Podcast

sevgililer günü gerginliği 😗

Reklam Alanı (Deneme)

Bölüm Açıklaması

Merhaba, nasılsınız, iyi misiniz? İyi olduğumuza emin misiniz? 14 Şubat geliyor.



Bölümde Bahsi Geçenler:

Stories of Your Life and Others - Ted Chiang I Kitap

Liking What You See: A Documentary - Ted Chiang I Hikaye








Tüm bölümler ve daha fazlası için ⁠⁠podbeemedia.com⁠⁠'u ziyaret et!

----- Podbee Sunar -------
Bu podcast reklam içermektedir.

Bölüm Transkripti

3.633 kelime · ~18 dk okuma

Merhaba, nasılsınız? İyi misiniz? İyi olduğunuza emin misiniz? Ya da iyi değilseniz iyi olmamanızın sebebi şu. 14 Şubat geliyor. Bu cuma 14 Şubat, Sevgililer Günü. Eğer sevgiliniz varsa ne yapacaksınız? Nasıl bir gün geçireceksiniz? Dışarı çıkmak zorundasınız. Çünkü Sevgililer Günü ve sevgiliyseniz bunu kutlamanız lazım. Sevgiliniz yoksa da ezik bir yalnızsınız.

Çünkü sevgiliniz yok ve yalnızsınız. Sevgililer gününde sevgiliniz olmayacak. Evet sevgililer günü temalı bölümümüze hoş geldiniz. Bugün böyle saçma bir konu seçtim ama önemli olan tabii ki konuşmak ve sohbet etmek. Daha önce de dediğim gibi ve sürekli tekrar ettiğim gibi bazen konuştuğumuz şeyden çok yani konuştuğumuz konunun öneminden çok

konuştuğumuz şey nasıl konuştuğumuz da önemli ve bugün bunu yapacağız. Neden bu bölümün başında karakterden karaktere girdiğimi bilmiyorum ama böyle yani her hafta insan farklı bir şekilde davranabiliyor bugün de böyle bir havaya denk geldi ve yapacağımız başka bir durum yok yani başka bir şey yok. Sevgililer günü bölümü seçmemin sebeplerinden biri de çok değişik bir kısa hikaye okudum. Sevgililer günü ile alakalı değil çekicilikle alakalı ama onu da konuşmak istedim ve sanki sevgililer günü bölümünde bunu konuşabilirim gibi geldi evet yani siz hiç sevgiliniz varken sevgililer günü yaşadınız mı bilmiyorum ya da sevgililer günüyle ilgili ne düşünüyorsunuz bilmiyorum ama benim bir sürü sevgililer gününde sevgilim oldu yani anladınız dediğim şeyi ilk sevgililer günüm 8. sınıftaydı dershaneden biriyle çıkıyordum ve yani çıkıyordum dediğim

Transkriptin tamamını oku

Mesajlaşıyorduk galiba. Çünkü bir ara aynı sınıftaydık dershanede ama beraber konuşmuyorduk. Bir şekilde numarasını almıştım. Bilmiyorum nasıl olduğunu. Sonra mesajlaşıyorduk. Sonra işte birbirimizden hoşlandığımızı söylemiştik mesajlarda. Sonra da bunu söylediğimiz için çıkıyor sayılıyorduk zaten galiba işte sevgilim falan diye mesaj atıyordu. Ben de atıyordum. Komik bir durumdu. Ve sonra sevgililer günü yaklaşıyordu. İşte bana sana ne alayım falan diye sormuştu konuştuğum kişi. Ben de bir şey alma falan demiştim çünkü ben de bir şey alamazdım param yoktu yani.

O yüzden ve birbirimizi tanımıyoruz. Çok komik değil mi? Yani 8. sınıfta insanlar birbirine hoşlandıklarını söylüyorlar ve sonra sevgililer günü yaklaştığı için işte kız bana yani sana ne hediye alayım diyor.

Böyle kapitalizmin özeti gibi bir şey. Çünkü... Yani komik yani. Çünküsü yok. Çünkü bu ne yani? Biz ne yaşamışız? Ve benim olayım da komik. Param olmadığı için hediye alma demem. Ama sonra hiç de görüşmedik galiba. Sonra mesajlaşma yoluyla ayrıldık yani. Ve aynı sınıfta olmaya devam ettik. Neden ayrıldık? Ben ayrılmak istedim. Sınav senesi falan dedim. Ama yani aslında o değildi. Çünkü lojistik olarak ortaokulda biriyle nasıl çıkacağıma emin değildim.

Yani sürekli okula gidiyordum ve dershaneye gidiyordum. Ve annem babam beni dershaneden alıyordu. Hani direkt kapıdan. Ben de date'e çıkacağım falan diyemezdim herhalde annem babaya. Demek de istemezdim. Çünkü onlara ne yani? Yaşadığım şeyi neden bilmeleri gerekiyor? Ve evet yani harçlığım sadece kantinden tost yemeğe yetecek kadar bir harçlıktı. O yüzden...

Ve aynen ben de aslında ortaokulda şey diye düşünüyordum. Eğer bir yerde bir şey içeceksek kahve mesela benim ödemem gerekecek. O yüzden benim de harçlığım daha bana da yetmiyor. O yüzden hiçbir şekilde buluşamayız. O sekizinci sınıftaki büyük aşkımla diye düşünüyordum. Ve böyle bozuk para falan biriktiriyordum. Nasıl insanlar neler yaşıyor çocukken ve her şeyi ne kadar dramatize ediyor yani. Yani tabii ki o zaman biriyle

buluşup bir şeyler yaşamam gerekmiyordu da ama kendi kafamda büyütüp yani yok onu ben almalıyım bunu ben yapmalıyım mesela ya da o kızın da bana hediye alacağını söylemesi daha birbirimizi görmemişken bile yani başkaları olmadan ve birbirimizle konuşmuyorken çok komik insan davranışları. Ve evet sevgililer gününde de şey dinamikleri biraz sıkıcı. Yani erkek kadın dinamikleri biraz sıkıcı olabiliyor. Mesela benim hesabı ödemem zorunda olduğunu düşünmem biriyle hiçbir şey yaşamamama sebep olmuş yani 8. sınıfta. Tabii ki biraz önce de dediğim gibi bir şey yaşayıp yaşamayacağım önemli değil de illa yani erkeğin bir şey yapıyor olması gerekmesi gibi hissediyor olması da kötü insanların. Burada şey demiyorum yani şöyle olmalı bu böyle olmalı demiyorum. Her ilişkinin kendi dinamiği olabiliyor ama

Ya da mesela hesap ödeme şeyi de çok garip. Onu da hala bilmiyorum kimin ne yapması gerektiğini. Ben bir ara ödemiyordum, yani bölüşüyordum hesabı. Ama bazı arkadaşlarım şey diyor işte erkek ödesin ilkini, ikincisini işte başkası ödesin falan. Bilmiyorum. Komik şey konular. Ben şeye okeyim bu arada. Bir arkadaşım için bir şey ödemeye bazen okeyim.

Yani bunu yapıyorum bazen arkadaşlarımla, bazen date'e çıktığımda. Ama sürekli bir dinamik olacaksa böyle yani, ona okey değilim mesela. O o kadar hoşuma gitmiyor. Ve evet yani biri sanki birine bir şey vermek zorundaymışsın gibi yani hesap ödedi... Bilmiyorum. Bu konuda daha uzun bir şekilde konuşulabilir. Evet. Normalde sevgililer günü yaklaşınca sosyal medyada şöyle şeyler oluyordu. Bu sene olduğuma emin değilim.

Ama sevgililer günü gelmeden bir süre önce sevgililer gününe yalnız girecekler paylaşımlar yapıyor. Bu sevgililer gününde ben diye yalnız birini koyuyorlar. İşte ağlayan birini koyuyorlar. Yani tam ne koyulduğunu hatırlamıyorum da böyle bir şey var yani. Hani ben sevgililer gününe yalnız gireceğim haberiniz olsun demek gibi bir şey. Sonra da zaten sevgililer günü geliyor ve insanlar sevgililerine fotoğraf koyuyor mu bilmiyorum.

Ama sonra da o oluyor yani öyle bir aşama oluyor ve bir sürü reklam oluyor. Sevgililer günü reklamı. Televizyonda, influencerlarda, sosyal medyada sevgililer günü reklamı yapıyorlar ve çift olmanın ne kadar güzel bir şey olduğunu görüyoruz. Ve benim ilk sevgililer günüm aşırı gergin geçmişti çünkü sürekli kendimi aşırı sorumlu hissediyordum. İyi bir hediye almam lazım, iyi bir yerde yemeğe çıkmamız lazım, her şeyin pürüzsüz geçmesi lazım. Bir insanın bu kadar sorumluluk hissetmesi gerekmiyor bence tek bir gün içinde. Tabii ki insan eğlensin ama eğleneceğim diye kendini kasınca da saçma sapan bir şey oluyor. Şeyi hatırlıyorum böyle...

Yani çok havalı bir yere değil de iyi bir yere gitmiştik o zamanki partnerimle. Ve aşırı gergindim ve şey de komikti, her masada böyle genç sevgililer vardı ve herkes tatlı tatlı giyinmişti. Aslında tatlı, herkes sevgililer gününü kutluyor ama herkesin aynı anda ve sırf sevgililer günü diye sevgilisiyle yemeğe çıkıyor olması da aynı açıdan komik oluyor. Çünkü zaten sevgilinizle normalde yemeğe çıkabilirsiniz yani.

Zaten çıkıyorsunuz, o yüzden sevgilisiniz hani. Bilmiyorum. Çok büyük bir performans gibi gelmişti ve yemek sırasında da normalde mesela sevgilimle yemeğe çıktığımda normal bir şekilde oturup konuşuyorsam, bu bayağı yıl önce oldu. Bu arada şu an bunlarla ilgili hiçbir şey düşünmüyorum ve sevgililer günü bilmiyorum. Ama o sırada şeydim. Sadece her şey yolunda mı gidiyor diye düşünüyordum sürekli. Tüm yemek ve bayağı kötü bir... Kötü bir gün değildi. Sonra bu duygumu da söylemiştim yani ve onu da konuşmuştuk. Saçma olmasını falan.

Evet yani tabii ki birine güzel bir şey yapmak isteyebilirsin ama bu kadar gergin olmasına gerek yok yani. Gerçekten insanın o kadar gerilmesi enteresan. Böyle kafasını da büyütmesi yani. Aslında hiçbir şey. Gerçekten hiçbir şey. Sadece gidip eğlenmek istiyorsunuz ama öyle bir sorumluluk geliyor ki üstünüze sizin yüklediğiniz veya toplumun yüklediği bildiğiniz felç oluyorsunuz.

Ve sevgililer günü, birileri ciddi bir ilişki yaşamıyorsa da komik hani. Diyelim birileriyle takılıyorsunuz ve bir adını da koymadınız. Sonra sevgililer günü geliyor. O gün bir şey yapacak mısınız? Yapmayacak mısınız? Ne olacak? Öyle bir şey de oluyor.

Ve bu sevgililer gününün veya sevgili olmanın performans gibi hissetmesi yani bize küçük yaşta da öğretilen bir şey. Hem filmlerden hem de ailelerimizden bunu öğreniyoruz ve hatırlıyorum küçükken de annem bana sürekli ortaokulda hoşlandığın biri var mı? Bu ses tonuyla söyleyip böyle gözümün içine böyle sanki ruhumu görmeye çalışıyormuş gibi bakıyordu ve yani hoşlandığın biri olsa da sen bu şey o kadar önemliymiş gibi davranırsan zaten sana söylemem yani çünkü hani evet desem ne olacak mutluluktan bayılacak mı yani böyle bu kadar yani büyük bir şekilde gösterilmesi bence Şu an bu podcast'ı annem de dinliyor büyük ihtimalle ama aynen gerek yok diye düşünüyorum böyle bir davranışa. Hani birinden hoşlanıyor musun diye normal bir şekilde sorabilirsin çünkü genel insanlar adına konuşuyorum. Bu normal hayatın bir parçası yani insanlar birilerinden hoşlanıyor, sevgililer oluyor, bir şeyler oluyor ama sanki bu dünyanın en büyük şeymiş gibi sorunca

İnsan da bu şeyi yaşayacağı zaman ya da birbirinden hoşlandığı zaman çok geriliyor. Çünkü çok çok büyük bir şeymiş gibi. Ki yani çok büyük bir şey. Tabii ki inanılmaz duygular çok eğlenceli. Ama bazen de hani insanlara kendileri o duyguları yaşamasını bırakabilirsiniz. Yani öncesinde sürekli onu anlatmaya ya da onunla ilgili bir şey söylemeye gerek yok gibi hissediyorum. Şey de hatırlıyorum. Kuzenlerim de bana mesela sürekli

Sınıfta hoşlandığın biri var mı diye sorarlardı. Ki sorsunlar tabii ki bilmiyorum ama bu sorular beni sanki daha... Yani mesela kuzenim bunu şeyde soruyordu. Mutfakta 7 kişiyiz, çay koyuyorlar. Ben de kuzenimin kucağında oturuyorum böyle 11 yaşındayım. Hani birinden hoşlandın mı diye soruyordu. Ben orada hoşlandığım kişiyi söylesem ne olacak ki? Hani öyle bir ortamda belki de bana ciddi geliyor. 11 yaşındayım yani. Hani o konuşma nereye gidebilir?

Bilmiyorum. Böyle düşünüp bakınca sevgili muhabbetiyle alakalı enteresan geliyor bu ailenin sürekli sorması ve sanki sürekli olması gereken bir şeymiş gibi şey yapmaları. Şimdi size geçen okuduğum bir kısa hikayeden bahsetmek istiyorum biraz. Bu kısa hikaye Ted Chiang isimli yazarın. Geçen bölümde de ondan bahsetmiştim. Kendisi Arrival filmi bir kısa hikayeden uyarlama. O kısa hikayenin yazarı ve kendisinin Arrival, Geliş Türkçe kısa hikaye kitabının ismi. Geliş diye bir kısa hikaye kitabı var. İngilizcesi de şey, Story of Your Life and Other Short Stories diye bir şey. Ben geçen bu kısa hikaye koleksiyonunu tekrar okudum.

ve hikayelerden biri çok ilginçti. İngilizce adı bu okuduğum hikayenin, Liking What You See'e, documentary. Ve bu kısa hikaye şeyle alakalı, bir üniversitede insanlar şeyi tartışıyor, bir prosedür geliştirilmiş ileriki bir gelecekte, bu bilim kurgu kısa hikayesi ve bu prosedürle beraber beyninizde küçük bir işlem yapılıyor ve siz insanların çekiciliğini görmemeye başlıyorsunuz. Mimiklerini anlıyorsunuz, suratları birbirinden ayırt edebiliyorsunuz ama insanlar çekici mi yoksa değil mi? Bu ortadan kalkıyor, beyniniz bunu algılayamıyor ve bu prosedürü savunanlar şey diyor, biz insanları çekici olmalarına göre çok değerlendiriyoruz ve çok fazla ona göre hareket ediyoruz.

bunu ortadan kaldırırsak daha eşit bir toplum olabilir ve biz şeye önem verebiliriz insanların gerçekten düşüncelerine ve bizimle uyumlarını hani onları daha iyi anlayabiliriz eğer çekiciliklerini görmezsek diye ve bir üniversitede bunu savunanlar var herkes işte bu prosedürü yaptırsın diyenler var ve bu prosedür de şöyle bir prosedür yaptırdıktan sonra kolayca geri dağılabiliyorsunuz. Yani çok büyük bir ameliyat ya da bir şey değil. Hani bir kere size bunu yapıyorlar ve siz bir anda insanları çekici görmemeye başlıyorsunuz. Kitap şeyden bahsetmiyor bu arada hani insanların vücudu çekici geliyor mudan bahsetmiyor. Sadece yüz çekiciliği ile ilgili bir şey diyor. Mesela biri aşırı kaslıysa ya da değilse ya da

havalı giyiniyorsa onları görmeye devam ediyorsunuz herhalde bilmiyorum. Ama burada yani aşırı dünya gerçek miymiş gibi konuşmaya da gerek yok. Anlattığı şey yani çekicilik ortadan kalksa ne olur gibi bir yerden. Mesela kitapta şeyden bahsediyor. Bu prosedürü bazı okullarda uyguluyor insanlar çünkü yüzünde yara veya başka sıkıntılar olan insanlar eğer hepsinin beynine bu prosedür uygulanırsa mesela lisedeyken herkes kendini normal bir şekilde görüyor yani

Ne tür bir surat görüyor ve böylece suratında sıkıntı, sıkıntı da demeyelim ama istenmeyen bir şey olan insanlar rahat olabiliyorlar. Çünkü kimse onlarla gelip dalga geçmiyor ve düşünürseniz hani ilkokul, ortaokul, lise, öğrencilerin Yani hem insanlar birbirini sevebiliyor ama aynı zamanda da çok vahşi bir ortam. Herkes herkesi yok etmeye çalışıyor ve sizinle ilgili her ekstra bilgi diğer insanlar için sizi yok edilebilecek bir güç haline geliyor. Diyelim bir şeyi seviyorsunuz, o şeyle dalga geçiyorlar.

sizin açıklığınızı bulmaya çalışıyorlar. Ve eğer yüzünüzde bir şey varsa bu çok kolay dalga geçilebilir bir şey olabilir. Olmayabilir tabii ki ama adınız komikse. Benim mesela adım Cem Başak, bana lisede Cem Taşak diyen birkaç kişi olmuştu. Ben buna üzülüyordum aslında. Bunun neyine üzülüyorum?

Bir kere bir arkadaşım bana Cem Taşak demişti böyle. Tam okuldan çıkacaktık. Sonra ben arkadaşımın böyle omzuna mı, kafasına mı ne vurmuştum, ne diyorsun ya falan diye böyle. Çok da sert değildi ama sonra eve gitmiştim. Ve acaba ben arkadaşımı ona vurduğum için ölecek mi falan diye düşünmüştüm. Sonraki gün arkadaşım okula gelmemişti. Hayır hayır. Sonraki gün arkadaşım okula gelmişti. Bir şey olmamıştı. Ben de özür dilemiştim. Ve başkalarına da hiç vurmadım. Bundan sonra tabii ki. Kimse kimseye vurmamalı zaten.

Ama o bir ergenlik siniriydi galiba. Herhalde büyük ihtimalle kafam başka bir şeye sinirliydim. O sırada öyle bir şey oldu ama bu bahane değil yani. Baya saçma olmaması gereken bir şey.

Neyse yani gerçekten böyle bir şeyde mesela insanların çekiciliğini görmemesi iyi olabilir. Şey tabii ki bir şeyleri görmek, bir şeyleri konuşabilmek önemli ama eğer siz çocukluğunuzda çok büyük yaralar alacaksanız çekicilikten dolayı yani almasanız belki de daha iyi sizin hayatınız için. Bilmiyorum. Ve bu kısa hikayede şey de oluyor. Mesela siz yüzünüzde yara yok ama aileniz sizi şeye yollamış. Çekiciliği görmeyeceğiniz bir liseye yollamış. Yani o liseye giden herkesin beynine o prosedürü yapıyorlar ve siz çocukluğunuzdan itibaren çekiciliği görmeyecek bir şekilde büyüyorsunuz. Lisedesiniz ve hikayede şey oluyor. Bir tane kız ve sevgilisi

Kız ve sevgilisi de ikisi de aynı şekilde büyümüşler. Çekiciliği görmeyecek şekilde beyinleri işlenmiş. Ve kız üniversiteye geçtikten sonra artık hani Reşit olduğu için şeye karar veriyor. Ben bu çekicilik şeyini kaldırmaya karar veriyorum diyor. İnsanları normal oldukları gibi görebilmek istiyorum diyor ve şey oluyor. Kız aslında güzel olduğunu fark ediyor ve başkalarının biraz daha çok ilgisini çekiyor. Ama sevgilisinin o kadar çekici olmadığını fark ediyor ve böyle garip dinamikler hemen

İşin içine girmeye başlıyor. Çok ilginç bir kısa hikayeydi yani. Bu üstüne çok konuşulan bir konu mu bilmiyorum. Çekicilik konusu. Yani ırkçılığı mesela durdurmaya çalışıyoruz. Gerçi çalışıyor muyuz artık onu da bilmiyorum. Dünyada ırkçılık öyle bir yayıldı ki. Ama yine de durdurmaya çalışan insanlar var yani. Ya çekiciliği de durdurmaya çalışmak diye bir şey yok tabii ki. Hani insanlara çekici olma diyemeyiz. Ve şey de yapamayız büyük ihtimalle. Yani çekici birine iyi davranırken mesela beynimiz şeyi algılayabiliyor mu? Sırf ona çekici olduğu için yardım ettiğimizi diyelim. Ya da bunu farkında olmadan mı yapıyoruz? Çekici biri bizden yardım istediğinde daha çok ona yardım etmeye daha hazır mı oluyoruz? Daha hoşumuza mı gidiyor? Bunların cevaplarını çok fazla bilmiyorum.

Ama evet, bu prosedür büyük ihtimalle dünyada olsaydı ben kullanmak isterdim. En azından bir süre nasıl olduğunu görmek isterdim dünyanın. Çünkü sosyal medyada da, yani politikada da çekicilik değil ama karizma. Mesela insanların aşırı hoşuna gidiyor birinin çok iyi hitap edebilmesi, güçlü durması. Ama biz sonuçta şey seçmiyoruz, münazara, yarışmasına katılıp havalı duracak insanlar seçmiyoruz yani.

Ve sadece politikacılar da değil, günümüzde artık sosyal medya öyle bir yer oldu ki her gördüğümüz şeye inanıyoruz, her böyle kendinden emin konuşan insan sanki dediği doğruymuş gibi geliyor ve sürekli birileri bize bir cevap veriyor, bir şeyler yapıyorlar ve aslında yani doğru olan ve zor olan her şeyin çok net bir cevabı olmadığını kabul edebilmek. Neyse, bir anda böyle dünya ile ilgili temel çıkarımlara giriyorum bu kısa hikayeden ama böyle bir şey olduğunu da düşünüyorum. Böyle bir sıkıntı olduğunu. Çekicilik ve karizma ve politika ve haber alış biçimimiz. Ve insanların agresif davranıp kendilerini kabul ettirmeye çalışması. Aslında yani birini dinlerken tüm bunları görmeden dinleyebilmemiz gerekiyor ama bunu ne kadar yapabiliriz tabii ki bilmiyorum. Mesela şu an siz beni dinliyorsunuz ama ne kadar çekici olduğumu biliyorsunuz.

Özür dilerim. Böyle bir şaka yapmak istedim. Ben o yüzden bir şey duymak istiyorum. Bundan sonra hayatıma maskeyle devam edeceğim. Çünkü çekiciliğimin veya tam tersi çekici olmayışımın... İstemiyorum bana insanların nasıl davranacağını etkilemesini. Ve o yüzden bir mikrofonum da olacak. Sesimi değiştirecek. Ben konuştuğumda böylece...

Ya da konuşmayacağım bundan sonra ki insanlar ses tonumdan pozitif veya negatif bir şekilde etkilenmesin. Tabii ki böyle bir şey de var. Yani... Ve bu Ted Chang'in kısa hikayesi bunu çok iyi yapıyordu. Bu çekicilik cihazının hem pozitif özelliklerini hem de negatif özelliklerini çok iyi anlatıyor ve sonunda da şey demiyor, bu olmalı veya olmamalı demiyor ama tüm argümanları size sunuyor. Ve insanlar böyle bir konuyu tüm argümanları yani nüanslı bir şekilde konuşunca direkt evet veya hayırdan çok şu böyle yapabilir, bu böyle yapabilir şekilde konuşunca çok daha güzel oluyor ve

Kesinlikle bence Ted Cheng'in geliş kitabını okuyun. Çok güzel bir kitap. Yani Arrival kısa hikayesi de çok iyi. Yani Arrival filmini büyük ihtimalle izlediniz ya izlemediyseniz de izleyin ama şeyle alakalı Arrival. Hayatı tüm pozitif ve negatiflerini yaşayacağımızı bilmemize rağmen neden yaşıyoruz sorusunu soruyor aslında biraz. Tam konusunun derinliklerine ve spoilerlarına inmeden. ve günümüzdeki ilişki şeyleri de mesela bence en büyük sıkıntılardan biri yine ilişki muhabbetine gireyim çünkü yeterince ilişki içeriği yok bence internette ya insanlar hiç kimse konuşmuyor sevgili olmayı yani tiktokta ya da podcastlerde hiçbir şey bilmeyen ilişkilerle ilgili insanlar sanki çok şey biliyormuş gibi şu şöyledir bu böyledir eğer biri şöyle yapıyorsa kaçın bu böyle diyorsa

İşte sizi sevmiyorsa sevmiyordur, çiçek almıyorsa sizi sevmiyordur, onu yapmıyorsa böyle yapmıyordur diye hiç tavsiye görmüyorum yani. Biraz daha böyle şeylere ihtiyacımız var ve ben şey de düşünüyorum. Günümüzde ilişkilerin bu kadar büyük bir oyun gibi görülmesi şeyi bozuyor. Sanki bir yere gitmesi gibi hissediyoruz bir ilişki.

Hani hayat bir süreç ya. İlişki de sanki bir süreç değil de evliliğe veya mutluluğa gitmesi gereken bir şeymiş gibi görülüyor ya. Ama aslında biriyle vakit geçiriyorsanız, o kişiyle ileride bir şey yaşayacaksanız da yaşamayacaksanız da vakit geçiriyor olmanız eğer keyifli vakit geçiriyorsanız güzel. Hani aşırı ileriki zamana stres olup karşımızdaki kişiyi çok garip şekillerde etkilemeye çalışıyoruz. Hani 3-5 boyutlu satranç tavsiyeleri oluyor ya ilişkilerle ilgili. İlk randevuda biri şunu yapıyorsa bunu şöyle yapın, onu şöyle etkileyin. Hani yani siz bu kadar mı? Yani tabii ki insanlar sevgiye aç da hani sevgiye açsanız böyle şeyler yaparak sevgiyi kendinize getirtemezsiniz. Yani daha sakin bir şey olmalı sevgi bence ki.

onun sakinliğini de sevginin sakinliğini ve güzelliğini de hissedebilin gibi bir yerden düşünüyorum ve evet bu tavsiyeler insanlara çok yardım etmiyor gibi geliyor ya da işte ilk randevuda insan biri şöyle bir şey diyorsa kötüdür böyle bir şey diyorsa kötüdür yani bazen insanlarla çok iyi anlaşamıyorsunuz tabii ki sürekli ırkçılığa geliyor ama biri ırkçıysa mesela ben de şey yapmak istemem diğer pozitif özelliklerine odaklanıp ilişkiyi devam ettiremem yani o çok büyük bir şey ama çok yani komik farklılıklarımız varsa okey olurum ama insanlar sanki hiçbir şeye okey olmayacak ve dünyanın en iyi insanını bulmaya çalışıyorlarmış gibi davranıyorlar ama yani bazen her insanın kendi güzellikleri oluyor ve bazen bu onu görmemizi engelliyor gibi geliyor bana ilişkilerde. Yani herkes aslında biraz daha rahat olsa ve mesela ilk date'in, ikinci date'in de eğlenceli bir şeyin parçası olabileceğini düşünse çok kötü olmayabilir yani. Çünkü şey muhabbeti var gerçekten etrafta işte kimse kimseyle beraber olamıyor, kimse kimseyi beğenmiyor, ilişki uygulamaları çok kötü diyenler var ki

İlişki uygulamalarının negatif özellikleri var. Çok fazla insanı görüyorsunuz ve biriyle buluşunca kendinizi %100 vermiyor olabilirsiniz. Çünkü çok rahat başkasıyla da buluşabilirsiniz. Gerçi ilişki uygulamalarında biriyle buluşmak da bazen zor oluyor. Çok fazla mesajlaşmak gerekiyor.

Bazı insanlar mesaj açmak istiyor mesela buluşmadan önce ki birilerini biraz tanımak istiyorlar ama sonra da buluşmak istemiyorlar falan böyle çılgın dinamikler oluyor. İlişki uygulamalarıyla alakalı gerçekten uzun bir bölüm gelebilir aslında. Çünkü gerçekten çok komik şeyler oluyor. Ama bence şey de... Yani ilişki uygulamalarında normalde hiç tanışmayacağınız insanlarla tanışabilme şansı yakalıyorsunuz. Mesela bazı insanlar ben sosyal çevremden birileriyle tanışmak istiyorum, ilişki uygulaması istemiyorum diye şeyler söylüyorlar. Ama diyelim saçma bir işte çalışıyorsunuz ve

Yani ya da sevmediğiniz bir işte çalışıyorsunuz ve siz kendi çevrenizden biriyle tanışmak istiyorsunuz. O zaman da sadece o sevmediğiniz işten biriyle tanışabilirsiniz. Ya da diyelim sokakta insanlarla tanışıp konuşan biri değilsiniz. Hani biraz daha utangaç birisiniz. O zaman yani o uygulama da işinize yarayabilir bence. Bilmiyorum. Bazen.

Çünkü farklı insanlarla, alakasız insanlarla tanışmak ve onların perspektifini öğrenmek, öğrenebilmek güzel bir şey gibi geliyor. Ve geçen şeyle ilgili de bir şey düşünüyordum. Bunu arkadaşlık için de düşündüm, sevgili için de düşündüm. Siz nasıl yapıyorsunuz bilmiyorum ama biriyle tanıştığınızda mesela, date'e çıktığınızda ya da biriyle yeni bir arkadaş olduğunuzda o arkadaşınızı yakın arkadaşlarınızla nasıl bir şekilde anlatıyorsunuz? Çünkü ben bazen şey yapıyorum gibi hissediyorum. Zaten sahip olduğum arkadaşlarıma yeni tanıştığım işte birini sanki satıyorum gibi hissediyorum. Arkadaş olsun ya da date'e çıkmış olayım. İşte şöyle bir hikayesi varmış, şöyle yapmış, böyle yapmış. Hani kendim ilgimi çeken şeyleri o kişide arkadaşlarıma anlatıyorum.

Ama sanki bunu yaparken biraz o insanları kullanıyorum gibi hissediyorum. Çünkü arkadaşlarıma şey desem yetebilir, iyi anlaştık desem yetebilir. Niye? Başka bir insanın hayat hikayesini arkadaşıma anlatıyorum. Bununla ilgili düşünüyordum geçen. Çünkü sanki onu yaparken kendime övgü istiyorum gibi. Ben böyle havalı biriyle buluştum, böyle havalı biriyle arkadaş oldum. Şunları bunları yapmış.

haberiniz olsun ama arkadaşıma şey de diyebilirim böyle biriyle tanıştım yani biriyle tanıştım ve çok iyi anlaştık desem yetiyor bence çünkü belki ileride arkadaşlarım birbirleriyle tanışacak ve diğer arkadaşım arkadaşımı sattığım hayat hikayesi şekliyle hatırlayacak ama belki de o tanıştığım insan kendini başka bir şekilde ifade etmek isteyecek ya da arkadaşım kendi öğrenmek isteyecek hani kimin neler yaşadığını o konuda bana İlginç geliyor ve bunu son zamanlarda çok fazla yapmamaya çalışıyorum. İnsanları hikayeleriyle değil, sevdiğimi söyleyerek, iyi anlaştığımı söyleyerek satmamaya çalışıyorum, anlatmaya çalışıyorum insanlara. Ve günümüzde ilişkilerde şey de çok ilginç bence, sosyal medya hem insanları biraz öğrenmemizi sağlıyor hem de çok fazla büyük bir Yargılama ortaya koyuyor. Yani birini gördüğünüzde şey diyorsunuz, sosyal medyasını. DT çıkacaksınız, sosyal medyasını gördünüz, o kişiyle ilgili çok fazla bilginiz oluyor. Nereye gitmiş, nasıl bir görüntü, vibe'ı var. Evet, bu kadar. Bazen yani insanların sosyal medyasını bilmeden tanışmak da çok eğlenceli oluyor. Onu söylemek istedim. Ya da tanıştıktan sonra sosyal medyalarınızı paylaşmamak, sadece numarayla devam etmek ve

birileriyle ilgili bazı şeyleri öğrenmemek başka yollarla sadece konuşarak öğrenmek bu da güzel oluyor. Evet bu bölümde bu şekilde sevgililer ve arkadaş ve sevgililer gününüz kutlu olsun podcast'ı dinlemeyi seviyorsanız Spotify'da bilgisayardan puan verilebiliyor podcast'a ya da Apple podcast'ın uygulamasından dinliyorsanız oradan da puan verip yorum yazabilirsiniz ya da yazmayabilirsiniz. Sevgililer gününü de çok şey yapmayın yani çok stres yapmayın. Kim sevgililer gününü kutluyor bilmiyorum gerçekten. Şeyde stres yapmayın. Sürekli laf ediliyor ya sevgililere. Yani biri sevgilisi varsa günümüzde kötü hissedebilir. Hani niye sevgilim var? Acaba sevgilim kötü mü diye de hissedebilir. Bence o da çok saçma. Yaşayan da yaşasın yani. Sürekli insan acaba onu mu yanlış yaptım, bunu mu yanlış yaptım diye hissediyor ve böyle bir yük altında olmamıza gerek yok diyorum arkadaşlar ve herkese iyi günler diliyorum.

Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.

Reklam Alanı (Deneme)