
3.409 kelime · ~17 dk okuma
Herkese merhaba. Bugün biraz zor bir konu hakkında bir bölüm gayret etmek istiyorum. Bu bölüm bazılarımız için tetikleyici olabilir. Bunun da farkındayım. Ama bu konunun konuşulması gerektiğine de inandığım için böyle bir bölüm hazırlamak istedim. Bugün duygusal ihmal hakkında konuşmak istiyorum. Ve duygusal ihmal hakkında konuşurken bunun hem çocuklukta nasıl ortaya çıktığını ve nasıl işaretleri olduğunu
Hem de romantik ilişkilerimizde nasıl duygusal ihmale uğradığımız ya da uğrayabileceğimizi anlatmak istiyorum. O yüzden hazırsanız başlayalım ve ben de elimden geldiğince bu konuyu kimsenin canını acıtmayacak şekilde anlatmaya çalışacağım tabii ki. Önce şunu söyleyeyim, bence bu rahatlatıcı olacaktır. Özellikle çocuklukta duygusal ihmale uğradıysanız, yani bu podcast'ı dinlerken de bunları fark ederseniz, bunun tabii ki sizin üzerinize etkileri olduğunu, olabileceğini biliyorum.
yaşamaya mecbursunuz ve bunun içinden hiçbir çıkışınız yok anlamına gelmiyor. Aslında bazı yaşadığınız şeylerin adını koyabilmeniz, bugün hayatınızda gördüğünüz etkilerini daha iyi anlamanıza yardımcı olabilir ve bu etkilerin üzerine çalışmanıza yardımcı olabilir. Kesinlikle bunlar bir profesyonelin desteğiyle ya da tabii ki kendi çabamızla da çok daha iyi yönetebileceğimiz süreçler. Benzer şekilde romantik ilişkimizde duygusal ihmale uğruyorsak, Bu da partnerimize konuşabileceğimiz, partnerimizin biraz daha farklı davranması için çabalayabileceğimiz... Tabii ki burada karşılıklı bir çaba gerekiyor ama... Ve eğer olmuyorsa da sonuçta hiçbirimiz kötü ilişkilere mahkum değiliz. Bu ilişkinin içinden çıkabileceğimiz bir durum.
O yüzden böyle umutsuz bir tablo değil bu podcast. Tam tersi anlayalım, tanıyalım ve nasıl baş edebileceğimizi öğrenelim podcastı. Böyle ikiye ayırayım podcastı en azından ilk başta. Sonra zaten hepsi birbirinin içine girer. İlk başta biraz daha çocukluktaki duygusal ihmal hakkında konuşayım.
Arkasından biraz daha romantik ilişkilere evriltelim istiyorum. Ki bu arada çocuklukta duygusal ihmale uğrayanlarımız yetişkinlik hayatlarında da duygusal ihmale yol açabiliyorlar. Çünkü tam olarak nasıl duygusal destek vermeleri gerektiğini bilmedikleri için böyle bir şey yapmaya biraz daha meyilli olabiliyorlar. O yüzden buradan başlamak da bana anlamlı geliyor.
Şimdi, çocukluktaki duygusal ihmal aslında bir duygusal travma şekli. Ama genellikle duygusal olarak çocuğun hakaretlere uğraması ya da çocuğa sürekli bağrılması ya da başka şekillerde duygusal travmaya uğratılması çocuğun daha göze görülür olduğu için duygusal ihmal böyle biraz gözden kaçabiliyor. Böyle o hissettiğimiz boşluk hissini, çocukluğumuzu düşündüğümüzde hissettiğimiz boşluk hissini... ya da bugün ebeveynlerimize çok daha güvenemiyor oluşumuzu tam olarak anlamlandıramayabiliyoruz. Yani ben neden böyle hissediyorum? Halbuki hep oradalardı ama bir şekilde bir şeyler tam değil gibi hissedebiliyorum bazen. O yüzden belki bugün hani podcast'ı dinlerken bazı kapılar açılabilir zihninizde.
Önce, yani ilk aklıma gelen aslında fiziksel olarak orada bulunmamak. Ebeveynlerimizin bizi çok sevdiği durumlarda dahi fiziksel olarak bizimle yeterince vakit geçirmemeleri, orada bulunmamaları, mesela akşam aile bireylerimizin çok geç saatte eve gelmesi, onların sıcaklıklarında vakit geçirememiş olmamız, onlarla hatırladığımız böyle yaptığımız güzel anıların, oynadığımız oyunların ya da Böyle beraber yanmış bir akşam yemeğinin, keyifli bir akşam yemeğinin hatırasının olmaması aslında buna bir işaret olabilir. Yani çok çalışan ebeveynler bazen bu şekilde çocuklarını yalnız bırakmak durumunda kalabiliyorlar. Bu arada kendisi de çok çalışan bir ebeveyn olarak bunu çok iyi anlıyor. Ne kadar zorlayıcı olduğunu biliyorum. Çalışma temposuyla ebeveyni dengelemenin ne kadar zor olduğunu bilebiliyorum.
Ama bu bahsettiğim duygusal ihmalde ebeveynin belki de burayı dengeleme çabası eksik kalıyor diyelim. Ve çocuk günün sonunda anne babasının varlığını, fiziksel varlığını hiç hissedememiş oluyor. Bu yani mesela şu da olabilir, böyle güzel bir kucaklamanın, sarmaş dolaş oturmanın, onların kucaklarında huzur bulmanın, saçların okşanmasının da tadına hiç varamamak anlamına da gelebiliyor bir çocuk olarak. ya da bazen ebeveynin çocuğun bir takım fiziksel ihtiyaçlarını da görmezden gelmesi de aslında bir cins duygusal ihmal yol açabiliyor. Mesela çocuğun sevdiği veya ihtiyacının olduğu yemeklerin yapılmaması ya da çocuğun okula götürmesi gereken bazı şeyler var, bunların yine ebeveyn tarafından karşılanmaması,
Ben mesela şunu hatırlıyorum, biz büyürken, ben ortaokul lisedeyken bir arkadaşım vardı ve bu arkadaşımın annesi fiziksel olarak hep evde olmasına rağmen, onun da kendinde çok zor koşulları olduğu için mesela evde hiç yemek hazırlığı yapamazdı ya da başka şeyler yapamazdı. Böyle olunca, daha 11-12 yaşındaki arkadaşım benim o yaşta evdeki yemeği yapardı. O zaman biz okula üniforma giyerdik. Üniformalarını ütülerdi, hazırlardı. Çamaşırı o yıkardı. Ve bütün bunları yaparken annesi evde ve fiziksel olarak gücü olmasına rağmen bunlarda hiç destek olmazdı. Böyle olunca aslında bunun da önemli bir duygusal ihmal olduğunu anlatabiliyorum diye düşünüyorum.
Yine başka bir örnek, duygusal ihmalin başka bir örneği ebeveynlerin hiç sınır koymaması. Hiç sınır ve kural koymaması. Evde mesela bir kaos ortamının olması. Yani mesela belki böyle ailelerde büyümüş olduğunuz için hakkınızda hemen uyanacaktır ama... Bazı evlerde her yer her yerdedir. Gerçekten inanılmaz bir düzensizlik hakimdir. Ev temizlenmez, işte çok bulaşık birikir, çamaşırlar vaktinde yıkanmaz. Ya da çocuk kaçta yatağa gitmiş, işte sabah okul için kalkabilmiş mi, hazırlanmış mı? Ödevlerini yapmış mı? Ya da yapmamış mı? Çocuğun ertesi gün sınavı var mı? Yok mu? Evde herkese yetecek bir yemek var mı? Yok mu? Ya da kim de yemiş yememiş? Aç mı? Tok mu? Bunların hiçbirinin önemsenmediği evler olabiliyor.
Böyle evlerde büyüyenlerimiz bir yetişkinin süpervizyonunda olamamış oluyor. Şimdi yetişkin süpervizyonu bazılarımız için böyle hani özellikle de çok disiplinli ve çok otoriter ebeveynlerle büyümüş insanlar için bu böyle kulağa tatlı gelebilir, hoş gelebilir ama aslında hiç değil. Çünkü çocukların sağlıklı büyüyebilmek için bir takım kurallara, sınırlara ve ebeveynlerinin süpervizyonu ihtiyaçları var. Bunlar olmadığı zaman çocukların hissettikleri hiçbir orunağın olmadığı, hiçbir yapının ya da işte sistemin olmadığı ve gerçekten de aslında bir an sonra olabilecek şeyin tahmin edilemez, öngörülemez olduğu bir ortamda büyümek. Bu da doğal olarak çocuğun kendisini her daim tetikte hissetmesine, tam olarak ne beklemesi gerektiğini hiç bilmemesine yol açabiliyor. Bunun sonucunda mesela baktığınızda insanlar kendilerini acayip disipline etmek zorunda hissedebiliyorlar. Yani böyle kendilerine katı kurallar koyabiliyorlar ya da bazen de kendilerini organize etmekte çok zorlandıkları...
işte hiçbir deadline'ı tutturamadıkları ya da işte yapmaları gerektiğini çok iyi bildikleri şeyleri yapamadıkları bir noktaya gelebiliyorlar. O yüzden bunu hiç görmemiş insanların bunu hayatlarına entegre etmesi de zor olabiliyor. Orada da böyle bir sıfır, ya aşırı bunu yapmak ya da hiç yapmamak gibi görebiliyoruz. Bir başka duygusal ihmal örneği, ebeveynlerin bizi hiç görmemesi. Yani bizim kim olduğumuzu, neyi sevip neyi sevmediğimizi, neyden keyif alıp almadığımızı. Ya da mesela açıyorum, okulda ne yaptığımızı, kiminle alakadar arkadaş olduğumuzu, o gün mutlu olup olmadığımızı hiç fark etmemeleri. Yani bizi bilmemeleri.
Şimdi aslında çocuklar büyürken kendilerine dair çok az bilgiye sahipler ve dünyayı aslında bizim gözlerimizden öğreniyorlar. Bir ebeveynin görevi bir yandan da çocuğuna bir takım gözlemlerle bir şeyler söyleyebilmek. Yani bugün kendini üzgün hissediyor gibi görünüyorsun. Bu olay sana kötü hissettirmiş gibi görünüyor.
ya da arkadaşlarına yaşadığın bu durum, sen de şunu şunu uyandırmış olabilir gibi yani böyle bir takım onun kafasında karmaşık olabilecek durumları anlamlandırabilmesi, daha basitleştirip proses edebilmesi için bizim gözlemlerimize ihtiyacı var çocukların. Yine benzer şekilde Ebeveynler olarak bizim çocuklarımızın yetenek alanlarını, becerilerini, ihtiyaçlarını, tercihlerini, güçlü yanlarını, güçsüz yanlarını bilmemiz gerekiyor. Ve bunlardan bir habersek eğer çocuğumuz da bizim bunlardan bir haber olduğumuzu fark edebiliyorsa ki fark ediyor o zaman içerisinde belki küçükken değil ama bu onların ileride kendileri hakkında karmaşada olmalarına sebep olabiliyor. Eğer siz de böyle bir beyinlerde büyüdüyseniz, belki hani böyle neye ihtiyacınız olduğunu çok iyi bilmediğiniz, kendinizle ilgili çok doğru kararları veremediğiniz, vermekte zorlandığınız, kendinizi içinde iyi hissetmediğiniz ortamlarda ya da iyi hissetmediğiniz ilişkilerde bulduğunuz, çünkü tam olarak neye ihtiyacın var ve bu bana nasıl iyi gelecek sorusunun cevabını bilemediğiniz bir şekilde bulabilirsiniz böyle bir ortamda büyüdüyseniz.
Benim hayallerimle, benim planlarımla bu soruların cevaplarını veremeyebilirsiniz. Bir başka duygusal ihmal şekli de ebeveynin sevgisini hissedememek. Maalesef bazı ebeveynler çocuklarını sevseler dahi bu sevgiyi onlara gösteremiyorlar. Ve çocuk gerçekten kendi kendine şu soruyu soruyor. Beni gerçekten seviyorlar mı? Annem beni gerçekten seviyor mu? Babam beni gerçekten seviyor mu? Burada mesela bazen annenin ya da babanın çocuğun varlığının ona yük olduğunu sürekli dile getirmesi ya da mesela çocuğun doğduğu zamanın zamanlamasının ne kadar yanlış ve ne kadar zorlayıcı olduğunu dile getirmesi.
Bazen işte çocuk için yapılan masrafın ne kadar ağır bir yük olduğunu sürekli dile getirmesi gibi durumlar mesela. Bunların güzel örnekleri. Çocuk böylece kendisini aslında ailenin sevilisi bir öylesi olarak algılayamıyor da aileye bir yük, anne babanın sırtında bir taşınması gereken bir garip sorumluluk olarak görebiliyor kendisini. Ve gerçekten sevilemiyor ve böyle olduğu için de nasıl sevilebileceğini de öğrenemiyor bir yandan da. Gerçekten böyle samimi ve koşulsuz bir sevgiye nasıl ulaşabileceğini ve böyle bir sevgiyi hissederse nasıl karşı tarafa aktarabileceğini de bilemiyor. Bir başka yine duygusal ihmal şekli. Bebeğlerimizin bizim duygularımıza karşılık vermemesi ya da bizim duygularımızın önemsiz olduğunu bize hissettirmeleri. Yani bunda üzülecek ne var? Abartma. Kalk. Hadi. İşine bak. Bu tip şeylerle bizim aslında duygularımızın önemsiz olduğunu bize öğretmiş oluyorlar. Yani duygularımızın aslında yeri olmadığını... Mesela şey bence çok acı ama belirgin bir örnek. Mesela diyelim ki evdeki ecil hayvan vefat ediyor ve çocuk bunun için çok üzülüyor. Ama mesela annesi babası şey diyor, bir kedinin arkasından ağlamana ne gerek var? Ne önemi var? Yani orada mesela çocuk için bu kaybın ne kadar büyük olduğunu, aslında çocuğun belki bir dostunu kaybettiği için bunları hissettiğini, bir yaz sürecinde olduğunu hiç görmemek. Ya da mesela çocuk düşüyor.
Ay abartma, kalk. Çok da canı acımış olamaz, devam et. Bunlar mesela çocuğa aslında hem kendi bedeniyle ilgili hem de duygularıyla ilgili o hissettiklerinin gerçek ya da önemli olmadığını göstermek demek. Bazen mesela çocuk bir şey anlatmaya çalıştığında ebeveynin ilgisinin orada olmaması, ebeveynin hep telefonda olması, Bu arada hemen prenses bir şey söylemek istiyorum. Bu verdiğim örnekler, 40 yılın başında bir kere yaşanırsa, bu tabii ki çocuk için önemli bir sorun değil. Yani mesela, evde yemek yok. Ya da çocuk o gün ne yedi, ne içti, önemsemedik. Ya da anormal bir süreçten geçiyoruz o günlerde ailecek ve bir hafta boyunca her şey çok düzensiz. Çocuğun bir yatma kalkma saati yok, hiçbir şey yok. Ya da ne bileyim, o hafta çok yoğun bir hafta geçiriyorsunuz iş yerinde ve sürekli en azından telefon var çocuğun size bir şey anlatmaya çalışsa da asla çocuğunuzu ilgilenemiyorsunuz. Bunlar o kadar önemli değil. Bunlar telafi edilebilecek şeyler. Böyle arada sırada bunlar olabilir tabii ki. Önemli olan çocuğun bütün çocukluğunun
bu tip örneklerle dolu olması ve bunun bir patern olması, bunun zaten çocuğun çocukluğunu tanımlayan şey olması. O yüzden ebeveyn olarak beni dinliyorsanız bu taraftan bakmanızı isterim. Yine bence başka bir örnek, çocuğun başarılarının hiç kutlanmaması ya da başarılarının aşırı normal şeyler gibi alınması ya da hiç yani Önemsenmemesi. Burada iki tarafı var bence bunun. Bir, zaten hani başarılı olman olması gereken şey. Ben bunu niye kutlayayım ki? Bakış açısı. Bu da kötü. İki, yani başarılı ol ya da olma, ebeveynin umundu olmaması. Böyle haller de var. Her iki türlü de çocuk için olumsuz bir
Yine şu da bir başka örnek ve daha önceki podcastlerde anlattığım bir örnek. Çocuk bir hata yaptığında sevginin direkt geri çekilmesi, çocuğun cezalandırılması, çocukla konuşulmaması veya çocuk bir ihtiyacını dile getirdiğinden kucağa gelmek istiyor. Ya da hani böyle biraz sarılmaya ihtiyacı var. Uykuya geçecek ve kendisinin kötü hissettiği günlerde biraz yanımda kalır mısın diyor. Bana bir masal anlatır mısın diyor. Bana bir kitap okur musun diyor. Bütün bunlar içerisinde hep çocuğun isteklerini reddetmek. Yine mesela burada hemen şey geliyor aklıma. Bu bir dönem bırakın ağlasınlar uyku eğitimi vardı. Bırak ağlasın diye çevireyim sanırım. Böyle bir uyku eğitimi vardı yani çocuklar uykuya kendileri geçmeyi öğrensinler diye çocukları kendi yataklarına yatırıp kapıyı çekip ağlasalar dahi ağlaya ağlaya uyuya kalsınlar böylece kendi başına uyumayı öğrensin çocuk şeklinde bir eğitim vardı, uyku eğitimi vardı. Bunun mesela ne kadar büyük bir duygusal ihmal olduğunu çocuk için
Bence artık zaten anlayabiliyoruz. Ama yine tekrar bir vurgulamakta fayda var. Yani çocuğun kendisini ürkmüş, korkmuş, yalnız hissederken yanında ebeveynini hissedememesi gerçekten aslında duygusal ihmalin çok acı bir örneği. Ama arkadaşlar verdiğim örneklerin her birinin kendi içinde çok olumsuz örnekler olduğunu farkındayım. Maalesef bu arada bunları topluca yaşayanlarımız da var. Yani bu örneklerin birinin değil, birçoğunun aynı ev içerisinde bulunduğu ve böyle evlerde büyümüş olanlarımız da var. Bu, çocuklukta duygusal ihmale maruz kaldığımız anlamına geliyor bütün bu anlattıklarım. Ve tabii ki çocuklukta duygusal ihmale maruz kaldığımızda yetişkinlik çağlarında duygularını ifade etmekte zorlanan, duygularını tanımakta zorlanan
Ya da karşılarındaki insanları hep aşırı memnun etmeye çalışan, başkasına güvenmekte zorlanan, öz saygısı düşük ve baş etme yöntemleri sağlıksız insanlar haline gelebiliyoruz. Bunları birazcık daha detaylı açacağım. Oradan da romantik ilişkilerle, duygusal ihmale gireceğim. Ama önce minik bir ara verelim. Arkasından hemen buradayım zaten.
Şimdi nasıl? Biraz böyle başlıkları söyledim ama hemen biraz daha açmak istiyorum. Yani çocuklukta duygularını öğrenememiş insanlar yetişkinlikte duygularını tanımakta zorlanabilirler, duygularını fazla bastırabilirler. Veya böyle çok yoğun bir duygu altında kaldıklarında, bu podcastlarda bahsettiğim paralize olmak ya da zor duygudan kaçmak gibi davranışları gösterebilirler. O bu şey hali, işte uyuşmuş hissetme hali, o ortamda değilmişim gibi hissetme hali çocukluktaki duygusal ihmal ile ilişkili olabilir. Dediğim gibi diğer uçta da başka bir stres tepkisi olarak da karşımızdaki insanı aşırı memnun etme çabasına düşebiliriz. Bununla ilgili de bir podcast bölümüm vardı. Hayır demeyi bilebilsem de sanırım adı. Karşımızdaki insanların duygularına ve ihtiyaçlarına aşırı önem verdiğimiz ve tamamen oraya uyumlandığımız insanlara dönüşebiliyorum. Öyle olunca da kendi ihtiyaçlarımız tamamen görmezden geliyor. Bunun da çocukluktaki patternenin kendini tekrar etmesi olduğunu eminim hepiniz anlamışsınızdır. Tabii ki bir başka göstergede kendi ebeveynlerimize bile güvenememeyi öğrenmişken, yetişkinlikte kimseye güvenemez hale gelmemiz.
Yani kimsenin bizi dinlemeyeceğini, önemsemeyeceğini, bizi korumayacağını, bizim herhangi bir insana karşı biraz zayıf olursak, o insanın hemen bizim bu zayıflığımızı kötüye kullanacağına dair inançlar geliştirebiliyoruz. Bazen de hatta bunlar böyle ilişkileri sabote etmekle sonuçlanabiliyor. Yani güvenebileceğimiz bir şey hissettiğimizde dahi hemen orayı bozma ve kendimizi haklı çıkarma eğilimi gösterebiliyoruz. Burada da kendi sabote etme podcastine atıfta bulunmak istiyorum.
Yine çocuklukta eğer ebeveynlerimiz tarafından yeterince sevildiğimizi hissetmediysek bunun bizdeki yansıması bizim sevilmeye değer insanlar olmadığımız yönünde oluyor ve bu da tabii ki öz saygımızı düşük hale getiriyor. Öyle olunca mesela yeni maceralara atılmak, konfor alanından çıkmak, farklı şeyler yapmak ya da zorluklarla mücadele etmek gibi yerlerde zayıf kalabiliyoruz. Bununla ilişkili ama sadece bununla ilişkili olmayan bir başka sonucu da sağlıksız baş etme yöntemleri geliştirebiliyoruz. Bunun içerisinde yeme bozukluklarından tutun da işte çeşitli bağımlılıklar ya da tamamen olumsuz durumlardan kaçarak uzaklaşmak gibi tepkiler olabiliyor. Şimdi bunları açtım, biraz da buradan romantik ilişkilere gitmek istiyorum. Deminden beri saydığım, çocukluktaki duygusal ihmalin yetişkinlikteki etkilerini saydım ya, bunları yaşayan bir insan düşünün, bu insanın romantik ilişkisinde kendisini çok iyi hissedebilmesi ve karşısındaki insanı çok iyi hissettirebilmesi de doğal olarak zor oluyor böyle olunca.
tam olarak nasıl duygusal bir iletişim kurması gerektiğini bilemeyebiliyor. Romantik ilişkilerde mesela karşımızdaki insanın bizim duygularımızı anlamadığını, hissetmediğini, bizim duygularımızı önemsemediğini görmemiz. Ya da karşımızdaki insanın bizim duygularımızı hep yanlış anladığını görmemiz de bir duygusal ihmal işareti. Olumsuz bir konuyu karşımızdaki insanla konuşamamak, olumsuz bir konu açtığımız anda karşımızdaki insanın oradan tamamen uzaklaşması yine romantik ilişkideki bir duygusal ihmal işareti. Bir türlü tartışamamak. Tartışmak istediğimizde ya karşımızdaki insanın bizimle muhatap olmaması ya da bize çok agresif tepkiler vermesi, konuşmalarımızın duygudan yoksun olması, daha çok böyle olaylar veya işte böyle operasyonel detaylarla ilgili. Yani karşımızdaki insanın gerçekten ne hissettiğini, gerçekten kim olduğunu, yaşadığı zorlukları veya dünyasını detaylı anlayamadığımız durumlarda bir duygusal ihmal şekli. Mesela şöyle zamanlar oluyor, mutlu olduğumuz bir haber olduğunda
üzüldüğümüz bir şey olduğunda bunu ilk paylaşmak istediğimiz insan ya da ilk paylaştığımız insan partnerimiz olamıyor. Çünkü ondan alacağımız duygusal tepkinin bizim içinde bulunduğumuz durumla eşleşmeyeceğine inanıyoruz. Ya da mesela bazen partnerimizin bizi rahatlatmasını beklediğimiz zamanlarda partnerimiz bizi rahatlatıp çok dışında bir şey yapıyor. Ve hep de böyle yanlış şeyleri söylüyorlar. Ve böyle partnerle bir takım halinde olduğumuzu hissetmiyoruz. Zaten tam tersi birbirimize savaşıyormuşuz gibi hissedebiliyoruz ilişkilerde. Ve gerçekten genel olarak ilişkide yalnız hissediyoruz. Ya da ilişkideki böyle duygusal temasın sadece mesela cinsellik esnasında ortaya çıktığını fark ediyoruz. Bunlar hep ilişkideki duygusal ihmalin örnekleri.
Biraz daha da örneklendireyim. Mesela iş yerinde yaşadığınız bir durumu karşınızdaki insana anlatmak istediğinizde karşınızdaki insanın boşver ya ne önemsiyorsun yani zaten hep aynı şeyler oluyor dinlemek istemiyorum ben diyerek konuyu kapatması. Bu tabii ki bir kere iki kere yaşansa idare edilebilecek bir durumken hep böyle olduğunu görüyorsunuz. Zaten anlatmamaya başlıyorsunuz.
Ya da mesela duygularınızı paylaştığınızda karşınızdaki insana, sen çok hassastın zaten çok fazla şey hissediyorsun. Bu duyguları konuşmanın ne anlamı var? Bunlarla ilgili yapılabilecek bir şey yok zaten gibi şeyler duyduğumuzda bir süre sonra duygularımız hakkında da konuşmamaya başlıyoruz. Ya da mesela bazen partnerlerimiz bizim için önemli olan günleri görmüyorlar. İstediğimiz gibi önemsemiyorlarmış. Doğum günleri çok güzel örnekler bence. Bazılarımız doğum günlerine çok önem veriyoruz. Ama karşımızdaki insan, çocuk gibi, doğum günümü kutlayacaksın, ne önemi var doğmuşsun işte gibi böyle cümlelerle bizim aslında önemsediğimiz bir günü geçiştirebiliyor. Yine benzer şekilde bunlar böyle yıldönümleri falan da olabiliyor. Yani bu tip böyle özel anlar. Farkındaysanız aslında bunlar hep bizim çok kırılgan olduğumuz anlar. Bu kırılgan anlarda karşımızdakinden doğru iletişimi alamadığınızda ve bu tekrarlayan bir paternse biz zaten bu duygusal ihmali net bir şekilde hissediyoruz ilişkide.
Tabii romantik ilişkiler ve duygusal ihmal tanımlaması da kolay olmayan bir şey. Yani çocukluktakini zaten çocukken tanımlayamıyoruz apayrı. Ama romantik ilişkidekini de romantik ilişkinin içerisinde tanımlayabilmek kolay olmayabiliyor. Tanımlayabildiğiniz noktada, yani umarım bu podcast bu anlamda yardımcı olur size. Bunu tanımlayabildiğiniz noktada...
Bununla ilgili partnerinizle yüzleşmek kötü bir fikir değil. Yani tabii ki direkt gidip sen beni duygusal olarak ihmal ediyorsun, bunu düzelt demek değil, söylediğim bir şey. Ama ben bu ilişkide duygularımla ilgili yeterik kadar karşılık alamadığımı düşünüyorumla başlayan ve buradan açılan bir sohbet etmek önemli. Tabii ki aklınızdan şu geçiyor olabilir, benim de geçiyor. Ben duygularıma karşılık alamadığım bir ilişkide karşımdaki insanla beni duygusal anlamda nasıl ihmal ettiğine dair nasıl bir sohbet edebilirim diye düşünüyor olabilirsiniz. Evet, bu çok zor.
O yüzden de aslında biraz daha böyle somut örneklerden gitmek ve böyle somut pratikler yapmak iyi olabilir diye düşünüyorum. Şunun gibi, mesela diyelim ki siz gerçekten iş yerinde olan bir şey anlatmak istiyorsunuz ve karşınızdaki insan yetiştiriyor. O zaman belki şöyle bir şey söylemek. Ya evet, benzer şeyler oluyor gerçekten ama ben senin bu konudaki fikirlerini merak ediyorum. Sana bir anlatıp senin de gözlemlerini duymak isterim. Ya da diyelim ki duygularınız hakkında konuşuyorsunuz ve of bunlar hep duygu diyor karşınızdaki insan.
Burada mesela belki bunun sizin için gerçekten, o duyguların sizin için gerçekten önemli olduğunu ve bunları konuşmanın size iyi geldiğini söylemek. Mesela karşınızdaki insan size güvenmekte zorluk çekiyorsa, onun güvenini nasıl kazanabileceğinizi sormak gibi böyle biraz daha somut şeylerden bahsediyorum. Şimdi bence hani kafanızda en iyi otursun diye şunu söyleyeceğim. Birisi duygusal olarak ihmal ediyorsa bunu bir güne değiştiremezsiniz zaten. Bence şunu düşünmek lazım.
Bu insan bunu bilinçli bir şekilde mi yapıyor? Bu insan bunu bilinçli bir şekilde yapmıyorsa, bu saydıklarımın hangileriyle ilişkinizde var? Ve bu saydıklarımın olmadığı zamanlar, ilişkinizde bunların daha fazla gözüktüğü zamanlar var mı? Yani tetikleyiciler neler? Ve bunları daha iyi yönetebildiğiniz zamanlar var mı? Bir de işte duygusal ihmale uğrayan bir insan, romantik ilişkisinden duygusal ihmal yapıyorsa, o zaman zaten ona yavaş yavaş öğretebilmemiz lazım. Nasıl o ihmalden uzak durabileceğine.
O yüzden de burada hep şunu öneriyoruz. Çocuklar için de önerdiğimiz şey bu. Ödüllendirme. Yani diyelim ki mesela o gün partileriniz iş yerinde yaşadığınız durumla ilgili sizi dinledi gerçekten. Güzel bir sohbet ettiniz. O zaman o gün mutlaka ona bunu söyleyin. Bu bana çok iyi geldi. Senin bakış açını duymak, senin beni dinlediğini hissetmek bana çok iyi geldi. Tabii ki bir söylediğinizde bir şey değişmeyecek. İnsanların davranış değişiklikleri çok uzun zamanda yayılan ve gerçekten adım adım yapılması gereken şeyler. O yüzden de eğer sarpınız varsa bunu yapabilirsiniz ancak. Buradan da şuraya gelmek istiyorum. Eğer ilişkinizde yoğun bir duygusal ihmali oluyorsanız ve karşınızdaki insanın değişme ihtimali olmadığını düşünüyorsanız o zaman belki de doğru ilişkide değilsinizdir. Çünkü hiçbirimiz duygusal ihmali hak etmiyoruz. Biz ilişkileri zaten duygusal olarak mutlu olmak için ve tatmin olmak için kuruyoruz.
İlişkilerin yegane amaçları, bir, bizi iyi hissettirmeleri, iki, biz kötü hissettiğimizde bizi daha az kötü hissettirebilmeleri. Bunu fizyolojik şekilde de aynen böyle yapıyorlar. O yüzden de eğer bu iki faydasını görmüyorsanız ilişkilerin, o ilişkide durmanın ne anlamı var sorusunu kendimize sormak lazım diye düşünüyorum. Ve böylece arkadaşlar izninizle bu zor podcastı yavaş yavaş bitirmek istiyorum. Bu arada şunu söylemeyi unuttuğumu fark ettim. Ebeveynlerinizle ilgili duygusal ihmalin izlerini gördüyseniz, duyduysanız şimdi podcast'ı dinlerken ebeveynlerinizle bunu konuşmak duygusu geçebilir içinizden. Bunun her zaman karşılığını bulamayacağınızı ve bunu bulamamanızın sizin değeriniz anlamında hiçbir şey ifade etmediğini söylemek isterim.
Çünkü ebeveynler her zaman çocuklukta bize yaşattıklarını üstlenmeyebiliyorlar ya da bunun bize verdiği zararı göremeyebiliyorlar. Bunu çok kişisel bir yerden algılayabiliyorlar, özür dilemeyebiliyorlar ya da ben daha iyisini bilmiyordum, böyle oldu, sen daha iyisini yapıver diyebiliyorlar. Ve gördüğünüz gibi yine bizi geçiştirebiliyorlar. O yüzden bunlar, zaten onların davranış patterni ise daha farklısını yapmalarını beklemek de tabii ki şey değil yani gerçekçe değil. O yüzden de lütfen bunu kişisel almayın ve telafinin ebeveynlerinizden değil de günün sonunda sizden, sizin içinizdeki güçten geleceğini ve sizin kendi ihtiyaçlarınızı fark edip bunun üzerine çalışan bireyler olabileceğinizi hatırlatarak bitirmek isterim podcastı. Herkese çok sevgilerimi gönderiyorum. Bir sonraki bölümde görüşmek üzere.
Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.