Podcast

Aylık Bin Dolardan 1 Milyona Yolculuk: Bileşik Getiri | Finansal Özgürlük Kulübü #13

Midas Podcast

1 yıl önce
Reklam Alanı (Deneme)

Bölüm Açıklaması

Einstein'ın "dünyanın 8. harikası" olarak tanımladığı bileşik getiri, finans dünyasının belki de en güçlü ama en az anlaşılan kavramlarından biri. Bu bölümde, erken başlamanın gücünü, sabırlı yatırımın önemini ve küçük birikimlerin zaman içinde nasıl devasa servetlere dönüşebileceğini somut örneklerle anlatıyoruz.
Midas uygulamasını indir: https://app.getmidas.com/gmih/mie6gpeu
X (Twitter): https://twitter.com/getmidas
Instagram: https://www.instagram.com/get_midas/
YouTube: https://www.youtube.com/@midasplus
TikTok: https://www.tiktok.com/@midasinkulaklari
Midas'ın Kulakları: https://www.getmidas.com/midasin-kulaklari
Not: Bu içerik, içeriğin yayınlandığı günkü veriler ve haberler baz alınarak hazırlanmıştır. Eğer varsa içerikte geçen hedef fiyat tahminleri, uzman ve analist yorumları bu içeriğin yayınlandığı tarihte geçerlidir. Bu tahmin ve yorumlar zaman içinde değişkenlik gösterebilmektedir. Bu podcast'te yer alan haberler ve haberlerin içerdiği şirketler hakkındaki bilgiler yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Bahsi geçen hisselerdeki; hisse adı, fiyatı ve grafikleri de dahil temsilidir, yatırım tavsiyesi değildir.

Bölüm Transkripti

6.932 kelime · ~35 dk okuma

Herkese merhabalar. Finansal Özgürlük Kulübü'nün yeni bir bölümüne tekrardan hoş geldiniz. Ben İlker ve karşımda Bay Tuzumlu var. Abi merhaba, nasılsın?

Merhabalar, iyiyim. Sen nasılsın? İyiyim ben de. Teşekkür ederim.

İki haftayı geride bıraktık. Tekrar bir aradayız. Bu süreçte de bildiğin gibi hızlı bir şekilde şeyden girmek istedim ben. Amerikan seçimleri gerçekleşmişti zaten ve Trump artık başkanlık koltuğuna oturdu tam anlamıyla.

Transkriptin tamamını oku

İlk günlerini geride bırakmış durumda şu anda. Ve çok ilginç kararlara imza atmaya başladı. Bizimle de birazcık yine konu bağlantılı. Bildiğin gibi tarifelerle ilgili bazı açıklamalar yapmaya başladı.

Ve bunun dışında birkaç tane daha konu var sana soracağım ama sen nasıl düşünüyorsun Trump'ın ilk günlerini şu anda? Valla senin de söylediğin gibi bu aralar ana gündem maddemiz Trump'ın göreve başlaması ve aslında faiz kararları. İlk icraatlarından birisi ABD'de doğan vatandaşlara vatandaşlık hakkı getiren uygulamayı sonlandırması oldu. Ben de aynı şeyi sana söyleyecektim.

Evet yani çok şaşırttı beni. Anayasaya aykırı bir uygulamaymış aslında bu. Ama bakalım nasıl olacak? Yani ilk olarak sanırım göçmenlik konularına eğilecek.

Ardından da senin de bahsettiğin gibi tarifelere yoğunlaşacaktır diye düşünüyorum. Geçen bölümde konuşmuştuk aslında. Fed'in bu dot plot dediğimiz tahminlerinde 2025 için tek faiz indirimi fiyatlanıyordu. Bu son günlerde biraz tersine döndü.

Bilmiyorum takip ediyor musun? Yani birazcık faiz indirimlerin sayısının artacağını öngörüyorlar. 10 yıllıklarda Trump göreve geldikten sonra bayağı bir geri çekildi. Yani 4.5 seviyelerine geldi şu anda.

Bugün bu yayını çektiğimiz gün itibariyle. Yani bilmiyorum Trump göreve gelmeden önce yüksekti faizler. Tekrar düşmeye başladı. Birazcık böyle gerilim azalıyor mu?

Beklentisi yarattı. Bekleyip göreceğiz diye düşünüyorum. Sen ne düşünüyorsun? Ya ben iki tane karar bekliyordum Trump'tan.

İkisi de gelmedi tabii. Bir tanesi şey Russ Olberg'in serbest bırakılması. O kararı vermedi. Diğeri de onun sözünü vermişti.

Yani birinci günden serbest bırakacağız demişti. ikincisi işte tabii ki stratejik bitcoin rezerve kararnamesi o da gelmedi onun daha gelmemesi normal görüyorum ben bir süreç olacağını düşünüyorum zaten şu anda da belli başlı adımlar atıyorlar ama o herhalde bir süreç olacak fakat bu yıl 2025 yılında artık bu Bitcoin'in bir rezerv para birimi olarak veya hatta şey olarak en azından ülkelerin kendini aynı altın topladığı gibi Bitcoin toplamaya başladığı yıl şeklinde göreceğiz diye tahmin ediyorum 2025 yılının bunun ilk adımlarını izleyeceğiz ve bu bence Amerika'dan başlayarak başka başka yerlere de yayılacak diye ümit ediyorum en azından öyle söyleyebilirim. Tabii bunun dışında senin dediğin gibi tahvil faizleri çok çok önemli bir nokta. Oradan zaten birazcık aslında şeyi takip ediyoruz.

Yani şu anda bir krize doğru mu gidiyoruz piyasalar anlamında yoksa soğuma mı gerçekleşiyor? Onu birazcık zaten tamamına mı ile oradan takip edebiliyoruz. Ben de yakından takip etmeye çalışıyorum. Yani bilmiyorum şey konusu Trump'ın bir de tabii ki özellikle Meksika'ya, Kanada'ya hemen söyledi zaten bunları vergileri yükselteceğiz şeklinde söylemleri oldu. 1 Şubat variyle yüzde 25'e çıkartacağız dedi Meksika'ya olan vergileri.

Yüzde 25 arttıracağız dedi. Bakalım. Kanada'yı da almak istiyor. Kendine bir eyalet olarak katmak istiyorlar.

Grönland'ı falan da katmak istiyorlar. İşte Meksika körfezini o körfezi Panama'yı falan almak istiyor tekrar. Yani şey gibi monopoli oynuyor gibi biraz fantastik hedefleri var biraz çok fantastik hedefleri var yani monopoli masasında oturmuş gibi şu anda böyle nereye alsam nereye şey yapsam gibisinden ve bunların bize nasıl çıktılar olacak inan ben de pek bir fikrim yok açıkçası merakla bekliyorum neler olacağını Aslında biz hep böyle geçmiş yıllarda globalden etkilenmedik. Böyle kendi krizlerimizi yaşadık.

Kendi iç karışıklıklarımız içinde boğulduk. Yani bu işte 2023 yılına itibaren birazcık globalde paralel gitmeye başladık. Biraz da içeriden bahsederim istersen. Yani Türkiye Merkez Bankası neler yapıyor?

Risk iştahı artıyor mu, azalıyor mu? Borsa tarafı nasıl gidecek? Sen ne düşünüyorsun borsa konusunda? ya ben şeyleri bu yıl özellikle şeyleri çok sıkı not aldım birçok kurumun raporlarını not aldım ama ondan önce istersen şeyden başlayalım yani para politikalarından biraz konuşabiliriz sanırım onu sormak istiyorsun sen de yani benim tahminim zaten benim tahminim değil bu bütün piyasanın tahmini belirli bir faiz indirim döngüsüne artık başladığımız ve Bu yıl bildiğin gibi bir de 8 tane toplantı yapılacak.

Yani şeyde aşağı yukarı hani matematiksel olarak neler yapılabileceği, yıl sonunda hangi noktaya gidebileceğimiz aşağı yukarı tabii çok büyük bir değişim olmazsa belli gibi görünüyor. Yavaş yavaş yani her toplantıda olmasa bile faiz indirim döngüsünün başladığını söyleyebiliriz. Bunun çıktısının ama nasıl bir bizim adımıza sonuç yaratacağıyla ilgili inan benim pek bir fikrim yok yani. Senin bu konuda bir fikrin varsa seni dinlemek isterim.

Yani açıkçası ocakta, ocak enflasyonu biraz bence önemli burada. Çünkü ocak enflasyonu %4'ün üzerinde bekleniyor. Yani bu asgari ücret zammı olsun, diğer artan fiyatlar olsun. Bundan dolayı ocak enflasyonu %4 ile 5 arası bir şey bekleniyor.

Bu tabii baz yetkisiyle yine düşmeye devam edecek enflasyon ama bence %35'ler seviyesinde böyle bir katılık yaşayacağız diye düşünüyorum. Yani %35'in altına inmekte zorlanacağız enflasyonda. Burada işte bu katılığı aşabilirsek, o %35 civarındaki katılığı bence önümüz açık diye umuyorum. Bunun için de 2025'te bence daha fazla tasarruf, daha fazla maliye politikalarında daha etkin yöntemler gerekiyor bence.

Devletin de birazcık kamu harcamalarının kısması gerekiyor diye düşünüyorum. Buna pek yanaşmıyorlar ama 2025'te eğer buradan destek gelmezse yüzde dediğim gibi 30-35'ler civarında bir katılık olacak. Merkez Bankası'nın yıl sonra beklentisi yüzde 21 değiştirmedi. Yani yüzde 21 bence çok eğer bu politikalar devam ederse yüzde 21'e ulaşmamız biraz uzun sürecek gibi hissediyorum ben.

Benim beklentim bu şekilde. Peki araya bir soru sıkıştırayım hemen bak şimdi aklıma geldi bu soru konuşmamıştık daha önce ama senin acaba buna nasıl bir cevap vereceksin ya da dinleyiciler bu konuda ne düşünüyor merak ettimden şunu sormak istiyorum. Sana da özellikle senin fikrini merak ettimden sormak istiyorum. Şimdi bizim şu anda yıllık enflasyonumuz bildiğin gibi yüzde kırk dört işte yüzde kırk iki şu anda bu seviyelerde ve işte bunun bir patikayla yıl sonunda yüzde otuzlara belki hatta mümkünse daha da aşağısına indirilmesi beklentisindeyiz biz şu anda.

Sen şimdi Ocak enflasyonundan bahsettin. Biraz yüksek bekliyoruz Ocak enflasyonu şeklinde konuştun. Ben burada şunu sormak istiyorum. Bazen kendimizi Arjantin'de karşılaştırabiliyoruz ülke olarak.

Yani ekonomik durumumuz olarak şu anda en azından karşılaştırabiliyoruz. Arjantin'de de şu an yıllık enflasyon %117 seviyesinde kapattılar yanlış hatırlamıyorsam yıllığı. Evet. Şunu sormak istiyorum sana.

tekhanelere değil ama en azından böyle %20'li rakamlara belki, senin o biraz önce verdiğin hedef gibi mesela %21, o tip rakamlara Arjantin mi daha erken ulaşır yoksa Türkiye mi daha erken ulaşır? Bunu bir sormak istedim sana. Açıkçası Arjantin'in iç piyasasını çok takip etmiyorum. Sen şimdi yatırımlarında olduğu için biraz daha yakından takip ediyorsun sanırım.

Açıkçası benim bir fikrim yok. Yani 2026 yılı içerisinde ben %20'lere düşeceğimizi düşünüyorum. Yani %20'lerin başlarına diyeyim. 2025 yılı içerisinde pek beklemiyorum açıkçası 2020'lere düşmelerini.

Ama Arjantin ne kadar hızlı düşürebilir bu enflasyonu? Ya da Arjantin'in enflasyon açıklamaları ne kadar güvenilirdi? Bizimkiler ne kadar güvenilir? Açıkçası fikrim yok.

Yani devlet kurumlarının ne kadar iyi çalıştığını da bilmiyorum. Ondan dolayı net bir şey söylemem doğru olmaz ama ben Türkiye için 2026 yılı içerisinde bekliyorum 20'lere düşmemizi. Yani en azından 2021 civarına düşmemizi 2026 için de bekliyorum. Arjantin için senin fikrini alayım o zaman.

Bu biraz karmaşık bir soru. O yüzden aslında sana da sormak istedim. Yani şöyle bizim iki katımız bir enflasyon var orada şu anda ve daha da zaten çok daha yüksekti. Yıllık yüzde binlerin üzerinde falan yüzde yüzün üzeri aslında hiper enflasyon olarak düşünmek lazım.

Bence tüketimi ne kadar hızlı kısabilirsin? Yani ülkemizde tüketimi o kadar fazla hızlı kısmak istemiyorlar diye düşünüyorum ben. Çünkü tüketimi çok fazla hızlı kısarsa bu sefer de ülkenin büyümemesi riski var. Burada siyasi ilişkiler devreye giriyor.

Yani seçim devreye giriyor vesaire vesaire. Yani birazcık dallı budaklı bir kavram. O yüzden yani tüketimi çok sert kısmadan yapabilecekleri bence en iyi işi yapıyorlar şu an Merkez Bankası olarak öyle düşünüyorum ben. Dinleyiciler de bir bunu bence bir düşünsünler.

Yani şey için sordum. Oradaki ekonomi politikalarıyla bizim ekonomi politikaları hiç birbirine benzemiyor. Fakat aynı bir sarmalın içerisindeyiz. İki ülkenin de hissettiği benzer bir şey var ve ben kurumların da benzer şekilde aslında çalıştığını düşünüyorum.

İki ülkede de o anlamda bazı benzerlikler kuruyorum. Tabii MİLE'yle birlikte bu birazcık daha değişti gibi görünüyor. şey anlamında zaten bunu sormak istiyorum yani bu değişim bu onların yaptığı bu çılgınca değişimler acaba bizden daha mı hızlı sonuç veriyor yani onlar bizden daha mı erken enflasyonu çözebilirler bilemeyiz ama ben de aslında net bir cevabım yok bu sordum soruya hem senin fikrini merak ettiğim için hem de dinleyiciler bu konuda biraz düşünsün diye böyle bir soru sokmak istedim araya. Evet, istersen yavaş yavaş girelim konumuza.

Bugün bileşik getiriden bahsedeceğiz. Yani bileşik getirinin temel mantığı ya da bileşik getirinin mucizevi doğası diyelim yani. Ondan bahsedeceğiz. Bu podcast'ı takip eden pek çok kişi işte temel finans kavramlarına aşina aslında.

İşte faiz, enflasyon, risk getiri gibi terimleri günlük hayatta da sık sık kullanıyoruz. Ancak içlerinde öyle bir kavram var ki çoğu zaman yeterince anlaşılmıyor. Ama doğru uygulandığı takdirde Neredeyse böyle magic dediğimiz sihirli sonuçlar doğurabiliyor. Bunun ismi bileşik getiri.

Hangi yaşta olursak olalım, etrafımıza duyuyoruz. Sen de duyuyorsundur. Keşke daha erken başlasaydım. Yani çoğu kişi işte bileşik getiriyi çok geç keşfediyor.

Bu yüzden yıllar sonra pişmanlık yaşayabiliyor. En iyi zaman işte 20 yıl öncesiydi. İkincisi, ikinci en iyi zaman ise bugündür diye bir atasözü var. Bu her şeye uyarlanabilir aslında.

Bu bileşik yeteri için de geçerli. İşte sabır, kararlılık ve işte belli bir stratejiyle atılan adımlar, 10-15 yıl sonra bence büyük farklar yaratabiliyor. Bunu kendimizden görüyoruz zaten. Şimdi bileşik yeterinin temel mantığını anlatmak istersek, üstel büyüme mantığına dayanıyor.

Elde ettiğiniz kar ya da faiz diyebiliriz buna. Ek bir ana para muamelesi görüyor bir sonraki dönemlerde. Örneğin ilk yıl elinize belli bir miktar para var. Buna 10 bin dolar diyelim.

Yüzde 8 getiri hedefliyorsunuz. İlk yılın sonunda yüzde 8 getiriyle ana paranız 10 bin 800 dolara ulaşıyor. İkinci yılın sonunda ise 10 bin 800 doların üzerine yüzde 8 kazandığınız için 11.664 dolara ulaşıyor yani 864 dolar kazanıyorsunuz ikinci yıl.

Her yıl bu şekilde devam ediyor ve 15-20-30 yıl sonra hayal bile edemeyeceğiniz noktaya ulaşabiliyorsunuz. Ünlü yatarımcılar da tabi birleşik getirinin mucizevi doğasına atıfta bulunmuşlar. En büyük örneği, birazdan da bahsederiz zaten Warren Buffett'ın portföyünün ne kadar hızlı büyüdüğünden. Warren Buffett demiş ki, zengin olmak zaman ister, piyasada uzun süre kalmak en büyük avantajdır.

Demiş yani, yeterince uzun yaşarsanız zaten, aptalca hareketler yapmazsanız zengin olmanız kaçınılmazdır demeye çalışmış. İşte Ben Graham, Peter Lynch... Burton Malkiel gibi yatırımcılar da uzun vadeli yatırım artı bileşik getiriyi anlarsak hayal bile edemeyeceğiniz seviyeye ulaşmak mümkündür demişler. Burada birazcık da şeyden bahsetmek istiyorum ben.

Bileşik getirinin yanında bileşik borç kavramı. Yani ikisi mesela birbirine aslında benzer kavramlar ama bileşik getiri pozitif yönde işlerken bileşik borç da negatif yönde işleyebiliyor. Einstein'a atfedilen bir söz var ama ben Einstein'ın olduğunu pek düşünmüyorum. Birleşik Getiri dünyanın sekizinci harikasıdır diyor.

Bu aslında şey anlamına geliyor. Birleşik Getiri'nin etkisini anlayan bundan yararlanır. Anlamayan ise bedelini öder anlamına geliyor aslında. Şimdi herkes yeni mezun olan bir öğrenciyi düşünelim.

İşte yüksek kredi kartı faizleri, öğrenci kredisi, konut kredisi vs. Bunun gibi borçlar birleşik olarak artabiliyor aslında. Tam tersi bir etki ortaya çıkabiliyor. Yani borçlar da birleşik şekilde büyüyor.

Bu sefer dünyanın sekizinci harikası bireyin aleyhine çalışıyor. Burada çıkarılabilecek ders ne olabilir? Bileşik getiriyi bir an önce aleyhimize çalışmaktan kurtarıp lehimize çevirmemiz gerekiyor. Bunun için de yüksek faizli borçlardan kurtulmalıyız diye düşünüyorum.

Senin bileşik borç ve bileşik getiri konusunda tecrübelerin muhakkak ki vardır. Seni de dinlemek isterim burada. şey galiba Arşimet söylemişti, şey demişti, bana işte yeterince uzun bir sopa verin, dünyayı yerinden oynatayım demişti. Yani bu da mesela bana göre bir bileşik hani etkinin sonuçlarını anlatan çok çok önemli sözlerden fizik kanunlarından bir tanesini anlatıyor hatta bu söz.

Şöyle ben olaya şu şekilde bakıyorum o senin ilk giriş yaptığın nokta yani burada temel bazı noktalar var. Warren Buffett'dan da örnek zaten ileride Warren Buffett'ı biraz daha fazla konuşuruz sanırım ama o mesela eşine şeyi söylüyor herhalde 50'lerde 60'larda galiba eşine diyor ki ya biz diyor ileride onu fark ediyor, diyor ki ileride çok çok zengin olacağız diyor. Bu sırada ama bir evleri falan bile yok yani bunu söylediğinde. Daha belki birkaç yüz bin dolar, bir milyon dolara belki yani bile yaklaşmamış durumda.

Eşi de galiba onu bir anısında ben bunu bir başka birinin ağzından anlatılan şekilde, anı şeklinde dinlemiştim. Eşi de şaşırıyor yani bizim daha bir evimiz bile yok. Nasıl olacak bu diyor ama o çok küçük yaşlarda işte bu bileşik getirinin nasıl çalıştığını ve işin mantığını anlamış olduğundan dolayı aslında bu sözü söylüyor ve şu işte o arşivetten de zaten o yüzden girmek istedim. Bu dünyayı yerinden oynatacak kadar işte o uzun sopa bizim için de bileşik getiri olarak düşündüğümüzde biraz önce senin bahsettiğin gibi uzun süre olarak düşünebiliriz biz de bunu zaman olarak düşünebiliriz.

İki tane ben temel nokta olduğunu düşünüyorum burada. Bir tanesi zaman. Ne kadar süre bu bileşik getiriyi çalıştırmaya devam ettiğimiz süre boyu zaman çok önemli. İkincisi de ne kadar bir bileşik getiri yıllık yarattığımız yani yıllıklandırılmış şekilde ne kadar bir büyüme portföylerde yarattığımız.

Bu ikisi kritik nokta ve ben de şunu söylüyorum Arşimet'in sözü üzerinde bana yıllıklandırılmış olarak dolar bazında %10'un üzerinde bir getiri oranı ve yeterince uzun bir zaman sunun, size büyük bir servet vereyim ben de." diyorum ben de. Yani bu şekilde bakıyorum ben olaya. Bu bir kar topu etkisi yaratıyor.

Diğer senin bahsettiğin konu o borçlanmanın birleşik etkisi ise bu sefer kar topunun tam tersini düşünelim. Üstümüze bir çığın geldiğini hayal edebiliriz belki. Onu da aynı o şekilde görüyorum ben. Bilmiyorum sen neler düşünüyorsun bu konuda?

Yıllıklandırılmış %10 real mi yoksa nominal mi? Nominal fark etmez. O zaman işimiz kolay. S&P 500'ü yatırıyoruz.

1928'den beri S&P 500'ün ortalama getirisi yaklaşık %10 civarı. O zaman işimiz kolay. Şimdi sana birazdan bir örnek vereceğim. Bunu daha önce konuşmuştuk zaten seninle de.

Yeri geldiğinde o örneği de vereceğim. Tamam olur. Burada sen şeyden bahsettin biraz önce. Bileşik getiriyi ne kadar uzun süre çalıştırırsak o kadar bizim için avantaj dedin.

Ben de buna kesinlikle katılıyorum. Yani erken başlamak bu açıdan çok avantajlı. 20'li yaşlarda birikim yapmaya başlayan birisi, 30'lu yaşlarda başlayana kıyasla muazzam bir avantaj elde ediyor. Çünkü bileşik getiride esas sıçramalar Uzun süre bekleme sonucunda ortaya çıkıyor.

Buna işte bileşik getirinin kıvrımlı doğası deniyor aslında. Curvy İngilizcesi. S-curve gibi çalışıyor aslında birazcık. Evet, S-curve gibi çalışıyor.

Yani birazcık böyle yukarı doğru kıvrılıyor belli bir süre sonra. Buna bir örnek vermek istiyorum ben. Dinleyicilerin aklında bir mantık oluşturması açısında. Birinci senaryoda bir yatırımcı düşünelim.

Erken başladı, 25 yaşında bu yatırımcı. Ve her ay 1000 dolar tasarruf ediyor. Bunu %8 getirisi, real getirisi olan bir endeks fonuna yatırıyor. Hedef süremiz emeklilik olarak düşünelim bunu, 55 yaş olsun.

30 yılın sonunda bu yatırımcımız 1 milyon doların üzeri bir portföye sahip oluyor. Her ay 1000 dolar biriktirerek. İkinci yatırımcı olsun, bu birazcık böyle hovarda. 20'li yaşlarında geziyor, tozuyor, pek para biriktirmiyor.

35 yaşında arkadaşının ne kadar çok para biriktirdiğini görüyor ve o da ondan özeniyor, tekrar yatırım yapmaya başlıyor. 35 yaşında aynı yatırım yapmaya başladığında, Ayrık %50 daha fazla para biriktirse bile, yani 1500 dolar bile biriktirse, arkadaşıyla aynı yaşa geldiğinde portföyü 850 bin dolar oluyor sadece. Yani burada ikisi arasındaki en büyük fark... Bir buçuk katı daha fazla biriktiriyor ve ona rağmen bile şeyi yakalayamıyor, arkadaşını yakalayamıyor.

Evet, yani burada en büyük fark aradaki birinci yatırımcının ekstra 10 yıllık birleşik getiriyi kaçırmamış olması aslında. Bu da erken başlamanın avantajını bizler için gözler önüne seriyor. Bunun birkaç farklı örneğini de verebiliriz yani. İşte 10 yıl yatırım yapıp, hiç parasını bir şekilde sabit tutup, 10 yıldan sonra tasarruf etmeyip, sadece piyasaya bırakıp, 65 yaşında, 40 yaşında başlayana göre çok daha yüksek seviyede ulaşan örnekler vesaire de var.

Yani burada önemli olan erken başlamak ve düzenli olarak birikim yapmak bence. Sen mesela erken başlamanın avantajı konusunda bir şeyler söylemek ister misin? Şu tabii ki burada, şu da çok önemli. Şimdi dinleyenlerin bir kısmı belki şöyle düşünebilir.

Ben de bunu en başlarda bazen düşünebiliyordum ama onunla da ilgili zaten bir örnek vereceğim. Yani senin verdiğin örnekte şunu düşünebilir insanlar diyebilir ki, 18 yaşında birini düşünelim şimdi ki çok fazla böyle şu zamanlarda ben çok genç görüyorum. Bu tarz sorular soran, bu konularla ilgilenen, finansal bağımsızlığını kazanmak isteyen genç çok fazla kişi görüyorum ve çok seviniyorum buna. 18-20 yaş aralığında çok ciddi bir kitle olduğunu söyleyebilirim.

Onlar şunu düşünebilir. Büyük ihtimalle çok yüksek bir gelirleri yok veya hatta belki hiç gelirleri olmayabilir. Çok çok düşük bir gelirleri olabilir. diyebilirler ki ya biz hani ayda şu anda örnek olarak atıyorum hani 5000 TL ya da belki bu kadar bile değil 2000 TL kenara atsak şu anda ne olur ki diye bile düşünüyor olabilirler.

Hani sen biraz önce o küçük rakamların aslında zamanla nelere dönüştüğünün örneğini iki kişiyi karşılaştırarak verdin orada ama Böyle düşünmeleri bence kesinlikle yanlış. Örnek olarak vermek gerekirse, şimdi bundan bir 10 yıl geriye, 10 yıldan fazla hatta geriye gidelim, 12-13 yıldan fazla. Ben de ilk yatırım yapmaya başladığımda, ilk üniversiteden mezun olduktan sonra iş hayatına atıldığımda bir yeni bir mühendis olarak çok şey bir maaşım vardı yani bugünkü rakama onu ne kadar çevirebiliriz emin değilim ama işte bin beş yüz iki bin TL'ye yakın bir maaş alıyordum bak iki bin on iki yılının en başında iki bin on bir sonunda hatta herhalde ve ayda iki tane cumhuriyet altını biriktiriyordum. Şey demiyordum yani hiç ya ben bu işte ne olacak ki demiyordum.

Ne kadar alıyordum cumhuriyet altınlarını? Tanesini 560-580 liralardan almaya başladım. İki tane ayda cumhuriyet altını alıyordum. İlk mezun olan bir kişi olarak, yeni iş hayatına atılmış bir kişi olarak.

Bugün baktığımızda bu birikim neye denk geliyor? Bir tane Cumhuriyeti altını galiba 20.000 TL'nin üzerinde diye tahmin ediyorum şu anda. Altınla da eskisi kadar ilgilenmedim için fiyatları çok da takip etmiyorum aslında ama o civarda bir şey.

Yani yeni bir mezunun 40.000 TL'nin üzerinde şu anda birikim yaptığını varsayalım. Bu pek mümkün görünmüyor. Bileşik etki bu aslında.

O yüzden ne kadar erken başlarsanız, gelecekte o geçmişte yaptığınız birikimler size o kadar büyük avantajlar sağlayacak. Bu çok çok önemli bir konu. Erken başlamak ki benim açımdan düşündüğümüzde, ben biraz da geç kalıyorum aslında. Keşke 18 yaşında başlamış olsaydım.

Benim 23-24 yaşlarını bulduğu, iş hayatına atılmam 22 yaşlarından sonra oldu. Daha da erken başlanabilir ve daha da küçük paralarla bile başlanabilir. Yani burada miktar hiçbir zaman için sizi korkutmasın veya önemli gibi görünmesin. Önemli olan zaman, miktar değil.

Ve zamanla birlikte şey, yani zamanın üzerine bu birikiminizi büyütme hızınız, getirim iktidarınız, bu ikisi. Bilmiyorum, sen katılıyor musun? Yani yeni mezunların bu işten uzaklaşmalarının ya da böyle sıcak bakamamalarının sebebi, birinci sebebi bileşik getiri uzun vadede çalışıyor. Yani ilk yıllarda grafik böyle neredeyse düz bir çizgiye benziyor.

Öncelikle ilk 3-4 yılda çünkü ana paranız düşük olduğu için yıllık kazançlarınız da düşük kalıyor. Örnek veriyorum, 10 bin dolarlık bir portföy ile başlıyorsanız, yıllık 800 dolar kazanmanız grafikte böyle sanki küçük bir çentik gibi görünüyor, bir sıçrama yaratmıyor. Yatırım süresi ilerledikçe 2. 10 yıl, 3.

10 yılda grafik yukarı doğru bükülüyor. Biraz önce de bahsettik zaten. Charlie Munger'da bunu aslında çok iyi özetlemiş. Bir alıntı yapmak istiyorum.

Çoğu kişi biliyor gerçi de. İlk 100.000 çok zordur ama bunu yapmak zorundasınız. Her yere yürüyerek mi gidersiniz yoksa kuponlarla alınan şeyleri mi yersiniz umurumda değil.

İlk 100.000 doları biriktirmek için bir yol bulun. Ondan sonra ayağınızı gazdan biraz çekebilirsiniz diyor ama sadece biraz. Yüksek bir tepenin üzerinden başlarsanız bunun çok faydasını görürsünüz.

Uzun bir hayat sürmek de çok yardımcı olur diyor. Yani Charlie Munger bile bunu dediğine göre yani bizim Türkiye'ye bunu uyarlarsak 100 bin dolar tabii ki yüksek bir rakam bizim için ama bunu mesela 10 bin dolar olarak düşünebilirsiniz. 10 bin dolara biriktirmek için bir yol bulmamız gerekiyor öncelikle. Yani yine tasarrufun önemine dair bence şu vereceğim örnek dinleyicilerin kafasında bir şimşek çaktıracaktır.

Yılda 10 bin dolar tasarruf ettiğimizi düşünelim ve %7 civarında bir real getirimiz olsun. 100 bin dolara ulaşmamız 8 yıl sürüyor bu şartlar altında. 2. 100.000 dolara ulaşmamız yalnızca 5 yıl sürüyor.

3. 100.000 dolar 3.8 yıl sürüyor.

10. 100.000 dolar ise sadece 1 yıl sürüyor. Yani burada ilk yıllarda tasarruflar toplam portföyümüzün büyümesinin 180'inden sorumluyken, 10 yılın sonunda ise sadece %10-15'inden sorumlu oluyor.

Yatırım getirileri özellikle 5-6 yıldan sonra çok daha önemli hale geliyor. Yani kişiler böyle yok ben borsa konusunda bilgi sahibi değilim ya da ben yatırım yapmayı bilmiyorum demesinler. En kötü ihtimal ne yapsınlar? Senin yaptığını yapsınlar, altın alsınlar.

Yani çalışma hayatlarının başlangıcında diyelim. Çünkü uzun vadede tabii ki altında büyük bir real getirisi yok ama en azından paranızı enflasyona karşı korumuş oluyorsunuz altın alarak. Yani en azından Altında bir de şöyle bir şey var bak o araya gireyim mi orada şu yüzden aslında ben altında yani zaten farkına varmıştım biraz hani benim paramı korumamın hani yöntemi galiba altın diye o zaman işte o para sistemini falan düşünmek oradan falan farkına varmıştım hani böyle bir şey yapmam gerektiğinin şu hoş bir duygu altında yani şimdi biz tabii ki yüksek oranda hisse senetleri ve şirketlerle ortaklıklar kuruyoruz ama Bir keseye doldurduğunuz o işte gram altın veya çeyrek altın artık neyse onu alıp böyle elinde bir sallamak bir şıkırdatmak bu duyguyu yani ben hoşuma giden bir duygu açıkçası o zamanlar böyle ara sıra açardım kesemi içine bakardım işte sayardım çıkartırdım tekrar tekrar koyardım.

Aynen aynen öyle şey yapardım ama ben hep cumhuriyet alırdım. Cumhuriyet altını alırdım hep. Hem dolu dolu yani tuttuğun zaman böyle elinde şey hissediyorsun. Gerçekten bir hissiyatı var onun.

O hoş bir duygu. O yüzden hani belki altını tercih etmek isteyebilir. Ben birikimi en azından size anlatabiliyor ve şu çok önemli bence biraz önce konuştuğumuz gibi işte hani büyük küçük bence hiçbir şeyi yok yani gram altında bile başlanabilir şu anda veya başka her altında değil sadece ben onu sadece fiziksel olarak onun verdiği bir haz duygusu var o hissettiğimden dolayı ben o örneği kullanıyorum başka bir şey de olabilir küçük büyük fark etmez önemli olan en erken zamanda ve en yani o biraz önce senin verdiğin örnek gibi o bir ağaç dikmek için en iyi zaman 20 yıl önceydi yani keşke 20 yıl önce şuraya bir ağaç dikseydik de gölgesinde şimdi otursaydık deriz. Ama bu sözü söylediğiniz anda ikinci en iyi zamanda işte o an, şu an yani o.

Bu bence çok çok önemli bir nokta. O kısmı herkes yani geç kaldım diye hiçbir zaman düşünmemeli. Tabii olabildiğince de erken bileşik getirinin etkisini görmek için erken başlamalı olabildiğince. Ama şu da yanlış değil.

Yani 30-35 yaşlarına kadar gelmiş, belki hiç birikim yapmamış veya çok az birikimi olan insanlar için de bence çok geç değil. Hayatımız, artık beklenen yaşam süremiz 80'li küsurlu yıllara kadar uzadı. O yüzden bu kadar zamana yakın, hani bir önünde daha 50-60 yıl olduğunu varsayarsak, 30 yaşlarında bir kişinin, o anda bile başlamak hiçbir zaman için geç değil. En azından çocuklarınıza çok çok önemli bir birikim bırakabilirsiniz birleşik etkiyle birlikte.

araya bunları sokmak istedim. Katılıyorum. Yani katılım olarak mümkün değil söylediğine. Burada bence sıkıntı şurada doğuyor.

Birinci sıkıntı beni biraz önce bahsettiğim sıkıntı. Yani kişiler böyle ilk başladıklarında bunun bir real etkisini çok fazla göremiyorlar. İkincisi ise bence psikolojik etkenler. Yani işte piyasanın çok iniş çıkışlı hareket etmesi, işte piyasa dalgalanması.

Bundan istersen biraz bahsedelim. Yani birleşik getiri hesabı yaparken hep şeyi biraz önce de senin verdiğin örnekler de aynı şekilde. İşte şu kadar yıllık getirimi olsa şu kadar uzun vadede şu kadar getiri elde ederiz diyoruz. Burada kullanılan rakamlar aslında şey değil yani bizim uydurduğumuz rakamlar değil.

S&P 500'ün 1928 yılından beri olan getirisi yaklaşık %10 civarında. Bunun %2-3 civarında enflasyon düştükten sonra %7-8 gibi bir real getiriyi elde ulaşıyoruz. Tabii bu şu demek değil yani her yıl yüzde on kazanıyorum ben yüzde on yüzde on yüzde on artıyor param gibi değil. Kimi yıllar yüzde otuz oluyor artış yüzde kırk oluyor.

Kimi yıllarda yüzde elli düşebiliyor bazen borsa. Önemli olan trendin yukarı olması yukarı yönlü olması ve uzun döneme yaydığımızda bu yüzde on rakamının ortaya çıkıyor olması. Araya şeyi sokayım o zaman. Şimdi şeyi konuştuk yani zaman çok çok önemli.

Sen de erken yaşta zaten bir kime ve yatırıma başlamış. Bana göre erken yine yani Türkiye şartlarına göre erken yaşlar bizim hani şeylerimiz bence. Sana şeyi sormak istiyorum. Şimdi bu zaman önemli tamam.

İkincisi de dedik ki hani işte yıllıklandırılmış şekilde bileşik büyümenin hani miktarı. Yüzdesel birimi de önemli bir etken dedik. Senin ortalaman nedir bu uzun vadede yıllıklandırılmış? Çok güzel sordun hemen bakmam lazım.

Yani ortalama hatırlamıyorum. Yok sen bunu paylaşıyorsun diye sordum ben de zaten birkaç kez hani şeylerinde de blog postlarında da paylaşıyorsun yanlış hatırlamıyorsam. Yani ortalama şey diyorsun değil mi? Yatırım hayatımın başlangıcından beri olan yıllık ortalama birleşik yetiminden bahsediyoruz.

Tahmini belki tamamının belki hesabını yapmamışsındır ama. Dosyama bakmam lazım hemen bakıyorum. Ben söyleyeyim o zaman şöyle sen o dosyana bakarken ben araya gireyim o zaman. %10 ve çok çok uzun bir vade yeterli diyoruz.

Benim yıllıklandırılmış ortalamam dolar bazında %52, %53 seviyelerinde şu anda ve mütemazı kalmalıyız. Elbette %10 bence çok çok önemli bir rakam ama şunun da farkına varmalıyız. Bu %10 minimum bar olarak düşünüyorum ben bunu. Bunun üzerine eklediğimiz en küçük birimler bile yani %10'u %15'e çıkarttığınız mesela anda işler astronomik ölçüde değişiyor uzun vadede.

Astronomik ölçüde değişiyor. Bunun hesabını herkes kendisi adına yapabilir. Bu %10'un üzerine %30'lara mesela yaklaştığınızda, şimdi %5'lik bir fark bile astronomik şekilde değiştiriyor dedim ya, %30'lara yaklaştığınızda hayal bile edemeyeceğiniz bir noktaya sizi götürebilir uzun bir vadede. araya yani bu şeyi eklemek istediğim için senin rakamını duymak istiyorum şimdi.

Kesinlikle evet evet katılıyorum yani 2025'ye hesaplamadım henüz 2025'in başındayız zaten 2024 sonu itibariyle %35.76 imiş benim ortalama birleşik getirim dolar bazında. Evet yani biz tabii 2022 ralisine yakalamış bir portföyümün büyük kısmı bizde olduğu için 2022 ralisi benim için önemliydi. Senin için de mesela Bitcoin önemli.

Ondan dolayı yani senin mesela çok ciddi bir büyümen var. Benim de %35'e sana göre daha mütevazi ama piyasa ortalamasının çok daha üzerinde. müthiş bir rakam yani %35, biraz önce %30'un üstüne de örnek barem olarak %30'u da koydum ya, %30'un üstü inanılmaz çok garip sonuçlar çıkartabilir uzun vadede. Yani son 9 yılın rakamları bu şekilde, ben 9 yıldır takip ediyorum büyümelerimi.

şeyin hepsini geçmişsin bu arada Peter Lynch işte Warren Buffett veya diğer bütün ünlü yatırımcıların bir tek galiba şeyi Rönesans Investing'i hadi şeyi geçememişsin gibi Jimmy Simons'u geçememişsin gibi sanki bir tek onun dışında herkesin üstündesin. 20 yıl seviyesine bakmak lazım. Tabii 9 yıl kısa bir rakam ama olsun yani ben çok memnunum portföyümün pozisyonundan. İstersen psikolojiden bahsetmeye devam edelim.

Yani uzun vadeli yatırımcılar için biz 2008 krizini görmedik. Ama 2020'yi gördük ve 2022 birazcık daha düşük seyreden bir yıldı. 2008 krizinde bir anda %40-50 değer kaybeden hisseler, 2009 ve sonrası yıllarda ciddi toparlanma yaşamışlar. Ama korkan ve panik satışı yapan yatırımcılarsa, en dip fiyattan belki satmışlar, yükselişi kaçırmışlar.

Warren Buffett'tan yine bahsediyoruz. Meşhur sözünü bir kez daha burada vurgulamak istiyorum ben. Herkes korkarken açgözlü ol, herkes açgözlüyken de kork. Bu borsanın döngüsel yapısını bence göz önüne seriyor.

Geçmişten bu yana bakarsanız döngülerin genel trendi yükseliş. Birleşik getirim mekanizması bu aslında yükselişi besliyor. Hisseler temette ödüyor. Şirketler karlarını yatırım yaparak değerlendiriyor, büyüyor.

Böylece hissedarların da değeri artmış oluyor biz hissedarların. Burada işte Daniel Kahneman, Richard Taylor gibi davranışsal finansın uzmanları, insanların risk algılarının kısa vadeli dalgalanmalar sebebiyle çabuk değişebildiğini gösteriyor. İşte bir yıl içerisinde borsa yüzde 20-30-40 düştüğünde bunlar yatırımcıları paniğe sevk ediyor. Ama aslında piyasada kalmak yani time in the market daha önemli.

Bu düşüşler geçici. Bu düşüşlerde ben satmayayım. Hatta elimde nakit varsa daha da alım yaparak birleşik getiriye katkıda bulunayım denmesi gerekiyor bilinçli yatırımcıların. Tarihsel veriler en kötü zamanlarda bile piyasadan çıkmayanların uzun vadede satış yapanlardan daha yüksek kazanç elde ettiklerini gösteriyor aslında.

Yani sen de aslında 10 yıldır falan yatırım yapıyorsun. Bu krizlerde nasıl davranıyorsun? Yani krizlere göre stratejini değiştiriyor musun? Yoksa uzun vadeli bir stratejin var.

Krizlerde de psikolojini bozmadan devam mı ediyorsun diye sorayım sana. Açıkçası şöyle, ben o konuda normal yatırımcılara göre biraz daha fazla tecrübe kazanmış olabilirim. Şu anlamda bunu kişisel olarak söylüyorum. Çok uzun yıllardan beri Bitcoin'e yatırım yaptığımdan dolayı zaman zaman normal piyasalarda göremediğimiz, görmeyeceğimiz tarzda geri çekilmelere çok fazla şahit oldum yatırım hayatım boyunca.

%70'e yakın geri çekildiğini gördüm. Toplam portföyümün belki bazen hatta %50'ye yakın o geçmiş dönemlerde daha da küçükken portföy daha da büyük etkisi oluyordu. %50'ye yakın geri çekildiğine şahit oldum. Yani kısa sürelerde hem de.

Fakat hiç bu beni işte uzun bir süre boyunca bunlara sürekli yaşamak, bunlara şahit olmak beni açıkçası bir noktada artık sinirlerimi şey yaptı yani aldı gibi mi söyleyeyim? Sinirlerimi tamamen almış durumda. O anlamda biraz hani tecrübe kazandığımdan dolayı aslında artık ekranda sadece hani rakamların şeyini sadece görüyorum. Yani çok psikolojik olarak beni hiç etkilemiyor bu tip durumlar.

En ufak bir düşüş bile kesinlikle etkilemiyor. Şunu da düşünmemiz gerekiyor. Yani time in the market dedin ya biraz önce. Burada çok ilginç bir konu daha var.

Bitcoin'e de çok fazla girmek istemiyorum ama örnekler geldiği için aslında biraz veriyorum. Şimdi normal piyasalarda, ben bunu aslında standart sapmayı falan hesaplarken görmüştüm. Normal bizim geleneksel piyasalarımızda şu anda da şeyler konuşuluyor. 7.24 açılsın piyasalar gibi konular konuşuluyor ya.

252 gün normalde piyasaların açık kaldığı süre ortalama bazda standart sapmaya alırken bunu kare kök 252 şekilde alıyorsunuz. O standart sapmasını o şekilde hesaplıyorsunuz yıllıklandırılmış şekilde herhangi bir geleneksel piyasadaki bir varlığın. Fakat Bitcoin 365 gün açık olan bir piyasa. Time in the market işte burada da bence önem kazanıyor.

O ekstra 100 gün oradaki 100 küsür gün ekstra Ve oradaki o ekstra yaşanan düşüşler, şeyler psikolojik olarak en azından kişisel olarak beni piyasaya karşı daha aşılı mı denir, şeyli hale getirdi. Kabuğunu güçlendiriyor yani. Daha böyle dayanıklı hale getirdi. Resilient diyorlar İngilizcede.

Bu çok önemli bir şey. Her düşüşün mutlaka bir dönüşü de tekrardan, eğer çok yanlış bir asetle değilseniz, mutlaka gerçekleşecektir. Belki de matematiksel olarak da muhtemelen standart sapmayla düşürüyordur o gün sayısının artması. Onu hesaplamadım açıkçası.

gün sayısının artması, sürekli açık olması piyasanın standart sapmayı düşürücü bir etkisinin var. Büyük ihtimalle matematiksel olarak dediğin doğru olması lazım yani. Herhalde öyle bir etkisi olması lazım. Emin değilim ama hesaplamadım.

İstersen birazcık da şeyden bahsedelim. Şimdi hep paradan konuştuk. Yani bileşik getiri sadece para konusunda işlemiyor. Bildiğin gibi bileşik getirinin belki de en kıymetlilerinden biri de bilginin bileşik getirisi.

Hepimiz böyle okuyoruz, okuyarak öğrenilen bir bilgi. Hiç kaybolup gitmiyor ve geçmişte öğrendiğimiz bilgilerle bağlantı kuruyor. Warren Buffett'tan çok bahsettik bugün ama yine bahsedelim. Çok fazla okumasıyla ünlü Warren Buffett.

Günde yaklaşık 5-6 saatini okuyarak geçiriyor ve düşünerek geçiriyor. Bir MBA sınıfında ona nasıl sizin yerinize geçebiliriz diye sormuşlar. Bunun kaydı da var. Okuyarak demiş, yani günde en az 500 sayfa okumalısınız diye cevap vermiş.

Sonra da şöyle söylemiş, bunu aranızdan çok az kişi başarabilecek. Belki de hiçbiriniz yapamayacaksınız. Ama o sınıftan birisi bunu başarmış. Berkshire Hathaway'in portföy yöneticilerinden biri oldu daha sonra.

Todd Combs diye bir yatırımcı. Kariyerinin başında günde 1000 sayfaya kadar rapor okuduğu söyleniyor. Belki de bizim o kadar çok okuyacak vaktimiz yok ama Todd Combs olmamızlara pek gerek yok aslında. Berkshire'de bir portföy yöneticisi olmamıza da gerek yok.

Sadece kendi portföyümüzü yönetecek kadar bir bilgiye sahip olmamız yeterli. Ama okumak, gerçekten öğrendiğiniz bilgilerle bağlantı kurmayı... Beynin çok ilginç bir kavram. Geçmişte öğrendiğiniz bir bilgi, şu an okuduğunuz bilgiyle bir anda bağlantı kurabiliyorsunuz.

Sen de çok okuyorsun diye biliyorum. Sen bir şey söylemek ister misin bilginin birleşik getirisi konusunda? Şey konuşalım istersen, günlük mesela sen ne kadar okuma yapıyorsun? Hani biraz önce rakamlardan biraz bahsettin ama 500 sayfaya kadar çıkıyor musun sen?

Mümkün değil, 500 sayfaya kadar çıkamam ki zaten günümüzde artık birazcık insanlar kolaya kaçıyor. Mesela açıyorsunuz, bakıyorsunuz 60 sayfa rapor var. Şimdi bu 60 sayfa raporu ben sonuna kadar okumak yerine gidiyorum mesela ChatGPT'ye özetletiyorum. Şimdi burada birazcık kolaya kaçıyoruz.

Aslında kaçmamamız lazım. O raporun belki dip notlarında chat GPT'nin göremediği bir şey var. Ama çoğu kişide böyle yapıyor. Çünkü rapor sayısı geçmişe göre çok daha fazla.

Günde belki 10-15 tane rapor geliyor. Ve bunların her biri 15-20 sayfa. Gerçekten de birazcık burada tembellik yapıyoruz diye düşünüyorum ben. Ben 100 sayfaya yakın galiba okuyorum diye tahmin ediyorum çoğu gün.

Birkaç haftadır ve önümüzdeki bir süreç boyunca belki bu kadar okuyamayacağımı tahmin ediyorum işte bebeklerden dolayı falan ama. yani genel olarak 100 sayfaya yakın okuduğumu söyleyebilirim günde en az minimum ve şeyi de katarsak eğer burada şimdi sadece okuma formatı kalmadı artık yani aynı işte bu podcast yaptığımız bu yayınlar gibi dinleme formatında sesli kitap bile dinlenebilir ki sen de dinliyorsun bildiğim kadarıyla ve bunlar zaman kazandırıcı şeyler aslında bizim hayatımız artık o kadar hızlı akıyor ki bu tip şeyler biraz da zaman yönetimiyle alakalı şeyler işte podcast dinlemek veya YouTube'da bu tarz şeyler dinlemek gibi bu tip şeyleri de birleştirerek bence bunu bir okuma süresi olarak düşünebiliriz diye düşünüyorum. Yani en azından ben onları da katarsam eğer işin içine günde zaman olarak böyle 3-4 saat en az bir zamanımı Bu tip böyle okuma, izleme, dinleme bilgi odaklı şeylere harcadığımı söyleyebilirim.

Ve bunun çok çok büyük bir etkisi olduğunu düşünüyorum ben de. Sen de zaten aynı şekilde düşünüyorsun. Charlie Munger'ın bir sözünü söylemek istiyorum ben. Charlie şöyle diyor, ''Hayatta sürekli yükselen kişiler öğrenme makineleri olan kişilerdir.'' diyor.

En zekiler değil, en çalışkanlar değil. Yatağa her kafayı koyduklarında bir önceki, geceden daha çok bilen insanlar hayatta yükselirler, diyor Charlie Munger. Öğrenme makinesi olmalı, yani bir makine olmalıyız bana kalırsa. Aslında yani bunu yapabilmenin yolları da aslında yine finansal bağımsızlıktan geçiyor.

Yani şimdi normal günde sekiz altı çalışan birisinin günde beş altı saat bir şeyler okuması mümkün değil. Yani aslında bu da birazcık kendi kendini besleyen bir mekanizma yani senin yapabildiğin şey. bunu yapabiliyorsun çünkü finansal bağımsızlığa ulaştın. Buradaki bileşik getiri ama var ya, bilginin bileşik getirisi, paranın yarattığı bileşik getiriden çok çok daha büyük öneme sahip.

Ama şeye çok katılmıyorum, senin o dediğin yani çalışırken, tabii ki çok zor, çalışırken mutlaka çok çok daha zor ama ben çalışma hayatın içerisindeyken de mutlaka akşam eve geldiğim zaman, dinlenme zamanımlarımda hemen şey yapardım yani ya bir gene bir şey okurdum veya en azından hafta sonları boş olduğunda bir şeyler hemen okuyup öğrenmeye çalışırdım. Biraz bu bence tabii ki çok zor ama öğrenmeye olan istekle de alakalı olduğunu düşünüyorum ve belki hatta paranın bileşik etkisini çalıştırırken yanında bilginin de bileşik etkisini başka bir kulvar olarak çalıştırmaya başlarsak Bu ikisinin birbirini destekleyici ve ikisinin birbirini büyütücü. Yani hem paranız arttıkça ve işte finansal bağımsızlığa ulaştığınız noktada zaten diğer kullara fazla vakit ayırabileceksiniz. Onun yanında da bilginin bileşik getirisini çalıştırmaya başladıkça, çalıştırdıkça kapitalinizi büyütmek için daha iyi fırsatlar yakalıyor.

İkisi birbiriyle çok bağlantılı konular yani bence. Tabi tabi yanlış anlaşılmasın ben şunu demek istemedim yani. Evet evet yok. Şimdi ki kişiler mesela çalışanlar normal 8-6 çalışanlar gidiyor mesela akşam yemek vesaire işlerini hallettikten sonra oturuyor televizyon izliyor ya da oturuyor sosyal medya kaydırıyor 2 saat boyunca yani bunları yapmak yerine.

Evet Türkiye şartlarında çok zor sadece bir şeyler öğrenmek için ekstra başka bir şey yani hiç ihtiyacınız bile belki olmayacak şeyler öğrenmek için sizin konularınız dışındaki şeylere zaman ayıracak insanların gerçekten çok fazla vakti yok ama mümkün mertebe bunu denemeleri gerektiğini düşünüyorum yani bunu hiçbir zaman. Yani bileşik getiriyi yükseltmenin en önemli yolu bence bu. Kesinlikle başka bir yani parayı daha çok destekleyici bir bileşik getiri yöntemi bu. Bilginin bileşik getirisi.

sizin kazancınızı emin olun o biraz önce konuştuğumuz hani yüzde on işte gibi hani rakamlar veya yüzde otuz üstü işte yüzde elli üstü gibi böyle baremler belirlersek bilginin her bir bilginin bileşik getirisi sizin buradaki bu yıllıklandırılmış getirinizi yüzde beş yüzde ona yakın oranlarda etkileyen bir dış faktör. Bunu unutmamak gerekiyor bence. Charlie'nin o dediği öğrenme makinesi, her gün işte gece yatağına bir gün öncekinden daha akıllı, daha çok bilgiyle yatan kişi hayatta yükselir, sözünü de bence unutmamamız gerekiyor. Katılıyorum.

İstersen... Çok konuştum ben biraz, pardon, kusura bakma. Bölümümüzün istersen sonuna doğru yaklaşıyoruz artık. Birazcık da şeyden bahsedelim.

Bileşik Getiri'yi çalıştırdık. İnsan hayatı ile sınırlı değil tabii ki bu Bileşik Getiri. Yani 30 yıldan bahsettik biz. Bir insanın ortalama çalışma hayatı 40 yıl civarında desek.

40 yıl boyunca Bileşik Getiri'yi çalıştırdık ve bu Bileşik Getiri'yi artık çocuklarımızı devretmek istiyoruz. Bu çocuklarımıza bileşik getiri makinesini devrederken acaba nasıl devretmeliyiz? Ya da neler yapmalıyız? Onların bu bileşik getiri çalıştırmalarında devam etmesini sağlamak için neler yapmalıyız?

Gibisinden bir şeyler konuşalım istiyorum son bölümde de. Benim bu konuda verebileceğim iki tane tavsiye var dinleyenlere. Bir tanesi finansal okuryazarlık eğitimi vermek çocuklarımıza. Yani onların mesela bu işleri anlamaya başladığı zamanlar aşağı yukarı 5-6 yaşlar oluyor.

5-6 yaştan itibaren çocuklarımıza finansal okuryazarlık eğitimi verirse yavaş yavaş bunu aşılamak lazım diye düşünüyorum. Büyüdüklerinde de parayla olan ilişkilerini daha böyle sağlık tutmuş oluruz diye düşünüyorum. Aslında bunu başka bir bölümde biraz detaylı olarak konuşmuştuk. 4.

bölümdü sanırım, bir varlık kalesi oluşturmak bölümü. Burada işte neler yapabiliriz? Çocuğumuza paranın nasıl harcanması gerektiğini ya da paranın nasıl üretildiğini çok basitleştirerek onun yaşına uygun biçimde anlatabiliriz. Çocuklarımıza doğdukları andan itibaren bireysel emeklilik hesabı açabiliriz.

Harçlık konusunda onlara destek olabiliriz. İşte harçlıkları nasıl yönetmesi gerektiğinden bahsedebiliriz. Alışveriş yaparken onları yönlendirebiliriz. Alışveriş yaparken onlara etiket okumayı ve fiyat farklılıklarını gözlemlemeye öğretebiliriz.

Yani ben bunları yapabileceğimi düşünüyorum. Kısaca bunlardan bahsetmek istedim. Gelecek nesillere, şimdi sen de yeni bir baba olarak, gelecek nesillere bu bileşik getirim makinesini devrederken acaba onların bunu korumalarını sağlamak için neler yapabiliriz? Senin eklemek istediğin bir şeyler var mı?

bir kere şunun farkında olmamız gerekiyor. Geçmiş atalarımıza ve işte bizden sonraki belki nesillere böyle bir soy ağacı şeklinde bakarsak kendi aile soy ağacımıza baktığımızda bu bileşik getirim makinesini sadece bir kere çalıştırmamız yeterli. Yani Bu kısım çok önemli. Sadece bir nesilde bunu çalıştırmamız yeterli oluyor.

Yani bir insan nesli, geri kalan bütün sizin soy ağacınızın şeyine yetecek kadar, önemli bir sermaye bırakacak kadar uzun bir süre bir insan nesli. Bunu bu şekilde düşünmeliyiz. Yani bir kere çalıştırmak yeterli. Bundan sonra tabii işin ikinci kısmı senin dediğin o aktarım kısmı devreye giriyor.

Burada ne kadar artık başarılı olabiliriz? Yani bu konu birazcık karmaşık ve uzun bir konu. Belki sadece bu konuya dediğin gibi bir bölüm ayırabiliriz ama. çocuklarımıza veya bizden sonraki gelecek nesillere daha iyi insan olmayı, dünyayla barışık yaşamayı, adalet duygusunu, etik kaygılar gibi konuları aşılarsak, öğrenmeyi, bilgiye açlık, kendini geliştirmeye, biraz önce saydığımız öğrenme makinesine dönüşme gibi konuları, ve dürüst bir insan olmayı bunları sadece yani insan olarak iyi bir insan olmayı aşılarsak bence bütün problemlerin büyük bir kısmını çözmüş oluyoruz diye düşünüyorum ve o bileşik getiri makinesini onlara rahatlıkla o noktada devredebileceğimizi düşünüyorum yani Burada şeyler bence önemli değil.

Bunu yine galiba Warren Buffett de söylüyordu. Bir insanda üç tane özellik bir zeka, iki enerji, üç dürüstlük diyordu. Eğer üçüncüsü yoksa ilk ikisi sizi ölümcül bir şeye götürebilir diyordu zeka ve enerji eğer dürüst değilse. Yani insan olarak iyi bir insan olduktan sonra bence gerisi bir teferruata dönüşüyor benim fikrim.

Birleşik getirim makinesinin bir kere çalışması yeterli dedin. Bu aslında güzel bir kavram. Babam sağolsun'a dönüyor birazcık olay. Baban bir kere zengin olduktan sonra, senin o zenginliği tekrar aşağıya düşürmen, çok abartı, kötü yönetmediğin sürece mümkün değil dedi senin de bahsettiğin gibi.

dediğin gibi gerçekten bir nesil boyunca bunu çalışması yeterli. Ondan sonra artık onu idam ettirmesi lazım çocuklarımızın ya da torunlarımızın. Katılıyorum ben de buna. Bu düşünceyle hareket etmeliyiz.

Bizden öncekiler yapmamış olabilir ki şunu da düşünmek gerekiyor. Ben her zaman zaten bunu daha önce de konuşmuştuk galiba. Her zaman şu şekilde bakıyorum. Burada galiba anlattım ben bunu yine.

Benim babam çok zeki bir adam olduğunu söyleyebilirim. ODTÜ matematik bölümü mezunu, Ankara hukuk mezunu. Hem hukukçu hem matematikçi. Bunun yanında iki tane daha üniversite falan okumuş.

16 yaşında maaş almaya başlamış. Hatta devlet mahkemeye başvurarak, reşit olmadığından dolayı. 16 yaşında maaş alabilmek için mahkemeye başvurmuş falan yani. Her neyse şu anlamda sürüyor.

O kendi babasından böyle şeyler görmemiş yani. O ondan önce gelen soydan aldığı şeyin belki üstüne onlarca kat koymuş ve şimdi ben de şöyle düşünüyorum. Nesiller boyunca dedik ya işte başka nesillere aktarım. Ben de düşünüyorum, diyorum ki eğer benim babam kendi babasından aldığının onlarca kat üstüne koyduysa, ben de ondan aldıklarımı kendi çocuklarıma aktarırken üstüne onlarca kat, biraz zor aslında ama bu, onlarca kat koymaya çalışmalıyım.

En azından onun kadar bir fark yaratabilmeliyim diye düşünerek hareket ediyorum. Bu zaten birleşik getirinin başka bir etkisi bu da. Yani nesiller boyunca üstüne koymaya çalışmak. Birazcık bile koysanız, aynı kat oranlarda koymanıza da gerek yok.

Birazcık bile üstüne koyarak aktarmayı kendinize hedef olarak koysanız, bu bir nesil zaten yeterli. Bir nesilden sonrası için de inanılmaz noktalara götürebilir sizin soy ağacınızı. bunu da araya sokmak istedim. Biraz fazla konuştum galiba ama şeyde mesela yine nesillerden konuştuk ama şimdi Manhattan adasını 1600'lü yıllarda yerlilerden 24 dolara satın alıyorlar.

Bakın 1620 küsur yılında yerlilerden kızılderililerden 24 dolara satın alıyorlar. Şimdi bugün baktığımızda bu rakam şey görünüyor olabilir, hani ya çok ucuza gitmiş falan hani kelepir gibi düşünüyor olabilirsiniz fakat hesap yaptığınızda o 24 dolar 1600 yılında 400 yıl tam geçmiş durumda şu anda. Bugüne geldiğimizde eğer yıllık olarak bakın %7 yıllık 24 doları, faize yatırmış olsalardı Kızılderililer bugüne gelirken, şu anda 24 trilyon dolar yapıyordu. Yani Birleşik Getirin'in... Amerikan'ın karşısındaki milli hasılasının neredeyse yarısını geçiyor.

Evet, Birleşik Getirin'in nasıl bir mucize yaratabileceğini bu kadar uzun nesillerde siz artık gerisini düşünün yani. Ben de şunu söylemek istiyorum kapatırken, bu bileşik getiri ya da finansal bağımsızlık yolculuğunda sabrımızı zorlayacak iniş çıkışlar mutlaka olacak. Yani bizim de oldu kendi yolculuğumuzda, herkesin olacak. Ama gözümüzü böyle 10-15-20 yıl sonrasına diktiğimizde o bileşik getirinin tadını çıkarmak bu bekleyişe değecek ve değiyor.

Senin de bahsettiğin gibi bugün bir fidan dikmek önemli, yarın değil. Çünkü 20 yıl sonra meyve ağacının gölgesinde emeklilik kahvemizi yudumlayabiliriz diyeyim. Bu şekilde kapatmış olayım senin ekstra söyleyeceğin bir şey yoksa. Bende Arkad'dan, Babil'in En Zengin Adamı kitabından Arkad'dan bir söz söyleyerek bölümü, kendi adıma bir sözle toparlayayım.

Arkad kitapta arkadaşları ona sen çok şanslısın veya biz seninle aynı şartlardaydık ama sen nasıl bu hale geldin gibi bir soru sorduklarında şöyle bir sözle cevap veriyordu. Diyordu ki, fırsat kendini beğenmiş bir tanrıçadır ve hazırlıksız olanlarla vakit harcamaz diyordu. Ben de bu sözle toparlamış olayım. Bir sonraki bölümde görüşmek üzere.

Kendinize iyi bakın. Görüşmek üzere.

Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.

Reklam Alanı (Deneme)