
5.236 kelime · ~26 dk okuma
Pribacası Fakültesi hoşgeldiniz demeyeceğim. Çünkü bu bölüm, Apple Podcast'in altında yorumlar var ya, orada dışlanmak istemiyoruz, biz erkekler de dinliyoruz, postifonumda hayır diye çağıran efendi, akıllı tüm erkekler için onlara Pribacası Fakültesi demiyorsak ne diyeceğiz arkadaşlar? Bruh belediyesi. Bruh belediyesi. Beğendiniz mi? Şöyle de olabilir. Brah belediyesi. Ama Bruh'un ayrı bir esprisi var. Hani böyle brah ya normalde. Bruh, duh. Bu ya hani İngilizce. Hani şey gibi yani biraderin böyle hani gerçekten mi falan gibi hani duh. Ama bunu Türkiye'de, popüler kültürde Bruh olarak ayrı bir yerin var. Bilmeyenler gitsin izlesin. Bölmek istemiyorum. Şimdi gelelim ne konuşacağız? Dr. Gül'eç erkek peri hacılarına özel
Buruh Belediyesi Belediye Başkanı konuşuyor. Sevgili, nazik, akıllı, zeki, kafası çalışan, sımırhlar yapmayan, kibar erkekler, orada mısınız? Kız arkadaşınız regle olduğunda, size karnım çok ağrıyor, çok sinirliyim, canım her şeyi yemek istiyor, çok kötüyüm, patlayacağım dediğinde ona, karnına sıcak su torbası koy güzelimden başka ne söyleyebilirsiniz? Bilimsel ve çok hissel kanıtlarıyla geldim bu sefer. Çünkü biz kadınların ve dolayısıyla da siz erkeklerin bu bilgilere gerçekten ihtiyacı var. Bu bir istek değil, ihtiyaç. Ve konumuz bugün ne? Regil İlk Yardım Kiti. Bölümün ilk partında sevgili erkekler, kız arkadaşlarınızın, annenizin, ablanızın, çevrenizdeki genel olarak tüm kadınların yaşadığı sorunlardan ve sebeplerinden bahsedeceğim. İkinci bölümde ise ne yapabilirsiniz? Nasıl destek olabilirsiniz?
Güneşin açmasına sebep olan kadınlara nasıl yardımcı olabilirsiniz? Bundan bahsedeceğim. Sizi de seviyoruz. Hadi öyle olsun. Hazırsak başlıyoruz. Arkadaşlar, T bölümümüze başlamadan önce bir disclaimer vermek isterim ki bu kısım agresif çocukla ilgili spoiler içerir. Spoiler yemek istemeyen Dr. Güneş için iftar vakti bölümünün ilk 15 dakikasını dinleyebilir. Teşekkürler.
Dr. Gillette Radyo'ya hepiniz hoş geldiniz. Arkadaşlar size bir sürprizim var. Bu bana da sürpriz oldu. Biliyorsunuz ki Yunan'daydı en son bu çocuk ve 12 gün boyunca gelmeyecekti. Oradan oraya, oradan oraya falan gidecekti. Söylemeyeyim de gittik ülkeleri. Artık inşaat üzerine inşaat. Neyse işte gidecek bir yerlere Avrupa'dan. Ben de artık bir dahaki ay gelişimde görüşürüz. Akisar'a gideriz. Akisar buluşması falan yaparız. Bacı birliği diye düşünmüştüm.
ama arkadaşlar sonra bir sürpriz oldu ve bana dedi ki Tuba ben sana bir şey aldım ve bunu akşam vermek istiyorum dedim ne nasıl yani akşam burada mısın dedi ki ben bir günlüğüne Türkiye'ye geliyorum ve sürpriz arkadaşlar ben dedim ki ne ben bunu kızlara dedim ki 12 günlüğün yok falan filan Söyleyemeyim sonra sustum dedim ki dur neyse podcasta söyleyeyim. Ve bu podcastı bitirdikten sonra gideceğim hemen hazırlanacağım. Çünkü çok saatimiz yok arkadaşlar. Ve bu 24 saatin birazı geçti. Ve akşam da çok sevdiğim, sizin de tanıdığınız Doktor Aliye ile buluşacağız. Canım Aliye'm. Biliyorsunuz kadın hastalıkları ve doğum doktoru. Bugüne de gelmesi özel oldu. Güzelim benim, çok seviyorum onu. Şimdi bir de şunlardan bahsetmek isterim ki arkadaşlar nasıl bir şey biliyor musunuz? Ben o gün geldim dedim ya size hani beni yanağımdan öptü ve böyle sanki asker arkadaşıymışız gibi öptü falan.
Geldim eve, bir üzüldüm başta. Hani niye ben şey mi değil miyim falan. Anladınız. Neyse. Sonra ama o kadar böyle kendimi iyi hissettim ki dedim, Tuba sen sadece bir kadın olarak değil, yani değer verilecek bir insan, tanınmak isteyecek bir insan, böyle zamanla bir şeylerin hislerinin yükselebileceği de bir insansın aynı zamanda. Sadece tutuklulara hitap etmiyorsun ki. Sadece anlatabiliyor muyum demek istediğimi ve bunu fark ettim ve bunun güzelliğini fark ettim ve aslında benim de sadece hani ben görüşmem insanlar, ben bağ kurmam falan. Bu zaten bir savunma mekanizması.
Ve bunu da çok iyi fark ettim. Ve bunu fark ettiğim için daha da heyecanlandım. Çünkü gerçekten bu romantik ilişkilerdeki sorunlarımı çözmek için çok çaba alıyorum. Ve bu süreçte bunu böyle filtresiz anlatıyorum ki, eğer tamam benim sorunlarım sadece kaçıngan bağlanma falan değil, başka sorunlarım da var. Ama bununla ilgili bir yerden, bir şekilde kendine rezone eden varsa, benim ilerleyişimden, çabalarımdan kendine bir şey çıkarıp deneyebilir. Çünkü ben bugün denemekten korkmadığım için bir şeyler güzel gidiyor. Evet denedim, iyi ki kötü çıkmışım. Bu daha iyi gidiyor.
ve ikinci bir şey de arkadaşlar deney olarak bakmamam gerekiyor yani hani deneyim bakayım ne olacak deyip böyle bir bilim insanı gibi kendimi sırf denemek için değil gerçekten hani mutlu hissediyorum kendimi şu anda yanında görmek istiyorum ve ilkokul çocukları gibi konuşuyoruz yine böyle çok basit ve ben de çok basit flört etmeye çalışıyorum mesela özledim diyor özledim diyorum kahve yapacak ben senin elinden kahve içmek isterim dünya'nın en güzel kahvesi falan ben de hee hee hee diyorum falan böyle bir şey imojisi koyuyorum ağzını kapatan böyle demiyorum ki hani ne alaka Öğretemezdim de hani görmezsen gelip de mantar yapıyorum yani. Hani laf gibi icraat falan yani. Ama bu çok zevkli. Ve o küçük heyecanlar karşısındakinin de böyle sana karşı ilgisinde olabiliyorum. Ve podcastleri dinliyor mu bilmiyorum. Konuşmuyoruz bunlar hakkında yani. Storilerim hakkında falan da konuşmuyoruz. Dinleyebiliriz, izleyebiliriz. Ama ben dedim ki, ben bu podcastlere her şeyi anlatacağım açık açık. Ama dedim dinlemezsen daha iyi yani dinlemene gerek yok. Ben söylerim ne istiyorsan.
Söylemeyeceğim. Ya istersen dinler, benim gizlim saklım yok. Zaten en güzeli de o biliyor musunuz? Yanında kendimi rahat hissediyorum. Ve evet ben denedim, evet ben böyleydim. Şimdi değişmeye çalışıyorum, çabalıyorum. Bunların hepsini söyledim mesela, biliyor ve asla hiçbir şekilde karışmak, yorum, ekstra bir şey... Ya maşallah şu an. Bak güzel çocuk. Tebrikler, bravo. Eğer dinliyorsan ve bunları uyguluyorsan helal olsun be sana. Adamsın. Ve bu süreçte kendime edindiğim birkaç tane şey var. Onları da söyleyip bu T bölümünü şimdilik kapatıyorum, tamam mı? İkinci date nasıl geçti? O da bir sonraki bölümde.
Arkadaşlar, kendimizle toksik bir ilişkimiz varsa başka biriyle sağlıklı bir ilişkimiz olamaz haliyle. Tamam mı? Doğru kişiyi aramaya bırakıp doğru kişi olmaya bakacağız. Mesela ben önceden kendim zaten toksiktim yani toksik olan bendim zaten. Şu an benim yapmaya çalıştığım şey doğru kişi olmaya çalışıyorum.
ben de doğru insan olmayı, ben de böyle tepkilerimi öyle şey yapıyorum ki, seçerek seçerek yanlış bir şey yapmayayım yani şu söyleyeyim, ve fark etmeye çalışıyorum. emin olun ki böyle yaşamak, böyle analiz ederek çok zor. ama şunu da düşünüyorum, mesela ben bu insanı biraz düşündüm değil mi? tarttım, ettim ve sağlıklı birisi. toksik değil, narsist değil. ya da işte o manipülasyonları aşağılamayı falan, sen narsist değil, her neyse. red flagleri, böyle majör red flagleri yok, e tamam yeter, daha ne? analiz etmeyi bırakıp hislerinle devam etmek istiyorum bundan sonra.
Ve bu süreçte öğrenmekten keyif aldığım şey de şu, hani hemen böyle büyük bir his beklemeden hani sağlıklı sevgilin yavaş büyüdüğünü kabul etmeye çalışıyorum. Gerçekten böyleymiş. Niye bana bunu söylemediniz? Ben böyle o aşkı tutku mutku sanarken, heyecan sanarken neden bana kimse bunu demedi? Ben kendi kafama göre bir şeyler yapıyordum. Şaka şaka dediler. Dinlemiyorsun, sanıyorsun ki ya siz ne biliyorsunuz? Hayat mı yaşıyorsunuz be? Bu hayat falan. Alo, Bura Belediyesi. Hala burada mısınız?
Sevgili peri hacıları, öncelikle rengi ne? Önce onu anlatalım. Yani menstruasyon ne? Neden biz kanıyoruz? Neden kan döküyoruz? Çok basit anlatacağım, bayılmasın tamam mı? Şimdi o terüs dediğimiz rahmimiz var değil mi? Bu rahmimizin içi kendini hazırlıyor. Yatak gibi düşünüyoruz onu.
Hazırlıyor, hazırlıyor. Kalınlaşıyor falan filan. Diyor ki tamam yatak artık hazır. İyice serdik bu yatağı. Yumuşacık bu yatak. Gelsin yumurta dönlensin, bebek olsun. Tamam mı? İşte embriyo, fetüs falan filan doğsun sonra. E biz onu dönlemeyince yumurtayı, yumurta dönlenmediği için embriyo olmuyor. Embriyo, fetüs olmuyor. Bebek olmuyor. Ay diyor o zaman ne yapacağız şimdi falan? O zaman ne yapalım? Bir sonraki yumurtlamaya.
Bir sonraki yumurtlamaya hazırlanmak için de ne yapmak lazım? Yatağı boşaltmak lazım çünkü artık o yataktakiler gitti yani. O yüzden yatağa ve yatağın üzerinde ne varsa, nevresin falan, yastık artık, işe yaramayacak şeyleri atmak için bizim vücudumuz her ay yatak döküyor. Döktüğümüz yatak ne peki arkadaşlar? Rahim içi tabakası yani ne endometriyum, kan, mukus, ve oradaki dokularımızın parçaları bazen böyle doku doku geliyor ya biz görüyoruz ki işte o o ve her ay bu şekilde biz tekrar tekrar tekrar kendimizi hazırlıyoruz bebek üretime o terörist kasılıyor yani rahim kasılıyor atıyor kasılıyor atıyor
Tamam mı? Bence oldu. Tamam, anladık. Biz kadınlar bu şekilde tekrar her ay hazırlıyoruz o yatağımızı. Peki sevgili erkekler, sizin etrafınızdaki bu güzel kadınlar neden her ay reggel dönemleri yaklaştığında sanki bir roller coasterdaymış gibi inip çıkıyorlar, inip çıkıyorlar? Neden daha hassaslaşıyorlar? Biliyor musunuz? Kimse naz yapmıyor yani. Kimse abartmıyor yani. Ben size anlatayım mı? Doktor ablanız olarak. Anlatayım. Bu dünyanın en mucizevi olaylardan bir tanesi. Doğumu gerçekleştiren mucizevi kadınlar, arkadaşlar yani biz, bu bebekleri doğurmak için ne yapıyoruz? Ovülasyon dönemine giriyoruz. Ne yani? Yumurtlama dönemi. Tamam mı? Ve yumurtlamak dönemi ile menstruasyon yani kanamanın başladığı dönem arasındaki faza ne deniyor? Lütfal faz. Ve buradaki kaynaklanan hormonal değişimlerden ötürü biz hassaslaşıyoruz. Şişiyoruz. Yani bloating, karnımız şişiyor, ağrıyor, kramplar giriyor. Uyumakta zorluk çekiyoruz, bir anda crave ediyoruz, bir şeyleri canımız çekiyor. Canımız aniden çikolata çekiyor yani.
Ki bunun da açıklaması var. Magnezyum ve demir diyeyim ben size şimdilik. Sonra tekrar konuşuruz. Böyle irtibal oluyoruz, tamam mı? Böyle, uff yani tahammülsüzüz. Mood swings'lerimiz var. Bir anda değişebiliyor her şey bizim için. Tansiyon tavan, bazen anksiyete, bazen depresyona kadar gidebiliyor. Anlatacağım bunun ne olduğunu. Böyle memelerimiz şişiyor, acıyor. Böyle yatmak bile onların üzerine bazen acı veriyor. Düşünsenize ya, uyuysam rahatlayacağım diyorum, uyuyamıyorum ama. Çünkü benim memem acıyor.
karnım davul gibi şişiyor. dışarı çıkmak istemiyorum. spora gidemiyorum. kaslarım ağrıyor. her yerim ilmek ilmek kokuyor gibi böyle oluyor. başım ağrıyor. belim ağrıyor. böyle konsantrasyonum gidiyor. yani ben dua ediyorum ki sınav tarihiyle benim regütariğim çakışmasın. yani öyle bir berbat bir şey bazen.
İser oluyoruz, öncesinde bazen kapıs oluyoruz, sonrasında falan filan. Hormonel olarak bu nasıl oluyor? Ovülasyondan yani yumurtlama döneminden sonra FSH yani folikül uyarıcı hormon ve LH, bu ne? Lüteinizan hormon. Bunların seviyesi düşüyor. Peki ne artıyor? Progesteron. Ve östrojen. Bunlar da yükseliyor tamam mı? Ve arkadaşlar böyle olunca bunlar neye katkıda bulunuyor? Pire, menstrual sendrom. Hep duyuyoruz ya PMS, PMS, PMS'deyim, PMS'deyim. Yani sevgili erkekler, akıllı, nazik, kibar, efendi erkekler. Keko olmayan, toksik olmayan, işte o
TikTok'ta övünden erkek olmayan sevgili erkekler, teşekkür ederim burada olduğunuz ve kadınları daha çok mutlu etmek, yardımcı olmak için iyi ki varsınız. Yani neymiş bu PMS? Premenstrual syndrome. Pre, önce menstruasyon, kalama, döngümüz, sendrom, sendrom. Kanama öncesi sendrom. Bazen kanama sırasında devam eder ya da bazen öncesinde. Peki her kadın PMS olur mu? Yani tanıdığınız bazı kadınlar değil mi? Daha çok böyle bu semptomları yaşıyor. E bazıları hiç yaşamıyor. Bazıları gerçekten çok kötü oluyor. Yataktan kalkamıyor, çıkamıyor değil mi? Bunlar neye göre? Kişinin ne kadar hassas olduğuyla ilgili. Çok mu naz yapıyor? O abartıyor mu? Hayır. Yine öyle değil. Çünkü mesela PMS bile başlı başına %80 kadında görülüyor. %20'sinde görülmüyor.
ve PMS'in de kendi içinde görülmesinin seviyesi yani yoğunluğu az ve orta arası değişebilir. Bazılarında çok olur. Ve PMS değil de PMS'in çok çok çok daha yoğun ve özellikle depresif belirtileri daha fazla olan ve hormonal değişiklikten ziyade beyindeki değişikliklerle devam eden ve mekanizmasının tam olarak anlaşılamadığı başka bir sendrom var. Hatta bozukluk bu sendromda değil. Ne bu bozukluk? %3 ve %5 kadında görülüyor sadece. Denk geldiyseniz gerçekten yardımcı ve destek olmanız gereken durumlar bunlar. PMDD. Ne Türkçesi? Premestral Dysphoric Bozukluk. Dysphoric Disorder, tamam mı? Açalım ismini. Premestral ne? Yine MERS öncesi, kanama öncesi. Dysphoria ne? Hani euphoria var ya, bu da dysphoria. Dys bozulmuş. Phoria, hani kişinin derin bir rahatsızlık, tatminsizlik, memnuniyetsizlik hissetmesi. Bu PMDD'de, yani Premestral Dysphoric Bozukluk'ta, artık gerçekten kişinin işlevselliği bozulmaya başlıyor.
ki zaten 2013'te bu PMDD, DSM-5'te yani psikiyatrinin kutsal kitabında represif bozukluklar içinde ayrı bir tanı olarak yer alıyor. Yani PMDD'yi yaşayan kişi aslında kadın doğumsal bir sıkıntı değil de daha çok psikiyatrik bir sıkıntı yaşıyor diyebiliriz. Sınırlar kesin kesin çizilmiş değil. Böyle kişilerin tabii ki öncelikle dis menore yani ağrılı kanamadan ötürü mutlaka bir kadın doğumcuya gözükmesi gerek kadın hastalıkları ve doğum doktoru ama bunun dışında psikiyatriye de mutlaka ve mutlaka gözükmesi gerekiyor.
Neden arkadaşlar? Çünkü hem ilaç terapileri, kombine bilissel davranış terapiler, kombine yaşam tarz değişiklikleri bunlarla beraber gerçekten kişinin işlevi yerine getirilebiliyor. Şükürler olsun ki. Çok hızlı birkaç semptom söyleyeceğim. Asla kendinize tanı koymanız için değil. Tanılar böyle kullanılmaz. Ama burada bilgi vermek amaçlı söylüyorum. Zaten bu podcast'in genelinde vereceğimiz bir tarih, söyleyeceğimiz bir şey. Yapmayın doktorunuza sorun, ondan sonra yapın tamam mı?
DSM-5'te 11 tane kriter var. Bu 11 tane kriterden 5 veya daha fazlasını... ...rekla başlamadan bir hafta önce göstermeye başlıyorsunuz... ...size PMDD yani Premenstrual Dysforuk Bozukluk tanısı koyulabiliyor. Ama kim tarafından? Sadece psikiyatristler tarafından. Ne benim ne sizin tarafınızdan, tamam mı? Bunlardan birkaçı duygusal değişkenlik, öfkelenme, tahammülsüzlük, depresif duygu durum. Şimdi diyeceksiniz ki bende hepsi var. Hepimizde hepsi var. Öyle olmuyor. Odaklanma problemleri, aşırı yükü veya yoksulluk, stres kaygı gerginlik, iştahta değişkenlik, aşırı yeme veya iştahsızlık, memede hassasiyet, bla bla bla. Devamı saymayacağım. Tekrar söylüyorum. Tadı koymak yok. Sevgili Buruh Belediyesi, başlangıçtan buraya kadar etrafınızdaki güzel kadınların üreme yeteneğinin devamı için her ay yaşadığı sıkıntılardan bahsetmeye çalıştım. Umarım yeterince anlaşılmıştır. Anlaşılmadıysa bir beş dakika daha konuşabilirim. Fakat şimdi nereye geçmek isterim? Siz akıllı, güzel, efendi erkekler ve nazik, kibar erkekler ve çabalayan erkekler olarak etrafınızdaki güzel kadınlar için ne yapabilirsiniz? Regle acil kit yardım paketi. Şimdi ona geçelim derim. Bu sefer de sizi biraz reklamlar dinleyin. Ben geliyorum.
Doktor Güneş radyo. Arkadaşlar, zaman yolculuğu yaptık ve ben şu anda size tam olarak ertesi günden bildiriyorum. Çünkü ne oldu? Ben bölümün ikinci yarısını, yani Reg Paket'e Acil Yardım Kit'e geçtiğimiz bölümde o kadar güzel konuşmuştum ki. Ve sonunda heyecanla heyecanla, ay ben hazırlanıp çıkıyorum, acil yetişmem gerekiyor diye triplere gelip çıkmıştım arkadaşlar. Ve sonra bana adadan bir mesaj. Tuğba kaydın ikinci yarısında ses yok dedim. Dedim nasıl yani? Nasıl yani demedim küfür ettim. Ama burada edemem. Ama basit bir küfür tamam mı? Böyle vanilya bir küfür. Dedim lanet olası nasıl olabilir böyle bir şey? Ve gerçekten ses yok. Uzay boşluğuna gitmiş. Kızlar da diyor ki abla erkeklerin lafını tırsan işte böyle uzay boşluğuna gider. Ne alaka ya? Ne oldu arkadaşlar? Ben size onu anlatayım. Bu 24 saatte çok şey oldu. Bu ablanız çok şey öğrendi yine. Öncelikle story'e Aliyah'yı koydum. Gördünüz mü? Çok tatlı değil mi? Güzelim mi? Onunla buluşmadan önce bir boza kişisiyle 45 dakika falan görüştük. Aşırı hızlı. Zaten ben kot pantolonu falan üzerime şişme modu çektim ki seviyorum 4S. Gittim hemen phone çektirdim ki Aliyah'ya yetişebileyim diye. Gerçekten arkadaşlar bu boza kişisi tam bir love language'un hepsini kullanan birisi. Yani acts of service mi dersiniz?
world of affirmations mı dersiniz yani gerçekten böyle ben diyorum ki A hemen yapayım B diyorum hemen ağzımdan çıkmadan işte bana Yunan'dan böyle Türk kahvesi oranın farklı bir kabalık kurabiyesi işte oranın çikolataları işte marteni çıka falan bir de arkadaşlarıma da hediye edeyim falan diyor 3-4 tane getirmiş yani hani bu bu çok Başka bir şey anlatabiliyor muyum? Bu çok güzel bir şey ve ben genelde bunu yapan insan ben olurdum. Ben çok severim böyle mutlu etmeyi ve bu sefer bana yapılıyor ve bu karşımdaki erkek gerçekten çok düşünceli falan. Çok güzel buralar. Ya da mesela bir kremim yok oha tamam mı ay diyorum yok kremim falan yanımda hemen de eczaneye gideyim alayım falan yani hani
Girl ne oluyor? Ve geldi sonra direkt tekrar Almanya'ya gitti. Bu arada arabada dokla geç radyo gördüm tamam mı böyle bir pembe bir şey geçti dedim. Nasıl yani? Nasıl yani sen beni dinliyor musun falan? O da dedi ki hayır sadece merak edip bakmıştım söz verdim ben bana güven ben dedim tamam o zaman hemen güvenirim ama dinlemeyeceğine söz verdi. Dinliyorsan da eğer bu anlattıklarım asla seni incitmesin herhangi bir şekilde çünkü gerçekten sen çok çok iyi birisin. Bundan sonra söyleyeceğim cümleler yani buraya kadar zaten hep övdüm. Gerçekten annen seni çok güzel yetiştirmiş gördüğüm tanıdığım kadarıyla. Kadını nasıl mutlu edeceğini falan her şeyi çok güzel biliyorsun ve beni çok mutlu ettin. Bana ne öğrettin? Gerçekten ilişkide böyle değer vermenin, sevmenin ve sevmeye izin verildiğinde sevilmenin çok güzel olduğunu gösterdin ve ben de buna açıkmışım, açıyormuşum kendimi bunu gösterdin. Teşekkür ederim gerçekten. Peki ne oldu? Neden sesim böyle geliyor derseniz arkadaşlar. Mesela birisi size bir cümle söylüyor ama aslında onu ima etmiyor ama o cümle oraya da gidebiliyor. Tamam mı? Ben o cümlenin oraya gittiğini düşünüp artık onun üzerinden falan niye bunu söyledin diyorum. Neden bunu şimdi sen söyledin tamam mı? Ve hani üzülüyorum diyorum ki ben artık sana eskisi gibi bakamıyorum. Niye bana bunu söyledin ki? Çok da bir şey değil aslında ama bir şey. Özele girmeden şöyle anlatayım çünkü hani övgü değil bu eleştiri kendim adına da ama olsun şöyle anlatayım.
Ben bazı söylenen sözleri geri alamıyorum zihnimde, tamam mı? Ve benim için önemli oluyor bunlar. Artık o insana eski gözle bakamayabiliyorum bazen. Ve bunun dışında bir ilişkide, bir flörtte, datede konu sadece iyi davranmak, konu sadece her şeyi doğru yerine getirmek değilmiş, bunu da gördüm. Her şeyi doğru yapsan, karşı tarafta her şeyi doğru yapsan bazen bazı şeyler
Olmuyormuş. Niye olmuyor diyeceksiniz. Şu anda tam oluyor mu olmuyor mu bilmediğim bir süreç ya. O yüzden tam niye olduğunu söylemeyeceğim. Ama bir gün gerçekten hani olmuyor dersem çünkü şu anda hala çabalıyorum bir şeyler için. Şunu çabalıyorum. Benim savunma mekanizmam mı beni durduruyor yoksa gerçekten bazı durumlarda tatminsizlik mi yaşıyorum? Anlatabildim mi biraz? Bu arada bir şey söyleyeceğim. Date'de şöyle bir kural var. %37 kuralı. Yine matematiksel, hissel değil ama olsun. Diyelim ki bir insan popülasyonu var sizin date edeceğiniz. Bu insan popülasyonu diyelim ki 100 kişi. Ve bu 100 kişinin %37'siyle date ediyorsunuz. Yani 37 kişiyle date ediyorsunuz. Date'e çıktığınız 37 kişinin en iyisi sizin bençmarkınız oluyor, tamam mı? Onu baz alıyorsunuz, en iyisini. Ve 37 kişiden sonra, 38, 39, 40... Bunlardan sonra, o 37 kişinin içerisindeki en iyi kişiden daha iyi çıktığı an... ...onunla artık ilişki kuruyorsunuz. Neden peki? Grass is always greener ya, hani on the other side. Dışarıdaki çimen hep daha yeşil, daha başka güller var mı falan... ...mabedine girmemek için. Eldekinden de olmamak için böyle bir kural geliştirmişler. Benim artık date'e bakış açım bu arkadaşlar, matematiksel.
Sonuç olarak geçenki gibi şu an hayal kırıklığı yaşamıyorum. Ve öğrendiklerime, bana kattıklarına bakıyorum. Ve yoluma devam ediyorum. Ben böyle düşünüyorum. Çok teşekkür ederim sana. Lütfen dinlemiyor ol. Yani hiçbir şekilde istemem. Herhangi bir şekilde kendini kötü hissede. Ama hissedecek bir şey yok bunda kötü yani. Muhteşem bir insansın. Bazen olmayınca olmuyor.
Evet erkekler, şimdi girelim reggae paketine. Şimdi çoğumuzun bildiği şeyler var ama ben bir kere daha üzerinden geçip emphasize etmek, vurgulamak istiyorum. Çünkü neden? Zararı yok ve bilmemiz gerekiyor. Hayatımızdaki en önemli varlıklar bunun ağrısını çektiğinde onlara güzelce tekrar tekrar hatırlatalım diye. Space repetition yani aralıklı tekrar öğrenmenin en güzel yollarından bir tanesi. Bu dönemde tuzu azaltıyoruz. Neden? Çünkü vücudumuz zaten ödem tutmaya meyili tutmaya. Tuz yersek daha çok ödem tutarız. Bu kadar basit. Tamam, böyle güzel bir bilgi.
Tuzlu yemeyeceğiz diye sadece tuz alıp yalamamıza gerek yok. Processed food, yani işlenmiş gıda diyeti de yapmayacağız. İşlenmemiş gıda yiyeceğiz, tamam mı? Çünkü neden? İşlenmiş gıdalar gerçekten tuzlu. Özellikle mesela smoked, fümeler falan da çok tuzlu. Onları da tüketmiyoruz bu dönemde.
şeker tüketmiyoruz desem de bu ne kadar gerçekçi şeker yerine bitter çikolata tüketebiliriz peki şeker niye çok tüketmeyelim derseniz bu dönemde sadece bu dönemde değil her zaman ne demiştik şeker için bir anda kan şekerini yükseltiyor glikozu ve sonrasında ani bir düşüş o ani düşüşle beraber bizim bu swingsimiz daha belirgin oluyor o insülin işte yani yine burada suçlu Kahve tartışmalı bir konu. Kahve bu dönemde başarısı yapabilir ama kahveyi çok seviyorsanız yine kahvesizlik de başarısı yapabilir. Biraz kişisel. Kendinize bakacaksınız bu konuda. Tamam mı? Erkekler yani hayatınızda ilk kadına. Daha doğrusu öyle diyelim. Bu dönemde alkol minimumda ya da kullanmıyoruz arkadaşlar. Çünkü niye? Dehidrata yapıyor bu da. Çünkü niye? Vücuttan suyu atıyor. Önemli bir şey söyleyeceğim. Bunu bilmiyor olabilirsiniz. Bu biraz tıpsal. Rengi döneminde rahmimiz kasılsın ve boşaltsın her şeyi diye Prostaglandin
Yükseliyor. Tamam mı? Artıyor bu. Bu iyi bir şekil atılsın diye. Ama aynı zamanda bu ağrıyı da yapan şey. Ve kırmızı et de Prostagland'ın açısından çok zengin. Yani biz Reg döneminde kırmızı et çok tüketirsek ne olur arkadaşlar? Söyleyeyim bakalım. Evet. Zaten hali hazırdaki kasıdan ütülürsün. Daha da kasılı ve bu kramplar ağrı yapar. That's a easy basic. Dis menore. Dis menore ne? Dis bozuk. Menore. Men's. Ağrılı men's. Bu kadar. Ağrılı menstrual dönem. peki çok önemli evet bu dönemde kullanalım mı RKS'cik kullanalım şimdi bizim burada RKS'den kastımız non steroid anti enflamatuarlar biz tıpçıla diyoruz ki NSAID non steroid anti enflamatuar tamam mı şimdi bunlar ne yapıyor biliyor musunuz arkadaşlar prostaglandin kast kadını bozuyorlar
Fakat çok çok önemli bir şey söyleyeceğim. Kask adı bozduğu için prostaglandin üretilmiyor, uterus kasılmıyor, uterus kasılmadığı için daha az ağrı oluyor. Evet, daha az kanıyorsunuz. Evet, okey. Ama dis menöre kadar kötü bir durumunuz varsa ağrılı zaten herkes için kullanın yani. Hani burada bunu tartışmıyoruz.
Asıl ben size bir tip vereceğim. Bu çok önemli. Siz regliniz başladığı gün ağrınız çokken bu ilaçları aldığınızda zaten o prostaglandin kaskadı yola yani yolak başladığı için ağrınız kesilmiyor, etki etmiyor kaskada. Ne yapacaksınız arkadaşlar? Regl başlamadan 2-3 gün önce alacaksınız bu ilacı ve ağrısız bir menstruasyon geçireceksiniz. Neden? Çünkü kaskada bozduğunuz prostaglandin üretilmedi.
Fakat kuranik olarak diz merineleriniz varsa yani yaklaşık her menstruasyonunda, her siklusunuzda ağrı yaşıyorsunuz, o zaman hemen doktora gidiyorsunuz. Belki size oral kornoseptif başlarlar, belki başka bir şey yaparlar, sebebini araştırırlar, tamam mı? Öyle benim karnım ağrıyor, ben lacım aldım, iyiyim, yok öyle. Şimdi bütten çikolataya geldik. Sevgili erkekler, eğer renk paketinizin içine bütten çikolata koymak isterseniz, hayatınızdaki en anlamlı kadın için ona şöyle dersiniz, bir tanem, güzelim, hayatım, güneşin doğma sebebi. İki farklı çalışma var bütten çikolatayla ilgili. Yazarsınız, oraya koyarsınız not olarak. O kadın da onu okuyunca mutlu olur. Birisi 2010'da yapılmış diyor ki, bütten çikolatada demir ve magnezyum var.
Ve 2015'teki çalışmalar da diyor ki... ...magnezyum eksikliği yaşayanlar... ...daha çok PMS yaşarlar, daha çok krem yaşarlar. Ee, ne anladık buradan? İşte bir dert çikolata... ...magnezyum ve daha az krem, okey? Perfekt. Şimdi o pakete mutlaka ve mutlaka koymanız gereken şey ne? Omega 3. Derseniz ki... ...benim bir tanem omega 3 triglycerid formlu krilyalı almasın... ...ben ona ellerimle yemek yapayım, o pakete koyayım derseniz... ...ne yapacaksınız o zaman? Somon, sardalya, ketent dolumu veya ceviz... ...muhteşem omega 3 kaynakları.
Bunun dışında magnezyum kullansın ben ona tabletini alırım tabi ki koyarım paketine ama ayrıca hangi kaynaklardan alabilir ben ne koyayım derseniz sevgili erkekler Burak Belediyesi Badem, ıspanak, avokado ve muz Ne yapar bunlar magnezyum içerdiği için ihtiva ettiği için arkadaşlar kaslarımızı gevşeter gevşeter ve kremları hafifletir Kalsiyum da önemli nerede vardı kalsiyum hadi sayın yoğurt evet doğru kefir aynen öyle D vitamini arkadaşlar D vitamini keşke şöyle güneşe alıp koysak paketle ama olmuyor zaten bir de hani D vitamini hormondur by the way biliyorsunuz zaten bu çok konuşmuştuk Bu D vitaminini güneşten sentezleyelim okey de hani zaten kış, bir de yaz da olsa o iş öyle olmuyor arkadaşlar. Hepimizin genel olarak yani çoğumuzun D vitaminine ihtiyacı var. O yüzden önce bir ölçtürüp sonra da güzelce takviyesini kullanıp gerçekten etkilerini görebiliriz tamam mı? Ben seviyorum bayağı D vitaminini.
Önemli arkadaşlar başka bir şey o pakete koyabileceğimiz mesela fermente gıdalardan kombuça ay çok sevinir kız arkadaşınız sevginiz hayatınızın anlamı koyarsınız oraya bir tane yazarsınız notunuza senin için bu kombuça işte rengi döneminde şöyle şöyle şöyle şöyle fermente olduğu için işte bağırsak dostum dersiniz tamam mı başka probiotik yoğurt olur kefil, kimçi, turşu onun dışında arkadaşlar bu dönemde hayatınızdaki güzel kadına işte tatlım spora yapmak ister misin? işte tatlım spora gitsene ya falan demeyin tamam mı? demeyin yani. siz demeyin fakat iyi gelir yani hani demeyin ama ne yapın güzelce onun sevdiği içeceği yapıp paketi götürdüğünüzde tatlım beraber yürüyüşe çıkmak ister misin? deyin ve elinden tutun ve yürüyün çünkü çok iyi gelecek hafif egzersizler. Şimdi gelelim Dr. Gledge Life Hacks'e. Çok seveceksiniz burayı. Şimdi ama öncesinde bir disclaimer vermem gerek yok ki buradakilerin hepsi modern tıpla kanıtlanmış şeyler değil. Bazıları daha çok Çin tıbbında var, Doğu tıbbında var ama modern tıpta mesela işte PubMed'de, Upsoded'de falan bulabileceğiniz şeyler değil bazıları. Yeterli çalışma yok. Çünkü neden? We never study female body. Tamam mı? Kadın bedenini daha çok çalışmalıyız, daha çok çalışmalıyız, daha çok çalışmalıyız. Erkekler.
Şimdi arkadaşlar, şu çalışılmış ve bilimsel Primrose Oil. Ben kullanıyorum, çok seviyorum. Ben de kullanıyorum, kapsülünü kullanıyorum. Çoğal çiçeği yağıl diye de geçebilir ama Primrose Oil diye geçiyor herhalde zaten. Ben çok seviyorum bunu. Ve sadece renk döneminde veya menstruasyonun değil, genel olarak İBSM'de olduğu için, düz kas kramplarına da iyi geldiği için, yani bağırsağıma da iyi geldiği için, daha çok kronik olarak alıyorum.
Bunun dışında o çay yapacaksanız, bir çay karışımı ne yapıyorsunuz? Fennel ve cincer, yani rezene ve zencefil çayı arkadaşlar. Bu da kanıtlanmış, tamam mı? Unutmayın, rezene ve zencefil. Yazın hadi bakalım. Kağıt kalemi çıkarıp yazıyoruz erkekler. Haydi! Bu arada bu pirmoz oyu, Gamma Linoleic Acid yani GLA içeriyor. Tamam mı? Ve bu ağrı tedavisinde etkili oluyor deniyor. Primrose Oil'un etkisini görmek için hani 2-3 ay kullandıktan sonra tekrar bir bakın tamam mı kendinizde? Hemen bir tane kullandım, aa ne oldu falan değil. Ağrı kesiciler gibi değil bunlar. İlaç değil zaten. Ay geldik en güzel kısma. Size bir formül söyleyeceğim ve bu formülü hayatınızdaki o en güzel kadın alacak, böyle küvetin içerisine koyacak ve 45 dakika içinde bekleyecek arkadaşlar. Bu düşünsenize ya. Sonra onu story atacak falan. Bir cicik aşkım diyecek. Güzel bir şarkı ekleyecek üzerine. Bergen'den falan. Güllü. Gözlerimde senin gözlerin kaldı. Ellerimde senin ellerin kaldı. Giden yıllarımda yıllarım kaldı. Seni düşündüm sabah olmadan.
Tamam, diğerini yapmayacağım. Babam uyuyor içeride. Özür dilerim baba. Tamam, söylüyorum. Hazır mısınız? Hadi.
Arkadaşlar birkaç damla 4-5 tamam mı? Yazıyor musunuz? Pardon. Ada çayı yağı. Devam ediyorum. Yine birkaç damla 2-3-4. Papatya yağı. Bulabilirseniz bulursunuz. 2 damla sardunya yağı. Bulursun koçum. İnanıyorum sana. Güveniyorum. 2-3 damla levanta yağı. Bunu zaten buldunuz. Ve 1 yemek kaşığı jojoba yağı. Jojoba diye yazılıyor bakın. Jojoba. Jojoba diye de okunuyor. Tamam mı? Daha ne yapayım? Asıl geldik bence vurucu nokta. Epsom tuzu. Bir avuç. Uff. Ya var ya, bunu yapın, o kızın size karşı iyi hissetmemen ihtimali yok. Bir de, hayatınızdaki en anlamlı kadın için bir yağ karışımı söyleyeceğim. Bunu da kendisi isterse kendi yapar, isterseniz siz yaparsınız. Karnını sağ yönde bu yağla obacaksınız, tamam mı? Benim küçükken beri hep karnım ağrıyor. Bu irtihaba bağırsak sendromundan ötürü mütevellit ve babam
Arkadaşlar her gece karnımı ovarak beni uyuturdu. O yüzden yani ben bu karın ağrısı, kramp, o kadar biliyorum ki böyle benim bağırsaklarım düğümleniyor gibi acıyordu yani. Ve çok garip bir şekilde şu an olmuyor İBS ataklarım çok. Sadece geçen izne çıkacağım diye çift köfte partisi yapmıştık hastanede. O zaman çok kötü olmuştum, o kadarmış. Şimdi haklı olarak diyeceksiniz ki, abla ne yaptın da geçtin? O da başka dersin konusu, baby girl. Şimdi bu yağı yapmadan önce mutlaka bir carrier oil gerekiyor. Yani ne taşıyıcı yağ, tamam mı? Bir de hani alerjiniz falan filan olabilir. Dikkat edin, bunlar öyle basit şeyler değil. Taşıyıcı yağ mesela ne? İşte jojoba olabilir, hindistan cevizi, coconut oil olabilir, avokado oil olabilir, badem olabilir, tamam mı? Sonra ne ekliyorsunuz içine? Her birinden üç damla olacak şekilde, çok önemli. Ada çayı, ardıç yağı,
Ve papatya yayalım. Ben ekstraya kaçacağım diyorsanız, bir tane cypress oil var tamam mı? Ona bakın. Hatta böyle bir ara olay olmuştu işte. Lazare kadar etkili, kıl bitiriyor falan filan. Yok öyle bir şey. İsterseniz lavantayı da ekleyebilirsiniz yine içine. Tamam mı? Naneyi de ekleyebilirsiniz kokusunu seviyorsanız. Falan filan. İnter Milan. Erkekleri yapıyorum ya. Böyle espriler yapasım geldi.
Şimdi bölüm bitirmeden önce son birkaç tane daha takviye sayacağım size. Ama bunlar daha çok İran tıpında falan araştırılmış. Ve deneydeki kişi sayısı gerçekten az. Yani o yüzden asla bilimsel olarak kanıtlanmış diyemem size. Ama mesela Safran falan tamam mı yani bunlar? Hani denenebilir, neden olmasın? Denersiniz, kişisel kendinize bakarsınız, etki görürsünüz, görmezsiniz. Ben söylüyorum, araştırın bakın.
Mesela başlayalım safrandan. 30 mg safran ekstresi içen bir kişi de 2 siktüs boyunca %50 PMS semptomlarının azaldığı görmüş arkadaşlar. 15 mg sabah, safran ekstresi 15 mg akşam. Onun dışında cramp, bark diye bir şey var tamam mı? Viburnum opulus. Türkiye'de glabrusu diye geçiyor. Ne diyorsun Tuba hangi dil?
Kıraatlara'ya geliyor bu. Tamam mı? Bu gila buru suyunu katıyorsun suyun içine içiyorsun falan. Bir bakın. Bilginiz olsun. Gila buru. Reşi mantarı var. Duymuşsunuzdur belki. Mushroom of immortality. Yani ölümsüzlük mantarı diye de geçiyor. Lingzi diye geçiyor Çin'de. Tamam mı? Tamam. Bu hem immune sisteme geliyor sevgili erkekler. Size bir tane testesi var onun için bir şey söyleyeyim mi? İsterseniz. İster misiniz? Bu podcast'ı dinlerseniz buraya kadar ve bana evet istiyoruz yazarsanız size testosteron için bir şeyler söyleyeceğim. Çok önemli bir şeyler söyleyeceğim, bir şeyler değil. Tamam, bu Reşi Mantarı neye geliyor diyorlar. PMS'e bağlı, yorgunluk, Restlessness falan, irritabilite, tamam mı? Şimdi de Valerian Root var. Valerian Root, tamam mı? O da Mood Swings, yani mood değişkenliği. Irritabilite falan. İşte üç elin rahim krampına geliyor.
Diyorlar. İçindeki valerik asit, valyumla, yani şu narkotik olan valyum var ya, onunla aynı reseptöre bağlanıyor diyor. Ve düz kas kramplarına iyi geliyor diyor. Yani hem düz kas ne mesela? Bağırsak kası, işte rahim kası. Çizgili kas ne? Bacak kasımız. Kendimiz çalıştırabildiğimiz kaslar. Kendimiz isteyerek mesela rahmimizi çalıştırabiliyor muyuz? Hayır. O sıkabildiğiniz şey alttaki taraf. Tamam mı? Vajina.
Ama istediğim zaman kolumuzu kaldırabiliyor. Çünkü ne çizgili kas, tamam mı? Fan bilginiz iyiymiş bakıyorum. Devam. Başka ne var arkadaşlar? Maka. Maça değil bakın. Maka. Maka bir bitki. Adaptojenik bir herb bitki. Başka bir şey. Bunu çoğumuz biliyoruz zaten. Papatya çayı. Chamomile tea. İçinde ne var? Glycine. Bu kas krempleri iyi geliyor diyorlar.
Ben de diyorlar, benim bilimim var diyorlar bilimi. Şimdi rezene çayı ve zencefil çayı dedik ya karıştırın falan diye. Bir de onun dışında rezene tohumu var. Rezene tohumunun ekstresine, ekstraktını yani, Regi'den 3 gün önce ve 3 gün sonraya kadar, ya otomo süreçte, içiyoruz. Bu da İran'da yapılmış bir çalışma ve bu da iyi gelmiş gözüküyor. İyi gelmiş gözüküyor arkadaşlar, tamam mı?
Ve sizde Dr. Gületik Kıya, ana vatan kan ağlarken piramid semptomlarımızı azaltacak bir smoothie tarifi yazıyorum açıklamaya. Ve bu smoothie tarifinin ismi ne? Bloody Mary. Beğendiniz mi? Sevgili erkekler, bu smoothieyi hayatınızdaki en güzel varlığa yapıyorsunuz ve sonra bana teşekkür ediyorsunuz. Tamam mı? Önemli değil. Rica ederim. Ne demek. Her şey sizin için.
bölümü kapatmadan söyleyeceklerim var. Gidemezsiniz. İki dakika durun. Tamam mı? Herkes gelsin. Ne yapıyorsanız bırakın. İki kelam edeceğim. Ben sosyal medyaya başlarken sürekli gördüğüm kadın kadının kurduğudur falan filan laflarından gerçekten bugün buraya evrileceğimizi hiç düşünmüyordum.
Yani bir hayalim vardı, evet ama ben düşüyorum, siz beni kaldırıyorsunuz. Ben size elimden geldiğince destek olmaya çalışıyorum. Ve sadece ben değil, siz birbirinizin arasında da birbirinize yardımcı oluyorsunuz. Ya bu benim için o kadar önemli ki bunu görmek. Bunu sadece ben değil, herkes görüyor. Erkeklermiş, sen korkuyor musun? Korkuyor musunuz ha? Korkmayın. Biz varız diye bu dünya dönüyor, lütfen. Arkadaşlar, kadın olman, sevgili erkekler, yani o döngü denemesi, hormonlarımız, cırt cırt beden deneyimlemesi, bunlardan çok daha öte de bir varoluş meselesi.
Hayata kattığımız anlamlar, taşıdığımız yükler, verdiğimiz mücadeleler bizi biz yapıyor. Yani tıpkı bu podcastta da konuştuğumuz gibi, insan kendini tanımadan, içindeki sınırları falan, gücü keşfetmeden gerçekten özgür olamıyor ya, işte kadın olmak da bu şekilde dünyayı değiştiren, güzelleştiren, dönüştüren bir varoluş pratiği. Pratik kelimesi de yani kim bunu kullanıyorsa bir sıkıntı çıkıyor. Seviyorum ama o kadar. Kişisel, yeşil lafı. Yani o yüzden bugün diyorum ki her halimizle, her halimizle bunu gerçekten söylüyorum. Yani hani o Twitter'da, X'de her ne haltsa hiç sevmiyorum orayı. Çünkü o yüzeysel yüzeysel yani hani o nasıl konuşmalar ya hiç yakışıyor mu size? Yani her halimizle var olduğumuz için kutlanmayı hak ediyoruz. Sadece bunun için tamam mı? Başka hiçbir şey için değil. Yeter çünkü.
Feribacası Fakültesi 8 Mart Dünya Kadınlar Günümüz kutlu olsun. Erkekler siz de iyi ki varsınız abi. Ben erkekleri sevmiyorum. Ben erkekleri çok seviyorum. Ben patriarkayı sevmiyorum. Bu da son sözüm. Hadi bay bay.
Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.