan takip etmek iyi bir şey mi kötü bir şey mi? Eski sevgiliyle arkadaş olur mu? Eski sevgiliyi yeni sevgiliyle kıyaslamak iyi bir fikir mi? Eski sevgili bize toksik bir ilişkimiz varsa bu ne anlam ifade ediyor bizim için? Peki ona geri dönmek mümkün mü? Ya da bu mantıklı mı? Tüm bu sorular ve eski sevgiliye dair aklınıza takılan her şey bu bölümde cevabını buluyor.




Bu podcast reklam içermektedir.

Bölüm Transkripti

3.602 kelime · ~18 dk okuma

Hiç eski sevgilinizle geri dönme ihtimalinizi düşündünüz mü? Yani böyle acaba tekrar başlasak nasıl olurdu? Şu anda neler yapıyor? Onun hakkından da geçiyor muyumdur hiç? Yeni sevgilisiyle mutlu mu? Acaba beni onunla kıyaslıyor mu? Böyle soruları hakkınızdan geçiyor mu?

Ben sizlerden ne zaman soru istesem, en çok gelen sorular hep eski sevgiliyle ilgili oluyor. Eski sevgiliyle ne koşullarda barışılır? Ona dönülür mü, dönülmez mi? Arkadaş kalmalı mıyız? Ne zaman yeniden bir şans vermeliyim? Eski sevgilimle tekrar bir birliktelik yaşadık. Bunu nasıl anlamalıyım, nereye koymalıyım?

Bu sorular o kadar çok gelen sorular ki ben de bu bölümü biraz böyle eski sevgiliye adamak istedim. Ve aslında eski sevgili kavramının hepimiz için ne kadar önemli bir kavram olduğunu ve birinin eski sevgilimiz olmasının aslında ona belki de hayatımız boyunca bir anlam verdiğini O yüzden de hayatımızı aldığımız ve ilişkide olduğumuz insanları iyi seçmemiz gerektiğini düşünerek bu bölümü kaydediyorum aslında. Hazırsanız, benim hakkımda böyle eski sevgiliye dair bir sürü soru var. Hangi açılardan bakabileceğimizi düşündüğüm. Bunların hepsini sırayla beraber gözden geçirelim. Nelere değineceğim diye düşünüyorsanız, eski sevgilinizden niye kopamıyoruz?

Transkriptin tamamını oku

Eski sevgiliye geri dönmek kimler için daha mümkün? Ya da kimler bu düşünceyi akıllarından geçirmeye daha meyilli? Eski sevgiliyi sosyal medyadan takip etmek iyi bir şey mi kötü bir şey mi? Eski sevgiliyle arkadaş olunur mu? Eski sevgiliyi yeni sevgiliyle kıyaslamak iyi bir fikir mi? Eski sevgilimizle toksik bir ilişkimiz varsa bu ne anlam ifade ediyor bizim için? Gibi gibi gibi böyle bir sürü sorun var. O yüzden daha fazla vakit kaybetmeden başlıyorum.

Şimdi düşünüyorum, eskisiyle ilgili sadece geçmişte kalmış bir hikaye değil çoğumuz için. Böyle aklımızın bir köşesinde duran bir soru işareti bazen. Tabii ki ilişki bitenin ne kadar olduğuyla ilgili bir şey bu, bir yanıyla. Ama bazılarımız için de mesela o ilişkinin üzerinden 10 yıl geçmiştir, 15 yıl geçmiştir. Hala aklımızın bir köşesinde şey vardır, ya biz bir araya gelsek. Herkes geçici.

Eğer biz bir araya gelirsek o kesin çok güzel sonuçlanacak. Yani sanki şey gibi biz birbirimizi bekliyoruz ve bir şekilde gerçek olan bizim ilişkimizdi gibi düşündüğümüz eski sevgililerimiz de olabiliyor. Ve yani dediğim gibi bence birinin bizim eski sevgilimiz olması o insanı zaten hayatımızda hep bir yere koyuyor. Mesela ilk öpüştüğümüz insan, ilk seviştiğimiz insan, ilk elini tuttuğumuz insan, ilk gözünün içine baktığımız insan, ilk kalbimizi pırpır ettiğin insan. Yani bu insanlar farklı insanlar olabilir. Hepsi tek insan olmak zorunda değil tabii ki. Ama yani hepsinin bir yeri var aklımızda. Ve bir de şöyle de çok önemli bir yerleri var. Aslında zihnimizde sevgili kavramını, sevgiliye dair mental imgiyi biz onlar sayesinde oluşturuyoruz.

Onlarla yaşadığımız bütün deneyimler aslında böyle küçük küçük oraya kazınıyor. Ve sonraki deneyimlerimizi hep eski sevgilerimiz üzerinden tanımlamaya başlıyoruz. Yani mesela toksik bir ilişkiden çıktıysak o ilişki unsurlarını bulmamaya çalışıyoruz. Çok nazik ve iyi bir eski sevgilimiz varsa yeni sevgilimizi mutlaka onun gibi olması yönünde arıyoruz gibi gibi. Yani o yüzden eski sevgili çok böyle önemli bir yerde. Peki, eski sevgiliye dair duygularımız neden kolay kolay bitmiyor? Bu da bence önemli bir soru. Mesela bazı durumlarda o insanlar gerçekten çok iyi arkadaşımız oluyorlar ilişki içerisinde. Bizi çok iyi tanıyan insanlar oluyorlar. Çok derin şeyler paylaştığımız insanlar oluyorlar. Ve ayrıldıktan sonra doğal olarak oraya duyduğumuz

olumlu duygu, yani sevgili olamasak da artık insan olarak o insana karşı hissettiğimiz olumlu duygular hiçbir yere gitmiyor. Ve baktığımızda genel olarak daha güvenli bağlanan insanların, eski sevgililerin daha olumlu bir ışıktağı hatırladıklarını da görüyoruz. Bunu olumlu ışığı şey gibi görmenizi istemem. Geri dönme isteğiyle olumlu ışık demiyorum. İnsan olarak olumlu ışıkta görmekten bahsediyorum. Genellikle güvenle bağlanan insanlar ilişkilerindeki güzel anıları hatırlamaya daha meyilli oluyorlar ve bunu böyle nostaljik ve tatlı bir yerden yapıyorlar. Bir yandan da özellikle kaygısı yüksek bireylerin eski sevgilileriyle bağlantıda kalmaya çalıştığını da biliyoruz. Yani o kopma sürecinin daha zor olduğunu o insanlar için.

Hatta stalking dediğimiz eski sevgiliyi sosyal medyadan takip etme, sürekli onun ne yaptığına dair bilgi almaya çalışma davranışının da kaygılı insanları daha çok olduğunu görüyoruz. O yüzden bağlanma stilimizin aslında eski sevgiliyle kurduğumuz ilişkide çok ciddi bir payı var. Bunu da söylemek istiyorum. Peki eski sevgiliye geri dönmek düşünülmesi gereken bir şey mi? Değerlendirilmesi gereken bir şey mi? Çünkü baktığımızda aslında bir insan artık eski sevgilimizse bunun bir anlamı olmalı. Yani neden hala sevgilimiz değil de eski sevgilimiz bu insan?

O zaman eğer biz bu insana yeniden şans vereceksek, gerçekten bir şeylerin daha farklı olduğunu düşünüyor olmanız lazım. Ve bunun için de aslında anlamlı bir vakit geçmesi lazım. Çünkü ben eski sevgilimle ayrılığımın üzerinden daha sadece birkaç hafta geçtiyse, onun anlamlı bir değişikliğe girdiğini düşünmem mümkün değil. Aynı şekilde ben de birkaç hafta içerisinde karakterimi, davranış patternlerimi anlamlı bir şekilde değiştiremem. Belki yaptığım bazı hataların farkına varabilirim. Aynı şekilde partnerim de öyle. Ama bunların davranışlarıma yansıması birazcık daha zaman alacak bir şey. Üstelik de ilişkiler içerisinde hepimiz birer dinamik oluşturuyoruz. Yani ben kendi davranışlarımı bir boşlukta yapmıyorum. Partilerimin beni tetikleyen belli unsurları var. Bunlar cümleler olabilir, davranışlar olabilir, bir bakış olabilir, bir arkadaşıyla ilişkisi olabilir, ailesiyle kurduğu ilişkide beni tetikleyen şeyler olabilir. Şimdi ben tekrar bu insanla ilişkiye gireyim de bu tetikleyiciler hiçbir yere gitmiş değiller ki. Onlar hala orada duruyorlar.

Öyle olduğu için de beni tekrar tekrar tetiklemeye hazır durumdalar. Aradan geçen zaman benim henüz bu tetiklenmelerimle baş etmeme yetmemiş oluyor sadece birkaç hafta geçtiğinde. Şimdi bu konuyu düşünürken biraz şu soru özeline gitmek lazım. Geri dönmek bir çözüm olabilir ama yoksa aynı sorunların tekrarlandığı bir döngümü yaratır ilişkinizde. Gerçekten aslında en düşmememiz gereken tuzaklardan bir tanesi, gel gitti ilişkiler. Bunu belki daha önce bir podcastta benden dinlemişsinizdir. Yani bahsi geçmiştir bunun üzerine. Uzun zamandır konuşmuyorum ama böyle özellikle dizilerde filan şeyler vardır ya, Friends'ten mesela, Rachel ve Rose gibi. İşte böyle bir barışırlar ve çok iyilerdir. Ondan sonra tekrar küserler. Sonra tekrar barışırlar. Araya bir sürü insan girer. Ama bir türlü birbirlerinden tam olarak kopamazlar. Tekrar bir denerler. Tekrar olmaz. Tekrar biter. Tekrar başlarlar. Yani böyle artık ilişkinin şeyi kalmamıştır. Yani her an bitebilir ve her an başlayabilir bir hale gelir ilişki. Bunun aslında şöyle olumsuz bir tarafı var. Yani bu tarz ilişkilerde insanlar bir arada kalmak için o kadar çok gayret göstermeye başlıyorlar ki ilişkinin içerisinde bir yerden sonra yani kopmamak için.

ilişkiyi böyle canlandıracak, yeşillendirecek, büyütecek enerjiyi gösteremiyorlar. Sadece bir arada kalmaya çalışıyorlar. Ve bir yandan da ayrılık o kadar aşina olduğumuz bir kavram haline geliyor ki yani o kişiden ayrı olma algısı zihnimizde var zaten. O yüzden de o kadar da zor bir ihtimal, yapılamaz bir şey olmamaya başlıyor. O yüzden gelgitli ilişkiler bizim için hiç faydalı bir durum değil. Tam da bu sebeple

eski sevgiliye geri dönmeyi düşünüyorsak bunun böyle sürekli aynı sorunların tekrar tekrar döndüğü bir döngüye dönüşmemesini hatırlamamız lazım. Şimdi eski sevgiliye geri dönme konusuyla ilgili size sormak istediğim birkaç soru var ama bunları bilinçli bir şekilde podcast'ın sonuna bırakıyorum. Çünkü podcast'ı dinleyip böyle aklınızda biraz daha bu konuya dair bir şeyler otursun istiyorum. Sonra hepsini toparladığım bir 10 soru soracağım size. Ama şimdi arada bir konuya daha geçiyorum. O da şu. Eski sevgiliyi stalk etmek.

Şimdi arkadaşlar, önce bir dürüst olalım. Hepimiz sadece bir önceki eski sevgilimizi stalk etmiyoruz. Bundan 15 sene önce bir arada olduğumuz insanların da bugün ne yapıyor olduğunu biliyoruz çoğumuz diye düşünüyorum. O evlendi mi? O çocuk sahibi oldu mu? O hala yalnız mı? O yurt dışına mı gitti? Bir şekilde fikrimiz var. Eski sevgililerimizin yeni sevgililerini biliyoruz. Bazen onları takip ediyoruz. Kendimize bir kıyas söylüyoruz. Benden daha mı iyi? Benden daha mı güzel? Benden daha mı akıllı? Benden daha mı iyi eğitimli? Ne bileyim, yanına benden daha mı çok yakışıyor? Bu soruların hepsini soruyoruz kendimize.

Bunu yapan hiç kimse yalnız değil. Yapmıyorsanız ne mutlu size bu arada. Yani hani böyle şu anda aklınızdan şey diye geçiriyorsunuz. Yok ya ben bunu hiç yapmıyorum. Çünkü ben bazen mesela Instagram'da herkesin yaptığını tahmin ettiğim bir şey paylaşıyorum. Yani araştırmalarda insanların çoğunluğunun bunu yaptığını gösteriyor. Paylaşıyorum sonra takipçilerimin bir kısmı ben hiç bunlarla uğraşmam diye bana yazıyor.

O yüzden hemen podcastta da böyle bir altın çizmek istiyorum. Siz yapmıyorsanız ne mutlu size. Ya eski sevgiliyi stalk etmeme gibi güzel bir alışkanlığınız varsa bunu nerede kazandınız bilmiyorum ama kendinize gurur duyabilirsiniz ve lütfen buna böyle devam edin. Çünkü eski sevgiliyi stalklamak bize iyi gelen bir eylem değil aslında.

Ama bir yandan da, yapanlar için söylüyorum, bu çok anlaşılır bir insan davranışı. Çünkü biz bir, merak etmeye meyilliyiz. İki, kontrolde hissetmeye meyilliyiz. Kontrolde hissetmek diye bilinçli bir şekilde vurguluyorum. Çünkü ne yani? Ben eski sevgilimin bugün kimle birlikte olduğunu ya da nerede ne yaptığını biliyor olduğumda neyin kontrolündeyim ki aslında? Değilim. Ama öyle hissetmeyi seviyorum. Ve tabii ki merak ediyorum. Benden sonra hayatın nasıl oldu? Benden sonra mutlu mu? Benden sonra iyi mi? Stalk etmekte ki problem şu. Bu böyle kanayan bir yaranın kabuk tutmasına engel olmak gibi. Bundan daha iyi bir metafor olduğunu düşünmüyorum. Bir yerinizi kesiyorsunuz ve o yeriniz yavaş yavaş kabuk tutmaya başlıyor. Ama siz inatla gidip gidip oradaki kabuğu kopartıyorsunuz. Orası tekrar açılıyor. Tekrar kopartıyorsunuz.

ve bir türlü iyileşmeyen ve çoğu zaman artık izninde kaldığı bir yara haline getiriyorsunuz orayı. O yüzden aslında stok darlaşımına ne kadar erken son verebilirseniz o kadar o yaranın iyileşmesine ve o yaranın iznin kalmamasına yardımcı olacaksınız. Çünkü birincisi, o insanı sosyal medyada gördüğümüz zaman duygusal bağımız kopamıyor. İkincisi, o insanın sosyal medyada gördüğümüz tarafı aslında onun bize göstermek istediği tarafı. Şimdi hakkınızdan şu geçiyor olabilir ama bir dakika ben onun storilerini görmüyorum ki ben başka insanların paylaştığı, onun da içinde bulunduğu şeyleri görüyorum. Gerçekten eski sevgilinizin bunun üzerine hiç kontrole sahip olmadığına mı inanıyorsunuz?

Yani eski sevgilinizin arkadaşlarının onun paylaştığı fotoğraflarına müdahale etmediğine ya da bunların hiç farkında olmadığına inanıyorsanız bence inanmayın. Çünkü öyle olmuyor. Hepimiz sosyal medyada nasıl bir imaj çizdiğimizin farkındayız aslında. Ve kimse de kötü anlarının sosyal medyada paylaşılmasına çok da izin vermiyor. Ancak kendileri kötü hissettiklerini paylaşmaya ihtiyacı duyarlarsa yapıyorlar bunu.

Bu arada, o kadar çok insanın ayrılık hikayesini dinleyen biri olarak, insanların Spotify'a bile koydukları şarkıların çok bilincinde olduklarını da söylemek istiyorum. Yani Spotify'da neler dinlediğini bile takip ediyoruz mesela. ve oradan anlamlar çıkartıyoruz ve hepimiz bunun farkındayız çok eskiden şimdi yaşımı belli edecek cümleler kurarak şunu söyleyeceğim bizim zamanımızda tarihten önce şeyler vardı mesela icq vardı msn vardı filan buralarda bile bakın spotify demiyorum işte ne bileyim instagram demiyorum ...bile biz eski sevgilerimize mesajlar gönderirdik. Böyle bir about kısmı olurdu, hakkında kısmı. Oraya mesaj yazardık. Ya da işte MSN'de ne dinliyor kısmı olurdu. Orada böyle romantik ve özlem dolu şarkılar dinlediğimizi paylaşıyorsak o eski sevgilerimize mesaj olurdu.

Bu gözler bunların hepsini gördü, bunların hepsinden geçti. O yüzden de birbirimizi nasıl takip ettiğimizi çok iyi biliyorum ve şunu söylemek istiyorum. Yani bu durum birbirimizi sosyal medyadan ve diğer bütün platformlardan takip etmek. Yani özetle içeride kıskançlık, öfke, üzüntü, hüzün, kimi zaman utanç gibi duyguları uyandırıyor. Ve işte bu duygularla baş etmeye çalışırken eskisiyle ilgili unutmak da çok zor hale geliyor.

O yüzden de eğer gerçekten iyileşmek istiyorsanız, eski sevgiliyle sosyal medyada aranızda bir mesafe koymakta fayda var. Genelde şunun sağlıklı olduğunu düşünüyorum ben. Bir 6 ay birbirimizi platformlardan çıkartalım. Ama bunu Allah da senin belanı versin, seni engelliyorum, her yerden gibi duyguyla yapmamız da gerekmiyor. Yani gerçekten karşılıklı olarak birbirimizle anlaşabiliriz. 6 ay boyunca birbirimizi görmeyelim. Gerçekten iyi gelmeyecek bu bize.

O yüzden bir 6 ay sonra nasıl hissettiğimize bağlı olarak veya hayatımızda neler olup bittiğine bağlı olarak tekrar birbirimize ekleyebiliriz ya da eklememeyi uygun görebiliriz gibi daha medeni, daha anlaşılabilir bir düzlemde buluşulabilir diye düşünüyorum. Bunun kimilerinize ütopik geleceğinin farkındayım. Çünkü bütün ilişkiler böyle medeni noktalarda bitemeyebiliyor. Ama en azından bunu yapabilenleriniz için bu öneriyi buraya bırakmak istiyorum.

Bunu yapamayanlarınız için de eğer gerçekten iyileşme isteğini içinizde duyuyorsanız eski sevgilinizi bir süre sosyal medyalarınızdan çıkartmanızın iyi bir fikir olduğunu hatırlatayım. Ha tabi bu arada aklınızdan şunu da geçiriyor olabilirsiniz bu da çok anlaşılır. Henüz iyileşmek istemiyorum. Ben onu unutmaya hazır değilim. Ben onu hatırlamak istiyorum. Ben hissettiğim üzüntünün bile bana bir yerlerde iyi geldiğini, çünkü onu içimde yaşatmayı sürdürdüğünü düşünüyorum diyenleriniz olabilir. Bu da çok insani bir şey.

Ama burada da bir psikolog olarak şunu söylemek istiyorum. Gerçekten siz bu insanı içinizde hissettiğiniz üzüntüyle mi hatırlamak istiyorsunuz? Yani onu orada o şekilde tutmanın size ya da ona ne gibi bir faydası var? Bundansa biraz araya, mesafe koyup zihninizin beraber yaşadığınız ve güzel geçirdiğiniz anları, zaten yani kötülüğünü ayıklayıp, o güzel anları getirip, o güzel anları hafif bir özlem, hafif bir buruklukla Ama böyle tatlı bir yerden hatırlamasına izin vermenin nesi kötü demek istiyorum. Minik bir ara verelim şimdi. Dönüşte eski sevgiliyle arkadaş kalmak iyi bir fikir mi? Bunun hakkında konuşuyor olacağım.

Evet, şimdi yeni konumuz eski sevgiliyle arkadaş olunur mu? Yoksa artık eski sevgili eski sevgili olarak raflarda yerini almalı mı? Şimdi bu konu bence şöyle çok önemli. Biz ayrılırken bu insanı sevgilimiz olarak kaybetmiyoruz. Biz bu insanı arkadaşımız olarak da kaybediyoruz.

Ama her şeyi çok iyi hatırlıyorum. Mesela bundan önce bir eski sevgilimden ayrıldığımda, aylar sonra şunu düşünmüştüm. Bana film izleme keyfini öğreten o insandı. Beni böyle bir sürü farklı yönetmenle ya da işte böyle farklı perspektiflerle tanıştıran insan oydu. Ve ben şu anda ona çok minnettarım. Yani benim zihnimde böyle bir yer açtı diye çok minnettarım.

Artık herhangi bir romantik duygu beslemiyorum onu ama çok iyi bir arkadaştı. Yani arkadaş olarak benim zihnimde çok güzel yerler açmıştı. Ama sonuçta o insanı artık arkadaşım olarak da kaybetmiş durumdayım ben. Çünkü o insanla benim yan yana gelebilmem, sadece arkadaş olarak yan yana durabilmek gerçekten çok zor bir şey. Çoğu zaman da mümkün olmayan bir şey. Hayatımızda ne olursa olsun artık birbirimize karşı romantik bir his beslemediğimizi düşünsek bile

Yan yana geldiğimizde birincisi eski anıların çalıştırabileceği şeyler olabilir. İkincisi bizim yan yana olmamız bugün hayatımızdaki insanlara kendilerini kötü hissettirebilir. Üçüncüsü sonuç olarak bir yaşanmışlığımız var ve o yaşanmışlıktan kaynaklı aramızdaki konuşmaların tetikleyebileceği olumsuz duygular olabilir. Bu arada bahsettiğim şeyin üzerinden 20 yıl geçiyor olması biraz hatırlamamı zorlaştırıyor olsa da şunu söylemek istiyorum. Yani mesela diyelim ki benim ona söylediğim bir cümleyi bana hatırlatır ve ben bundan dolayı ona kızarım. Sonra o benim mesela yapmadığım bir şey söyler. Ben artık öyle bir insan olmadığımı düşünürüm vs. vs. Yani kafanıza sadece bir örnek oluşturmaya çalışıyorum aslında ve şunu söylemeye çalışıyorum. Yani eskisiyle ilgili arkadaş olmak için iki tarafın bütün hesaplarını kapatmış olması gerekiyor.

Benim senden hiçbir alacağım, vereceğim yok. Benim seninle görülecek bütün bütün bütün meselelerim kapandı. Seninle ilgili zihnimde hiçbir olumsuz düşünce yok. Olumlular da sadece arkadaşlık üzerinden gibi bir yerde olmak lazım.

çok çok çok nadir gördüğümüz bir şey veya bu çok şöyle gördüğümüz bir şey. Hatta şimdi anlatırken şunu fark ettim yani ben size örnek verdiğim eski sevgilimle aslında gerçekten şu anda sadece arkadaş olabiliyorum çünkü olumsuz hiçbir şey hatırlamıyor benim zihnim ve olumlu hatırladığım her şeyde arkadaşlığa dair. Eğer onun için de öyle olsaydı kendisi dünyanın bir ucundadır diye tahmin ediyorum biz arkadaş olabilirdik eğer bugünkü partnerlerimiz bundan rahatsız olmasaydı. Aslında vermek istediğim örneği anladığınızı düşünüyorum. Yani o hesapların kapanması için ciddi bir zaman geçmesi gerekiyor aradan. Ve başka yaşanmışlıklar, başka önemli şeyler yani bizden daha önemli, bizim ilişkimizin, bizim zihnimizdeki yerinden çok daha önemli şeylerin gelmiş geçmiş olması gerekiyor.

O geldikten sonra, onlar olduktan sonra iki insan yan yana durabiliyor da beraber iş bile yapabiliyor. Ve bu çok güzel aslında. Ama tabii büyük bir kısmımız için bu noktaya, bu mertebeye erişebilmek çok zor. Çünkü birincisi o hesapların kapanması çok zor. İkincisi birçok ayrılıkta canımızı çok yakıyor karşımızdaki insanlar. Mesela aldatıldığımızı öğreniyoruz veya o insanın aslında zannettiğimiz gibi bir insan olmadığını öğreniyoruz. Ya da mesela o insan ayrılıktan sonra arkamızdan hiç hak etmediğimiz veya bizi çok incitebilecek şeyler söylemiş oluyor. Onlara bu tip şeyleri affedememek çok mümkün. Bu olumsuzlukları hiç yaşamamış, temiz bir ayrılık sürecinden geçmiş iki insan üzerinden anlamlı bir vakit geçtikten sonra ve

Artık gerçekten birbirleriyle bütün olumsuzlukları bitmiş ve olumlulukları sadece arkadaşlık düzeyinde kalmışsa bir araya gelip arkadaş olabilirler. Ama şu soruları bir cevaplayın isterim. Eski sevgilinizi hala herhangi bir cinsellik noktasında düşünüp değerlendirebiliyor musunuz? Eski sevgilinizin yeni partilerine dair herhangi bir olumsuz duygu hissediyor musunuz? Eski sevgiliniz bugün sizin yeni partilerinize ilgili nasıl davranıyor, nasıl hissediyor? Eski sevgiliniz bugün arkadaşlığın dışında herhangi bir eylemde bulunursa buna şaşırır mısınız? Ama samimi bir cevap vermeniz lazım.

Buna şaşırır mısınız ve bunu reddedebilir misiniz rahatlıkla? Ya da daha da önemlisi eski sevgilinizin böyle bir şey yapmayacağından %100 emin misiniz? Bu sorulara cevabınız eğer evetse, o zaman belki arkadaş olmayı değerlendirebilirsiniz. Ama birçoğunuzun bu soruların herhangi bir tanesinde, yok ben bunu yapamam diyebileceğini tahmin ediyorum.

Şimdi gelelim bir başka mevzuya o da şu eski sevgiliyi yeni sevgiliyle kıyaslamak. Çünkü eski sevgili bizim için bir kriter. Yani artık böyle son kriter. Hani daha problemler açısından da bir kriter. İyilikler açısından da bir kriter. Eski sevgilim daha anlayışlı bir insandı. Eski sevgilim daha eğlenceli bir insandı. Daha komik bir insandı. Eski sevgilim mesela ben ona bir sorunumu anlattığımda beni daha dikkat edinlerdi. Ya bu çok çok yaygın bir darbalış.

Bu tip kıyaslamalar belki ilk aşamada çok normal çünkü şeyi söylüyordum ya zihnimizdeki mental imgeyi oluşturan şeyler zaten ilişkilerimiz ve yeni bir insan girdiği zaman biz o yeni insanı zihnimizdeki o mental imgeye entegre etmeye çalışıyoruz ve benim kafamdaki sevgili imajıyla ne kadar uyumlu bu insan ben bunu değerlendiriyorum ve bunu değerlendirebilmek için ilişkide olmam lazım tabii ki. O yüzden ilk başta belki böyle aklınızın otomatik geçen, ''Aa, o daha iyiydi galiba.'' ya da ''Onla daha iyi öpüşüyorduk.'' Bunlar da mesela çok normal. Hemen burada şunları söylemek istiyorum. Birincisi, tabii ki eski sevgilinizle daha güzel öpüşüyordunuz ve daha güzel sevişiyordunuz.

Eğer hele de uzun süre birlikte olduysanız birbirinizin bedenlerini ve birbirinizin ihtiyaçlarını daha iyi tanıyor olmanız çok normal değil mi? Yeni partnerinize eğer ciddi bir tanıyumsuzluğunuz yoksa aynı noktaya gelmeniz tabii ki zaman alacak birazcık. O yüzden eski sevgiliyi burada bir kıyas unsuru olarak getirmek sağlıklı değil aslında. İkincisi, yeni sevgilinizi tanımak ve onun farklı durumlardaki tepkilerini anlayabilmek için ona biraz zaman vermeniz lazım. Eğer ona zaman veremeyecek kadar eski sevgilinizin daha iyi olduğunu düşünüyorsanız, zaten eski sevgilinize karşı hisleriniz bitmemiş gibi olabilir. Böyle bir durumda aslında zaten belki de henüz bir ilişkiye hazır değilsinizdir.

Yani yeni partnerlerimize eski sevgilimizin standartlarına göre değil de bizim kendi ihtiyaçlarımıza ve bizim kendi önemsediğimiz unsurlara göre yaklaşmamız gerekiyor. Bunu yapmak her zaman kolay değil ama bunu yapmayı başarırsanız o zaman yeni ilişkinize çok daha hızlı adapte olabilirsiniz. O zaman şimdi baya bir konuyu konuştuğumuza göre eski sevgiliye dönme kararı alırken kendimize sormamız gereken size 10 tane sorudan bahsetmek istiyorum. Birincisi ayrılık sebebimiz neydi? İlişkimizi ne sonlandırdı? İlişkimizi sonlandıran kimdi? Ben mi sonlanmasını istedim yoksa ondan mı geldi bu teklif? Ve ayrılma sebebimiz çözebilir bir sebep mi? Bugün baktığımızda çözebilir bir konu mu? Yoksa hala bir engel mi? Yani değişebilir bir şey mi? Yoksa hala orada aynı şekilde duruyor mu? İkincisi, ayrıldıktan sonraki süreç. Az önce örneklerini vermiştim. Ayrıldıktan sonraki süreç nasıldı? Bana karşı saygılı, anlayışlı ve medeni miydi? Yoksa ayrıldıktan sonra ben onun çok daha çirkin bir yüzünü mü fark ettim?

Bana veya etrafımdaki insanlara zarar verebilecek herhangi bir eylemde bulundu mu? Bunu illa fiziksel olarak düşünmeyin. Biliyorsunuz bahsettiğim ilişki türlerinde ben şiddeti hep dışarıda bırakmaya çalışıyorum. Hani onu kabul edilir görmediğim için. Mesela şunlar da aslında zarar verici eylemler. Benim hakkımda kötü bir şey söylemesi, gerçek olmayan bir şey söylemesi ya da benim ilişkideyken ona anlattığım bir şeyi, ilişkimiz bittikten sonra başka insanlara anlatması gibi durumlar da aslında duygusal şiddete giriyor. O yüzden bunların olup olmamasını da mutlaka değerlendirmenizi isterim. Duygularım şu anda ne kadar gerçekti? O da çok önemli. Mesela eski sevgilimi gerçekten özlüyor muyum yoksa yalnızlıktan mı etkileniyorum? Nostalji çünkü hepimizin çok yaptığı bir şey. Eski anıları özellikle güzel mi hatırlıyorum, kötü anıları bastırıyor muyum? Ben bu ilişkide en kötü ne yaşamıştım? Bu da çok önemli bir soru. Ve tabii bir de şey, özlediğim eski sevgilim mi yoksa bir ilişkide olmak mı?

İlişki esnasında kendimi ne sıklıkta, huzurlu ve mutlu hissettim? İlişkide olduğumuz süre içerisinde ben aslında gerçekten geliştim, daha iyi bir insana mı dönüştüm? Yoksa tam tersi bu ilişki beni yıprattı mı? Eski sevgilim ve ben, ikimiz de aslında, sorunlarımızı çözmek için değişmeye, uğraşmaya hazır mıyız? Yoksa şu anda olduğumuz insanları sürdürmek mi istiyoruz? Çünkü değişim sadece iki taraf da buna hazırsa ve istekliyse gerçekleşen bir Tekrar bir araya gelmek isteğimin arkasında sevgi mi yatıyor, alışkanlık mı yatıyor yoksa korku mu yatıyor? Yani korkudan kastım yalnızlıktan korkmak. İlişki içerisinde bana nasıl davranıyordu? Bana saygı, sevgi, anlayış, takdiri gösteriyor muydu? Dediğim gibi sonrasında da nasıl davranıyordu? Onu da vurgulayayım.

Bütün yaşananlar için kendimi affedebildim mi? Onu affedebildim mi? Yoksa hala bir kırgınlık ve öfke duygusu var mı bende? Bunları aşabilmem mümkün mü? Ben şu anda tekrar bir ilişkide olmaya hazır mıyım? Çevremdeki insanlar bu konu hakkını düşünüyorlar. Neden bunu söylüyorum? Çünkü aslında çevremizdeki insanlar bizim ilişkimizi bazen bizden daha objektif bir şekilde değerlendirebiliyorlar.

Burada üçüncü kişinin bakış açısı diye vurgulayacağım. Ama ne tür bir üçüncü kişi? Yani mesela benim tarafımı tutan ya da eski partnerimin tarafını tutan biri değil de gerçekten ikimizin de iyiliğini isteyen, ikimizin de ileride iyi bir hayat sürmesi isteyen insanlar bizim ilişkimiz hakkında ve bizim hakkımızı ne düşünüyorlar? Bunu bir sorgulamak lazım. Ve son olarak tabii ki bugün bu ilişkinin benim gelecek planlarımla uyumlu olması ve gelecek hayallerimle uyumlu olması lazım. Şu an öyle bir yerde miyiz? Yoksa sırf eski sevgilinin hatırına ben gelecekle ilgili planlarımdan ve hayallerimden vaz mı geçmeye razı oluyorum?

Bu soruları kendinize sormanızı çok isterim. Bu sorular üzerinden karar vermenizi çok isterim. Dediğim gibi değişim, zaman ve motivasyon alıyor. Bunlar varsa ancak tekrar bir araya gelmek mümkün diye düşünüyorum. Herkese dinlediği için çok teşekkür ederim. Umarım eski sevgili konusuna böyle detaylı bir bakış açısı sunabilmişimdir. Eğer sorularınız olursa tabii ki her zaman gönderebilirsiniz. Ben yine bir topluca podcast kaydederim böyle soruları bir araya getirip. Herkese sevgiler, görüşmek üzere.

HOSCAKALIN

Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.

Reklam Alanı (Deneme)