Podcast

#22 - Yeni Altın Madeni: Obezite İlacı Şirketleri Nasıl Bu Kadar Büyüdü?

Midas Podcast

1 yıl önce
Reklam Alanı (Deneme)

Bölüm Açıklaması

Dünya genelinde her 8 kişiden birinin obezite ile yaşadığı günümüzde, bu soruna çözüm üreten ilaç şirketleri piyasaların en çok konuşulan isimleri haline geldi. Morgan Stanley'nin 2030 projeksiyonuna göre 105 milyar dolara ulaşması beklenen bu pazarda, iki dev şirket hem finansal piyasaları hem de yaşam tarzlarını değiştiriyor. Midas Podcast'in bu bölümünde, yan etki olarak keşfedilen bir ilacın nasıl devasa bir endüstriye dönüştüğünü, pazar dinamiklerini ve yatırımcılar için sunduğu fırsatları ve riskleri masaya yatırıyoruz.
İyi dinlemeler!
Midas uygulamasını indir: https://app.getmidas.com/gmih/mie6gpeu
X (Twitter): https://twitter.com/getmidas
Instagram: https://www.instagram.com/get_midas/
YouTube: https://www.youtube.com/@midasplus
TikTok: https://www.tiktok.com/@midasinkulaklari
Midas'ın Kulakları: https://www.getmidas.com/midasin-kulaklari
Not: Bu içerik, içeriğin yayınlandığı günkü veriler ve haberler baz alınarak hazırlanmıştır. Eğer varsa içerikte geçen hedef fiyat tahminleri, uzman ve analist yorumları bu içeriğin yayınlandığı tarihte geçerlidir. Bu tahmin ve yorumlar zaman içinde değişkenlik gösterebilmektedir. Bu podcast'te yer alan haberler ve haberlerin içerdiği şirketler hakkındaki bilgiler yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Bahsi geçen hisselerdeki; hisse adı, fiyatı ve grafikleri de dahil temsilidir, yatırım tavsiyesi değildir.

Bölüm Transkripti

2.723 kelime · ~14 dk okuma

Bugün, yakın gelecekte toplumun büyük kesiminin hayatına dokunacağını düşündüğüm bir konuyu masaya yatırmak istiyorum. Böylece bu konu sektörel bir fırsat yaratıyor mu? Yaşam tarzımızı nasıl etkileyebilir? Biraz üzerine düşünmüş oluruz.

Herkese merhabalar. Ben Zülal. Midas Podcast'e hoş geldiniz. Son dönemde Amerika borsalarında en çok konuşulan şirketlerden bazıları belki de hiç tahmin etmeyeceğiniz bir alanda faaliyet gösteriyor obezite ilaçları alanında.

1990'dan bu yana baktığımızda obezite çocuklar ve gençler arasında 4 katına yetişkinlerde ise 2 katına çıkmış. Şu anda dünya genelinde her 8 kişiden biri obeste ile yaşıyor. Dünya Sağlık Örgütü'nün 2017'den bu yana obeste üzerine yaptığı küresel analize baktığımızda da obestenin zengin ülkelerde sabit bir seviyede kalmasına rağmen düşük ve orta gelirli ülkelerde hızla arttığını görüyoruz. Yani bu obeste ilaçlarının dev üreticileri, Elilili, Novo Nordisk gibi şirketler, insanların belki de en hassas noktalarından birine kilo verme arzularına odaklanmış durumda.

Transkriptin tamamını oku

Ve bu odaklanmanın sonuçlarına baktığımızda hem finansal piyasalarda hem de toplumsal düzeyde ciddi dalgalanmalar yarattığını görüyoruz. Önce bazı rakamlar paylaşmak istiyorum sizinle. Morgan Stanley'nin bir raporu var konuyla ilgili. Obesite ilaçları pazarının 2030 yılına kadar 105 milyar dolara ulaşmasını bekliyor Morgan Stanley analistleri.

Bu rakam 2023'teki 6 milyar dolarlık satış rakamının neredeyse 15 katı. Yani önümüzdeki 5-6 yıl içinde devasa bir büyüme beklentisi var burada. Peki bu beklenti nereden geliyor diye bir buna bakalım ve daha da önemlisi aslında bu kadar büyük bir pazar nasıl oluştu? İşin ilginç yanı da burada bu ilaçların çoğu aslında başka hastalıklar için geliştirilmiş tedavilerin yan etkisi olarak keşfedildi.

İşte örneğin Ozempic aslında diyabet tedavisi için geliştirilmiş bir ilaçtı ama hastalar kilo verdiklerini fark edince şirketler bu yan etkiyi ana etki haline getirmeye karar verdi ve böylece yeni bir sektör doğdu diyebiliriz. Nedir bu ilaçların alameti farikası diye hani kafanız karışmış olabilir işin teknik detayına hiç girmeyeceğim zaten giremem öyle bir uzmanlık alanım yok ama Anladığım haliyle size de anlatmak istiyorum. Çok zaten duyuyorsunuzdur, okuyorsunuzdur. GLP1, işte Türkçe'de GLP1 reseptörü, agonistleri diye bir kavram mesela.

Vücudunuzdaki doğal aşçı olan GLP1 hormonunun bir asistanı gibi düşünebilirsiniz aslında bunu. Bu aşçı yemek yediğinizde devreye girer ve mide, beyin ve iştah arasındaki iletişimi yöneterek her şeyin düzgün çalışmasını sağlar. Ancak bazen işte aşçı tek başına yetişemez ya da işte biraz yardım gerekebilir. İşte bu noktada GLP-1 reseptör agonistleri devreye girer ve aşçının işini kolaylaştırır.

Bu yardımcı nasıl çalışır ona bakalım. Ne yapar mesela? Mideyi sakinleştirir ve yavaşlatır. Normalde yemek yediğinizde mide bir koşucu gibi hızla çalışmaya başlar ve yemekleri bağırsaklara gönderir.

Ama CRP1 reseptörü agonistleri bu koşucuya biraz yavaşla, işte acele etme gibi şeyler söyler, orayı biraz yavaşlatır. Bu da midenizin yavaş boşalmasına yol açar ve tabii ki daha uzun süre tok hissetmenizi sağlar. Yani sanki bir tabak yemekle doyup ikinci tabağa istemeyecek kadar dolmuşsunuz gibi bir his verir. Beyindeki iştah düğmesini kontrol eder ikinci görev olarak.

Şöyle düşünebilirsiniz bunu da yine basitçe anlatayım. Beyninizi bir ışık sistemi gibi düşünün. Açlık hissi kırmızı ışık gibi size işte yemek yemeğe iterken tokluk hissi de yeşil ışığı yakar diyelim. CLP1 reseptörü agonistleri belinizdeki bu ışık sistemini düzenler ve yeşil ışığın daha uzun süre yanmasını sağlar.

Bu hem daha az aç hissetmenize hem de daha sağlıklı gıdalara yönelmenize yardımcı olur. Yani canınız hamburger çekmez de onun yerine böyle bir salata yemek cazip hale gelir böylece. Sonuç olarak da bu ilaçlar hem midenize hem beyninize yardım ederek yeme alışkanlıklarınızı daha dengeli hale getirir. Yani bu ilaçların özünde böyle bir mantık var.

Yani olabilecek en basit haliyle anlatmaya çalıştım. Umarım açık olmuştur. İyi, hoş, güzel de Zülal yani sen analist değil misin? Bunları neden anlatıyorsun?

Bunlar yatırım perspektifinden ne anlama geliyor? diyor olabilirsiniz. Bugün 50-50'nin hisselerindeki dalgalanmalara şöyle bir baktım. Şirketin Mongera ve Zepbon isimli ilaçlarının satışları beklentilerin altında kaldı geçtiğimiz gün.

ve bu satışların beklenti altında kalması haberiyle birlikte hisse fiyatı sadece bir günde %7 düştü. Yani bu düşüş bize çok önemli bir şey anlatıyor aslında. Piyasalar bu ilaçlara o kadar büyük umutlar bağlamış ki en ufak bir hayal kırıklığı bile Burada ciddi tepkilere yol açabiliyor. Aslında bu tepkilerin arkasında çok daha derin bir dinamik de var bence.

İlaç kullananların sayısı her geçen gün artıyor. Peki nasıl bu kadar hızlı yayılıyor bu ilaçlar? TikTok'dan Boris Johnson'a, Elon Musk'dan Robbie Williams'a kadar herkes bu ilaçlardan bahsediyor. Bu ilaçları kullanmaya başladı, ünlüler de kullanıyor.

Williams espriyle karışık Oscar töreninde kalçamı kaybettim diye bir açıklama falan yapıyor mesela. Hani işin şaka götürür bir yanı var mı o da tartışılır bir mesele ama burada çok kritik bir noktaya değinmek istiyorum. Borsada işlem gören şirketleri analiz ederken genellikle ne yaparız? Finansallarına bakarız, büyüme potansiyellerine bakarız, pazar paylarına bakarız ama bu sefer durum bence biraz farklı.

Çünkü karşımızda insanların en hassas noktalarından birine dokunan bir endüstri var. Hassas nokta, acı nokta buna dokunuyor ve bu hassasiyet yatırım kararlarımızı etkileyen faktörleri de haliyle değiştiriyor. İlginç bir data daha vereyim size. Novo Nordisk'in yeni ilacı Cagrissema beklenen %25'lik kilo kaybı hedefine ulaşamadı.

Şirketin piyasa değerinden 90 milyar euro sildi. 90 milyar euro. Avrupa'nın en büyük şirketi için yıllık performansa %16'lık bir düşüşe sebep oldu bu hedefe ulaşamama durumu. Bu rakam birçok ülkenin yıllık milli gelirinden fazla baktığımızda.

Peki neden bu kadar büyük bir tepki görüyor? Çünkü piyasalar artık bu şirketleri sadece ilaç üreticisi olarak değil, adeta bir yaşam tarzı değişiminin öncüleri olarak görüyor. Üçüncü çeyrek bilanço raporuna baktığımızda Novo Nordisk'in kilo verme ilacı Wegovi ve diyabet tedavisi Ozempic ilk 9 ayda satışlarının %61'ini oluşturdu. Yani ABD Gıda ve İlaç İdaresi'nin Wegovi'yi onaylamasından bu yana Danimarkalı şirket piyasa değerini 3 katına çıkardı.

Diğer rakibine bakalım. Novo Nordisk'in en büyük rakibi, Amerika merkezli ilaç firması Elili'li. 669 milyar dolarlık piyasa değerine sahip. Düşünün, Novo'nun bile neredeyse iki katı.

Elili'nin karşılık gelen kilo verme ilaçları işte ZepBond ve diyebet tedavisi Monjora firmayı zorlu bir rakip olarak konumlandırdı gerçekten. Şu anda baktığımızda bu iki şirket Bu sektörün dev isimleri ve rekabet halindeler. Çok ciddi büyüyorlar. Tam da bu noktada biraz daha derine inmemiz gerektiğini düşünüyorum.

Önümüzdeki 5 yıl içinde bu pazarda neler olabilir? Biraz bunları konuşmamız gerekiyor. Morgan Stanley'nin raporuna yine dönecek olursak, 2025'te çok daha fazla oyuncu sahada olabilir diyor rapor. Börünger İngelheim'den Structure Therapeutics'e kadar birçok şirket haf formunda kilo verdirici ilaçlar geliştiriyor.

Üstelik sadece obeste için de değil, karaciğer hastalıkları gibi yan dallar için de çalışmalar yapılıyor. Şimdi burada bir parantez açmak istiyorum. Sky News'in araştırmasına göre bu ilaçlara erişim giderek de kolaylaşıyor. Hala Türkiye'de böyle bir durum olmasa bile dünya genelinde durum böyle.

Online eczaneler üzerinden reçete almak olması gerekenden çok daha basit hale gelmiş durumda. Mesela Liverpool'daki acil servis doktoruyla bir görüşme yapmışlar. Doktorun adı Vicky Price. Neredeyse her nöbetinde bu ilaçları yanlış kullanan hastalarla karşılaştığını söylüyor ve bu hastaların bazılarının da obez bile olmadığını söylüyor.

Yani bir yanda devasa bir pazar potansiyeli var. Bunu görüyoruz zaten. Ama diğer yanda da ciddi bir toplumsal risk var. Bu durum bizi çok önemli bir soruya götürüyor.

bir yatırımcı olarak bu şirketleri nasıl değerlendirmeliyiz? Yani klasik metrikler işe yarar mı? Bence yaramaz. Çünkü karşımızda sadece bir ilaç değil.

Yani adeta yeni bir yaşam tarzı var. Az önce de söylemiştim. Bu yaşam tarzının getireceği değişimler sadece obeste ile sınırlı kalmayacak. Sadece kilo vermeyecek bu insanlar.

Gıda endüstrisinden fitness sektörüne, sigorta şirketlerinden, sağlık hizmetlerine kadar birçok alan bundan etkilenecek. O yüzden çok önemli zaten. Şimdi gelelim işin belki de en kritik kısmına. İşte bu az önce bahsettiğim dev isimlerden Elilili önümüzdeki yıl içinde 58 ila 61 milyar dolar arasında bir satış bekliyor.

Bu rakam kulağa çok büyük gelebilir. Ama asıl önemli olan şu. Şirket, üretim kapasitesini ilk yerde %60 artırmayı planlıyor. Bu ne demek?

Arz tarafında ciddi bir hamle var demek. Yani %60'lık bir artış. Peki, talep ne durumda? Yani hani böyle bir arz için bunun bir talebinin de olması gerekiyor.

Hangi talebin arzı diye soracak oluruz. İşte burası daha da karmaşık. Çünkü talebin bir kısmı Gerçek ihtiyaçtan bir kısmı sosyal baskıdan bir kısmı da belki işte kestirme yol arayışından geliyor bence. Ve bu karışım yatırım kararlarımızı etkileyen faktörleri de haliyle çeşitlendiriyor.

Sadece finansallara bakarak karar veremeyiz demiştim az önce. Özellikle de bu sektör için toplumsal dinamikleri göz önüne almamız gerekiyor. Regülasyon disklerini göz önüne almamız gerekiyor ve en önemlisi bu ilaçların yaratabileceği yan etkileri de hesaba katmamız gerekiyor. Pfizer, işte az önce de söylediğim Structure Therapeutics, Innovent gibi şirketler de pastadan pay almak için sıraya girmiş durumda.

Sektör günden güne büyüyor. Özellikle Çin pazarı çok kritik. Bloomberg Intelligence analistlerine göre 2030'a kadar Çin'de 140 milyon yetişkin bu ilaçların potansiyel kullanıcısı olabilir. Bu rakam birçok ülkenin toplam nüfusundan fazla baktığımızda.

Ve işte bu potansiyel de şirketlerin değerlemelerini tamamen değiştiriyor haliyle. Peki, biz bireysel yatırımcılar olarak ne yapmalıyız? Yani bunu bir düşünelim. Her şeyden önce bu pazarın henüz çok erken bir aşamada olduğunu bence kabul etmemiz gerekiyor.

Evet, devasa bir potansiyel var. Ama aynı zamanda ciddi riskler de masada. Regülasyonlar sıkılaşabilir, netkiler beklenmedik sorunlara yol açabilir. Ya da bambaşka bir teknoloji tüm dengeleri değiştirebilir.

Nova Nordisk ve Elillili gibi devler şu anda pazarı domino ediyor olabilir, bunu konuşuyoruz. Ama teknoloji ve ilaç sektöründe liderlik pozisyonları, siz de biliyorsunuz, çok hızlı değişebilir. Bunu gördük biz yani geçtiğimiz yıllarda. Üstelik bu sefer karşımızda sadece bir ilaç da değil, toplumsal bir dönüşüm var.

Ve bu dönüşümün nasıl şekilleneceğini öngörmek, klasik finansal analizlerden çok daha zor. Ben burada şey demiyorum tabi ki yani, bunlar değişebilir, Nova Nordisk gider, yerine başkası gelir demiyorum. Belki de bu iki şirket gerçekten tüm sektörü önümüzdeki yıllarda da domine etmeye devam edecek. Ama yakından takip etmemiz gerekiyor çünkü dinamikleri biraz daha farklı bir sektör.

Atıyorum, bir enerji sektörüyle aynı dinamiklere kesinlikle sahip değil bence. Bu noktada biraz daha derine inmemiz yine gerekiyor. Şu ana kadar hep büyük resme baktık. Ama işin detaylarına indiğimizde daha ilginç şeyler görüyoruz.

Bakın, çarpıcı bir örnek vereyim. Elillili ve Nova Nordisk, önümüzdeki 5 yıl içinde sadece üretim kapasitesini artırmak için 50 milyar dolardan fazla yatırım yapmayı planlıyor. Şimdi diyorum ki dinamikler değişebilir ama bir yandan da bu şirketler dev yatırımlarına devam ediyor. Yani durup, okey biz olduk, bize artık kimse yetişemez demiyor.

Bir yandan hala bir şeyleri denemeye, yanılmaya kim zaman ve yatırım yaparak daha da büyümeye devam ediyorlar. Bu rakam bana çok şey anlatıyor aslında. Sadece üretim kapasitesi için bu kadar büyük bir yatırım yapılması şirketlerin de gelecek beklentilerini çok net gösteriyor. Eylül'ün CEO'su Dave Riggs son açıklamasında ABD pazarının geçen yıla göre %45 büyüdüğünü söylüyor.

Fakat bu bile baktığımızda şirketin beklentilerinin altında kalmış. Yani piyasa o kadar büyük bir potansiyel görüyor ki %45'lik büyüme bile yetersiz olarak değerlendiriliyor. Dolayısıyla bence kritik bir nokta da burası konuya ilişkin. Peki bu beklentiler nereden geliyor?

İşin biraz daha içine girelim. Az önce bahsettiğim bir şirket daha vardı, Boringer Ingelheim diye. Bunun geliştirdiği yeni ilacın verilerine baktığımızda, klinik denemelerde hastaların vücut ağırlığının %19'una kadar kilo kaybı sağladığını tespit etmişler. Bu rakam tek başına çok etkileyici görünebilir ama asıl önemli olan Bu ilacın aynı zamanda karaciğer hastalarında da etkili olması.

Yani şirketler artık sadece obeste pazarını değil, yan pazarları da hedefliyor. Yani ekstra değer yaratma konusu burada çok kıymetli. Şirketlerin tek bir alana odaklanması yerine farklı gelir kaynaklarına yönelmesi. İşte bu ilaç şirketleri tam da bunu yapıyor.

Mesela Nova Nordisk'in yeni ilacı, Emicret'in içinde ilçelik sonuçlarını bekliyoruz. Piyasadaki mevcut kilo verme ilaçlarının çoğu mesela, az önce bahsetmiştim ya, GLP-1 adı verilen bir hormonun işlevini taklit eden enjeksiyonlarla aslında bu işi yapıyor. Ozempic de bunlardan biri. Ama bu bahsettiğim emikretin enjeksiyon yerine haf formunda sunuluyor ve sadece CRP-1 değil, aynı zamanda emilin adı verilen başka bir hormonun da işlemini taklit ediyor.

Bu sayede işlemi iki farklı yoldan baskılayarak daha etkili bir kilo kaybı sağlıyor. Dolayısıyla bunun sonuçları geldiğinde de bir şeylerin değişebileceğini görebiliriz bu tarafta. Yine Nova Nordisk için kargisamanın batlantlarının altında kalmasından bahsetmiştim. Şirket ayrıca bu yıl içinde Lilil'in ZepBound'u ile de bir karşılaştırma çalışması yapıyor.

Bu sonuçlar da yine 2025'in sonunda açıklanacak ve çok kıymetli sonuçlar olacak sektör adına. Global Data'nın raporuna göre, ZepBound'un üstün etkinliği ve stratejik pazar büyümesi onu obeste tedavisinde lider terapi olma potansiyeline sahip kılıyor. Yani pek çok ilaç ismi burada telaffuz ediyoruz ama bazılarının da öne çıktığını özellikle belirtmek gerekiyor. ZepBond piyasaya sürülmesinden bu yana kapsamını obesite tedavisinin ötesine de genişletti.

Yine bunu rapora göre söylüyorum. Aralık 2024'te FDA ilacı obstructive uyku atnesi tedavisi için de onayladı mesela. Az önce bahsettiğim konu yani sadece tek bir nokta değil ekstra değer yaratıyorlar, ekstra çözüm sunuyorlar aslında tam anlamıyla. Yine ilacın devam eden çalışmalarının da olduğunu görüyoruz biz.

İşte ne var? Kardiyovasküler riskleri azaltma ya da kronik böbrek hastalığını ele alma gibi farklı farklı tedavi yöntemlerini de aslında araştırıyorlar ilaçla ilgili. Sadece ZepBound değil, Wegovi de yine obesite sektöründe bir oyun değiştirici oldu diyebiliriz. Ve alanda tabii ki önemli yatırımları da teşvik etti.

Şu anda 400'den fazla şirket Wegovi'nin başarısından ilham alıyor ve obesite tedavisi geliştiriyor. İlaç ayrıca tipiki diyabet ve kardiyovasküler riskleri yönetmek için de onaylandı. Ve kronik böbrek hastalığı gibi durumlar üzerine daha fazla araştırma da yapılıyor bu tarafta. Dolayısıyla etkili bir ilaç yine baktığımızda.

Bu arada ilginç bir detay daha var. Çin pazarına odaklanan Inovant Biologics de Lily ile ortak geliştirdiği bir ilacı duyurdu. Çok da iddialı bir ilaç olduğunu söylediler. İlacın ismi Mazlutit.

48 haftalık klinik denemede %15'lik kilo kaybı sağlamışlar. Yani bu rakam batı tarafındaki ilaçların biraz altında gibi gözüküyor. Orada %25'lerden vs. bahsediyoruz ama Çin pazarındaki dinamiklerin de çok farklı olduğunu, üstelik fiyatlandırma stratejilerinin de batıdaki rakiplerden çok farklı olacağını özellikle söyleyebiliriz.

Şimdi gelelim işin biraz da regulasyon tarafına. İngiltere'deki düzenleyici kurum, online eczanelerin kontrolünü sıkılaştırmaya hazırlanıyor. Bahsettim ya, insanlar bazıları obez olmadan bu ilaçları kullanıyorlar ve kullanım da gitgide artıyor. Dolayısıyla böyle bir risk var sektörde.

Bu durum sadece bir sağlık riski de değil bence. Aynı zamanda şirketler için de bir risk baktığımızda. Çünkü herhangi bir ciddi vaka tüm pazarı etkileyebilir. Sigorta şirketlerini de etkiler.

Bu konu çok kritik çünkü Amerika'da Medicare ve özel sigortaların bu ilaçları ne ölçüde karşılayacağı da hala belirsiz. Medicare için kongre onayı gerekiyor. Özel sigortalar ise şimdilik temkinli davranıyor. Bir belirsizlik var.

Şirketlerin gelecekteki nakit akışlarını da belirsiz hale getiriyor tabii ki bu durum. ve biliyorsunuz ki piyasalar belirsizlikten hiç hoşlanmaz. En sevmediği şeydir hatta. Buradan bakınca önümüzde çok ilginç bir fotoğraf var bence.

Bir yanda devasa bir pazar potansiyeli, diğer yanda ciddi riskler. İşte Bloomberg Intelligence'ın analisti bu konuyla ilgili sektördeki rekabetin giderek kızıştığına, özellikle de Huff formundaki ilaçlar konusunda, mesela Pfizer'ın yeni dost optimizasyon çalışmalarının çok kritik olacağına Bu sonuçlar şirketin pazardaki konumunu da özellikle belirleyecek sonuçlar olacak. Bence burada çok önemli bir noktaya geliyoruz. Piyasalar şu anda bu şirketleri nasıl fiyatlıyor?

Yani el ilili örneğinden devam edelim. Dedim ya satışlar düşünce bir günde sert satış gördü mesela. Gerçekten bu ilaçların yarattığı beklenti şirketin değerlemesinde çok önemli bir rol oynuyor. Ve işte tam da bu noktada durup düşünmemiz gerek.

Çünkü bu değerlemeler bize bir şey anlatıyor aslında. Piyasa artık bu şirketleri klasik ilaç şirketleri olarak görmüyor. Bunun yerine yaşam tarzı değişimlerinin öncüleri olarak değerlendiriyor. Bu yaklaşım bana biraz da 90'ların sonundaki internet şirketlerini hatırlatıyor.

Hatırlarsınız, o zaman da benzer bir dönüşüm beklentisi vardı. Bazıları bu beklentiyi karşıladı, bazıları ise hayal kırıklığı yarattı. Takip edemedi orayı. Hala Intel var, IBM var ama ne kadar var?

Biraz konuşmamız gerekir. Peki biz buradan nasıl bir yol haritası çıkarabiliriz? Yani her şeyden önce bu pazarın henüz çok erken bir aşamada olduğunu mesela unutmamamız gerekiyor bence. Morgan Stanley'nin 2030 için öngördüğü 105 milyar dolarlık pazar büyüklüğü gerçekleşse bile bu yolda birçok dalgalanma yaşanacak.

İşte Novo Nordisk'in Cargisema deneyimi bunun güzel bir örneği mesela. Tek bir klinik çalışma sonucu bile şirketin piyasa değerinden 90 milyar euro sildi. Yani dolayısıyla burada daha 40 fırın ekmek yenmesi gerekiyor diyeceğim ama güzel çalışmalar var ama çalışmaların sonuçlarının biraz daha takip edilmesi gerektiğini düşünüyorum ben bu tarafta. Çünkü hiç riske atılabilecek bir konu değil.

Bir kere insan sağlığından bahsediyoruz. Dolayısıyla burayı biraz yakından takip etmek gerekiyor. Bir de tabii işin hani dediğim gibi toplumsal boyutu var yani. Bu doktordan bahsetmiştim Liverpool'daki acil servis doktoru.

Yani her nöbetinde bu ilaçları yanlış kullanan hastalarla karşılaşmak çok ciddi bir konu. Sadece İngiltere ile ilgili bir durum da değil. Dünya genelinde benzer vakalar artıyor. Bu durumunda er ya da geç regülatörlerin dikkatini çekeceğini düşünüyoruz haliyle.

Ve regulasyonların da sıkılaşması. şirketlerin büyüme planlarını etkileyebilir. Dolayısıyla tüm bu faktörleri bir araya getirdiğimizde karşımızda hem büyük fırsatlar hem de ciddi riskler olan bir tablo var. Bu tabloda başarılı olmak için bence klasik yatırım yaklaşımlarının ötesine geçmemiz gerekiyor.

Sadece finansallarla bakmak yetmez. Toplumsal dinamitleri, regulasyon risklerini ve en önemlisi de bu dönüşümün sürdürülebilir olup olmadığını çok iyi analiz etmeliyiz. Bir sonraki bölümde görüşmek üzere kendinize iyi bakın.

Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.

Reklam Alanı (Deneme)