
2.258 kelime · ~11 dk okuma
Size sunulan dünyayla ve sizin dünyaya sunulmuş biçiminizle ilgili gizli bir huzursuzluk. Bu podcasta tıklamış olmanızın sebebi belki de sizin de bu hissi taşıyor olmanız. Herkese selamlar, ben Züleyha. Son zamanlarda algoritmaların hayatımızı nasıl şekillendirdiği üzerine düşünüyorum.
Instagram, Twitter, TikTok, YouTube bizi daha iyi anlamaya çalışan ve bize istediğimizi verdiğini iddia eden yapay zeka sistemleri var. Peki, gerçekten görmek istediklerimizi görüyor muyuz yoksa algoritmaların bizim için belirlediği dünyada mı yaşıyoruz? Bugün özellikle yatırım kararlarımızda algoritmaların etkisini konuşacağız. Eskiden bilgi güçtü derdik ama şimdi bilginin nasıl dağıtıldığı ve kime ulaştırıldığı daha önemli bir hale geldi.
Yani finans dünyasında da algoritmalar yatırımcı psikolojisini ve kararlarını yönlendirir bir hale geldi. Bu durum bazen faydalı, bazen de ciddi riskler yaratıyor. Biraz bunu konuşmak istiyorum. Şimdi sizi 2009 yılına götürmek istiyorum.
Facebook, haber akışı algoritmasını değiştirdi ve insanlar artık içerikleri kronolojik sırayla görmemeye başladı, Facebook'un önemli bulduklarını görmeye başladı. Bu değişiklik, sosyal medyanın sadece bir eğlence platformu olmaktan çıkıp, finansal kararları bile etkileyebilecek bir güce ulaşmasının ilk adımlarından biriydi. Şimdi bir yatırımcı olduğunuzu da düşünün. Twitter'da bir hisse senedi hakkında sürekli olumlu yorumlar görüyorsunuz.
Ama mesela bu şey demek değil, değil mi? O hissenin gerçekten iyi bir yatırım aracı olduğu anlamına gelmiyor. Aslında algoritmalar sizi bir yankı odasına hapsederek hep aynı tür bilgileri görmenizi sağlıyor. Böylece riskleri göz ardı edebilir ve aslında doğru olmayan bir aldıya kapılabilirsiniz.
Cambridge Analytica skandalını da hatırlarsınız. 50 milyon kullanıcının verileri onların psikolojik profillerini çıkararak Amerika seçimlerini manipüle etmek için kullanılmıştı. İşte aynı teknoloji yatırım dünyasında da var. Algoritmalar sizin geçmiş etkileşimlerinize dayanarak neye yatırım yapabileceğinizi tahmin etmeye çalışıyor.
Ama bu tahminler her zaman ne yazık ki doğru olmuyor. Peki sadece sosyal medya üzerinden yatırım kararları alan kaç kişi vardır sizce? Yani şimdi bunu dinlerken yok canım ya sosyal medya üzerinden karar mı alınır diyor olabilirsiniz. Yapılan araştırmalara göre özellikle de kripto para piyasasında yatırımcıların %60'sından fazlası sosyal medya içeriklerine dayanarak karar veriyor.
Memecoin'leri bir düşünün mesela. Özellikle de onlar sosyal medya kültürünün birer ürünleri olduğu için iyi bir örnek bence bu duruma. 2024 yılında çok ciddi yükselişler kaydettiler mesela. 2025'lere hiç fena gitmiyorlar baktığımızda.
Peki, onların alamet-i farikası aslında bu bahsettiğimiz algoritmalarsa mesela, yani çünkü Memecoin'in nihayetinde bir temeli yok ama internet kültürünün bir ürünü. Aslında onu ortaya çıkaran şey, internet kültüründeki bu var olduğu platformdaki algoritma. Belki de bu algı yönetimi ve bu algı yönetiminin sağladığı güç yüzünden TikTok'un mesela şu anda %50'sini satın almak için Microsoft'undan Walmart'ına, Oracle'ına, Perplexit'sine, Elon Musk'ına ve hatta MrBeast'ine kadar sıraya girmiş durumda. Çünkü TikTok'un %50'sini almak önemli bir güç gerçekten durum böyleyken.
Bir de şeyi merak ediyorum. Şu an TikTok, Instagram ve Twitter'da finans içerikleri deli gibi yayılıyor mesela. Yani finans içerikleri de var. Pek çok içerik var ama finans içeriklerinin de çok arttığını görüyoruz.
İşin ilginç tarafı da şu bence, bu içeriklerin çoğu baktığımızda aslında böyle finans uzmanı, analist falan böyle insanlar tarafından üretilmiyor. Yani viral olan bir içeriğin genel anlamda üreticisinin finansla ilgili biri olmaması bence çok tehlikeli bir şey. Yani biri çıkıp, şu hisseden al, kesin yükseliyor diye video çektiğinde algoritma bunu binlerce, hatta milyonlarca kişiye gösterebiliyor. Peki, popüler olmak, o içeriğin milyonlarca kişiye gösterilmesi doğru olduğu anlamına geliyor mu?
Tabii ki de gelmiyor, böyle bir şey yok. Bunun en net örneklerinden biri mesela hatırlarsınız Dogecoin mesela 2021'de Elon Musk'ın birkaç tweet'i ve işte Reddit'de açılan konularla birlikte birden böyle insanların birbirini gaza getirmesiyle de birlikte 24 saat içinde %800 artmıştı. Yani 1000 TL'lik bir Dogecoin'i alan o dönem bir gün sonra bakıp ben zengin oldum diye düşünebilirdi. Ama sonra o yükselişten tabii ki geri çekilmeye başladı kripto varlıkta.
Memecoin zaten biliyorsunuz. İnsanların çoğu zirveden alım yapmış oldu aslında ve fiyat düşünce de büyük zarar ettiler. Çünkü yatırım kararlarını sadece algoritmaların öne çıkardığı içeriklere bakarak almış oldular. İşte bu yüzden de sosyal medyada ne kadar çok finans tavsiyesi görsek de Bunların doğruluğunu her zaman sorgulamak zorundayız.
Yani bir şeyin viral olması onu doğru yapmaz. Hele ki konu yatırım olunca, mutlaka daha fazla araştırmak, uzman görüşlerini dinlemek ve sadece sosyal medyada gördüklerimizle hareket etmemek bence işin önemli kısımlarından biri. Şu an sosyal medya platformları bazı değişiklikler yapmaya başladı. Kullanıcılara içerik filtreleme seçenekleri sunan middleware yazılımları geliştiriyorlar.
Ama bu yeterli mi? Bence değil. Yale Üniversitesi'nden Aşa Rangabbab bu konuyla ilgili bir tespitte bulunmuş. Sosyal medya gerçek bir kent meydanı değil.
Çünkü burada görünürlük algorizmaların belirlediği bir hiyerarşiye bağlı. Finans dünyasında bu daha da tehlikeli. Biz burayı çok özgür bir alan olarak kullanıyoruz çoğu zaman. Çoğu zaman da bunu sağlıyor aslında bir yandan.
Hani hakkında yemiş olmayalım ama... Burası öyle kent meydanı kadar da özgür değil gerçekten. Yani hani algoritmanın öne çıkardığı içerikler oluyor. Bu öne çıkarılan içerikler reklamlarla öne çıkarılmış olabiliyor ya da tamamen o platformun, algoritmasının işleyişine göre öne çıkarılmış olabiliyor.
Misal linkli bir içerik paylaştığında çok güzel bir içerikte olsa diyelim ki çok güzel bir analiz yazdın ve linkle paylaştın, kaynak göstermek istedin. O linkle paylaştığın analiz çok güzel de olsa algoritma bunun çok fazla insana yayılmasını tercih etmiyor diyeyim. Çünkü neden? Sen o linke tıkladığında platformdan çıkabilirsin.
Senin platformdan çıkmanı istemiyor. Senin kendi platformunda kalmanı istiyor. Bu tarz algoritmaların sınırlandırmaları var ve biz bu sınırlamalara uymak durumunda kalıyoruz. Princeton Üniversitesi'nden de Prof.
Arvind Narayana'nın söylediği gibi, online ortamda duyulup duyulmayacağımızı algoritmalar belirliyor. Biz istediğimiz kadar özgür düşünebileceğimizi sanalım, algoritmalar bizim kararlarımızı şekillendiriyor. BBC'nin yaptığı bir araştırma var. Algoritmalar bizim neyle karşılaşacağımızı büyük ölçüde belirliyor mesela.
Biz farkında olmadan neyi konuşacağımızı ve nasıl düşüneceğimizi yönlendiriyorlar. Gerçekten de öyle mesela. Şu anda hatta Instagram'da bu arama butonuna tıkladığında çıkan akış Aslında senin ilgi alanlarınla büyük ölçüde bağlantılı, hatta işte bana o akışını göster, sana kim olduğunu söyleyeyim diye bir durum var. Peki bunu nasıl yapıyorlar?
Biraz bunu konuşmamız gerekiyor. Öncelikle en çok dikkat çeken içerikleri öne çıkarıyorlar. Bu çok normal. Yani sakin ve dengeli bir analiz paylaşan birimi var diyelim ki büyük ihtimalle çok fazla kişiye ulaşmayacak.
Ben bunu tabii ki yatırım dünyası perspektifinden söylüyorum. Pek çok içerik için bunu düşünebilirsiniz. Biri çıkıp bu hisse patlayacak fırsatı kaçırmayın gibi şeyler yazarsa işte o içerik büyük ölçüde büyük bir hızla yayılıyor. Çünkü sansasyonel içerikler daha fazla etkileşim alabiliyor ve algoritmalar da tam olarak bunu seviyor.
Ayrıca sosyal medyada neyle ilgilendiğinizi anladıktan sonra sizi belli bir çemberin içine hapsediyor diyebiliriz aslında. Diyelim ki belirli bir yatırım türüne yönelik içerikler izliyorsunuz, altına yönelik mesela izliyorsunuz, okuyor ya da beğeniyorsunuz mesela. Bir süre sonra sadece o tarz içerikler karşınıza çıkmaya başlıyor. Böylece farklı bakış açılarını görmek sizin için neredeyse imkansız hale gelebiliyor.
Sanki dünyada tek bir doğru varmış gibi hissediyorsunuz ama aslında işin aslı öyle de değil. Daha da ilginç olan şey, bazı içeriklerin doğrudan görünürlüğünün kısıtlanabiliyor olması. Bunu bazen algoritmalar otomatik olarak yapıyor, bazen de platformların ticari ya da politik tercihleri devreye giriyor. Az önce bahsettiğim link örneği gibi mesela.
Eğer yatırım dünyasında belirli bir fikri destekleyen içerikler sürekli öne çıkıyorsa ama tam tersini söyleyenler arka planda kalıyorsa aslında hangi bilgiyi kaçırdığımızı bile biz bilemiyor olabiliyoruz. İşte burası da çok kritik bir nokta bence. Çünkü yatırım kararlarımızı alırken sadece gördüğümüz bilgileri değil, bize gösterilmeyenleri de hesaba katmamız gerek bence. Sosyal medya bize yatırım dünyasının tamamını göstermiyor.
Sadece algoritmaların önemli bulduklarını gösteriyor. bilinçli bir yatırımcı olmak istiyorsak eğer bazen gözümüzün önünde olan bilgiler kadar gözümüzden kaçanlara da dikkat etmeliyiz. Bir başka konu daha var. Yani ne kadar şöyle olmalı, böyle olmalı desek, işte öğütler dizsek de bazen hayat akışında farkında olmuyoruz.
yatırım yaparken hepimiz tamamen mantıklı davrandığımızı düşünüyoruz değil mi? Ama işin aslı aslında pek öyle de değil. Çünkü insanız ve hepimizin kararlarını etkileyen bazı bilinçsiz eğilimleri var. Yani finans dünyasında buna davranışsal önyargılar da deniyor.
Sara Gayaglon'un bir araştırması var bununla ilgili. Yatırımcılar özellikle dört büyük psikolojik yanılgıya sıkça düşüyorlar. Birincisi aşırı özgüven. Yani çoğumuz kendimizi piyasayı yenebilecek kadar akıllı zannediyoruz.
Ben işte bu işin kitabını yazdım, herkes kaybeder ama ben hep kazanırım gibi bir düşünce ne yazık ki var. Ama gerçek aslında şu, hiçbir yatırımcı her zaman kazanamaz. Bunu özellikle dikkat etmemiz gerekiyor. Bazen gerçekten kaybetmemeye çalışmamız gerekiyor.
İkinci önemli nokta kayba duyarlılık. Para kaybetmek istemiyoruz. Bu yüzden bazen elimizdeki hisseleri satamıyor ya da risk alacak cesareti kendimizde bulamıyoruz. Bu ne demek?
Yani hani satmazsam kaybetmiş olmam yani. Satmadıkça hala zararda değilim mantığı aslında. Bu çok var. Finans dünyasında özellikle çok var, yatırım dünyasında.
Küçük bir zarar yazmaktansa umutsuzca böyle bekleyip daha büyük bir kayba uğramayı göze alabiliyoruz. Bu da çok yanlış aslında baktığımızda. Üçüncüsü de, bu arada buna yanlış diyorum ama, burada şöyle bir şey olabilir yani, bir beklentiniz vardır, gerçekten iyi araştırmışsınızdır, bildiğiniz bir şey vardır, ya şu an ben bu kayıpla bu hisseyi satmak istemiyorum der beklersiniz, o ayrı bir konu. Yani bir beklentiniz varsa, bir araştırmanız varsa, bir şeylere dayandırabiliyorsanız, içgüdüsel olmanın da dışında bir şeylere dayanıyorsa, Tamam bunda sorun yok ama bunun dışında bir gün yükselir diye bekliyorsanız muhtemelen yükselmeyecek ben size önden söylemiş olayım.
Üçüncüsü sürü psikolojisi. Çevremizdekiler bir şeye yatırım yapıyorsa biz de hemen onun peşinden gidiyoruz. Herkes alıyorsa vardır bir bildikleri diye düşünüyoruz. İşte bu yüzden de piyasa balonları oluşuyor ve insanlar olmadık şeylere yatırım yapıyor olmadık fiyatlardan.
Dördüncüsü de onay yanlılığı, yani zaten inandığımız şeyleri doğrulayan bilgileri arıyoruz ve tersini söyleyenlere görmezden geliyoruz. İşte bu hisse çok iyi diye düşünüyorsak hep o yönde yorumları okuyup kendimizi haklı çıkarmaya başlıyoruz. Ama belki de gerçekten şu an için kötü bir yatırım. Normalde o hisse çok iyi de olabilir.
Yani mesela Sasa'yı bir düşünün. Çok iyi bir iş alanı, çok niş özellikle. Ama mesela son özellikle 1-2 yıldır Sasa iyi bir yatırım mı? Yatırımcısına iyi bir kazanç sağlayabildi mi?
Hayır. Ama mesela işte bazen bununla ilgili bir eleştiri yaptığımızda hemen bu hisseyi çok sevenler kötü yorumlarda bulunabiliyor. Aslında birazcık daha böyle. Gerçekten sadece o hissenin, o şirketin yaptığı işlerden de bağımsız dönemsel olarak ne durumda olduğunu gözeterek de aslında yatırım yapmamız gerekiyor.
Bu da çok kritik. İşte tüm bu önyargılar yatırım kararlarımızı farkında olmadan etkiliyor ve işin içine yapay zeka işte algoritmalarda girince bu etkiler iyice de güçleniyor. Çünkü algoritmalar bizim geçmişte ilgilendiğimiz şeyleri analiz edip benzer içerikleri karşımıza çıkarmaya devam ediyorlar. Yani farkında olmadan aynı düşünce balonunun içine sıkışıp kalabiliyoruz.
Bu yüzden bilinçli bir yatırımcı olmak istiyorsak kendi psikolojimizi de tanımamız gerekiyor. Çünkü bazen en büyük hata dışarıdaki piyasalarda değil bizim kafamızın içinde oluyor. Ne yazık ki. Peki bu manipülasyona karşı ne yapabiliriz?
Yani algoritmaların bizi yönlendirdiğinin farkına varmak güzel ama bu yetmez. Yani ne yapalım, kapatalım bütün sosyal medya hesaplarımızı. Çünkü evet yönlendiriliyoruz belki, evet manipüle edilebiliyoruz ama bilgi hala çok büyük bir güç ve sosyal medyada o bilginin kaynaklarını da bulabiliyoruz. Yani kötü bir alanda değil, çok fazla potansiyeli var.
Dolayısıyla sosyal medya hesaplarımızı da kapatmak istemeyiz. bilinçli bir yatırımcı olabilmek için sadece bazı adımlar atmamız yeterli olabilir. Öncelikle bilgi kaynaklarımızı çeşitlendirmeliyiz. Yani sadece sosyal medyada gördüklerimize güvenmek tabii ki büyük bir hata.
Bir hisse senede hakkında herkes olumlu konuşuyor olabilir ama bu onun gerçekten iyi bir yatırım olduğu anlamına gelmez. O hissenin bilançosu açıklandığında bunu sadece sosyal medyadan takip etmek zorunda değiliz. Zaten CAP'ta yayınlanıyor bilançosu. Açıp detaylarına biz de bakabiliriz.
Gerçekten böyle mi? Yani mesela bazen SS koyuyorlar, yükselen bir yüzde i koyuyorlar falan. Ama mesela başka bir yerde çok ciddi bir sorun var. Bunu bilmiyor da olabilirler bu arada, belki de kötü niyetli koymuyorlar çünkü çoğu paylaşım yapan da dediğim gibi finans uzmanı değil, bilanço okumayı bile bilmiyor olabilen insanlar var aralarında, birbirlerinden copy-paste yapan insanlar var.
Dolayısıyla hala bilgi gerçekten güç ama doğru kullanırsak açıp biz bakabiliriz, teyit edebiliriz. Akademik makaleler, bağımsız finans platformları, devlet raporları gibi farklı kaynaklardan bilgi edinebiliriz. Bize daha geniş bir perspektif sunar buralar. Şayet bunu yapmaz ve farklı kaynaklardan beslenmezsek aslında sadece algoritmaların bize sunduğu sınırlı bir dünyada hareket etmiş oluruz.
Bunu zaten istemiyoruz. Bir diğer önemli nokta eleştirel düşünmeyi bırakmamak. Yani sosyal medyada bir içerik karşımıza çıktığında bu gerçekten doğru mu? Bu bilginin kaynağı ne?
Bunu yazan kişi ya da kurum bunlardan nasıl bir çıkar sağlayabilir? Gibi soruları bir sormamız gerekiyor. Artık hepimiz şeyin farkındayız. Facebook'ta bir şey anlatılıyorsa mesela bu Facebook bilgisi doğru değil muhtemelen gibi bir yorum yapabiliyoruz.
İşte bunu sosyal medyada, Twitter'da, Facebook'ta, Podcast da belki Spotify'da, YouTube'da da yapmamız gerekiyor. Biri çıkıp bir şey anlattığında, bunu söyleyen kim? Bunu söyleyen kişiden de bağımsız, bu doğru mu gerçekten? Bir de ben bakayım detaylarına diye şöyle bir kollarımızı sıvamamız gerekiyor.
Bir de algoritmaları kendi lehimize kullanmayı öğrenmeliyiz. Yani sosyal medya platformları bizi belli bir kalıba sokmak istese de, Aslında biz de onları yönlendirebiliriz. Örneğin, sadece belli türde içeriklerle etkileşime girersek, zamanla tabii ki bize onları göstermeye başlayacak. Bunu kırmak için farklı görüşleri aktif olarak aramalıyız, farklı uzmanları takip etmeliyiz, alışkanlıklarımızı değiştirmeliyiz ve tabii ki daha bilinçli etkileşimler kurmalıyız.
Gardner'ın yaptığı bir araştırmaya göre Amerikalıların sosyal medyada hayatlarını belgeleme oranı 2020'de %40 iken, 2024'te bu %28'e düşmüş. Buradan da yola çıkarak şu sorguyu tartışıyorlar aslında. İnsanların algoritmaların etkisinden bilinçli olarak uzaklaşmak istediği bir dönemde miyiz artık? Yani kendi kararlarını kendileri vermek isteyen insanlar sosyal medyanın yönlendirdiği dünyadan çıkıp daha bağımsız bilgi kaynaklarına mı yöneliyorlar?
gibi bir tartışma konusu var. Araştırmaya tabii ki saygı duyarım ama bir yandan da benim gözlemim sanki bunun daha da arttığı ama şimdi o Amerika üzerinde yapmış bu araştırmayı ben Türkiye üzerinde bir değerlendirme yapıyorum haliyle. Dolayısıyla farklı demografik yapılar var. O yüzden saygı duyuyorum.
Biz de yatırım kararlarımızı alırken Aynı farkındalığı göstermeliyiz bence. Yani algoritmalar hayatımızın her alanında var ama bizim onları nasıl kullandığımız asıl belirleyici olan şey, eğer biz farkındalığımızı artırırsak algoritmaların bizi yönlendirmesine değil, bizim onlardan faydalanmamıza izin veririz. Teknolojiyi doğru kullanmayı öğrenmek, onu reddetmekten çok daha güçlü bir strateji olabilir. Unutmayın en iyi yatırım aracı hala bilgi ama hangi bilgiyi tükettiğinize de dikkat etmeniz gerekir.
Bir sonraki bölümde görüşmek üzere, hoşçakalın.
Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.