Podcast

Dünyayı Yöneten Dingiller: Musk vs MAGA

Fularsız Entellik

1 yıl önce
Reklam Alanı (Deneme)

Bölüm Açıklaması

Bir ülke, ekonomiden, piyasadan mı ibarettir? Geçici çalışma vizesi (H1B) tartışmaları üstünden, MAGA hareketi ile sağcı teknoloji elitleri arasındaki kapanmayacak uçurumu inceleyelim.



Yeni Kitap: Fularsız Felsefe: Dört Önemli Mesele (bu seferki normal insan boyutunda, 200 sayfa)

.

Konular:


(01:00) NSA şefini kovduran troll

(05:00) Green Card

(07:55) H1B vizesinin saçmalıkları

(13:43) Amerikan kültürü yeterince rekabetçi mi

(16:45) Musk vs MAGA

(22:40) Patreon teşekkürleri


.

Kaynaklar:


Yazı: The Populist vs. the Billionaire


Yazı: Alliance Between Tech Titans and the MAGA Faithful











Bu podcast reklam içermektedir.

Bölüm Transkripti

3.324 kelime · ~17 dk okuma

Epeydir Amerikan siyasetini takip etmiyorum ama birkaç ay önce güncel bir tartışmanın patlak verişine anbeyan tanıklık ettim. Çok önemli de gözükmüyordu. Alt tarafı çalışma vizeleriyle ilgiliydi. Elon Musk konuya dahil olup sağa sola küfretmeye başlayınca hem de tam bir ergen gibi film replikleriyle küfretmeye başlayınca iş büyüdü ve kısa süre içinde bir kültür savaşına dönüştü.

Daha doğrusu mevcut bir ayrımın fay hatlarını ortaya çıkardı. Trump ile ittifak yapan teknoloji milyarderleri ile yiğidin harman olduğu yerden gelmiş magacılar arasında. O da zaten daha evrensel bir çatışmanın dışa vurumu, o yüzden konuyu anlamamızın önemli olduğunu düşünüyorum. Diyorum ki geçen bölümün formülünü takip edelim.

Size bu tartışmayı bir ahmaklıklar dizisi olarak anlatayım. Anlattıkça da tespitlerimizi giderek genelleştiririz. Bu bölüme konu olan olaylar 2024'ün son haftasında yaşandı. Fakat önceki bölümde anlattığım Signal Gate skandalı ile ilginç bir bağlantı noktası var.

Transkriptin tamamını oku

Onun için biraz ileri atlayıp Nisan ayından başlayacağız. Geçtiğimiz hafta Milli Güvenlik Kurulu'ndaki bazı görevliler gece yarısı apar topar kovulmuşlar. Ek olarak NSA şefi ve yardımcısı da kovuldu. Herkes CIA'yı biliyor da Amerika'nın en büyük istihbarat kurumu NSA.

Haberleşme istihbaratına odaklılar. Başında bir hava kuvvetleri generali var. O apar topar gitti. Yalnız bu insanların skandalla bir alakaları yoktu.

Olayların merkezindeki chat grubunda bile değildiler. Niye kovuldular öyleyse? Resmi bir sebep gösterilmedi fakat hemen önceki gün, kovuldukları gecenin gündüzü yani, birisi Trump'la yüz yüze bir görüşme yapmış ve ona sadık olmayan çalışanların bir listesini iletmiş. Kovulanlar bu listedeydiler.

Yani gerçek bir milli güvenlik skandalının mimarları yerinde duruyor, yeterince Trumpçı olmadığından şüphelenilen milli güvenlik uzmanları gidiyor. Kimmiş peki bu listeyi ileten esrarengiz kişi? Tek bir liste de iletmiyor bu arada. Gidenlerin yerine atanacak olası isimlerin olduğu ikinci bir liste veriyor.

Kimin böyle bir gücü olabilir? Soros mu? Palpatine mi? Beyhan Budak mı?

Kim? Cevap Laura Loomer. Pardon? Boşverin, ismi lazım değil.

Kendisi de lazım değil. Yıllardır en saçma, en ofansif şeyleri söyleyerek gündeme gelmeye çalışan o yeni nesil kımıl zararlılarından biri. Her türlü platformda yasaklandığım en çok yasaklanan kadın benim diye kendi reklamını yapıyordu. Sanki bundan daha kolay bir şey varmış gibi.

Ben de istersem 5 dakika içinde tüm medya platformlarından yasaklanabilirim. Haysiyetsizliğin bir üst sınırı yok ki. Türkiye'de de çok var bunlardan ama Türkiye'de para olmadığı için genelde iktidarın beslemesi oluyorlar, 3 kuruşa trollük yapıyorlar. Amerika'daysa kendi yağında kavrulan çok kişi var.

Gerçeğe ulaşmaktan ziyade milleti galeyağına getirmeye dayalı bir iş modeli güdüyorlar. Aksi halde geçinemezler. Kültürümüz, medeniyetimiz çökmek üzere beni yasaklamaya çalışıyorlar ama ayda 100 dolar gönderirseniz mücadeleye devam. Bunlardan bazıları da doğru ata oynayarak bu rekabetin arasından sıyrılabiliyor ve iktidara ucundan da olsa eklemleniyor.

Türkiye'deki karşılığı nedir? Siz daha iyi bilirsiniz. Benim aklıma gelen tek figür Nagihan ama onun daha bir ikimsiz, daha bir TikTok versiyonunu düşünün. Sonuç olarak normalde Beyaz Saraya anca turist olarak girebilmesi gereken biri, yüce liderimiz bunlar size sadık değiller, vizyonunuzu anlamıyorlar diyerek kendisinin yaşı kadar tecrübesi olan sivillerin ve generallerin kovulmasını sağlamış.

Bunun kesin bir kanıtı yok da hem kendisi böyle duyurdu hem de içeriden bu yönde sızıntılar oldu. Herhalükârda sırf algısı bile kötü. Ciddi bir devlet yönetimi resmi çizmiyor çünkü bu. Elbette her iktidar eskileri tasfiye eder, kendi insanlarını önemli konumlara getirir.

Gerek kişisel sadakatlerini ödüllendirmek için, gerekse ideolojik saflık için. Ama bunu bir dereceye kadar yaparsın. Çünkü devlet denen makineyi çok kurcalarsan, her parçasını bir anda değiştirmeye kalkarsan, o makine bozulacak ve muhtemelen enkazı altında kalacaksın. Diyelim ki hakikaten ciddi bir ideolojik değişim gerekli.

ABD daha izolasyonist olacak, dünyadan çekilecek. O yüzden takım taklavatı değiştireceğiz. Makinede bozdursa bozulsun. Yenisini inşa ederiz.

Bari bunu düzgün yap. Ben olsam o toplantı ile kovulma kararları arasında bir ilişki kurulamaması için elimden geleni yapardım. Zamanlamayı değiştirirdim, başka bahaneler bulurdum, neyse. Devletin ciddiyetle yönetildiği algısını devam ettirmeye çalışırdı.

Bunlarsa umursamıyorlar veya bilerek bu ilişkiyi açık ediyorlar. Böylece sinyalledikleri şey ne oluyor? Hiçbir birikiminiz, tecrübeniz olmayabilir. Sonsuz miktarda saçmalamış olabilirsiniz.

Ama eğer yeterince sadıksanız ve yeterince reytinginiz varsa siz de bir gün 15 dakikalığına devlet yönetebilirsiniz. 15 dakikada yetiyor zaten. Çünkü o kaşeyle kendi piyasanın bir numarası olacaksın. NSY başkanını kovdurmuşluğumuz vardır diye gezineceksin ortamlarda.

Ondan sonra ne yaparsan yap. İster siyasete atıl, ister kitap yaz, medya krallığını genişlet. Aslına bakarsan bir yandan demokratik ama çok yanlış şekilde demokratik. Şimdi, önceki bölüme çapamızı attıysak birkaç ay öncesine dönebiliriz.

Trump'ın ikinci dönemi başlamak üzere. Göreve gelince yapacakları atamaları açıklıyorlar. Hiç bana haber vermeden yapay zeka alanında da bir danışman seçmişler. Silikon Vadisi'nden bir yatırımcı.

Gayet sağlam bir özgeçmişe sahip. Tek sorunu Hintli olması. Benim için sorun değil de, demin bahsettiğim kımıl zararlısı için büyük sorun. Takmış kafayı buna, gitmiş adamın Green Card hakkındaki bir demecini bulmuş.

Bakın, sınırsız sayıda göçmen istiyor, bizi istila edecekler diye duyurmuş. Green Card biliyorsunuz kalıcı oturum izni. Her sene yaklaşık 1 milyon tanesi dağıtılıyor. Yarısı Amerikan vatandaşlarının eşlerine ve çocuklarına gidiyor.

Bunlar sınırsız. Yarısı içinse çeşitli kotalar var. Uzak akrabalar, sığınmacılar, çoğumuzun bildiği piyango, bir de işveren üstünden başvuranlar var. Yalnız onlar için ek bir kural koymuşlar.

Hep aynı ülkeden insanlar doluşmasın diye herhangi bir ülkeye %7'den fazla pay verilmiyor. Zamanında yaptığım başvuru bir sene bile sürmemişti. Oysa Meksikalılar, Hintliler, Çinliler, Filipinliler senelerce sıra bekliyorlar. Bazı durumlarda onlarca sene.

Pratikte yolları tıkalı. O danışmanın dediği bu ülke kotalarının kalkması ve en kalifiye adayların önceliklendirilmesi. Yoksa toplam kotaların değişmesi değil. Zaten öyle demiş olsa bile ne olacak ki?

Adam göçmenlik danışmanı olmayacak sonuçta, yapay zeka danışmanı. Bunları insan gibi açıklıyorlar ama dedim ya, eğer iş modelin anlamamak üstüne kuruluşsa, geçimin anlamamak üstüne kuruluşsa, o zaman anlamayacaksın. O yüzden bizimkisi hemen yeni bir cephe açtı. Aslında bu Hintli gizli solcu iktidara sızıyor gibi bir anlatı ekledi.

Kanıt olarak da Demokratların seçim kampanyasına yapılan bağış kayıtlarını paylaşmış. Ama çok iyi bir araştırmacı-gazeteci olduğundan paylaştığı kayıtlar aynı isimdeki başka birine ait çıktı. Üstelik kayıtlardaki adres kısmını da kapamamış. Üstünü çizmiş ama çizgi şeffaf olduğundan altındaki adres gözüküyor.

O yüzden Twitter bunun mavi tikini kaldırdı. Bu sefer de doğruları söylediğim için Elon Musk beni yasaklıyor. Zaten o da bizden değil, aramıza 5 dakika önce katılmıştı diyerek bir turda onunla atışmaya başladılar karşılıklı. Tam bir bela.

Normalde tüm bunların 2 saat içinde unutulması lazım. Her gün yaşanan, onlarca kavgadan biri sonuçta. Ama burada ilginç bir şey oldu. Green Card hakkında yalan yanlış şekilde başlayan tartışma hemen başlardı, daha da yanlış bir şekilde anlaşıldı ve H1B denen çalışma vizesi tartışmasına döndü ve saman alevi gibi parladı.

''Benim gibi bu rotadan geçmiş yabancılar, İmmanuel gibi yabancılar işlerimizi çalıyor.'' diyen yerliler, ''Yerlilerin bu işlere kafası basmıyor ki.'' demeye getiren milyarderler, milyarderler ölsün noktasında birleşen sağcılar ve solcular ve tabii fırsattan istifade araya karışıp bizden başka herkes ölsün diyen ırkçılar. Herkes tartışmaya girdi.

Hani bizde nasıl insanlar bir anda yılların Suriye uzmanı, Rusya uzmanı oluveriyor ya, Orada da hayatında pasaport sahibi olmamış insanlar dahi 24 saat içinde H1B uzmanı oldular. Küreselci-yerelci kavgasının bunun üstüne kopması garip aslında çünkü görece ufak bir program. Alt tarafı 3 senelik bir çalışma vizesi ve resmi kontenjan sadece 85 bin. KOTA'ya tabi olmayan üniversite pozisyonları da birkaç on bin ediyor.

O kadar. Tüm aktif H1'ları toplayınca iş gücünün binde üçü bile etmiyor. Belki hesabım yanlıştır, de ki binde beş. Neyi etkileyebilirler ki?

Ama orantısız biçimde göz önündeler. Çünkü teknoloji sektöründe yoğunlaşıyorlar ve dörtte üçü Hintli. Kısacası sorunun kaynağı olmak için fazla küçük ama daha derin endişeleri yansıtabileceğin kolay bir odak noktası. Hazır gelmişken bu işin detayları üstüne biraz konuşmak istiyorum.

Çünkü en azından ekonomik teşviklerin gücüyle ilgilenenler için iyi bir örnek. Ben bu rotadan geçtim dedim ama geçeli çok oldu. Sistem o günde bozuktu, şimdi de bozuk. Orijinal amaç, 90'larda patlama yapan teknik alanlardaki işçi açığını kapamak.

Finans var, altyapı var, girişimcilik var, gereken her şey var ama yeterince yetişmiş elemanın yok. Öyleyse topla dünyadan eğitimli işçileri. Entegre olup sana değer katabilenler kalır, katamayanlar gider. Her halükarda, o esnada kendi insanını eğitirsin ve yavaş yavaş açığını kapatırsın.

Plan bu. Ama bu akışın her adımı yanlış tasarlanmış. Bir kere her şeyin merkezinde manasız bir piyango var. Kontenjandan çok daha fazla başvuru olunca adayları neye göre seçeceklerini bilemediler, adil olsun diyerek rastgele seçmeye karar verdiler.

Sonuçta kimse piyangodan şikayet etmez. Ama bu adil demek değil ki, daha çok hak eden kazanmıyor. İşveren açısından da çok kötü bir seçenek çünkü onca mülakat veya staj sonrası tam en uygun kişiyi bulmuşsun, aynı işi yapacak Amerikalı bulamadığını da kanıtlamışsın, sonra işini Allah'a havale, resmen bir yazı tura atıyorsun. Çıkmazsa aynı sürece baştan başlayacaksın.

Ben şanslıydım. İlk seferinde çıkmıştı. Yoksa herhalde okula dönüp araştırma görevlisi olmaya çalışacaktım. En basitinden bir puanlama sistemi olabilirdi.

Daha eğitimliler, daha tecrübeliler, Amerika'da okumuş olanlar, orada daha çok vakit geçirmiş olanlar önceliklendirilirdi. Bana kalsa kültürel uyumluluk testleri, IQ testleri, karakter testleri hepsini yaparım her gelene. Gerçi bana kalsa vatandaşları da yaparım bunları. En iyisi bana kalmasın.

İçimde nasıl bir faşist saklı bilemezsiniz. Alternatif olarak, başvurulan pozisyonun maaşına, o tip pozisyonların ortalama maaşına göre de önceliklendirme yapılabilir. Maaş ne kadar yüksekse genelde arz talep o kadar dengesizdir. Piyasa bunu sinyalliyor sana.

Önce o işin dolması lazım. Bunların hiçbirini yapmıyorlar. Dümdüz piyango. Ve onun da kurallarını iyi koyamadıklarından istismar edilmesi aşırı kolay.

Bir işveren aynı kişi adına bir sürü başvuru yapabiliyor. Kağıt üstünde hepsini farklı iş olarak gösteriyor. Araya paravan şirketler sokuyor ama piyango hangisine çıkarsa çıksın aynı kişi aynı işi yapacak. Öyle aşırı örnekler var ki tek bir aday için 3000 farklı başvuru yapıldığı bulunmuş bir keresinde.

Yani herkes tek bir piyango bileti alırken bunlar 3000 bileti almışlar. Böyle bir şeye izin verecek sistemi tasarlamak bile büyük falso. 30 sene boyunca düzeltememekse inanılmaz bir kafasızlık. Belki de yolsuzluk demeliyim.

Çünkü büyük şirketlere yarıyor işte. Onların sistemi istismar edecek kaynakları var. En kötü aktörler de bu işi endüstriyel seviyede yapan danışmanlık şirketleri. Bunlar amele pazarı gibi çalışıyorlar.

Bir sürü Hintli'yi toptan getirip etrafa ucuza IT hizmeti verdiriyorlar. Çok özel yetenek gerektiren işler değiller, sıradan IT işleri. Bunu yapacağına outsourcing yap. Yani Hintliler Hindistan'da kalsın, onları kullan, daha ucuz.

Her şeyin biraz istismarı olur da, vizelerin yarısı böyle şirketlere gidiyor. Milletin bu programdan nefret etmesinin bir numaralı sebebi bunlar. Çözemediler yıllardır. Çalışan açısından bakarsak da kötü.

Çünkü vizeler tamamen işverene bağlı. Kovulursan hemen kendi alanında yeni bir iş bulman lazım. Yoksa ülkeden apar topar çıkacaksın. Özellikle Hintlilerin green card yolunun tıkalı olduğunu söylemiştim.

Yani başka bir şekilde göçmen olamadıkları sürece bu vizeye bu şekilde mahkumlar. İstismar edilmeleri için açık çek resmen. Büyük göç alan her yerde olan şeyler bunlar. Tabii Türkiye'den de aşinasınız.

Yalnız Amerika'nın bir özelliği var, işsizlik çok düşük. Genel işsizlik %4 civarı. Bu alanlarda da hep çok düşüktü. O yüzden aslında edebilecekleri kadar istismar edemiyorlar.

Yani vize sisteminin kötü tasarımı genel şartlar çok iyi olduğu için pek belli olmuyor. Ama eğer yapay zeka yüzünden teknoloji sektöründeki işsizlik artarsa, eğer artarsa, o da belli değil, hem yabancılara olan nefret artacak hem de onların istismarı. Bu alanlardaki işçi açığı da kapanmadı. Kendi vatandaşlarını bu alanlara yeterince aktaramadılar.

Bir nesil geçti aradan ya. Baktım şimdi elektrik, elektronik mühendisliği mezunlarının %70'inden fazlası hala yabancı. Tüm sistem alanları içindeki, yani bilim, teknoloji, mühendislik, matematik, bütün bu alanlardaki master ve doktora derecelerinin yarısından fazlası yabancılara gidiyor. Ama toplam öğrenci nüfusunun sadece %6'sı yabancı.

Çok garip bir durum bu aslına bakarsanız. Çünkü yıllardır ortalamanın üstünde kazanç sağlayan mesleklerden bahsediyoruz. Piyasanın insanları o taraflara yönlendirmesini bekleriz değil mi? Bunun çok derinine girmemize gerek yok.

Benim tahminimi sorarsanız, basit yaklaşıyorum, bu bölümler zor. Kafası yeterince basan Amerikalılar da başka yere gidiyorlar. Finansa gidiyorlar. Veya zaten onların ailelerinin durumu iyi olduğu için başka hayaller peşinde koşacak lüksleri var.

Yabancılarsa oraya kapağı atmak için bu işlere asılıyorlar. Sonuç olarak adı Geçici İşçi Programı ama programın kendisi kalıcı. Ve ne katılımcıların çoğunun doğru düzgün entegre olmasını sağlayan bir yol var ortada, ne de yavaş yavaş işlerini Amerikalıların almasını sağlayacak bir eğitim programı. Açık toplumcuların da, yerelcilerin de şikayet ettiği bir durum var.

Bu kadar vize ayrıntısı yeter. Şimdi konuyu yerleciliğe getireceğiz. Bu arada deminden beri yerelcilik diyorum da yerlecilik daha doğru olmalı. Nativeism'in karşılığı.

Önce bizim insanımız. Tartışmaya katılanlar arasında iki milyarder özellikle öne çıktılar. Elon ve Vivek. Vivek'i çoğunuz bilmiyor olabilirsiniz.

Ön seçimlerde Trump'ın rakibiydi. Sonradan onu destekledi ve yeni kurulan Hükümet Verimliliği Bakanlığı'nın eş başkanlığı ile ödüllendirildi. Diğer eş başkan da Elon zaten. Gerçek bir bakanlık değil yalnız bu.

Bir danışma kurulu gibi daha ziyade. Zaten Vivek de gerçek bir bakan değil. Çünkü daha göreve gelemeden kovulmayı başardı. Bu konudaki yorumları sayesinde.

Aslında yorumları gayet düzgün yazılmıştı ama mevcut rüzgara çok ters gitti. Özetlersek faturayı Amerikan kültürüne kesmiş. Matematik olimpiyatları şampiyonu yerine sporcuları veya balo kraliçelerini yücelten bir kültür en iyi mühendisleri üretmeyecektir diyor. Ve devam ediyor.

Daha fazla matematik dersi, daha az pijama partisi. Daha fazla hafta sonu bilim yarışması, daha az cumartesi sabahı çizgi filmi. Daha fazla kitap, daha az televizyon. Normalliğe özlem duyarak büyürseniz elde edeceğiniz şey de normallik olur.

Ama bu normallik, teknik yetenekler için aşırı rekabetçi bir küresel pazarda işe yaramaz. Eğer öyleymiş gibi davranırsak, Çin bizi pataklayacaktır. Böyle böyle devam ediyor. Baya bir gitmiş.

Ooo nasıl tepki gördü bu? İşin ironik yanı sağcı beyazların yıllardır siyahlar için söyledikleri şeylere benziyor bunlar. Efendim kültürünüz kötü, tembelsiniz, daha çok çalışmalısınız vs. Yalnız işte bunları bir Hintliden duyunca acayip bozuldular.

Adam Amerikan doğumlu da Hint asıllı. Yani ortalama magacı ismi Vivek olan birinden kültür vaazı dinleyecek değil. Bir de hakikaten işin duygusal tepki kısmını bir kenara bırakırsak, entelektüel yaklaşırsak, koca bir ülkeyi bir nevi Güney Kore'ye çevirmek iyi bir amaç değil ki. Her adımda rekabet rekabet.

Dünyanın en stresli toplumlarından birini yarattılar işte Güney Kore'de. Çocuk yapamıyorlar. 15 seneye kalmaz her 3 kişiden biri 65 yaş ve üstü olacak. İntihar etti toplum resmen.

Ya bir neslin çok çalışmasının amacı nedir? Çocuklarını daha çok pijama partisine gönderebilmek değil mi? Benim yaptığım gibi okuldan sonra dershanelerde gençliklerini tüketeceklerine. Liseden sonra bir sene ara ver, çık biraz etrafı gez gör bakalım diyebilmek değil mi?

Yani o lükse erişebilmek. Ülke dediğin sadece piyasa değil, bir toplum var. Toplumlar da kendilerine ve çocuklarına gelecek garantisi isterler. Biraz rekabet gerekli hakikaten ama yanı başındaki her iş içinde bütün dünya ile rekabet etmek zorunda olmamalısın.

Sırf iş için rekabet etsen neyse. Outsourcing'de öyle oluyordu. Ama başkasını oraya getirmekten bahsediyorsan bu sefer evler için de rekabet ediyorsun, okullar için de rekabet ediyorsun. Kısacası doğup büyüdüğün yerdeki her şey için rekabet ediyorsun.

Kim ister bunu? Ha, milyarderler açısından bakarsan o topluluğun zamanla nasıl değiştiğinin bir önemi yok ki. O limpos dağından bakınca hepsi aynı gözüküyor. Harıl harıl çalışan ve seni zengin eden bir sürü karınca.

İşin başka bir ironik tarafı da zaten bunu Sol yıllardır söylüyor, ne zamandır söylüyor. Sağcıların bir kısmı da aynı yola çıktı ama henüz tam farkında değiller. Bu işe biraz daha ayrıntılı bakalım. Bunu da Elon Musk üstünden yapalım.

Tartışmaya giren ikinci önemli milyarder oydu. Bu kadar bodoslama dalmamıştı konuya o. Yavaş başladı dedi ki, en iyi bindebirlik mühendislik yeteneğini ülkemize çekmemiz lazım. Teşekkür ederim Elon, çok naziksin.

Ama bu vizenin bindebirlik yeteneklerle alakası olmadığını herkes çoktan öğrenmişti. Öyle insanlar için ayrı bir geçici vize programı var zaten. Kota mota yok, her sene birkaç bin kişi hak ediyor. Üstelik teknik alanlarla sınırlı da değil.

Pele'ye vermişler mesela zamanında. Hatta gerçekten bir daha iyiysen, alanında tanınmışsan, öyle vizelerle de uğraşmıyorsun, kafadan oturum izni alabiliyorsun. Dolayısıyla Elon'un yaptığı bir strawman argümanıydı. Kimse daha iyilerin gelmesine karşı çıkmıyor.

Bu tutmayınca giderek agresifleşip saçmalamaya başladı. Tropic Thunder filminde bir sahne vardı hani Tom Cruise telefonda bağıra çağıra küfrediyordu. Ses kaydını koymuyorum biraz ayıp çünkü. Adam direkt o replikleri tekrarlamaya başladı millete.

Sonra da diyor bu vize konusunda asla geri adım atmam, bunu savunacağım, size aklınızın almayacağı bir savaş açarım, bıdı bıdı bıdı. Valla ben kendisini epey bir süredir blokladım. Bir seneyi geçti herhalde. Kafa sağlığınız için size de tavsiye ederim.

Böyle çıkışlarını ara ara görünce geçirdiği değişim çok belli oluyor. Bence resmen aklını kaçırdı adam. Akabinde hiç beklemediği kadar tepki gördü. Millet gitmiş Tesla'nın Amerikalıları işten çıkarırken aynı dönemde yüzlerce vize başvurusu yaptığını bulmuş.

Bu kendisini Maga'nın kahramanı falan olarak göstermeye çalışıyor veya öyle görmeye çalışıyor. Ama ciddi bir tepki gördü ve korkup geri adım attı. Önemli olan şu basit gerçek. Bunlar ayrı dünyaların insanları.

Aşırı liberallere laf ede ede, işte woklar moklar diye diye anca bir yere kadar birbirine yanaşabiliyorsun. Musk'ın kendisi bir göçmen. Adamın dinle minle alakası yok. Uluslararası bir iş imparatorluğu var.

Çin'de yatırımları var. Sermayenin, iş gücünün serbest dolaşımından yana. İş gücü demişken otomasyonun öncülerinden zaten. Ve sürekli uzaya yayılmaktan bahseden biri.

Yani öyle ulusal sınırları çok umursayan biri değil. Öte tarafta MAGA var. Trump'ın ilk dönemiyle özdeşleşmiş bir slogan. Şöyle bir hissiyatı dile getiriyor.

Biz bir zamanlar gayet ihtişamlıydık, süper bir ülkeydik. Sonra bozulduk. Göçmenler, liberalizm, küreselleşme bizi yavaş yavaş bozdular. Yani ismen yeni bir hareket olsa da mevcut fikirlerin bir toplama.

Muhafazakar değerler, geleneksel yaşama dönüş, uluslararası otoriteyi tanımama, elit karşıtlığı, göç karşıtlığı, kendi kendine yetme takıntısı ve tüm bunlar Trump'ın kişi kültü etrafında şekilleniyor. Bu çatışma yeni değil bu arada. Ta yemin töreninde kabak gibi belliydi. Ocak ayındaki.

Fotoğrafları gördüyseniz ilk sırada bakanların da önünde kimler vardı? Jeff Bezos, Mark Zuckerberg, Google'ın CEO'su, Apple'ın CEO'su ve Elon Musk. Hepsi yemin törenine en az 1 milyon dolar bağış yapmışlar. Resmen krala sadakatlerini kanıtlamak için hediye getiren feodal lordlar gibi.

Tabi milyon dolar çerez parası, asıl sadakatlerinin kanıtı başkaydı. Mesela Bezos, Washington Post gazetesinin yayın politikasını değiştirdi. Meta, bir takım deyi pratiklerini bıraktı. Musk zaten kendini iktidara eklemlemiş.

Yani bir yandan popülist, yerli, anti-küresel hareket ama o hareketin en büyük zafer kutlamasında en önde bu tipler var. Nasıl olacak bu iş? Özellikle Musk kendisini her şeyin merkezine atıyor. Mesela geçenlerde bir eyaletin yüksek mahkemesi için seçimler vardı.

Adam bunu kendi davası haline getirdi. Batı medeniyetinin geleceği bu seçime bağlı. Böyle kampanya yürüttü, dünya kadar para gömdü, 20 milyon dolar harcamış. Hatta gitti oradaki destekçileri arasında piyango düzenledi.

Kazanana 1 milyon dolar. Tavuk dönerle mitinge adam doldurmanın Amerikan versiyonu bu, para bol olunca. Sadece bir eyaletin mahkeme seçimleri için. Sonra ne oldu?

Kaybettiler bir güzel. Çünkü seçmenin üçte ikisi adamın bu derece müdahalesinden rahatsız olmuş. Şimdi Trump'ın eski danışmanı Steve Bannon, alaylı MAGA'cılardan bu, bu çatışmayı önceden görmüştü. Mahkeme seçimi kaybedilince de zaten biraz sevindi ha, Musk rezil oldu diye.

MAGA için de bir iç savaşla bu çekişmeyi tek seferde çözmek istiyor. Bir yara bandını bir anda böyle çekip çıkarmak gibi. Tamam diyor, bu teknoloji milyarderleriyle gereken bir ittifak yaptık, seçimi kazandık. Mecliste biz de.

Hazır, güçlüyken bunları artık eleyelim. Çünkü aramızda kapanmayacak bir boşluk var. Musk'ı da özellikle sevmiyor. Parazit illegal göçmen, onun kafasını koparacağım falan diyor.

Transhumanist bu diyor. Yani biz yaşam tarzımızı korumaya çalışıyoruz, bütün olayımız bu. Adamsa bizi robotlaştırıp Mars'a kolonilere gönderme hayali kuruyor. Çok temel bir çatışma var.

Bizim siyasetle karşılaştırınca da çok komik değil mi? Transhumanist lafının geçmesi bile komik. Ha ne oldu onca laftan sonra, onca olaydan sonra? Bir kere Şubat ayında Turuncu Kral bunu aradı.

Ya bu kadar yüklenme, iç savaş miç savaş ne oluyor? Öpüşüp barışın dedi. Barışmasalar da mücadeleyi halının altına ittiler. Ondan daha önce bu çalışma vizesi tartışmasında da benzer bir şey oldu.

Herkes birbirine saydırırken, özellikle popülistler bu girişimcilere, zenginlere saydırırken, nihayet Trump'a sordular, siz ne düşünüyorsunuz diye. O da kendine yakışacak şekilde bir cevap verdi. Bu sistemi en iyi ben bilirim. H1B, H2B, hiçbirini benden daha iyi bilen yok.

Bu şekilde kafa ütüleyip milleti sakinleştiriyor, kendini dinletiyor. Sonra gerçek hükmünü açıkladı. Ben bu vizeleri çok severim. Kendi işyerlerimde de çok kullanıyorum.

Olay bitti. Daha 5 dakika önce Trump adına o milyarderlere ağzını köpürtenler 5 dakika sonra başka telden çalmaya başladılar veya ölü taklidi yaptılar. O yüzden kişi kültü dedim zaten. Yine de dediğim gibi gerçek çekişme bitmedi.

Halının altına itildi sadece. Bir sonraki bölümde de bu çatışmadan devam edeceğiz ve şu ana kadarki en büyük örneğine, hepimizin hayatını etkileyecek bir örneğine, ticaret savaşına odaklanacağız. O savaşı yürütürken de bir dizi ahmaklıklar yaptılar. Bir yandan geleceğimiz konusunda endişelenirken bir yandan da onlara bakıp eğleniriz.

Bir süredir patronlarıma teşekkür etmiyordum. Sizleri unutmadım. Benim küreselci baronlarım, baroneslerim sizi şöyle ön sıraya alayım. Bakanlar kurulumuzun önüne.

Gümrük vergisi konusu biraz uzun, çok ayrıntıya dalmamaya çalışacağım. O yüzden şimdiden size söz vereyim, bu hafta içinde çıkaracağım diyeyim. Abuk sabuk makaleler arasında kaybolmama engeller umarım bu verdiğim söz. Tamam, öyleyse hafta içinde görüşelim.

Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.

Reklam Alanı (Deneme)