
1.490 kelime · ~7 dk okuma
Herkese merhaba ben Zülal. Bugün sizlerle birbirinden önemli iki konuya bakacağız. Nasim Taleb'in siyah kuğu teorisi ve küresel ticaret savaşları. Bu ikisi nasıl kesişiyor ve bizi nasıl bir gelecek bekliyor?
Lafı hiç uzatmadan başlayalım. Bakın, geçen hafta Trump tarifelerini açıkladı ve bu tarifeler sonrası piyasalar karıştı, borsalar düştü. İki ülke pazarlık masasına kuvvetle oturmak istiyor. Bunlardan biri Amerika, diğeri ise Çin.
Haliyle misilleme yapmaktan da çekinmiyorlar. Ama asıl soru şu, bu sadece bir başlangıç mı? Elimizde büyük siyah bir kuğu mu var yoksa olanlar sadece gri bir kaz mı? Geçenlerde Trump tarifelerine ve bunun olası ticaret savaşı riskine dair gelişmeleri şöyle bir takip ederken bir arkadaşımla bu konunun yani bu ABD-Çin ticaret savaşı konusunun bir siyah kuğu olup olmadığına yönelik tartışmaya başladık.
Tartışma derken hani tamamen teorisine uyuyor mu uymuyor mu o noktada bir tartışma gerçekleştiriyoruz. şu an değilse bile siyah kuğu olma potansiyeli taşıyabilecek bir konu olduğunu savunan taraftayım. Arkadaşım ise ya bu öngörülebilir bir şeydi Züleyha. Dolayısıyla bu bir siyah kuğu değil noktasından konuyu savunuyor.
Ben de bu sefer ona diyorum ki yani madem öngörülebilirlik asıl noktamız o zaman işte hani o kadar kredi sonrası morgaç krizi sence öngörülemez miydi? Yani 2008 finansal krizi bir siyah kuğu değil miydi yani diye bir soruyla gidiyorum. Dolayısıyla böyle böyle uzadı gitti muhabbet. O yüzden gerçekten de hem teorisel hem de günlük hayat perspektifinden ABD-Çin ticaret savaşının bir siyah kuğu olup olmadığını konuşmak istiyorum.
Derdim kendimi haklı çıkarmak da değil ama burada bir riskleri de göz önüne koymak güzel olur diye düşündüm. Öncelikle Nassim Taleb'in siyah kuğu teorisini bir hatırlamak istiyorum, hatırlatmak istiyorum daha doğrusuyla. Siyah kuğular öngörülemeyen, arkadaşımın dediği gibi, çok nadir görülen ama gerçekleştiklerinde muazzam etkileri olan olaylardır. Şu anda dünya ticaretinde gördüğümüz gelişmeler özellikle ABD'nin başlattığı ticaret savaşları, bu Trump'ın tarifeleriyle birlikte gittiğimiz yol tam da böyle bir siyah kuğu potansiyeli bence taşıyor.
Kanada ve Meksika'nın Amerika'nın tarifelerine nasıl karşılık verdiğini gördük. Konu zamanla da tabii birazcık ılımlı hale geldi. Bir ay uzatma aldı bu süreç. Ama Çin tarafında Amerika'nın tarifeleri geçtiğimiz gün uygulanmaya başlandı bile.
Çin'in de misillemeleri oldu tabii ki. Açıklamalar yaptı. İşte 10 Şubat itibariyle bazı vergiler getireceğine dair ya da Google'a, Apple'a soruşturma konusu şu an gündemde. Google'a başlattı.
Apple'a da bir soruşturma başlatabileceği konuşuluyor güncelde. Ama henüz Çin tarafında Xi ve Trump'ın bir araya gelmediğini biliyoruz. Özellikle de piyasa şu anda zaten bu görüşmeyi merakla bekliyor. Bakın son dönemde Amerika'nın ticaret politikalarında çok ilginç gelişmeler yaşanıyor.
Trump yönetiminin tarifeleri, karşı ülkelerin misillemeleri derken bu kararın küresel ekonomiye etkilerini anlamak için önce bence şunu sormamız gerekiyor. Bu gerçekten bir siyah kuğu mu? Yani bu sadece tarifelerin uygulandığı ülkeleri mi etkiler yoksa etkisi daha büyük mü olacak? Bunu anlamamız gerekiyor.
Talebin teorisine göre siyah kuğuların 3 önemli özelliği var. Az önce de bahsettim. Öngörülemezler. muazzam etkileri vardır ve sadece gerçekleştikten sonra açıklanabilirler.
Şu anda yaşadığımız ticaret gerilimlerinin bu özellikleri taşıyıp taşımadığını siz de bir analiz edelim istiyorum. Öncelikle öngörülmezlik konusunu bir ele alalım. Yani Trump'ın bu hamleleri aslında tamamen beklenmedik değildi yani öngörülemez değildi. Arkadaşım bu noktada haklı bence.
Seçim kampanyasında bile America First politikasını vurguluyordu zaten. Tarifelerin bu kadar kapsamlı olup olmayacağı belki soru işaretiydi ama bir tarife geleceği zaten en başından bekleniyordu. Ama tabii dediğim gibi yani tarifelerin bu kadar kapsamlı olması ve ani olması Piyasaları şaşırttı. Peki etkileri ne olacak?
Kanada Başbakanının açıklamalarına baktığımızda 155 milyar dolarlık Amerikan malına karşı tarife uygulayacaklarını görüyoruz. Meksika'da benzer şekilde bir misilleme yapacağını duyurdu. İşin daha da ilginç yanı Çin'in pozisyonu aslında bu konuda. Çin Amerika'nın en büyük ticaret ortaklarından biri ve aynı zamanda en büyük devlet tahvil alıcısı da.
Yani finansal piyasalarda çok güçlü bir koz elde tutuyor şu an için. Bu noktada şunu belirtmem gerekiyor. Piyasalar genellikle Gozian yani normal dağılım modeline göre risk hesaplaması yapıyorlar. Ancak Taleb'in teorisinde de vurguladığı gibi gerçek hayatta olaylar çoğunlukla fat tail yani kalın kuyruklu dağılımlara sahip.
Ne diyorsunuz Ülal? Hiç anlamıyoruz diyebilirsiniz çok haklısınız açıklayayım. Bunlar şu demek Piyasalar büyük şokların olasılığını sistematik olarak düşük hesaplıyorlar. Ticaret savaşlarının yaratacağı domino etkisi tam da bu yüzden beklenenden çok daha şiddetli olabilir.
Şimdi size çok çarpıcı bir örnek vereceğim. Amerika'da üretilen bir arabanın parçaları montaj sürecinde ortalama 8 kez Amerika-Kanada sınırını geçiyor. Her geçişte %25 tarifi uygulanırsa bu maliyetlere nasıl yansır? Varın siz düşünün.
Bu durum sadece otomotiv sektörüyle de sınırlı değil. Yani tarım ürünlerinden teknolojiye kadar birçok sektör etkilenecek. Örneğin işte Meksika'dan gelen sebze ve meyvelerin fiyatları artacak. Kanada'dan ithal edilen ham maddeler pahalılaşacak.
Peki bütün bunlar nereye varacak? İşte burada yine teoride geçen antifrijality yani kırılgan olmama kavramı devreye giriyor. Talebin bir diğer önemli konsepti de bu aslında. Bu kavram sistemlerin şoklardan nasıl güçlenebildiğini açıklıyor.
Şu anda küresel ticaret sisteminin bir stres testinden geçtiğini söyleyebiliriz. Bazı ekonomiler bu şoktan güçlenerek çıkabilir. Örneğin yerel üretim kapasitelerini artıranlar ya da alternatif ticaret rutaları geliştirenler. Ancak burada çok önemli bir noktayı atlamamak lazım.
Talebin naratif yanılgısı dediği bir durum var. İnsanlar olayları basit hikayelerle açıklamaya çalışıyorlar. Ne diyorlar? Trump ticaret savaşı başlattı.
Diğer ülkeler misilleme yaptı gibi. Gerçek çok daha karmaşık aslında. Örneğin Amerika'nın yıllık 773 milyar dolarlık ticaret açığı var. Trump bunu dengelemek istiyor aslında.
Tüm yapılanların arkasında böyle de bir mentalite var. Ama aynı zamanda Amerika dünya güvenliğine yılda yaklaşık 1 trilyon dolar harcıyor. Trump şöyle düşünüyor muhtemelen. Biz dünya güvenliğini sağlıyoruz.
Diğer ülkeler bizim pazarımızda serbestçe ticaret yapıp zenginleşiyor. Bu bakış açısını anlamak çok önemli ama bu da aslında hikayenin sadece bir parçası. Gelin biraz da rakamlarla böyle bir konuşalım. Amerika'nın Çin'le olan ticaret açığı son yıllarda ikiye katlanmış durumda.
Meksika ve Kanada'yla olan ticaret dengeleri de ciddi şekilde değişti. Bu değişimler tesadüfü de değil. Peki İHOŞ da yani ticaret açıkları, dengeler, savaş vs. derken bu durumların hepsinde bireysel yatırımcı ne yapmalı?
Yani bunu da konuşmak istiyorum. Burada yine talebin bir başka önemli konsepti var. Ekstremistan devreye giriyor. Ekstremistan'da küçük olaylar büyük sonuçlar doğurabilir.
Yani örneğin bir şirketin tedarik zinciri koptuğunda o şirketin hisse değeri aniden düşebilir ya da tam tersi. Yeni ticaret bariyerleri bazı yerel üreticiler için büyük fırsatlar yaratabilir. Bu noktada portföy çeşitlendirmesi her zamankinden daha önemli hale geliyor. Ama klasik çeşitlendirme de yeterli olmayabilir.
Çünkü küresel ticaret sistemindeki birçok farklı varlık sınıflarını aynı anda etkileyebilir. Burada çok kritik bir noktaya geliyoruz yani hani profesyoneller ve kurumsal yatırımcılar genellikle yukarıda da söylemiştim ya gaussian modellerle hesaplama yapıyorlar daha minimize ediyorlar oradaki riski ama talebin dediği gibi bu modeller siyah kuğuları yakalamakta yetersiz kalıyor. Biz küçük yatırımcılar kurumsal devlere kıyasla bu noktada daha hızlı hareket edebiliyoruz bence. Mesela böyle bir risk varsa hemen Liquid'de konusunda çok daha esnek davranabiliyoruz.
İşte Kanada'nın misilleme tarifleri devreye girdiğinde ya da Çin'den beklenmedik bir hamle gördüğümüzde hızlı pozisyon değiştirebilme gibi bir şansımız var. Bunu küçük yatırımcıyı konuştuğumuz podcast'ta da yine anlatmıştım. Ama burada oyun yanılgısına da düşmemek gerekiyor. Piyasaları bir statranç oyunu gibi düşünmek hata olur.
Gerçek hayatta öngörmediğimiz faktörler her zaman devreye girebilir. Trump'ın politikalarına dönersek, bunların McKinley dönemini hatırlattığını özellikle görüyoruz. 1870-1913 arası Amerika'nın en zengin olduğu dönemdi mesela. Ve yüksek tarifelerin uygulandığı da bir dönemdi.
Trump bu modeli modern dünyada yeniden uygulamak istiyor şu anda. Fakat şunu da unutmamak lazım. O dönemde dünya çok farklıydı. küresel tedarik zincirleri bu kadar iç içe geçmemişti, teknoloji bu kadar hızlı değildi ve tabii en önemlisi de finansal piyasalar bu kadar entegre değildi.
Peki tüm bunlar bize ne anlatıyor? Ben şunu söyleyebilirim. Ticaret savaşları tek başına bir siyah kuğu olmayabilir ama siyah kuğu etkisi yaratacak olayları tetikleyebilir. Bu yüzden hem tetikte hem de esnek olmamız gerekiyor.
Bakın bu noktada çok önemli bir ayrıntıya da geliyoruz. Yine teoride geçen medyokristan ve ekstremistan ayrımı normal koşullarda ticaret politikaları hani bu medyokristan dediğim öngörülebilir bir alanda işliyor ama şu anda ekstremistana kayma riski var. Neden? Çünkü artık klasik ticaret müzakereleri yerine Ani kararlar ve Twitter diplomasisi dönemini yaşıyoruz.
Yani Trump'ın bir tweet'i bile piyasaları altüst edebiliyor. Bu da tabii ki konu her ne kadar önceden bilinen, beklenen bir şeyse de öngörülemezlik noktasını artırıyor. siyah kuğu taşıma potansiyelini de haliyle artırıyor. Çünkü bir tweet atıyor birden ve dolayısıyla bunu takip etmek, buna hazır olmak, bunun müzakeresini yapmak oldukça zor bir hale geliyor.
İşin bir başka boyutu da şu, bu ticaret savaşları aslında daha derin bir dönüşümün parçası olabilir. küreselleşmenin doğası değişiyor. Artık sadece mal ticareti değil işte veri akışları ve teknoloji transferi de önemli ve tabii ki tüm bunların işte enflasyonu etkisi de çok önemli. Trump'ın tarifeleri fiyatları yukarı itebilir bu risk var ama asıl risk tedarik zincirlerinin bozulması ve tabii ki bunun yaratacağı sistemik etkiler.
Bu noktada talebin Antikütüphane konseptini hatırlatmak istiyorum. Hani bilmediğimiz şeylerin bildiklerimizden daha önemli olabileceğini unutmamalıyız. Ticaret savaşlarının sonuçları da tam olarak böyle. Sonuç olarak şunu söyleyebilirim.
Ticaret savaşları tek başına bir siyah kuğu olmaktan çok siyah kuğuların ortaya çıkmasını kolaylaştıran bir katalizör olabilir. Bu yüzden de her zamankinden daha dikkatli olmamız gerekiyor. Ve bölüm sonuna da gelirken son bir hatırlatma yine talebin dediği gibi inançlarımızı olasılıklarına göre değil verebilecekleri zarara göre sıralamalıyız. Ticaret savaşlarının potansiyel etkilerini de bu çerçeveden okumalıyız.
Dinlediğiniz için teşekkürler. Bir sonraki bölümde görüşmek üzere hoşçakalın.
Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.