Podcast

Unutmak Mümkün mü?

Yakın İlişkiler

1 yıl önce
Reklam Alanı (Deneme)

Bölüm Açıklaması

Unutmak çok zor... Ben bu insanı, bu olayı nasıl unutacağım diye soruyoruz kendimize zaman zaman. Bütün hatıraları, bütün yaşanmışlıkları nasıl unutabilirim ki mümkün değil diye geçiriyoruz içimizden. Evet zaman geçtikçe bir şekilde unutabiliyoruz, ama nasıl? Kendimize eziyet ederek mi? Ya da gerçekten unutabiliyor muyuz? Birini, bir olayı unutmayı kendimizi harap etmeden nasıl başarırız? Yakın İlişkiler'in bu bölümünde unutmak kavramını ele alıyoruz.




Bu podcast reklam içermektedir.

Bölüm Transkripti

2.510 kelime · ~13 dk okuma

Herkese merhaba. Bugün unutmak hakkında konuşmak istiyorum. Bu böyle zor bir konu bence. Çünkü unutmak deyince bir şeyleri unutmak gerçekten çok zor ve bazen de çok kolay bu arada değil mi? Bazen hiç unutmamamız gereken şeyleri kolayca unutuyoruz. Bugün ben daha zor olanı unutmaya takılmak istiyorum sanırım. Kolay olanı unutmak hakkında başka zaman konuşalım.

Unutmak aslında biliyorsunuz yani son derece biyolojik bir işlev. Yani bizim hatıralarımız var, hafızamızı aldığımız belli bilgiler var. Zaman içerisinde bu bilgiler şekil değiştiriyor ya da siliniyor. Aslında tam olarak siliniyor da diyemiyoruz. Çünkü bazen böyle onları oluşturan ufak bilgiler kalmaya devam ediyor. Böyle olur ya mesela... Okuldan bir anınızı hatırlarsınız, böyle o an içinde bulunduğunuz yeri hatırlarsınız ama yanınızda kimler vardı asla hatırlamazsınız. Ya da sınıftan mesela bir an hatırlarsınız, yanınızda kişiyi de hatırlarsınız ama oradaki öğretmeninizin ismini ya da diğer kişileri asla hatırlayamazsınız. Bazen mesela gittiğiniz bir yeri hatırlarsınız ama orada olanları hatırlamazsınız. Yani hafızanın tamamen silinmesi de o kadar kolay bir şey değil. Bu arada zaman ve hafızanın değişmesiyle ilgili ilişkilere bakan çalışmalar da unutmanın bir yerden sonra yavaşladığını da gösteriyor.

Bilmiyor da son kalanlar baya uzun süre kalmaya devam ediyorlar diyebiliriz. Ama tabi bugün benim bahsettiğim unutma biraz daha böyle o ilişkinin ya da o yaşanmışlığın duygusal yükünü kenara bırakabilmekle ilişkidir. Bazen duyuyoruz çünkü etrafımızdaki insanlardan. Unut artık, yeter. Geçmişe takılıp kalma. Biraz daha işte bunu kafanda daha az önemse gibi şeyler duyabiliyoruz. Bunlar çok da baskı yaratıyor bu arada. Çünkü unutmak çok bireysel bir şey ya. Yani bunu geride bırakmak çok bireysel bir durum. Ve biri bana unuttu artık dedi diye unutacak değilim tabii ki. Ama unutmak nasıl olur? Gerçekten unutabilir miyiz?

Transkriptin tamamını oku

Ya da hafızamızı o insana dair o duygularımızı nasıl dönüştürebiliriz? Biraz bunlara girelim istiyorum bugün. Aklıma şöyle bir örnek geliyor bu arada. Muhtemelen beni dinlerken ilk aklınıza romantik ilişkiler gelmiştir. Çünkü ben hep aklı romantik ilişkileri getiriyorum. Ama benim aklıma şöyle bir anı var. Bu podcast'a başlarken. Bundan iki sene önce. 29 Ekim'in 100. yıl dönümünde. İstanbul'da çok güzel etkinlikler vesaire yapılıyordu. Ben de çok heyecanlıydım o gün için. Böyle ailecek plan yaptık. Şuraya gidelim. Oradan sonra buraya gidelim. Burada işte şuna katılalım. Ondan sonra buna katılalım diye.

Ve o gün bizim hiç planladığımız gibi gidemedi. Bunun türlü sebepleri var. Bunun hiçbiriyle bu podcast önemi yok. O yüzden o detaylara girmeyeceğim ama... Günün sonunda akşam saatlerinde böyle Boğaziçi Köprüsü'ne çok güzel bir ışık gösterisi yapılmış. Ve ben kızımın o gösteriyi izlemesini çok isterdim. Ve kaçırmış olmuşuz. Kaçırmış olduk biz. Ve ben bunu fark ettiğimde... Artık çok yaşlı tabii ki.

Ve ertesi günü hatırlıyorum. Ertesi gün şöyle bir duyguyla uyandım. Bir daha hiçbir zaman Cumhuriyet'in 100. yılı olmayacak. Ve ben bir daha hiçbir zaman o duygu yoğunluğuyla o ışık gösterisini kızıma izletememiş olacağım. Şimdi dinleyen bazı insanlara çok küçük, çok önemsiz bir olay gibi gelebilir. Öyledir de muhtemelen. Ama benim için o gün bu çok önemli bir duyguydu.

Ve şunu düşündüm. Bu duygu şu an benim içimde çok yoğun. Gerçekten alev alev hissediyorum. Şimdi bu duygunun yoğunluğu nasıl geçecek? Bu nasıl azalır? Çünkü çok saçma. Buna takılıp kalmam çok saçma. Çünkü bununla ilgili yapabileceğim hiçbir şey yok. Değiştirebileceğim hiçbir şey yok. Bir gün önce gidemem. Tekrar o ışık gösterisini kimseye yaptıramam. Bir daha hiçbir zaman Cumhuriyet'in yüzüncülüğü olmayacak vs.

Ve sonra şeyi fark ettim yani üzerinden ne bileyim bir hafta, iki hafta, on gün bir süre geçti. Ve o yoğunluğu da hissetmiyorum ben artık. Yani şu an size anlatırken bile ya yazık hani ona izleyebilseydik güzel olurdu. Çok güzel bir hatıra olarak kalırdı kızım için diye düşünüyorum. Çünkü özellikle çocuklar böyle büyük anları, bu tarz böyle günleri hatırlayabiliyorlar. Zaten çocukluktan çok da bir şey hatırlayamıyorlar. Ve ben bu fırsatı kaçırmış gibi hissediyorum bugün hala.

Ama sonuç olarak o gün ya da o günün ertesi günlerinde hissettiğim kadar yoğun hissetmiyorum bu duyguyu. Bunu şeye benzetmek de mümkün. Yani mesela bugün romantik ilişkimiz bittiğinde inanılmaz canımız yanıyor. Ben bu insanı nasıl unutacağım diyoruz. Yani bütün hatıraları, bütün yaşanmışlıkları nasıl unutabilirim ki? Mümkün değil. Yani çok yoğun böyle alev alev yanıyor içim. Böyle ateş topu düşmüş gibi hissediyorum göğsüme.

Ama ondan sonra zaman geçiyor. Önce günler, sonra haftalar, sonra aylar geçiyor. Ve ben artık eskisi gibi hissetmemeye başlıyorum. O yüzden unutuyor muyum? Bence eğer gerçekten bir şeyler hissettiysek bir insanı tamamen unutmak mümkün değil.

Ama o acı, yani o ilk esnada unutmak istemediğim kişiye dair yaşadığım o çok büyük duygusal yük azalıyor ve neredeyse tamamen ortadan kalkıyor birçok durumda. Aslında birini unutamadığımızda neyi unutamıyoruz? sorusunu sorarsak kendimize. Onunla yaşadığımızı mı unutamıyoruz? Yoksa onun yanında kendimizi nasıl hissettiğimizi mi unutamıyoruz? Yoksa ona dair beklentilerimizi mi unutamıyoruz? Yoksa onunla kurduğumuz hayallerimizi mi unutamıyoruz?

Ya da belki de onun yanında olma halimizi ve yani o halimizde vedalaşmakta zorlandığımızı unutamıyoruzdur. Zor bir şey unutmak bir sürü açıdan baktığımızda. Bir kere unutmak kendi içerisinde bir kayıp. Yani bir yaşanmışlığın ya da bir yaşanmışlığın aslında ya da yaşanmış olsa iyi olabilecek bir durumun kaybı. Ve unutmak bu anlamda özellikle de bir insanı unutmak. O insana at verilen bütün hisleri, o insanla yaşanmış ya da yaşanabileceğine inanılmış bütün anları ve o insanla beraber gelişmiş ve gelişecek olan kimliğimizin bir parçasını kenara bırakmak anlamına geliyor bir taraftan.

Ama diğer taraftan unutmak, özgürleşmek ne demek? Çünkü unuttukça, yani bizde özellikle de zarar vermiş, canımızı bugün acıtan bir hatırayı unuttukça başka bir deyişle açıyorum parantezimi, onun üzerimizdeki duygusal yükünü azaltmayı başardıkça özgürleşiyoruz. O yüzden de aslında şöyle demeliyiz, unutmak değil ama O hatırayı, hatıraları değiştirmek, dönüştürmek gerekiyor. Yani orayı nasıl hatırladığımızı değiştirmemiz gerekiyor. Eğer unutmaya çalışmak, unutmak derken burada kastım bastırmaya çalışmak gibi bir eylem içerisine giriyorsak, genelde bastırdıklarımız daha kötü bir şekilde gün yüzüne çıkıyor. Ya başka zaman bizi duygusal bir yerden böyle kıskırarak yakalıyorlar, bazen de fiziksel olarak zaten ortaya çıkıyorlar.

çoğu zaman da unutmaya çalıştıkça daha çok hatırlıyoruz zaten yani bir şekilde o karşımıza çıkıp duruyor ve zihnimizde tekrar tekrar tetikleniyor aslında ama eğer unutmayıp dönüştürürsek bütün yaşanmışlıkları ben buradan ne öğrendim ben buradan nelerle ayrılıyorum bu insan benimle ne şekilde kalıyor eğer bu şekilde çıkabilirsek o acının içerisinden o zaman Unutmuş da olmuyoruz. Yani orayı tam olarak kaybetmiş de olmuyoruz. Ama o anıların, o anı grubunun üzerimizde yarattığı duygusal baskıdan kurtulmuş oluyoruz bir nevi. Bu arada bazen unutmak da istemiyoruz. Çünkü...

O hissettiğimiz acı bizi hala o insana bağlı tutuyor. Bunu özellikle de ölümden sonra, sevdiğimiz bir insanı bu şekilde kaybettikten sonra gözlemliyoruz bence. Yani o insana dair hissettiğimiz yaz duygusu, oradaki acı... Sanki ona biçtiğimiz, onun bizim için ona verdiğimiz değeri gösteriyormuş gibi. Yani eğer acı çekmezsem, bir şekilde hayatıma devam edersem, bir şekilde onunla ilgili kendimi rahatlatırsam, bu sefer ona haksızlık etmiş olurum, onu unutup gitmiş olurum. O zaman da ona o kadar değer vermemiş olurum gibi hissedebiliyoruz bazen.

Yani eğer acı çekmeye devam ediyorsam, canım hala yanıyorsa onu gerçekten sevmiş olduğumu kendime kanıtlıyorum bir nevi. Ama bu aslında sağlıklı bir durumla değil. Çünkü burada da kaybettiğimiz bir insan özelinde konuştuğumuzda da onu unutmaktan bahsetmiyoruz ki. Onu hatırlayalım. Gülüşünü hatırlayalım. Konuşmasını hatırlayalım. Bize nasıl hissettirdiğini hatırlayalım. Ama onun kaybıyla beraber hissettiğimiz acıyı dönüştürebilmek adına onun bize kazanırdıklarını hatırlayalım diyoruz.

Bir yandan bazen unutmak adalet arayışıyla da ilgili oluyor. Yani eğer unutursam benim canımın yandığını ve bu insanın bana haksızlık ettiğini de unutmuş olurum gibi bir yerden de unutmamaya çalışabiliyoruz. Yani ben o kadar acı çektim ve ne kadar uğraştım bu ilişkin içerisinde. Eğer şimdi unutup gidersem boşuna mı yaptım ben bunları? Boşuna mı yaşadım bunu?

Ama o bağ, yani o sürdürmeye çalıştığımız bağ, bize artık iyi gelmiyorsa, iyileşmek için gerçekten de unutmaya ihtiyacımız varsa, burada da bir şey söylemek lazım. İyileşmek, unutmak anlamına mı geliyor? Mesela daha önce affetmekle ilgili podcast'ta da sormuştum bu soruyu. Affetmek, unutmak anlamına mı geliyor diye. Çünkü cevabı hayır. Yani unutmak ve affetmek, unutmak ve iyileşmek birbirinden farklı şeyler. Unutmak dediğim gibi, yani onun bizim zihnimizdeki varlığından tamamen uzaklaşmak asla değil. Yani hala bu Eternal Sunshine of the Spotless Mind'deki teknolojiyi geliştiremediğine bakarsak insanoğlunun, bir insanı zihnimizden tamamen söküp atabilmek mümkün değil. Ama o insanın zihnimizdeki etkisini azaltabilmek mümkün.

Dahası da en önemlisi bence, o insanla olan ilişkimizde biz ne yaptık, o ne yaptı ve bugün neredeyiz? Bunun sorgulamasını yapabilmek mümkün. Şimdi bu sorduğum soruların daha derine girmeden küçük bir ara verelim. Ondan sonra iyileşmek ve unutmak arasındaki bağı konuşmaya devam edeceğiz sevgili arkadaşlar.

Evet, şimdi aslında şunu kastediyorum. İyileşmek, o insanı hatırladığımızda artık içimizin acımaması anlamına geliyor. Mesela onunla hatıramız olan bir yerden geçerken kalbimiz acımadan ya da böyle yani o acı bizi tamamen sarmadan oradan geçebilmek demek. Belki böyle güzel bir tebessümle ya. Burada bizim güzel anılarımız vardı demek.

Biraz daha yumuşak bir yerden, biraz daha yeniden yazılmış bir yerden. Burada çok güzel bir yemek yemiştik vakti zamanında. Çok keyifliydi. Güzel, romantik bir gündü. Şimdi yok artık. Ama bu anı güzel ve çünkü bugün beni ben yapan anılardan bir tanesi bu. O bana bunu yaptı. Şimdi yok. Tam öte. Ben mesela bu yaşamışlıkları yaşadığım için şu an böyle bir insan oldum. Kendimi daha çok seviyorum. Mesela belki kendimi korumayı öğrendim. Belki doğru adımları atmayı öğrendim.

O yüzden yani o dönüşüm çok önemli. Ben bu ilişkiyi niye yaşadım? Veya şunu söyleyebilmek. Ben bu ilişki için çok şey yaptım ve çok haksız davrandım. Çünkü bu ilişkin devam edebilmesi adına ben gayreti sarf ettim ama o bu çabayı göstermedi. Hatta hep beni suçlu buldu.

Ben özellikle böyle zamanlarda unutmakta çok zorlanıyoruz da o yüzden burayı vurguluyorum. Çünkü burada işte o adalet arayışı da devreye giriyor. Ben çok uğraştım, sen hiçbir şey yapmadın arayışa. Ben çok uğraştım, çok çaba sarfettim. Karşımdaki insan karşılık vermedi çabama.

Ama bu benim bir tarafıyla da kendimle barışık olduğum bir şey. Çünkü ben çaba harcadım. Ben sevdiğim ve önemsediğim bir şey için çaba harcadım. Eğer karşımdaki insan bana ve ilişkimize yeteri kadar değer vermediyse bu onunla ilgili bir problem. Belki de doğru şekilde sevmeyi, belki de kendisine gösterilen değeri almayı bilmiyordu. Belki tam olarak kendisini bu ilişkide nasıl konumlandırabileceğini bilmiyordu. Belki

Emek harcamayı bilmiyordu. Belki harcamak istediği emeği nasıl harcayacağını bilmiyordu. Her şey olabilir. Ama günün sonunda ben kendi üzerime düşeni yaptım. Ve o yüzden içim rahat bir şekilde ilerleyebilirim. Ve ilerlersem aslında unutabilirim. Şimdi bana çok sık sorulan bir soru da şu. Unutamıyorum. Ne yapmam lazım? Unutamıyorum ben bozuk muyum?

Hayır, tabii ki böyle bir şey yok. Hepimizin unutamadığı anlar var. Unutamadığı ve üzerimizdeki duygusal yükünü hafifletemediğimiz anılarımız var. Tabii ki burada unutamamak için direniyor da olabiliriz. Unutmamak için direniyor da olabiliriz. Podcast'in ilk bölümünde söylediğim sebeplerle ilişkili olarak. Ya da bazen hafızamız, yani o hafızayı böyle muhafaza etmeye çalışıyor da olabiliriz.

Ve bir de yani bir şeyi belli bir şekilde hatırlamak da bize iyi gelebiliyor. Yani beni çok sevmişti. Çok güzeldi. Her şey çok güzeldi. Şimdi ama burayı da bir sorgulamak lazım. Çünkü ilişkinin neresini hatırlıyoruz? Mesela hatırlıyorum 5 yıllık bir ilişkinin ilk 6 ayı güzeldiyse hatırladığım şey o ilk 6 ayı mı? Gerçekten hatırladıklarımız o ilişkiye dair, o kişiye dair. Onunla bütün tecrübemizi yansıtıyor mu? Yoksa çok kısıtlı bir zamanı alıp, genelleyip, nostaljinin etkisiyle her şey çok güzeldi diye mi düşünmeye meyil oluyoruz ve unutamadığımız aslında o kısım mı? Çünkü arkadaşlar eğer böyleyse...

O kadar haklısınız ki. Yani insanlar en çok da en güzel sevildikleri zamanları hatırlıyorlar bence. Çünkü hepimiz öyle sevilmek istiyoruz. Hepimiz gözümüzün içine öyle bakılsın istiyoruz. Hepimiz o ilgiyi, merakı görmek istiyoruz.

O oralar sanki böyle oralar donup kalsın yani o anlar böyle bir resim gibi bir anda hapsolup kalsın istiyoruz. Hiç kaybetmeyelim istiyoruz. O yüzden de onları unutmak çok zor geliyor. Sanki onları unutursak bir daha öyle sevilemeyiz gibi de hissedebiliyoruz. Ama belki şunu duymak iyi girer size. O tip anları dönüştürmek yine. Yani ben bir zamanlar o kadar güzel sevilebilmiştim... ...ya da bir zamanlar gerçekten çok iyi hissettiğim bir ilişkin içerisinde var olabilmiştim. Bunları söyleyebilmek, bize kendi değerimizle ilgili iyi hissettirebilen cümleler... ...ve bir kere bunu yaşamış olmanın... ...aslında sonra da bunları yaşayabileceğimize olan inancımızı tazelediğini de biliyoruz.

O yüzden de orada o tecrübeyi unutmak değil. Belki bize iyi gelmemiş kısımlarını unutmak ya da onları geride bırakmak. Ama şimdi iyi olan anıları heybemize atıp diyeyim. İlerleyebilmek aslında bize gerçekten çok daha iyi hissettiriyor. Şimdi ben bu kadar konuştum. Nasıl unutabiliriz söylemezsem bence iyi olmaz. Tabii ki nasıl unutabiliriz böyle bir

Bence motomot bir tarifi yok. Yani iyi geldiğini düşündüğümüz bazı yöntemler var. Biraz onlardan bahsedeceğim ama her yöntem herkese işe yarıyor diyemem. Ama bence en çok işe yarayan, en genel olarak işe yarayan yöntem bir kapanış hissi. Zihnimizde açık olan sekmeleri unutmak çok daha zor. Ve o açık olan sekmeler bilgisayara çok yüklüyor, zihnimize çok yük yüklüyor. O yüzden ne? Bence o kapanışı yapmamız lazım.

Ama kapanışı her zaman karşımızdaki insanlarla yapamıyoruz tabii. Yani bazı böyle çok tatlı kapanış konuşmaları yaşayabiliyor insanlar. Ama genelde olmuyor. O yüzden de o kapanışı kendi içimizde yapabilmek önemli. Kimileri bunun için bir mektup yazmayı öneriyor. Ben bununla ilgili bir ses kaydı bile alabileceğimizi düşünüyorum.

Ya da yani bunların hiçbirine böyle bir somut şeyde ihtiyaç yok. Yani gerçekten bir kendi içinizde iyi hissedeceğiniz bir ritüel de yapabilirsiniz. Yani böyle bir oturup zihninizdeki bütün güzel anıları aklınızdan geçirip... Ve arkasından bu ilişkinin bitmesi için geçerli olan bütün sebepleri bizi elinizle toparlayıp da kapanışı elde edebilirsiniz aslında. Günün sonunda karşımızdaki insanların bizim hakkımızda ne düşündükleri ya da bugün bize değer veriyor olup olmadıkları bizim kontrolümüzde olan bir şey değil maalesef.

Biz sadece kendimizi kontrol edebiliyoruz. O yüzden de neden beni artık sevmiyor? Neden bana artık değer vermiyor? Sorusunun cevabı bizde değil, onlarda. Ve bu arada bu sorular gerçeği yansıtmıyor da olabilir. Çünkü bazen bize çok değer veriyor olsalar da bize bunu gösteremeyebiliyorlar. O yüzden bu soruyu sormak aslında gerçekten hiçbir işe yaramıyor.

Ondansa Pamu insanı çok değer vermişti. Biz bunları, bunları, bunları yaşadık. Ama artık bunların hepsi geride kaldı ve ben şu anda bunun içinde kaldıkça ilerleyemiyorumu kendi başımıza fark etmek çok önemli. Geçmişin geçmişte kalmasının bir anlamı var. Çoğu zamanda bu arada beraber yola çıktığımız insanlarla yollarımız ayrılıyor. Yani bu arkadaşlıklarda da geçerli.

Bir insanı çok iyi tanıdığımızı sanıyoruz. Bir insana çok iyi anlaşıyoruz. Zaman içerisinde o farklı bir yere evriliyor, ben farklı bir yere evriliyorum. Bu artık birbirimize değer vermediğimiz anlamına gelmiyor ama beraber olmaktan o kadar da keyif almıyor olabiliriz. Bir de günün sonunda bence, bence değil, bu da bu arada bilimsel bir sonuç, yaşadığımız anlara minnet duymak. İyi ki böyle bir deneyim geçirdim. İyi ki başımdan bunlar geçti. Bunlar olmasaydı ben şu anda şunu şunu şunu fark etmeyecektim diyebilmek. Her ilişkiden öğrendiğimiz bir şeyler var çünkü. Her küçük deneyimden öğreniyoruz bir şeyler. O yüzden de orayı fark edebilmek, yani ben buradan ne kazandım. Bir de tabii ki karşınızdaki insanı unutmak istiyorsanız, mümkün olduğu kadar kontağı kesmelisiniz. Bu da hep söylediğim bir şey. Yani mümkün olduğu kadar iç içe olabileceğiniz her yerden uzaklaşmanız lazım. boşluklar dolar ama önce boşluğu yaratmamız gerekiyor. Eğer biz unutmak istediğimiz insanları unutmayıp zihnimize tutmaya devam edersek o boşluklar hiçbir zaman yeteri kadar iyi dolmuyor. O yüzden de yavaş yavaş o insanları zihnimizden çıkartıp yerine birazcık temiz hava girmesine, ondan sonra da yeni anıların oraya girmesine izin vermemiz lazım diyerek bitireyim bu podcastı da. Umarım iyi gelmiştir. Unutamayanlara unutmak için yardımcı olacak bir podcast olur. Herkese çok sevgiler, iyi hafta sonları.

Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.

Reklam Alanı (Deneme)