
1.500 kelime · ~8 dk okuma
Herkese merhaba ben Zülel. Bugün öyle bir teknolojik devrimden bahsedeceğiz ki dünyanın en güçlü süper bilgisayarının milyarlarca yılda çözemediği problemi 5 dakikada çözebiliyor. Bu devrimin sadece 4 sektörde 2 trilyon dolarlık değer yaratması bekleniyor. Bilgex ve teknoloji devlerinin patronları arasında sıcak tartışmalara neden olan, finans dünyasını kökten değiştirecek bu teknolojinin detaylarını giydirmeden önce kahvelerinizi tazeleyin çünkü bugün yatırım dünyasının geleceğini konuşacağız.
Hazırsanız başlayalım. Birleşmiş Milletler 2025 yılını kuantum senesi ilan etti. Ben de söz konusu alanda faaliyet gösteren hisseleri yakından takip ediyorum bir süredir. Burada son 3 ayda %1000'in üzerinde getiriler var.
Belki henüz herkesin ilgisini çekmedi ama kuantum sektörü bence ezber bozmaya geliyor. Hatta çok yakında Nvidia CEO'su Microsoft ve Bill Gates arasında bu konuyla ilgili şöyle ufak bir tartışma da döndü. Tartışmayı döndüren isimlere de bir bakınca oldukça dikkat çekici isimler. Nvidia kurucusu Huang çok kullanışlı kuantum bilgisayarların daha bir 20 yılı falan olduğunu söyledi geçenlerde.
Microsoft ise tam aksine dünyanın en güçlü kuantum makinesini tasarladıklarını duyurdu ve hatta cihazın bu yıl piyasaya sürülmesini bekliyor. Hatta o dönem Huang açıklamalarıyla sektör bir satış görmüştü ama Microsoft'un açıklamaları gelince hemen kayıplarını telafi etti. Düşünüldüğünün aksine onlarca yıl sunmayacağına inandığını söyledi. Hatta Bill Gates'in ifadelerinde bu işin zor bir iş olduğunu da söyledi.
Microsoft ve Google'ın özellikle bu alanda uzun zamandır yer aldığına işaret etti. Fakat hani Huang'ın açıklamalarına baktığımızda ise şeyi gördük. Yapay zeka, çip teknolojisi aracılığıyla kuantum bilişiminin geliştirilmesinde özellikle Nvidia'nın rol oynayacağına inanıyor Huang. Bunu da belirtmiş.
Böyle ufak bir rekabet var bu tarafta. Tabii rekabet sadece işte Nvidia'yla işte Microsoft'la değil. Aynı zamanda Google'ın geçtiğimiz Aralık ayında duyurduğu Billo işlemcisi de bu alanda çok önemli bir kilometre taşıydı diyebilirim. Dünyanın en güçlü süper bilgisayarının bile milyarlarca yılda çözemediği bir problemi sadece 5 dakikada çözdü.
Bu inanılmaz gelişmeyle birlikte kuantum teknolojileri artık teoriden pratiğe geçiyor diyebiliriz. Hatta birkaç gün önce de önümüzdeki beş yıl içerisinde ticari kuantum bilişim uygulamalarını piyasaya sürmeyi planladıklarını duyurdu Google. Yani Google ve Microsoft, Bill Gates bu konuda uyumlu ve iyimser. Hatta Bill Gates kendi girişimi aracılığıyla kuantum bilişim şirketi IonQ'ya da yatırım yaptı.
Şirket baktığımızda da son üç ayda %75, son bir yılda da %253 yükselmiş. Dolayısıyla bu tarafta bazı isimlerin iyimser olduğunu görüyoruz. Nvidia tarafının ise biraz daha zaman alacağını düşündüğünü ama geleceğin teknolojisi olduğunu düşündüğünü de belirtebiliriz. McKinsey'nin bu konuyla ilgili bir raporu var.
Rapora baktığımızda kuantum teknolojilerinin önümüzdeki 10 yıl içinde trilyonlarca dolarlık bir değer yaratma potansiyeline sahip olduğu vurgulanmış. özellikle dört sektörün yani kimyanın, yaşam bilimlerinin, finansın ve mobilitenin 2035'e kadar 2 trilyon dolarlık bir değer kazanması bekleniyor. Yani şimdi biraz kuantum bilgisayarların nasıl çalıştığına da bakalım istiyorum hani böyle teorik bilgiler verdikten sonra. Normal bilgisayarlarımız ikili sistem üzerinde çalışır.
Her şey ya bir ya da sıfırdır. Klasik bir bilgisayarda 3 bit kullanarak sadece 8 olasılığı temsil edebiliyorsunuz. Ama kuantum bilgisayarlarda kuantum mekaniğinin süperpozisyon özelliği sayesinde bir kubit aynı anda hem bir hem de sıfır olabiliyor. Yani 4 kubitlik bir kuantum bilgisayar aynı boyuttaki klasik bir bilgisayara göre 16 kat daha fazla bilgiyi işleyebiliyor ve her eklenen kubitle bu güç katlanarak artıyor.
California Merkezi Atom Computing'de Ekim 2023'te 1180 bağlantılı kubite ulaşarak yeni bir rekor kılmıştı o dönem. Bu IBM'in 2022'de kırdığı 433 kubite denk gelen rekorun neredeyse üç katıydı. Yani aslında hızlı bir ilerleme de söz konusu. Microsoft ve Quantium'un da 2024'te %99,9 başarı oranıyla gerçekleştirdiği son gelişme yine önemli kilometre taşlarından biriydi bu alanda.
Bu gelişme de orta ölçekli Quantum bilgisayarlardan hata toleransı kuantum bilgisayarlara geçişimizin bir adımıydı diyebiliriz. Bu alanda önemli oyuncular kimler diye soracak olursanız da D-Wave Kuantum 2011'de ilk kuantum bilgisayarı satan şirket oldu. Ardından işte IBM Google, Amazon Web Services, Microsoft gibi devler bu alana girdi. Bu devler dışında son 3 ayda %1000'in üzerinde yükselen CLSQ, %750 yükselen Rigged Computing ya da %530 yükselen Quantum Computing gibi sektörün meraklıları için yakından izlenen hisseler de var.
Hatta Midas uygulamasında da bu quantum hisselerini bir listeledik. Peki bu teknoloji finans piyasalarını nasıl etkileyecek? Biraz da buraya değinmek istiyorum. Yani yükselen hisseler dışında nasıl bir somut faydası olabilir bunun?
Bir kere risk analizi ve portföy optimizasyonu tamamen değişecek bence. Şu anda kullandığımız en gelişmiş sistemler bile sınırlı sayıda değişkeni hesaba katabiliyor. Kuantum bilgisayarlar milyonlarca değişkeni aynı anda değerlendirebilme yeteneğine sahip. Bu inanılmaz bir şey bence.
Sadece fiyat hareketlerini de değil, şirketlerin finansallarını, makroekonomik göstergeleri, hatta sosyal medya verilerini bile analiz edebiliyorlar. Bu da çok doğru bir piyasa tahmini yapabilmemizi sağlayan faktörlerden biri olacak. İletişim tarafında da çok önemli gelişmeler var bu alanda. Çin ve Rusya işte 3800 kilometrelik mesafede kuantum iletişimi test etmeyi başardı mesela.
Bu da şimdiye kadar yapılmış en uzun mesafelilik test özelliğini taşıyordu. Bu gelişme de özellikle finansal işlemlerin güvenliği açısından oldukça kritik. MIT'deki araştırmacılar katı high spin'lerini kontrol etmek için yeni bir teknik geliştirdi. Bu teknik sayesinde kuantum sensörlerin hassasiyeti önemli ölçüde artabilecek.
Bu sensörler finans sektöründe yüksek frekanslı işlemlerde bile kullanılabilecek bir özelliğe de sahip. Yine baktığımızda 2023'te dünya genelinde 367 bin kişi kuantum teknolojileriyle ilgili alanlardan mezun oldu bu alana yöneldi. Bu inanılmaz bir rakamdı. Ama bu rakamın gitgide arttığını da görüyoruz.
Üniversitelerde kuantum programlarının sayısının arttığını görüyoruz. Yüksek lisansların programlarının çoğaldığını görüyoruz. Öte yandan sektör büyüdükçe yatırımcılar artık daha seçicide davranıyor ve kanıtlanmış teknolojilere odaklanmaya başladı. Yatırımların %62'si özellikle 5 yaşından büyük şirketlere gidiyor kuantum sektörü içerisinde.
Yine kuantum bilgisayarların her kubit eklediğinizde hata oranı katlanarak artıyordu. Ancak artık sadece donanıma da değil, yazılım ve mimariye dayalı hata düzeltme yöntemleri geliştiriliyor. Kimya sektöründe molekül simülasyonları, ilaç sektöründe protein katlama analizleri, az önce de bahsetmiştim finans sektöründe risk analizleri. Tüm bu alanlarda kuantum bilgisayarlar devrim yaratacak.
McKinsey'in analizine göre bu etkileri 2030'dan sonra çok daha net görmeye başlayacağız. Şu anda akademisyenler IBM'in kuantum platformu üzerinden 100 kubiklik makinelerde problemler çözüyor. Bu platform genel kullanıcıları da açık. Tabii kuantum kodu geliştirmeyi biliyorsanız bunu kullanabilirsiniz.
Ticari uygulamalar için uygun, evrensel kuantum bilgisayarlar için ise böyle bir 10 yıl daha beklememiz gerekecek gibi gözüküyor. Burada çok önemli bir risk de var. Kuantum bilgisayarlar mevcut şifreleme sistemlerini kolayca kırabilme potansiyeline sahip. Bu yüzden bankalar ve finansal kurumlar şimdiden kuantum güvenli sistemler geliştirmeye de başladı bu riski önleyebilmek adına.
İnovasyon kümeleri dediğimiz yapılar bu noktada devreye giriyor. Bu kümeler araştırmacıları, endüstri liderlerini ve devlet kurumlarını bir araya getirmeye yarıyor. Böylece teknolojilerin geliştirilmesinden, ticaretleştirilmesine kadar tüm süreç koordine edilmiş oluyor. Özellikle İngiltere'nin yaptığı strateji bu anlamda bence örnek gösterilebilir.
10 yıllık süreçte 3.1 milyar dolarlık kamu yatırımının yanında özel sektörden 1.3 milyar dolarlık ek yatırım da hedefliyorlar. Sadece teknolojik liderlik değil, ekonomik değer yaratmayı da aynı zamanda bu anlamda amaçlıyorlar.
Amerika bu alanda açık ara önde. İkinci sıradaki ülkeyle arasında iki kattan fazla fark var, öyle söyleyeyim. Kanada ve İngiltere onu takip ediyor diye düşünebiliriz. Risk sermayesi fonlarının çoğu artık kurulu şirketlere odaklanıyor.
Toplam yatırım değerinin %75'inden fazlası B serisi ve sonrası finansman turlarına gidiyor bu anlamda artık. Peki biz bireysel yatırımcılar olarak bu gelişmeleri nasıl değerlendirmeliyiz? Bence şu anda yalnızca doğrudan kuantum teknoloji şirketlerini değil, aynı zamanda teknolojileri kullanılacak sektörleri de yakından takip etmek gerek. Özellikle raporda da geçen kimya, ilaç, finans sektörlerindeki şirketlere dikkat etmek lazım.
Finans dünyasında etkilerini çok daha hızlı göreceğimizi düşünüyorum. Bahsetmiştim zaten risk analizleri, raportör optimizasyonu gibi konular bence sektörü bambaşka bir boyuta taşıyacak. Bugün kullandığımız risk modelleri çok sınırlı sayıda değişkenlere hesaba katıyor demiştim. Kuantum bilgisayarlar milyonlarca değişkeni aynı anda değerlendirebilecek.
Düşünsenize bir hisseyi bu şekilde analiz ediyorsunuz yani buna göre yatırım yapıyorsunuz ya da yapmamaya karar veriyorsunuz. Bence oldukça yönlendiricide olacaklar bizim için. Mesela bugün bizler sektörün direkt içinden insanlar olmamıza rağmen hele de Türkiye gibi bir ülkede yüksek enflasyonlu bir ülkede makroekonomik faktörleri, şirket performanslarını, piyasa dinamiklerini aynı anda analiz etmekte zorlanıyoruz çok normal bir şekilde. Kuantum bilgisayarlar tüm bu değişkenleri eş zamanlı olarak işleyip çok daha doğru tahminler yapabilecek gibi gözüküyor.
Burada da yine ilginç bir paradoks var bence. Herkes aynı teknolojiye sahip olduğunda sağladığı rekabet avantajı ortadan kalkacak bir noktada. Tıpkı bugün algoritma bazlı işlem yapan sistemlerin birbiriyle yarışması gibi düşünebiliriz bunu. Kuantum bilgisayarlar da birbiriyle yarışır hale gelecek muhtemelen.
Bir diğer konu da şu, nasıl ki internet ilk ortaya çıktığında bugünkü kullanım alanlarının çoğunu tahmin edemedik. Bence kuantum teknolojileri de bizi benzer şekilde şaşırtabilir. İşte bu yüzden de bir yandan teknolojiyi yakından takip etmeye devam etmeliyiz. Özellikle finans piyasalarındaki etkilerini anlayabilmemiz gerekiyor.
Google'ın Willow işlemcisine yaptığı atılım, Bill Gates gibi dev isimlerin beklentileri, bu teknolojilerin sandığımızdan daha hızlı yaygınlaşabileceğini de gösteriyor. Ama bir yandan da başka nelere gebe olabilir bu taraftaki gelişmeler? Onu da yakından incelememiz gerekiyor. Bu arada ilginç bir detay daha paylaşmak istiyorum.
Amerika'da bazı hedge fundlar şimdiden kuantum programcıları işe almaya başladı. Yani hani finans sektörü bu teknolojiye şimdiden hazırlanıyor ve bence biz yatırımcılar da buna hazırlıklı olmalıyız. Kuantum bilgisayarlar finans dünyasını kökten değiştirecek. Bu değişim bir anda olmayacak ama geldiğinde çok hızlı olacak.
Hazırlıklı olan yatırımcılar bu dönüşümden kazançlı çıkacak bence. Önümüzdeki 10 yıl finans piyasalarında yeni bir çağın başlangıcı olabilir. Bugünden bu değişime hazırlanmak işte yarının başarılı yatırımcılar için kritik önem taşıyor. Unutmayalım her büyük teknolojik devrim beraberinde hem riskler hem de fırsatlar getiriyor.
Kazananlar bu dönüşümü önceden görüp hazırlık yapanlar olacak. Bir sonraki bölümde görüşmek üzere. Hoşçakalın.
Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.