Podcast

Prenses Erkekler, Çardak Kuşları ve Favori Dizilerimiz

Bakıcaz

1 yıl önce
İzle
Reklam Alanı (Deneme)

Bölüm Açıklaması

Prenses erkek kimdir? Trip atan mı, hesap ödemeyen mi, yoksa hâlâ ailesiyle yaşayan mı? Peki beklentiler mi değişti, yoksa erkekler mi?

Serdar Ali Çelikler ve Korhan Yılmaz bu bölümde, Macron’un “tokat gibi” görüntülerinden Kurtlar Vadisi’ne, cennet kuşlarından çardak kuşlarına kadar uzanan bir sohbette; erkeklik, evrim, dizi evrenleri ve Türkiye'deki dizi prodüksiyonlarına bakıyor.

Keyifli dinlemeler.






Tüm bölümler ve daha fazlası için ⁠podbeemedia.com⁠'u ziyaret et!

----- Podbee Sunar -------

Bu podcast reklam içermektedir.

Bölüm Transkripti

4.065 kelime · ~20 dk okuma

Efendim Pod B Media'nın sunduğu Bakıcaz'dan yeniden merhabalar ben Serdar İlçelikler ve partnerim ve ortağım dostum Korhan Yılmaz'la beraber gene biraz sohbet edeceğiz. Acılı hayatlarımızı birazcık renklendirmek. Trafikte veya can sıkıntısının geldiği herhangi bir yerde dinlemeniz için yarım saatlik bir ufak küçük hap nezdinde bir şeyler yapmaya çalışıyoruz. İlginize alakanız için teşekkür ederiz. Umarız bunu da beğenirsiniz. Bakalım bugün ne konuşacağız.

Ne yapıyorsun, iyi misin? İyiyim abi. Bu arada anonslar her geçen gün daha bir güzelleşiyor abi. Zamanla alışıyorsun. Çok güzel bir giriş anonsu yaptın. Öyle mi? Teşekkür ederim. Tebrik ediyorum. Ben eskiden radyoculuk yapmıştım. Radyoculuk zor bir iş. Boşluğa konuşursun çünkü kimse yok önünde. Bir tane mikrofon, daha böyle filmli bir camın arkasında Tom Meister'ın var, yönetmenin var. Tek başına boşluğa konuşmak çok zor bir iş. O yüzden radyoculuk zor. Ama podcast'e karşımda sen varsın. Stüdyoda arkadaşlar var, onları görüyoruz. Biraz daha kendimi şeyli hissediyorum. Radyo bir de genel olarak canlı değil mi? Ben canlı yapıyordum evet. O da zor. O da zor. Canlı yapıyordum. Bir de sabah 7-10 hani trafik saati çok zordu. Zor bir işti yani. Şunu merak ettim. Canlı yayın mı tercih edersin yoksa bant mı? Abi bant daha konforlu bir şey. Değil mi? Tabii.

İstediğin kadar salla. Band konforlu. Yani şöyle, canlı yayın er meydanı. Adam sinirleniyor, adam seviniyor. Yani duyguların yüksek olduğu yer. Yönetici bir şey söylüyor, ona göre sen yorum yapıyorsun. Sen yükselmiş olabilirsin, sen düşmüş olabilirsin. Bunları kontrol edeceksin. Dinleyen taraf var, seni seven var, sevmeyen var, açığını arayan var. Haline, tavrına dikkat etmek zorundasın. Tavrına dikkat et. Vay o gömleğimi giydin, bu kravatımı taktın falan. Anladın mı? Sallanıyor musun? Bütün bunların hepsine dikkat eden bir kitle var. Canlı yayın heyecanıyla. Bant daha kolay. Aynen öyle. Bant kolay. İki gün sonra bir şey yapsan o kadar olmuyor. Milletten zaten şey olmuş oluyor. Macron da demiş midir abi? Bant olsaydı keşke bu hareket diye. Kadın nasıl dövdü ya? Yazık ya. Koskoca dünya lideri be. Dünya liderine bak be. Cilveleşiyorlar diye düşündüm ama sen şeyde ısrarcısın. Yok net dayak atmış. Biricik hanım. Madem Biricik net ağzını yırtarım demiş bence. Macron'a. Yani bunu bilmiyor olmanız pek mümkün değil ama varsa ki bir iki kişi ne Macron'u ne Brigitte'i ne de ya. Fransa Cumhurbaşkanı ve Fransa lideri Emmanuel Macron eşiyle beraber Vietnam ziyaretine giderken ki Vietnam biliyorsunuz eski bir Fransız sömürgesidir. Oraya giderken uçaktan inerlerken Fransa Cumhurbaşkanı'nın uçağından kameraların çektiği bir anda adam Brigitte böyle Macron'un yüzüne böyle tokat atarmış gibi bir şey yapıyor. Böyle hani çenesinden tutarlar ya kadınlar bazen. Adamların senin ağzını yırtarım ulan falan hani öyle bir şey yapıyor.

Transkriptin tamamını oku

Şanzelize sarayı bunu doğruluyor ama bu şakalaşmadan ve Korhan'ın iddiası olduğu üzere cilveleşmekten ibaret olduğunu söylüyor. Lakin Macron sonrasında uçakta inerlerken Brigitte kolunu uzatıyor koluna girsin diye. Madame Brigitte girmiyor. O yüzden bu cilveleşme milveleşme değil. Kadın bayağı bir içeride şey yapmış. Biliyorsun kendisinden bayağı büyük yaşça bir öğretmene eski öğretmene. Kim? Brigitte mi? Bilmiyorum. Öyle mi? Tabii. Brigitte Macron. Emmanuel Macron'dan büyük. Ve zaten bir zamanlar da öğretmeniymiş. Bu acayip bir şey. Tabi o yüzden de... Psikolojik bir durum da var için içerisinde. O yüzden de... Gerçi şöyle derler eskiden yani Anadolu'da öyle bir inanış vardır. Karın senden yaşça büyükse zengin olursun derler. Evet duymuştum ben de bunu. Öyle bir şey söylerler. Şimdi Macron da zengin olmuştur muhtemelen de. Olmuş zaten. Yani burada neden dayak yediği filan önemli tabii. İşte öğretmenin evrimsel bir kalıntısı olabilir yani. Sen bir kendine gel demiş yani. Sen bir kendine gel demiş Macron. Neden çıkmış olabilir bu kavga? Abi bir başka kadın mevzusu olabilir. Beni niye Vietnam'a getirdin diye mi? Bir başka kadın mevzusu olabilir. Daha önce çözülmemiş bir sorun olabilir. Ama kadınlar yani erkek... Şimdi şöyle, bu Biricik'te biraz ters bir durum var. Erkekler yaşlanınca kadınlarını dövüyor ya. Erkek zavallı bir şey ha vallahi.

Evet, elden ayaktan düştüğü an. Elden ayaktan düşünce kadınlar dövüyorlar ya. Aslan topluluklarında da öyle ya abi. Aslan mesela. Yavru aslanlar biraz serpilince gelip yaşlı aslanı tokatlayıp gönderiyorlar. Ama yani hakikaten erkek zavallı. Şimdi bu kadınlar diyorlar ya prenses erkeklerle doldu her yer falan. O prenses erkekler mevzusunu ayrıca açarız ama hakikaten yani bütün dünyayı yöneten aslında kadınlar ya. Vallahi bak. Erkekleri de kadınlar yönettiği için. Olabilir ya. Benim babam da rahmetli son yıllarında şey derdi. Annene söyle bana bağırmasın derdi ya. Yazık vallahi.

Korkuluyor, evet. Ben de mesela... Yani valla bana bağırıyor, git söyle bağırma babama de falan diyordu ya. Yazık adama ya. Elinden bir şey gelmiyor değil mi? Benim yani annemin öyle fiziki bir durumu yoktu da, fiziksel bir şeyi. Hiç olmazsa bağırıp fırçalıyormuş. O enerjiden zaten insan şey yapıyor. Abi ben hep görüyorum bak, kayınvalidem de öyleydi.

O da rahmetli kayınpederime. Ters davranıyorlar abi. O yılların şeyini çıkartıyor kadınlar yani. Hakikaten erkek zavallı varlık ya. İktidardan düşünce, güçten kuvvetten düşünce şey oluyorsun. Ama kadın hep yaşıyor. Mesela kadın tek başına yaşayabiliyor. Tek başına yaşar, tek başına yaşlanır. Erkek bakamıyor kendine. Erkek de kendine bakabiliyor. Tabii biz bunu bir genelleme olarak söylüyoruz ki genellemeler her zaman doğru değildir. İstisnalar vardır ama. Elbette istisnalar vardır ama erkek eninde sonunda zavallı bir varlığa Evet, ben de bir hafta falan tek başıma kalsam ahıra döndürüyorum yani kaldığım ortamı. Tabii, tabii. Kadın güzelleştiriyor ve toparlıyor canım. Ve bence o güzelleştirme çabası aslında içten içe de bir öfke birikimine sebep oluyor olabilir yani. Ben niye bunun ardını topluyorum ya da niye ben bu işin destekçisiyim diye. İlerideki dayağın sebebi birikmiş bir öfke olabilir. Zamanında birikmiş işte adamın iktidarı varken. Yani erkek iktizardayken bir şey demiyor ama onu biriktiriyor. Babam diyordu bana, elli sene önce söylediğim şeyleri ben artık tabii ki hatırlamıyorum ama annen hala hatırlıyor diyordu. Tabii demek ki. Kadınlar da var olacak. İçine işlemiş yani. Elli sene önce. Ama ben de şöyle bir şey diyorum Mesabi, o prenses erkeklik dedik ya bu yaşların içinde bir şey yapıyor diye. Hadi geçelim oraya. Erkeğin yıpranma payı biraz daha fazla genel olarak ama tarihsel açıdan baksana. Fiziksel olarak da öyle yani evet. Fizyonomi de öyle. Fiziksel olarak yıpranma payı daha fazla. O yüzden kadınlar biraz daha uzun yaşıyor tespitine de katılıyorum. Hem daha dinç kalıyorlar. O zaten bilimsel gerçek canım. Evet. Bu prenses erkekler de biraz daha geleceğe dinç kalmak için mi böyle işte pek iş yapmadıkları için mi? Neden sence böyle? Bilmiyorum. Ben yani prenses erkek tabirini tam olarak anlamıyordum yani.

Şimdi şöyle bir şey var, iki tane sosyal medyadan hakim olduğum mesele var. Biri, ay erkekler de prensesleşti, tamam. İkincisi de şey, halledeceğim erkeğinin telefonlarına bakmıyorum çünkü hallettim erkeğiyle date'deyim falan. Tamam mı? Bakarız. Şimdi herkesin beklediği anladığım kadarıyla hallettim erkeği. Tabii, iş bitiren. Tamam mı? Prensesler de halledemeyenler herhalde. Öyle anlıyorum ben. Tam yanlış bir şey söylemeyeyim. Benim bildiğim prenses erkek işte... Dur yönetmenimize soralım şimdi. Yönetmenimiz de kadın. Bu prenses erkek nedir? Bize bir kulağımıza söyler misiniz? Tam yanlış bir şey söylemeyelim şimdi iki erkek. Nasıl cevap verecek acaba? Kulağımızdan verecek. Biz de aktaracağız. Evet. Tamam. Ben o bakarken kendi fikrimi söylüyorum o zaman. Yani prenses erkek benim anladığım okuduğum kadarıyla işte trip atan, tamam mı? Yani mesela ilişkide trip kimin rolüdür aslında? Kadının rolüdür. Kadının rolüdür. İşte sen idare edersin ya da işte gönlünü yaparsın falan filan. Ya da işte hesap öderken bütün hesabı ödemeyen, işte yarı yarıya paylaşan ya da işte kadına hesap ödeden. Anladığım o prenses erkek modelinden. Daha çok ailesiyle beraber hala kalan. Yani biraz daha kırılgan, hayatın içerisine çok girmeyen, adımları çok sağlam, net olmayan erkeklerden bahsediyorlar gibi geliyor bana. Bana da öyle geliyor. Şu anda söylüyor yönetmenimiz. Erkeğimse erkek. Peki tam olarak erkek ne demektir mesela? Erkeğimse olmayan değil mi? Nereye dönelim? Neolitik çağa mı dönelim? Mesela şöyle, hayır avlanırsın değil mi? Abi şimdi beklenti şu bak. Hayır hayır.

Neolitik şahadan geldi doğru güzel yerden girdin. Avlandın. Eve baktın. Tehlikenin içine girdin işte Liverpool'da liman işçisisin gittin demiri çaktın. 12 saat çalıştın. 12 saat çalıştın eller eşek gibi oldu yabaya döndü. Şimdi öyle değil artık bilgisayar başında mesela yayın yapıyor adam oyun oynuyor. Yani o fiziksel olarak şeyi de kalmadı. Atletik değil, zorluklara dayanıklı değil. Belki böyle bir topluluktan da bahsediyor olabilirler yani. Daha yumuşak işlere giren, pek öyle hayatla işli dışlı olmayan erkekleri diye olabilirler. Şimdi doğada da böyle. Şimdi cennet kuşu elli türlü şekle giriyor dişisini tavlamak için. Yok gıdısını şişiriyor, yok efendim tüylerini parlatıyor. İşte kuyruğunu kaldırıyor, on çeşit tavus kuşu gibi renkler yapıyor.

Keşke gerçekte de öyle olsanız. Diyor ki, gel diyor işte biz seninle birlikte olalım, çiftleşelim, bir yuva kuralım falan diyor. Kadın gidiyor bakıyor dişi, dişi cennet kuşu. Bakıyor diyor ki, işte bunun gıdısı o kadar da beyaz değil. Kuyruğu o kadar sallanmıyor. Bunun kuyruk da o kadar şey değil. Bir tane daha kuş var. Şimdi adını hatırlamıyorum. O çok güzel, o müthiş bir kuş. O da yuva yapıyor. Yuvayı taşlarla süslüyor. İşte deniz kabuklarıyla süslüyor. Bir takım ağaç yapraklarıyla. Yani güzel bir ev sunuyor dişisine.

Dişisi de geliyor bakıyor, diyor ki dişi de geliyor bakıyor, bu evin evi daha güzel. Tam o evi seçecekken, tam o evi yapmış kuşu seçecekken öbür kuş gidiyor, onun evinden mesela bir şey çalıyor falan. Bir tane daha boncuk çalıyor mesela. Çardak kuşuymuş abi ona bak. Çardak kuşu muymuş güzel. İşte biliyorsun çiftleşme mevsiminde geyikler dişi için birbirini dövüyor falan. En son kazanan devam ediyor. Bundan şunu anlatmaya çalışıyorum. Dişi neye bakıyor? Benim genim...

Nasıl sağlıklı sürdürebilirim? Nasıl sağlıklı sürdürebilirim? Benim çocuğum kuvvetli bir geyikten olsun. Benim çocuğum daha becerikli bir çardak kuşundan olsun. Benim yavrum daha renkli bir cennet kuşundan olsun falan. Dolayısıyla daha kuvvetli geni seçmeye çalışıyor. Burada da galiba kadınlar haklı olarak daha bir kuvvetli gen arayışındalar. Yani işte herif bana sahip çıksın, imkanlarımı bir kısmını en azından karşılasın. Benim işte aylık ihtiyacım 50 bin liraysa, bununla atıyorum. Ben zaten çalışıyorum. Bunun işte 40 bin lirasını kazanıyorum ama gerek kalan 10 bin lirasını o karşılasın. İyi bir evi olsun, iyi bir iş olsun falan. Eskiden şöyledi tabii bu beklentiler. İşte efendi olsun, it köpek olmasın. Düzenli maaş olsun. Memur olsun mesela. SGK'dan mı emeklisin falan soruyorlar ya şeyler. Evet. Esra Erol'da falan. Soruyorlardı ya. Emekliliğin nereden? Bağkur'dan mı? Emekli sandığından mı? SGK'dan mı? Şimdi SGK daha yüksek ya Bağkur'a göre.

Bu da romantik bir şey. Evin var mı? Kadın abi gelmiş 60 yaşına. Adam talip 68 yaşında diyor ki SGK'dan emekliyse bunun bir geliri var. Ben buna 10 sene bakarım. Bu adam zaten ölür. Öldükten sonra bunun maaşının yarısı bana kalır mı diyor şimdi tamam mı? Haklı yani. Onun da o artık o yaşta beklentisi o. Şimdi herkes diyor ki ya erkekler prensesleşti. Bence temel sebep şu.

Kadının beklentisi normal. Yakışıklı olsun, atletik olsun, sporunu yapsın. Efendim işte işi gücü olsun. Ama bu eskiden çok daha küçüktü işte. SGK'dan eminim. Devlet memuru. Garanti. Kötü alışkanlığı yok. Alkollü yok, kumarı yok. Efendi, aile çocuğu. Tamam ben bununla evleneyim. Düz bir insan olsun. İki gönüllü biri olunca samanlıkta seyran olur. Çalışır yaparız deniliyordu eskiden. Şimdi kadınlar çalışıp yapmak istemiyorlar. Onun da çok zor olduğu bir ortamdayız Allah için ekonomik olarak da.

O zaman da erkeklerin önünde iki tane yol var. Birisi diyor ki, ben zaten seçilen bir cennet kuşuyum. Veya seçilecek bir çardak kuşuyum. Seçen değilim. Ya da seçilecek bir geyim işte. Ben daha kuvvetliyim, şuyum buyum yani. Daha kuvvetli aslanım. O zaman kardeşim, niye her ilk gördüğüm aslana, dişi aslanına evleneyim diyor bir kere. Erkeklerde birinci yansıması bu oluyor. Daha kuvvetli gene sahip olan erkek. Diyor ki zaten çok seçeneğim var. Ben niye bu aslan yerine şunu seçeyim? Bir bakayım diyor. Belki başka daha güzel bir aslan çıkar. Vakit geçireyim diyor. Daha güzel bir çardak kuşu çıkar, daha güzel bir şey çıkar falan. Birincisi bu. Zaten hem parası olsun, hem bana baksın, hem efendi olsun, hem ailesine sahip çıksın, hem yakışıklı olsun. Öyle biri varsa zaten... Kaçırmayın derim. Yani şey yapalım. Bu arkadaşı bizden tanışalım yani. Kimse o. Kim olabilir? Prenses olmanın da bence sebeplerinden biri bu. Kaçmaya çalışıyorlar bazı erkekler.

Ya şöyle işte. Ama senin söylediğini de inkar etmiyorum. Yani neolitik çağdan bu yana gelen fizyolojik değişimlerimiz ve yara android insan oluşmamızın da bir etkisi var. Var, yüzde yüz. O kesin öyle. Bak onu iyi yaptın, iyi söyledin. O açtı, zihin açtı. Ama bir de bir taraftan adam da kaçmaya çalışıyor. Aman nasılsa biri olur diyor yani.

E yani toplumsal cinsiyet rolleri diye bir şey var sonuçta. İşte nasıl ki kadınlar güçlü, kuvvetli, itibarlı erkek ararken, erkek de işte yemek, aş, temizlik vs. daha geçmişte gördüğü şeyleri arıyor ama kimse bu toplumsal cinsiyet rollerini kabul etmiyor doğal olarak. Eden de var, etmeyen de var.

Yani bir tarafa bunu biçemezken diğer tarafa da bunu biçmemeliyiz diye düşünüyorum. O yüzden prenses erkek modelini reddediyorum. Yani bir kadına da şey diyemem yani, sen çalışıyorsun, yemek yapmıyorsun falan denilmeyeceğine göre. Çünkü kişi özgür. Yani prenses erkek dediğimiz gibi, bence dediğim gibi daha doğrusu, o günümüz hayatının getirdiği, içeriklerin getirdiği bir ünvan gibi. Yani daha çok ekranda vakit geçirmek dediğin gibi daha çok seçeneklerin olması,

Artık ilişki yaşarken işte aman camına taş atayım, mektup yazayım vesaire işte. Uğraşma yok tabii artık. Tabii işte Çamlıca Tepesi'nde 12'de buluşuruz neydi senede bir gün Kartal Tipet filmi vardı öyle. Tabii tabii. Yani öyle bir epik bir aşk hikayesi de yok. Yani katalogdan millet birbirini seçiyor. Olursa olur. O yüzden kimsenin birbirine rollenmeye hakkı yok diyorum ben abi. Çok haklısın kardeşim. Burada sana katıldım. Katılmışken bir ara verelim.

Macron prenses bir erkek midir yani? Bilmiyorum. Prens olmadığı kesin. Çok ilginç şeyleri de var yani, görüntüleri falan da var böyle. Daha evvel ona pasta da atılmıştı galiba. Tabii. Öyle şeyler de olmuştu. Yani birazcık böyle hani vur başına alı lokmasının tipi var yani onda. Evet, liderler arasında seçecek olsam ben prenses erkeği, Macron'a ilk gideceğim kişilerden biri olur. Görüntüsü öyle, evet. Diğer mesela şu andaki trend bunu kaldırmıyor işte. Putin, Recep Tayyip Erdoğan, Trump. Evet, daha iktidar sahibi insanlar. Daha böyle eski kafa erkekler gibi geliyor. Zaten ekonomistin kapağında da beş tane lideri vardı. Şimpin, Trump, Putin, Tayyip Erdoğan, Netanyahu. Netanyahu, doğru. Yani işte baktığın zaman hepsi iktidar sahibi.

Ama da ilginç yani liderler böyle olurken diğer tarafta geniş kitleler daha işte dediğimiz gibi prenses erkek daha yumuşak daha vurbaşına allokmasını bir kısma mı dönüyoruz? O da bir paradoks gibi yani. Ben diyorum ki abi özür dilerim alakası bir şey söyleyeceğim. Dünya böyle giderse bir 100 sene içerisinde 5 tane falan kabile haline gelecek. Küçük kabileler gibi olacak yani. Mesela? Yani böyle otoriterleşecek her şey. Daha lider kültü oluşacak.

Ve hani artık ulus devlet kavramı yerini böyle... Neye bırakacak mesela? İşte o liderin altındaki topluluklar. Mesela işte Elon Musk'ın yaptığı araçlardan falan yola çıkıyorum ben. Bomboş, içi boş. Yani mesela adam uzun yol için kamyon yapmış. İçerisinde sadece bir tane koltuk var. Yani orada o aracı alan şoföre verdiği mesaj, bunun içinde yatmayacaksın, yemeyeceksin. Bu aracı süreceksin. Bütün yaptığı tasarımlar da böyle. Şu anda Amerika'nın bir numaralı adamı. Yani itaat et, işini yap, steril bir şekilde bu işi çöz. Yani böyle sana bir renklilik bir şeyi imkanı vermiyor, düşünme imkanı vermiyor. Ama bizim insan olarak DNA'mız buna uygun değil. Yani erkek gider ablanır, tekrar oraya döner.

Getirir mağaraya avlandığı bizonun bir parçasını. İşte çünkü 10 kişi gidiyorsun avlanmaya, 10 tane aile. Bizonu getirirsin, bizonun parçasını çoluğa çocuğa, hanıma yedirirsin. Hanım da onu işte ateşin icat edildiğini varsayalım. Ateşte pişirir. Çanak çömleği yapmıştır zaten çamurdan. Onunla beraber işte oturur yersiniz.

Şimdi senin DNA'm bu. Senin DNA'm buyken istediğin kadar teknolojik ol. İstediğin kadar yarı android ol. İstediğin kadar Elon Musk bir fikirler bulmuş olsun. İstediğin kadar cinsiyetsizleştirme politikaları saldırıyor olsun. Bunu empoze ediyorlar gibi. Empoze ediyor olsun. Eninde sonunda DNA şey yapacaktır yani kazanacaktır. Tabii ki ama... Yok kardeşim bu böyle değil diye birileri çıkacaktır. Onlar da o zaman bir yerlerde lider olacaktır ama tabii benim gençliğimde, çocukluğumda var olan dünya liderleriyle şimdikiler arasında çok fark var.

Yani ben Jacques Chirac'ları, Gerhard Schroeder'leri falan, Helmut Koller'i falan hatırlıyorum yani bayağı. Gorbacov'ları. Reagan'ları falan. Gorbacov değil ya, Gorbacov değildi. Reagan bir kovboy ya. Reagan falan hani bayağı bayağı bunlar. İki okka adamdı yani. Ve diyaloğu da açıklardı biraz ama. Yani şimdikiler şey değil, Margaret Thatcher mesela. Bayağı kodumu oturtan bir lider profiliydi. Dolayısıyla dediğin doğru, bu genel yumuşama eninde sonunda politikaya da yansıyor. Bir de eskiden daha kaliteli tipler Avrupa'da şeye giriyordu, politikacı oluyordu. Şimdi o tabii kalite düştü. Artanlar artık politikadan kaçıyor, daha kaliteli insanlar. Neyse, sıkıcı politik konulara girmeyelim. Aynen öyle. Bir dizi listesi paylaşmışsın. Evet. Instagram'da gördüm. Listeye katılıyor musun abi? En başta Breaking Bad var. Breaking Bad benim hayatımın biri. Gerçekten mi? Evet, ve dolayısıyla bir katılıyorum ona. Game of Thrones ve ben orada mesela benim için Sopranos var, o benim için bir numaralı. Sen Breaking Bad'i izlemiş miydin? Tabii canım. Sen ama bir Sopranos bir diyorsun. Tabii, yüzde yüz. Dün Sopranos'la ilgili bir şey öğrendim. Başlıyor dizi, çok iyi gidiyor falan. Sonra bir gün Gandolfini'ye bir telefon geliyor bilmediğimi numaradan. Açıyor böyle başrol oyuncusu, diyor ki sen diyor bir mafya ne kadar doğru canlandırılırsa o kadar doğru canlandırıyorsun. Ya.

Ama unutma, bir mafya asla şort giymez diyor. Arayan adam, o sırada mesela New York'un en büyük mafya babası. Teşekkür ederim diyor, kapatıyor. Bir daha o günden sonra hiç şey giymiyor. Allah Allah. Tekne sahnelerinde bile bermuda giymiyor, şort giymiyor. Bir de psikoloğa gidiyor oluşu, çok eleştiriliyordu o dizide.

Ama o şeyde işlendi, Robert De Niro'yla öbürünün. Şimdi aklıma gelmedi. Billy Crystal'ın. Anlat bakalım. Çevrilen. Filminde işlenmişti o yani. Psikoloğa giden mafya babası falan. Böyle şeyler var ya, YouTube'da reaksiyon videoları. İşte gerçek mafya üyesi mafya dizilerini yorumluyor falan. Orada yorumlarken şey demişti işte, yani psikoloğa gittiği öğrenilirse ertesi gün bir arabanın bagajında bulunurdu büyük ihtimalle. Ama dizi olduğu için maalesef böyle yapmak zorundalar falan.

Ama şimdi orada tabii lider gidiyor. Lideri de kim öldürecek yani? Zaten saklıyorlar. Belli olmuyor sonra. Danışman konsilyeri oluyor ya filmde de. Tabii sopranos senin birinin ama ben yok. Bira Kingpeth abi. Neden abi? Peki senin için bira girme... Hangi kriter mesela? Muazzam senaryo. Hepsi tek tek inci gibi işlenmiş bir senaryo. İki, tekrar bir izle. Walter White'ın karakterin ilk 4-5 bölümündeki tiplemesiyle, hareketleriyle, Heisenberg'e dönüştükten sonraki

karakter oynaması diyeyim, inanılmaz. Prenses bir erkek, avlanmaya karar veriyor değil mi? Prenses değil, ezik, loserdan nasıl... Avlanmaya karar veriyor. Ben bir tehlikeyim aslında, tehlike benim. Dönüşme, o oyunculuk olağanüstü. Bir de tabii şey çok iyi, ikinci karakterler aşırı iyi.

Tabii. Pinkman falan müthiş herif yani. Ben o konuda mesela benim Türk dizilerin içine girememen sebeplerimden birisi o abi. Orada figüranlarda bile bir yani o dünyaya aitmiş gibi hissediyorsun. Ama işte Muhteşem Yüzül diziliyorum, arkaya bir Yeniçeriler dizmişler. Muhteşem Yüzül, güzel dizi yani. Hayır güzel dizi ama yani bizde figüranlık işi şey. Peki Türk dizilerinde var mı abi? Benim birim Muhteşem Yüzül. Öyle mi? Öyle bir prodüksiyon yapılamaz bir daha. O kadar para harcamaz kimse. Ezel mezel falan değil yani. Yok benim birim şey.

Muhteşem. Biri muhteşem, iki kurtlar. Öyle mi? Kurtlar vasıfı seversin. O çok severim. İki kurtlar, üç ezer. Böyle iki, üç kere üst üste izler misin yani? O tip bir kurtlar vasıfı hastası mısın? Sekizde çakır öldü, dokuzda cenazelerimiz... Yok, o kadar vadici değilim. Ama şöyle, yani birçok cümlesini falan bilirim mesela. Birçok diyaloğunu bilirim. Bir tane söyler misin abi? Çok var ya. Bana makos önlerimi giydirmeyin var bir de mesela. Bana makos önlerimi giydirmeyin var. Doğu Bey. Ben iplikçi Nedim'i seviyorum. Seni kim yetiştirdi aslanım?

O var mesela. Ama tabii şey çok iyiydi, Pala muazzam rol. Mesela Pala 10 bölüm falan oynuyor. Tamam mı? Hani Pala'da 10 bölümde falan var ama Pala mesela bir karakter. Sadece ölüler görür. Ha şey, baba yiğit diyen. Baba yiğit, ha. Ben o kadar hakim değilim. Biz boşuna mı buradayız baba yiğit? Kurtlar Vaziliği'nde oradan çok hakim değilim abi. Mesela Kurtlar Vaziliği'nin en güzel şeyi şuydu. Hani devletin adamları var. İşte devletin yetiştirdiği işte Pala, onlardan biri devletin yetiştirdiği sonradan devletin raydan çıkmış katil olmuş. Kontrgerilla.

Falan ama mesela o hemen anlıyor mesela Polat Alemdar'ın şey olduğu. İstihbaratçı olduğunu bana yedirme lan diyor. Tabi canım. Şeye sızmışsın. Bu arada çok iyi karakter ya Pala. Pala muazzam karakter. Bunun ayrı bir dizisi olması lazım. Nasıl Better Call Saul başkanım gibi. Bütün karakterler öyle mesela Hüsrev Ağa bambaşka bir laz ziya muazzam karakter. Evet.

Yaşlandım be Ziya falan diyor işte. Ondan sonra Testere Necmi, senin dediğin gibi İplikçi Nedim. Hepsi hep ayrı. Bir de o kadroyu toplayamazsın. Bunlar hep prodüksiyon, para meselesi. Öyle bir şey yapamazsın bir daha. O yüzden onun gibi su gelmez. Ezhel'in kadrosuna baksana. Tuncel Kurtiz, Çenen İmirzalıoğlu, Cansu Dere, Haluk Bilginer, Kıvanç Tatlıtuğ, Yiğit Özçener, bir de Ali Barış.

Bir de o bıyıklı vardı ya, kel. Kıvırcık neydi o adamın adı? Hangi bıyıklı? Sarp mı? Bir şey. Sarp Akkaya ama bıyıklı. Kel değil o, tefo. Tefo da kel değil o. Değil mi? Kel değil. Özür diliyorum kendisine o zaman. Yani o kadroları bir daha toplayamazsın. Para yetmez yani. O yüzden de bu dizilerin bu kadar iyi tutmasının sebepleri... Muhteşem yüzüldü öyle abi. Yani o kadroları toplayacaksın. O kadar figürasyon. Sürekli birileri girip çıkacak. Adam 46 yıllık hanedan reisliğinin hikayesini anlatacak. Yani Mehmet Günsür mesela şeyci olacak. Şehzadelerden biri Mehmet Günsür olacak mesela. Biri Tolga Sarıtaş olacak mesela. Hepsi şimdi başrol falan. Olacak şey değil yani. Ozan Güven olacak mesela birinde falan. Ya bir de globalde de çok serin. Türkiye'nin en büyük ihracatıdır yani.

Herkes Süleyman diye biliyordu evet. Alakasız yine şunu söyleyeceğim. Netflix'e yapılan diziler de bir o kadar kötü ya. Çünkü prodüksiyon para yok abi. Netflix'e gidiyorsun. Parasından değil abi ya. Parasından abi. Netflix'e gidiyorsun. Adama diyorsun ki ben böyle böyle bir şey yapacağım. Atıyorum 100 liralık olması gereken prodüksiyona. Adam diyor ki sana 60 lira vereyim baba diyor.

O zaman sen de 60 liralık yapıyorsun. Doğru söylüyorsun abi. O zaman 10 kişilik kastla bir şey yapıyorsun. Hiçbirisini beğenmiyorum net birisi. Mesela trafik kazası olmuyor, patlayan araba olmuyor, çarpışan araba olmuyor. Herhangi bir yerde patlama, çatlama olmuyor. Çünkü niye? Bunlar maliyet. Adam kıyafet değiştirmiyor ya. Niye? Styling de bir para ya. Ondan kısıyor. İlk sahnede ölen dördüncü sahneler geliyor. Niye? Prodüksiyondan kısalım. Netflix para harcamadığı sürece Türk filmleri rezalet olacak böyle. Bilmiyorum. Sopranos'a da patlama çatlama pek yok ama senaryo ve oyunculukla ilgili bir şey. Gerçi dediğin gibi Kurtlar Bağcısı ile belli bir standart tutturdular ama dünyada genel olarak son 1-2 senedir güzel bir iş yok bence. Ama zaten 1,5 saate sıkıştırma işlerinden ondan yani biraz o. Bir matematik dahilinde yazıyorlar, o matematiğin dışına çıkmıyorlar yani. Sinemacılar bir diyor ki, şey bitti abi, senaryo bitti artık, yazılacak bir senaryo kalmadı diyorlar. Olabilir, bilmiyorum. Olabilir. O yüzden millet evrenlerde uğraşıyor şimdi işte, Marvel evreni falan, onlar da bitti gerçi. En çok para orada var şu anda. Oyuncular hep orada oynamak istiyor. Ama bence de o da artık... Yani senaryo sıkıntısı var. İyi yazar yok abi, iyi yazar. İyi mühendis yok. Biz varız abi. Teklif gelirse hazırız yani burada. Öyle mi? Evet. Yazarım diyorsun, film. Var mı filmin mesela kafandan? Yok ama chat chipitiyle biraz konuşursam... Oğlum ne chat chipiti? Herkes chat chipiti söylüyor. Senin özgün bir fikrin var mı? Ağabey özgün fikrimi ben ona iletirim. Çünkü bazı arkadaş, mesela benim tanıdığım adamlar var, öyle benim bir arkadaşım var. Adamın iki tane senaryosu var mesela. Yıllardır benim senaryolarımı tutacak diyor adam. Otuz senedir. Otuz senedir iki senaryosu var. Bir gün bir yerde birisi çekecek bunları diyor.

Bence artık insanlar da gerçek şeyleri daha çok seyrediyorlar. Yani birinin rezil olması ya da gidip birinin bir yerde yayın yapması. IRL denilen şey artık sinemanın yerini aldı. Yani insanlar günlük hayatta başkasının ne yaptığını izliyorlar sürekli. Gene de çok dramatik ve inanılmaz senaryoya gerek olmayan, olağanüstü zekaya falan gerek olmayan tatlış filmler var. Manchester by DC mesela çok güzel film. Ama oradaki oyuncu şey, neydi o çocuğun ismi ya?

Çocuğun ismini hatırlamadım ama muazzam filmmesi abi. O kadar da orijinal yani aa şey falan değil yani o. Ne diyor onun adı? Ulan ne zeki bir senaryo falan demiyorsun. Ama güzeldi. Aynen öyle. O zaman bu hafta bitirelim mi? Ne yapalım? Bitirelim abi.

Efendim, siz de aklınızdan sevdiğiniz dizileri, filmleri geçirin. Nedir bu dünyada eksik olan? Sinema ve dizi dünyasında nedir eksik olan? Belki siz de bundan belirli fikirleriniz vardır. Onu da... Senaryo fikirleri. pulppodbymedia.com'da bizim yayınlarımız var. Onun altına yorum olarak belki yazabilirsiniz. Bize de bir aydınlanma olur. Oradan belki bir iki tane daha fikir çıkıp başka bölümlerde konuşuruz. Bakacağız da bizimle birlikte olduğunuz için teşekkür ediyoruz. İsteyen herkese prenses olmayan erkeklerle mutlu bir izdivaç.

İsteyen herkese kendine göre ilişki temenni edip, yaşı ilerleyince erkekleri dövmeyin temennisiyle kapatıyoruz efendim. Allah hepinizin gönlüne göre versin. Amin inşâAllah. Hoşçakalın.

Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.

Reklam Alanı (Deneme)