Podcast

küçükken ölümsüz olabileceğini düşünmek

Reklam Alanı (Deneme)

Bölüm Açıklaması

Ölünce ya da ölmeden önce dondurulmak ister miydiniz? Ya da bilinciniz siz öldükten sonra farklı formlarda canlılığını sürdürsün ister miydiniz? Ölümsüz olmak peki, ya da bu mümkün mü? İşte hepsinin cevabı bu bölümde!



Bölümde Bahsi Geçenler:

Your Brain Hallucinates Your Conscious Reality | Anil Seth | TED

The Paper Menagerie

Pantheon








Tüm bölümler ve daha fazlası için ⁠⁠podbeemedia.com⁠⁠'u ziyaret et!

----- Podbee Sunar -------
Bu podcast reklam içermektedir.

Bölüm Transkripti

3.175 kelime · ~16 dk okuma

Küçükken 10-11-12 yaşındayken gidip pil almıştım bakkaldan ve bakkal bana bir belgesel CD paketi vermişti. Çünkü öyle bir kampanya varmış. Aynen Duracell Piller o sırada bir belgesel serisiyle geliyormuş. CD belgesel serisiyle. Ve sonra ben eve girip bu CD'yi DVD oynatıcıya takıp izlemiştim.

Ve bir sürü belgesel vardı farklı farklı. Mesela bir tanesi Pluto gezegen miydi değil miydi onu anlatıyordu. Artık gezegen olmadığını biliyoruz sanırım üzüleceğimi. Ama benim bu belgesel serisinde en çok aklımda kalan şey böyle ölümsüzlükle alakalı bir bölüm vardı ve sanırım orada şeyden bahsediyorlardı. İnsanların kendilerini öldükten hemen sonra dondurmalarıyla ilgili bahsediyordu.

Bilmiyorsanız böyle bir şey var. Bazı insanlar gerçekten öldükten hemen sonra kendilerini dondurtuyorlar. Yani tabii ki bunu ölmeden önce söylüyorlar. Ölünce beni dondurun diye. Çünkü bildiğim kadarıyla bu zaten sadece neredeyse Amerika'da yapılan bir şey ve şu ana kadar 250 kişi falan yaptırmış.

Transkriptin tamamını oku

Ve sonra bu insanları, bunu yapan özel şirketler var, donduruyorlar bu kadar yani ve insanları tutmaya devam ediyorlar bu donma sürecinde. Ta ki ileride bu insanların çözülebileceği bir teknoloji gelene kadar. Yani tabii ki bu ne zaman olur bilmiyoruz ama bir teknolojiyle beraber bu insanların vücutları ve zihinleri tekrar canlandırılacak. Ya da bunu sadece beyin için yapan da var. Yani bazı insanlar da öldükten sonra sadece beyninin dondurulmasını istiyor ve sonrasında artık ne olur bilmiyorlar ama küçük bir umut gibi düşünebilirsiniz. Tabii bu yani olması imkansız bir şey şu an. İleride de hiçbir zaman olup olmayacağını bilmiyoruz. Öyle bir şey de var yani hiçbir zaman yapılamayabilir belki de. Ve bunu yapan insanların bazı problemleri de oluyormuş çünkü diyelim öldünüz ve

Sizi dondurdular. Sizin sürekli donuyor kalmanız için ileride de para ödemeniz lazım. Yani tüm donmuş hayatınız boyunca ne kadar süreceğini bilmiyorsunuz ve büyük ihtimalle belirli yıllar için para ödüyorsunuz. Diyelim ödünüz 100 yıl için ödediniz, 100 yıl geçti. Sonra kim ödeyecek sizin paranızı? Torununuzun torunu şey mi diyecek? Benim işte büyük dedem kendini dondurmuş da ben ona her yıl 10 bin dolar buzluğunun parasını ödeyeyim mi diyecek? Yani bilmiyorum. Çok sürdürülebilir bir şey mi? Bir de şey de komik.

Mesela dünyada 100 yıl boyunca, 100 yıldan fazla kalan şirket sayısı çok az. Yani bunun oranı binde bir gibi bir şey. Tabii ki yani ne olacağı belli olmaz ama kendini donduran insanların donuk kalacağı da şüpheli. Yani şirketler batarsa ya da yanlış bir şey yaparlarsa gerçekten donmanız çözülebilir ve tekrar geri getirilemeyecek bir hale gelebilirsiniz. Ki zaten biraz önce dediğim gibi geri getirilip getirilemeyeceğiyle ilgili de şu an bir bilgi yok. Sadece insanlar spekülatif bir şekilde bunu umuyorlar. Ben bunu izledikten sonra şey diye düşünmüştüm.

E iyi ben zaten şu an 10-12 yaşında falanım. Ben işte yaşlanana kadar bu bu teknolojiyi hallederler. Hepimiz kendimizi dondururuz. Sonra da bir ara bizi çözerler. Sonra da sonsuza kadar takılırız herhalde diye düşünmüştüm. O sırada ölümle alakalı ne kadar düşünüyordum açıkçası emin değilim ama bu durasel cd'sinden çıkan belgesel bunu biraz daha düşünmeme sebep olmuş. Ki bu süreç çoğu bilim insanı tarafından şu an saçma olarak değerlendiriliyor. Gereksiz

masraf ve yani pseudoscience diye bir kelime var. Bilim olmayan ama bilim gibi gözüken şeyler. Mesela burçlar pseudoscience çünkü burçları seven insanlar bunun gerçek olduğunu söylüyor. Ama bilim hiçbir şekilde bunu açıklayamıyor yani ve böyle bir şey yok. Yani insanlar tabii ki işte harita çıkarıp bir şeyler okuyup burçlara inanabilir ama burçların olmadığı biliniyor o açıdan.

Bu da şu anlık pseudoscience. Tabii ki şey diyebilirsiniz, işte eskiden de bilmediğimiz çok bir sürü şey vardı, burçlardı onlar. Neyse burçlar konusuna girmiyorum ama evet öyle aynen. O zaman ben de uçabiliyorum ama uçmuyorum çünkü canım istemiyor. Hadi o zaman bu şimdi cidden uçamadığımı kanıtlayın gibi saçma evet devam edelim. Ve o da biraz o geçmişte aslında işte

bizden çok önceki insanlar her şeyi çözmüştü ama biz aslında şimdi bir şey bilmiyoruz şeyi de çok mantıklı gelmiyor çünkü o zaman insanlar yani bir sürü saçma şeye inanıyorlardı ve Burçlar da onlardan biriydi yıldızları görüp ya da güneşi görüp çıldırıyorlardı bizim tanrımız güneş diye ya da dünyanın geleceğini yıldızların belirlediğini düşünüyorlardı gibi gibi şeyler Ya da yani avcı toplayıcı iken biri hastalandığında o kişiyi öldürüyorlardı mesela şey olmasın diye. Biz yolculuğumuza devam ederken bizi yavaşlatmasın diye. Ya da yani hastalanınca ölüyorlardı. Neyse tekrar neyse deyip esas konumuza devam etmek istiyorum. küçükken ölümle ilgili ne kadar bir bilgim vardı emin değilim açıkçası çünkü ben küçükken ailemden yakın birini 13 yaşında kaybettik galiba en yakın benim tam böyle cenazeyi hatırladığım ve ölümle ilgili düşündüğüm ama onun öncesinde evet belki yani tabii ki ölümün ne olduğunu biliyordum ama bununla ilgili ne kadar düşünüyordum bilmiyorum bu belgeseli izlediğimde de evet yani geleceği görmek ya da

neler olduğunu olup bittiğini görebilmek değişik olur diye düşünmüştüm hani dondurulup sonra geri getirilmek. Bu sizde de var mı bilmiyorum ama şey var ya FOMO diye bir şey Fear of Missing Out yani yani bir şeyden dışlanmak değil de bir şeyi kaçırmak gibi düşünebilirsiniz. Diyelim arkadaşlarınız siz olmadan buluşacak o şeyi kaçırdığınızı düşünüyorsunuz. Yani o şeyi kaçırdığınız için ya da sizi çağırmadıkları için üzülüyorsunuz yani ya da Bir gün mesela ders çalışmanız gerekiyor ve dışarı çıkamadığınız için üzülüyorsunuz. Arkadaşlarınız dışarı çıktığı için. Ya da sosyal medyada bir şey görüyorsunuz yine o şey oluyor. Pandemide mesela bu çok yoktu. Fear of missing out. Çünkü çoğu insan evlerinde oturuyordu. Tabii ki farklı şekillerde herkesin evinde oturma şekli vardı ama kimsenin kimseyle buluşmadığını bildiğiniz için bir şey kaçırıyormuş gibi hissetmiyordunuz. En azından bana bir süre öyle olmuştu.

Ve bu hani bir şeyi kaçırma duygusu sadece kendi yaşadığımız sırada değil, yaşamımızın sonrası içinde olabilir. Bilmiyorum, ben dünyanın ileride nasıl olacağını bayağı merak ediyorum. Çünkü gerçekten dünya ve insan hayatı çok kırılgan. Ve tarih boyunca sürekli ileri gidiyoruz, geri gidiyoruz ve şu anlık bitmeyen bir yolculuğun içindeyiz. Ama bu yolculuk bit edebilir. Yani küresel ısınma olsun, dünya savaşı olsun bu yolculuk.

bitebilir. Gerçi şey de var ya, yani güneş sistemi de yok olacak. Bu da yani bilinen bir şey ve nereye kadar bir şey devam edebilir? Hani başka bir güneş sistemine gittin, orada yaşamaya çalıştın, sonra o güneş sistemi de... Ya tabii ki bunlar bizim beynimizin alamayacağı süreler içerisinde olacak ama sonuçta olacak. Çok ilginç şeyler ve insan bazen merak ediyor yani insanların yolculuğu nasıl devam edecek diye ya da devam edecek mi diye.

Ve bunu geçen bir arkadaşımla konuşuyorduk. İnsanların yolculuğu devam etmeyecekse yani eğer bir şekilde türümüzün sonu gelecekse bu üzücü bir şey mi diye konuşuyorduk. Bence şey açısından üzücü olur. Bir sürü insan var şu an dünyada ve türümüzün sonu gelecekse bu keyifli bir şekilde olmaz yani. Büyük ihtimalle zaten şu an çoğu insan çok zor bir şekilde yaşıyor. Eğer türün sonu küresel ısınma ya da dünya savaşı gibi bir şeyle gelirse daha da zor bir şeyler yaşayarak dünyanın sonu gelmiş olur. Ve bu keyifli olmaz yani.

Ama hani bunların hiçbiri olmadan dünyanın, insanlığın sonu gelse, insanlar çok fazla acı çekmeden, o çok üzücü bir şey olur mu emin değilim. Ya tabii ki bir insan olarak insan, insanlığın devam etmesini istiyor olabilir ama etmeyecekse de gerçi bizim olayımızı da zorlamak hani devam etsin diye. Neyse o dünyanın sonu olayları baya ilginç şeyler. Ama insanlar dünyada olmasa veya evrende olmasalar şey ilginç olur. Şu an yaşadığımız uzayda uzaylılar var mı bilmiyoruz.

başka yaşam formları ya da varlarsa bizim kadar akıllılar mı onu da bilmiyoruz. Tabii ki bizden çok daha akıllı yaşam formları da olabilir. Ama bunu bilmiyoruz ve şey ihtimali de var dünyanın uzaydaki tek yaşam içeren yer olma ihtimali de var ve biz ölürsek hani biraz ayıp olur gibi, biraz sorumluluğumuz var gibi. Tabii ki başka şeyler de varsa, başka yaşam formları da varsa o kadar ayıp olmayabilir çünkü en azından birileri yaşamaya devam eder ama sadece bizsek yani dünyaysa yaşam formu, dünyanın sonunu getirecek olmak hani sadece insanların değil de tüm dünyanın çevresel ve aynen sonunu getirecek olmak bayağı ayıp olur yani çok çok kötü olur.

New York Times diye bir gazete var ve bunların internet sayfası da var. Orada da sürekli yazılar yayınlıyorlar ve orada bir yazı var şeyle alakalı. Sizi aşka götürecek 36 soru diye birinin yazdığı bir böyle yazı gibi bir şey var. Bu yazıda şey diyor, siz bu soruyu bir romantik partilerinizle yaparsanız, 36 tane soru var. 36 soruyu da birbirinize sorarsanız bu sonunda aşka gidebilir gibi bir şey diyor. Ve gerçekten aşırı kişisel sorular soruyor. İşte arada boş sorular da soruyor ama aşırı kişisel sorular soruyor bu şey.

Ve ben de bunu birkaç yıl önce birkaç arkadaşımla beraber yapmıştım. Yani normalde partnerler için hani romantik ilişkiler için söylemişler ama arkadaşlarınızla da yapabileceğiniz bir şey. Sadece çok fazla soru var ve biriyle ilgili çok fazla şey öğrenmeye hazırsanız bunu yapın. Yani öyle rastgele biriyle yapmak ne kadar eğlenceli olur emin değilim. Ve bir insan hayatında kaç kişinin bu şekilde bilgisini öğrenebilir ona da emin değilim.

tanıdığım 20 kişinin bu soruları cevapladığını öğrensem biraz beynimi yorabilir çünkü biriyle ilgili bir sürü şey öğrendikten sonra bu bir yük yani kötü anlamda demiyorum ama herkese yapabileceğiniz bir şey değil herkese aşırı derin bir ilişkiniz olması gerekmiyor iyi bir arkadaşınız olması için onunla ilgili her şeyi bilmeniz gerekmiyor neyse biz bunu arkadaşlarımla yapıyorduk ve şey diye bir soru vardı tarihte herhangi bir yere gidebilecek olabilseniz ama gelecek ya da geçmişte nereye giderdiniz? diye ve bu soru sorulduğunda ben arkadaşlarıma şey demiştim yani herhalde hepimiz aynı şeyi düşünüyoruz ben geleceği merak ederdim diye onlar da yo demişlerdi bu da seninle ilgili baya bir şey söylüyor demişlerdi hani bizim bile öyle düşündüğümüzü düşünecek kadar geleceği düşünüyorsun demişlerdi bu da ilginç gelmişti bana evet tarihte gidecek olsam bir yere nereye giderdim emin değilim. Mesela bir arkadaşım sanırım ailesiyle ilgili bir şey görmek istediğini söylemişti. O da bayağı ilginç. Ben genel olarak insanlıkla ilgili bir şey görmek istediğimi söylemiştim ya da uzayla ilgili. Bu da herhalde kendi duygularımla... Hayır, şaka yapıyorum. Kendi duygularıma çok hakimim. Kesinlikle. Ve şey de zor, geleceği görmek istiyorum dedim ya, ne kadar geleceği göreceğim? Mesela buradan, yani şu andan 2 milyon yıl sonrasını görmek istedim diyelim. Gördüm, insanlar yok. Hah, ne olacak şimdi? Hani hiçbir şeyle karşılaşmazsam da komik olabilir geleceği göreceğim deyip. İlk insanları görmek enteresan olabilir ya da dinozorları ya da bilmiyorum büyük patlamayı göknün orada ne görürsün bilmiyorum bir anda olduğu için ama o da ilginç olabilir ya da insanların son anı diye sorabilsen bir bilgisayara ve bunu görebilsen o da ilginç olabilir yani. Bilimkurgu, bir bilim, gelecek, teknoloji, Elon Musk, Elon Musk iğrenç bir insan ve bununla ilgili başka bir bölüm yapabilirim bilmiyorum. Şu an Elon Musk'ın iyi biri olduğunu düşünen biri varsa lütfen artık düşünmesin. 10 yıl önce Barış Özcan ya da işte 7 yıl önce video yapmıştı, çok iyi Elon Musk dememişti de anlatmıştı işte şöyle böyle, şöyle şeyler yapıyor, şöyleyi böyleyi. Sonra adam yani şımardı gerçekten. Adamı internette bayağı bir pohpohladık, onu da yaptı Tesla ile elektrikli arabalar da yaptı, öyle de yaptı, böyle de yaptı diye şu an

şakasız dünyayı yok edecek bir insana dönüştü ve şey falan diyor ben Mars'a gideceğim işte insanlık Mars'a gidecek benle beraber neyse evet konumuza devam edelim çünkü hala bölümün konusuna gelmedik çünkü bölümün konusu Şu, insanlar zihinlerini ya da beyinlerini bilgisayara yükleseler, yani elektronik, dijital ortama yükleseler ne olur? Bunu yapar mıydınız, yapmaz mıydınız? Bu konuyu konuşmak istememin sebebi de Pantheon diye bir dizi izlemiş olmam. Bu iki sezonluk bir dizi, animasyon ve bilimkurgu türünde. Ken Liu diye bir yazar var. Kendisi daha çok kısa hikaye yazıyor. Ben 4-5 yıl önce Paper Menagerie diye bir kitabı vardı, onu okumuştum.

kısa hikaye kitabı ama bu kitap Türkçe çevrilmemiş ve Türkçe çevrilmeyen bir sürü iyi kitap var ve o yüzden İngilizce bilmek iyi ama merak etmeyin bu bir İngilizce reklamında çıkmayacak yani bunu öylesine ciddi olarak söylüyorum çünkü evet yani ilginç kitaplar buluyorum sonra İngilizce oluyorlar ve okuyorum ve ...insanlara önermek daha zorlaşıyor yani. Hem Türkçe'ye çevrilmedikleri için ki... ...bazı okuduğum kitapları da çevirin ya. Paper Managery'i çevirin yani. Bayağı popüler ve iyi bir kısa hikaye bilim kurgu kitabı. Ama çevrilmiyorlar ve o yüzden de bunları okuma fırsatını geri tepmeyin bence. Sırf İngilizce şey yapmadığınız için gibi. Bilmiyorum yani. Evet.

Bu Pantheon dizisi Ken Leon'un başka bir kısa hikaye kitabının birkaç hikayesinden uyarlama. The Hidden Girl and Other Stories diye bir kitabı var. O kitabın şeyinden uyarlama ve Pantheon'da çok fazla spoilere girmek istemiyorum. Bu arada dizinin iki sezonu var ve dizi iki sezon sonra bitiyor. Öyle yani iki sezonluk bir dizi ve şu an bitmiş bir dizi. O yüzden direkt başlayıp bitirip...

ne olduğunu öğrenebilirsiniz ve bence kesinlikle yapın çünkü ben uzun süredir bu kadar iyi bilimkurgu izlememiştim açıkçası. Ama merak etmeyin şeyi konuşmayacağım yani diziden spoiler konuşmayacağım sadece bu konsept üstüne biraz konuşmak istedim. İnsan zihnini internete, dijital ortama ya da cloud'a ya da bir data bir şeyine yükleyebilsek ne olurdu diye ve Bunu bugün kendim konuşacağım ama bir ara birini konuk alıp konuşmak da güzel olabilir. Mesela Evrim Ağacı benim bayağı sevdiğim bir YouTube kanalı. Belki oradan Çağrı Mert Bakırcı'yı konuk alıp bilim kurguyla alakalı da konuşabiliriz. Çünkü şu ana kadar ne kadar bilim kurgu konuştum bu podcast'ta bilmiyorum ama bayağı ilgimi çeken şeyler genel olarak bilim ve kurgu.

Şeye birazdan geleceğim beynimizi bilgisayara aktarmak mümkün mü diye ama şeyi konuşmak istiyorum. Beynimizi bilgisayara aktarabilsek ne olurdu? Birincisi yani diyelim beynimizin aşırı iyi bir kopyasını tamamen aynı kopyasını bilgisayar ortamına aktarabildiler. Peki bu bilgi ve data nasıl bir anda yaşayan ve kendi yaşadığının farkında olan bir konuma gelecek?

Yani bir beyin var ama o beyninde çalışıp mesela şu an elinize bakarsanız elinizi görüyorsunuz ya da bir şeyler yaşadığınızı biliyorsunuz. Bu, bu nasıl olacak? Ve bu arada tabii ki bu olabilir yani çünkü biz de aslında şey açısından değil de simülasyonda mı yaşıyoruz bilinmiyor, biliniyor mu bilinmiyor mu diye konuşuluyor ya biz de aslında bir bilgisayarın içinde olabiliriz gibi bla bla şeyler. Bunun dışında da ama insan beyni aslında sürekli bir halüsinasyon içinde. Yani

Aslında bizim gözümüz bir şeyleri görüyor ama zaten evrim boyunca bu şekilde etrafımızı anlamlandırdığımız için böyle oluyor. Mesela her ışığı da görmüyoruz ya kendimize yararlı olacak şeyleri görüyoruz ve bazen de kendi perception'ımız yani algımız şaşırabiliyor. Mesela merdiven çıkarken bazen merdivenin olduğunu düşünürüz ama olmaz ve sonra ya ayağımız takılır ya da düşeriz ya. Aslında dünyayı görüş şeklimizde, yani içinde bulunduğumuz fiziksel şey görüş şeklimizde bundan farklı değil çok diyen bir sürü bilim insanı var. Yani beynimiz sürekli bunu hesaplıyor ve biz de bunun hesaplanmasına kendi gözlerimizle ve hareketlerimizle tanık oluyoruz.

Baya ilginç bir şey aslında. Bilmiyorum ne kadar bunu anlatabildim. Belki başkası daha iyi anlatır. Çünkü ben okuduğum birkaç yazının beynimde çıkardığım saçma patates özetiyle şu an sizlere bunu söylüyorum. Ya da bazı arkadaşlarımın bana söylediği şeylerle. O yüzden evet.

Ve bu tabii ki bizim bazı bilim insanları tarafından beynimizin halüsinasyon görüyor olduğunu söylemesi şey anlamına gelmiyor. Yani fiziksel şeyler gerçek değil anlamına gelmiyor. Mesela bir otobüs var ve size çarpacaksa çarpacak. Hepimiz kendi beynimiz bir şeyler algılıyoruz ve işte bazı bilim insanları buna halüsinasyon gördüğümüzü söylüyor. Bunu görüyoruz ve aynı halüsinasyonlar görüyorsak da buna gerçeklik diyoruz. Onun dışında gerçek dünyayla ilgili ne kadar bir şey biliyoruz? Bilmiyorum. Bununla ilgili bir tane TED konuşması var. Beynin halüsinasyon görmesiyle alakalı. Onun linkini bu açıklamaya koyarım. TED Talk şeyini. Çünkü Türkçe altyazısı da var. Bu arada ben izlemedim. Sadece YouTube'da bunu arayınca ilk çıkan sonuçtu ve 11 milyon kişi izlemiş ve büyük ihtimalle benim demeye çalıştığım şeyleri diyebilen bir bilim insanının konuşması. Gidip onu da dinleyebilirsiniz. Dinleyin bence. Başka bir podcastte şeyden de bahsetmiştim.

Bazı bilim insanları başka insanların veya hayvanların bilincini hiçbir şekilde anlayamayacağımızdan bahsediyor. Çünkü birileri bize nasıl hissettiğini, ne gördüğünü, ne yaptığını anlatsa bile o kişinin gerçekten ne hissettiğini bilemiyoruz. Çünkü sonuçta birinin hislerini açıklaması için kelimeler kullanması gerekiyor ve bizim o kelimeleri anlayışımız, anlama biçimimiz de farklı. Herkes bir cümleden başka bir şey çıkarabiliyor ki şey de var, siz beyninizde düşündüğünüz şeyleri ne kadar iyi ifade edebiliyorsunuz ya da birebir bir şekilde ifade edebilir misiniz? Büyük ihtimalle edemezsiniz çünkü insan ifade edilemeyecek şeyler de hissediyor ve yaşıyor ve tabii ki çok benzer hisler yaşıyoruz ama

Aynı zamanda da çok farklı hisler yaşıyoruz. Baya ilginç bir olay. O yüzden internet ortamında bir insanın beyninin olması ne anlama gelirdi onunla ilgili pek bir fikrimiz yok. Ya da diyelim siz yaşarken mesela benim şu an beynim internete yüklendi o zaman benden iki tane olurdu. Çünkü büyük ihtimalle benim bilincim o internetteki bilincime geçmeyecek ve

O zaman ben yine ölümlü bir insan olarak devam edeceğim ve öbür ben, bilgisayardaki ben, bilgisayara aktarılana kadar benle aynı olan ben, bilgisayarda başka bir kişiye dönüşecek. Çünkü başka şeyler yaşayacak ve mesela benle ilgili ne hissedecek? O da ilginç yani. Ama diyelim insan beyni bir şekilde bilgisayar içinde, bir data şeyi içinde düşünebilen ve hareket dediğim bir şeyler yapabilen bir şey haline geldi. Bunun için herhalde öyle bir ortam da yapmak gerekir. Mesela insanın vücudunun olacağı bir ortam yapılabilir bir programla. ve böylece orada sanki fiziksel bir yerde hareket ediyormuşsunuz gibi hissedebilirsiniz. Tabii ki bunların yani ne anlama geldiğiyle ilgili hiçbir bilgimiz yok böyle bir şey olsa ne olurdu diye ama olsa gerçekten ilginç olurdu ve Pantheon'da zaten bunu anlatıyor. Mesela şey ilginç insanın beyni daha hızlı çalışabilir bazı açılarından bilgisayara yüklense ya da kendinizi yani bilgisayara yüklenseniz büyük ihtimalle doğrudan ölümsüz oluyorsunuz. ...datanız bozulana kadar ya da kendinizi kapamak mı isteyene kadar bilmiyorum. O da çok ilginç olabilirdi. Ve kendinizi durdurabiliyor olmanız da ilginç. Yani sisteminizi dondurabilirsiniz ve sonra bin yıl sonra açabilirsiniz. İki bin yıl sonra açabilirsiniz.

Ve şey de baya tuhaf. Diyelim siz bilgisayar dünyasındasınız ve sizin fiziksel insanınızın bir çocuğu oldu. Ama bu bilgisayar dünyasında olmayacak. Yani insanlar nasıl aile kurardı? Ya da aile kurarlar mıydı? Ürerler miydi? Ya da bilgisayarlar daha da geliştiğinde insan her şeyi yapabilecek hale geldiğinde. Çünkü şey diyoruz ya biz de bir bilgisayarın içinde yaşıyor olabiliriz diye. Mesela bir insan böyle bir simülasyon yapabilecek konuma geldiğinde bu nasıl bir güç?

Yani bu ne anlama geliyor? Baya tuhaf bir soru. Ve şey de tuhaf, yani yaşadığımız hayatı en çok anlamlandıran şeylerden biri de sonsuz olmaması ve aşırı gerçek olması ve beraber yaşadığımız insanlar, bu insanlarla sonsuz süre geçirecek olsak ve herkes her şeye hakim olacak olsa, Biriyle iletişim kurmak ne anlama gelir? Biriyle iletişim kurmak gerekir mi? Ya da mesela şu an dışarı çıkıp bir yerde ya da evde dans ediyoruz, bir şeyler yapıyoruz. Bilgisayar ortamında olacak olsak ya da bilgisayar ortamında kendi hislerimizi değiştirebilecek olsak, kendi beynimizin nasıl işlediğini görüp onu değiştirebilecek olsak, hormonlarımızı değiştirebilecek olsak. O zaman bir insan ne kadar bir kişiliğe sahip olur onu da bilmiyorum ve bu da hem ilginç hem de korkutucu bir şey.

Büyük ihtimalle bana sorsalar beynini bilgisayara yüklemek ister misin diye hiçbir sıkıntı olup olmayacağını yani gerçekten bunun pürüzsüz bir şekilde yapılacağını bilsem herhalde evet derdim ama bu olduktan sonra buna ne kadar devam ettirebilirsin bilmiyorum gerçekten nasıl bir süreç olur. Evet, Pantheon dizisi de biraz bunlarla alakalı ve sizi de biraz hayatla ilgili ya da hem kendi yaşadığınız hayat hem de gelecekle ilgili düşündüren bir dizi. O yüzden izlemenizi öneriyorum ve bu düşünce akışında beni dinlediğiniz için sizlere teşekkür ediyorum. Podcast'i seviyor iseniz iTunes'dan veya Spotify bilgisayar bilimlemlesinden puan verebilirsiniz ya da arkadaşlarınıza söyleyebilirsiniz. Pencirlik yapmayın. Bu, bu...

Çok teşekkürler dinlediğiniz için. Kendinize iyi bakın.

Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.

Reklam Alanı (Deneme)