Podcast

Dürüstlüğün Bir Sınırı Olmalı mı?

Yakın İlişkiler

1 yıl önce
Reklam Alanı (Deneme)

Bölüm Açıklaması

Birine gerçekleri söylemek her zaman iyi niyetli bir davranış mıdır? Yoksa gerçekleri söylemenin iyi olmadığı durumlar var mı? Ya da gerçekleri söylemek iyidir güzeldir ama gerçekleri söylemenin belli yöntemleri mi olmalı? Bazen söylemek istediğimiz bazı şeyleri, belli filtrelerden geçirmek daha iyi olabilir mi? Gerçekler ne kadar şefkat, ne kadar zalimlik içermelidir? Yakın İlişkiler'in bu bölümünde "brutal honesty" yani "zalimce dürüstlük" kavramı konuşuluyor.



Bu podcast reklam içermektedir.

Bölüm Transkripti

2.086 kelime · ~10 dk okuma

Birine gerçekleri söylemek her zaman iyi niyetli bir davranış mı? Yani birine gerçekleri söylediğimiz zaman hep onun için iyi bir şey mi yapmış oluruz? Yoksa gerçekleri söylemenin iyi olmadığı durumlar var mı? Ya da gerçekleri söylemek iyidir, güzeldir ama gerçekleri söylemenin belli yöntemleri mi olmalı?

Yani böyle her şeyi dan diye aklımızdan geçirdiğimiz haliyle söylemeli miyiz? Yoksa böyle bazı filtrelerden geçirmek daha mı iyidir? Gerçek ne kadar şefkat içermelidir, ne kadar zalimlik içermelidir? Diye başlamak istiyorum bu podcast'a sevgili dinleyiciler. Herkese merhaba. Bu hafta sizinle brutal honesty yani böyle acımasızca dürüst olmak konusunu konuşmak istiyorum. Uzun zamandır aklımda bu konu çünkü hepimizin hayatında böyle insanlar var bence böyle dan dan dan konuşan ve bir dakika ya şimdi sen bunları bana söyledin ama tamam hani haklı olduğun yerlerde var ama ben bunları bu şekilde duymak istemiyordum dediğimiz ve bir şekilde bu ilişkiyi nasıl yönetirim diye düşündüğümüz insanlar var.

O yüzden gelin bu konu hakkında konuşalım. Kimler böyle acımasızca dürüst? Bu kimin işine yarıyor? Eğer böyle bir özelliğimiz varsa bununla nasıl başa çıkabiliriz? Gibi gibi soruları hep beraber konuşalım.

Transkriptin tamamını oku

Şimdi, bu şey tabiri duymuşsunuzdur. Ben sadece dürüst davranıyorum. Bunu sadece senin iyiliğin için söylüyorum. Seni düşünmesem zaten söylemezdim. Şimdi bak, kabalık gibi algılamazsan sana bir şeyler söyleyeceğim. Ya da, ben seni çok sevdiğim için... ...ve sana bunu benden başkası söylemez... ...o yüzden bunları benden duy istedim gibi... ...böyle cümlelerle başlayan... ...ve devamında gelenin zaten cümlenin başından belli olduğu... ...şeyler duyabiliyoruz bazen.

Ve bunu duymaya hazır olup olmadığımızda da insanlar ilgilenmiyor o esnada. Yani evet tamam, tabii ki ilişkilerimde karşımdaki insanların dürüst olmalarını istiyorum ama... Bir, ukala olmalarını istemiyorum. İki, acımasız olmalarını istemiyorum. Üç, yani bazen de zaten fikirlerini sormamış oluyorum. Gerçekten buna ihtiyacımız var mı?

Şimdi bazılarımız büyürken gerçekten ailelerinde zaten bu dürüstlüğü görüyorlar. Her şeyin olduğu haliyle söylendiği. Her şeyin olduğu hale söylendiğini demeyeyim bu arada. Yani çünkü dürüstlük filtresiz olabilir. Bunun bir sakıncası yok. Ama bazen bazılarımız dürüst olmayı karşımızdakini incitmekle eşdeğer görüyorlar. Yani ben karşımdaki insana doğruyu sert bir şekilde söylemeliyim. Kusura bakma da senden hiçbir şey olmaz. Ya da sen bu kafayla zor bulursun bir ilişki. Ya da sen böyle yemeğe devam et. Kilo veremeyeceğin çok aşikar.

E ama bunu niye böyle söyledin? E dürüst olmamı istemez misin? Seni düşünüyorum burada. Hayır istemiyorum. Dürüst olmanı istemiyorum değil. Zaten böyle düşünmeni istemiyorum. Zaten ben buradaki meseleyi hep şöyle düşünürüm. Biri bana böyle yaptığında. Benim meselem senin bana bunları söylemen değil. Benim meselem senin bunları böyle düşünebiliyor olman. Yani bu şekilde düşünebilme kapasitesine sahip olabilmen. Mesela yıllar önce kedilerimizden bir tanesi ciddi bir hastalık geçiriyordu bizim. Zaten maalesef birkaç sene sonra kaybettik kendisini.

Ve kedimiz hastalık sürecindeyken hem o onun için çok zorlu bir süreçti tabii ki hem de bizim için çok zorlu bir süreçti çünkü çişini tutamıyordu ve biz sürekli onun peşinden evin içerisinde böyle tam pandemi dönemiydi eve kapanmıştık sürekli onun peşinden gezip kirletmek zorunda kaldığı yerleri temizlemek durumunda kalıyorduk ve maalesef onun bir tedavisi yoktu olmayacaktı Biz de böyle yana yakıla bir çözüm arıyoruz. Yani bez takmaya çalışıyoruz, olmuyor. Hiçbir şey bulamıyoruz, yöntem bulamıyoruz. Sonra neyse ki bahçeli bir yerde kalma imkanı yarattık ona... ...ve hayatının kalan kısmını çok da keyifli kelebek kovalayarak geçirdi. Ama işte o bizim çözüm aradığımız ve çok zorlandığımız süreçte... ...çok sevdiğimiz bir yakınımız bize şey dedi... ..."Neden uyutmayı düşünmüyorsunuz? Bence uyutun." Yani daha iyi olur onun için. Sizin için de daha iyi olur.

Biz de çok ciddi bir tepki gösterdik. Yani bu nasıl bir şey? Hani biz nasıl uyutalım? Bir, zaten bu tip kararların bize ait olması beni çok zedeliyor. Bence olmamalı. İki, yani daha geliştirebileceğimiz birçok çözüm olabilir. Yani ben bu kadar böyle agresif bir yere varmak da istemiyorum bu kadar hızlı.

Ve üç, yani böyle bir düşünce benim aklımın ucundan bile geçmezken... ...bir yerine ama bu durumun çok zor olduğunu bilmeniz lazım... ...ve bir şekilde sizinle dürüst konuşmak istedim. Ben böyleyim, bunu aklımdan geçirdiğimi direkt söylerim derdiği zaman... ...ben şöyle söyleyeyim, bunu aklından geçirme zaten. Bunu bana söylemenden daha önemli olan senin böyle bir düşünceyi geçirmiş olmanın hakkından. O noktadan sonra bunu bana söylemenin sadece biraz daha etkisi oluyor.

O yüzden sanki bana şey gibi geliyor, bu böyle zalimce, dürüst olan insanların düşünce şekillerinde de böyle bir taraf var. Yani akıllarından geçirdikleri ve karşı tarafı incitebileceğini düşündükleri düşünceleri akıllarından kovmaya da çalışmıyorlar. Yani bu şu anda iyi bir fikir değil, bu şu anda zaten olmaması gereken bir şey deyip kendi kendine yatıştırıp rahatlatmayı da yapmıyorlar ve mutlaka bu düşünceyi karşı tarafa aktarma ihtiyacı duyuyorlar. Bir de genellikle ben bu böyle acımasızca dürüst olan insanlarda... ...bu dürüstlüğü aktarırken bir kontrol etme güdüsü de görüyorum. Yani senin oradaki tavrını kontrol etme, senin oradaki duygularını kontrol etme isteği de görüyorum. Mesela bana bozulma. Gerçekten işte bu konuda çok yanlış davranıyorsun. Şimdi böyle bir şey söylendiği zaman aslında şunu söylemek istiyor karşındaki insan.

Ben senin nasıl doğru davranacağını biliyorum. Ben şimdi sana bunları anlatacağım. Sen çok yanlış davranıyorsun. Bunları bırak. Benim söylediğim gibi yap. Tamam o zaman. Ama ben başkasının bana söylediği gibi davranmak zorunda değilim ki böyle bir şeye ihtiyacım yok. Zaten böyle bir şey talep etmemişim. Ayrıca sen benden ne şekilde tam olarak daha üstünsün ki benim davranışlarıma karar verebilirsin? Ne münasebet yani? O yüzden burada dediğim gibi üstünlük tarzı da var ve dürüstlük değil bu.

Şimdi minik para verelim, sonra zalimce dürüst olmak hakkında konuşmaya devam ediyoruz. Bazen ilişkilerle bir şiddet unsuru olarak şöyle şeyler yaşanıyor. Ben bunu ilk duyduğumdan beri gerçekten çok zorlanıyorum yani bunu sindirmekte. Bence burnunu yaptırmalısın. Çok daha çekici olursun. Şimdi sen benim partnerimsin. Benimle çıkmaya başladığın andan itibaren aslında benim fiziksel görüntümü biliyorsun. Ve benim bir şekilde bir şeyimi değiştirmek zorunda olduğumu düşünüyorsan... Aslında yanlış yerdesin, yanlış şekilde yaklaşıyorsun ve belki de bu ilişkide hiç olmamalısın. Benim burnumun daha estetik olabileceğini düşünüyorsan da, okey yani hani bu bir fikir olabilir ama bu benimle bu şekilde paylaşmaman gereken bir fikir kesinlikle.

Ve bu aslında benim alanımı çok ciddi bir şekilde ihlal eden de bir düşünce şekli, söyleme şekli. Bu kilo ile ilgili olabilir, kıyafetlerle ilgili olabilir ya da bazen hayatımızda verdiğimiz kararlarla ilgili olabilir. Aslında bence dürüstlük kavramında şunu düşünmeden hak edebiliyoruz. Ben karşımdaki insanın sınırlarını ne kadar ihlal ediyorum? Karşımdaki insanın hayattaki duruşunu, kendi varlığıyla olan barışını, kendisine olan sevgisini, kendisine olan güvenini ne kadar ihlal ediyorum şu anda bunu söylerken?

Ve bir de her şey herkese aynı şekilde söylenmez zaten. Bu kötü bir şey değil yani bu rol yapmak değil. Kimi insanlar daha net, daha direkt konuşulmayı tercih ederler. Ve o insanların kendi tarzları da öyledir zaten. Daha direkt konuşabilirsiniz. Ama burada direkt konuşmaktan bahsederken hala acımasızca bir konuşmaktan bahsetmiyorum. Yani bir şeyi biraz daha doğrudan söylemekten bahsediyorum.

Ama bazı insanlar bazı şeyleri duyarken biraz daha onun yumuşak bir şekilde söylenmesini tercih ederler. Bir de karşımızdaki insana bir şey söylerken ne anda söylediğiniz de çok önemli. Çünkü mesela bu zalimce, dürüst olan insanların durumun zamanlamasıyla ilgili de bence algılarında problem oluyor. Yani ben bunu şu anda söylüyorum ama Gizem şu anda bunu duymak istiyor mu? Gizem şu anda bunu duymaya hazır mı? Şu anda başka birinin fikrini duymaya hazır mı? Bırak ki yani acımasızca söylenmiş bir fikri.

Genel olarak şu anda bir şey duymaya hazır mıyım? Şu an bir kriz anı ve şu anda biz başka bir şeye odaklanıyoruz. O yüzden burada bu anlamda da bir empati eksikliği olduğunu düşünüyorum. Dahası yani genel olarak zaten acımasızca dürüst olan insanlarda... ...bir duygusal farkındalık eksikliği de oluyor. Yani benim bu söylediğim karşımdaki insanlar nasıl duygular yaratabilir? Bu söylediğim genel olarak nasıl duygular yaratabilir?

Genelde bu tip insanlar için yeter ki doğruyu söyleyeyim. Yani, hani, bunun nasıl söylediğimin bir önemi yok. Ben sadece gerçeği söylüyorum. Gerisi artık senin problemin. Yani bununla sen uğraşacaksın. Hani bazen de böyle şeyler oluyor. Benim içim dışım bir. Yani benim aklımdakiyle ağzımdaki bir... İşte ben böyle bir karakterim. Seviyorsan böyle sev.

Tabii ki ben karşımdaki insanın dürüst bir insan olmasını tercih ederim. Tabii ki bir insanın içiyle dışının biri olmasını tercih ederim. Burada bir problem yok. Ama bir insanın içinin bana karşı acımasız olmasını kabul etmek zorunda değilim. Ben karşımdaki insanın içinin de bana karşı şefkat dolu bir dürüstlükle dolu olmasını istiyorum ki içi dışı bir olsun. Burada itiraz etmemiz gereken yer burası aslında.

Bir de tabii şey de var, bazen dürüstlük diye bize verilen şey, bastırılmış bir öfkede içirebiliyor. Yani bana bir şey söylüyor ama aslında bu kendisiyle verdiği bir kavganın sonucu olabiliyor ya da bana karşı bir süredir biriktirdiği bir öfkenin sonucu olabiliyor. Bazen pasif agresif bir ima oluyor. Ben senin iyiliğin için söylüyorum da gerçekten benim iyiliğim için mi söylüyor? Burasını da ben sorguluyorum bazen.

Bir yandan da mesela narsizme ehlimi olan bireylerin de sık yaptığı bir şey bu. Yani orada empatiyi de kuramadıkları için. Ben senin davranışlarını kontrol etmek istiyorum. Senden daha iyisini biliyorum doğal olarak. Senden daha iyi düşünebilirim. O yüzden yani bana ben sana söyleyeyim, sen de doğrusunu yap. Bu az önce anlattığım füsten bakışın bir parçası olarak.

Bir de tabii ki şey var. Bazı kültürler de biraz böyle ya. Yani, yumuşak olma, sert dur, her şeyi doğrudan söyle, tokat gibi çarpsın insanların suratına. Hani böyle bir kültürde büyüyen bireyler de bazen... ...neçliği, sertliği, gerçek bir dostluk ve iyi insanlık işareti olarak görebiliyorlar. Ama aslında bence bu şekilde dürüst olmak... ...kırılganlık çok içeren bir şey değil.

Aslında buradan nereye geleceğim biliyor musunuz? Dürüst olmak ne demek? Yani dürüst olmak... Ben arkadaşımın tabii ki dürüst olmasını isterim. Ama dürüst olmak... Aslında kırılganlık içermeli. Bir insanın bana karşı dürüst olması... Onun bana karşı hissettiği şefkati içermeli. Onun bana karşı hissettiği özeni içermeli. Onun benim duygularıma gösterdiği hassasiyeti içermeli.

Aynı zamanda tabii ki benim iyiliğimi içermeli. Yani bütün bunların hepsinin bir kombinasyonu olarak bana insanlar dürüst olmalılar. Tabii ki şunları es geçiyorum. Yani mesela bir doktorun zalimce dürüst olması gerekebilir. Mesela ben diyeyim ki bir davranışı çok yanlış yapıyorumdur ve doktorum bundan önce beni birkaç defa nazikçe uyarmıştır. En sonunda Gizem artık bunu yaparsan ölürsün diyebilmeli yani. Hani beni bir uyandırmalı bu İngilizce wake up call var ya yani beni gerçekten ayağa kaldırabilecek konuşmalar yapabilir tabii ki doktorum.

Ya da bazen partnerim bana bir şeyi... ...bir söyler, üç söyler, beş söyler, yedi söyler ilişkin içerisinde. Farklı yöntemlerle, nazikçe söyler. Ben hiçbir şekilde ciddiye almam. Artık sekizincisinde daha doğrudan... ...belki kalbimi kırma ihtimalini de göz önünde bulundurarak... ...artık benim bunu bilmem gerektiği için... ...ve daha önceki yöntemlerden hiçbiri işe yaramadığı için... ...bu şekilde söyleyebilir. Aynısı tabii ki arkadaşlarım için, aile bireylerim için de geçerli.

Ama bunların hiçbiri hala zalimlik içermiyor. Bunların hiçbirinde benim kendi duygularımı ve düşüncelerimi... ...karşımdaki insanın duygu ve düşüncelerinin önüne koymam yok, farkındaysanız. O yüzden eğer siz de böyle bazen zalimce, dürüst olmak meylini kendinize gören bir insansınız... ...veya daha önce bununla ilgili eleştirildiyseniz...

Belki de şu sorulara bir sormanız lazım kendinize. Ben dürüst olurken karşı tarafı önemseyerek dürüst oluyorum gerçekten. Yoksa bir an önce aklımdaki fikri dışarı atmayı ve rahatlamayı mı önemsiyorum? İkincisi, herhangi bir şey söyleyeceğim zaman, bunu söyleyeceğim an için doğru zaman mı, başka bir anda mı, başka şekilde söyleyebilir miyim? Ve son olarak da, bir şey söylerken, söylediğim şeyi daha yapıcı hale getirebilir miyim? Yani herhangi bir yorumu, karşımdaki insanı darman uman etmek yerine, ona daha farklı yollar açabilecek şekilde söyleme şansım var mı? Yani diyelim ki biri size bir öneri getirdi,

...ya da hayatında yapmak istediği bir hayalinden bahsediyor, bir planı var... ...ve siz dinlediğiniz anda aklınızdan şunu geçiyorsunuz... ...ya bu mümkün değil, olabilecek bir şey değil, saçma sapan bir şey söylüyor diye aklınızdan geçiyorsunuz ki... ...keşke geçirmeseniz ama hepimiz geçirebiliyoruz, o yüzden normal... ...ama bunu karşı tarafa, ha bu saçma sapan bir şey, sakın yapma, böyle bir şey değil mi söylemeliyiz yoksa...

Ya bu söylediğinde benim aklıma yatmayan... ...şurası, şurası, şurası var. Sence bunlarla ilgili neler yapılabilir? Yani benim de ilk anda aklıma bunlar geldi diye mi söylemeliyiz? İkisi arası o kadar büyük bir fark var ki. Bir de tabii ilk soruma benzer bir şekilde söyleyeceğim bunu da... ...benim şu anda çok açık sözlü olmamın... ...arkasında nasıl bir motivasyon var? Yani ben mesela karşımdaki insana öfkeliyim de bir an önce... ...onun canını acıtmak istiyorum.

Kendimi mesela bu konuşma içerisinde ihmal edilmiş hissediyorum da... ...birazcık bunu mu atmaya çalışıyorum? Ya da karşımdaki insana bir üstünü kurmaya mı çalışıyorum? Gerçekten karşımdaki insanla kendimi eşit bir yerden görüyor muyum? Bu tip soruları sormak önemli. O yüzden eğer dediğim gibi böyle zalimce, dürüst olmakla suçlanıyorsanız... ...bazı insanlar tarafından o insanlarla ilişkilerinize bu gözden bakmanızı öneririm.

Umarım bu dürüst olmak ama zalimce dürüst olmak gibi konular arasındaki farkları biraz olsun anlatabilmişimdir. Herkese de iyi gelmiştir. Hepinize sevgilerimi gönderiyorum. Bir sonraki podcastta görüşmek üzere.

Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.

Reklam Alanı (Deneme)