
2.405 kelime · ~12 dk okuma
Ne oluyor ya? Ne oluyor? Durun! Durun yapmayın! Siz o
küçücük beyninizle beni dolandırabileceğinizi sandınız öyle mi? Benden mal çalmanın cezasını bulacağını bilmiyor muydun? Gülsen de dur! Yapma lütfen! Yanlış anladın! Hey! Silahı ver! Güle güle bay be bayan! Yapma yapma! Hayır! Hayır!
Ben Sezgi Aksu. Burası Karanlık Dosyalar. İlk bölümde Kolombiya'nın en kötü sokaklarında büyümüş Griselda Blanco isimli yoksul bir kız çocuğunun bir suç imparatorluğu kurma yolundaki ilk adımlarına tanık olmuştuk. Bu bölümde ise tamamen kaybettiği vicdanı üzerinde zirveye tırmanışını, bu uğurda yaptıklarını ve yüzlerce insanın kanı üzerinde yükselttiği imparatorluğunun nasıl çöktüğünü anlatacağım. Öyleyse ne dersiniz? Griselda Blanco'nun nasıl herkesin korktuğu bir uyuşturucu patroniçesine Godmother'a dönüştüğünü duymaya, daha fazla güç ve para için insanlıktan ne kadar çıkabileceğini öğrenmeye hazırsanız başlayalım mı?
Griselda Blanco, Kolombiya'dan kendi çöplüğüne Amerika Birleşik Devletleri'ne dönmüş, fakat bu kez Miami'ye yerleşmişti. Bu pek çok insanın hayatını karartacak bir karar olsa da onun kariyeri için attığı en doğru adımlardan biriydi. Zira Griselda, hayalini kurduğu suç imparatorluğunu burada zirveye taşıyacak, Godmother lakabını da burada kazanacaktı. Griselda Miami'yi seçmişti. Çünkü Miami, Amerika Birleşik Devletleri'nde eğlence dünyasının kalbinin attığı, uyuşturucu tüketiminin en yüksek olduğu yerlerden biriydi. Üstelik Kolombiya'ya da oldukça yakın bir lokasyonda bulunuyordu.
Bu önemli bir detaydı. Çünkü o dönem dünyadaki kokainin %75'i Kolombiya'da üretiliyor, bunun %70'i de ABD'ye Miami üstünden giriyordu. Miami'de artan bu uyuşturucu talebine uyuşturucunun vafti zannesi kayıtsız kalamazdı. Fakat öncelikle Griselda'nın bu bölgede aktif olan kartelleri ortadan kaldırması ve burada hakimiyet kurması gerekiyordu. Bunun için en iyi bildiği yola, şiddete başvuracaktı.
Griselda Blanco'nun tetiklediği, özellikle 70'lerin sonu 80'lerin başında yoğunlaşan, eşi benzeri görülmemiş bu şiddet olaylarıysa daha sonraları Miami uyuşturucu savaşları olarak anılacaktı. Ülkenin pırıl pırıl güneşi ve deniziyle meşhur şehri adeta savaş alanına dönmüş, Miami'yi ele geçirmek isteyen uyuşturucu baronları şehri yaşanmaz hale getirmişti. Her an, her köşe başında bir cinayet işleniyor, yoldan geçen bir motosikletle herkesin gözünün önünde birilerini öldürebiliyor, otomatik silahlarla evler, dükkanlar taranabiliyordu. Bu dönemde Miami, ABD'nin en yüksek cinayet oranlarına sahip şehri haline geldi. Öyle ki sokaklardan toplanan cansız bedenler, yer olmadığı için zincir markaların soğutucu kamyonlarında bekletilmeye başlanmıştı.
1973 yılında başladıkları Banshee operasyonu kapsamında yakalamak üzereyken, son anda Kolombiya'ya kaçırdıkları acımasız patroniçe Griselda Blanco'nun Amerika Birleşik Devletleri'ne geri döndüğünü anlayan DEA, yarım kalan işlerini tamamlamak için harekete geçti. Bir an önce Griselda Blanco'nun döndüğünü ve Miami sokaklarında yaşanan bu vahşetin sorumlusunun o olduğunu kanıtlayıp kadını tutuklamaları gerekiyordu. Fakat Griselda'nın polisi atlatma, sahte kimliklerle izini kaybettirme konusunda kendine güveni tamdı. Kaybedecek hiçbir şeyi olmayan Griselda, her geçen gün sertleşmeye, gözünü kırpmadan kan akıtmaya devam etti. Artık onun için hiçbir şeyin anlamı kalmamıştı. Tek amacı, rakiplerini ortadan kaldırarak zirveye oturmaktı. İçinde kalan son insaniyet kırıntıları da bu dönemde yok oldu. Griselda'nın sorumlusu olduğu Deadland Alışveriş Merkezi olayı şehirdeki korku atmosferini benzersiz bir noktaya taşıyacaktı. Bir düşmanının buradaki bir içki dükkanında olduğu haberini alan Griselda'nın gözü güpegündüz AVM'ye taratacak kadar dönmüştü.
Zira onun için önemli olan hedefleri yok etmekti. Bu sırada etraftaki masum insanlara ne olduğuyla ilgilenmiyordu. Üstelik Griselda bu dönemde işlerini de sağlam tutuyordu. Borcunu ödemeyeni anında ortadan kaldırıyor, çalışanlarından birinin kendisinden uyuşturucu ya da para çaldığından veya polisle konuştuğundan şüphelendiği an ölüm emirlerini veriyordu.
Öyle ki Griselda, evini bastığı bir çifti, Lorenzo'ları çocuklarının önünde defalarca kez kurşunlayarak öldürecek kadar kendini kaybetmişti. Griselda'nın acımasızlığının ve ne kadar insanlıktan çıktığının belki de en tüyler ürpertici kanıtıysa, Şubat 1982'de işlenen bir cinayet olacaktı. O gün Griselda Blanco, en yakın adamı Rivi Ayala'ya eski tetikçilerinden biri olan Jesus Chucho Castro'nun ölüm emrini vermişti. Emri alan Rivi, adamları toplayıp Chucho'nun arabasını takipe başladı.
Şehrin ortasında iki araba arasında adeta bir kovalamaca yaşanıyordu. Çuço peşindekileri fark etmiş kaçmaya çalışırken, bir yandan da yanında oturan iki yaşındaki oğlu Johnny'i saklamaya uğraşıyordu. Adamlar dört bir koldan ateş ediyor, mermilerden birini Çuço'nun kafasına isabet ettirmeye çalışıyorlardı. Zira Godmother'dan aldıkları emir çok netti. Chucho'yu öldürmeden geri gidemezlerdi. Griselda'nın zalimliğini çok iyi bilen adamlar, kendileri ölmemek için Chucho'yu öldürmeleri gerektiğinin farkındaydı. Nihayet Chucho'nun aracına yaklaşmış, onu görüş açılarına alabilmişlerdi. Adamlarla göz göze gelen Chucho, ateş edilirken gayri ihtiyari kafasını eğdi.
Kafasını kaldırdığında adamların uzaklaştığını gören Çuço... ...onlardan kurtulduğuna sevinirken... ...sağındaki koltuğa baktığı anda korkunç gerçekle yüz yüze geldi. İki yaşındaki oğlu Johnny kanlar içindeydi. Söyle Rüvey, hallettin mi? Şey, patron... Ne? Ne patron? Ne oldu? Beceremedin mi? Son anda kurtuldu patron.
Bir anda eğilince ona değil, çocuğa geldi. Çocuğu değil de oğlunu öldürdünüz yani, öyle mi? Evet patron, affet bizi. Çok güzel, çok güzel. Bu ona çok daha iyi bir ders olmuştur. Aferin Refi. Grisel da artık küçük bir çocuğun ölümüne sevinecek kadar insanlıktan çıkmıştı.
etrafa korku salmak için elinden geleni ardına koymuyordu. Nihayetinde rakiplerinin büyük kısmını piyasadan silip gücü eline almayı başarmıştı. Fakat şimdi bunu koruması gerekiyordu. Zira onu tahtından etmek isteyen çok fazla düşmanı vardı. DEA de bunlardan biriydi. Polis arka planda sürekli veri topluyor, bir şekilde örgüt içinden bilgi almanın yollarını arıyordu.
Fakat ele geçirdikleri ufak tefek deliller hiçbir sonuç vermiyor, uzun uğraşlar sonucu bilgi almayı başardıkları muhbirler de ertesi gün ölü bulunuyordu. Griselda Blanco, DEA'in hala peşinde olduğunu farkındaydı. Bu itibarla kurduğu sistemde yanında en güvendiği kişileri tutuyordu. Kaliforniya, Los Angeles gibi ana dağıtım merkezlerinin başına büyük oğullarını geçirmiş, en yakınındaysa yıllardır sağ kolu olan Rivi Ayala ve kocası Dario Sepulveda'yı tutuyordu. Griselda, Dario Sepulveda ile hem suç ortağı hem de hayat arkadaşı olmuştu. İkisi de oğulları Michael Corleone'a çok düşkündü.
Griselda kendi yaşayamadığı her şeyi ona yaşatmak için elinden geleni yapıyor, çocuğu lüks içinde büyütüyordu. Zira artık Griselda'nın aylık kazancı 80 milyon doları bulmuş, senelerdir hayalini kurduğu rüya sonunda gerçek olmuştu. Griselda Blanco, namı diğer Godmother, herkesin korktuğu, sözünden çıkmaya cesaret dahi edemediği biri haline gelmişti. Artık her şey iki dudağının arasındaydı. Amerika Birleşik Devletleri'ne uyuşturucu sokmak ve satmak neredeyse onun tek elindeydi. Tabii bu da bazı eski dost ve düşmanlarla yollarının tekrar kesişmesini sağlayacaktı. Ooo, kimleri görüyorum. Abla Eskobar.
Miami'ye hoş geldin. Hoş bulduk gidi Selda. Görmeyeli ne kadar değişmişsin ya. Bu malikane falan. Etkilendin mi açıkçası? Senin de dediğin gibi. Eski günler yalnızca bir ana olarak kalıyor bazen. Kimin kimden ne zaman icazet alacağı belli olmuyor. Öyle değil mi? Herkes kendi sınırını bilirse tartışma çıkmaz zaten. Değil mi? Hatta belki yeni ittifaklar bile kurulabilir.
Doğru diyorsun Pablo. Neden olmasın? Pablo Escobar o kadar fazla uyuşturucu maddeye sahipti ki, kendi yöntemleriyle yaptığı satışlar, ABD'ye soktuğu miktarlar yetersiz kalıyordu. Onun elinde satılacak çok fazla kokain, Griselda Blanco'da ise bunları satabileceği devasa bir pazar vardı. Böylelikle iki taraf için de kârlı bir iş anlaşması kurulmuş oldu.
Fakat asıl mesele zirveye çıkmak değil, orada kalmaktı. Ve hiç kimsenin kalamadığı gibi Griselda Blanco da sonsuza kadar zirvede kalamayacaktı. Şimdi kısa bir ara verelim. Ardından dosyamıza kaldığımız yerden devam edeceğiz.
Griselda Blanco, gücünün zirvesinde, lüks bir malikanede adeta kraliçeler gibi yaşıyordu. Birbirinden pahalı takılar, arabalar ve eşyalarla oyuncak gibi oynuyor. Alkol ve uyuşturucunun sular seller gibi aktığı partiler verip, çılgınlarca eğlenip kendinden geçiyordu. Griselda mutlu olsa da bu hayat tarzı ailesine çok fazla zaman ayıramamasına sebep oluyordu. Bu durum kocası Dario Sepulveda'yı rahatsız etmeye başlamıştı. Griselda bak defalarca kez konuştuk. Senin bu saçma sapan partilerinden bıktım diyorum artık. Anlamıyor musun? Bıktım. Şu haline bir bak. Sen, sen eskiden böyle değildin. Artık kendine gelmen gerekiyor. Bizim küçük bir oğlumuz var. Hatırladın mı? Ne demek istiyorsun Dario? Ben kötü bir annemiyim yani.
Evet, öylesin Griselda. Hiç kendinde değilsin ki. Bütün gece bir yandan içiyorsun, bir yandan çekiyorsun. Zaten ertesi günde ya uyuyorsun ya da birilerini öldürüyorsun. Sen, sen kimsin ya? Benim sayemde lüks içinde yaşıyorsun. Bindiğim bir arabaya bir daha binmiyorsun. Sen mi söylüyorsun bunları bana? Sen bana kötü annesin falan diyemezsin. Laflarına dikkat et, Dario. Laflara dikkat et, kendine gel.
Griselda'nın yaşadığı güç zehirlenmesi, şiddet düşkünlüğü ve bitmek bilmez çılgın partileri Dario'yu çileden çıkarmıştı. Defalarca kez uyarmasına rağmen Griselda'da hiçbir değişiklik olmadığını gören adam en sonunda çareyi oğullarına da alıp Kolombiya'ya kaçmakta buldu. Ancak bu bir kurtuluş değil, aksine Dario'nun sonu olacaktı. Dario, Griselda'dan kaçmış, oğluyla birlikte Kolombiya'da yeni bir hayat kurmaya çalışıyordu. Oğlunu suçtan ve annesinin aşırılıklarından uzak tutarak normal bir çocuk gibi büyütmek istemişti. Kaçmalarının üstünden kısa bir süre geçmişken Dario, Michael'la yolculuk ettiği bir gün, yol kenarında bekleyen polisleri fark etti. Kendisine işaret ettiklerini gören Dario, yavaşça arabayı kenara çekti.
Buyurun memur bey, bir sıkıntı mı oldu? Sen... Dario Sepulveda, polis kılığına girmiş bu kişilerin açtığı ateşle... ...Uracık'ta oğlunun gözlerinin önünde can verdi. Michael'ı alarak Griselda'ya götüren ekip... ...böylelikle görevlerini tamamlamıştı.
İlk kocasını öldürdüğünden şüphelenilen, ikinci kocasını suratından vurup öldüren kara dul lakaplı Griselda Blanco, üçüncü kocasını da vahşice öldürterek bu lakabı hak ettiğini kanıtlamıştı. Griselda Blanco, zalimliğinin, gücünün ve zenginliğinin zirvesindeydi. Sıfırdan kurduğu bu suç imparatorluğunu hayal ettiğinden bile öteye taşımıştı. Fakat bu çıkışın bir de düşüşü olacaktı.
DEA yıllardır Griselda'nın peşindeydi. Henüz onu tutuklamaya yetecek kesin delilleri elde edemeseler de artık Godmother onlar için bir hayalet olmaktan çıkmıştı. Griselda Blanco'nun ismi, fotoğrafı, en yakınlarının kimler olduğu belliydi. Fakat sahte kimliklerle sürekli yer değiştiriyor, polis onun nerede olduğunu bir türlü tespit edemiyordu.
Ayrıca yapılan dinlemeler, konuşmalar şifreli olduğu için yetersiz kalıyor, örgüt içinden hiç kimse polisle iş birliğine yanaşmıyordu. Soruşturma tıkanmıştı. En sonunda DEA, tüm düğümleri çözecek farklı bir şey denemeye karar verdi. Örgütün içine bir muhbir sokacaklardı. Bu iyi bir fikir olsa da uygulaması oldukça zor görünüyordu.
Zira Grizel de yalnızca tanıdığı insanlarla iş yapan, dışarıdan kimseyi ekibine almayan biriydi. Yani bir DEA ajanının kılık değiştirerek örgüte sızması imkansızdı. Bunu bilen polis tanıdık bir yüz aramaya koyulmuştu. Ve nihayet Teksas'taki bir hapishanede cezasını çekmekte olan Gary Gomez ortaya çıktı.
Bu adam Griselda'nın en güvendiği insanları, oğullarını tanıyan, daha önce onlarla iş yapmış biriydi. DEA'in ona reddedemeyeceği bir teklif yapması gerekiyordu. Kalan cezasının affedilmesi ve özgürlük ona sunulabilecek en iyi şeydi. Gary Gomez, başta Griselda Blanco tarafından öldürülmekten korktuğu için bu anlaşmaya yanaşmasa da sonunda ikna olmuştu. Ve plan işlemeye başladı.
Önce Griselda'nın oğlu Dixon'la yeniden iletişim kuran Gary, sonrasında onunla bir görüşme ayarlayabilmişti. Üzerine yerleştirilen dinleme cihazlarıyla birlikte Dixon Blanco'yla görüşmeye giden adam, havadan sudan konuştuktan sonra iş teklifinde bulundu. Henüz 24 yaşında heyecanlı bir genç olan Dixon Blanco, büyük işler halletmek ve annesinin gözüne girmek hevesindeydi. Bu sebeple Gary'nin attığı yemi yutması zor olmadı. Bu görüşmeden kısa bir süre sonra Gary Gomez, Griselda Blanco'nun karşısına çıkacaktı.
Godmother'ın karşısında oldukça gergin ve heyecanlı olsa da açık vermeden bu süreci de atlatan Gary Gomez, polise istediği bilgileri vermeyi başarmıştı. Elde ettikleri bir adreste yaptıkları bir arama sırasında polislerin dikkatini alakasız bir elektrik faturası çekti. Bu fatura Los Angeles'ta gösterişsiz bir apartman dairesine aitti. Bunun ne olduğunu anlamaya çalışan polislerin kafasında o anda bir ışık çaktı. Bu daire, kokain kraliçesinin dikkat çekmeden saklanması için oldukça uygun bir yere benziyordu. Sonunda DEA, Griselda'dan bir adım öne geçmeyi başarmıştı. Griselda Blanco! Seni son kez uyarıyorum! Hemen kapıyı aç ve teslim ol! Kırın şu kapıyı!
Ah, çok kabasınız ama. Görüyorsunuz, incil okuyordum. Gittiğimde açacaktım. Kes! Kaldır ellerini! Şuraya geçme, sakın kıpırdama! Sonunda başardım. Bravo.
Seneler süren kovalamaca, o gün son buldu. Griselda Blanco hakkında ilk kez 1973 yılında çalışmaya başlayan DEA, nihayet 17 Şubat 1985 günü çalışmalarının karşılığını aldı. Kokain üretmek, Amerika Birleşik Devletleri'ne ithal etmek ve ülke içinde uyuşturucu dağıtımı yapmak için komplo kurmak ve uyuşturucu satmak suçlarından 15 yıl hapis ve para cezası aldı. Fakat bu kadarla bitmeyecekti.
Griselda Blanco hakkında ABM baskını, çocuklarının gözü önünde öldürdüğü Lorenzo çifti ve 2 yaşındaki Johnny Castro cinayeti gibi onun işlediği ya da ölüm emrini verdiği kanıtlanabilen bazı cinayetler sebebiyle de dava açıldı. Fakat bunları kanıtlayabilmek için bir tanıyan ihtiyaç vardı. Ve polisin buradaki hamlesi Griselda Blanco'da tarifsiz bir yara açacaktı. Polis, Griselda'nın ilk günlerinden beri yanında olan, sağ kolu olarak gördüğü Rivi Ayala ile anlaşmıştı. Zira Griselda'nın tüm pis işlerini yapan Rivi, ölüm emirlerini doğrudan Griselda'dan aldığını açıklarsa, Griselda Blanco'nun idam cezası alması bile mümkün olabilecekti. Alo, Rivi? Griselda, sen misin? Nasıl? Rivi, duyduklarım doğru mu?
Doğru mu? Lütfen yapmadım de. Seni satmadım de bana. Kusura bakma Griselda. Ömrümü bu delikte çürütemezdim.
Griselda en yakın adamının ihanetiyle sarsılmış, ne yapacağını bilemez bir haldeydi. Yolun sonuna gelmiş gibi görünüyordu. Fakat bu sefer hiç beklemediği bir anda gelen bir başka haberle ipten kurtulmayı başaracaktı. Rivi'nin karıştığı bir skandal savcılığın bütün kurgusunu yerle bir etti.
Dava sürecinde Rivi Ayala'nın hapishane telefonundan eyalet savcılığında çalışan bazı kadın sekreterlerle iletişim kurduğu ve onlarla cinsel içerikli konuşmalar yaptığı ortaya çıktı. Bu skandal Ayala'nın tanık olarak güvenilirliğini ortadan kaldırmış, savcılığın davasını temelden sarsmıştı. Artık mahkeme bu kişinin tanıklığını kabul edemezdi. Ve sonuç olarak Griselda Blanco idamdan kurtuldu.
Cinayet suçlamaları için yetkililerle masaya oturan Griselda, çok daha az bir ceza karşılığında bunları kabul ederek anlaşma yoluna gitti. Fakat bu cezasının dahi tümünü çekmeyecekti. Griselda Blanco, 2002 yılında sağlık sorunları nedeniyle tahliye edilerek ülkesine gönderildi. Godmother artık eskisi gibi değildi. Hapishane süreci ve yaşadıkları onu biraz sakinleştirmişti. Artık ne kocası, ne Rivie, ne de dostları yanındaydı. Üstelik üç oğlu da o hapisteyken öldürülmüştü. Küçük oğlu Michael ve onun ailesine sarılan Griselda artık daha sakin bir hayat yaşamaya karar verdi. Fakat bu süreç çok da uzun sürmeyecekti.
Dün ne ağladı ama senin torun boyayıcık için? Sorma. Eve gidince de devam etti. Zor susturduk. Dayanamadım işte ben de. Çok sevinecek görünce. Canım benim. İyi olsun da... Bu ne böyle ya? Sen... Sen iki...
Griselda Blanco, tahliyesinden iki yıl sonra bir alışveriş esnasında, kendi bulduğu bir infaz yöntemiyle, motosikletli bir suikastçı tarafından sokak ortasında vurularak öldürüldü. Griselda Blanco, zekanın yanlış yönde kullanıldığında ne kadar tehlikeli olabileceğinin, fazla ve yersiz hırsın nasıl insanın hem kendisini hem de etrafını yakan bir ateş topuna dönüşebileceğinin en net kanıtı bence. Onun güç ve para için yaptıklarını öğrendikçe bir insanın gözünün nasıl bu kadar dönebileceğini, nasıl bu kadar vicdansız ve zalim olabileceğini sorguluyor insan. Çünkü onun işlediği suçlar sadece bir kişiyi değil, binlerce kişiyi etkiledi. Griselda Blanco'nun öldürdüğü ya da ölüm emrini verdiği yüzlerce kişi, ürettiği ve sattığı maddelerle zehirlediği on binlerce insan var.
Onun doğuştan iyi ya da kötü olup olmadığını bilemeyiz. Ama yetiştiği ülkenin, mahallenin, ailesinin sosyoekonomik durumunun Griselda Blanco üzerinde etkili olduğunu söyleyebiliriz. Kolombiya gibi yoksul, kaotik ve suç oranlarının hayli yüksek olduğu bir ülkede doğması, suçun her çeşidinin normalleştiği bir mahallede yetişmesi, onun bir caniye dönüşmesinde etkiliydi şüphesiz. Kaldı ki günümüzde hala Kolombiya dahil birçok ülkede gençler daha fazla para ve güç için suçun içine çekiliyor adeta. Ve pek çoğu bunu Griselda gibi bir yükselme basamağı, bir kaçış yolu ya da kader olarak görüyor maalesef. Ve pek çoğu bunun bedelini hayatıyla ödüyor.
Suçun, yasa dışı yolların, uyuşturucu maddelerin hiçbir şeyin çözümü olmadığını, bir şeyleri çözmek şöyle dursun, karanlığı daha da derinleştirdiğini ve bu yolların insanı daima dibe çektiğini unutmayın. Evet, bu haftanın karanlık dosyasının da sonuna geldik. Bir sonraki karanlık dosyada görüşmek üzere. Kendinize iyi bakın.
Altyazı M.K.
Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.