Podcast

Tahsin Hasoğlu ile Sezon Değerlendirmesi

Bakıcaz

1 yıl önce
İzle
Reklam Alanı (Deneme)

Bölüm Açıklaması

Bu bölüm Tahsin Hasoğlu’yla birlikte futbol gündemini masaya yatırıyoruz. Transferler, teknik direktörler, oyun planları ve sezon öncesi tüm hareketlilik...Hepsine bakıcaz.






Tüm bölümler ve daha fazlası için ⁠podbeemedia.com⁠'u ziyaret et!

----- Podbee Sunar -------

Bu podcast reklam içermektedir.

Bölüm Transkripti

5.510 kelime · ~28 dk okuma

Efendim, yeniden herkese merhabalar. Bizi her nerede ve nerede de dinliyor ve yaşatılıyorsan diye başlayayım. Bakıcaz'dan herkese selamlar. PodB Media'nın sunduğu Bakıcaz'da bu hafta çok sevdiğimiz bir dostumuz, bizimle konuk. Demiştik ki ara ara sevdiğimiz insanları çağıracağız. Onları da konuk edeceğiz. Önce Hasan Arda Kaşıkçı kardeşim geldi. Şimdi çok sevdiğim başka kardeşim yanımda. Beraber buradayız. Tahsin Hasoğlu. Bakıcaz'da bizimle birlikte efendim.

Korhan Yılmaz, merhaba. Merhaba abi, merhabalar. Bakıcaz'ın partneri, Tahsin Asoğlu, hoş geldin kardeşim. Eyvallah abi, hoş bulduk. Hoş geldin, sağ olun. Nasılsın? İyi abi, koşturuyoruz. Evet, bayağı. Biz de yaz dönemi şimdi, turne falan. Bizde talep varsa yaz, kış fark etmiyor abi. Ne zaman olsa gidiyoruz yani hiç. Efendim, benim en çok güldüğüm, son zamanlarda gösterisine de gittiğim ve son zamanlarda özellikle sosyal medyadaki yükselişine de mutlulukla takip ettiğim bir mizahçı, komedyen dostum. Stand-upçı, komedyen, mizahçı hangisini tercih edersin? Hepsi olur abi yani. Bilmiyorum.

Futbol gibi son derece netameli bir konuda başlayıp, şimdi daha geniş kitlere erişen bir mizah geçmişi var. Tahsin nasıl olduğunu zaten anlatmaya gerek yok. Tahsinciğim, hoş geldin. Eyvallah abiciğim, hoş bulduk. Futbol gibi bir şeyle başladık ama şu an çok devam etmediğim için eleştiri geliyor bana. Abi yok, futbol barbar sporu ya.

Transkriptin tamamını oku

Çok kavga var, araya girmek istemiyorum. Eskiden bu kadar yoktu. Ben yaparken bu kadar yoktu ya. Ama sen hiç kimseyi kırıp dökmeden harika bir şekilde yapmıştın. Baktım şimdi kırıp dökeceğim, durdum yani. Etkileşimin tuzağına düşmektense böyle kalayım daha iyi dedim yani. O yüzden ara ara yapıyorum. Geldi mi o noktaya senin mizahında da? Ya devam etsem... Bence de iyiydi yani bayağı. Son iki, iki buçuk yıldır çok nadir yapıyorum. Ama söylesem bile, devam etsem en az yirmi kere linç yemiştik orada. Çünkü artık anlayış da düştü yani. Bu sezonun yapısı itibariyle mi acaba böyle oldu? Hocam... Yok genel, genel. Genel, evet. Hepsinde oldu yani. Genel, şimdi Nizah'tan... Tabii bir de daha geniş kitle şimdi. Doğru, doğrusu da o.

Ben mizahçılara son derece saygı duyuyorum çünkü biliyorum ki mizahı yapan aslında her şeyi yapar. Yani daha iyi yazar. Mesela bir film de yazsa, drama da yazsa daha iyi yazar. Yönetmenler de öyle söylerler. Yani komedi oynayan her şeyi oynar derler. Dolayısıyla Türkiye gibi bir ülkede, bir sürü mayınlı arazisi olan bir ülkede... Bir sürü kırmızı bayrağı olan bölgelerde, bir sürü derdin tasarın olduğu yerde insanları güldürmek son derece zorken, zaten yaşadığımız acılardan dolayı yani dünyadaki, Türkiye'deki. Bunu nasıl başarıyorsunuz? Gerçekten son derece saygı duyuyorum hepinize. Bir de eskiden böyle 90'ların başından sonuna doğru yaşayanlar hatırlarlar. Sabah erken kalkan kaset doldururdu. Şimdi sabah erken kalkan stand-upçu oluyor. Bu kadar insanın arasından sıyrıldığın için de ayrıca seni tebrik ediyorum ama

Bu başarıya nasıl eriştin ve bu ülkeyi nasıl güldürüyorsun? Abi ben stand-up'u zaten çok önceden de yapmıştım. Bir kere de o dönem şöyleydi. Hulk, Cem Yılmaz dışındaki kimseye tahammülü yoktu. Hatırlarsanız yani. Sadece o yapsın gibi bir algı vardı. Sonradan işte Mesut Süreler, İlker Gümüşoluklar hani... Mesut'a selamlar oradan. Benden de önce, çok çok önce başlayan insanlara sempati beslemeye başladı. İlan bu çeşit doluydu. Zaten Atatürk de o alışkanlığı kırdı zamanında. Şimdi çoğalıyor da ben mutluyum abi çok fazla stand-up şun olması bu bir kültür olsun Amerika'daki gibi yani bir akşam evden çıktığında şimdi bar tipi sahneler de var şu an o kadar çıkmıyorum ama ilk başladığımda çok fazla çıkıyordum. Amerika'daki gibi birinden çıksın diğerine girsinler yarım saatte orada gülsünler orada gülsünler böyle bir kültür olsun ama dediğin gibi abi mayın tarlası kelimelerimizi seçiyoruz ne yayınlanacak ne yayınlanmayacak. Ben bir gösterimi kaydını aldım da kart bende kalması gerekiyor yani bırakmıyorum kimseye bunu

Bunu ben kurgularım diyorum. Kurguyu falan kimseye bırakmıyorum mesela. Zaten o futbol döneminde yayınlamadığım video vardı benim. Çok komik olduğu halde. Bu dedim, bu tehlikeli ifadeler var. Ben bunu silerim daha iyi dedim. Milyon izlenince de çizilmesin diye. Yani zor. Türkiye'de zor. Türkiye'de mizah öğretmek çok zor. Ayrı zamanda şey tabii, yani bir süre buna ofansif mizah gibi bir tabirle de deneyenler oldu. Tartışmaların da odağında oldular. O yüzden bir tek onun dışında yani mayın tarlasından ziyade başka, o ayrı bir şey. Bir de hakikaten Türkiye'de insanları güldürmek çok zor bir şey bence. Aşırı zor bir şey yapıyorsun. Seni tebrik ediyorum. Abi ben Londra'da sahneye çıktım, ekstra yani. Seyircinin performansı ekstraydı. Hani burada da çok eğlendikleri oluyor ama orada yani üç ikisi de öyle söyleyeyim yani buradaki kahkahanın. Sordum dedim ya hani oradakilere niye abi burada çok dertli gelmiyorlar zaten dedi. Yani sahneye gelene kadar birçok şeyleri çözülmüş oluyor. Bizim Türkiye'de öyle değil abi. Biz arındırıyoruz gelenleri. Hani iki saatliğine unuttururuz dertlerini. Orada yok. Biz dertsiz geldikleri için diyor yani sıfırdan. Biz eksi ondan alıyoruz seyirciyi art ona çıkarıyoruz. Orada zaten diyor art iki üç geldikleri için diyor sen yirmi geçiyor gösteri. Hani öyle bir şey de var Türkiye'de. Ne kadar güzel bir tespit ve maalesef ne kadar acı. Şöyle de bir şey var ama orada mesela sen bu işi yapan birisi olarak daha iyi biliyorsun, mizah sürekli değişiyor, evrimleşiyor. Artık mesela 20-25 sene önceki şeyler birer cümleden ibaret oldu. Hani yurt dışındaki şey de biraz şeye kaydı. Slank kültürü böyle, o yeselnikler, işte Aries, Piers'lar falan sürekli burada Hasan Cankaya biraz yapıyor.

Yani bir kişiyi tutup onunla dalga geçmek ya da karşılıklı etkileşim üzerinden mizah daha şey. Burada sanki insanlarla dalga geçmek biraz daha zor. O da biraz sıkıntıya sokuyor olabilir mi? Ya da ne diyorsun? Ben çok interaktif yapmıyorum ama birincisi interaktif iki ucu değnek. Tamam mı abi? İnteraktif böyle bir şey. Çok iyi bir seyirci varsa, anlayışlı bir seyirci varsa çok yükseltebilirsin kahkahayı seyirciyi.

Ama takıntılı biri ise yaptığı bir şakadan dolayı yani alınan biri ise o an kalkıp çıkabiliyor. Böyle şey mi olur? Bin kişinin içerisinde çıkıp gidebiliyor yani. O yüzden tabii Hasan Can Kayan'ın ki kayıt olduğu için haliyle çok zor bir iş yapıyor. Ama öyle bir aksaklık yaşanıyorsa da kesiyorlardır oraları. Çünkü diğer türlü sorun olur. Canlı yayında falan olmayabilir o tabii. Şimdi İngiltere'de falan ya da Avrupa'da alınmıyor olabilirler abi. İnsanlar daha relakslar. Yani kendilerine yapılan şakaları ofansif algılamıyorlar ama burada... Abi şöyle, ben lisede taklit yarışmaları yaparlardı. Hocalarımızın taklidini yapardık. Bazı hoca çok gülerdi. Ama benim kulağımın çekildiğini de hatırlıyorum. Ben de lisede taklit yap... İzin alıyorduk abi yani. Seninkini yapabilir... O da hayır diyordu. Asla diyordu. Öyle bir şey yapmayın diyordu.

Başkalarınınki yapılırken gülüyordu, kendininkini istemiyordu yani. Şimdi Avrupa'da öyle değil, istediğin gibi. Ve çok sert şakalar yapılabiliyor yani. Tabii canım, yanında eşi varken onun hakkında konuşabilir. Burada başka bir şey yok. Ama Oscar töreninde tokatta yiyebiliyorsun. O kadar da var yani. O da kişisel bir mesele de olabilir onların arasında.

Tahsinciğim, podcast dünyasına yeni girdik biz. İşte bu Bakıcaz'ın 6. 7. bölümü falan herhalde. Aynen olsun abi. Sağ olasın. Sen de kırmadın geldin, çok teşekkür ediyoruz. Bütün mizahçılara teşekkür ediyorum ben. Kendi adıma ve kolaylıklar diliyorum. Biz de burada böyle keyifli sohbet yapmaya çalışıyoruz. Futbol tabii ki odaklarımızdan bir tanesi. Ama tek baktığımız konu o değil, bir sürü konuya bakıyoruz. O yüzden de adımız Bakıcaz. Bugün de Korhan enteresan bir şey attı dün. Bugün de zaten Beyaz Haber sitelerinde konu oldu, onu anlatalım istedik.

bir tane cisim veya gezegen kırk dört dakikada bir dünyaya sinyal gönderiyormuş abi. Ben buna Mourinho ismini koyalım dedim. Sinyalcileri konuşalım. Sinyalci bir cisim olarak. Cisim mi? Ses mi geliyor abi? Tazminat, tazminat yani öyle bir ses mi geliyor yoksa kırk dört... Yok sadece sinyal gönderiyormuş. Tamam. Değil mi yani bilmiyoruz onu çözersek belki de. Evet sadece sinyal on beş bin ışık yılı uzaktan. Ben çok hakim olmadığım için bu uzay meselelerini... Ama cisim mi, gezegen mi daha henüz... Aynen, kaynağının belirsiz olması işi otantik yapıyor. Yani gezegen sönmüş, gezegen falan deseler bir şey yok. Ama kaynağı belirsiz. Morinho olsa tazminatlar değil mi? Aynen orada öyle bir sinyal gelebilir. Doğru söylüyorsun. Ne diyorsun? Uzaylıdan bu sinyal nedir acaba? Bence adını Morinho koyalım. Morinho. Morinho açık açık yapıyor. Morinho sinyal yapmıyor abi ya. Başka birisi net sinyal mi yapıyor? %100 sinyalde. Senin için hayal kırıklığı oldu mu? Mourinho selektör de yapıyor abi artık yani yetmedi sinyal falan. Artık. Ya benim de kahramanım. Öyle mi? Benim de öyleydi. Ortak kahramanınız. Aynen ben yani ilk... Ben anti kahraman olarak çok severdim. Porto dönemlerinde çok öykünüyordum hatta yani onun... Kupa alıp geri soyma odasına falan gidiyordu ya, ulan ne rahatlık, daha ne istiyor acaba adam falan diyordum. Buraya geldiğinde de doku uyarsa artık siler süpürür ne kadar kupa var diyordum. Şu an ben de şaşkınım abi. Değil mi? Bu hallere. Ya insanın bir yerde başaramaması falan son derece doğal şeyler ama hani bunu bir cover etmeye çalışmasına, işte sinyalcilik noktasına gelmesine falan üzülüyorum ben asıl. Yani orada bir mütevazı bir şekilde bu sene olmadı, beceremedim falan desek daha gene saygım devam edecek kendisine yani. Asla demedi evet. Evet yani. Bu sene de işte ben de şuralarda hata yaptım. Belki ben de çok küçümsedim. Ben de dönüp kendime bakacağım filan dese çok daha saygı... Yani gene olan olan saygım ve sevgim sürecekti. Sinyallerine kızıyorum. Başaramadığına değil. Abi sana şunu sorayım. Mourinho kazansaydı iki kupaydı Türkiye'deki iki kupaydı. Ben yine aşağılardı diyorum. Türk futbolunu yine aşağılardı. Çünkü kodlar hep böyle. Kodlama o değil mi? Ben yine aşağılacağını düşünüyordum. Yani geldim ve benim için çok basit bir şeydi. Burada bir şeyler olmuş ama benim umurumda değil. Geldim ve hepsini çözdüm. Havasında olacağını düşünüyordum eğer alsaydım. Katılıyorum. Ya bana da hali tavrı geldiğinden beri böyle bir sömürge valisi gibi takılıyor yani. Açıklamaları olsun şey olsun. Geldiği yere hiç benimseyememiş gibi yani. Şöyle şunu tartışalım diyorum ben de. Bu bir benimseyememe durumu mu? Küçümseme durumu mu? Yoksa ulan burada ben hacet ettim üstünü örteyim bu tavrımla mı? Halının ortasına harceti yaptım. Bir insan ne kadar propozisyonel olursa olsun amatör yanını kaybettiği anda tamam mı o coşkusu amatör coşkuyu kaybettiği anda istediğin kadar biliyor olmuyor o işler yani. Çok güzel bu not et güzel laf bu. Ben Mourinho'nun amatör ruhunu

kaybettiğini düşünüyorum. Sağ kenarındaki coşkusu, gazı, o futbolcularla olan ilişkisini falan o Porto işte inter dönemlerinde çok daha farklı bir havası var. Daha hırslıydı. Burada listeyi veririm. Hani oluyor ya Avrupa'daki işte Galatasaray gelince Reykjavard da öyle bir şey yapmıştı. Ben listeyi veriyorum kardeşim. Çıkacak oynayacaklar. Daha başka ne yapayım ki kafasında? Öyle değil. Burada 50 tane motif var abi. Hepsini işlemek zorundasın. Kalecinde gazını alacaksın. Defansında hepsi için ayrı ayrı görüşeceksin. Burada 50 tane şey var. Onları yapmadı yani. Türkler yabancılar değil. Aynen öyle, yani her şey. Saha dışında, idmanda uğraşman gerekiyor takımla. Bırak saha içini. Daha en başta uğraşman gerekiyor. Bence onları yapmadı. Önemli yok dedi, salladı. O da... Olmadı. Amatör ruhunu kaybetme noktasını iyi düşünelim ben de. Bak güzel fikir açıcı oldu. Nasıl değerlendiriyorsun futbol sezonunu bitirdik diye? Yani...

Bir yıl daha olur mu Galatasaray şampiyonu, onu merak ediyorum. Şimdi bu değişiklik değişiyor. Bu gidişle öyle olacak gibi. Çünkü şöyle, Fener'de şöyle bir durum var. Ne vazgeçiyorlar, ne kenetleniyorlar. Mesela Galatasaray ile Beşiktaş şampiyonluk gittiği anda, kötü oynadıkları anda, anda vazgeçiyor.

Tamam diyorsa niye bakarız diyor. Kelle havuna başlıyorlar ondan sonra. Diyorlar ki... Sen git, sen git. Tabii sen git, o gelsin, şu gelsin. Benim açıdan o yok. Ne tam olarak arkasında duruyorlar, ne de vazgeçiyorlar. Çok tutkuyla devam ediyorlar yani. Bu da sabit ikinci olmalarını sağlıyor. Yani ne aşağı iniyorlar, ne yukarı çıkabiliyorlar. Bu da güzel tespit. Böyle bir dert var orada. O yüzden ben bir kere...

Etkinlikte İsmail Kartal ile oturuyorum. Ona şey dedim. Hocam krediniz çok az, her şey çok iyi ama farkındayım dedi. Yani 1-2 maç kaybettiğinizde çok başka şeyler konuşulabilir. Böyle olmaması gerekiyor derim yani. Hiçbir teknik direktörün 1-2 maç kaybedince eleştirilmemesi gerekiyor diye düşünüyorum ben. O da ben de öyle düşünüyorum dedi. Adam 1 maç kaybetti zaten. Yanlış mı hatırlıyorum? Tek tek mağlubiyet. Tek mağlubiyeti var İsmail Kartal'ın da. Ona rağmen de gönderildi. Yani bir tık zihniyetin Venerbahçe'de değişmez ise

Vegas'a böyle bir performans sergilerse, onlar da gıcık gibi iki yıldır ekstra iyi oynuyorlar abi. Yani böyle bir şey de var, böyle bir gerçek de var. Çok kritik isimler son anda İlaç oluyor, Ozymen'i geliyor, Lemina'sı geliyor. Bence bu ikisi bu yılın şampiyonluğunu getiren iki isim yani. Hatta Lemina çok konuşulmuyor ama net yapan isimler. Valla ben kişisel olarak şunu söylüyorum soranlara, Galatasaray kendi kendine bir açmaza düşmezse, bir negatife düşmezse seneye de şampiyon olur. Mevcut şartlar altında. Fener'de başkan değişir, hoca değişir, bilmem. Fener'deki mevcut şartların değişmediği durumda Galatasaray kendi kendine bir operasyon yapmazsa seneye de şampiyon olur. Çünkü mali olarak Beşiktaş'ın da, Trabzon'un da henüz yaklaşacak seviyeye gelmeleri belki bir iki sene sonra ancak düşünülebilecek bir şey.

Dolayısıyla gelecek yıl da Galatasaray %75-80 mevcut şartlarda avantajlı başlayacak, şampiyon oluyormuş gibi başlayacak. Totem mi yapıyorsun abi? Yok hiç totem yapmam, gerçek bu. Ama Fener'de şartlar değişir, Galatasaray'da şartlar negatife gider, o zaman başka bir şey konuşursun. Bir küçük detay değiştirir, o simenin gelmemiş olması bu sene şampiyon yapmazdı Galatasaray. Diyelim ki oldu, güldü geçti teklifi, 10 milyon ne, ben ne işim var orada dedi ve geçti, olmadı yani. Telefonu kapattı elim o dönem. O zaman da belki Icardi sakatlanmazdı ama bilemeyiz, onu bilemeyiz yani. Belki o sezonu kapatmazdı.

Araya gireyim, bana şey gibi geliyor. Kardeşim Osman var diye kasığı atmış olamazlar mı bildiğin? Yok yok ama bilemezsin yani onu, bilemeyiz. Yok Morato'ya güvenirlerdi abi, onlar olmazdı o iş. Ben söyleyeyim, olamazdı şampiyonluk. Bence de Osman olmasa şampiyonluk zor gibiydi. Bana şey gibi geliyor abi Türkiye Ligi, ben çocukken Tosubasa vardı.

Tusubasa'yı izlerken böyle eleman bir şut çekerdi. 30-40 metreden. O top gider böyle çataldan dönerdi. Gerçekte gördüğün zaman böyle tüylerin diken diken edecek bir şut. Orada spiker şey derdi. Berbat bir şut işte. Kaleyi tutup gol olmadığı için. Halbuki top yamulmuş böyle öyle gitmiş. Son anda eldiven girmiş şeyin içine. 40 metreden dönerdi. O senin az önce anlattığın İspanyol Mert Kartal şutu. şey gibi duruyor. Yani asla eksik ya da şey bir şey olmayacak yani. Hep yeneceksin. Bana da o saçma geliyor yani. Takım bir kere beraber kalmış. Bütün YouTube çalkalanıyor. İşte taraftar ayrı. Abi zaten şeye bakıyorum. Şimdi Fenerbahçe'ye sezon başında deseydin ki sadece bir kere yenileceksin. Kabul mü deseydin? Herkes kabul ederdi. Tamam derlerdi değil mi? Kesin şampiyonluk derlerdi. Altına imza atarlardı. Burada bir de şu var. Galatasaray'ın ekstra performansı var yani.

O da hiç yenilmeden ya da işte berabere kalarak, az beraber kalarak oraya kadar gitmiş. Bu direkt Fenerbahçe'nin sorunu değil. Galatasaray'ın ekstra bir performansı var abi. Onun bir şeylere düşmesin. Muslera gidince mi düşer, Osman gidince mi düşer? O zaman olur yani. Muslera'yla Mertens'in gidişiyle işte biraz soyunma odasındaki babaların gideceği filan bir soru işaretleri varmış. Öyle diyorlar. İşte Osman gidecek. Hani hem kaleyi hem atanı hem tutanı. Kaybediyoruz bu sene falan. Bakalım o işlere. Serdar abinin en önemli sözü bu yıl gerçek olacak. Galatasaray'ın atan da gitti, tutan da gitti abi. Hadi buyur. Ama işte onlara şeye bakacaksın. Yeni gelene bakacaksın yani. Abi kaleci sorunu çözmek hiç öyle kolay bir şey değil. Görüyorsun Beşiktaş'ta Fenerbahçe'de yıllardır birçok sezonu kaleci yüzünden kaybetti. Galatasaray yıllardır birçok sezonu Mustafa Alp ile kazandı. Nadir bir tür çünkü kaleciler. Çok yetişmiyor yani. O yüzden kimin geleceği konusunda... Bir de kağıt üzerinde libe kavuş da çok iyi abi. Doğru bir tercih yapman lazım, doğru. Kaleci önemli bir şey. Hayatımızda da öyle zaten ya. Tutan önemli bir şey yani. Hayatı tutan, aileyi tutan. Ali Rıza Bey öldü, yaprak dökümü oldu işte, gördün. O kalecisi miydi oranın?

Genelde babalardır abi kaleci. Öyle değil midir aileyi tutan? İyi babalardan söz ediyorum, ideal babalardan söz ediyorum. Atan? Yani klasik Türk aile yapısındaki babadan söz ediyorum. Belki de o eski filmlerimizden. Gündüz işine gider, efendi adamdır. En kötü alışkanlığı sigaradır bir tek. İçkisi yoktur, kumarı yoktur. Getirir evine, beş çocuğu vardır, hepsine bakmaya çalışır. O aileyi döndürür. İşte o tutan o. Değil mi? Bence o yani. Atan da işte sonra zengin olan evlat veya zengin kız bulan oğlan olabilir. Eminim zengin erkek bulan kız olabilir falan. Atan da o zaten. Böyle düşündüm yani birden. Şimdi geldi aklıma. Fena değilmiş. Yaprak dökümünün değil mi? Ayrıca sürekli kalp krizi geçiyordu ama abi. Çok iyi kareci değildi de tutmaya çalışıyordu.

Defans kötüydü orada, kızlar kötüydü orada. Kızlar orada evet, atamıyorlar da bir türlü. Sürekli off-site'i bozuyor da bir tanesi. O yüzden en çok gollediği yerdir Ali Rıza Bey'in. Doğru, maalesef. Atanmaya da tutan önemli. Dönüşte bu konuyu bir konuşalım biraz.

Efendim yeniden selamlar. Gelecek hafta Saadettin Saran konteyle görüşecekmiş gene. Tekrar. Evet. Yine mi bir kelebek etkisi? Gene görüşecek, gene gelmeyecek Fener'e. İşte atıyorum bu sene mesela Juventus'a gidecek. Bu sefer Juventus'tan biri mi gelecek mesela Galatasaray'a? Abi ben şu varyasyonu sunuyorum sana. Diyelim bir konte geçen sene geldi, aynı şey oldu. Aynı şey oldu. Galatasaray şampiyon oldu. Mourinho da konte geldiği için gelmedi. Şu an masada şeyi konuşuyor olur muydu? Ya Fener Mourinho ile anlaşmış abi düşünebiliyor musun?

Mourinho gelecekti. Son anda Conte'yi getirmişler. Çok saçma. Mourinho gibi bir adam varken... Kesinlikle böyle konuşulurdu. O yüzden şu an Conte'yi paralel evrende övmenin hiçbir manası yok. Yani orada olsa ne olurdu diye. Çünkü adam Napoli'de o işi yaptı. Dediğim gibi Fener'in performansı kötü değil. Gasrank iyi. O yüzden böyle bir sorun var. Ama Conte gelip ben hepsini de kazandırdım diyorsa, derbi kazanacak bir kapasitesi varsa buyursun gelsin. Saadettin Saran başkan olmadan ne güzel teknik direktörü de ayarlıyor. İlişki camiye ya.

Yani teknik direktörü getiriyor sonra diyor ki sen al bunu diyor. Az yıldır diyor ki bak ben anlaştım ama sen ne dersin diye. Başkanlar kendi aralarında teknik direktörü paylaşım yapıyorlar. Ari Bey'in sorunu o zaten. Kendi kararı yok.

Kendi felsefesi yok, kendi stratejisi yok. Ali Bey'in bugüne kadarki en büyük hatası o. Comolli ne derse o, falanca ne derse o, Emre abin ne derse... Alo, ben Emre abim vardı bir ara. Emre abin ne derse onu bir dinleyelim, şunu bir dinleyelim. Yani CEO'ların, CFO'ların, o birtakım proje müdürlerinin sunduklarına alıştığı için... ...kendinin karar vermesi gerektiği noktalarda karar alamıyor. Mesela Saadettin Sanen düşünmüş. Ulan ben gelsem kontey getireyim falan demiş. Aziz Bey düşünmüş. O gün öyle bir anlaşayım da öyle bir çıkayım falan demiş. Şey düşünmüyor mesela.

Ali Bey düşünmüyor. Nasılsa kazanırım, ben varım falan diyor. Belki Kartal'la devam edecekti abi. Belki daha iyi olacaktı. Yok, etmeyeceğini söylemiş. Onu sonradan öğrendim. Etmeyeceğini söylemiş. Büyük ihtimalle Montella olacaktı. O da yanlış tercih olmazdı ama kendi kararının arkasında durmak diye bir şey var ya. Yanlış da yapsam ben yaptım. Ama Mourinho'nun ismi Montella'dan büyük. Dolayısıyla bazen seçimi kazanmak, sezonu kazanmaktan önemli olabilir yani. O yüzden... Evet, %100 seçim hamlesi. İsmail Kartal da fiziki açıdan tam bir karizma görüntüsü vermediği için bence elendi oradan.

Evet ama o önemli bir şey. Yoksa 99 puan, 99 golle, işte bir Tom Hardy oynarken falan olsaydı... Kesin şampiyon olsa karizmatik gelirdi gözlere ya, onunla diye baya olurdu. Okan hala gelmiyor bence insanın. %100 bir şey yok. Ayakkabılarından dolayıdır, Okan hocanın ayakkabılarından dolayıdır. Gerçekten öyle bakıyor bence insanlar bu arada. Yani ben öyle olduğunu düşündüğümden söylemiyorum. Fiziki görünüm önemli ama. Mesela Dursun Özbek'e çok yakın zamana kadar yağlı surat falan deniyordu yani.

Hala diyorlar. Kulaklarına diyoruz şimdi. Kulaklarına diyoruz. Kulaklarına diyoruz. Kulaklarına

diyoruz. Kulaklarına diyoruz. Kulaklarına diyoruz. Kulaklarına diyoruz. Kulaklarına diyoruz. Kulaklarına diyoruz. Kulaklarına diyoruz. Kulaklarına diyoruz. Kulaklarına Kulaklarına diyoruz. Kulaklarına diyoruz. Kulaklarına diyoruz. Kulaklarına diyoruz. Kulaklarına diyoruz. Kulaklarına diyoruz. Kulaklarına diyoruz. Kulaklarına diyoruz. Kulaklarına diyoruz. Kulaklarına diyoruz. Kulaklarına diyoruz. Tarih'in en başarılı başkanlarından biri bir, bir daha seçildiğinde Kulaklarına diyoruz. Ali Sami Kulaklarına Bey geçiyor. Ali diyoruz. Samiye'ni geçiyor Kulaklarına süre olarak. Bu diyoruz. Kul sadece görünüm olarak da değil, konuşmaları vesaireleri de... Tabii, karizmami bütün yani. Tahsin Asoğlu hem yakışıklı hem karizmatik. Aynen.

Hiç yalan değil, gerçekten. Neyse, podcast görüntü yok abi, ondan böyle sallıyorsun. Kim bilecek aslında. Herkes seni biliyor canım, olur mu öyle şey? Karizmatik olmayan adam sahneye çıkabilir mi ya? Şu an Google'a yazmayın da böyle en azından 5 dakika yaşayayım ben şu mutluluğu. Yazmayın. Aslında kimmiş lan bu? Hadi lan Serdar Bey. Öylesin, öylesin. Eyvallah, teşekkürler. Hakikaten başarı seksilik getiriyor da doğru söylüyorsun ama karizmada genel olarak bir şey tabii. Önemli bir unsur yani. Yanlış bilmiyorsan, bu bilgini yanlış biliyorsan düzeltin abi. Muslera bir tane Fenerbahçe şampiyonunu görüyor değil mi? Yok, 14 yılda görmüştür canım. En az 2 tane görmüştü. Bilmiyorum belki de bir tane görmüştür. Bilmiyorum. Her neyse ben öyle bir bilgi okudum. Bu yanlış da olabilir. Özür diliyorum yanlış. Olabilir olabilir. En fazla 2 lira ama. 11 senede olamadı zaten. O sezonda başında Mancini var. Mesela Mancini'yi öyle çok çok kötü hatırlamıyor insanlar. Aslında bence çok başarılı değildi. Ama baktığın zaman at kısa olsun, saçları falan olsun. Harbi evet. Karizmatik bir adamdı yani. Akıllarda hep şu an. Ya da biz Türkiye'de böyle seviyoruz böyle şekil şükürlü insanları yani. Şekil şükürlü herkes seviyor abi.

Her yerde seviliyor yani. Bence bir de ligin şey problemi var abi, bu Fenerbahçe'nin problemi Galatasaray ama Galatasaray'ın da bu önünü açan, bizde futbol şeyi yok ya, figüranlar çok kötü. Geçen dedim ya, mesela Sopranos dizisini güzel yapan şey, o yandaki kastın da çok iyi oluşturulmuş olması. Yani bizde Eyüp, Meyüp, Dincil, Sercan... Diğer takımlardan bahsediyorsun. Hiç stürü görünce heyecan yapmıyorsun değil mi abi? Derbi gelene kadar olmuyor diyorsun. Taraftarı yok, bir şeyi yok. Şimdi yedi tane İstanbul takımı oldu abi. Abi ben Bursa'nın Eskişehir'in hızla, ivedilikle, özel bir kararla tekrar Süper Lig'i almamız lazım. Anca öyle olur evet. Stadı dolduran, formasını giyen. Orada sana benim çocukluğumda mesela Gaziantep deplasmanı olsun, şey olsun. Ya Bursa deplasmanına kazanıp gelmek falan öyle çok kolay işler değil ya. Çok zor işte evet. Yani biraz deplasman kültürünü de bulmamız lazım. Şehir kültürünü geliştirmemiz lazım. İstanbul'a kaç takım yeterli abi sizce? Dört yeter abi. Beş ya da. Beş hadi malzeme bekliyoruz. Londra'dakilere niye laf etmiyorsun abi? Kaç tane? Abi Londra'yı bilmediğin için öyle diyorsun işte. Londra'da çünkü bölgeler var. Bölgesel rekabet var. Adam zaten Londra takımı değil o, Londra'nın bilmem ne bölgesinin takımı. Londra'da maçını kendi stadında oynamayan takım yoktur abi. Bizde var şimdi. Sıkışan... Atatürk olimpiyata gidiyor ya. Normalde 2000 kişi stadı var. Sıkışan gidiyor öyle. Yani orada o bölge kültürü diye bir şey var. O bölgeden de çıkmıyor pek adam zaten. Kendi zorundan da pek ayrılmıyor da zaten. Yani bir arsenalli için Crystal Palace Londra takımı değil.

Ya onlar işte güneyli falan diyor adam. Aynı şehirdeler. Şey gibi o. Pendik'le Beylikdüzü gibi bir şey. İkisi de İstanbul'da hani ortada buluşalım deseler Boğaz'danca karşılaşırsın yani. İkisinin de iki saat yolu var. Ortada buluşalım deseler iki saat yolu var yani. Şimdi 7 oldu değil mi abi bu yıl? 3 büyükler, Karagümrük, Kasımpaşa 5, Eyüp 6. Fikstürde otobüsle kullanılan şey çoğaldı şu an işte. Önümüzdeki hafta deplasman ama otobüs resmi kullandık. Uçak da yok yani. O da evimiz gibi görüyorlar. 7 tane şu an. 7 tane var. Hayırlı olsun. Gençler Birliği geldi. Tabii köklü kurum ama. Hani gene taraftarlı kulüp bir koca e-spor gözüküyor. Gelecek sezonda ne yazık ki ligin dediğin gibi figürasyonu çok da iyi olmaz. Kaderini derbi belirleyecek. Yine biraz derbiler, birkaç tane sürpriz. Beşiktaş'ın evinde sokakta yenmek orada. İçeride dışarıda hepsini yenecek yani. Beşiktaş'ın da bu sene... Beşiktaş'ı hakikaten onu bir konuşalım mı ya? Ya baba Atletico Bilbao'ya dört attın. Lyon'u yendin, yarı final ördün yani ikisi de. Evet abi. Yendiğin iki takım da yarı final ördün. Fener'i iki maçta da yendin. Galatasaray'ı iki kere yendin. Bir kere de beş attın. Evet.

Ondan sonra Trabzon'u yendim. İlk beşiği falan, ilk beşteki herkesi yenmiş. Ondan sonra çok değişik bir çardayım ya. Bence başlığın taşları ocak takım Beşiktaş ya bu sezon. Bak zor olan her şeyi yapmış. Zor olanın hepsini yapmış yani. Ama dördüncü değil mi şu an? Dördüncü sırada. Dördüncü ya. Üçüncülük biraz ilişkide, evet. Üçüncülük kesikte. Abi hesaplatsan Samsun'un arkasında kalamıyorsun yine. Ne yapacaksın? Şu kadar başarı elde edip de derbiler falan hepsini... İnanılmaz yani. Bir baksana orada federasyon... Yanlış bir hesap olabilir mi? Şu an lider olabilir adamlar, bir baksana. Orada şöyle de bir şey var yani yöneticileri falan çıktı, isim isim vererek futbolculara neler dediler ya. Yine oynuyor olmaları enteresan yani. Abi ben zaten şey diyorum, bir maçtan sonra bir takımın süperlikte oynayan bir takımın teknik direktörü kadro kalitesi falan diye bahsediyor ya. Çok rencideci değil mi ya? Abi içeride soyunma odasında sağ beksin, düşünsene oynamışsın. Teknik direktörü diyor ki onların kadrosu bir şekilde... Ama şimdi ben mesela analistlerle falan konuşuyorum takımlarda. Hakikaten gelinen nokta, en son şeye geliyorsun yani. İşte abi şöyle yapmak lazım, Galatasaray'a karşı oynarken böyle yapmak lazım. İşte Fener'de şunu iyi yapmak lazım, bunu yapmasan da olur falan. Yani ona karşı oynarken. Peki abi ya sen niye yapamıyorsun, sen Alkmaer'in yaptığını falan diyorsun mesela. Sen neden yapamıyorsun işte Maccabi'nin yaptığını Beşiktaş'a karşı? Sen niye yapamıyorsun Twente'nin Fener'e yaptığını falan diye sorduğunda eninde sonunda gelinen nokta şu ya. Şu işi beceriyor diyor ve o becerebildiği şey üzerinden orayı geliştirmeye çalışıyor. Hani bir laf var ya, benim çocuğum matematikte zayıf, teniste iyiyse millet matematik dersi aldırır, ben tenis dersi aldırırım diyor bir tane adam. Bir eğitmen. Adam diyor bir tane işi çok iyi yapıyor işte.

Uzun pası çok iyi yapıyor. Baskıyı kırmayı çok iyi yapıyor. Ne bileyim ayağa çıkmayı iyi yapıyor. İşte iki pasta uzun oynamayı falan. Bir tane işi çok iyi biliyorlar ve o bir tane bildiklerinin üzerinden senin şeyini kırıyorlar. Abi mesela gençler bile örnek verin. Çok iyi kontratak diyorlar değil mi? Gençler bile kontrata yan yana anılan bir şeydi eskiden yani. Bir şeyi çok iyi yapıyorlar. Bir şeyi çok iyi yapıyorlar. Bu da kalite yani. Eninde sonunda gelinen nokta kalite. Peki bu kadar da mı yani? Bir tane taskı bile yapamayan bir... Dikkat Vokat gelmiş abi. Bak bu gerçek hikaye. Dikkat Vokat bir geliyor, Fenerbahçe bu diyor. Yani adamlar işte Türkiye'nin en büyük kulüplerinden biri. Buradaki futbolcular da herhalde büyük kulüpte oynayacak yeterlilikteki oyunculardır falan diyor. Adam işte çoklu görevler veriyor bazı futbolcuya. Şuradan şuraya koşarken, top sana geldiğinde bu tarafa böyle bir şey yapacaksın, diyor. Tahsin diyor, sen topla koşarken, top sana geldiğinde bunu yap. O sırada sen de Korhan, arka direkt de filan gibi bir çoklu task yapıyor. Tabii bizim Türk futbolcularımızın birçoğu mavi ekran o sırada. Adam bunu çözene kadar zaten Fenerbahçe sezonu kaybetti. Sonra bir maçtan sonra dedi ki, tamam ben artık çözdüm, dedi. Çok şey bir adamdı yani, dürüst bir adamdı. Fenerbahçe'nin bir karar vermesi lazım. Sen bu kulüp için yeterince iyi değilsin denilecek çok futbolcu var demişti adam yani.

Ve bir süre sonra bakıyor ki bunların hepsi mavi ekran, en son koyuyormuş omuzuna. Sadece şunu yap, bir tek bunu yapmanı istiyorum. Tek taska düşürmüş ve o zaman oluyor yani işte Manchester'ları falan yendi adam, Mourinho'nun Manchester'ını. Sonra o da derbi kralıydı yani, Beşiktaş'ı falan. Herkes yanında adam. Çünkü bakmış ki olmuyor yani. Şimdi o zaman diyorsun ki lan hakikaten tek bir görevi bile, tek bir beceriyi bile sergileyemeyen takımlarımız var bizim. Tek bir beceriyi bile yani. Şu işi iyi yapıyorlar, bu işi iyi yapıyorlar. Önüne iyi basıyorlar. Çok koşuyorlar mesela. O bile bir şey değil mi? Çok koşmak bile bir şey. onu bile yapamayan, beceremeyen takımlarımız varsa, biz hakikaten bu kadar paraları neden harcıyoruz? İşte liyakat, liyakat, liyakat diye en azından ben kendi bölümümü bitireyim. Enteresan oldu. Onun üzerine ben de laf söyleyemem abi, liyakat, liyakat. Sen öyle mi bitiriyorsun? Getiriyor muyuz diyakat diyerek? Yok. Avrupa'daki izlediğimiz takımlara yani bizden daha az harcayıp da o kadar iyi oynayan takımlara göre tek dert şimdi çoklu görevi yapmamaları mı yani? Bir şey daha vardır abi ya orada. Eğitim var. Protein olabilir mesela. Protein olabilir. Birkaç bir şey daha bu kadar fark olamaz abi işte Young Boys'un Galatasaray'ı iki maçta da yani bildiğin şov yaptı abi adamlar ya olacak iş mi? Mesela çok güvendiğim bir analistle çok yakın zamanda bir Galatasaray konusu yaptım.

Ve yank boyslu altmar konusu yaptım. Adam diyor, Galatasaray'ın en büyük numarası önde baskı. Topla ortaya çıkmaya çalıştığın zaman, Tottenham ve Bayern Münih seviyesinde bile Galatasaray orada seni paramparça edebiliyor. Ama kenar back'e çıkıp ikinci pasta uzun oynadığın zaman, back'in arkasına, stoper'in çaprazına falan attığın zaman bir şey yapabiliyorsun. Orada bir, hatırlayalım ağzı altmardaki poku veya öbür tarafta oynayan lahto'nun ne kadar çok koşu yaptığını ve arkada ne kadar çok boş bulduğunu görüyorsun. Ama diyor işte stoper o baskı altında sağ back'e topu atabilecek, sağ back'te topu alacak ve topu

Koşu yapan boş arkadaşına atabilme kabiliyetine sahip olacak diyor. Yine çoklu göreve geldik. Olmuyor, evet doğru. Bir de bunun çok çalışma, çok tekrar, bunu anlama kabiliyeti. Bizimkilerin idmanları diyorum, yeteri kadar şey olmuyor olabilir mi? Avrupa'dakilere kadar disiplinli ya da çok çalışmıyor olabilirler mi? Bu kadar fark olamaz. Bir takım gelip senin... İdman kalitesinin düşük olduğu %100. Muhakkak da. %100 o. Ben dünyada böyle bir şey var mı, örnek var mı bilmiyorum. Düşünüyorum da. Mesela Galatasaray, Fenerbahçe, Beşiktaş işte.

ülkenin her yerindeki kişilerin bir şehirdeki, alakası bir şehirdeki takımı tutması durumu yok. Bence bu temelde buradan kaynaklanıyor. Mesela geçen sene diyorum Crystal Palace şeye çıktı. Kupayı aldı. Kupayı aldı. Kupadan önce röportaj yapıyorlar. Adamlara diyorlar ki hani kupayı alacaksınız ama bir daha hiç Crystal Palace'ı seyretmeyeceksiniz. Adam diyor ki yeter ki Crystal Palace kupa alsın. Böyle çoluk çocukla falan gelmişler. E şimdi sen bu takımların taraftar sayısını arttırıyorsun. Birisinin diyor, benim 30 milyon taraftarım var. Saçma sapan rakamlar yani böyle. Lakers taraftarı falan yok o kadar Los Angeles'ta, atıyorum. Bu kadar taraftar olunca baskı da çok oluyor. Herkes bir şey söylüyor ve bence taraftar, mesela Beşiktaş'ın yaptığı en büyük yanlışlardan birisi oydu. Sosyal medyayı çok kale aldıkları için sürekli değişiklik yapmaya gidiyorlar bir şeyi başarmak için. Onu herkes söylüyor canım. Bütün kulüplerin sosyal medyası. Yani Twitter bu transfer döneminde kapatılsa, Aynen öyle. Çok rahat olur herkes. Ya da millete zorunluluğu tutacaksın. Abi 5-5 maçların tamamı Deplas Pandoras'a daha fazla puan almış mıydı bu sezon? Yok. Tamamı Deplas Pandoras'a. Haksızlık etmeyin. Haksızlık etmeyin. Abi ben şöyle bir şey diyeyim. Çarşı bazen negatif coşku da verebiliyor yani. Hiç afları yok yani. Kötü oynayan takımı bacakları titriyor orada. Ben o açıdan bazen birilerinin bir sopa göstermesi gerektiğini de düşünüyorum. Bu sopası çok büyük olabilir mi abi? Geri ne fazla büyük yani orada? Yok abi Beşiktaş da... Yani Beşiktaş şöyle, bence haddinden fazla cefa çektiler. Hani cefakar Beşiktaş taraftarı var ya... Haddinden fazla cefa çektirildi bu sene. Özellikle birkaç senedir daha doğrusu. Ama işte onlar da enteresan bir şekilde büyük maçları kazanarak hiç olmasa bir nebze de olsa bir tat bıraktılar. Ama işte şimdi iyi oynadığında çağrışının etkisi büyük. Onu da arkalarına alıyorlar. 2-2'si oluyor gücü. Ama takım kötü oynadığında da abi futbolcular... Ama bu şöyle bir şey abi. Gücüne ben ne diyeceğim diye bakıyorlar yani. Ben ne yapacağım diye bakıyorlar. Bu biraz şöyle bir şey değil mi? Gücüne güç katmaya geldik diyor yani. Evet. Sen gücün de yoksa ona da katkıda bulunurum. Ben o zaman ona da katkıda bulunurum sana. Bence bu kadar da rahat olmamaları lazım. Birinin de bir, siz hayırdır beyler falan diyecek bir gücün de olması gerektiğini düşünüyorum ben. Mesela Fener'in kaybettiği en önemli şeylerden biri o. Eskiden Kadıköy'den selam verip geçemezdin yani. Eskiye böyle puan almak falan imkansızdı. Senin, şöyle zaten Ali Bey, büyük başarısı o Ali bir koçun. 1958 ile 2018 arasında Fenerbahçe'nin Kadıköy'de 50 küsur senedir, neredeyse 60 senedir. Kaybettiği maç sayısı 86. Ali Bey döneminde 23.

Çok ciddi bir rakam yani. Bayağı fark var. Yani 7 senede 23 kez. Derbi değil sadece. Kadıköy'deki kaybedilen maçlardan söz ediyoruz. Türkiye Ligi'nde yani. Toplam 86 kere yenilmişsin. Peki abi şöyle bir şey diyebilir miyiz? Bu tür büyük atmosferlerde acaba hakem de bazen seyircinin etkisi altına girip de hani vardan sonra bu tür şeylerin olmasına normal diyebilir miyiz? Büyük takımların evlerinde kaybetmesi yani. Galatasaray, Fenerbahçe falan evinde kaybediyor vardan sonra. Çünkü kontrol ediliyor. Eskiden birinin koluna

Çapkın'ı varsaydıkları anda seyirci eğer çok yüksek tepki veriyorsa... Hakem diyorduk yani, seyirci görürse doğrudur diyordu mesela. Varın varın bu konuda etkisi var tabii. O yüzden de olabilir direkt. Ali Bey'i savunmuş gibi oldum ama yani... Tabii podcast olduğu için siz oradaki çapkın gülümsemeyi görmediniz.

Ali Koç'a sevgiler. Sever misin? Biz tanışıyoruz abi, birkaç kere gösteri falan yaptım. Kimle oturuyoruz? Sağolun. Herkes şu an görse hatırlamadı ama yani bir iki kere sahneye çıktım. Tahsin tabii federasyonun bazı kulüplerin şeylerine çıktı. Sahnelerine çıktı. Yapıyoruz abi gösteri. Ben de isterdim Ali Koç'la tanışmayı. Yapıyorsun bu sporu.

Tanışırsın bir gün canım. Hafızası çok kuvvetli ama, öyle söyleyeyim. Aşırı kuvvetli hafızası. Her şey hatırlıyor. Bir de her şeyle ilgili, gösterdi, mesela kablo bir yere takılıyordu. Bunu kim mesela şey der, değil mi? Organizasyondan, ben önce ödül töreni vardı, kablo takılıyordu birine. Ali Koç dedi ki ya, şunu dedi, sonra durdu, kimseyi çağırmadı, kabloyu kendi aldı abi. Hoparlörün arkasında koydu. Bildiğin her şeyle hakim yani olay. O yüzden dikkatli olduğunu ben varsayıyorum. Mourinho ile anlaşamama sebeplerinden biri olabilir bu. İyi anlaşıyor, iyi anlaşıyor. Bence dikkatini tamamen daha çok ve tek başına vermesi lazım. O zaman daha başarılı olacaktır.

Tahsin'cim teşekkür ederiz. Eyvallah abi ben teşekkür ederim. Ayağına sağlık, hoş geldin. Ağzına sağlık. Yine gel. Nez var mı programlarının turnenini anlat. Bugün artık yayında olmayacaktır bu. Sakarya'ya gidiyoruz ama yani İnstagram hesabından takip etsinler abi. Bütün yaz dolusun. Devam edeceğiz abi evet. Tam dolu değiliz ama gidebileceğimiz salonlara gideceğiz. Yazın da gideceğiz hepsine. İnstagram sayfamdan da gösteri takvimini takip edebilirim. Efendim Tahsin Asol'unu takip ediyorsunuzdur zaten. Varsa takip etmeyen 2-3 kişi onlar da etsinler.

Bakıcaz'dan öncelikle Tahsin Asoğlu'na, konuğumuza teşekkür ediyoruz bir kere daha. Bakıcaz'dan herkese iyi günler diliyoruz. Bir sonraki yayında görüşmek üzere efendim. Hoşça kalın.

Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.

Reklam Alanı (Deneme)