Podcast

BES, Fon, Hisse: Hangisi emekli eder? (Karşılaştırmalı Analiz) | Finansal Özgürlük Kulübü #16

Midas Podcast

1 yıl önce
Reklam Alanı (Deneme)

Bölüm Açıklaması

"İnsanlar portföylerinde genellikle yetersiz miktarda altın bulundurur" diyor yatırım dünyasının duayeni Ray Dalio. Peki ya BES, yatırım fonları ve hisse senetleri için ne söyleyebiliriz?

Bu bölümde, Türk yatırımcısının en çok merak ettiği yatırım araçlarını masaya yatırıyoruz. BES'in gerçekten bir emeklilik sistemi mi yoksa sadece bir yatırım aracı mı olduğunu tartışıyor, yatırım fonlarının performansını inceliyor ve bireysel hisse senedi seçiminin avantaj ve dezavantajlarını değerlendiriyoruz. Eğer birikimlerinizi nasıl değerlendireceğinize karar vermeye çalışıyorsanız, bu bölüm tam size göre. İster yeni başlayan bir yatırımcı, ister deneyimli bir portföy yöneticisi olun, bu karşılaştırmalı analizden mutlaka kendinize bir pay çıkaracaksınız.

İyi dinlemeler!

Midas uygulamasını indir: https://app.getmidas.com/gmih/mie6gpeu

X (Twitter): https://twitter.com/getmidas

Instagram: https://www.instagram.com/get_midas/

YouTube: https://www.youtube.com/@midasplus

TikTok: https://www.tiktok.com/@midasinkulaklari

Midas'ın Kulakları: https://www.getmidas.com/midasin-kulaklari

Not: Bu içerik, içeriğin yayınlandığı günkü veriler ve haberler baz alınarak hazırlanmıştır. Eğer varsa içerikte geçen hedef fiyat tahminleri, uzman ve analist yorumları bu içeriğin yayınlandığı tarihte geçerlidir. Bu tahmin ve yorumlar zaman içinde değişkenlik gösterebilmektedir. Bu podcast'te yer alan haberler ve haberlerin içerdiği şirketler hakkındaki bilgiler yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Bahsi geçen hisselerdeki; hisse adı, fiyatı ve grafikleri de dahil temsilidir, yatırım tavsiyesi değildir.

Bölüm Transkripti

6.392 kelime · ~32 dk okuma

Son zamanlarda sosyal medyada şu sorularla oldukça sık karşılaşıyorum. BES pişmanlık mıdır? Acaba BES mi yapsam yoksa kendim hisse seçerek mi devam etsem? Ama finansal okur yazarlığım çok gelişmiş değil.

Yoksa yatırım fonlarından bir sepet mi yapsam? Geçmiş yılların ortalamanına bakıyorum çok iyi kazandıran fonlar var. Acaba hangisi benim için mantıklı bir tercih olur? İşte bu bölümde çeşitli yatırım yöntemlerini masaya yatıracağız ve karşılaştırmalı olarak hangisi daha iyi buna bakacağız.

Ben Bay Tutumlu. Karşımda her zaman olduğu gibi borsada bir başına var. O zaman hazırsanız başlayalım. Öncelikle merhaba abi, nasılsın, iyi misin?

Transkriptin tamamını oku

Merhabalar, teşekkür ederim, sağ ol. İntroda çok güzel bölümü özetledin. Ben iyiyim, sen nasılsın? Ben de iyiyim, teşekkür ederim.

Önceki bölümün üzerinden iki hafta geçti ama sanki daha uzun geçmiş gibi. Yani bu süreçte baya bir gelişmeler oldu. Rusya-Ukrayna Savaşı'ndan başlayalım istersen. Çok sıcak bir gelişme.

Trump'ın politikalarını çok yakından takip ediyoruz. Kendisi yine eski adıyla Twitter, yeni adıyla X üzerinden dünyayı yönlendirmeye devam ediyor. Önce Kanada ve Meksika'ya gördük ek tarifeleri. Sonrasında da bunları Nisan'a kadar ertelediğini duyurdu.

Şimdi ise AB'ye bir tarife uygulayacağını söylüyor. Ama tabii kapsamı, içeriği belli değil. Piyasalarda belirsizliği sevmiyor. S&P 500 baya bir geri çekildi bu Şubat ayında, Mart'ın başında.

Yani sen ne düşünüyorsun bu Rusya-Ukrayna savaşı ve genel olarak piyasalar hakkında, global piyasalar hakkında? Ya hatırlarsam burada galiba işte bir ay önce falan yani Trump ilk koltuğa oturduktan sonraki yaptığımız ilk bölümdeydi belki de tam hatırlamıyorum ama demiştik ki yani artık bundan sonra her gün yeni bir sürprize uyanacağız. Her gün bir ilginç bir gelişmeyle karşılaşabiliriz. Trump'ın o gün kalktığı ruh haline göre diye bir şeydir.

Bahsettiğimizi çok iyi hatırlıyorum. Ben de bu açıdan baktım da olaya. Yani bu, bu şekilde devam edecek bence. 4 yılımızın tamamı böyle mi devam eder emin değilim ama bildiğin gibi onu yine konuşmuştuk daha önce de.

Amerikan başkanlarının ilk 100 günü çok çok önemli bir süreç. Bu ilk 100 gün dolana kadar ben bu tarz şeyleri görmeye ve belki piyasalar açısından kaos ortamının derinleşebileceğine, çok ilginç gelişmelerin devam edebileceğine inanıyorum açıkçası bundan sonra da. Ne olacağıyla ilgili de ama hiçbir fikrim yok yani. Her gün onun dediğim gibi kalktığı o ruh haline göre işler birazcık değişiyor gibi sanki.

Ve şeyden de biraz belki işte dediğin gibi Rusya-Ukrayna savaşı şimdi biraz gündeme geldi. Bilmiyorum sen ne kadarını izledin o Zelenski ile yaptığı görüşmenin. Bütün 40-50 dakikasını izledim. Acaba gerisinde ne olmuş şeklinde bir bakmak için.

O zaten bir 10 dakikalık, 7 dakikalık bir kesit var. Orası zaten hayatımda benim izlediğim en ilginç şey diyebilirim şu ana kadar ki. Çok inanılmaz bir şeydi. Ve tabii ki burada biz o haklı, bu haklı diye konuşmak bize düşmez ama Şu anda bu durum hatta sen de belki bir takip ettiysen emin değilim ama Avrupa'daki özellikle savunma sanayi hisselerine ve hatta belki bunu Türkiye'ye de bir bakıma bir katalizör etkisi olarak bir etkisi olabileceğini söyleyebiliriz.

Tabii ki savaş karşıtıyız yani savaşlara her zaman için hayır dememiz gerekiyor. Ben böyle düşünüyorum en azından. Bilmiyorum benim düşüncelerim bunlar senin üstüne ekleyebileceklerin varsa. Açıkçası ben ateşkes ihtimalinin güçlendiğini takip ediyorum.

Yani orta vadede bence buradaki gerilim sönümlenerek devam edecek. Yani ben tekrar gerilim yükselmesi çok beklemiyorum açıkçası. Çünkü Trump'ın en büyük vaatlerinden birisi savaşı 6 ay içinde bitirecek. Bu vaat vardı seçim öncesi.

Bunu gerçekleştirmek için bence elinden geleni yapacak. Yani Avrupa'daki bu azalan gerginlik, ben azalacağını düşünüyorum gerginliğin. Bu ham madde fiyatlarını özellikle doğalgaz, kömür, petrol bence bunlara olumlu etki edecektir. Yani bunların fiyatlarını düşürecek.

Bu da hem ülkemiz için enflasyonu düşürücü bir etkiye sahip hem de enerji fiyatlarına düşmesi cari açığımızı da olumlu etkileyecek diye düşünüyorum. Yurt içine girelim biraz istersen. Araya girin. Ben de mesela senin biraz tersini düşünüyorum orada.

Avrupa'da gerginliğin mesela artacağını falan düşünüyorum ben de şu anda. Bunun tabii ki piyasalara yansıması ayrı bir konu ama gerginlik bakımından bu şeyin birazcık daha tırmanacağını düşünüyorum. Yani kısa vadede bence tırmanabilir ama Trump hiçbir zaman Ukrayna tarafında Rusya'nın karşısında yer almak istemeyecektir. Bu savaşı bir an önce vaat ettiği şekilde bitirmek isteyecektir.

Benim fikrim o şekilde. Bakalım bekleyip göreceğiz, izleyip. Evet, aynen öyle. Yurt içine bakalım.

Şubat ayında %3'ün altında bir enflasyon geldi, %2.2. Ocakta yük yüzde 5 civarında gelmişti. Bu yıllık enflasyonda %39 civarında bir noktaya geldik.

Yani biraz önce bahsettiğim ham madde ve enerji fiyatlarını zaten konuştuk. Yani enflasyonu kontrol altına almayı kolaylaştıracaktır. Eğer bence kritik bir hata yapmazsak yıl sonunda enflasyonun %30'un hemen altında oluşmasını bekliyorum ben. Yani %29-28 belki o civarlarda oluşmasını bekliyorum.

Bu da yani Merkez Bankası'nın beklentilerinden bir tık daha yüksek ama yine de güvenli en azından mantıklı bir yerde olacak diye düşünüyorum. Senin beklentin ne enflasyonda? Enflasyon yani %27'ydi yanlış hatırlamıyorsam Merkez Bankası'nın son hedef tahmin fiyatı yıl sonu için. Bu hedefe şu anda ulaşabilmek için galiba %1.45,

%1.5 civarında bir aylık bundan sonraki kalan aylarda enflasyon gerekiyor. Yani maksimum, azami seviye olarak. Bu bilmiyorum ne kadar tutturulabilir.

Ben açıkçası birazcık %30'un bir çok az bir oranda üstünde kalabileceğimizle ilgili bir görüşüm var benim ama buradaki tabii ki o 1-2 puan bence o kadar da önemli değil bu arada. Şimdi %27 ile atıyorum şimdi %28 arasında bence tahmin olarak çok çok büyük bir fark yok. Yani tabii ki bu Merkez Bankası'nın hedeflerinin dışında belki bir kendi kurdukları o band var bildiğin gibi. O bandın dışında bir puan bile çıksa belki bu tamamen tutmamış bir hedef diyebiliriz ama bunun ben uzun vadede o kadar önemli olduğunu düşünmüyorum.

Önemli olan yönelim. Bu yönelimin daha önemli olduğunu düşünüyorum. Kişisel fikrim de %30'un biraz üzerinde kalacağımız yönünde, enflasyon yönünde. yani açıkçası ben bazı aylarda enflasyonun eksi bile gelebileceğini düşünüyorum çünkü hani böyle mi?

Mevsimsellik etkisi oluyor ya bazı şeylerde sebze meyve fiyatlarında ya da diğer enerji fiyatlarında mesela mevsimsellik etkisi de olabiliyor o yüzden bazı aylarda hani sıfıra yakın bile gelebilir hatta eksi bile gelebilir daha önce de olmuş zaten Yani o yüzden ben %30'un altında olacağını düşünüyorum. Bakalım onu da bekleyip göreceğiz. Bu yıl negatif mesela aylık enflasyon beklentisi ben ilk defa senden hiçbir yerde duymadım bunu. Olabilir mi?

Olabilir tabii ki. Ama ilginç bir şey olur bence bu yıl öyle bir şey olsa. Evet istersen yavaş yavaş bölümümüzün konusuna geçelim. Geçelim ondan önce sana bir şey daha söyleyeceğim ama.

Geçen 2-3 bölüm önce yine sen şey demiştin. Bu sene temetlü verimleri düşebilir demiştin hatırlıyorsan. Evet. Sanki bunu görmeye başladık.

Ben de sana demiştim ki o bölümde ya korkutma bizi falan gibisinden bir şeyler söylemiştim. Biraz bunu görmeye başladık gibi. Sen orada çok güzel bir analiz yapmıştın. Bence onu tekrar hani düşünceni tekrar paylaşır mısın burada?

Yüksek faiz etkisiyle şirketlerin kârlarını, bünyelerini de tutabileceklerini, bu nedenle de yüksek faizden dolayı şirketlerin kendisini korumayı alıp temeddüllerini daha az miktarda dağıtabileceklerini düşünmüştüm 2025 yılı için. 2024'te de benzer bir şey oldu. 2023'te de oldu. 2025'te de bunun devam edeceğini düşünmüştüm.

Çoğunlukla da böyle oluyor zaten. Benim beklentimin bir tık üzerinde geliyor açıkçası temeddüller. Yani benim en azından galiba beklentilerimi çok düşürdüğüm için benim beklentilerim bir tık üzerinde geliyor. Özellikle sanayi şirketleri mesela yani standart temeddüllerinden biraz daha fazlasını dağıtıyorlar.

Bu mesela benim için olumlu bir şey aslında. Bugün de mesela iş yatırım menkul değerler geldi ve çok yüksek bir temeddüye açıkladı. Bu beni memnun etti portföyümün en yüksek oranda sahip hissesi olarak. Yani finansal şirketler demek ki kendilerini güvende hissediyorlar bu ortamda.

Sanayi şirketleri birazcık daha temettü verimlerini düşürüyorlar. Ben 2026 ve sonrası itibariyle asıl temettülerin dolar bazında da artacağını düşünüyorum. Bu yılı yani baz yılı olarak mesela alıyorsun sanırım. Geçiş yılı olarak alıyorum ben bu yılı.

Bu yıl biraz geçiş yılı olacak gibi düşünüyorum açıkçası. Tamam anladım. Yani ben mesela o senin düşüncene, o bölümde de katılmamıştım ama şeyi beni çok şaşırttı açıkçası. Ford Otomotive'in, Otosan'ın temetdüsü.

Yani çok şaşırttı derken elbette anlıyorsun neden böyle yaptıklarını ama böyle bir düşük temetdü oranı açıkçası mesela beklemiyordum ben orada. 2023'te de aynısını yapmıştı Ford. Yılın ikinci yarısında ikinci temetdüyü dağıtmıştı. Bence bunun iki katı kadar temetdü dağıtacak diye düşünüyorum yılın ikinci yarısında.

Yani 25 TL civarında bir temetdü daha gelecek bence. Zaten mutlaka veriyorlar ama işte onun ne olacağı aslında önemli dediğin gibi. Tamam bu soruyu da araya sıkıştırmış olduk en azından. Geçelim istersen artık.

Bugün biraz bireysel emeklilik, fon, hisse bunlardan bahsedeceğiz. Herkes parasının değerini korumak istiyor. Yani geleceğe güvenle bakmak istiyor. Özellikle Türkiye gibi ekonomik dalgalanmaların sık yaşandığı bir ülkede uzun vadeli yatırım ve tasarruf planları yapmak giderek daha fazla önem kazanıyor.

İstersen önce biraz SGK'dan bahsedelim. Türkiye'de çalışan veya serbest meslek sahibi olan herkesin emekli maaşı, sağlık güvencisi gibi temel haklarını düzenleyen bir kurum SGK. Primlerini düzenli olarak yatırdığın sürece belli bir süre ve yaş koşulunu sağladığında emekli maaşı almaya hak kazanıyorsun. Ama Türkiye'de maalesef emeklilik yaşı giderek yükseliyor.

Maaşımızın alım gücü de enflasyon gibi faktörlerden dolayı olumsuz etkileniyor. Bu yüzden çoğu kişinin düşünüyor emekli olunca acaba SGK maaşı yeter mi? Bunun dışında ek bir gelire ihtiyacım olur mu? Tam bu noktada da bireysel emeklilik sistemi devreye giriyor.

2002 ya da 2003 yılında uygulaması başlatılmış bireysel emekliliğin hem uzun vadeli birikim yapma disiplini kazandırıyor hem de devlet katkısından dolayı tasarrufları biraz daha hızlı büyütme şansı veriyor. Aylık ya da istediğin periyotlarda katkı payı ödeyebiliyorsun mesela. Bu ödeme senin seçtiğin emeklilik fonlarını değerlendiriliyor. Devlet de bu ödediğin katkı payını %30 alanında ilave ediyor.

Yani sen 1000 lira yatırıyorsan 300 lirada devlet senin adına koyuyor. Tabii ki bunun bir üst limiti var. Bu da 2024 yılı için 72.009 TL'ymiş.

Devlet katkısı maksimum. Bu kadar devlet katkı sağlıyor. Bunun karşılığında sistemde uzun süre kalman bekleniyor. En azından 10 yıl boyunca.

Mümkünse 56 yaşına kadar kalman gerekiyor. O zaman birikimlerini istersen toplu olarak alabiliyorsun. İstersen aylık maaş olarak alabiliyorsun. Bunu çoğu kişi bilmiyor.

Mesela herkes toplu olarak almayı tercih ediyor ama aylık maaş olarak da alınabiliyor. İçerideki paradan belli bir miktarı. Avantajları nedir diye bakacak olursak devlet katkısı en büyük avantajı. Şu an görünen %30 devlet en baştan cebine ekstra koyuyor.

Vergi avantajı var bazı kişiler için özellikle. Emeklilik hakkı kazandığında toplu para çekiminde ya da aylık maaş alırken vergi avantajı sunuyor. Sistemde kaldığın süre uzadıkça ödemen gereken stopaj düşüyor. Emekliye kadar beklersen yani 56 yaşına kadar beklersen %5 stopaj ödeyip tüm parayı çekebiliyorsun içeriden.

Yani bir başka avantajı şu olabilir, profesyonel yönetiliyor fonlar. Tabii birazdan konuşacağız ne kadar profesyonel yönetildiğini ama çok fazla piyasa takibi yapmaya gerek kalmadan uzun vadede yüksek litreye sahip bir fon tercih ettiğinde çok fazla hareket etmeye gerek kalmayabiliyor. Bir de her ay düzenli yatırım yapma alışkanlığı kazandırıyor sana. Zorunlu birikim gibi aslında.

Sen ne düşünüyorsun BES hakkında? Yani avantajları dezavantajlarının önüne geçiyor mu yoksa? Burada da fon seçimi önem kazanıyor aslında da senin düşüncelerini merak ediyorum açıkçası. Ya bu konuda benim birazcık radikal bir düşüncem var ama yani şöyle ben base sistemini açıkçası çok beğenmiyorum.

Yani hem bunu verilere baktığımızda hem de diğer avantajlar dezavantajlar değerlendirdiğimizde çok isminin bir kere şeyini taşıyan bir sistem olduğunu düşünemiyorum. Yani ismi zaten bildiğin gibi bireysel emeklilik sistemi. Evet. Fakat bu sistemin ben bugün geldiğimiz noktada ilk çıkış noktasında belki gerçekten o yılları da ben hatırlıyorum bu arada.

İlk iş hayatında yeni başladığım yıllardı. Yeni yeni popüler olmaya başlamıştı. Gerçekten de bir yan bir emeklilik yolu olarak böyle bir sunuldu. Ama ben ismindeki o emeklilik kelimesinin artık bu sistemden çıkartılması gerektiğini düşünüyorum yani.

Şu anda çünkü BES sisteminde bunu daha önceki başka bir bölümde de konuşmuştuk. Benim babam da daha yeni BES sisteminden tamamen çıkış yaparak işte 56 yaşında zaten doldurduktan sonra 10 yılını da tamamladıktan sonra tamamen çıkış yaptı. 15 yıla yakın bir birikimle konuşmuştuk. 650 bin lira mı ne gibi bir işte çok düşük bir vergi şeyle çıktı sistemden.

Şimdi o parayı tabii ki daha iyi değerlendirebilir miydi? Değerlendirebilirdi. Bu işin ayrı bir konusu. Ama şimdi sen bununla aylık bir ücret almak istediğinde inanılmaz düşük ücretler alacak.

Yani bu bir emeklilik sistemi değil. Bunu anlatmaya çalışıyorum. Bu sadece bir yatırım sistemi olabilir ancak. Bireysel yatırım sistemi belki ismini değiştirebiliriz bunun.

Şu avantajlar var tabii ki. Şimdi sen bu sisteme girdiğin zaman... Bu arada benim için o devlet katkısı kısımları da çok önemli değil. Çünkü devlet katkısının değerlendirildiği noktaları sen kontrol edemiyorsun bildiğim kadarıyla.

En azından sistemden çıkana kadar böyleydim. Ben de bu arada sistemde daha önce vardım. Şurada bir avantaj var bence sadece. Eğer işvereniniz de bu sisteme sizi dahil edecek şekilde yani öyle sözleşmeler varsa elinizde yapabileceğiniz işveren katkılı bes sözleşmesi.

Yani bu ne demek oluyor? Bir birim siz koyuyorsunuz, bir birim işveren koyuyor sözleşmeye. Bunlar iki ayrı sözleşme oluyordu yanlış hatırlamıyorsam ve bunun üzerine %30 da devlet katkısı geliyor sözleşmelerinizden bir tanesine. Sizin bireysel yaptığınıza, yine yanlış hatırlamıyorsam, bende öyleydi.

Yani bu bir anda bir biriminizi 2.3 birime çıkartmış oluyor. Bu bence inanılmaz avantajlı bir şey. Bunu eğer fırsat varsa çalışanların mutlaka değerlendirmesi gerektiğini düşünüyorum ama onun dışındaki kalan işveren katkısız bez sözleşmelerinin açıkçası çok yararlı olduğunu sanmıyorum.

Sadece belki birikim anlamında insanlara yardımcı olabilir. Onun dışında sermaye piyasalarını birazcık daha derinleştirmeye yarayan bir araçtan öteye gidemediğini düşünüyorum ben BES sisteminin. Bir noktada şu avantajı da var aslında, gelir vergisini de düşürüyor bazı noktalarda. Yani ödediğin BES katkı paylarını gelir vergisi matrakından düşebiliyorsun.

Bu da ekstra bir avantaj oluyor. Özel hayat sigortaları var o şeyden düşen. Birikimli hayat sigortaları diye geçiyor. Yanlış bilmiyorsam ismini.

Vergiden düştüğün. Çok yapan arkadaşım var. Ben de aslında düşünüyorum onu yapmayı. Ama beste onun olduğunu bilmiyorum mesela.

Böyle bazı avantajları var dediğin gibi evet. Biraz da şeyden bahsedelim istersen, bez fonları acaba getiriyor mu, getirmiyor mu? Yani şimdi tercih yapıyoruz ama bez fonları kazandırmıyorsa, devlet katkısının da bir manası yok. Hiçbir şeyin manası yok.

İşveren katkısının da manası yok. Yani kazandıran bez fonları var mı? Senin bununla alakalı bir çalışman var. Ben o noktadayım zaten ama yenilemedim o çalışmayı.

Aslında keşke 2024 yılında da yenilemiş olsaydım. 2023 yılının sonu itibariyle ben son 3 yıla baktım sistemdeki. Şeye baktım aslında orada. İnsanlar bu BES fonlarından hangilerini tercih ediyorlar?

Yani büyük bir çoğunluk nereye yatırım yapıyor? Şunu anlamak için. Şimdi diyelim ki burada 1 milyon TL bir para var. Afaki basit rakamlar vermek için söylüyorum.

Bu 1 milyon TL'nin ne kadarı, nerelere dağılmış? Yüzdelik olarak. Eğer elimize böyle bir büyük resmi yaratacak şekilde bir istatistiki veri toplayabilirsek hangi fonların en çok tercih elde edildiği yönünde? insanların burada para kazanıp kazanamadığını da bir miktar anlamış olabiliriz diye böyle bir şey yapmaya çalışmıştım.

Orada benim gördüğüm son 3 yıla baktığımızda 2023 sonu itibariyle yani 2024 başı itibariyle son 3 yılda sadece TÜİK üzerinde bir getiri oranı görüyorum ben ve bu aynı süreçte BİST 100, Borsa İstanbul'un neredeyse bütün fonların gerisinde bunun kaldığını görüyorum. performans bakımından. Tercih edilen fonlara baktığımızdaysa ilk %9, %10'a yakın ağırlıklı olan fonların genellikle altın fonları ve benzeri fonlar olduğunu görüyorum. Yani böyle bir resim var önümüzde.

Hatta sana da göstermiştim o tabloyu. Bilmiyorum senin o tabloyla ilgili yorumun nedir? Yani açıkçası ben ilk sırada ve işte ilk 5'sindeki diyeyim fonların çoğunlukla altın fonu olmasına çok şaşırmadım açıkçası. Çünkü halkımızın sevdiği iki yatırım aracıdan birisi, birisi altın, diğeri gayrimenkul.

Gayrimenkulün bir fonu olmadığı için çoğunlukla altın tercih ediyoruz. Bence %350, %400'e yaklaşan 3 yıllık kümülatif getiriler var bu altın fonlarında. BIS100 %400 getirmiş, TÜİK %268 olmuş. Bence 2022 gibi outlier diyebileceğimiz bir borsa yılını kenarda bırakırsak eğer, bu altın fonları çok güzel getiri sağlamış.

BIS100'ün çok fazla altında kalmamışlar, BIS100'e yakın bir performans göstermişler ve bunu düşük riskle yapmışlar. Yani çoğu kişinin altının kötü yüzünde böyle yatırım yapan çoğu kişi altına güvenli bir yatırım aracı olduğunu söyler. O yüzden 100-100'ün altında kalmaları bence sorun değil. Çünkü önümüzde çok afaki bir sene var.

O yüzden ben ilk 5 tercih edilen fonun altın fonları olmasına çok yadırgamadım. Doğrudur, yanlıştır bilemem. Ama yatırımcılarımız mantıklı tercihler yapmışlar diye düşünüyorum. Bundan daha fazla kazandıran hisse fonları da var bu arada.

%600-700 gibi kazandıran hisse fonları var. Tabii bunlar da hisse senedir riskini almış oluyorsunuz. Bu da yatırımcının kendi tercihine kalmış bir şey aslında. Best fonlarında %600-700 getirirler.

Bence güzel getirirler açıkçası, kötü değil. Çok güzel getirirler. Öyle fonlar var dediğin gibi. Benim işte ama bu çalışmada bakmak istediğim şey tam olarak şuydu.

Acaba buradaki paranın, buradaki katılımcıların kaçı para kazanıyor gerçekten? Buna bakmak aslında amacımdı. Onu görebildiğimizi düşünüyorum o grafiklerde. %1'in altında bir kesimin ancak endeksi geçebildiğini görünce şok olmuştum ben bu tabloya bakınca.

Burada bassle ilgili ilginç bir şey daha aktarayım. Benim işveren katkılı bir bass sözleşmem vardı daha öncesinde ve işimden ayrıldıktan sonra bunu zaten otomatik olarak sonlandırmıştım. Güzel de bir para almıştım bu arada yani ben bass sistemini çok kötülüyormuş gibi olmayayım da işveren katkılıyı Gerçekten beğendiğimi söyleyebilirim. Orada şöyle bir şey yapmıştım.

Şimdi bu altın fonu deyince sen aklıma geldi. İşveren katkılı sözleşmeye ben altın ağırlıklı bir portföy yapmıştım. Kendi bireysel sözleşmeme de onun üzerine de %30 devlet katkısı geliyor bireysel sözleşmenin. Ona da işte karışık biraz daha böyle hisse senetleri, diğer bazı kamu borçlanma araçları gibi böyle karışık bir şey yapmıştım.

Sen şimdi altın dedin ya çok iyi getir sağladı diye. Bir süre sonra bu altın fonu Yani altın ağırlıklı olan işveren katkılı fonum diğer sözleşmemden inanılmaz derecede aralarında fark açıldı. Yani birinde atıyorum şimdi 2x bir para varsa diğerinde 1.5x, 1.2x gibi bir para var.

Böyle aralarında inanılmaz bir fark açıldı. Ben de dedim ki ya bunlar çok açıldı. Şey yapayım, ters döndüreyim. Yani yaklaştırayım bu sözleşmeleri birbirine.

Orada para kazanmak çok derdim değildi çünkü benim ama. şey yaptım bu sefer, işveren katkısından altın fonlarını sattım. Diğer tarafta altın fonlarını aldım. Oradaki şeyleri satıp bu tarafta aldım.

Bu sefer ama altın düşmeye başladı. Bu sefer şeyi kazanmaya başladı, diğer hisse senetleri gibi diğer araçlar kazanmaya başladı ve aralarındaki fark 3 kata kadar arttı bundan sonrasında. Sen rebalans yapayım derken, piyasayı zamanlamaya çalışmışsın sanki. Öyle bir şey yaptım ki, şey düşündüm hatta.

Dedim benim bu sözleşmeye bakan birisi herhalde şey düşünür. Bu özellikle işveren katkılı sözleşmeme bakan birisi. Bu çocuk kahin mi acaba diye düşünebilir diye düşündüm kendi adıma. Ama ben tam tersini yapmaya çalışıyordum aslında.

Oranın değerini düşürüp, orası kaybetsin öbür taraf kazansını yapmaya çalışırken tam tersi bir şeyle karşılaştım. Yani BES'ten yeterince bahsettik bence. İstersen birazcık da yatırım fonlarına geçelim. Tefas üzerinden yatırım yaptığımız.

Çünkü bölümümüzün konusu bireysel emeklilik mi, yatırım fonu mu, hisse senedi mi diye. Şimdi BES'i konuştuk. Yani yatırım fonu dediğimizde aslında kocaman bir şemsiye altında yüzlerce hatta binlerce farklı fon tipini konuşuyoruz yani. Temelde mantık şu, sen belli bir tutarı fona yatırırsın, uzman portföy yöneticileri bu parayı toplarlar, hissi senetleri, tahviller, altın, döviz gibi farklı enstrümanlara dağıtırlar.

Aslında bu bez fonlarına da aynı şekilde. Bunlar sadece bireysel emeklilik sistemi altında değil de kişinin kendi diğer yatırım yaptığı tefas fonlarından bahsediyoruz şu anda. Fon yatırımı yine BEST'le alakalı olan avantajların hepsini sağlıyor. Profesyonel bir şekilde yönetiliyor.

Çünkü neden? Piyasayı senin adına sürekli takip eden yöneticiler var. Likiditesi yüksek. Genelde hemen fon paylarını TRT1 ya da TRT2'de satıp nakle dönebiliyorsun.

BEST gibi değil burada. BEST'te çünkü çıkmak istersen çeşitli zorluklar var. Stopaj ödemek zorunda kalıyorsun. Burada çeşitlendirme yapabiliyorsun.

BFAS'ta ki fonlardan çok daha fazlası TFAS'ta var. tek bir hisse yatırım yapmaktansa birden fazla şirkete hatta birden fazla varlık türüne hem hisse hem altın hem borçlanma araçları vesaire yatırım yapabiliyorsun aslında ve düşük başlangıç miktarı var burada küçük meblalarla bile yani 5-10 lirayla bile fon alımı yapabiliyorsun dezavantajları da var tabii ki ülkemizin en büyük kanayan yarısı yönetim ücretleri yani fonun yönetimi profesyonel ama saklama hizmetleri fon yöneticisinin aldığı ücret derken belli bir yönetim ücreti ödemek zorunda kalıyorsun. Uzun vadede özellikle düşük getirili yıllarda bu toplam getiriyi bayağı bir azaltabiliyor. Şeffaflık bence eksik burada.

Fonun portföy detayını belli periyotlarla öğrenebiliyorsun. Bu eskiden çok daha kötüydü bu arada. Şimdi biraz daha şeffaf. Anlık ne zaman aldılar ne sattılar bilgisini ancak aylık olarak takip edebiliyoruz.

Ay sonra portföy raporlarını paylaşıyorlar. Fon yatırımının bir başka riski de bence piyasa riski. Yani fonun içinde hisse varsa borsa iniş çıkışlarına etkileniyorsun. Başka yatırım araçları varsa işte mesela tahvil varsa faiz dalgalanmalarına etkileniyorsun.

Risk dağılıyor ama hiçbir zaman sıfırlanmıyor. Zaten riskin sıfırlanması değil bir şey mümkün değil. Ancak sistematik olmayan riski belki azaltabilirsin. Sistematik riski azaltamıyorsun maalesef.

Böyle yatırım fonları sen yatırım fonlarına yatırım yapıyor musun? Yapmıyorsan neden yapmıyorsun diye sana sorayım. Tamam, ben de aynısını sana soracağım ama sonrasında. Çünkü sen de tercih etmiyorsun.

Kendi fikrimi belirtmem gerekirse aslında geçmişte yaptım birkaç tane fona yatırım yaptım ama ben genellikle yatırım fonlarına yatırım yaparken orada bir birikim hesabı olarak aynı senin biraz önce anlattığın gibi bir bes hesabı gibi belki düşünerek aslında yatırım fonlarını tercih etmiştim. paramı profesyonel olarak birisi biriktirsin benim adıma. Bu arada burada galiba ilk bölümlerde konuşmuştuk. Hani bir acil durum fonu oluşturmak, işte ne bileyim bir eğitim fonu oluşturmak veya herhangi bir başka ihtiyaç için bir fon oluşturmak gibi böyle birkaç farklı fon oluşturmaktan bahsetmiştik.

Ben onu acil durum fonu olarak aslında düşündüğüm parayı bir normal Befas'ta, Tefas'ta pardon işlem gören bir fona koymuştum. Çok da büyük bir başarı aslında elde edemedi ama kötü bir performansa sergilemedi. O anlamda ben değerlendirdim aslında paramı bir fonda. Onun dışında ben şöyle düşünüyorum, eğer piyasalarda gerçekten hiçbir şeyle uğraşmak istemiyorsanız bence en iyi tercihlerden bir tanesi fon yatırım yapmak.

Bu fonları da bence geçmiş getirilerine göre değil de gelecekte ne yapacağına göre seçmeye çalışmak. veya fon yöneticilerini aslında dinlemek ve onların ne yapmak istediğini anlamak. Ben en çok da buna bakıyorum açıkçası. Kendi portföyümü de araçlarla karşılaştırmaya çalışırken birkaç tane fon ekliyorum yanına ki orada ne yapıyorum acaba onlara göre bir kişisel bir karşılaştırma yapayım ve bunu yaparken de önce şeyi yapıyorum yani fonun geçmiş getirisiyle ilgilenmiyorum, fon yöneticisiyle önce ilgileniyorum.

Yani bu fon yöneticisi kimdir? Benim için fonun kendisinden çok çok daha önemli yöneticinin kendisi. Felsefesi nedir? Yatırım stratejisi, yatırım tarzı nedir?

Kendini nasıl anlatıyor ve ne yapmak istediğini söylüyor? Bir şey var mı? Bir sunumu var mı? Veya katıldığı programlar varsa onları mutlaka dinliyorum.

Yani örnek vermek gerekirse Haydar Hacı'nın herhalde son yani 10 yılda katıldığı, konuştuğu bütün konuşmalarını Abartmayayım ama dinlemişimdir diye söyleyebilirim yani. Beğendim bir fon yöneticisinden örnek vermek için söyledim. Ama işte şuna geliyoruz. Bu fondan sen ayrışabilir misin?

Bireysel yatırım yaparak o fonun yatırım yapamayacağı başka asetlere örnek olarak mesela altın gibi bir asete yatırım yapabilirsin belki. O da sana bir ayrışma yaratabilir. Senin için bir avantaja dönüşebilir. Fonların bazı kısıtları olduğu için o kısıtların bazılarını sen esneterek kendine güveniyorsan kişisel portföyünü daha iyi değerlendirebilirsin diye düşünerek kendi portföyümü kendim yönetmeye daha çok özen gösteriyorum ben.

Fikirlerim bunlar. Bu yüzden fon yatırımını tercih etmiyorum. Yoksa çok beğeniyorum. Bilmiyorum fon yatırımını sen niye tercih etmiyorsun?

Onu sorayım sana ben de. Açıkçası ben fon yatırımını tercih ediyorum aslında ama hisse sene tarafına tercih etmiyorum. Sen endekse aslında şey yapıyorsun sen doğru evet. Bu arada ben de öyle yapıyorum yani onu bak atladım ben de.

Mesela Arjantin fonu var bende de. Evet, yani ben mesela yabancı ETF'leri tercih ediyorum genellikle fon yatırımı olarak çünkü yabancı Amerikan borsalarında işlem gören hisseler çok fazla bilgiye ulaşamıyorsunuz. Yani ben mesela Amerika hisseleri hakkında çok detaylı bilgiye sahip değilim. Sadece belli başlı hisseleri biliyorsunuz.

Binlerce hisse var Amerikan piyasasında işlem gören. Bunların hepsini tek tek hakim olmak ve okumak mümkün değil. O yüzden ben bir Endex ETF'i alıp Endex'in tamamına yatırım yaparak bunu hem riskimi azaltmış oluyorum hem de uzun vadede bir track record olduğu için yani belli bir ortalama getiriye sahip olduğu için S&P 500 Endex'i bu getiriyi kabul ediyorum. %10'un üzerinde bir getiriyi.

Türkiye piyasasına baktığımızda ise Türkiye piyasası çok dalgalı bir piyasa. Sen de biraz önce bahsettin aslında fon yöneticileri çok fazla kısıtlamalara tabi. Mesela portföylerinde bir hisseyi %10'dan fazla alamıyorlar ya da belli bir hisse sayısının altına düşemiyorlar. Bu da aslında bireysel yatırımcı diyelim.

Küçük yatırımcı çok doğru bir tabir değil de. Bireysel yatırımcıyı kısıtlamış oluyor burada. Sürekli piyasa takibi yapacak vaktin olmasa mesela ya da vaktin yoksa, fonlar senin için harika bir çözüm olabiliyor. Çeşitlendirme yaparak riski dağıtıyorsun.

Fonlarda 25-30 tanesi olabiliyor. Ama burada senin de bahsettiğin gibi bir alfa yaratmak zorlaşıyor. Endeksten ayrışmak zorlaşıyor. Bunu yapan fonlar yok mu?

Var uzun vadede ama çok fazla değil açıkçası. Bu yüzden ben fonları tercih etmiyorum hisse senedi tarafında. Hisse senedi tarafında ben kendi bilgime, tecrübeme güvendiğim için bireysel hisse senetleri alıyorum. Ama mesela borçlanma araçları ya da para piyasası fonları gibi seçenekleri değerlendiriyorum.

Mevduattan çünkü avantajlı olduğu yönler var para piyasası fonlarının. Burada mesela fon tercihi kullanıyorum Mevduat diğerine. Para payasası fon tercih ediyorum. Ama hisse tarafında kendim hisseleri biriktirmeyi tercih ediyorum açıkçası.

Peki burada sana bak aklıma hemen bir soru geldi. Onu sormak istiyorum sana. Şimdi zaten bugün şeyleri konuşuyoruz işte. Aslında Türk yatırımcılarının ulaşabileceği, erişebileceği araçları konuşuyoruz ve bu erişimin şeyine de, mesafesi mi diyelim ona ya da erişim uzaklığına da belki birazdan değineceğiz zaten de şeyi sormak istiyorum.

Şimdi SGK emeklilik Kısmını da zaten belki biraz detaylandırırız sonra. 3 konu vardı. BES sistemi, yatırım fonları, tefas fonları ve bir de normal bireysel hisse senedi seçimi. Şimdi aklıma geldiği için sormak istedim bunu sana.

Bir kişi, acaba Türkiye'de bunu çok gördüğüm için ben sana sormak istiyorum. BES sisteminde olan bir kişi, BES'te bir yatırımlar yapıyor. Onun yanında belki biraz yatırım fonları işte normal tefasta işlem gören, herkes açık fonlardan alıyor. Ve belki birazcık da hisse senedi alıyor.

Sence bu bir çeşitlendirilmiş bir portföy mü? Onu sormak istiyorum sana. Evet, zor bir soru sordun. Çeşitlendiğimiz bir portföy değil.

Çünkü neden? Sistematik riskleri elimine etmiyorsun burada. Ülke riskini elimine etmiyorsun bir kere. Para birimi, kur riskini elimine etmiyorsun.

Tabii ki çeşitlendirilmiş bir portföy ama sistematik riski olan bir portföy bu. Sen burada şunu kastediyorsun aslında. Çeşitlendirmeyle korelasyon aynı şey değil. Yani korelasyonu azaltmıyorsun.

Riski azaltmamış oluyorsun aslında bu çeşitlendirmeyle. Buna katılıyorum. Çeşitlendirmeyi arttırdığın zaman korelasyonu düşürüyorsan eğer bu senin için olumlu bir şeydir. Ama çeşitlendirmeyi arttırdığın zaman piyasanın getirisine yaklaşıyorsan bu aslında çeşitlendirmenin doğru çalışmadığını gösteriyor.

Buna katılıyorum açıkçası. O yüzden de hem sektör bazında hem de ülke bazında çeşitlendirme yapmak gerekiyor diye düşünüyorum. Sen zaten son zamanlarda yapıyorsun bunu. Arjantin ETF'inden biliyoruz yani.

Aslında ben fonları düşünürken onları hiç düşünmemiştim. Sen daha geniş çapta aldın konuyu. Diğer endeks fonları veya tematik fonlar diyelim. Onları da işin içine kattığımızda bu fon dünyası gerçekten de çok çok geniş bir dünya.

Ve şey çok önemli. Yani bir Türk yatırımcısının bence yabancı fonlara da yabancı ETF'lere de yatırım yapabiliyor olması bence yani bu konuda biz burada program yaptığımız için değil ama bence Midas inanılmaz gelişmiş durumda. Çok çok dünyanın bütün neredeyse köşelerine kadar elinizin altında ETF alımı seçeneği var. Çok beğeniyorum ben bunu ve değerlendirilebilir bence.

Yani burada bir fon yatırım yaparken tematik Ama yöneticiyle ben bağlamıştım aslında fonları direkt. O fonlar haricinde tematik ülke fonları veya endeks fonları gerçek bir çeşitlendirme yaratabilmek için böyle yurt dışı tercihler bence çok çok önem kazanıyor. Sende zaten Sen Türkiye'de bir fon taşımıyorsun bildiğim kadarıyla, yurt dışı endeks fonun var. Evet, para piyasası fonları haricinde herhangi bir fon taşımıyorum Türkiye'de.

Bireysel S&S yatırımlarım var. Yurt dışında ise 3 tane ETF taşıyorum. Bunlar çeşitli endeksleri takip eden ETF'ler. Bir tanesi S&P 500 endeksini takip ediyor.

Bir tanesi büyüme endeksini takip ediyor. Bir tanesi de temeddüt endeksini takip ediyor. 3 farklı fon çeşitli eceleyim var. Birazcık denge kurmaya çalıştım.

Hem böyle nakit akışı olsun istiyorum, hem de büyüme olsun istiyorum. Aslında endeks fonu bunların hepsini sağlıyor. Ama senin de bahsettiğin gibi mesela bir fırsat görüyorsan, örnek veriyorum sen Çin hisselerine bir fırsat görüyorsun. Buna mesela Amerika piyasasında işlem gören bir Çin ETF'i alabilirsin.

Ya da Arjantin borsasında bir fırsat görüyorsun. Yine Amerika borsasında işlem gören bir Arjantin ETF'i alabilirsin. Bu konuda ben de katılıyorum. MIDAS yüzlerce binlerce fon var içerisinde.

Çok güzel bir araç yani. Para piyasalarımızın ve sermaye piyasalarımızın gelişmesi için güzel bir araç bence de. bugün sabah kalktım ya ben Hindistan'ı beğenmeye başladım dediğinde Hindistan'a yatırım yapabilirsin gibi yani. Peki şeyden bahsederim istersen biraz da.

Yani bireysel emeklilikten konuştuk, bireysel hisse yatırımından konuştuk birazcık. Birazcık da yatırım fonlarından konuştuk. Yatırım tercihlerinde bunları seçerken Hangi faktörler göz önüne alınıyor? Yani hangi faktörler işin içine giriyor?

Birazcık bahsettik aslında da, bilgi deneyim dedik mesela ben kendi bilgi deneyim seviyeme güvendiğim için bireysel SSN'i seçiyorum. Burada kişisel faktörler var aslında. Biraz yaş devreye giriyor bence ilk olarak. Yaş ve risk algısı.

Yani gençsen risk alacak süren daha fazla oluyor. Emekliliğe yakınsan ise daha korumacı davranıyorsun. Yaş bence en önemli faktörlerden bir tanesi. Yani para kaybetme ihtimali mesela seni çok geriyor mu?

Yoksa uzun vadeye bakarım ben, yoksa dalgalanmalar beni etkilemez mi diyorsun? Burada da risk toleransı devreye giriyor. Bir de geliri ve giderlerinin düzeni bence önemli. Çünkü düzenli bir gelire sahip olan, maaşlı biriysen Burada birazcık daha kafan rahat çünkü borsaya koyduğun para değer bile kaybetse benim zaten bir nakit akışım var.

Yatırıma yöneteceğin yani yatırıma yönlendirdiğim parayı çok rahat bir şekilde orada uzun süre düşse bile oradan para çekmeye ihtiyacın olmayabilir. Düzensiz gelirli isen ise orada koyduğun paraya ihtiyacın olabilir belli durumlarda. Yani bu durumda kişisel faktörlerden bence en önemlisi yaş, ikincisi ise risk toleransı ve bilgi deneyim diye düşünüyorum. Yani bez ve fon yatırımı birazcık daha böyle profesyonel kişilere otomatik pilota aldığın yatırımlar, hisse senedi ise daha çok senin bilgi ve tecrübene dayalı olduğu için bilgi ve deneyim seviyenin yüksek olmasını gerektiriyor.

Bu noktada bir de ekonomik faktörleri ben göz önünde bulunduruyorum açıkçası. Türkiye'de enflasyon var yani paranın enflasyon karşısında erimesin diye en azından enflasyonu yakalamış senin beraber geçmiş fon getirilerine bakmıştık yani en azından TÜİK enflasyonunu yakalamış hatta mümkünse geçmiş araçlara yönelmek lazım orada mesela %68 gibi bir getiriye sahip çok fazla kişinin tercih ettiği bir fon vardı tefasta o mesela uzun vadede çok yüksek oranda kaybettirdi yani en azından enflasyonu uzun vadede geçen bir fona yatırım yapmak gerekiyor Makro ve küresel riskler bunlar önemli ama bence dünyada işte resesyon beklentisi mi var, enflasyon mu artıyor? Yani bunları yine düşünmeliyiz, değerlendirmeliyiz ama bence yatırım araçlarımızda, yatırım kararlarımızda ben daha çok mikrodan makroya gitme taraftarıyım. Yani makrodan mikroya gitmektense şirketlerin kendi iç dinamikleri daha önemli bence,

daha önemli kazanıyor benim gözümde. yatırım tercihlerinde nasıl faktörlere bakıyorsun yani kişisel faktörler, ekonomik faktörler hangileri senin için ilk sırada diyebilirim açıkçası? Benim fikrim de şöyle seninkilerle zaten tamamen paralel ek olarak sadece ekleyebileceğim kısımlar bir de işin şey kısımları olabilir, psikolojik faktörler. Aslında ekonomik faktörlerde başka bir başlık daha var benim aklımda olan ama o psikolojik konudan birazcık önce bahsedeyim.

Şöyle ben bir yatırımcının öncelikli olarak dayanıklı, sen orada çok güzel bir kelime kullandın, risk torelansı dedin aslında, onu ben biraz açmak istiyorum burada. Dayanıklı olması gerektiğini düşünüyorum bir yatırımcının. ve bunu kazanabilmek için de hatta yani çok ilginç gelmeyecektir kimseye emin değilim ama dayanıklılığını arttırabilecek hem bak fiziksel zaten fiziksel dayanıklılığını arttırdıktan sonra psikolojik dayanıklılığını da arttırmış oluyorsun bir bakıma hormon salgıladıkça. bu tarz dayanıklılığını arttırabilecek sporlar yapmasını tavsiye edebilirim yani insanlara yatırım tercihlerinde en önemli öncelik bence dayanıklılık yani çünkü hepsinde geçerli bir şey bu ve bunun için mesela en güzel örneklerden bir tanesi işte spor yapmak vücut çalışmak belki olabilir veya mesela dağcılık dağcılık yapmak bence çok çok önemli tırmanış yapmak belki önemli çünkü bir Tırmanışa baktığınız zaman ben böyle videolar izlemeyi seviyorum.

İnsanların bir dağlara tırmandığı falan o tarz şey videoları seviyorum. Bakıyorsun böyle çok profesyonel olmayanlar biraz böyle mırın kırın ediyor. En ufak böyle bir tökezlemede işte moralleri bozuluyor, şey oluyorlar. Ama diğer daha profesyonel olanlar veya işte o dayanıklı olanlar zirveye çıkmak için bütün psikolojik olarak duruma hazırlanmış olanlar önlerine çıkan hiçbir engelde Mutsuz olmuyorlar veya psikolojileri bozulmuyor.

Ben o şekilde izliyorum o tarz videoları. Aynı şey bence yatırımda da geçerli. Dağcılık tabii herkesin yapabileceği belki bir spor değil ama dayanıklılığınızı geliştirebilecek çok çok daha basit sporlar var. Yani satranç oynayabilirsiniz örneğin veya yüzme yapabilirsiniz, kanoya binebilirsiniz.

Spora her gün gidiyorsun bildiğim kadarıyla ya da her gün olmasa da haftada 3-4 gün. Bunun etkisini görüyor musun? Mesela yatırım yaparken de ekstra bir sana zihinsel anlamda bir dayanıklılık, bir güç verdiğini düşünüyor musun? Sana bunu sorayım öncelikle.

Kesinlikle düşünüyorum. Yani spor bir kere endorfin hormonunu arttırıyor. Ondan dolayı insan kendini mutlu ve pozitif hissediyor, enerjik hissediyor spor yaptıktan sonra. Bunu herkes biliyordur zaten.

birkaç defa spora gitmiş birisi bile hani o spordan sonra duşunu alıp böyle rahat bir şekilde koltuğuna oturduğundaki o rahatlık hissi böyle insanda bir mutluluk yaratıyor. Sağlam kafa sağlam vücutta bulunur. Bu atasözü de zaten boşuna söylenmemiş yani. Bununla alakalı, sen söylerken aklıma geldi.

Bir blog yazısı hazırlamıştım. Midas'ın kulaklarını da paylaşmıştık. Finansal özgürlük hedef olabilir ama önemli olan yolculuğun kendisidir demiştim. Başlık olarak bunu koymuştum.

Orada da bir daha... Hatırladım şimdi başlıktan o yazıyı evet. Evet, dağcılık örneğini vermiştim yani zirvede belki 15 dakika, yarım saat kalıyorsun ama oraya çıkana kadar, tırmanana kadar saatlerin geçiyor. Belki günlerce yolculuk ediyorsun.

Burada yolculuğun kendisini sevmezsen yani o yolculuktan hoşlanmazsan, yolculuk seni tatmin etmezse zaten zirveye ulaşmak da seni tatmin etmeyecektir. Çünkü zirvede çok kısa sürede kalıyorsun. Bu da finansal bağımsızlığa uyarlayabiliriz yani yolculuğu seveceksin. Çünkü finansal bağımsızlığa ulaşmak çok çok uzun yıllar sürecek.

Eğer o süreçten keyif almazsan zaten bir süre sonra dağın eteklerinde tabiri caizse bu işten vazgeçiyorum. Ben normal otoyola geri dönüyorum diyebilirsin yani. O yüzden senin de söylediğin gibi sporu bu açıdan dayanıklılığı arttırmak için çok önemli görüyorum. Ya yatırımcılığı ben çok benzetiyorum dağcılıkla.

Bu arada profesyonel veya amatör bir dağcı da değilim. Benim sadece çocukluğumda çok fazla dağlara çıktım, tırmandım, böyle doğanın içinde çok fazla yürüyüş yaptım dağlara çıktığım için çok sevdiğimden aslında biraz ilgi duyuyorum ama profesyonellikle bir alakam yok. Dayanıklılık konusunda biraz en azından ne açsan güveniyorum kendime bu konuda da ama sporda yaptığım için. Şöyle bir örnek verebiliriz yani iki kişi düşünelim bu örneği gördüğüm için ben Söylüyorum aslında bunu.

Yani bir kişi bir dağın zirvesine ulaşmak için aşağıda bir kamp yapıyorlar. Gece saat işte atıyorum 3, hava eksi 5 derecede ve yemekleri donmuş mesela. Yemeklerini ısıtmak için işte şey yakacaklar, şeylerden yakacaklar. Bir tanesi gülüyor.

Baksana yemeklerimiz donmuş diye gülümsüyor. Bir diğeri ya bu yemeklerimiz donmuş, bunları nasıl ısıtacağız şimdi, nasıl karnımızı doyuracağız gibi mızmızlanıyor bir diğeri de. Şimdi bu iki kişiyi o dağdan alıp, o kamp alanından, o gece-5 soğuktan alıp piyasalara yerleştirdiğimizde bu iki kişiyi, aynı iki kişiyi ve piyasaların bir çöküş anında olabilir veya farklı bir anında olabilir. Bunları burada izlediğimizde aslında o dağda davrandıklarından çok daha farklı davranmıyorlar.

Hemen hemen aynı davranıyorlar ikisi de. Bu çünkü psikolojik bir dayanıklılık aslında. Yani fiziksel dayanıklılığın psikolojik aşaması. O yüzden ben dayanıklı olmayı önemsiyorum ve mızmızlanmamayı aslında biraz daha şeye çevirirsek o dayanıklılık kelimesini çok çok önemsiyorum açıkçası.

Uzattım biraz kusura bakma. Katılmamak mümkün değil yani. İstersen bölümün sonlarına yaklaşırken kullanılabilir öğütler vermek istiyorum ben. Özellikle gençlere ve orta yaş gruplarına yani 20'li yaşlarda ve 30'lu yaşlarda olanlara.

birkaç yatırım önerileri verelim istersen. Ben genç kuşaktakilere şunları öneriyorum açıkçası. Zaman onların en büyük dostu, özellikle 20'li yaşlarının başlarında olanlar. Yani bileşik getiri uzun vadede harikalar yaratıyor.

Bunu hem kendimizden gördük, hem de etrafımızdaki kişilerden görüyoruz. Gençken yatırım yapmak küçük tutarlarla bile olsa ileride büyük bir seyrete dönüşebiliyor. Yani sen 20'li yaşlarının başındaysan risk alabilme kapasiten çok yüksek. Yani bireysel emeklilik sistemine giriş yap.

İşveren destekli olsun. Hissi ağırlıklı fonlarla git. Belki yani bitcoin al, teknoloji fonları al. Daha dinamik yatırımları dene.

Risk iştahına göre tabii ki bunlar. Yani gençsen çok fazla risk alabilirsin. Çünkü gelecekte nüfusumuz yaşlanıyor. Ekonomik dalgalar var, enflasyon var.

EYT vs. emeklilik yaşımız da artacağını öngörüyorum ben uzun vadede. Yani SGK'dan gelecek maaşa bel bağlamak bence çok mantıklı olmayacaktır. Özellikle 20'li yaşlarının başındaki kişilerin emekli olacağı yılları hesaba katarsak eğer SGK'ya bel bağlanmaması gerektiğini ve kendi risk kapasitesi ince bu genç kuşağın değerlendirmesi gerektiğini düşünüyorum bireysel emeklilik olsun diğer yatırımlar olsun.

Orta yaşlar böyle daha böyle 40'lı 50'li yaşlardakiler ise yine emekliliğe yaklaşıyorlar onlar. Bunlar risk profilini gözden geçirmesi gerekebilir bunların. Hala 10-15 yıllık bir yatırım ufukları var aslında 60 yaşına kadar. Yani hisse veya fonlardan tamamen vazgeçmek zorunda değiller.

Sadece portföyler biraz daha korumacı hale getirilebilir. Daha fazla mesela altın yatırımı ya da tahvil olabilir, Eurobond olabilir. Yani SGK bu 40'ta 50'li yaşlarda olan kişilerin maaş bağlam oranları biraz daha yüksek. Çünkü onlar daha erken giriş yapmışlar SGK sistemine.

Yani SGK'ya ek olarak, yani benim birikimim ne olmuş, emeklilikte bana yetecek mi sorularınız, sormalarına fayda var. Belki BES katkı paylarını biraz arttırmak mantıklı olabilir çünkü 46 yaş aslında BES'e girmek için en mantıklı yaş. Çünkü 10 yılı doldurduğunuz anda hem 56 yaşına ulaşmış oluyorsunuz, emekliliğe hak kazanıyorsunuz. En mantıklı yaş 46 BES'e girmek için.

Yani o açıdan 40'lı yaştan da kişiler de geç demesinler, BES'e başlasınlar bence. Tabii işveren desteği olur mu olmaz mı bilmiyorum o yaşta ama Yine de 10 yıl ve 56 yaşına ulaşma açısından 46 yaş mantıklı bence. Senin var mı böyle kullanılabilir yatırım önerilerin hem gençler için hem de biraz daha orta yaşlılar için? Bu her zaman bizim burada konu geldiğinde söylediğimiz bence en önemli şeylerden biri.

Hiçbir zaman geç değil, hiçbir zaman için. Şöyle düşünebiliriz, bir iyilik yapmak için hiç geç bir zaman olabilir mi? İyi bir şey yapmak için. O açıdan bakmamız gerekiyor.

Yaşım çok ilerledi diye düşünmemek gerekiyor. 40'lı 50'li yaşlardan sonra bile başlasanız 5-6 yıl içerisinde zaten o emeklilik açamasına diyelim ki artık Türkiye'deki emeklilik yaşını galiba 60 civarı ortalamasında bundan sonrasında alabiliriz diye düşünüyorum. 50 yaşındaki bir insan bile önündeki o 10 yılı değerlendirerek ki hatta yüksek ihtimalle o 50 yaşındaki insanın artık yaşam standartları gençlere göre daha değişmiş olacak yani daha iyi birikim yapabilecek bir konumda olabilir. Eğer o ana kadar kartlarını iyi oynama derken çok kötü oynamadıysa eğer kartlarını 50 yaşına kadar bulunduğu nokta çok kötü bir nokta olmayabilir yüksek ihtimalle ve o noktadan itibaren de yapabilir.

En azından kendi geleceği için bile olmasa çocuklarının geleceği için bunu yapabilir. Ben bunu da çok fazla görüyorum. Bazı insanlar şey diyor yani acaba bizim için artık geçmiş olabilir mi ama ben yine de başlayayım yatırım yapmaya. en azından çocuklarım için iyi bir gelecek kurabilirim diye düşünüyor bazıları da.

Böyle de düşünebilirsiniz ama ben kendiniz için de geç olduğunu düşünmüyorum. Bu tercihleri yaparken işte bugün konuştuğumuz BES sistemi, fon yatırımı veya bireysel hisse senedi seçimi bunlardan hangisi işte avantajlarını dezavantajlarını biraz konuştuk. Hangisi sizin şeyinize uygun geliyorsa Bazılarında para kaybediyor olabilirsiniz. Ben öyle düşünüyorum.

Yani best sisteminde biraz para kaybedildiğini düşünüyorum. Ama yine de kötü bir tercih değil. En azından yani şu anlamda değil. En azından bir adım atmış oluyorsunuz.

Yani bir sıfırdan büyüktür her zaman. O açıdan düşünüyorum. Bunları söyleyebilirim ben tavsiye olarak. Yani ben de son olarak şunları söyleyeceğim.

Yani SGK'yı temel bir güvence olarak görün. Ama çok fazla berbağlamayın. Üzerine mutlaka bireysel yatırım planınızı inşa edin. BES olabilir, fonlar olabilir, hisse olabilir, gayrimenkul olabilir.

Ve düzenli ve disiplinli tasarruf yapın. Hem enflasyonu yeneceksiniz hem de emekliliğinizde hayal ettiğiniz hayat standartına ulaşacaksınız bu şekilde diye düşünüyorum. Teşekkür ederim izlediğiniz için. Bir sonraki bölümde görüşmek üzere diyelim o zaman.

Görüşmek üzere.

Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.

Reklam Alanı (Deneme)