Podcast

bacı birliği için iftar, dr. güleç için iftihar vakti

Dr. Gulec Radio

1 yıl önce
Reklam Alanı (Deneme)

Bölüm Açıklaması

Helloooğğ guroollll! Size söz verdiğim gibi hafta arasına yetiştirdiğimiz ekstra bölümle burdayım. Bölümde neler yok ki... İlk yarıda tam benden istediğiniz gibi uzuuuun uzuuuun son date'imden bahsediyorum. İkinci yarıdaysa Ramazan ayının anlam ve önemine binaen oruçla ilgili bana sorduğunuz tüm soruları tüm detaylarıyla biiiir biir açıklıyorum.



Kaynaklar: https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/37068775/ , https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/37203871/



Dr. Gulec 🪼💦 Smoothie

📌 Recette

🥛 1 su bardağı süt (badem sütü veya yoğurt da olabilir)

🥒 ½ salatalık (susuzluğumuza iyi gelecek yaralarımızı saracak)

🥭 ½ muz veya 4-5 hurma (doğal şeker şenin gibi)

🥑 ¼ avokado (güzel yağdır faydalıdır, ekle)

🥜 1 yemek kaşığı chia tohumu veya keten tohumu (lif ve omega-3 muhteşem bir olay. öncesinde limon ve suyla jel yaparsan chiayı internal shower 💩)

🌰 5-6 adet badem veya ceviz (sorgusuz ekle)

❄ 1 çay bardağı su veya Hindistan cevizi suyu (HİDRASYON GÜZELİM )

🍯 1 çay kaşığı bal veya tarçın (Ceylon tarçını, BUL ONU)

Buraya kadar geldiyseniz, şimdi burdan sonrası biraz daha extra olmak isteyenler için :)

🧚🏻protein tozu, hempseed protein/ bezelye proteini

🧚🏻detoxifikasyon için klorella, spirulina tozları

🧚🏻matcha (yenilebilir toz hali)

🧚🏻 quercetin (toz hali)

🧚🏻 wheatgrass (buğday çimi)

🧚🏻 veee son olarak da resveratrol



Sonra da BZZTTTTT ve bon appetite 😘






Tüm bölümler ve daha fazlası için ⁠⁠⁠podbeemedia.com⁠⁠⁠'u ziyaret et!



----- Podbee Sunar -------


Bu podcast reklam içermektedir.

Bölüm Transkripti

5.821 kelime · ~29 dk okuma

Film hocası fakültesi. Ay dilim domağım kurdu. Ben niye bu kadar heyecanlandım? Şimdi arkadaşlar, şu geçen 3-4 günde, çünkü bonus bölümü araya koyuyorum. Sizin için çünkü çok şey oldu. Konuşacağımız o kadar çok şey var ki dedim ki ben, acil Kevser'e, ben bir bölüm yapmalıyım ve her şeyi anlatmalıyım. Ada'ya sorduk, okey editleyebilir miyiz, yapabilir miyiz? Sonra dedik, yaparız biz bunu.

Ve şu an bunu yapıyoruz. Sizin için her neredeyseniz ve ne yapıyorsanız daha keyifli yapın diye. Spordaysanız daha güzel yürüyün. Metrobüsteyseniz daha güzel gidin. Etrafınızdakileri umursamayıp kendi mikrodünyanızda benimle sohbet edin diye, kulağınızda ben olayım diye. I love you. Şimdi gelelim bugünle konuşacağız. Öncelikle hoş geldin ya şehri ramazan küllün nefis faülün.

Yani her canlı ölümü tanıcaktır. Ben bunu hep İran'da görmüştüm tam bu yazıyı bir yerde. Küllüm, nefis, fa, ölüm, mefta anlamaya çalışıyordum. Küllüm, her falan. Neyse sonuç olarak whatever. Arkadaşlar, ikinci bölümde Ramazan'la ilgili, oruçla ilgili sorularınızı aldım. Öncelikle kendim anlatacağım, birkaç tarif vereceğim. Sonrasında sorularınızı cevaplayacağım. Ama ilk bölümde ne var? T var. Ne var? Günlerdir beklediğiniz her şeyin en detaylısı var ve daha fazlası var. Hazırsanız ben hazırım, başlıyoruz.

Transkriptin tamamını oku

Dr. Gületç Radyo'ya hepiniz hoş geldiniz. Öncelikle bir önceki bölümde iyi hissetmiyorum var mıdan sonra nasıl böyle oldum şimdi ona gelelim. Ben düşündüm neden üzülüyorum. Arkadaşlar aslında küçük payı olduğunu sansam da o 3 günlük yaşadığım orta bro'yla olan durumun çok alakası var. Neden? Çünkü ben orada sadece onunla konuşmayı kesmedim. Ne yaşadım? Bir hayal kırıklığı yaşadım. Aslında ne yaşadım? Bir kayıp yaşadım. Yani ne kaybı bu? Ümit kaybı.

Geleceğe dair ümitlerimi ya da duygusal yatırım yapıyorsun ya birine. Ben de çünkü kendime bunu açtım. Ve duygusal yatırım yaptım, tahammül etmeye çalıştım, onu değerli hissettim falan filan. Ve günün sonunda hayal kırıklığına uğradım ve hani ben denedimden niye olmadı ya? Her zaman her şeyi doğru yaptığında bazen de her şey olmaz. Hep de belki konu sen değilsin Tuğba. Sen bir şeyleri hep yanlış yapıyordun belki. Şimdi doğru yapmaya çalışıyorsun. Ama sen doğru yaptın diye her şey olmak zorunda değil.

Ve sonra şunu fark ettim. Evet, bu bir kayıp. Evet, bu bir yaz süreci. Ve ben bunu yaşıyorum. Yani ben sonuç olarak acıyı da çok güzel hissediyorum ve kaçmıyorum bundan. Korkmuyorum. Öldürmedi. Ben size diyordum ya storylerimde. Beynim gravde şöyle böyle garip garip davranıyor. Yani nerve spicy burn out'tan ziyade daha çok beynimin daha önce gerçekten yaşamadığı his olduğu için beyin şok moduna giriyor. Tamam mı? Yani böyle

Ne oluyor?" diyor. Bu nasıl bir his? Ben bu hisi daha önce tatmadım. Çünkü ben hep kaçıyordum, biliyorsunuz. Mevzu kaçıngan bağlanmanın çok ötesinde. O yüzden bunu böyle etiketlemek istemiyorum. Kaçıngan bağlanma ne ki? Ben hiçbir hissi gerçek anlamıyla yaşayamıyordum tam olarak. Ve o gün ben bunun farkındalığına vardıktan sonra, yani beynimin aslında o acıya verdiği şok tepki falan... Bunları anladım ve gerçekten hissettiğimi anladım tüm gün arkadaşlar. Tüm gün ağlayarak. Harbi güzel, güzel de yüreğimde çıldırtan yanı arkadaş harbi güzel. Bu şarkıyla dans etmem ama nasıl ağlıyorum bu çıkıya çıkıya. Yani korkmuyorum artık. Atın şu acıları üzerime. Ben çünkü düşersem de kalkıyorum ve öldürmüyor arkadaşlar.

Tam bu şarkıdan şey hissettiriyoruz, kasenin duvar şarkısı var ya... Sonra arkadaşlar... Bunu anlayınca zaten Ortho Bro'ya tamamen ilişkim kesildi. Bir daha da hiç yazışmadık. Ve ben çok teşekkür ediyorum kendisine bundan. Çünkü bana öyle bir kazanımı oldu ki ben neyi anladım arkadaşlar? İstemediğim bir şeye hayır diyebiliyorum. Sadece duygularım anlık yükseldi diye toxiclerin içine atlamıyorum. Tamam mı? Ya da aman neyse bir şey olmaz demiyorum. Ya da arkadaşlar en önemlisi ben acıyı hissetmekten korkmuyorum. Hayal kırıklığından korkmuyorum. Duygusal yatırım yaptıktan sonra bunun boşa gidebilme ihtimalinden korkmuyorum. Ve dedim ki Tuğba bu dating era'da, çünkü bunun adı dating era artık. Ve bunun amacı sadece flört değil. Aslında kendim için bunları yapıyorum. Bunu da anlatacağım. Dating era'ya hazırsın kardeşim. Hazırsın canım. Yürü. Korkma. Arkandayız dedim kendime. Ve çok mutlu oldum sonrasında. Çünkü asıl konum buydu.

Gelelim Ortho Bro'dan nasıl Akisar çocuğa geçiş yaptık. Çok hızlı oldu değil mi? Sanki vardı yedekli gibi. Madem o varsa ben nasıl Ortho Bro'yu rahat rahat konuştum? Çünkü yoktu arkadaşlar. O bir anda gelişen bir şey oldu. Ben baktım ki dating araya hazırım. Birazcık kanallarımı açtım. Şöyle dedim ki Tuğba İstanbul'a gidiyorsun madem boş geçme.

Şöyle oldu. Aslında bu Akisar çocuk Akisar'da yaşamıyor arkadaşlar. Hatta Giresun muydu? Dün söyledi Giresun muydu? Artvin, Artvin. Artvin'de doğdu. Yanılmıyorsam. Ama İstanbul'da doğmuş büyümüş. Sadece böyle tayin çıkan bir meslek erbabının oğlu olduğu için de farklı illerde yaşamış. Tamam mı? Böyle bir bilgi. Ne yaparsanız yapın. Ama ben bu çocukla tanıştığım zaman ben Londra'daydım.

Bir saniye, bir saniye. Bir şey söylemeyi unuttum arkadaşlar. Yani Instagram'da koydum, 2 milyon kişiye gösterdim ama sizinle söyleyeyim tekrar. Biliyorsunuz ki izinliyim. 9 Mart'a kadar izinliyim. Ve hastanedeki tüm grupların hepsini sessize aldım. Çıkacaktım, engelleyecektim dedim ki ama bunun dönüşü de var.

Şimdi geldik tekrar Akisar çocuğa. Bizim hikayemiz 4-5 sene öncesinde dayanıyor. 4-5 sene önce tanışmıştık ama gerçekten ben nasıl tanıştığımızı hatırlamıyorum. Yani hakikaten hatırlamıyorum diyorum ya size hep siliyorum falan diye. Hatta şimdi anlayacaksınız. Biz o zamanlar konuşuyorduk falan filan ama ben o zamanlar farklı biriydim arkadaşlar. Zaten şu andaki dating aramın da anlamı bu. Bunun için de ayrı bir bölüm yapmak istiyorum. Çünkü bu bölümün ikinci arasında Ramazan konuşacağız. Ramadan. O yüzden detaylıca giremiyorum. Ama ben itiraf ediyorum, toksik biriydim romantik ilişkilerimde.

Toksiste sadece benden kaynaklanmıyordu, karşı taraftan da kaynaklanıyordu. Bizim toksistelerimiz, patolojiler, ne dederseniz artık. Örtüştüğü için daha da böyle alevli ve yıkıcı, devastating, destructive. Gerçekten ben gerçek sevgine, onu da söyleyeyim, itiraf ediyorum, hadi madem öyle, bilmiyorum. Ben ne biliyorum arkadaşlar? Alışık olduğum şey ne benim? Disposable, çöpe atabilir insanlar ve tutku. Zaten benim daha önceki tüm sevgililerim ilk buluşmada sevgili oldum. Çünkü niye?

Ben tanımama gerek yok ki ben neyin peşinden gidiyorum? Tutkunun, dopaminin, onun bunun. Ben zaten ne sanıyordum aşk ve sevgiyi? İlk görüşte. Ben çünkü hep öyle görüşürüm. İlk görüşte oo hemen vurulurum falan. Ama tanımıyorsun, etmiyorsun, bilmiyorsun ve sonra ne olur arkadaşlar? Böyle iğrenç iğrenç kıskançlıklar, kötü ilişkiler, onlar bunlar karmaşık şeyler. Benim tek yaptığım şey, kafamın dikine gitmek. Neden o an hoşlanıyorsam? Hazcı bir şekilde, hedonist bir şekilde, ilişkiden gerçekten karşılıklarını kusurlarıyla sevmeden, kusuru olunca biraz aşağıladığım, karşılıklarının da bana benzerini yaptığı, birbirine el yükseltmek üzerine olan bir ilişki. Sanki bir bu kumar ve oyun. Ya nerede bağ kurmak, nerede sevgi, nerede şefkat, nerede merhamet? Bende yoktu bunlar. Sanıyorsun ki of, o kadar seviyorum ki her şeyle. Hayır, sadece tutkunun peşindesin.

Ve ben gerçekten artık sağlıklı ilişkiler yaşamak için 4 senedir hiçbir şekilde ilişki kurmadım. Ve gerçek bağ, gerçek sevgi, gerçek empati... Bunlar ne? Ben işte beynime şimdi hepsini teker teker öğretmeye çalışıyorum. Acıyı hissedebildim değil mi? Yani korkmadım, kaçmadım. Şimdi de korkmadan kaçmadan duygusal yatırım yapıp bir kişiyle bağ kurmak istiyorum ve bunu

Deneye deneye, deneye deneye. Çünkü yanlış insanda yapmak... Yanlış insanda demiyorum. Yanlış insanda yok. Herkes bir şey öğretiyor bana şu anda. Yanlış insan da çok güzel şey öğretiyor. Doğru insan da başka şeyler öğretecek. Veya doğru insanda olmaya da bilir. Hala değişim sürücündeyim. Bitmedi hiçbir şey. Fakat 4 sene sonra artık dedim ki tamam ben sağlıklı bir ilişki denemeye hazırım en azından. Denemeye çalışıyorum. O yüzden de şu an çok heyecanlıyım. Çünkü romantik bir ilişki sadece romantik bir ilişki değil benim için. Yani bir flört bir flört değil. O bir insanda bağ kurmak. Benim için çok önemli bu. Yani konu hiç dating hiç değil aslında konu. Ve o kadar heyecanlıyım ki her duyguyu tatmak istiyorum. Gerçek duyguları. İnsani duyguları. Kaçmadan, korkmadan, yorulmadan, usanmadan, bıkmadan. Tempo! Tempo! Şimdi gelelim bu dating sürecine. Biz 4-5 sene önce ben Londra'dayken dedim ya tanışmıştık. Büyük ihtimalle bir şekilde birisi benim böyle bir arkadaşım var dedi de ben onu ekledim de o zamanlar falan şimdi tabi ki takipleşmiyoruz biliyorsunuz. Çünkü main karakterleri takip etmiyorum. Geçtik bunu. O zamanlarla konuşuyorduk ama o zamanlar ben bu akeser çocukla date'e çıkmamıştım. Çünkü o zaman bana göre bence vanilya kalıyordu çocuk.

Ve ben aradığım veya istediğim şey daha farklı bir şeydi, tamam mı? O yüzden sanırım görüşmemiştik yani. Çünkü böyle büyütmüş olmamıştı ve hatta buluştuğumuzda da söyledi. Bana o zaman hediye olarak bir tane bardak göndermiş, yaptırmış üzerinde böyle sanırım doktorlukla ilgili bir şeydi. Dedim, ne kadar yaratıcısın falan ama şaka yaptım tabii ki. Neyse, sonra dedi ki onu aldın mı, nerede bardağın falan? Ben bardağı bile hatırlamıyordum. Dedim, ne bardak mı falan?

aaa dedim yani böyle bir şey varmış ve göndermiş aslında emekli vermiş ama ben İstanbul'dan Londra'ya göndermiş ama ben hiç orada yoktum o zaman evde değildim yani ama şimdi evime geri geldim welcome home darlin ve gerçekten anladım yani neden o zaman görüşmediğimi ve şimdi neden görüşmek istediğimi gelelim bu görüşme kısmına asıl gel artık yürü ben dedim ya radarlarımı açtım sonra aklıma geldi bir anda tamam mı ve ben yazdım dedim ki işte neredesinden kısar çocuk falan o da dedi ki hemen böyle aradı beni tamam mı bravo tebrik ederim çünkü biliyor ki hani ben o an bana cevap vermemeseydim ben bir daha yokum benim öyle bir sıkıntım var arkadaşlar ben mesajlara dönmüyorum dönemiyorum buradan özür dilerim ben kesten Yani aklımdan çıkıyor, tamamen siliniyor ve zaman geçtikten sonra dönemiyorum bir daha. O yüzden anında gördüm, gördüm, göremedim, geçmiş olsun. Neyse, hemen konuştuk. O sırada da o Akisar'daydı. Yani Akisar'ın konusu orada. Bir de dedesi falan oralı. Gidiyordu yolda. Sonra dedi ki ben İstanbul'a geleceğim. Şöyle böyle şirkin görüşelim. Biz plan yaptık, gün verdik, her şeyi yaptık. Ve işte dedi ki kahveye çıkalım. Ben dedim ki... Darling, I don't do coffee dates. Yani dinlemedin mi kardeşim? Ben direkt böyle... O dedi ki tamam o zaman ben seni işte yemeğe götüreyim. Dedi ki sen et sevmiyordun. Dedim et seviyorum ama kebap sevmiyorum.

Bu çok önemli bir ayrıntı. O zaman derim ki bir suşici var, suşiye gidelim falan. Ben derim ki herhalde yürek yemiş bu. Nerenin yüreği? Çünkü biliyorsunuz ki bizim için çok önemli değil mi? O suşi bir şey değil yani test, sınav. Şaka yapıyorum arkadaşlar, tabii ki böyle değil. Şimdi anlatacağım nasıl böyle olmadığını. Neyse, orada anlatacağım.

Ben Boyobat'tan İstanbul'a geldim. O da Akisar'dan İstanbul'a geldi. İşte o boza mevzusu oldu orada. Beni bir anda aradı. Dedi ki, sana çok kısa bir soru soracağım. Bozu seviyor musun, sevmiyor musun? Ben dedim ki, yani falan. Çok bilirim içmedim daha önce. O dedi ki, tamam o zaman ben sana getiriyorum. Böyle işte bir muhabbet oldu. Yani bu dinlemedi, bilmiyor bunlar ama ben çok seviyorum böyle küçük şeyleri. Çünkü düşünmek çok güzel bir şey. O yüzden çok hoşuma gitti. Sonra geldi çattı Ogün, tamam. Bana dedi ki, işte kaç gibi müsait olursun falan filan. Böyle işte her şeyi planlayıp ona göre yapıyor. Bana soramıyor, tebrik ederim.

Uğraşamam çünkü şu anda. Sonra ben seni gelip alayım dedi evimden. Ben de arkadaşlar daha önce gerçekten yani şu evimi bilen daha önceki ilişkilerimden çiçekle kapıda saatlerce bekleyenler olduğundan ötürü artık akıllandım. Eskisi gibi değilim. Ailem olmasa da Arif'im. Maybe. O yüzden ne yaptım arkadaşlar? Dedim ki yok evimin 100 metre ötesine yürürüm oradan beni alırsın dedi ki tamam. Zaten kendisi söylemiş miydim? Avukat.

Kendisi elli kere söyledi de ben çok sevmemiş olabilirim. O yüzden anlar yani bu şeyimi. Ki bence böyle olmalı. Sonradan ilerleyen zamanlarda belki tamamen önünden aldırırım ama gerek yok. Ben gelirim diyorum yok ben seni alırım. Ben aslında giderim yani. Daha da rahat oluyor ama hoş bir şey. Güzel sağ olsun. Neyse gittik bir suç içiye. Tabi böyle getirdi bozamıştık falan filan ve orada artık sizi biliyordu zaten. Yani ben söyledim bak dedim ben böyle böyle koyuyorum haberin olsun. Konsent ya çünkü sonuçta önceden direkt kesiyordum. İsmini de kestiğim için sıkıntı yok zaten.

Kötü bir şey söylemiyorum. Ama orada da tatlı dedim ki dur çekeyim ben kızlara, görsünler dedi bozayı. Aa dedi tabii tabii. Hatta dedi ben sana servis yapayım falan. Ondan sonra işte bardak getirmiş, servis yaptı ve hoşuna da gitti yani bu olay. Sizin bilmeniz, sizin dahil olmanız dedi. Evet dedi, yorumlara bakalım gel. Neler yazmışlar böyle böyle. Hepsini tamam başlıyor ki nasıl ya diyor. Ne var ki diye çıkartıyor. Ben onu anlamadım. Açıklama, açıklama. Buraya girersek buradan çıkamayız. Onlar dedi herkes kendi fikri ya. Özgür burada. Böyle açık kürsü burası, serbest kürsü. Neyse, sonra suşiciye gittik ya. Arkadaşlar, çok tatlı bir şey oldu oradan. Çatal istedi ya. Çok tatlı, ben o kadar hoşuma gitti ki. Bir de böyle, ben oradaki garson beye sipariş verirken, bir trip ver diyeyim, bir trip ver diyeyim. Diyorum ki, işte sakini gir, işte maguroni gir istiyorum. Böyle falan filan. Dedim, çiğ yer misin? Ama öncesinde konuştuk zaten. Dedi ki, denerim, senle denemek istiyorum ilk kez falan filan. Merak ediyor. Zaten TikTok'ta falan çiğ yediğimi biliyor ya. İşte anlattım ben ona, full böyle Japon kültürü. Mesmerize oldu falan. Oralar çok güzel geçti. Asıl konuya geliyorum. Dün Massap'ta konuştuğum şeye. Hani bu red flag'ler vardır biz bunları biliriz dedik ya. Sınırlardır, gerek nasıl yorumlardır, gerek x'lerden bahsetmedir. Arkadaşlar hayatımda ilk kez, ilk kez yani, ilk kez bir erkek, bireyi, pixie kromozomlu bir birey kişisi hiçbirini yapmadı bunlardan hiçbirini yapmadı ya bana ne böyle garip garip yorumlar ne işte oraya bitirince ne yapacaksın yorumları bir önerme sana klinik açarız demeler ya sen şunu yap ya da ben çocuk falan evlilikle alakalı böyle hani insanlara garip gelen düşüncelerim var ya aslında bence çok okey onlara bile anlamaya çalıştığı bir yorum kendi fikrini bazen söyledi söylemedi bu kadar ya ve dedim ki yani hani bilerek mi yapıyor acaba yoksa hani karakteri mi böyle

Farkında mı bunların ya acaba? Çünkü hiçbir yıl yapmadı ya dedim maşallah yani. Peki madem böyleydi arkadaşlar her şey, niye ben eve geldim de ağlayarak... Ağlamıyordum sadece yorgundum ve hani üzgündüm evet, belliydi. Şimdi oradan kalktık ve hani erken kapanıyor 11.30'da ve o heyecanla biraz daha görüşmek, konuşmak istiyorsun tamam mı? Başka yere geçelim. Bana de nereye gitmek istersin İstanbul'da? Bayağıdır yoksun arkadaşlar. Ben zaten bir yıldır hiç çıkmadım, hiç. Hatırlamıyorum bile nereye gitmek istediğimi. Bir de yani çok köşeye gitmek istemiyorum. Ekspoze olacağımız bir yere çünkü çocuğu gizliyorum ya.

Herkes görmesin beni ya. Neden? Görmüşler suç işte. Yazlar bunu. Abla çok tatlısınız. Bence bu olur falan filan. Beğenmişler yani. Haberiniz olsun. Bu arada boyu uzun. 1.88. 99. Pardon. 99. Öyle yani bilir. Elini bazıları beğendi. Bazıları kıl dedi. Arkadaşlar erkek eli yani. Ne bekliyorsunuz ya? Hadi kadın oturtamam. Erkek eli. Kıl olur.

Şekilce olmuyoruz. Ben söylüyorum. O yüzden ben seçemedim nereye gitmek istediğimi. Zaten bir yere gitmek istemiyordum aslında. Ben sadece sohbet etmek istiyordum. Arabada otostayla benim için olurdu. Ama gittik işe. Gittiğimiz yer, o da dedik yani beğenmeyebilirse falan dedim. Önemli değil. Önemli değil dedim ama gittim arkadaşlar. Benim direkt moodum düştü.

direkt yani çünkü ben olmak istemediğim yerde gizleyemiyorum bunu direkt böyle yani mekanda müzik çalıyor millet böyle kendi eğleniyor falan ama ben kendim tek başıma eğlendiğimden çok daha kötüyüm dedi ki bir şey mi oldu iyi misin orada da şey yapma yok diyorum bir şey yok falan filan ama hani dedim ki ben bir de arkadaşıyla tanıştırdım orada dedi ki hiç mi insan sevmiyorsun ben insanı seviyorum Konu bu değil. Yani seviyorum tabii. Tabii yani. Ama olmak istemediğim yerde olduğum için kendimi kötü hissettim ve direkt düştüm. Ona da yansıdım falan. O yüzden de moralim bozuldu. Yani hiç özlememişim. Hiç özlememişim bazı yerleri. Yani hiç özlememişim ya. Ve fark ettim ki ben bundan sonraki datelerimde öyle yerlerle gitmemeliyim gerçekten. Hani bu kişiyle de veya başka bir şey. Önemli değil. Zaten çok durmadık orada. Hemen çıktık oradan. Yol boyunca sagoladık. O da Ati falan söyledi. Ben de heyecan söyledim.

Bir kere de bizi, bizi düşürme derdi. Kuruluyorum buna, buna, bunası. Aşk beye geldi, bana bir geldi. Koşuyorum peşinden, velayet derdi. Monitamı lazım, su şortu da kalsın. Neyse öyle işte. Sonra arkadaşlar, ben eve geldim. Ve eskiden alışık olduğum date değil ya bu. Hani eskidenki tutku sonuçta. Çünkü ne oldu? Beni eve bırakırken, yine 100 metre ötede bıraktı, yanağımdan öptü. Böyle işte hani sarıldı ama çok dost sarılması. Anlatabiliyor muyum? Ve ben alışık değilim bunlara.

Ve şey oldum yani hani böyle mi? Çünkü o yok ya eskisi dopamin. Böyle evet dedim Tuba sakin ol, sakin. İnsanlar birbirini zamanla seviyor, zamanla tanıyor. Bir şans ver. Yani hani ilk gördüğün an aşık olmana gerek yok ya. Ya bir dur. Tanı zaten tanıdıkça sev, tanıdıkça tanı. Bir yanlış olmadı, bir şey yapmadı. Çocuğun tipi de iyi, her şey iyi. Tamam mı? O yüzden...

Bir düştüm ama sonra toparladım. Ve şu anda şöyle bir planımız var. Şu an Yunanistan'a gitti. Oradan da bir 12 gün falan bir yerlere gidecekmiş. Ondan sonra gelecek ama ben burada olamayacağım geldiğinde. Neyse, aynı zaman İstanbul'a geldiğimizde Akisar'a gideceğim.

Akisar'daki bebeklerimle Bacı Beli'yle buluşma yapalım mı? Soru bu. Arkadaşlar, yemin ederim beynim o kadar yoruldu ki çünkü her şeyi böyle birleştirip size anlatmaya çalıştım. Hazırsanız, artık bunları sindirdiyseniz, neye geçiyoruz? Ramazan'a geçiyoruz. Dating era bitti. Şu andık. I'll be back soon. Dr. Güneş radyo.

Evet, cennetin en güzel acıları. Dr. Güleç'le Dosta Doğru programına hepiniz hoş geldiniz, sefa getirdiniz. İzniniz olursa programımızın kalanına bu şekilde devam etmek isterim. Ramazan geldi, hoş geldi. 11 ayının sultanı. Sadece fiziksel bir oruç dönemi olmayan, zihinsel ve duygusal olarak da önemli bir süreç olan Ramazan ayına girmiş bulunuyoruz.

Ve biz bugün cennetin bacıları olarak Ramadan Survival Guide konuşacağız. Yani Ramazan'da en güzel yaşamda kalma mücadelesi. Ramazan'da ne oluyor arkadaşlar? Belin kimyası, ruh hali, stres yönetimi ve sosyal bağlar üzerinde birçok olumlu ve aynı zamanda dönüştürücü ve zorlayıcı ayna gibi taşra gibi durumlar ortaya çıkıyor. Bunun yanında yapacağımız birkaç küçük değişiklikle, birazdan anlatacağım yani Dr. Organic Life Hacks ile Ramazan deneyimimizi maksimuma çıkarıp

Aynı zamanda kendimiz hakkında çok güzel şeyler öğrenebiliriz. Ramazanı öyle değerlendirebiliriz ki vücudumuz bu süreçte hem susuz kalmaz hem de bu Ramadan Intermittent Fasting yani Ramazan aralıklı orucunun maksimum faydalarını almış olur. Peki nasıl yapacağız? Gelin anlatıyorum.

Sabrın ve özdisiplinin geliştiği, minimalist bir zihniyetin kazanıldığı ama aynı zamanda uykusuzluk ve düşük kan şekeri yaşayanlarda da sinirlilik hali yaratan bu Ramazan orucu sağlığa faydalı mıdır değil midir hocam? Değilse bunun günahı nedir hocam? diyorsanız, ben de diyorum ki ki diyorsunuz gördüğüm soruların hepsini aldım. Allah'ım ya o kadar zorlamışsınız ki yani sorun bunları Nihat Hoca'ya bakalım bilemiyorum. Çok komik. PubMed'de Ramazan'la ilgili yapılmış güncel çok çalışma var. Ve oradan da okudum. Sizin için özellikle dedim ki en yenileri hangisi? Ve onları kaynak alarak söylüyorum bunların hepsini. Aşağıya da kaynak bırakacağım. Rica ederim.

Arkadaşlar oruç başlıklık sistemimize hem güçlendirilebilir hem de zarfıtabilir. Nasıl yani? İşte olay bizde bitiyor. Orucu nasıl geçirdiğimizde. Ama bunun dışında susuz kalınmadığı sürece yani bu ne demek oluyor? İftarda orucumuzu suyla açıp

suyla devam ettiğimiz ve iftarla sahur arası vakitte yeterince su içtiğimiz 3 litre 2,5 litre yeterli ortalama takdirde otofajiyle beraber ki açacağım bunları oruç sağlığa yararlı fakat yeterince su içmediğinizde ki bu normal günlerde de böyle sanki herkes her zaman 3 litre su mu içiyor yani Gerçekten insanlar susadığının bile farkına varamayabiliyorlar. O yüzden Ramazan'da da bunun çok gündem olmaması güzel bir şey aslında. Ne yapacaksınız? Bir kere öncelikle iftarınızı suyla içeceksiniz. Çünkü yedikten sonra biraz insan su içemeyebiliyor. Şişiyor yani o aç gözlülükle. Size aç gözlülükle bir şey oldum. Kusura bakmayın. Şaka şaka.

Ve sonrasında da böyle yanınıza sitenli termos... Şaka yaptım işte. Ne varsa yani yanınıza sürekli içinde biraz mineral de ekleyebilirsiniz. Bunu nasıl yapabilirsiniz? Elektrolit tozları var. İnternette var. Yurtdışındakiler daha iyi ama burada da var. Onların sağlıklılarını bulabilirsiniz. Şekersiz olanları. Onunla beraber gün içindeki susuzluğunuza çok iyi gelecek. Çünkü mineraller de suyu daha iyi tutacak. Tamam mı? Hem de bu gün içerisindeki susuz kalmaktan ötürü kas kramplarınızı önleyecek. Enerjiniz dengelecek falan filan. Dehidrasyonunuzu önleyecek yani bir o ölçüde.

Genelde içinde sodyum oluyor, çok önemli tutmada. Potasyum oluyor, kalsiyum oluyor, çinko oluyor, bikarbonat oluyor. Ama bazı bu modellerin de, model ama, tabii ki başka şeyler de olabilir. Dikkat edin ve güzelce seçin bunları. Özellikle baş ağrısı yaşayanlar gün içerisinde, çünkü bu susuzluk da çok baş ağrılıyor biliyorsunuz, mutlaka bu elektrolitleri kullansın. Şimdi tıbbi olarak doktora sorsun ve mutlaka kullansın.

Şimdi Cennet'in bacıları. Geldik orucun neden bağışıklığımızı güçlendirdiğine. Evet, hep konuştuk. Herkes söyledi. Geldik o konuya. Oto faji. Bunu duymuşsunuzdur illa ki. Oto, kendini faji yemek. Tamamen Yunan kökenli bir kelime. Okey.

Vücudumuz ne yapıyor arkadaşlar? Eski ve hasarlı ve gerek olmayan, böyle eskimiş, gerekles hücreleri parçalayıp sonra yutuyor. İşgalci ülkeler gibi. Kendini yiyor yani. Ve otofajı, longevity yani ne? Uzun ömürle, işte hastalıkların önlenmesinde, kronik hastalıkların önüne geçilmesinde, metabolik sağlığımızda ve hücresel yenilenmede yani rejuvenation, bunlar da etkili olduğu bulunmuş, tamam mı?

Otofajiyi nasıl aktif ediyoruz? Aç bırakarak. Vücuda aç bıraktığında kendi kendini yemeye başlıyor. Çok iyi değil mi? Tamamladınız değil mi o ilişkiyi? Yani mesela oruç, egzersiz. Çünkü egzersizle beraber de hani besinleri tüketiyoruz ya aç kalıyor vücut. Ya da işte kalori kısıtlaması falan. Bunların hepsi otofajiye götürebilir vücudu ve güzel bir şeydir bu. Bu otofajinin bu yararlarını kim göstermiş arkadaşlar? Öğrenelim hemen. Her gün yeni bilgi. 2016'da Nobel tipojenini kazanan Yoshinori Oshumi ve PubMed'de kanıtlanmış Ramadan intermittent fasting'in diğer bir yararı. Enflamasyonu yani iltihabı azaltıyor. Vücuttaki en büyük problemlerden bir tanesi genel olarak enflamasyon.

ve metabolizmanız bozulduğunda, artık düzgün beslenmediğimizde işte pestidir, cartidir, cürttür bunları aldığımızda olan şey zaten bu enflamasyon. Bu sıkıntı. Kronik enflamasyon. Bağışlık sistemimizi zayıflatan en büyük faktörlerden biri. Ve arkadaşlar ne oluyor oruç sırasında? Uzun açlıkta yani insülin seviyeleri iyice düşüyor değil mi?

Ve insülin seviyesi düştüğünde anti-inflamatory mekanizmalar devreye giriyor. Bu yüzden biz ne yapmalıyız kronik enflamasyonumuz varsa? Sürekli sürekli böyle fazla şekeri bir anda yiyip grisemik indeksli yüksek gıdalardan beslenip bunu yaptığımızda insülin artıyor ve kan şekeri bir anda düşüyor. İşte kan şekerin bir anda düşmesi demek kronik enflamasyon demek. Ben nasıl kilo verdim? Bu kilo verirken en çok uyguladım yöntem bu. Grisemik indeksli düşük gıdalarla besleniyorum. Bu yüzden kan şekerimi PİK yaptırmıyorum. Kan şekerimi PİK yapmak için insülin PİK yapmıyor. İnsülin PİK yapmak için bir anda kan şekeri düşüşü yaşamıyorum. Kan şekeri düşüşü bizim iştahımızı açar. Bu yüzden sabah sen granola yersin, kendin yapmadın, dışarı aldın granola. Acıktım dersin, ne oldu dersin. Çünkü neden? Sen granola ile beraber kan şekerini PİK yaptırdın tatlım. Bu yüzden acıkırsın tabii ki.

Ne anladın ki sen yediğinden? O yüzden illa ki karbonat alıyorsanız yanında protein alın. O zaman daha iyi dengeliyor. Sabah mesela herhangi bir süt içiyorsun ya, içtiğin yulaf sütü bunu yapar ama içtiğin başka bir süt bunu yapmayabilir. O yüzden dikkat etmek lazım. Yulaf sütü falan, işte oat milk, ı ıh değil. Oat milk, ı ıh. Çünkü gerçekten yulaf bu, şeker arkadaşlar. Yulaf sütüyle yulaf aynı şekeri içermiyor yani. Ondan da söylemiyorum ama yulaf sütü artık konsantre olmuş oluyor ya, sen alıyorsun kan şekerini bir anda pik yapıyorsun. O zaman ne yapacaksın? İlla yani ben yulaf sütü içeceğim diyorsan yanına bir protein bari al.

Yumurtaya, laf stüdyonunda. Peki ne zaman bağışıklığımız düşürür bu oruç? Hocam, diyorsanız ama ben diyorum ki, bebeğim. Cennet bacıları, pardon. Yani genel olarak beslenmenizle, ben bu pideye abanayım. Kağıt tatlısı, neydi adı? Unuttum adını, neydi adı? Güllaç. Doktor Güllaç. Haa, Doktor Güllaç'ta dosada var. Daha güzel olurmuştur. Öyle yapalım bari bölümde. Hangisini beğendiniz? Onu yapalım. Nasıl onu yapacaksın Doktor Güllaç? Sallama. Haklısınız. Neyse, gaza geldim.

Sonuç olarak böyle şeylere takılırsanız arkadaşlar bağışıklığınız düşer. Zaten şeker olabildiğince az yiyelim. Çünkü niye? Vücut hali hazırdan otofaji yapıyor. Vücut kendini detoksifiye ediyor. Arkadaşlar karaciğerimizin detoksi için ve sonunda da bağırsakların atılması için toksinlerin yapmamız gerekenleri söyleyeceğim. Vücut çünkü bu süreçte otofajiye, detoksifikasyona bunlara giriyor zaten. Biz de bunları kullanmalıyız. O yüzden kan şekerinde ani yükselişe sebep olacak her şeyden uzak duruyoruz tamam mı? Mümkün olduğunca. Yani aslında, o yüzden hurma yiyorsak, hurmanın yanında bir protein de olması gerek. Yani en azından yağ, ahmut barır, badem yağı falan bir şey, böyle bir sürünün üzerinde, fıstık ezmesi. Yapıyor ya yurt dışında insanlar şeyin üzerine hemen. En azından karbonhidratla beraber bir yağ girsin falan, tamam mı? Böyle şeyler. Ya da bir nuts, kuru yemiş.

Madem madem, bir şeyler tamam diyorlar. Yani anlatabildim değil mi? Doğru yük düzene, yeterli sıvı alımı ve güzel beslenme, proteini mutlaka güzel alıyorsunuz ve bir hastalığınız yoksa evet, o sizin bağışıklığınızı güçlendirir ve yararlıdır, tamam? Eee o zaman diyeceksiniz ki şimdi su içmemek bu bebeklere zarar verir mi? Hocam, bunun günahı aslında nedir hocam? Arkadaşlar sağlıklıysanız, oruç sırasında içmediğimiz sudan bir şey olmazsa eğer tamamlıyorsak, iftarla sarar arasında. Çok önemli. Ama kime zarar verir? Tamam bunları hemen söyleyelim, kısaca. Şimdi bizim için ne oluyor biz sağlıklı insanlar için? Vücudumuzdaki sıvı gitmesin diye idrarımız konsantre hale geliyor tamam mı? Rengi falan koyulaşıyor biliyorsunuz ki.

Ve gün içinde bu kadar susuzluk normal. Şu anda da çok uzun değil zaten oruç saati. Biraz başımız ağrır falan, böyle bir kafa gider, okey. Ama vücut bunu tölere eder, tamam mı? Ama sağlıklı insanlar için. Ve ne dedik? Terli su içtiğinizde pek. Kimler tölere edemez, kimler susuz kalır, dehidrete olur? Böbrek hastaları tabii ki. Çok geçmiş olsun, dinleyen böbrek hastası varsa. Ve arkadaşlar, düşük tansiyonu olanlar, tamam?

Neden? Çünkü zaten basıncı düşük. Bir de sen su vermiyorsun, kan basıncı iyice düşüyor. O yüzden bunlar da lightheadedness, baş dönmesi falan, halsizlik bunlar olabilir. O yüzden dikkatli olacağız, tamam mı? Bunu yaşayanlar varsa, çok başım ağrıyor falan diyen varsa, ekstra elektrolitin yanında ne yapacak? Kahveyi, çayı azaltacak arkadaşlar. Çünkü neden? Bunlar diüretik. Ürene, çiş, idrar. Di, çıkarmak. Di, üreyesiz. İdrara çıkarır diyor. Yani diüretik, kahve, çay, bunlar çiş yapar. İdrara gidersin. O yüzden, alkolü azaltın falan.

Şaka yaptım. Alkol de diyaretik ya. Çok fazla ileri çıkarır. O yüzden o şaka buydu arkadaşlar. Kahve tüketmeyelim mi illa? Hayır, tüketebiliriz. Ama kahve içiyorsak yanında mutlaka iki bardak su. Bire iki. Oran bu tamam mı? Bir bardak kahve, iki bardak su. Bunu içtiğiniz sürece yine okeysiniz. Fakat hala başınıza ağrıyorsa siz daha da azaltın. Çünkü oruç tutuyorsunuz ya. Hatta yani bu süre zarfında minimum olabildiğince. Hemen bir de kahve iftardan sonra değil. Biraz bekledikten sonra. Çünkü güzelce önce bir yemek dersin, irisin vücuda. Onlar gitsin falan.

Dayanamıyorsanız, illa ben böyle ben lazımsa suyla beraber içersiniz artık. Yapacak bir şey yok. Çayı da öyle azaltalım mümkün olduğunca. Bu arada hani yeşil çay da içebilirsiniz bir tane ama çok değil yine. Çünkü o da diyuretik. Hepsi diyuretik. Ekstra ne yapabiliriz? Tabii ki su oranı yüksek gıdalarla beslenebiliriz. Mesela salatalık gibi. Size bölümün sonunda bir de tarif vereceğim arkadaşlar. Smoothie tarifi. Hem toktuzdan hem suzuluğu önleyen.

Bir de Ramazan'da kahve içecekseniz değer decaf deneyebilirsiniz. Yani güzel olur bence. Kafeinsiz yani. Neydi? De çıkarmak. Caf, kafein. Decafeination, dekafeinasyon. Kafeini çıkarmak içinden. Ama yine %2 falan kalıyor içerisinde haberiniz olsun. Yani sıfır kafein değil. Bir de aç olduğumuz için Ramazan'da kahve içiyorsanız dikkat edin. Reflünüz, gazeteciniz falan varsa hassas olabilirsiniz arkadaşlar.

Şimdi güzel bir şey söyleyeceğim. Ramazan'da karaciğerimizde gerçekleşecek olan faz 1, faz 2 ve faz 3 detoks sistemlerinin daha iyi çalışması için, yardımcı olmak için yapabileceğimiz şeyler neydi arkadaşlar? Klorella ve spirulina. Önemli. Tamam mı? Ve öncesinde nak ve alfa lipoik asit. Ama nak ve alfa lipoik asiti mutlaka doktorunuza sorun. Mutlaka. Onu direkt almayın. Bu çok önemli. Mutlaka. Tamam mı?

Ama klorile süpüründen alınabilir. Bunun dışında benim gibi hazımsızlık yaşayan varsa, ben herhangi bir açlıkta ve sonrasında yediğimde, çünkü bende IBS var, irritablı bağırsak sendromu, herhangi bir uzun açlıktan sonra yemek yediğimde benim direkt karnım şişer, gaz olur ve böyle distansiyon yani şişlik, hazımsızlık, bunların hepsini yaşarım. Böyle zamanlarda digestive enzymes yani sindirim enzimleri işe yarayabiliyor. Deneyin. Araştırın, sindirilmemizimleri. Hem mide sıkıntısı yaşayanlar için, ülserdir, gastrittir, refüdür işte ne varsa, hem de bağırsak problemleri yaşayanlar için, dışkırama problemleri, kabızlık yaşayanlar için bu süreçte kabuz olmamamız lazım. Bağırsaklarımız çalışsın, karaciğerimiz çalışsın, bu süreçte biz detoks yapalım. Gerçek detoks, böyle boş detoks değil.

Gidelim en önemli konuya. Ramazanda spor yapabilir miyim, ne zaman yapayım? Çok önemli arkadaşlar bu. Ve size güzel bir haberim var. Yine PubMed'de 2023'te çok güzel bir araştırma yapılmış. Diyor ki... Yani

ne demek istedim? Bunun meali nedir hocam? Direnç antrenmanında diyor zaman değişir mi ne zaman yapsam Ramazan'da ve diyor bunun kasımızın hipertrofisinde yani büyümesindeki etkisi nedir? Ne bulunmuş biliyor musunuz? Ramazan ayında oruçluyken yapılan direnç antrenmanının kas büyümesi yani hipertrofi ve kas gücü üzerinde olumsuz bir etkisi olmadığı görülmüş. Bravo!

Antrenmanın tok ya da art şekilde yapılması fark etmeden, kas gelişim ve güç kazananları açısından olumsuz bir durum gözlemlemiştir arkadaşlar. Ancak bir ayrıntı, direnç antrenmanının tok yan uygulanması, kas gücü artısı açısından, yani hipertrofi, daha büyük bir etki göstermiş. Yani eğer siz kas gücünüzü arttırmak istiyorsanız ki bence bu en güzel şey hayattaki. O zaman ne yapacaksınız? İftar sonrasını yapacaksınız. Bu kadar basit. Ama yok efendim işte ben gülemem iftar sonrası işim gücüm var ben buluşacağım arkadaşlarımla biz kahve içeceğiz de. Yok ben şoför diyorsanız arkadaşlar o zaman ne yapacaksınız? Daha düşük volümlü antrenmanlar, yürümek, yoga falan böyle böyle şeyler tamam mı? Hafif şeyler yapacaksınız. Öyle çok yormayacaksınız kaslarınızı çünkü sıkıntı. İftardan önce gidersiniz, şöyle 1-2 saat öncesinde falan ki spor bittikten sonra da vücudunuza protein girebilmiş olsun, tamam mı? Ayrıca iftardan hemen önce yapılan sporun şöyle bir artı daha var. Şimdi böyle sahurdan beri vücut ne? Aç, değil mi? Aç olduğu için artık glikojen depoları boşaldı yiyeceğe, değil mi? O yüzden ne oldu? Yağ yakımı arttı. Ben iftardan sonra yapacağım diyorsanız da hemen sonra yapmayacağız, tamam mı? Çünkü yine yemek yedik falan, böyle vücudumuzu yaramamak gerekiyor. 1-2 saat dinleneceğiz, ondan sonra azıcık karnımıza şişi insin. Bu süreçte evde yapmak da çok mantıklı. Hani bir yere gitmeden falan. Evde böyle tam iftardan bir saat önce. Gel buraya, aç lesneyi, aç bir şey YouTube'dan. Yap şöyle kendi vücut ağırlığına. Tamam, yeter. Her şey mükemmel olmak zorunda değil. Ramazan'da da böyle olsun yani.

Ay şimdi asıl sizlere söyleyeceğim arkadaşlar çok önemli dinleyin çok bayılacaksınız buraya. Şimdi ramazanda diğer büyük bir sıkıntı sahur yapmayı seven biriyseniz uykusuzluk. Çünkü sahurdan sonra genelde insanlar uyuyamıyor. Bunun için ne yapabiliriz? Çünkü uyku da çok önemli demiştik değil mi? Orucun bağışıklığı düşürmemesi için. Şimdi arkadaşlar öncelikle

Mavi ışık kullanımını azaltıyoruz. Blackout maskemizi takıyoruz. Perdeleri blackout. Yani eve güneş girmiyor. Doktor girecek. Tamam mı? Anladınız. Işık girmeyecek. Bu uyurken falan. Bunları geçtik. Bunları biliyoruz artık zaten. Ben size elli kere söyledim. Gece ağır yerseniz yine uyuyamazsınız. Onu da biliyoruz. Ama sabıra kadar geçiyorum.

Şimdi asıl olay şu. Ne yapabiliriz? Arkadaşlar, evet melatonin alalım ama başka bir şey daha mı var? Dil altı melatonin spreyleri var. Bu olabilir. Başka ne olabilir? Ashwagandha olabilir. Başka ne olabilir? Magnezyum spreyi arkadaşlar. Uykudan önce. Mis gibi. Başka ne? Başka söyle bize. Lavanta, Witwer gibi esensiyel yağlar. Başka ne olabilir? Gaba spreyi. Ya da ne olabilir arkadaşlar? Hani benim maçın içerisinde kahvedeki taşı kardeyi önlüyor dediğim şey var ya, Elfiannein, rahatlatıyor dediğim işte onun spreyi var.

Nasıl hoşunuza gitti değil mi? Sizin lafı tanıyorum. Ayı, gelelim en çok sorulan soruya. Ramazan'da kaç kilo verelim, nasıl kilo verelim falan filan. Şimdi hep bahsettim ya, şekeri azaltırsanız, bu çok basit aslında, protein de arttırırsanız verirsiniz. Vallahi mutluyum ha. Ama burada asıl önemli olan konu bence şu ki, kaç kilo verelim. Arkadaşlar, Ramazan'da ben 10 kilo vereceğim derseniz, Ramazan bitince bayramda 10 kilo geri alırsınız. Yani 1 ayda verirseniz 3 günde geri alırsınız. Böyle bir şey yapmıyoruz. Haftada 0-5 ile 1 kilo arası, ayda da ne oluyor? 2-4 arası. Az mı? Az gelebilir. Ama kas kaybetmeden, insan gibi kilo vermek istiyorsanız maksimum 4-5

Tamam mı? Smoothie'mizde süt var, salatalık var, muz var, börek var, hurma var, avokado var ve tarçın var, çiğ atomum var. Çiğ atomu ne yapıyor? İnsanlar şabır yapıyor. Onu birleştireceğiz, jel yapacağız. Ben bu tarifi arkadaşlar açıklamaya yazacağım. Çünkü size kalem kağıt çıkarın demek daha yorucu olacak size. Hep sizi düşünüyorum. Tarçın da var. Kan şekeri dengelesin diye ama tarçın da bulabilirseniz saylon tarçını bulun. Sonra da bana dua edin. Sevgili cennet bacıları, programımız bugünlük sona ermiş. Hepinize hayırlı iftarlar.

Arkadaşlar, bir saniye. O program bittiğine göre kendime dönebilirim. Size bir şey söyleyeceğim. Datele ilgili söylemediğim son sözler var. Ben asla öyle kapatmak istemiyorum bunları söylemeden. İçimde kalır. Şimdi ben size akılsel çocukla ilk mesajlarımı paylaştığımda bana 3 saat geç cevap vermişti ve ben hemen 2 dakikada cevap vermiştim. Ve dediniz ki, sen böyle bir hatayı nasıl yaparsın? Yakışıyor mu sana? 3 saat geç cevap vermiş Red Flag. Arkadaşlar, artık ergen miyiz ya? Yani biz çalışan, işinde gücünde insanlarız. Bunları takmıyoruz ama burada çok önemli detay var. Bakın, çok önemli detay.

Ben size söylüyorum. Birincisi, eğer o kişi yeterince sağlıklı değilse ve emosyonel zekası yeterince iyi değilse ne oluyor biliyor musunuz? İlişki ansitesi yaratıyor sende. Ve o ilişki ansitesi yaratınca sen o kişi mesaj attığında cevap vermemek için gidiyorsun kendine oyalıyorsun. Ya da o kişiden mesaj beklememek için telefona bakmıyorsun, uyuyorsun falan. Hani kalktım da yazmış olsun bari falan diye. Bu ilişki ansitesi böyle meret bir şey. Meret oluyor muydu? Meren mi? Nemenen bir şey işte öyle bir şey. Ama o olmadığında mesela hani ben hep konuşalım derdim de yok, bir şey de yok. Yazmayınca hiç

Hiç de huzursuz olmuyormuş şükürler olsun. O kadar güzel bir his ki bu. Çünkü biliyorum ki beni düşünüyor. Biliyorum ki hoşlanıyor benden. Biliyorum ki isteyince hani yazarız, konuşuruz. Ve hani bu özlemek de güzel. Bu da iki dakikada ne özledim Tuğba? Diyeceksiniz de öyle değil. Genel konuşma. Yo, özlemiş olabilirim. Neyse. Bu bende olmadığı için şu anda çok rahatım ve 3 saat işi vardır belki başka bir şeydir. Ayrıca bende şöyle yapıyorum. Ben müsait olup olmamak değil, zaten hastanede pek olamıyorum bazen ama canım istediğinde cevap veriyorum. Çünkü evet belki uyandım mesela, belki telefonum evimde ama şu an konuşacak, onu proses edecek, beynimde onu çevirip evirip cevap verecek halim yok yani. Şu an ona ayıramıyorum mesaiyi. O yüzden cevap vermiyorum. Bazen 3-4 saat cevap vermeyebiliyorum ama bunun meşguliyetimle alakası olmayabilir her zaman. Konuşmak istemiyorum Duroğan. Bu olabilir. Hepimiz arkadaşlığımızı yapıyoruz. Priorit ettiğimiz kişileri yapabilmeyiz. O da arkadaş sonuçta, günün sonunu. The end of the day. Tamam mı? Bunu böyle düşünüyorum. O yüzden artık geçtik yani oralara. Çocuk eskide kaldı onlar. İki saat yazma. Gerçekten adil kaldırım değil burası. Lütfen önce bir ona anlaşalım yani bu konuda.

İkincisi de, şaşıracaksınız ama... Bana dedi ki, arkadaş... Tuğba dedi, sen dışarıdan çok zor gözüküyorsun. Hani hem anlaşılması, hem tatmin etmesi, hem memnun etmesi falan her şey. Ben de dedim, ne alaka ya? Ama dedi, gerçekte o kadar uyumlusun ki, ve o kadar açık ve netsin ki, o kadar direksin ki, hani çok kolay seninle anlaşmak aslında. Dedim ki, evet ama doğru tonu bulursan yani. Sen de hemen şımarma.

Bir şey daha söyleyeceğim. Biliyorsunuz ki kaşlarımı lamine yaptırmıştım. Laminasyon aynı gün. Atatürk kaşıyla gittim. Biliyorsunuz ki canım hatam. Bunu söyledim de kendisine. Hazırlıklı olarak gittim. O kadar rahatsız ettim ki kendimi. Aynı zamanda retinol uglies yaşıyorum ya. Retinol uglies. Retinol çirkinliği. Çirkin değil tabii ki ama hayatımda hep alışığım ben cildimin güzel olmasına ve rahat rahat olmasına. Şimdi böyle biraz kızardı, flare up oldu falan ya. Kapatasım geliyor normalde ama tabii ki kapatmadım ve rahat oldum. Çünkü beni rahat hissettirdi. Bu çok önemli bir şey. Her şeyimle yani. İyi hissettim kendimi. Bunları size söylemek istedim. Hayatınızda her şey hayal ettiğinizden daha güzel olsun. İçimden geldi. Bir de bir şey daha söylemek istiyorum. Geçen stormda paylaştım. Benim kadar ileri gitmek istemeyen hiç kimsenin beni gitmekten alıkoymaya hakkı yoktur. Nokta.

Herhalde ve zaten. Sizi çok seviyorum. 3 gün sonra 7 Mart'ta görüşmek üzere. I love you.

Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.

Reklam Alanı (Deneme)