Podcast

161 - Karteldeki Topuklu Sesleri: Griselda Blanco - 1. Bölüm

Karanlık Dosyalar

1 yıl önce
Reklam Alanı (Deneme)

Bölüm Açıklaması

Kolombiya’nın kenar mahallelerinde suçla iç içe büyümüş yoksul bir kız, bir gün zirveye çıkmak, en zengin ve en güçlü olmak için yemin etti. Bu uğurda vicdanı dahil, önüne çıkan her şeyi ezip geçecek, zalimliğiyle nam salacaktı. İki bölüm olarak hazırladığımız bu serinin ilk bölümünde size, erkek egemen uyuşturucu kartelleri dünyasında zekası, ölümcül hırsı ve sınır tanımayan şiddetiyle zirveye tırmanan, Pablo Escobar’ın dahi bu hayatta korktuğu tek kadından; Griselda Blanco’dan bahsedeceğim. Godmother'ın kanla yazdığı bu hikayesini dinlemeye hazırsanız, başlayalım mı? 





Sunan: Sezgi Aksu 

Hazırlayan: Kevser Yağcı Biçici

Ses Tasarımı ve Kurgu: Tolgacan Bozca 

Yapımcı: Podbee Media



Canlandırmalar:

Griselda Blanco: Tülin Özen

Jorge "Rivi" Ayala: Tolgacan Bozca

Polis: Gülşah Dim

Carmen Caban: Şevval Balkan

Pablo Escobar: Metin Bozkurt

Alberto Bravo: Zafer Toker








Bu podcast reklam içermektedir.

Bölüm Transkripti

2.277 kelime · ~11 dk okuma

Sen neden burada olmanız mümkün ya? Ben de bilmiyorum. Hepinizi topladım buraya. Çok kalk geliyorum gerçekten. Bir saniye. Geliyor, geliyor. Geliyor. Eminim hepiniz neden burada olduğunuzu düşünüyorsunuz.

Neden o diğerleri gibi tek bir kurşunla işinizi bitirmediğimi? Şanslısınız kardeşlerim. Şanslısınız çünkü ben size seçim hakkı sunuyorum. Çünkü sokakları kana bulayanda, bazılarınızı affedecek kudrette olan da benim. Amerika'daki her bir beyaz toz zerresinin sahibi benim. O en pahalı partilerde de, en doktan sokak aralarında da benim malım içiliyor. Ben, Godmother. Kokainin vakti zannesi. Ben, Grisella Blanco'yum.

Şimdi siz karar verin. Benim için çalışmayı mı istiyorsunuz yoksa... ...ölmeyi mi? Ben

Transkriptin tamamını oku

Sezgi Aksu. Burası Karanlık Dosyalar. Bugün sizlere yalnızca tek bir suç işlemiş bir katilden değil, en acımasız ve korkulan uyuşturucu baronlarından biri olarak suç tarihine adını kanla yazdıran bir kadından bahsedeceğim. Griselda Blanco, erkek egemen uyuşturucu kartelleri dünyasında, zekası, ölümcül hırsı ve sınır tanımayan şiddetiyle zirveye tırmanmış, 1970'ler ve 80'lerde Miami merkezli olmak üzere Amerika Birleşik Devletleri'ne yayılan devasa bir kokain imparatorluğu kurmuştu. Acımasız yöntemleri ve zalimliğiyle namsalan Griselda Blanco, ismi söylendiğinde bile etrafa korku saçıyor, hatta dünyaca ünlü uyuşturucu baronu ve çete lideri Pablo Escobar dahi bu hayatta korktuğu tek kadının Griselda Blanco olduğunu söylüyordu.

Bu bölümde sizlere Griselda Blanco'nun kim olduğunu, Godmother yani Kokain'in vaftiz annesi olma yolunda yaptıklarını, yüzlerce insanın kanı üzerine inşa ettiği bu karanlık imparatorluğa giden yolun ilk taşlarını nasıl döşediğini anlatacağım. Öyleyse ne dersiniz? Daha fazla güç ve para elde etmek için vicdanı dahil önüne çıkan her şeyi gözünü kırpmadan ezip geçen bu kadının hikayesini duymaya hazırsanız başlayalım mı? Ana Griselda Blanco Restrepo, 15 Şubat 1943'te Kolombiya'nın Santa Marta şehrinde doğmuş, fakat o daha küçük bir çocukken annesiyle birlikte taşındıkları Medellin'de büyümüştü.

Bu yıllarda Kolombiya büyük bir siyasi ve ekonomik karışıklığın içindeydi. Ve ülkenin en büyük ikinci şehri olan Medellin sokaklarında büyük bir kaos hakimdi. Üstelik Blanco'ların yaşadığı mahalle en kötüsüydü. Burası güvenlik güçleri tarafından dahi görmezden gelinen, kendi haline bırakılmış bir suç yuvasıydı.

Gangsterların patlayan silahları ve her köşe başında rastlanan fahişelerin kahkahaları, her an duyulan normal sesler, hırsızlar ve katiller elini kolunu sallayarak dolaşan sıradan insanlardı. Böyle bir ortamda yetişen Griselda'nın suça bulaşması da oldukça erken yaşlarda olmuştu. Zira bu mahallede çocukların gözleri önünde fuhuş da yapılıyor, cinayet de işleniyor, hatta çocuklar silahlara bile kolaylıkla erişebiliyorlardı. Dolayısıyla ilkokul çağında yapılan yan kesicilikler ve basit hırsızlıklar son derece normal görülüyordu. Fakat Griselda'nın henüz 11 yaşındayken işlediği söylenen bir suç, burası için bile kan dondurucu nitelikteydi.

İddialara göre Griselda bir arkadaşıyla birlikte yakınlardaki lüks bir mahalleye giderek kendi yaşlarındaki bir çocuğu kandırmış ve peşinden sürüklemişti. Ardından çocuğu zor kullanarak susturmuş, ellerini ve ayaklarını bağlayarak ailesini aramıştı. Aile bir çocuğun fidye istemesini ve kendilerini tehdit etmesini ciddiye almamış, dalga geçtiğini düşünüp azarlayarak telefonu Griselda'nın yüzüne kapatmışlardı. İstediği fidyenin verilmemesinin yanında ciddiye alınmamak onu öfkeden deliye döndürdü.

Herkese kim olduğunu göstermesi gerektiğini düşünen 11 yaşındaki Griselda gözünü kırpmadan tetiği çekerek çocuğu öldürdü. Bu onun içindeki canavarın uyandığı ilk olaydı. Ve bundan sonra o canavarı durdurmak mümkün olmayacaktı. Griselda yaşadığı sefaletten de, hayat kadınlığı yapan alkolik annesinin dengesizliklerinden de, üvey babasının tacizlerinden de bıkmıştı. Tek amacı bu hayattan bir an önce kurtulmak, çok zengin ve çok güçlü olmaktı. Bunun için ne gerekiyorsa yapmaya hazırdı ve ilk adımını evden kaçarak attı. Henüz 13 yaşındayken evden ayrılan Griselda bir süre fahişelik ve yankesicilik yaparak hayatını sürdürse de bir süre sonra Carlos Trujillo ile evlenerek aile kurmak için ilk adımını attı.

Bu evliliğinden, Uber, Dixon ve Osvaldo adında üç çocuk sahibi olan Griselda, bir yandan da kocasının mesleğinin inceliklerini öğreniyordu. Carlos Trujillo, insan kaçakçılığı ve sahte belge düzenleme konusunda ustaydı. Griselda ve Carlos, sahte pasaportlarla sayısız Kolombiyalı'yı Amerika'ya sokmuş, bu şekilde iyi para kazanıp rahat bir hayat sürebilmişlerdi. Fakat bu, Griselda için yeterli değildi.

çok daha güçlü ve daha zengin olmayı arzuluyordu. Ve istediği hayatı yaşayabilmek için Amerika'ya insan değil, başka şeyler kaçırması gerektiğinin farkındaydı. Ona hayal ettiği bu hayatın kapılarını ise bir sonraki kocası Alberto Bravo aralayacaktı. Alberto Bravo uyuşturucu işindeydi. O güne kadar küçük çaplı sevkiyatlar ve satışlar yapmış olsa da Griselda Blanco ile evlenmesiyle birlikte işleri bir anda artacaktı. Zira Griselda ne yapmaları gerektiğini çoktan planlamıştı. Kolombiya'da kalarak büyümeleri mümkün değildi. Sınırları genişletmeleri gerekiyordu. 1970'lerin başında kokain ABD'de henüz çok fazla yaygınlaşmamıştı.

çoğunlukla lüks partilerde tüketilen, halkın çok kolay ulaşamadığı bir maddeydi. Fakat Griselda Blanco, piyasaya daha fazla sürülmesi halinde talebin de artacağını öngörmüş, bunu yaparsa hayal ettiği o güce ve paraya ulaşacağını anlamıştı. Kolombiya'dan aldığı uyuşturucuyu bir şekilde ABD'ye taşımalı, tüm ülke genelinde kuracağı dağıtı mal sayesinde zengin, fakir, genç, yaşlı fark etmeksizin herkesin cebine bu tozu sokmalı, onları bu maddeye bağımlı hale getirmeliydi. Bunun için daha fazla kokaine ihtiyacı vardı. Ve Griselda buna da bir çözüm bulmuştu. Bilinen yöntemlerle yetinmeyecek... ...daha önce denenmemiş yollarla bu beyaz tozu... ...adeta sınır ötesine doğru akıtacaktı. Evet kızlarım herkes süt yeğenlerini taktı, korselerini giydi mi? Evet, evet patron. Hazırız. Bakın, onların içinde ne kadar değerli şeyler taşıdığınızı biliyorsunuz. Tek amacımız var. Yakalanmadan sınırı geçmek.

Patron, peki ya gümrük memurları şüphelenirse? Şüphelendirmeyeceksiniz. Bu iş için sizi seçmemenin sebebi de bu zaten. Olur da üstünüzü aramaya kalkarlarsa, hop! Bir iş ve bir cilve, iki kahkaha. O salakların dikkatini dağıtacaksınız. Gerekirse iki memeyi bacak gösterirsin işte. Zaten ağızlarının suyu akar, neye uğradığını şaşırır. Salaklar.

Gerçekten de dediği gibi olmuştu. Griselda uyuşturucu madde saklı özel dikim iç çamaşırlarını giydirdiği güzel ve gösterişli kadınları sahte pasaportlarla akın akın sınırdan geçirmeye başladı. O güne kadar kadınların uyuşturucu taşıdığı pek görülmediğinden gümrük memurları onlardan şüphelenmiyor, şüphelenecek gibi olanlar da yine bu kadınlar tarafından ustalıkla kandırılıyordu. Bu sırada kendisi de ailesiyle birlikte New York'a yerleşmiş, suç imparatorluğunu burada yükseltmeye karar vermişti. Bölgedeki bir kısım kartelle anlaşmalar yapmaya, kimisiyle iş birliği kurmaya başladı. Karşısında duranlarınsa gözünün yaşına bakmıyor, hepsini bir bir ortadan kaldırıyordu. Bu sayede Griselda kısa sürede bölgedeki hakimiyeti sağlamıştı.

Kolombiya'dan getirdiği adamlarını her yere yerleştirmiş, her köşe başına bir torbacı koyarak New York sokaklarını adeta ele geçirmişti. Artık yüzlerce kilo uyuşturucuyu rahatlıkla ABD'ye sokabiliyor, bunların satışından milyonlarca dolar kazanıyordu. Fakat bir anda ABD'yi esir alan bu uyuşturucu dalgasının yetkililerin dikkatini çekmesi çok da uzun sürmedi. DAE yani Uyuşturucuyla Mücadele Dairesi bu işin sorumlusunu bulmak için Ben-Şii adını verdikleri geniş çaplı bir operasyon başlattı. Fakat Griselda Blanco'yu yakalamak o kadar kolay olmayacaktı. Zira Griselda kendi elleriyle inşa ettiği bu suç imparatorluğunu kurarken gizliliğe her şeyden çok önem vermişti. Polisin işi oldukça zordu.

Fakat sokakları esir alan, her gün yüzlerce insanı zehirleyen ve milyonlarca dolar kayıt dışı parayla ülkeye zarar veren bu çetenin peşini bırakmaya da niyetleri yoktu. Peki, DEA ile Griselda Blanco arasında yıllar sürecek bu mücadelenin kazananı kim olacaktı? Şimdi kısa bir ara verelim. Ardından dosyamıza kaldığımız yerden devam edeceğiz.

Griselda ve yakın çalışanları kendi kimliklerini asla kullanmıyor, herkes sahte kimliklerle yaşıyor, kimse birbirine gerçek isimleriyle hitap etmiyordu. Bu sayede birileri yakalansa bile gerçekte var olmayan bir kişinin kimliğine sahip oldukları için isimler bir türlü birbirine bağlanmıyor, örgüt tam olarak çözülemiyordu. Kaldı ki Griselda kurduğu yapılanma sayesinde herkesle tek tek muhatap da olmuyordu. Hatta pek çok alt tabaka çalışan onun yüzünü dahi görmemişti. Griselda tüm tedarik, dağıtım ve satış süreçlerini arka plandan yönetiyor, polise hedef olmamak için çok fazla görünür olmaktan kaçınıyordu. Ülkeye giriş çıkış yaparken sürekli farklı kimlikler kullanıyor, arkasında hiçbir iz bırakmıyordu.

Yani o sıralarda Griselda Blanco, D.E.A. için adı, sanı, yüzü dahi bilinmeyen biri. Adeta bir hayaletti. D.E.A. bu suç örgütünü çözmek ve liderini bulmak için insanüstü bir çaba sarf ediyordu. Yakaladıkları satıcıları konuşturmak için günlerce uğraşıyorlar, ancak ne yaparlarsa yapsınlar, adamların ağzından tek bir laf dahi alamıyorlardı.

Zira hepsi Griselda'nın acımasız yöntemlerini biliyor, işkence çekerek ölmektense hapse girmeyi ya da polisten dayak yemeyi tercih ediyorlardı. Fakat aylar süren çalışmalar sonucunda ele geçirilen bir satıcı, 30 yıl hapis cezasıyla karşı karşıya kalınca kendisine sunulan bir anlaşma karşılığında uyuşturucu maddeleri temin ettiği kişinin adını vermeyi kabul etti. Nihayet bir takım isimlere ulaşan polis, zaman kaybetmeksizin bu kişilerin evlerini ve telefonlarını dinlemeye başladı. Alo? Alo patron, bizimkilerle konuştum. Birileri cenazeyi terk etmiş. Sonunda. Onlara söyle bir daha terk etmek için bu kadar beklemesinler. Fakat maalesef bu da polisler için bir hüsrandı. Zira konuşmalar şifreliydi.

Birileri cenazeyi terk etti. Kokainin New York'a doğru yola çıktığı anlamına geliyor. Fakat polisler bunu anlayamıyordu. Ayrıca çoğunlukla yerel ifadeler ve sokak dili kullanılması da işleri iyice karmaşıklaştırıyordu. Fakat DEA'in pes etme lüksü yoktu. Çaresizlikle dinlemeler yapmaya ve araştırmaya devam eden polisler iki senelik bir çalışma sonucunda yani 1975 yılında nihayet bir isme ulaşabildiler. Bu tedarikçinin adı Carmen Caban'dı. Carmen Caban o sırada hapisteydi.

Derhal kadını ziyarete giden DİA ajanları bu görüşmeden hiçbir sonuç alamadı. Zira kadın üst düzey güvenlikli bir hapishane hücresinde olmasına rağmen korkuyor. Örgüt hakkında bilgi vermeyi kesinlikle reddediyordu. Polisler bu kez ellerinde bir anlaşma teklifiyle Carmen Caban'ı bir kez daha ziyaret etti. Hayır yapamam. Yapamam diyorum size. Beni öldürürler diyorum. Anlamıyor musunuz? Ne fark eder? Ömrünün sonuna kadar bu delikte yaşamanın ne anlamı var ki zaten?

Bak ama eğer bize yardım edersen tanık koruma programıyla seni ve aileni asla bulamayacakları bir yere yerleştiririz. Yeni bir işiniz, eviniz, yeni kimlikleriniz olur. Ailemi mi? Gerçekten mi? Onları tekrar görmem mümkün mü? Her şeye yeniden başlayabilir miyiz yani? Bunu gerçekten yapabilir misiniz? Örgütün başında kim var söylediğin an hazırlıklara başlarız. Peki. Peki yapacağım.

Ama bizi korumanızı istiyorum. Bulurlarsa hiçbirimizi yaşatmazlar. Merak etme. Hadi, ver ismini. Bunların sahibi, yani her şeyin başındaki kişi, bir kadın. Adı... Adı Griselda. Griselda Blanco.

DEA, Griselda Blanco ve Carmen Caban'dan aldığı diğer isimleri tutuklamak için derhal delil toplamaya başladı. Fakat Griselda onlardan bir adım öndeydi. Polisin kendisini tutuklamaya yetecek delile sahip olduğu haberini alır almaz, ailesiyle birlikte ABD'yi terk ederek Kolombiya'ya geri döndü. Fakat orada da işler bıraktığı gibi değildi. Daha önce kendi çapında küçük bir suçlu olarak bildiği bir adam adeta ülkeyi hakimiyete altına almıştı. Medellin sokakları artık Pablo Escobar'a aitti. Her köşe başı onun tarafından tutulmuş, neredeyse tüm piyasa Escobar'ın eline geçmişti. Görme yeri çok değişmişsin Pablo.

Ben sınırdan tonlarca kilo kokaini kaçırırken, New York'ta milyonlarla oynarken, sen burada sokak aralarında leş gibi araba çalıyordun, hatırlıyor musun? Vay be. Ne günlerdi değil mi Gülselcan? Bak, şimdi hepsi bir anı oldu. Bugün bütün Kolombiya, gördüğün her bir beyaz toz zerresi bana ait. Burada iş yapmak isteyen herkes benden icazet alıyor artık.

En son bıraktığında bu kadar özgüvenli de değildin Pablo. Buranın düzeni artık böyle Griselda. Sana bir arkadaşın olarak hatırlatıyorum sadece. Yanlış bir şey yapmaya kalkmayasın diye.

Amerika'da bile zirveye oynamışken Griselda kendi ülkesinde ikinciliğe razı olamazdı. Kolombiya'da hakimiyeti sağlaması gerekiyordu. Griselda kaybettiği gücü ele geçirmek için her zamankinden daha sert olması gerektiğini düşünüyor, en ufak zayıflık göstergesinde elindekileri de kaybedeceğini biliyordu. Bu nedenle tükenmek bilmeyen hırsına sığınan Griselda... ...günden güne acımasızlaşan yöntemleriyle... ...kaybettiklerini geri almak için çabalamaya başladı. Gece, gündüz, kapalı kapılar arkası... ...ya da sokak ortası dinlemeden kendisine karşı çıkan... ...gücünü kabul etmeyeni acımasızca öldürtüyordu. Hatta sonrasında sıklıkla kullanılacak olan... ...Scarios adı verilen motosikletli suikastçiler de Griselda'nın buluşuydu.

Böylelikle adamları hiç beklemedikleri anlarda, yürürken, trafik ışıklarında beklerken ya da etrafta dolanırken düşmanlarına yaklaşıp onları anında öldürebiliyorlardı. Fakat ne kadar zalimleşirse zalimleşsin işe yaramıyor, Escobar'ın elindekileri alamıyordu. Aksine Escobar gün geçtikçe daha da güçlendi. Medellin'in önde gelen uyuşturucu baronlarını bir araya toplamış, onlara birlikte çalışmanın yolunu açarak Medellin Karteli'ni oluşturmuştu. Bu ittifak sayesinde büyük uyuşturucu baronları arasındaki ölümcül mücadeleler büyük ölçüde son bulmuş, her biri üretim, taşıma, dağıtım gibi kendi uzmanlık alanlarında faaliyet göstererek kokain ticaretini endüstriyel bir boyuta taşımayı başarmışlardı.

Pablo Escobar o kadar güçlenmişti ki polis teşkilatının bir kısmı, hatta bazı siyasetçiler dahi ona hizmet ediyor, yoksul halk ona hayranlık besliyordu. Griselda bu işte ondan daha önce yükselmiş olmasına rağmen Escobar'ın yanında adeta yeni yetme bir suçlu gibi kalmıştı. Griselda'nın suç kariyeri duraklama dönemine girmişti. Üstelik iş hayatındaki karmaşıklığa paralel olarak aşk hayatında da işler yolunda gitmiyordu. Griselda, kocası ve suç ortağı Alberto Bravo'nun hem kendisini aldattığından hem de para ve uyuşturucu çaldığından şüpheleniyordu. Adam neredeyse hiç eve uğramıyor, üstelik büyük miktarda paralar da sık sık ortadan kayboluyordu. Bu konuların etrafta konuşulması onu güçsüz göstermeye başlamıştı.

Yarım milyon doların daha ortadan kaybolması üzerine Grisel da Alberto ile yüzleşmeye karar verdi. Arkalarına adamlarını da alan ikili bir gece kulübünün bahçesinde karşı karşıya geldi. Hey Alberto! Artık konuşmanın vakti geldi ha? Ne dersin? Beni aldattığını ve benden para çaldığını hemen itiraf et! Hemen gel buraya, ayaklarıma kapan ve benden af dile!

Bu hayatta her şeyin senin istediğin gibi olmasını istiyorsun değil mi Griselda? En zengin, en güçlü, en büyüğün sen olacağını sanıyorsun. Ama artık yeter! Milleti kandırabilirsin ama bu gadmadır ayakları bana sökmez. Anlıyor musun?

Griselda silahına davranırken Alberto Bravo Uzi çıkarmış, ikili ve adamları gece kulübünün bahçesini adeta kan gölüne çevirmişti. Alberto yüzüne isabet eden bir kurşunla oracıkta can verdi. Griselda Blanco da karnından ağır yara almış fakat bir süre tedavi gördükten sonra kendine gelmişti. Griselda'nın yalnızlığı uzun sürmeyecekti.

aynı yıl Dario Sepulveda ile evlenerek üçüncü kez dünya evine girdi. Hatta 1978'de bir çocuk daha dünyaya getiren Griselda, oğluna gurur duyduğu lakabı Godmother'a yakışır bir isim koyacak, küçük oğluna Godfather filminden ilhamla Michael Corleone'un adını verecekti. Griselda aşk hayatını yoluna koymayı başarsa da suç hayatını koyamamıştı. Kolombiya'da istediği gücü bir türlü eline geçiremiyordu.

Patron, Nedim'in adamla konuştuk. Selamını da söyledik ama... Ne ama? Eskobar'dan habersiz bir gram bile satamam diyor. Ne demek satamam ya? Ne demek satamam, satmam ne demek? Daha düne kadar sokakta araba çalan yeri yetmeye bak. Başıma açtığı belalara bak, Allah kahretsin! Allah kahretsin! Git daha fazla bana teklif et. Nedim defol git! Defol git, çöz bu işi.

Emredersin patron. Fakat hiçbir şey çözüm olmuyordu. Escobar günden güne güçlenmiş, Griselda'nın hiçbir hamlesi onu bitirmeye yetmemişti. Yolları daha sonra farklı şekilde yine kesişecekti. Griselda buranın Escobar'ın çöplüğü olduğunu kabul etti. Savaşıp kaybetmekten, daha fazla kayıp vermektense kendi çöplüğüne, ABD'ye dönmeye karar verdi.

Fakat bu sefer New York'a değil, Miami'ye gidecek, suç imparatorluğunu orada yükseltecekti. Evet, serimizin ilk bölümünün sonuna geldik. Haftaya ikinci bölümde görüşmek üzere. Kendinize iyi bakın.

Hadi bakalım.

Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.

Reklam Alanı (Deneme)