
4.112 kelime · ~21 dk okuma
Hiç böyle küçükken şunu yaşadınız mı? Evdesiniz ve ailenizin bir üyesi televizyon izliyor ve uzun süredir televizyon izliyor ve televizyonda izlediği şey bayağı sıkıcı. İzlemese de olur. Saçma bir program, saçma bir haber. Zaten haberlerde saçma sapan şeyler konuşuyorlar. Yok şöyle yaparsanız sağlıklı mı olur, şöyle yaparsanız sağlıksız mı olur? Sağlıklı olmak için yılda 5 yer elması yemeniz gerekiyor. Geçen annem öyle dedi bana. Bana yer elması yapmış. Ben de teşekkür ettim. Sonra dedi ki Cem işte yılda 5 yer elması yemen gerekiyor sağlıklı olmak için dedi. Ben de böyle bir anda çıldırdım. Nasıl böyle bir şey olabilir? İşte illa yer elması mı yemem gerekiyor? Ne alaka yer elması? Kim söyledi bunu sana? Bunu diyen yani ne alaka? Nereden biliyor da 5 sayısını bulmuş dünyanın her yerinde yer elması mı var? Yerelması yemeyen insanlar ne yapsın falan diye böyle sonra ağlamaya başladım. Çünkü diğer duygularımla çok fazla şey yapmadığım için, nasıl hissettiğimi düşünmediğim için bir anda bu yerelması beni tetikledi ve deli gibi ağladım. Şaka, böyle bir şey olmadı.
Ama insanlara böyle oluyor ya, baya uzun süre duygularını gizliyorlar. Ya da erkekler tüm hayatları boyunca gizliyor sonra. Neyse. Evet, bu size de olmuştur yani. Evde aileniz bir şey izliyor, siz de diyorsunuz ki bu insanlar yani bir sürü şey yapabilir. Dünya olasılıklarla dolu. Sokağa çıkabilirler, daha iyi bir şey izleyebilirler, kitap okuyabilirler. Ama neden sürekli bu kötü filmleri, şeyleri izleyip, haberleri izleyip tepkiler veriyorlar? Demiş olabilirsiniz.
ve bence günümüzde cep telefonları bundan hiçbir şekilde farklı değil yani belki yani bu bana olmuştu küçükken ailem ya da işte başka aile üyelerim niye bu kadar televizyon izliyor diye düşünmüştüm ama şu an ben telefona bakıyorum ve Bir şey yapmıyorum öyle duruyorum ve izlediğim şeyler de eskiden böyle televizyonda şeyler olur ya böyle bir sürü saçma videolar kolajı olur. Bir tane bebek öbür bebeğe vurdu ve o kişi ağladı ya da birbirine işte kamera şakası yaptı. Öyle görüntülerin gösterildiği programlar olur ya günümüzde de telefona bakmak sanki biraz öyleymiş gibi geliyor. Tabii ki arada ilginç şeyler görebiliyoruz. Mesela Filistin konusunda yani Filistin Türkiye'de zaten üstüne konuşulan bir konu ama İngilizce Instagram'ı düşünürsek 7 Ekim'den sonra ve İsrail'de Filistin'e sürekli saldırı yapmaya ve bombalamaya her gün başladıktan sonra
Bu konuyla ilgili o kadar fazla İngilizce İnstagram'da paylaşım oldu ki gençler bir anda politikleşmeye başladı. Bu tabii nereye gitti o tartışılır ama. Aynen İnstagram'da ilginç şeyler de oluyor demeye çalışıyorum ama bence sosyal medyada vakit geçirdiğimiz anların çoğu ailemizin televizyon izlemesi saçmalığıyla aynı gibi geliyor ve bana şey komik geliyor. İnsanlar olarak Küçükken ailemizi inanılmaz görüyoruz. Çünkü bir şeyleri biliyorlar, bir şeyler yapıyorlar. Bize ev sağlıyorlar ve yardımcı oluyorlar hayatı, yaşamımıza. O yüzden çok iyi yani, inanılmaz şeyler. Ve büyüdükçe bu biraz devam ediyor. Ama bir süre sonra, tabii herkesle böyle olmayabilir ama, ailenizin saçmalıklarını görmeye başlıyorsunuz ve bazı şeyleri çok bilmediğini anlamaya başlıyorsunuz. Sonra ne oluyor bilmiyorum. İşte sonra ne oluyor bilmiyoruz. Sonra siz de aileniz oluyorsunuz.
Aynen. Sonra biz de aynı döngüye girip, çünkü zaten herkes hani ilk defa yaşıyor ya, aileniz de, siz de. Tabii bu ailenizin yapacağı saçmalıkların olumlu olduğu anlamına gelmiyor ama tabii ki her şeyin arkasını arayınca da bazen işte annem de şu yüzden şunu yapmış, babam da şu yüzden şöyle yapmış diye sebeplendirebiliyorsunuz. Bence şu an benim jenerasyon, ben şu an 96'lıyım ve bence biz şu an televizyon izleyip mal gibi ekrana bakan insanlardan farklı değiliz. Olduğumuzu düşünüyoruz çünkü farklı bir ortamda bunu yapıyoruz ve bizde işte şey kültürü var, meme kültürü var ya internetin kendi içindeki şakaları ve sadece biz anlıyoruz. Wow çok iyiyiz. İlla bir şakayı anlıyoruz diye özel hissedip hayatımız boyunca, 28 yıl boyunca telefona bakıp yaşlanıp öleceğiz yani.
Evet bugün telefon ve eğlence ve sıkılmak ve televizyon ve insanların bu bu şekilde hayatına devam etmesiyle ilgili konuşmak istiyorum. Ve konuşmaya geçmeden önce şeyi de hatırlatmak istiyorum. Yani yaşadığımız bu saçma dünyanın bu kadar saçma olmasının içinde bir sürü sebep var ve Telefonların bağımlı olması bunun hem sebeplerinden hem de sonuçlarından biri. Ve insanlar telefona baktıkları için aşırı suçlu hissetsinler istemiyorum açıkçası. Ama hepimizin de telefona bakmasının saçma bir şey olduğunu bence konuşmamız gerek gibi düşünüyorum. Çünkü zaten herkes konuşuyor ama biraz daha bunu değerlendirmemiz gerek. Çünkü saçma ama neden saçma? Neden bakıyoruz?
Yani neden böyle şeyler oluyor ve bakmazsak ne yapabiliriz? Yalnız mı kalacağız? Çünkü herkes de bakıyor yani ve insanlar arkadaşlarıyla bu şekilde iletişime geçiyor. Evet, bugün bu konulara değineceğim. Ve şu an şey diye düşünüyor da olabilirsiniz, bu çocuk sosyal medya yapıyor. Şimdi...
Telefona bakmaya laf mı edecek? Bu nasıl bir yavşak çocuk diye düşünüyor olabilirsiniz. Birincisi, evet yavşağım. İkincisi, size katılmıyorum. Çünkü bir şeyi yapan birinin o yaptığı şeye laf etmesi yani tabii ki bunun belki küçük bir ikiyüzlülüğü olabilir. Ya da yani büyük bir ikiyüzlülüğü de olabilir. Ama bu bana şeyi hatırlatıyor.
Amerika'da Bernie Sanders diye bir politikacı var ve kendisi demokratik sosyalist. Tabii ki bu demokratik sosyalist kelimesinin anlamını bilmenize gerek yok ama çünkü politikayı böyle kelimelerle donatıyorlar. Yok öyle de böyle de şöyle de diye. Mesela Yani tabii ki insanların görüşlerini bir kalıba sokup o kalıpların üstünden konuşabilmek önemli bir şey. Ama şey diyebilmek de önemli. Ben şu politikayı savunuyorum. Şu savaşın olmasını istemiyorum. İnsanların, işçilerin daha çok para kazanmasını istiyorum gibi kendi görüşlerinizi de direkt söyleyebilirsiniz. Adam Bernie Sanders politikacısı. ne savunuyor ona bakabiliriz. Öncelikle bu Bernie Sanders 80 küsur yaşında Joe Biden'dan Amerika'nın bir önceki başkanı bir yıl yaşlı ve çok uzun süredir politika yapıyor ve bu adam benim dünyada en sevdiğim politikacılardan açıkçası kendisi şirketlerden para almıyor sadece insanlardan kampanyasına bağış topluyor çünkü bilmiyorsanız Amerika'da şirketlerden para alabiliyorsunuz ve bu adam
Konu nereden nereye geldi bilmiyorum ama. Amerika'da sağlık sisteminin olmasını savunuyor herkese, tüm insanlara bedava. Çünkü Amerika'da böyle bir şey yok. Dünyanın neredeyse tüm gelişmiş ülkelerinde sağlık sistemi insanlara bedava. Ama Amerika'da değil. Ve Bernie Sanders daha çok işçi haklarını savunan, insan haklarını savunan tatlı bir insan ve aynı zamanda kendisi yıllardır Filistin'in haklarını savunan, Amerika'nın İsrail'e silah yollamasını engellemeye çalışan bir politikacı. Bu arada kendisi Yahudi.
aynı zamanda. Ve Amerika'da, biliyor musunuz bilmiyorum, iki parti var. Bir Demokrat Parti, bir de Cumhuriyetçi Parti. Bernie Sanders, bağımsız takılan bir insan ama başkanlığa aday olabilmek için 2016'da Demokrat Parti'ye katılmıştı ve Demokrat Parti'nin ön seçimlerinde yarışmıştı. Kendisi bayağı sevilen bir adaydı. Ama Demokrat Parti, yani bu şey gibi düşünebilirsiniz. Cumhuriyetçiler, Trump'ın partisi sağcı, Demokrat Parti de solcu. Ama öyle değil. Çünkü
konunun buraya gelmesinin absürtlüğünü ikinci kere dile getirmek istiyorum. Joe Biden'ın, Obama'nın ya da işte Kamala Harris'in partisi gerçekten solcu değiller. Onlar da şirketlerden para alıyorlar ve arada gerçekten ilerici kararlar alsalar da çok orta hatta yani sağcı kararlar da alıyorlar. Mesela savaş politikaları, İsrail'e hala silah vermeye devam etmeleri, Yani solcu politika olarak görülecek şeyler değildi. Mesela Bernie Sanders da 2016'da aday oldu ve bu Amerika'ya göre çok yenilikçi fikirleri söyledi. Acaba insanlara daha çok maaş mı versek? Gelir eşitsizliği bu kadar pahalı olmasa mı? Biri kanser olunca borca girip ya kanserden ya da borçtan örmek zorunda kalmasa mı gibi şeyler söyledi ve
Baya seviliyordu bu adam ama partinin iç seçimlerinde kazanamadı. Çünkü partinin diğer üyeleri Bernie'nin aday olmasını istemediler çok fazla solcu olduğu için. Sonra 2020'de tekrar aday oldu ve 2020'de Joe Biden'da yarışıyordu Amerikan başkanlığına aday olmak için. Orada da Bernie bir ara birinci götürmeye başladı ve ''Aha başkan adayı olacak.'' falan dediler. Ve bu Demokrat Parti'de bir sürü başkan adayı oluyor, aday adayı.
ve bu ön seçim sırasında bir anda Bernie birinci olunca diğer adaylar geri çekildiler ve gidip Bernie'nin en yakın rakibi Joe Biden'ı desteklediler ve böylece Joe Biden kazandı ön seçimi ve Amerika başkan adayı oldu. Ve Bernie şu an 83 yaşında mı ne? 84 yaşında. Ve yani üzücü bir şekilde bu adamı bir türlü başkan adayı bile yaptırmadılar ve aday olsa büyük ihtimalle 2016'da Trump'a karşı kazanırdı. 2020'de zaten kazanırdı. Ve şu an Amerika farklı olurdu ve dünyayı çok büyük bir şekilde etkileyen Amerika farklı olacağı için dünya da farklı olurdu. Ama öyle bir şey olmadı ve şu an bu garip, yani halkın sesini dinlemedim.
Bernie'yi seçtirtmedi. Neyse, Bernie'ye en çok gelen eleştirilerden biri... ...işte kendisi sosyalist ya da demokrat sosyalist mi? Sosyalist demokrat mı? Demokrat sosyalistmiş. Demokrat sosyalist olduğu için Bernie'ye şey diyorlar... ...işte sen insanlar daha çok para kazansın istiyorsun... ...işte fakirler daha zengin olsun istiyorsun ama senin iki evin var... ...ve işte bir milyon doların var, sen aslında zenginsin... ...nasıl sosyalistsin sen falan diyorlar. Bu arada Bernie Sanders 50 yıl boyunca mecliste falan...
çalışmış ve kitap çıkarmış bu sırada. Yani parası da var, evi de var iki tane ve parası ve evi olması başka insanların da parası olmasını, savunmasını nasıl engelliyor olabilir ki yani? Hani burada Bernie Sanders'e şey diyorlar, senin paran var, sus, paranın tadını çıkar, bizim gibi ve niye fakirlerin haklarını savunuyorsun diyorlar. Ya da Bernie Sanders'a gidip o iki evini başkalarına ver demek... Çünkü Bernie Sanders'ın savunduğu şey kimse ev sahibi olmasın, kimse bir şey yapmasın demek değil yani. Sadece herkes için daha iyi bir gelecek istiyor ve hayatını bunaldı yani adam. Ve şu anda bile... Biliyorsunuz Kamala Harris kaybetti ve kendisi şu sıralar çok bir şey yapmıyor. Ama Bernie Sanders, tüm kendisine yapılan bu haksızlıklara rağmen Kamala Harris'in çalışması için sürekli bir yerlerde böyle mitingler yaptı. Ve şu an Amerika seçimleri Kasım'da bitti. Ve şu an Amerika'da çok tuhaf şeyler oluyor, çok olmaması gereken şeyler oluyor. Belki başka yerlerde, başka ülkelerde daha önce olmuş olan... Aynen, Trump şey yapmaya çalışıyor, yargıyı dinlemeden istediği gibi takılmaya çalışıyor.
Ve Bernie Sanders'ın partisindeki çoğu insan çok iyi bir muhalefet yapamıyor. Ama Bernie Sanders şu an Amerika'yı turluyor. Bu yaşananların Elon Musk'ın Amerika devletini kontrol etmesinin ne kadar saçma olduğunu anlatmaya çalışıyor. Yaşananların ne kadar saçma olduğunu anlatmaya çalışıyor. Yani adam gerçekten düşündüğü şeylere inanan bir insan. Ve evet, bunu dememin tek sebebi şu an Bernie Sanders'ı bir anda anlatmaya başlamamın tek sebebi şey demek. Ben Bernie Sanders değilim ama şimdi telefona ve sosyal medyaya laf edeceğim için ve esas işim de sosyal medyada olduğu için bana şey diyemezsiniz işte gel diyebilirsiniz. Ama yani derseniz de deyin ama anladınız dediğimi. Bir şey yapıp o şeyin saçma olduğunu savunabiliriz tabii ki.
Çünkü öbür türlü zaten o olan şeyin böyle olması gerektiğini kabul etmiş gibi oluyorsun. Ama bir şeyleri sorgulamak güzel bir şey bence. yaşadığımız dünyanın en büyük sıkıntılarından biri kimsenin hiçbir şeyin değişebileceğini düşünmemesi. Mesela kapitalizmin en büyük olayı da o. İnsanlar mesela dünyanın sonunu hayal edebiliyorlar ama kapitalizmin sonunu hayal edemiyorlar. Çünkü hep böyle savunuluyor. Ya bundan daha iyi bir sistem yok. Tabii ki en iyisi sistem bu değil ama bundan daha iyisi yok diye. Ama şeyi unutuyoruz yani dünya, insanlar ne yaparsa o. Ve bu sistemi de insanlar getirdi. Ve tabii ki her geçen gün bu sistemin değişmesi daha da zorlaşıyor. Çünkü zenginler daha da zengin oluyor. Ve zengin insanların yapabildikleri şeyleri biliyorsunuz. Mesela Amerika'da seçim satın almak gibi Elon Musk'ın. Ama yine de bunlar üstüne konuşup tartışabiliriz ve bir şeyler değişebilir diye düşünüyorum. Dikkat dağınıklığıyla ilgili ya da sosyal medya bağımlılığıyla ilgili ilk okuduğum bir kitabı önermek isteyeceğim size ve bu kitap daha sosyal medya yokken çıkmıştı. Adı Televizyon Öldüren Eğlence diye bir kitap ve gerçekten okuduktan sonra beni etkilemiş şey diye düşünüyor olabilirsiniz. Yani evet televizyonun insanlara iyi gelmediğini de biliyorduk.
Şimdi ne alaka? Bunun kitabını neden okumasını öneriyor bu çocuk diye düşünüyor olabilirsiniz. Ama gerçekten okuyayım bence. Çünkü ben eskiden şey diye düşünen biriydim. Eğitim sistemi neden daha eğlenceli değil? Neden bazı şeyler eğlenceli değil? Neden benim dikkatimi çekip bana bir şey öğretmeye çalışmıyorlar? Hani bazı şeyler benimle alakalı değil. Eğer öğretmen öğrenmemi istiyorsa dikkatimi çeksin lan.
ama bu kitap şeyden bahsediyor yani sıkılmanın öneminden bahsediyor ve sıkılınca yaşanan şeylerin öneminden bahsediyor. Aynı zamanda da şeyden bahsediyor yani yaptığınız bir şeyin karşılığını hemen almadığınızda yaşanan şeylerden bahsediyor. Mesela telefonda bir kaydırmanın karşılığını çok hızlı bir şekilde alıyoruz ya ama bazen hayatta bir şeyin hızlı bir şekilde karşılığını almadığımızda aslında daha büyük bir ödülü olabiliyor ve bazı açılardan bizi hayvanlardan ayıran şeyler de bizim geleceği biraz düşünebilmemiz. Gelecekte nasıl bir hayatımız olabileceğini, neler yapabileceğimizi düşünebilmemiz. Ama bazen sanki bunu düşünemiyoruz çünkü o kadar fazla anlık bilgiyle karşılaşıyoruz ki bir şey yapabilecekmişiz gibi hissedemiyoruz.
Ve aynı zamanda sanki biz de bu şekilde büyütülmüşüz gibi hissediyorum. Yani anlık tepkilere ve anlık geri dönüşlere açık bir şekilde. Ve şeyi de düşünüyorum. Yani eğitim sistemi mesela tabii ki ilgimizi çekmeli, bize bir şeyler anlatabilmeli. Ama anlatılan şeyler her zaman bize aşırı ilginç gelmeyebilir. Ama yine de bir şeyler öğrenmek...
Genel olarak bence kötü bir şey değil. Hani insanlar ben bunu hayatımda nasıl kullanacağım diye soruyorlar ya. Bilmiyorum mesela biyoloji dersinde insan vücuduyla ilgili öğrenirsen ya da dünyanın işleyişiyle ilgili bir şeyler öğrenirsen etrafında da daha iyi anlayabilirsin. Ve bu örneği şeyde de veriyordum. Daha önce de vermiştim yani. Bir insan mesela uçağın nasıl çalıştığıyla ilgili bir sürü bilgiye sahip olursa uçak anksiyetesi yaşaması zorlaşır. Ama araba anksiyetesi yaşamanız normal çünkü araba çok daha tehlikeli. Uçaktan. Yok ya şaka yapıyorum. Ama anladınız dediklerimi. Günümüzde sanki yaptığımız her şey bize bir şey katmalı gibi düşünen insanlar var. Okudukları kitaplar. Zaten bu insanlar kitap okumuyor çünkü kitabın özetini okuyabilirler. Wikipedia'dan bir şey okuyabilirler. YouTube'dan kişisel gelişim videosu izleyebilirler.
ya da izledikleri film kendilerine bir şey katmalı. Ama bazen insanın kendine katabileceği en iyi şeylerden biri sakinlik ve öyle tatlı bir şekilde takılma oluyor. Çünkü sanki her şey size bir şey katmalı gibi düşününce birincisi bu bence çok şey bir düşünce. Aşırı yani dünya kendi etrafınızda dönüyormuş ve sanki her şey size bir şekilde bir şey yapmalıymış pozitif. Ki yapmayabilir yani. Dünya sizin etrafınızda dönmüyor. Sizin başınıza çok kötü bir şey de gelebilir ve bu yani hayat olur maalesef. Ve tabii ki insanın kendini
hayatının merkezine koyup bu şekilde kararlar alması iyi ama şey diyorum yani sürekli her şey size bir şey katacak şeklinde yaşarsanız mesela yemek yapmakta zorlanabilirsiniz ya da sakin olup başka bir şey yürüyüş yapmakta zorlanabilirsiniz. sürekli bir stresli şeyden öbür stresli şeye geçip sonra belki o esas yapmak istediğiniz şey yapmakta zorlanabilirsiniz ya da esas yapmak istediğiniz şey yapabilirsiniz. Ama o zaman da o kadar stresle beraber diyelim paranız oldu ama tüm sakinliğiniz gitti yani siz kimsiniz artık mesela? Yani gerçekten kim oluyorsunuz? Martin Eden mi? Martin Eden diye bir kitap var Jack London'ın. Eğer bu konu ilginizi çektiyse yani bir insan hayallerini kovalarken neler oluyor? Ne kadar değişiyor? Niye böyle konuştum bilmiyorum ama bu konu ilginizi çektiyse bunu okuyabilirsiniz. Belki klişe bir öneri falandır ama ben bayağı sevmiştim okuduğumda.
Bu televizyon, öldüren eğlence kitabı şeyden bahsediyordu. Eskiden insanların okuması ve sonra televizyona geçmesiyle beraber insanların dikkat süresi azalıyor ve... Evet, dikkat süresi azalınca da artık insanlar daha zor tartışabiliyorlar bazı şeyleri. Her şeyi basitleştiriyorlar. Günümüzde de o var. Mesela 15 saniyelik reel'larda bir şey anlatılmaya çalışılıyor ya da 40 saniyelik reel'larda bir şey özetlenmeye çalışılıyor. Ve tabii ki... 15-40 saniyede insanın birine bir şey demesi çok zor. Birinin bir şey anlaması da çok zor. O yüzden her şey böyle en basit haline indirgeniyor ve her şey en basit haline indirgenince mesela çok derin bir filmi 15 saniyelik bir reel önerisinde görüyorsunuz.
Ve bilmiyorum bu yani insan tecrübesini, insan hayatını sıkıcılaştırıyor gibi geliyor bana. Çünkü herkesin sizin ilginizi çekmesi lazım. Mesela tüm Instagram'da film önerileri. Bu hayatımda izlediğim en ilginç film. Bu hayatımdaki en film. Bu hayatımda bu filmi izledikten sonra yerde yuvarlanıp kahrolup mahvoldum. Bu film şunu anlatıyor, bu filmi izleyin.
Yani hiç kimse hiçbir şey dememiş oluyor. Bunu ben de yapıyorum ve üzücü. Mesela YouTube'da da en azından şey çok garip. Eskiden insanlar dikkatleri dağıldığı için YouTube izlerlerdi. Şimdi insanlar YouTube bile izleyemiyor. Ya da eskiden mesela insanlar dikkatleri dağılıp dizi izlerlerdi. Hani çalışmak yerine. Şimdi dizi izlememeye başladık. Real bakıyoruz ve... Real'dan sonrası ne olacak mesela yani? Bence Real bu son nokta. Ya da bundan sonrası artık ne olur ben de bilmiyorum. Beynimize Elon Musk'ın çipi takılır tabii.
Bu bölüm bu arada ben birkaç gündür uyuyamıyorum. Yeter artık podcast'e hastalıklarımdan bahsediyorum ama her hafta şey yaptığım için, podcast yaptığım için. Bu hafta da İstanbul'da hava çok güzel oldu. Hava 22 derece ve benim şu an bahar alerjilerim baya bir çıldırdı. Bir iki gün uyumakta zorlandım açıkçası. Burnum o kadar tıkalı ki. Ve ilaç falan da alıyorum. Umarım en hızlı bir şekilde bu bahar alerjileri geçecek. Ama esas konumuz...
dikkat dağınıklığına geri dönecek olursak. Günümüzde cebimizde sürekli herkesten mesaj alabildiğimiz, bildirim alabildiğimiz bir cihazla yaşamamız gerçekten bizim beynimizi bence bayağı bir yok ediyor. Ve benim bu podcast'i yapmamın ve bu podcast'in bayağı hoşuma gitmesinin sebeplerinden biri de bu podcast'i yaparken en azından podcast'in içinde çok fazla böyle algoritma numaraları yapmama gerek yokmuş gibi hissediyorum. Çünkü gerçekten konuşabildiğim ve gerçekten dinlenebildiğim bir yerdeyim. Ama mesela İnstagram'a bir şey yaparken, orada yani kimsenin beni dinlemek için gelmediğini, orada insanların dikkatlerinin böyle binde birini bir salise boyunca bana ayıracaklarını ve o yüzden onların dikkatini kazanmak için aşırı böyle ''Aa, oo, aa, hey, hey, oo, merhabalar!'' gibi konuşmam gerektiğini biliyorum. Ya da böyle bazı heyecanlı YouTuber konuşması var ya ''Merhaba, bugün şimdi şunu yapacağız de, bunu yapacağız de.'' Mesela o kişinin elini tutup böyle oturup bir nefes alıp ona sarılmak istiyor olabilirsiniz. Bunu ben de yapıyordum YouTube videolarımda ama yani heyecanlı olmak da tabii ki harika bir şey ve evet evet. Ama heyecanla nefes almayarak bir şey yapma ve evet öyle devam etme arasında da bir fark var yani.
Bu bölüm biraz üç gündür uyumadığım için kafamın karışık olduğunu fark etmiş olabilirsiniz ve ne kadar sosyal medyayı yeterince kötüleyebiliyorum şu an emin değilim. O yüzden biraz daha kötüleyelim isterseniz. Şu anki yaşam biçimimiz yanlış tamam. Sosyal medyayla sürekli biri bize mesaj atabilirmiş, biri bize bir şey yapabilirmiş ve sürekli sanki birilerine cevap vermemiz gerekiyormuş gibi bir şey var. Ya da mutlu bir şey yaşadığımızda, bir yere gittiğimizde bunu sosyal medyada insanlarla paylaşmalıyız gibi bir şey var. Ve tabii ki bazı insanlar, bazı arkadaşlarım benim mesela tatlı bir şekilde sosyal medya paylaşımları yapıyorlar ve onların hayatlarını gördüğümde mutlu oluyorum. Ama sosyal medyanın genelinde artık o kadar fazla arka plan çalışmasını herkes biliyor ki. İnflüansörlerim biliyor, insanlarım biliyor.
ve artık arkadaşlarımızın gördüklerinin onların mutluluğu olmadığını da biliyoruz ve bir şey ifade etmemeye başlıyor yani ve bir an arkadaşını görüyorsun sosyal medyada sonra böyle haberler görüyorsun dünyada olan biten rezil şeylerle alakalı savaşlarla alakalı Ve hepsinin kapladığı yer aynı. Mesela tatlı bir Golden Retriever videosu görüyorsun 40 saniye sonra 40 saniye küresel ısınmayla alakalı bir video görüyorsun. Tabii ki küresel ısınmayla alakalı videolar görmeyen insanlar da var. Yani tüm feed'leri yani tüm sosyal medyaları tamamen beyin yok edici bilgilerle dolu olan insanlar da var. Ve bunu söylerken şeyi de biliyorum. İnternette çok iyi reel'ler oluyor. Mesela 1-2 saat bir şey izlediğimde çok iyi şeyler görüyorum. Ama şu an size söyleyecek kadar hatırlamıyorum. Hiçbir şey hatırlamama sebep oluyor sosyal medya. Çünkü sanki insan hayatı telefona bakıp...
Sonrasında etrafa bakıp, sonra telefona bakmak normal, etrafa bakmak da sanki normalde yapmadığımız bir şeymiş gibi olmaya başladı ve insanlarla sohbetlerimize etkiliyor bu. İnsanlarla iletişim biçimimize etkiliyor. İnsanlar birbirlerine sürekli reel atıyorlar. Mesela... Evet yani bilmiyorum ya. Gerçekten bilmiyorum. Yani tabii ki bir kitap okuyup ona önerdiğinde de şey diyorsun hani bu insan tecrübelerini iyi anlatıyor. O yüzden sana bu kitabı okumanı öneriyorum diyorsun. Real'da da şey oluyor bu real insan tecrübelerini iyi anlatıyor. Bu reel'i izlemeni öneriyorum diyorsun. Ama reel'lerin en büyük sıkıntısı içinde bulundukları sosyal medya. Evet şu an konuşarak kendimi daha iyi anlayabildim. Mesela arkadaşım bana 30 saniyelik bir videonun ekran kaydını alıp Whatsapp'tan yollasa bununla ilgili hiçbir sıkıntım yok. Ama arkadaşım bana Instagram Reel'ı atıyor ve DM'lerime bakmam gerekiyor ve DM'lerinizde mesela Instagram Reel'ına tıkladıktan sonra tekrar aşağı kaydırırsanız direkt bir anda boşluğa düşmüş oluyorsunuz. Ve tüm Instagram'ın yapısı bu şekilde ve tüm internet Instagram oldu. Belki bilmiyorsunuzdur, eskiden internet siteleri vardı. Mesela bir restoranın internet sitesi olurdu ve açık olup olmadığına, menüsüne falan oradan bakabilirdiniz nasıl olduğuna. Hala böyle yapan mekanlar var. Ama artık...
Çoğu şey için Instagram'a girmemiz gerekebiliyor. Mesela bir jazz bara gideceksiniz ve o gün jazz barda kim oynuyormuş diye gidip Instagram'a bakmak çok daha kolay. Kimse web sitelerini güncellemiyor. Herkes Instagram'dan güncelleme yapıyor. Restoranla alakalı, mekanlarla alakalı ve sizin orada bulunmanız neredeyse zorunlu bir şey gibi oluyor.
Yani eğer yoksanız sanki bir şeyleri kaçırabilirmişsiniz gibi düşünüyorsunuz ama aslında kaçırabileceğiniz hiçbir şey yok. Ve tüm bunlar dışında insanlarla iletişim, kendinizi paylaşma, ona ihtiyacı gibi şeylerden sonra başka insanlarla ilgili eğer yani insanların hayatları sizi kıskandıran ya da düşündüren hayatlar yaşıyorlarsa da sosyal medyada bir çukur gibi yani sonsuza kadar vakit geçirebiliyoruz ve sonra kendi hayatımızı ya unutuyoruz ya kendi hayatımızla ilgili daha kötü hissediyoruz ya da sosyal medyada çok fazla şey gördüğümüz için hayatın tüm şeyleri bize anlamsız geliyor. Ama aslında yani her şey aşırı anlamlı. Ve evet yani insanlarla sohbet edemiyoruz, sıkılamıyoruz, hiçbir şey yapamıyoruz, kitap okuyamıyoruz ve bu normal değil. Evet bu normal değil bence ve bunun normal olmadığını da kabul etmemiz lazım. Şeyi seviyorum, insanların davranışlarına empatiyle yaklaşmayı ve herkes tabii ki istediği gibi yaşasın, kimse kimsenin hayatına karışmasın ve böyle şeyler olsun tabii ki. Ama çok yani bu sosyal medyanın saçma olduğumu konuşabilmeliyiz bence. O kadar da değil yani. Tabii ki her şeyin pahalı olduğu ve insanların çok bir şey yapamadığı bu dünyada insanların sosyal medyaya bakması çok da isteyerek yaptıkları bir şey de değil. Ve öyle bir dünyada yaşıyoruz ki sürekli yorgunuz ve
sürekli bir şeyler yapmamız gerekiyor. O yüzden sosyal medyaya baktıkça bu yaşadığımız dünyayla alakalı çok fazla düşünmüyoruz. Çünkü yaşadığımız bu dünyayı değiştirebileceğimizi de düşünmüyoruz. Yani bunun arkasında çok daha büyük sebepler var. Sosyal medya çılgınlığının arkasında. O yüzden biraz üzücü. Çünkü sosyal medyaya bakmamak insanların ne kadar sosyal medyaya baktığını anlamanıza yardımcı olacak. Biraz daha sıkılmanıza yardımcı olacak. Biraz daha belki yorulmanıza yardımcı olacak. Biraz daha üzülmenize yardımcı olmayacak sebep olacak. Ama yaşadığımız dünya biraz üzgün bir dünya ve bence bunu fark edebilmemiz lazım. Çünkü öbür türlü böyle stresli bir dünyada 28 yıl telefonumuza bakıp 20 yıl çalışarak onların arasında da işte 10 yıl falan tabii ki ne kadar yaşayacağımıza bağlı kahve çay içip arkadaşlarımızla gerçi uyuyoruz da şu an yıl şeylerini şey yapmayın. Ama evet yani hayatımızda ne kadar bize vakit kalacak ve evet yani
O yüzden sosyal medyayla ilgili yeni kurallar getiriyorum kendimce. Birincisi, insanlara cevap vermek çok gerekli değil. WhatsApp mesajlarına cevap vermek çok gerekli değil. Birkaç gün hiç kimseye cevap vermek çok gerekli değil. Instagram hiç gerekli değil. Telefondan silinebilir. Eğer bir şey yüklemeniz gerekiyorsa veya bir şeye bakabileceksiniz, yani bakmanız gerekiyorsa tekrar indirilebilir. Evet, bu kadar.
Bu kadar. Evet. Ama ben bunu, bunları yapacağım. Bu bölümde çok fazla kendimi ifade edemedim. Belki siz de fark etmişsinizdir. Biraz kafam dağınık ve cümle kurmakta da zorlandım. Bunu alerjime bağlıyorum kesinlikle. Çünkü bundan önceki bölümlerin hepsinde aşırı iyi cümle kurabiliyordum ve herkesle çok iyi konuşabiliyordum.
Ama şey gerçek gerçekten, sosyal medyaya girmezseniz insanların ne kadar sosyal medyaya girdiğini ve ne kadar normal hayatı çoğumuzun yaşamadığını fark edeceğiz. Ama bence normal hayata geri dönüş, yani mesela insanlar duygularını ifade etmek için arkadaşlarına reel göndermesin ama şiir yazıp birbirlerine okusunlar. Mesela bunu saçma bir şey olarak görüyor ya bir sürü insan. Mesela erkekler, aha şiir yazmak mı falan diye düşünenler olabilir. Aha şiir mi? Sen yani arkadaşına real yolluyorsun böyle. O 30 saniyelik videolar yolluyorsun. Bu mu? Bu mu yani şey adamlık? Şiir yazmak adamlık değil, duygularını ifade etmek de real yollamak mı şey yani? Ki kişiliğinizi çok şey yapıyor, çok aşırı havalı bir şey. Instagram'da post like'lamak mı dünyanın en havalı şeyi?
Ya da böyle hayatını yaşayan insanların sayfalarını bulup sonra onlara kötü yorum atmak mı? Bu mudur yani insanlık? Değil. Değil kesinlikle. Ve böyle bir şekilde kapatmak istiyorum. Bayağı tatlı bir playlist dinledim Spotify'dan. Tayland diye bir ülke var.
Tayland'ı biliyorsunuz ve benim bir arkadaşım Canary Backstreet diye bir site var. Bu bir yemek ve yemek sitesi gibi bir şey. Şehirler ve yemeklerle alakalı. Bu İngilizce bir site ve Tayland için bir şehir playlisti yapmışlar. Spotify'da var. Bayağı keyifli bir playlist. Onu koyacağım. Siteye de girip bakabilirsiniz. Farklı şehirlerle ilgili yemek yazıları yazıyorlar.
Ama sadece yemekle alakalı değil yani, mekanların tarihiyle de alakalı, bayağı yazıyorlar. İngilizce biliyorsanız gidin bakın yani, İstanbul'da da bayağı iyi yerlerle ilgili uzun ve detaylı ve güzel yazıları var. Ama aynen Tayland playlistini açıklamaya koyacağım ve bayağı sevdim ve bu bir reklam değil, öylesine bir öneri. Tayland playlisti dinliyorum çünkü.
Ya da Bangkok playlisti mi? Tayland playlisti mi? Bilmiyorum bu bölümü dinlediğiniz ve biraz tahammül edilmeyen benle vakit geçirdiğiniz için çok teşekkür ederim. Kendinize iyi bakın. Belki bundan sonra yine sosyal medyayla alakalı konuşurum. Ama bu bölümde de diyebileceğim her şeyi çorba gibi söyledim. Hani belki çorba değil de doğru düzgün bir şekilde söyleseydim sıkıntı olmazdı da. Şimdi mesela bu konuyu tekrar konuşabilir miyim? Ya da konuşabilirsem sizce nasıl konuşmalıyım? Eğer bununla ilgili fikirleriniz varsa da Instagram'dan DM atarsanız sevinirim. Kendinize iyi bakın.
Altyazı M.K
Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.