
2.756 kelime · ~14 dk okuma
Peri Bocası Fakültesi. Hello! Sizce de hayat güzelleşmeye başlamadı mı? Takvimler arkadaşlar, maalesef ki 14 Şubat'ı gösteriyor. Şaka bu arada. Bana ne. Ve eğer siz de en azından dün bir mesaj almadıysanız gelin hep beraber yalnızlığa gününü, yani bazılarının Galentine dediği, bazılarının Palentine dediği, bunlar da ne diyeceksiniz, açıklayacağım hepsini. O günü kutlayalım. Yani ne bugün? 13 Şubat. Happy Galentine's Day everybody!
Dr. Gületra Radyo'ya hepiniz hoş geldiniz. Arkadaşlar ben az kalsın sizi yarı yolda bırakıyordum. Ha bu arada sevgilisi olanlar çabuk çıksın kasıyor. Şaka. Siz de burada durun çünkü biliyorsunuz ki bu işlerin ne olacağı belli olmaz. Nasip işleri bunlar. Gelecek sene lazım olabilir. I'm just kidding girl. Hayır, tabii ki öyle değil ama sonuçta burada bir şeyler paylaşıyoruz. Ben sizin derdiniz. Siz benim derdimi dinliyorsunuz. Ortak oluyoruz. O yüzden dinleyin. Okey? Love you. Heh, ne diyordum? Ben sizi az kalsın yarı yolda bırakıyordum. Ama şükürler olsun ki bırakmadım. Hiç merak etmeyin. Ablanın sizinle beraber... ...How to Survive... 14 Şubat. How to Survive... ...St. Valentine's Day yapıyor. Yani bu sevgililer gününden de alnımızın akıyla çıkacağız hep beraber.
Peki ben sizi niye yarı yolda bırakıyordum tam? Konu şöyle arkadaşlar. Bir tane çocuk var tamam mı? Vardı yani. Bu arada podcastlerimi dinliyor olabilir. Dinliyorsan da yani Vard'ınındaki dili geçmiş zamanının sebebi sensin. I'm sorry. Şöyle oldu. Bence baya yakışıklı bir çocuk bu arada. Benim eski sevgililerime baktığınızda genel olarak hani bir tipolojimin olmadığı belli. Bir favorit tipimin yani. Bakmıyorum çok tipe. Allah kahretsin ya azıcık baksaydım Tuba. Ama bakıyorum şöyle eski sevgililerime arkadaşlar.
Biri bir yetmiş, biri işte bir seksen maksimum falan. Bir uzun vardı boyu, o da yani aklı çok iyi değildi. O yüzden gerçekten diğerlerinin aklı iyiydi. Sadece bir tanesinin aklı çok iyiydi, o beyin cereyalarının. Ne yapıyor neydi hiç fikrim yok. Sanırım engelliyim bilmiyorum, hiç bakmadım da yani. Yazdım birkaç kere, çıkmadı ismi. Sonra da uğraşmadım başka birinin telefonundan bakmaya. Ama belki de sevgilisi falan vardı, o yüzden engellemiştir. Helal olsun, bravo, devam. Tebrik ederim.
Heh, nerede kalmıştık? Bir yakışıklı çocuk. Arkadaşlar, çocuğun mesleği ne biliyor musunuz? Hani ben hep diyordum ya, cerahtan olmaz, cerahlar narsist olur, şöyle yapar, böyle yapar. Arkadaşlar, çocuk orto-bro. Yani, biz doktorlar arasında bunları ortho ve bro diyoruz. Orto-bro demekten önemli, biliyor musunuz? Ortopedistlerden ama bro olanlardan yani. Brrrah!
bunlar böyle duygusal zekası çok olmayan işte daha çok böyle işte tıbbın marangozu diyeceğimiz daha mekanik böyle çat çat kemik falan yapıyorlar ya hani ameliyat böyle hepsi sabah gider işe iş yapar yapar çıkar spora gider sadece sek kahvesini içer böyle erkek gibi böyle erkekler tamam mı? ama duygusal zeka, hassasiyet, incelik falan filan bunlar genelde bunlar da hak getiren nanay tamam mı? genelliyorum şu an tabii ki Ben de bu çocuğu gördüm. Şimdi o da hem böyle uzun, yakışıklı. Yani iyi işte kaç kese yakışıklı arkadaşlar. Ben alışık değilim biliyorsunuz bundan neyse. Sporada gidiyor, kasları falan da var. Tam bir orto bro gibi. Ben de o davrandım biraz sanırım ama bilerek olmadı. Biz şimdi böyle çok az bir girizgah yapmıştık tamam mı? Hemen kendi bana dedi ki, yarın müsaitsen sana kahve ısmarlayayım mı? Arkadaşlar bu orto bro benim first rate rehberini daha dinlememiş. Hemen altına yazdı ki ben de dedi gelmeden dedim, first rate rehberini etüt ederim, çalışırım falan tamam mı?
Allah'ım dinlemesem mi acaba? Çünkü biliyorsunuz ki ben dedim ki orada kahve içmeyi bırak, kahveye gidelim diyen vizyonsuzluğa asla görüşülmez. Yani yapacak bir şey yok. Dendi arkadaşlar. One said it's done yani. Böyle bir sözcük bunu da ben söyledim. Her neyse whatever. Sonra ne oldu? Ben diyorum ki yok kahveye gitmeyelim. Kahveden date olmaz falan filan. İşte kahve içeceksek yürüyelim falan. Topal ne kasıyorsun? Diyorum oturmayalım. O diyor ki otursak karşılaşıp kahve içsek olmuyor mu? Ben diyorum ki yok yürüyelim falan. Ne yapacaksın yürüyüp acaba? Neyse.
Sonra en son şuna karar kıldık falan. Tamam bu date değil ama hani first date başka olacak. Bu sadece öyle sohbet. Ama arkadaşlar bu da olmadı. Neden? Neden? Çünkü Aytüsü Gün Ablasının stüdyosu vardı ve stüdyoda tahammül ettiğinden fazla kaldı. Tahammül ettiğinden fazla kalınca verdiği sözü tutamadı. Saatler geçti falan filan. Sonra da işte karşılıklı prensipler çatıştı. Anlatabiliyor muyum? Uyuşmadı. Tarihsizlikler oldu ve gün sonunda hala yalnızım.
Ama o iş çok hoşuma gitmişti, hoşlanmıştım yani. Ve zeki gibi de duruyordu. Hatta prensipleri de aşırı hoşuma gitti. Kendisi bana dedi ki arkadaşlar, saat verilmeden randevullaşılmaz. Ben de dedim ki, o kadar haklısın ki. Çok haklısın yani. E bu da hoşuma gitmişti aslında. Neyse dinliyorsan, talihsizlik oldu. Yapacak bir şey yok.
I love you girl! Evet, devam ediyoruz. Bu hafta arkadaşlar, ne demiştik? İki bölüm var. Şimdi bu bölümü biz yalnızlara yapıyorum. Yarınki, yani 14 Şubat'taki bölümde... ...sevgililer gününe, sevgilisi olanlara, benim eski sevgililerim falan, bu muhabbetler tamam mı? Ben ne yapıyordum eskiden sevgililer gününde? Benim için sevgililer gününün önemi ne? Kutluyor muyum, ne yapıyorum? Sevgililer gününün karanlık tarafı. Sevgililer günü aslında ne? Kapitalizminin bir oyunu mu falan? Bunları konuşacağız.
Sonrasında da sevgililer gününde nasıl geçmesi gerekiyor falan bunları konuşacağız tamam mı? Belki yine size böyle tiler verebilirim. Hayatla ilgili bir update daha vermek istiyorum. Şimdi ben geri Boyovat'a döndüm ya İstanbul'dayken hayata kadar güzeldik ya. Stüdyoya gittim, giyiniyorum, süsleniyorum, her gün saçımı farklı yapıyorum. Bir günkü kullanmayı daha iyi öğrendim. Hem Air Strait'le hem işte Air Mutate hem de hava dürümcüsüyle yani Air Wrap.
Çok daha güzel yapmayı öğrendim falan tamam mı? İşte konvin yaptığım size makyaj videoları falan çektim. O kadar hoşuma gitti ki. Çok özlemişim bunları yapmayı. Evimdeki soğuk kahve içmeyi falan. Çünkü hazırda buz var hani. Ev hep hazırda buz tutuyor. Ben boya batta hazırda buz tutamıyorum. Gidip buz alıyorsun. Onların içindeki belli değil su falan. Her neyse çok özlemişim arkadaşlar.
Ve istiyorum ki burası bittikten sonra gideyim o stüdyoya, size daha fazla bölüm çekeyim, konuklar alayım, böyle eğlenelim, tamam mı? Ve ödül töreni aşırı zevkliydi. Gittim herkesle buluştum falan, ay çok özlemişim ya. Ben şunu düşündüm yani, ben bir yıldır gece falan çıkmıyorum. Tamam geceyi boş ver ama akşam bir restorana gitmiyorum, bir şey de yapmıyorum. Çok özledim yani o anlamda güzel sosyalleşmeyi, kaliteyle sosyalleşmeyi.
Ve bu da benim çok hoşuma gitti. Çünkü sosyal çekilme değil de sosyalleşmeyi özlemek, bunun ihtiyacını hissetmek. Yani aslında beni anlayan veya anlaşıldığım yerlerde olmak hoşuma gidiyormuş. Sadece gereksiz insandan hoşlanmıyor. Yani kimse hoşlanır ki zaten. Benim güç zehirlenmesi bittiyse gelelim şimdi Galentine's Day'e. Galentine's nedir, anlamı nedir, nereden gelmiştir?
Birincisi de arkadaşlar, Galentine's dediki girl, şu hani girl var ya, mesela o bir tarz ya, girl demenin, kız demenin. Girl demek, mesela my girls, mesela pals demek, İngilizce hani lads, pals, bunlar erkek, oğlanlar, naber oğlanlar falan, nasılsın birader, işte tamam mı? İşte brother, brother. Lads, pals, bunlar o. Bir de girls var işte. Girl ve girls. Bu da Galentine'e vermiş ismini. Valentine'ın da, yani Valentin.
Çok böyle kötü bir geçmişi var. Bunu yarın anlatacağımı söylemiştim. Şimdi arkadaşlar. Evet, benim bir Valentinim yok. Evet, benim bir sevgilim yok. O zaman ben ne kutlayabilirim? Çünkü bir şey kutlamak istiyorum diyorsanız, bir kutlama ihtiyacı istediyorsanız, kutlayabileceğiniz diğer iki şeyden bir tanesi. Galentine Day. Yani kadın arkadaşlar arasında kutlanan sevgililer günü. Öyle bir sevgi kendisi. Yani bacı birliği günü gibi bir şey. Biz de çıkaralım. Ne olabilir mesela? Aklınızda var mı böyle bir fikir? Bacı birliğiyle sevgililer günü. Bacıliler günü.
Girl, you know what? Bir de ne var? Palentine Day. Bu ne arkadaşlar ya? Palentine Day. Hem pals'dan geliyor, yani sadece kadınlar değil, hem erkek hem kadınlar arasındaki tüm arkadaşlıklar için kullanılabilen bir şey. Friend anniversary yani hani arkadaşını da kutladığın arkadaş senelerine veriliyor, yıldönümlerine. Onun gibi, tamam mı? Bir de platonik aşklar için kullanılabiliyor. Palentine Day, platonik ilişkiler için. Palentine. P, p, platonik ilişkiler için.
Yani bu sevginiz yok diye sevgililer gününü boş geçmek zorunda değilsiniz. Ne yapacağız dedik? Galentine's Day'ı kutlayabiliriz dedik. Nereden çıktı bu Galentine's Day? Kadın arkadaşlıklarını ve kadın dayanışmasını kutlayan bir gün. Çünkü sevgi sadece romantik değildir arkadaşlar ya da aşk. Arkadaşlıklar da kutlanmalı. Bir şey söyleyeceğim. Ben azıcık soluklanayım. Siz de birazcık bir şeyler dinleyin. Sonrasında geleceğim. Çok güzel bir yerden çıkmış Galentine's Day. Onu anlatacağım tamam mı? I'll be back soon. I love you. Dr. Güneş radyo.
Girl, welcome back! Şimdi, bugünün çıkış noktası tamamen kurgusal. 2009-2010 yıllarında Parks and Recreation diye bir dizi var, tamam mı? Bu dizinin de bir efsane karakteri var. Bu karakterin adı Leslie. Bu dizinin arkadaşlar, ikinci sezonunda bu arkadaşlar Happy Galentine's Day diye bir gün kutluyor, günü.
Gönül kutluyor arkadaşlar, Galentine's Day, tamam mı? Ve bunu sevgililer gününden bir gün önce, yani bugün, yani 13 Şubat'la kutluyorlar. İzlemek isteyenler için Punks and Recreation, ikinci sezon, 16. bölüm. Burada arkadaşlar, Leslie tüm kız arkadaşlarını topluyor... ...ve beraber beraber kahvaltı yapıyorlar. Diyorlar ki, beyler, dışarı! Bugün kız kızayız.
Ve o günden sonra böyle haberleri çıkıyor, işte büyüyor bu olay falan, herkes konuşuyor. Ve arkadaşlar şu an Galentines diye kayıt postalar yapılıyor. Böyle Instagram'da yazan Galentines hashtagiyle yakın arkadaşları da toplandığı şeyleri paylaşıyor. O gün tamam artık bu da ne olmuş oldu? Kapitalizminin diğer bir oyunu. Muhteşem bir oyun bence. Hiçbirine gerek var mı? Bence hiçbirine gerek yok. Ama insanı mutlu ediyor tabii bazen. Yani Galentines diye de oturup toplanmaktan da yani o kadar da olsun. Tamam mı diye düşünüyorum ben. Sonuçta Valentine's Day gibi kötü bir çıkış hikayesi yok.
Şimdi Lazer'ler gibi kahvaltıya gidebilirsiniz ya da evinizde böyle güzel kutlamalar yapabilirsiniz, oyunlar oynayabilirsiniz falan filan. İşte her zaman kız arkadaşlarımızla ne yapıyorsak oturup bakım yapabiliriz, çok güzel. Düşünsenize hep beraber toplanıp Galentine's Day yaptığımız böyle Youtube'da falan canlı bir yayın yapsak ne güzel olur değil mi aslında? Ben böyle hani kendim yaptığım tüm bakımları yapsam, şu yaptığım şekersiz kukilerden yapsam, protein kukilerden. Sonra güzel işte matcha latte yapsam, dirty ice matcha latte yapsam falan, tamam mı? Ne güzel olur değil mi aslında? Ama işte... Düşünüyorum, bakayım. Tam Galentine's günü ben nöbetçiyim. Ama ertesi gün aslında yapılabilir. Ama burada internet çekmiyor güzel. Şimdi ben canlı yayını açacağım, sonra çekmeyecek. Sonra diyeceksiniz ki, abla net görmüyor, net gelmiyor. İşte o yüzden yapamayız, tamam mı? Seneye inşallah. Yalnız olacağım çünkü yine. Bildiğin arkadaşlar, Palentine, Galentine gibi alternatif aramayan...
Bugünü kutlamak istemeyen, all the single ladies diyen bir anti-Valentine Day olayı var. Bu Londra'da falan çok hoşuma gidiyordu benim. Çünkü Singles Day, yani mesela bazı eventler oluyor ve bu eventlere sadece bekarlar girebiliyor. Mesela bazı günler sadece o kulebe bekarlar alınıyor falan. Herkes match edilebiliyor. Birine gittiğinde onun sevgilisi olmanını biliyorsun zaten falan. Bu müthiş bir şey. Ya da 14 Şubat'ta dışarı çıkmak isteyip her yerde böyle sevgili gören insanlar var ya ve gıcık olanlar falan var. Benim umurumda değil de.
Hani onların da gidebileceği yerler olsun diye anti-Valentine single eventler oluyor. Sadece oraya da bekarlar giriyor ve rahat rahat, öyle etrafta öpüşen şey yapan çift görmeden, sarılan böyle duygusal duygusal birbirine bakan çiftler görmeden takılabiliyorlar. Bence muhteşem bir olay. Kesinlikle anti-Valentine eventler Türkiye'ye gelmeli. Buradan duyurulur yetkililere. Gerçekten duyun beni. Hem single eventler, singles nightlar, tamam mı? Hem de bunlar, ikisi de. Hatta yani hani dating app'ler var ya, orada bunların PR'i falan, reklamı falan yapılabilir yani. Çünkü sonuçta sevgisi olan birisi orada olmayacağına göre muhteşem bir şey. Hatta o dating app'lerden gelenlere indirim yapılsın falan. Oradan matchlersin. Hatta dating app'lerde direkt mekan olsun. Oraya gidecekler, oy versin. Dur bak, matchmaking yapıyor şu anda. Kendi kendime wingwoman'ıyım arkadaşlar.
Ayy, gelelim şimdi asıl konuya. Tamam hani geçtik, bugünlerde şunu yaparız, bunu yaparız. Bunlar işin gırgır şamasası geyiğidir, tamam mı? Asıl konu şu bence. Yalnızlık mı bu, yoksa bekarlık mı? Tek başımıza mı... Konuşamadım. Tek başımıza mıyız, yoksa yalnız mıyız? Arkadaşlar ben tek başımayım. Çünkü neden biliyor musunuz? Tek başıma gittiğim her yere kendimi de götürüyorum.
Ve kendim götürdüğüm her yerde aşırı eğleniyorum. Ve işin içine başka biri girince işler karışıyor, bozuluyor. Şimdi ben babama sordum. Babamla ve annemle her şeyi konuşuyoruz, her şeyi. Ben biriyle konuşayım ya da flört yani daha bana selamünaleyküm desin. Aleykümselam demeden önce ben anneme söylüyorum.
Şimdi arkadaşlar, babama dedim ki, baba işte ben sence flirtleşmeli miyim? Ben sence date'e gitmeli miyim? Çünkü ben bir yıldır date'e falan nerede gittim hatırlamıyorum en sonu falan. Neyse, babam dedi ki, bence hayır. Şaşırdım. Dedim, neden? O da dedi ki bana, Tuba, sen zaten şu an çok yoğunsun. İlişki, date, flirt, her neyse. Bir şey istiyor. Sorumluluk, bir sacrifice. Yani bir şeylerden feragat edeceksin. Ona bir emek sarf edeceksin. Senin bununla şu an zamanın yok. Senin bununla şu an arayacağın enerji yok. Bak mesela, o çocukla görüşecek misiniz diyor. Ama görüşemiyorsun çünkü niye zaman ayarlayamadın falan.
Şimdi nasıl yapacaksın? Hem dedi, sen bu süreç çok yoğunsun, işlerin aksar, işlerin çok önemli, sen işlerin aksarsa o zaman kendini stres yaparsın falan. Düşündüm, taşındım, haklı. Zaten şu an mesela bazen insan tabii ki böyle sarılmak istiyor, bazen sevilmek istiyor, bazen sevmek istiyor, saçı okşamak istiyor, okşanmasını istiyor. Ama günün sonunda bakıyorum yani şu an benim bir sevgilim olsun falan. Arkadaşlar sorumluluğa gelemem şu an ya. Buna şeyim yok. Ve özenmiyorum da sevgililiğe. Çünkü benim çözemediğim içimde bazı durumlar var. Mesela kıskançlık. Ben birini kıskanmak istemiyorum. Hatta bununla ilgili bir bölüm yapacağım size kıskançlıkla ilgili. Çünkü bir kere çuvaldızı geleyim kendime batırayım. Doğru mu söyledim? İğneyi ona çuvaldızı kendime. Evet aynen. Çuvaldızı batırayım kendime arkadaşlar. Çünkü hep böyle kendim iyi olduğum konuları konuştuğum gibi hissediyorum.
Ve aslında konuştuğum her şey bana da çok iyi geliyor. O yüzden diyorum ki ben kıskançlıkla ilgili bir bölüm yapayım ki kendime de iyi gelsin, belki bir şeyler değişir. Benim sadece romantik ilişkilerde olan bir kıskançlığım var ve o da nasıl kıskançlık biliyor musunuz? Kıskanmayayım diye ben ilişki yapmıyorum yani. Öyle bir kıskançlığım var. Ha hani şöyle, benim daha önceki ilişkilerimde... Bunu yarınki bölümde anlatacağım tamam mı?
İçimi dökmek o kadar iyi hissettiriyor ki. Neyse arkadaşlar, günün sonunda babam dedi ki yani, bence sana şu anda yalnızlık çok daha iyi. Yalnızlık değil, özür dilerim. Tek başınalık. Sonra bakarsın İstanbul'a geldiğinde falan. Hem de markete aç gitmek gibi yani. Şimdi Boyabat'ta kimse yok arkadaşlar. Yani Boyabat'ta kimse olmadığı için ben de İstanbul'dakileri değerlendirince orada bir haksız rekabet oluyor yani.
O yüzden diyorum ki İstanbul'a geri döndüğümde daha rahat, daha opsiyonlarımı daha güzel değerlendirebilirim. Bir de şundan emin olmak gerekiyor kendiniz için. Bir check edin bakalım. Mesela ben tek başıma gerçekten mutluyum ya, o yüzden herhangi bir ilişkiyi mutlu olmak için, yalnızlıktan kaçmak için yapmam. Zaten mutluyum. Çünkü insan yalnız başına mutlu olamadığında, tek başına mutlu olamadığında bir ilişkide de mutlu olamaz. Mutlu olmak için evlenilmez, mutlu olmak için şehir değiştirilmez, mutlu olmak için bir şey yapılmaz.
Zaten mutlusundur veya değilsindir. Mutluluk bir flüktüasyondur. Bugün mutlu yarın... Yani zaten hep mutluluk amaç olamaz. Hep mutlu olamazsın falan filan. Tamam mı? Arkadaşlar çok güzel bir soru soracağım size. Biliyorsunuz ki en önemli şey hayatta doğru soruları sormak değil mi? Hayatını biriyle paylaşmadan önce... ...sor bakalım kendini. Kendinle paylaşabiliyor musun? Acaba?
Bir de arkadaşlar, unutmamamız gereken bir şey daha var. Bizim gizli bir gücümüz var. Biz bekarların, biz singles'ların... Ne bu arkadaşlar? En gizli gücümüz bağımsızlığımız. İndipendentlığımız. İndipendent oluşumuz.
Bakın şu anda böyle rahat rahat konuşuyorum ve özgürlüğümün tadını çıkarıyorum arkadaşlar. Günün birinde birinden hoşlanırsam da daha demin olduğu gibi podcastlerimi dinleyebilir, yapacak bir şey yok. Bilsin ki o kişi, my future Valentin, tatlım, özgürlüğümün tadını çıkarmaktan sana daha çok o kadar aşık olmuşum ki demek ki sende olmuşum. Benim gaslighting ve güç zehirlenmesi. Arkadaşlar mesela ilişkide olsaydınız şu anda özleyeceğiniz şeyler tam listede yalnız uyumak, kimseye hesap vermemek, hesap vermek zaten hesap vermem ben falan diyeceğim de öyle yok arkadaşlar hesap veriyorsunuz yani hani gerçekler bunlar. Bir de arkadaşlar spontan plan yapabilmek yani bunları özleyecektik şu anda o yüzden bunları alalım cebimize koyalım oh şükür diyelim. İyi tamam anladık tamam peki ne yapalım kendimizi iyi hissetmek için yani etrafımızda herkes öpüşüyor. Ne yapalım?
Arkadaşlar şöyle kendinize güzelinden en sevdiğiniz bir çiçek. Tamam ne seviyorsanız artık. İkincisi comfort food'unuz neyse ya şöyle yamış sinilen bir tane. Mesela benim foa'ma oturup foa yapamam. Burada da bulamam. Ne yaparım kendime bilmiyorum ama güzel bir yemek yiyeceğim. Babamla geçireceğim ben yarını. İkimiz de boyavattayız. Belki Snop'a gideriz diyeceğim ama kar ve yollar çok kötü. Riske atmak istemiyorum.
O yüzden belki evde oturup film izleyip yemek yeriz ha? Oh my God, girl! What a night! Yani çünkü bizi bizden iyi tanırız arkadaşlar. Kendimize böyle uyan, mis gibi, çok güzel bir yemek. Tamam mı? Sonrasında bizi mutlu ediyorsa bakımlarımızı yapacağız. Kimseyi takmayacağız. Özgürlüğün tadını çıkaracağız.
Girl, I am your best Valentine. Ben sizin en iyi sevgilinizim. Ne alaka? Sizi çok seviyorum. Eğer bugün kimseden duymadıysanız. Aşkım sen benim her şeyimsin bir tanem. Sen benim hayatımın anlamı, gözlerimin nuru, sultanım, haşmetlim, değerli prensesim. Her şeyim peri tanem. Seni çok seviyorum. Görüşürüz. Yarın. I'll be back soon.
Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.