Podcast

Yıldızlara Baktırdım, Fallarda Çıkmıyorsun

İzle
Reklam Alanı (Deneme)

Bölüm Açıklaması

Her sohbetin bir yeri gelir ki; taraflar o soruyu sorar. "Burcun ne?"

Kimilerine göre arketip, kimilerine kehanet, kimilerine de sistem... Neredeyse 5 bin yıldır hayatımızdaki varlığını korumuş astrolojiyi masaya yatırıyoruz. Bu bölümün konuğu da konunun oldukça meraklısı ve sorgulayanı ve ben astrolog değilim diyen Binnaz Tozan.





Tüm bölümler ve daha fazlası için !



------ Podbee Sunar -------

Bu podcast reklam içermektedir.

Bölüm Transkripti

5.521 kelime · ~28 dk okuma

Yeni tanıştığım biriyle sohbet ederken burcun ne sorusunu duyacağım anı bekliyorum. Her düğünün Ankara'nın bağları türküsü eşliğinde zıvanadan çıkması gibi her sohbette bir yerinde mutlaka burçlara bağlanıyor. Üstelik sanıyorum bu durum bu döneme ait bir şey de değil. Kimilerinin kökenini milattan önce 3000 yılına dek dayandırdığı astrolojinin Sümer ve Babil uygarlarının tarım ve kehanet ihtiyacından doğduğu düşünülüyor.

İnsanlığı karnını doyurmak için avlanmadan ve meyve toplamaktan kurtaran tarımın keşfiyle doğa koşullarının ve iklimin önemi de anlaşılmış. Toprağa ve mahsule bağımlılık kaçınılmaz olarak çiftçileri iklim döngüleriyle gökyüzüyle daha ilgili hale getirmiş. Bir zaman sonra bugünkü Burç sistemi şekillenmeye başlamış. Sonrasında fırsat bulan her o yuvarlık olaya kendince bir şeyler katmış. Gökyüzü ve içerdiği sonsuzluk biricik fakat astroloji onun kadar berrak değil. Avrupalı başka yorumlamış, Ortadoğlu başka, Asyalı bambaşka. Yine de hepsinin ortak yanları var ve görünen o ki neredeyse 5 bin yıldır dünyanın her yerinde, tarihin her döneminde hayatımızdaki varlığını korumuş, böylesine kitlesel, kadim bir mesele hakkında bu kadar az, bu kadar basma kalıp ve böylesine sıkıcı bilgilerle yetindiğimi fark edince eksiklerimi tamamlamak istedim ve tek başına üstesinden gelemeyeceğimi anlayınca da haddini aşma görevini birbirlerine bırakmaya karar verdim.

İlginç bir tesadüf olarak nümeroloji adına son derece manalı olan 77. bölümümüzde ve tam olarak yılbaşında yani 1 Muharrem 1447 tarihinde kaydettiğimiz bu bölümde konuğum bir astrolog değil. Fakat yıldızları, gezegenleri, buçları ve klişeleri eşinemekten de geri durmuyor. Belli ki o da benim gibi hadsiz takımından. Binnaz Tozan'la birlikteyiz.

Transkriptin tamamını oku

Merhaba Binna Stozan. Merhaba. Her bölümde olduğu gibi konuma dönmeden önce birazcık kavramlardan bahsedelim. Daha doğrusu kavramlardan, genel klişeler anlamında neler algılamalıyız? Onlara bakalım. 6 kavram işleyeceğiz. Daha doğrusu bu bölümde ben aktaracağım. Birincisi tahmin edeceğiniz gibi astronomi işi. O Fransızcadan geçmiş dilimize. Yıldız bilimi demek. Türk dil kurumu sözlüğüne baktım, yıldız falcılığı gibi bir anlam koymuş. Bir de astronomi var. Onun çok başka bir anlamı var, yıldız bilimi.

Türk Dili Kurumu ona da gökbilimi demiş. Yani bu biraz bilim, ilim gibi bir mevzu. Hani bilim sanki seküler bir şey de ilim, hani böyle teolojik bir bilim dalı gibi, Arapça seküler bilim olamazmış gibi. Bu tabii Arapça dünyasının kendine yakıştırdığı bir şey mi, oryantalist bir yaklaşım mı bilmiyorum. Onu ayrıca araştıracağım. Burç var. Burç sözlük anlamıyla Zod yok üstünde yer alan 12 takım yıldıza verilen ortak at. Bir de horoskop var, o da Fransızcadan geçmiş dilimize. Bir kimsenin doğum gününe göre bakılan fal diyor sözlük anlamıyla, yıldız haritası. Fal var bir de, o da Arapça tahmin edeceğiniz üzere. Alamet demek. Türk Dil Kurumu sözlüğü, geleceği öğrenmek, şans ve kısmeti anlamak amacıyla oyun kağıdı, kahve terbesi, el ayası gibi yerlere, şeylere bakarak anlam çıkarma meselesi demiş. Bir de son olarak kehanet var, o da Arapça. Gelecekten haber verme anlamına geliyor. Bunun yapına da malum, kâhin diyoruz.

Sözlük anlamıyla bir olayın gerçekleşeceğini önceden bilmeye bütün mıkkı leşeleri yerli yerine oturttuktan sonra... Hadi bakalım konuğumuzdan bir de olayları dinleyelim. Mikrofonumuz dönüyor binnaz tozana. Ben Astrolog Değilim diye bir podcast başlığı nereden akla geldi ve ne anlatmak istiyor, derdi ne? Şöyle, benim şu anda birlikte çalıştığım ajanstaki en yakın arkadaşlarımdan bir tanesi Efe Can Gürbüz'ün evinde... ...biz bir sürü insanla bir araya gelip içki içip muhabbet ediyorduk... ...ve benim böyle astrolojiye çok çok inanmaya ve çok çok derinlemesini araştırmaya başladığım bir dönemde... ...ve takıldığımız çocukların tamamı böyle 25 yaşlarında NFT bro... ...kendini American Psycho zanneden, empatinin kötü bir şey olduğunu zanneden bir sürü genç çocukla takılıyorduk... ...ve ben onların haritalarına bakıp aslında öyle olmadıklarını anlatıyordum ve birazcık şok geçirtiyordum onlara. Efe Canan bir yerden sonra dedi ki, ya dedi biz bununla ilgili bir program yapalım dedi. Bilin aslında sen astrolojiyi çok iyi anlatıyorsun. Lütfen bunu daha çok insana anlat dedi. Ben de dedim ki ben astrolog değilim. O da dedi ki programın adı bu olsun. Ve aslında derdimiz şu, her insan kendini anlamlandırma çabasında olduğu için ve astroloji de bunun yollarından bir tanesi olduğu için insanlara aslında bu çok sıkışık hayatlarında bir açılış yolu olmak için öğretilen bir dil olma durumunu anlatmak istedik aslında. Astrolojiyi kullanarak insanlara aslında umut vermek istedik. Böyle çıktı. Peki astroloji böyle bir ünvan gibi birinin birine verdiği, bahşettiği bir şey mi? Yoksa aidiyetle ortaya çıkan, kendi kendine beyan ettiğin bir şey mi? Genel anlamıyla. Şöyle bir durum var. Şimdi Türkiye'de astrolog sayılabilmek için sertifikanız olması gerekiyor artık. Öyle mi? Evet. Yani bir dakika, ticari olarak yapmak için mi? Hem ticari olarak yapmak için. Ünvan olarak kullanmak için de mi? Galiba ünvan olarak da kullanmak için. Nasıl oluyor bu sertifika? İlk defa duydum.

bir şey ve okulları var ve atölyeleri var. Bayağı ciddi bir bilim aslında, matematiği var. Bunun çok çok uzun seneler eğitim almanız gerekiyor. Birisine doğru düzgün bir harita yorumu yapabilmek için ve öngörü dediğimiz şeyi yapabilmek için çok ciddi bir eğitimden geçmeniz gerekiyor. Bazı insanlar 9 sene geçiyorlar, bazı insanlar 15 sene. Bence hayat boyu bir tane bir şey değil açıkçası. Ama onun sonunda Türkiye'deki belirli kuruluşlar tarafından, belirli insanlar tarafından size bir sertifika veriliyor. Ve o sertifika üzerinden, yani birazcık psikolog gibi işte, yani sonuçta nasıl diyeyim, çok kesin bir bilim olmadığı için, çok yoruma açık olduğu için, insanları çok manipüle etme ihtimaliniz olan bir yer olduğu için bunu birazcık kurallaştırmak istediler doğal olarak. O yüzden de sertifika programları var.

Benim sertifikam yok Türkiye'de ve ben zaten insanlara danışmanlık vermek niyetinde de değilim açıkçası. Ama ciddi bir konu aslında. Bu şekilde sertifika alıyorsunuz. Peki o zaman tam oradan başlayalım. Şimdi bu astrolojiye yönelik önyargılarımızın sebebi ne? Yani bazı insanları niye rahatsız ediyor bu astroloji uğraşı ya da çabası ya da bulguları?

Yani buna o kadar katmanlı cevap verebilirim ki. Birincisi şu, astrolojiyi insanları kategorize etmek ve manipüle etmek için kullanan insanlar... ...astrolojiyi çok kirletmiş durumdalar. Yani bir de işte gazetelerin şeyleri var ya, terazi bağırıcı bu hafta işte parayı bulacak falan. O kadar yanlış ki o yani, o horoskop dediğimiz konu. Çünkü öyle bir şey değil aslında. O da insanların tabii çok canını sıkıyor. Bir de daha genel anlamda bence kendisiyle yüzleşmek istemeyen insanlar... ...gerçek bir astrolog, astroloji bilgisine sahip olan bir insanla karşılaştıklarında... ...çok kendileriyle yüzleşmek zorunda kalıyorlar ve çoğu insan buna hazır olmuyor. Üç ayrı kategoriden bir ön yargısı var. Ya bir de şeyler var tabii. Boğabuçları işte obezdir, ne bileyim ben koçmuşları, öfkelidir gibi... ...stereotype konular var ya, bunlarla çok yargılama yapılıyor. O da çok hoşuna gitmiyor insanların ve haklılar. Bir de hani kökten, ontolojik, bilimsel açıdan reddeden bir kitle de var değil mi?

Bence orada şöyle bir şey oldu. Aydınlanma çağı aklı çok donmatik bir şekilde öne çıkarmaya başladı. Ve insanların spiritual bir tarafı olduğunu, insanların sadece akılla çözülemeyecek bir hayat yaşadığını unuttu insanlar. Ve bir şey ne kadar bilimselse o kadar spiritualite dediğimiz konudan uzaklaşması gerekiyormuş gibi davranmaya başladılar. Bu yüzden de bilimle ilgilenen insanlar okül dünyayı çok feci şekilde dışlamış durumdalar. Çünkü kanıtlayamadıkları hiçbir şeyin içinde rahat edemiyorlar. Ama eğer kanıtlamanın içinde rahat etmiyorsanız, yani bununla ilgili bir probleminiz varsa... ...bunu reddettiğiniz yerde, insan olma durumunun çok büyük bir kısmını reddediyor oluyorsunuz. Bu yüzden nefret ediyorlar bence. Kanıtlayamadıkları ve göremedikleri şeyi kabul edemiyorlar bir türlü.

Peki bu kanıtlayamama durumu hani mevcut bilimin henüz onu algılama, yorumlamaktan aciz oluşu mu? Yoksa hani hiçbir zaman kanıtlanamayacak bir şey oluşu mu? Bence evren ve var olmamız zaten kanıtlanabilecek kadar basit bir şey değil. Yani biri insanın, insan bilinci bence zaten var olmasını kanıtlayamaz gibi hissediyorum ben. O yüzden kanıtlanması gerekmiyor bir şeyin gerçek olması için. Dolayısıyla bu bir inanç gibi mi kalacak?

İnaçtan daha farklı çünkü evren ve gökyüzü ve yıldızların hareketleri biz ona inansak da inanmasak da oradalar sonuç olarak ve belirli bir döngüden bahsediyoruz. Sizin ilk başta söylediğiniz gibi yani astroloji ilk başta her şeyden önce zodyak özellikle bir takvim. İnsanların kullandığı bir takvim. Babililerin kullandığı bir takvim ve doğanın karmaşıklığı kaosu karşısında onun üzerinde bir öngörülebilirlik ...istedikleri için oluşturdukları mitolojik bir takvim bir yandan da. Ve tabii ki de insanlık geliştikçe, kültürler de geliştikçe... ...insanların hayat şekilleri değiştikçe o mitoloji günlük kültürle beraber... ...baştaki doğayı anlamak için kullanılan zodyağın üzerine eklenerek gidiyor. Şimdi mesela bundan bilmem kaç yüz yıl önce teknoloji yokken de Uranüs gözegeni vardı. Ama keşfedildiği ana göre şimdi Uranüs teknolojiye bağlıyoruz biz. Çünkü insan varlık olarak sürekli olarak genişleyen bir varlık.

...kültürüyle ve mitolojisiyle. Bunu astrolojik çerçevesinde inceleyebiliyoruz biz. Ama inanç mı? Bence değil. Daha çok şey gibi yani evreni anlamak için kullanılan bir dil olduğunu düşünüyorum ben.

Dolayısıyla belki de işte bu fiziğin sınırlarının metafiziyi böyle yutmaya başladığı zamanla birlikte belki bazı şeyler değişebilir, bilemiyorum. Peki, astrolojiyle ilgilenenlerin kendi içindeki tartışmalar nedir? Mesela biz bunları hiç bilmiyoruz. Bu benim bir bildiğim işte astrolojiye tırnak içerisinde inananlar, inanmayanlar, işte benimseyenler, karşı çıkanlar. Ama eminim kendi içinde de kast sistemleri vardır. Var mı? Vardır tabii. Yani benim mesela yaptığım, kullandığım astroloji türü Türkiye'de çok fazla yapılan bir şey değil. Ha, onun da mı ekolleri var? Var. Evrimsel astroloji var, öngörü astrolojisi var, mandent astroloji var, Vedic var vesaire. O kadar çok astroloji türü var ki. Çok ilginç. Mesela iki tanesini bir karşılaştıralım. Neyde başladık? Evrimsel astroloji. Ne demek şimdi bu? Evrimsel astroloji benim ilgilendiğim astroloji türü. Şöyle özetleyebilirim, özetlemeye çalışacağım. İnsan bilincinin kendi gerçekliğini yarattığı fikrinden ortaya çıkıyor. Yani her insan kendi bilinciyle kendi gerçekliğini yaratıyor. Ve aslında bu hayatı deneyimlemediği zaman ortak bilinç dediğimiz bilince geri dönüyor.

Ve ortak bilinç kendini deneyimlemek için bu hayatı seçtiğinde... ...astroloji ona ruhunun nereye doğru gitmesi gerektiğine dair evrimsel bir yol haritası veriyor. Ve sen birey olarak nasıl bir evrimsel döngüden geçiyorsun... ...ama aynı zamanda içinde bulunduğun gerçeklikteki evrimsel durumda neler oluyor... ...anlamak için astrolojiye bakabilirsiniz diyor.

Yani hani şöyle bir felsefi, ne diyeyim, tabir vardır. Hani bir ormanda bir ağaç devrildiğinde sen onu duymuyorsan, görmüyorsan devrilmemiştir gibisin. Yani sen onu gördüğün için o gerçeklik vardır. Böyle bir şeyden mi bahsediyoruz? Biraz öyle bir şeyden bahsediyoruz. Şöyle... Yani bunun geleceğe projeksiyonu gibi mi?

Geleceği projeksiyonu zaten evrimsel astroloji de şöyle olmuyor. Temmuz ayında evleneceksin demiyor sana asla. O mundane astrolojinin işi. Mundane astroloji diye bir şey var ve çok saygı duyulması gereken bir şey. Ama tamamen öğreti olarak bence farklı. Evrimsel astroloji daha çok şöyle diyor, senin ruhun bu hayatı bilinçli bir şekilde neden yaşamayı seçti, bunu keşfetmek zorundasın diyor. Bunu keşfettiğin zaman mutlu olacaksın diyor ve bunun için yıldız haritana bakabilirsin diyor. Peki yani o yıldız haritası ne gösteriyor? Doğduğumuz andaki gökyüzünün fotoğrafı.

Ve o ne anlatıyor bu evrimsel astroloji adına? Şöyle, şimdi bir kuzey aydınlığı diye bir şey var, oradan başlayalım. Vay anasını. Hadi bakalım. Evet, kuzey aydınlığı matematiksel olarak hesaplanan iki tane nokta aslında, aya bağlı noktalar. Ve kuzey aydınlığı Hint mitolojisinden gelen bir mitoloji olarak aslında bir ejderha ikiye bölünüyor, kafası kuzey aydınlığı...

Geri kalanı güney aydınlığı oluyor ve senin ruhun kuzey aydınlığına doğru gidiyor. Doğduğun andaki kuzey aydınlığı neredeyse senin ruhun oraya doğru gidiyor. Geride bıraktığı da güney aydınlığı diyor. Ama geride bıraktığın hayatın derslerini alarak gitmen gereken yere gidebilirsin diyor. Ve bunu yapabilmen için doğduğun andaki haritadaki evrensel enerjiye bakman gerekiyor diyor. Çünkü sen onu yaşamak için buraya geldin diyor.

Sağsına sana yapı taşlarını veriyor ama sana hiçbir zaman şey demiyor. Sen böyle bir insansın, bu zaman öleceksin, bu zaman evleneceksin gibi bir şey demiyor. Sadece döngüsel olarak neleri yaşayacağını ve neleri başaracağını ya da üstesinden geleceğini anlatıyor. Çok ilginç. Sordukça daha da kafam karışıyor, daha da içine gömülüyorum. Onları belki ilerideki sorularla birazcık eşelerim. Peki, bu hani demin de bahsettiğim gibi aslında sözcük anlamıyla astroloji ve astronomi birbirinden çok farklı şeyler değil. Çıkış noktaları, motivasyonları da ortak. Bu ne zaman birbirinden ayrılmış ya da bizim zihnimizdeki kadar belirgin bir ayrımı var mı? Benim bildiğim kadarıyla, benim okuduğum hikayeler ve kitaplar ve işte... ...astrolojiyi anlatan bütün insanlar da zaten astronomi, astrolojiden doğuyor. Yani ilk başta insanlar gökyüzündeki cisimleri tanrı olarak ve tanrıç olarak algıladıkları yerden... ...onların döngülerini hesaplayıp, o döngülerde dünyada neler olduğunun datasını tutmaya başlıyorlar. Yani işte Venüs buradayken, tepede bir yerdeyken işte çiçekler böyle açıyorlar. ...Mars buradayken doğan insanlar böyle bir karakterde oluyorlar falan gibi... ...bir şekilde o gezegenlerin ve yıldızların, o parlak noktaların... ...döngüleri ve onların tanrıçalaştırılması üzerinden... ...astroloji mitleri oluşmaya başlıyor. Çünkü insan tabii ki de varoluşsal olarak... ...hikayelendirme ihtiyacı duyan bir varlık. Yani hayvanlar mesela öyle bir ihtiyacı yok. Hayvanlar var oluyorlar ve... ...kendi varlıklarını anlamlandırmaya çalışmıyorlar sonuç olarak. Ama biz öyle değiliz. Bizim her şeyi anlamlandırmamız ve kaos için... ...bir düzen yaratmamız gerekiyor. Mitolojik olarak bile olsa.

Bir yerden sonra tabii bu özellikle bilimin çok yükselmesiyle yani daha kanıtlanabilir şeyler, konular hayatımıza girdikçe astronomiyle astroloji birbirinden ayrılıyorlar. Ama aslında bence hiçbir zaman ayrılmadılar yani. Çünkü mesela Plüto'nun keşfedildiği zaman dünyada olup bitene göre Plüto'nun anlamı veriliyor. Uranüs'ün keşfedildiği dönemdeki anlam olan bitene göre Uranüs'ün anlamı veriliyor astrolojide sonuç olarak. Ama onun keşfedilmesi gerekiyor. Onu astronomlar yapıyor. Ama gerçek astrologlar, bu bahsettiğimiz çok uzun süre eğitimi almış astrologlar, bir astronom kadar

Aslında gezegen hesaplaması yapabilen insanlar oluyorlar. Çok da ayrılmıyor. Bilim insanları çok sevmiyorlar astrolojiyi. Çünkü kanıtlanabilir bir şey değil. Hurafi olarak görüyor. Bir de işte başakmışları çok titizdir. Lafına sinir oluyorlar genel. Evet ama anladığım kadarıyla hani bu kişiler Burç özelliklerini çok seviyorlar. Hani bilmiyorum bununla ilgili kişiler için ne ifade ediyor ama ya bir de hep dinlerken aklıma geliyor. Şimdi ben... gazeteciyim ve gazeteciliğe başladığım dönemde çalıştığım ilk gazetede bize bu astroloji yorumu mu diyorsunuz, o burçları yazıp yollayan birisi vardı, ismini unuttum. Bazen unuturdu, ben yazardım ve hep yazarken böyle düşünürdüm, ya bunu okuyanlar acaba cidden okuyor mu diye. İşte hep güzel şeyler yazmaya çalışırdım falan filan. Bazen böyle yani gazetede sinir olduğum biri varsa onun burcuna kötü yazardım. Hani 3-5 basın tarihine geçmişliğim var, yani sizin mesleğinizi hadsizce adım atarak

Peki şimdi bahsettiğimiz konulardan yola çıktığımızda genetik faktörler, çevresel koşullar, yetiştirme şartları, yönelimler gibi bir sürü etkenliği göz önünde bulundurunca bu kişinin doğduğu gün ve ay, astrolojinin iddia ettiği kadar belirleyici oluyor mu gerçekten? Yani bu insanın biricikliği ile karşılaştırınca biraz genellemeci mi? Evrimsel astroloji dediğimiz şey, zaten insanın kendi bilincinin... ...ve kendi koşullarının ve kendi kararlarının belirleyici olduğunu söylüyor. Bu şöyle bir şey. Yıldız haritasında, mesela Mars'ın koçta diyelim ki... ...Mars gezegeninin yerleşimi koç burcu dediğimiz alandası. Yani senin doğan insanın Mars'ı koçta oluyor. Şimdi Mars koçun belirli özellikleri var. Bunlar yapı taşı gibi. Ama onunla ne yaptığın... ...ve onunla içine doğduğun ortamda ne tür kararlar verdin, senin elinde olan bir şey sonuç olarak. Ama o kararı verirkenki tavrın genellikle o Mars Koç özelliklerinde oluyor. Ama tabii ki de genetik çok önemli bir şey. Yani tabii ki de. Yani zaten. Yetiştirilme. Yetiştirilme çok önemli. Yetiştirilen ortam, şartlar, kültür. Evet, mesela ben şeyi çok görüyorum. Mesela terazi burcu erkekleri dediğimiz konu... ...mesela tamamen genelleme yapıyorum şu anda... ...ama sırf örnek olsun diye veriyorum bu örneği. Çok büyük bir genelleme yaptığımın farkındayım. Ama kendi mesela zerafetini çok daha özgür... ...bir şekilde ortaya koyabileceği bir kültürde yaşayan bir terazi erkeğiyle... ...inanılmaz derecede maskülenite ve önem veren kültürde yaşayan... ...bir terazi erkeği arasında tabii ki de dağ gibi fark oluyor. Ama içinden gelen aynı şey oluyor. Ama onun dışa vurumuyla ilgili farklılıklar olur tabii ki de. Tamamen anlamak adına soruyorum, kafamda yerleştirmek için. Yani kişinin doğduğu andaki gezegenlerin, yıldızların konumu, onun karakterini veya yaşamını mı kodluyor? Yoksa o an ve sonrasında olan bütün hareketlerden etkilenerek bir şartlar mı oluşuyor? Yani tam orayı oturtamadım kafamda.

Ben de bunu o kadar tuhaf bir şekilde içten biliyorum ki birisini açıklamaya çalıştığımda gerçekten... Ben sorarken bile zorlanıyorum beni anlatmaktan. Ama şöyle düşünün, şimdi bu ilk başta konuştuğumuz şey var ya, 8 milyar insan var, 8 milyar ayrı gerçeklik var. Siz cehenneme inanıyorsanız ve yanacağınızı düşünüyorsanız, siz cehennemde yanarsınız. Benim gerçekliğimde cehennem yoksa ben cehennemde yanmam. Ama bu sizin cehenneminizin gerçek olmadığını göstermez. Şimdi bu gerçekliği yaratan bilinci... İşletim sistemi olarak düşünebilirsiniz aslında. Apple telefonları iOS kullanıyor, Samsung'lar Android kullanıyor falan. Android bilmiyorum, neyse anladınız. Farklı işletim sistemleri var sonuç olarak. Bizim de kendi işletim sistemimiz olduğunu varsayalım. Bizim işletim sistemimiz yıldız haritası. Çünkü çok romantik bir laf söyleyeceğim şimdi, kusura bakmayın. Estağfurullah.

Ama bizler evrenin yıldızları kullanarak yaptığı tablolarız aslında. Hepimiz çok yünüyüz ve o doğduğumuz andaki bütün evrenin o sıradaki enerjisini içimizde taşıyarak doğuyoruz fikri var. Bu bir teorem gibi. Yani o an doğan herkes öyle mi oluyor peki? Öyle olmuyor çünkü gezegenler ve yerleşimler meridyene göre mesela İstanbul'a doğduysan ve Adana'da doğduysan aynı gökyüzüne bakmıyorsun aslında. Ne kadar benzer olsa bile çok derecesel olarak farklılıklar oluyor. Saatinden dolayı fark ediyor, dakikadan dolayı yani saniyesinden bile farklılıklar oluyor aslında. Çok büyük astrologlar bunu hesaplıyorlar zaten.

Peki cehaletimi mazur görerek dinleyin. Bir kişinin coğrafi konumu olarak doğduğu yer de etken o zaman. Yani bir kişinin İstanbul'da doğmasıyla Eskişehir'de doğması da fark ediyor o zaman. Peki İstanbul'da aynı hastanede aynı anda doğan iki kişi aynı mı oluyor?

Aşağı yukarı aynı oluyorlar. Hatta ikizlerle ilgili çok fazla cümlet oluyor. Keşke öyle bir şey araştırılsa. İkizlerle ilgili dediğiniz, bir ikiz babası olarak deneyeyim. İkizler de şimdi ne olursa olsun tabii ki de astroloji aslında mitolojik bir hikaye bir yandan da. Yani gökyüzüne bakıyoruz ve tabii ki de kuantum fiziğiyle bile açıklayabileceğimiz bir ortak bilinç hikayesi var, enerji hikayesi var. Ama bir yandan da mitolojik bir tarafı var. İkizler de şöyle bir şey olduğunu iddia ediyor. Teorilerden bir tanesi bu. Biz doğduğumuz anda bir yükselen burcumuz diye bir şey var. Tamam mı? Yükselen burcumuz oluyor. Yükselen nokta neresiyse o bizim yükselen burcumuz oluyor. Ondan sonra bir ev sistemimiz. Yükselen burç denen o mu? Evet. Biz doğduğumuz sırada yükselmekte olan burç. Evet. Yani yıldız. Evet. Çok ilginç. Gökyüzünde bir nokta. Evet.

İkizler de şöyle bir şey yapılıyor. Onlar tek ruhun iki parçası olarak buraya geldikleri için birbirlerini mirror ediyorlar. Yani ayna ediyorlar diye bir teorem var. O yüzden de onların haritalarına bakılırken ilk doğan bebek normal haritaya bakılırken ikinci çıkan bebek tersine bakılıyor diye söyleyenler var. Bu bir teorem. Yani ben astrolojiye bu kadar zaten katı bir şekilde... ...bilimsel olarak bakmadığım için konuyu insan kendi meteorolojisinde yarattığı için... ...birazcık o evrenin enerjisel gücüyle hemhal olma durumunda da... ...astroloji bambaşka çalışıyor bence. Yani astrolojiye çok kapalı olan bir insansanız... ...evrenle hiçbir bağlantınız olmadığınızı düşünüyorsanız... ...yani yıldızlara bakmak yerine NFT takip ediyorsanız mesela... ...tabii ki de doğal olarak o enerji sizin içinizde o kadar çok dönmüyor... ...ama ne zamanki buna kapı açıyorsunuz dönmeye başlıyor.

Yani ikisinin herhalde kendileri bir gün astrolojiyi keşfederlerse... ...ve kendilerinin birbirlerine bakarak ne olduğunu anlamaya başlarlarsa... ...onların da kendi mitolojisi oradan yazılacaktır büyük bir ihtimalle. Ama doğduğumuz an, evrenin enerjisini içimizde taşımaya başladığımız an... ...ve ondan sonraki döngüler belli olduğu için... ...ve o gökyüzü döngüleri bizim haritamıza etki ettiği için tırnak içinde... ...bizim doğduğumuz ana, kuantum fiziği buradan geliyor bu arada... ...çünkü doğduğumuz anı içimizde taşıyoruz ve zaman aslında yok. Her şey aynı anda oluyor felsefesi, neyse.

O yüzden de aslında döngüsel olarak neler yaşayabileceğimizi öngörüyoruz. Ama konu olarak, olay olarak değil gibi bir şey var. Nereye doğru evrileceğimizi görebiliyoruz. Biraz önceki cümle arasından yakaladıklarımdan aldığım cesaretle paylaşayım. Böyle bu burç tanımları yani bu klasik 12 taneydi değil mi? 12'li burç tanımı bana böyle genellikle çok naif, çok genellemeci geliyor. Bir de hani çok iyimser. Mesela işte bilmem ne, şimdi bilmediğim için söylüyorum. Terazi burcunun kötü özelliği işte çok titizdirler.

En sevmediğim huyum mükemmelliyetçinin gibi. Mesela şöyle bir şey yok, dünyanın en şerefsiz burcu, işte namussuzun önde gideni falan böyle insanlar var. Bunlar hangi burca giriyor? Bizim bilmediğimiz bir alt kategori var da astrologlar bunu bizden gizliyor mu? Nedir bu işin özü?

Siz hayatınızda hiç koç, akrep ya da ikizlerle karşılaşmamışsınız. Çünkü astrolojinin en kötü diye bilinen burçları bunlar mesela. Evet, çok iyi biliyorum. Çünkü bir bu konuları meraklı arkadaşımdan öğrendiğim üzere ben ikiz babasıyım. Burçları ikizler, yükselen burçları da ikizler. Bunu söyledi bana, sırayla saydı. Nedir bunun anlamı dedim? Baş ver dedi, yaşayarak öğreneceksin dedi. Çok doğru söylemişim. Yaşayarak öğreniyorum yani. Neyse Allah başka dert vermesin tabii.

Bu Burç tanımları şu anda çok sulandırılmış bir versiyonunu genel toplum biliyor. Zodiac'ın varoluşsal, felsefi şekilde bir açıklaması var aslında. Ne zaman bu tanımlar oluşmuş mesela? Bence 1980'lerde falan da oluşmuş olur. 80 mi? Gerçekten mi? Hayır, Burç tanımları. Bizim bildiğimiz Zodiac 4000 yıldır falan var. Hayır, mesela Koç Burcu'nun karakteristik özellikleri gibi kavramlar ne zaman çıkmış? O tahminimce aydınlanmadan sonra tekrar bir 17. yüzyılın başında falan tekrardan böyle bir postmodernizmle beraber insanların bir okülteye girdiği bir dönem var ya, o dönemde birazcık daha bu tanımlar günlük hayatta kullanılabilir bir şekle oturtuluyor. Çok ilginç. Ama onun öncesindeki bütün hikayeyi dinlediğinizde Zodiac koçtan başlayıp balıkta biten bir varoluş döngüsünü anlattığı için ve 12 ayrı ay aslında onlar ve onlar doğanın 12 ayrı fazını anlatıyorlar ve oradaki doğanın karakterinden insanların mitolojisinin birleştiği bir şey anlatıldığı için ya koçbuşları çok sabırsız. Neden? Çünkü koçbuşları ilk buç kimse yok ki onların yanında gibi. Aslında çok bambaşka bir hikaye dönüyor orada.

Peki bu dejenere edilmiş bir şey mi? Neden böyle olmuş? Çünkü daha sevimli geliyor değil mi? Bir de insan kolay bilgi seviyor. Peki yani bu... Nasıl diyeyim? Mesela sizin burcunuzun karakteristik özellikleri... Hani başka bir burca söylense yadırganacak şeyler de olmuyor değil mi? Sahiden bu kadar belirleyici mi? Mesela işte bilmem ne çok duygusal olur. Ben de duygusalım. Yani bunun ölçütü ne? Bunun ölçüsü de insanın algılamasıyla alakadar. Şimdi demin verdiğiniz örnek çok iyi. Çünkü şöyle, yengeç burçları çok duygusaldır... ...ve kova burçları duygusal değildir. Tamam, bu böyle bir stereotip. Öyle midir? Bence değil. Kova burçlarının duygularını yaşama şekli... ...insanlığın kabul ettiği duyguları yaşama şekli değil. Yengecinki ona daha uygun geliyor. O yüzden yengece mesela daha duygusal muamelesi yapıyoruz biz. Ama halbuki kova burçları duygu hissetmiyor ya da duygusal değil... ...diyorlar ki onların sadece işletim sistemi farklı. Ya da yansıtma şekli farklı. Yansıtma şekli farklı. Yaşama şekli farklı. Bu bazı insanlara öyle gelmiyor diye onu yaftalamak daha kolay oluyor tabii ki de. İşte mesela boğabuşları yavaş. Hayır, boğabuşları yani güvenlik açısından daha stabil bir şekilde karar vermekle yükümlüler zaten. Şeyleri öyle, baruslar felsefeleri öyle o şekilde. Ama aslında hızlanmaları gerektiğinde herkes kadar hızlı olabiliyorlar sadece. Farklı noktalarda hızlılar yani. Koçburcu gene hızlı. Ona yapacak bir şey yok.

O zaman şimdi bu tanımlamaları red mi ediyoruz? Reddetmiyoruz, mantığını anlamamız lazım. Yani bu herhangi bir sosyal öğreti ya da okült öğretinin bu yüzeyde kalan kısmına baktığınızda... Bunun içinde dinler mitolojisi de var, bütün mitolojiler var. Ben bu arada bütün dinleri mitoloji olarak gören bir insanım. Çünkü insanın kendini anlamlandırması falan. Bütün bunların hepsinde bir yüzeysel bir taraf var. İnsanların birbirleriyle daha kolay anlattıkları, daha kolay akılda kalan sulandırılmış bir versiyonu var. O versiyon tabii ki de birtakım şeylerin semptomları gibi. Gerçeklik payı var. İçinde gerçeklik payı yok değil. Ama onun arkasındaki bütün felsefeyi anlamazsanız bomboş bir tanıma dönüşüyor işte bu şekilde. Her şey gibi, bütün öğretiler gibi birazcık derinliğini öğrenmek zorundayız bazı konuların. Astroloji de öyle başak puştları titizleyip geçebileceğimiz bir konu değil aslında.

Ama öylesi çok tatlı geliyor değil mi? Peki, tamamen faydacı bir bakış açısıyla sorayım. Astrolojinin vaadi ne? Faydası ne karşıdaki kişiye, alıcısına yani? Bence benim kendi deneyimim bu. Birincisi gerçekten astrolojiyle ilgilenmeye başlayan insanlar seksist, faşist, ırkçı, homofob olamıyorlar.

Çok ilginç. Niye? Çünkü ben kendi işletim sistemimi öğreniyorum ya... ...kendi haritamı öğrendiğimde fark ediyorum ki herkesin işletim sistemi farklı. İnsanlara karşı çok daha az yargılayıcı bir yerden davranmaya başlıyorsunuz. Çünkü diyorsunuz ki benim sevgidimle onun sevgi aynı değil. Benim mantığımla onun mantığı aynı değil. Benim korkularımla onun korkuları aynı değil. İnsanları anlama ve empati kurma, tırnak içinde empati lafını kullanıyorum burada. Konusunda çok yardımcı bir şey. Çünkü işletim sisteminin farklı olduğunu anlıyorsunuz.

Bizim venüslerimiz farklı, bizim sevgi dilimiz aynı değil. Ve karşınızdaki insanın mesela venüsünü öğrendiğinizde ona göre hediye alabiliyorsunuz. En basit şeyi bu. Başka insanların sizden başka gerçeklikleri olduğunu ve işletim sistemleri olduğunu anladığınız bir yer var. Böyle bir şey için astrolojiye muhtaç olmamız da ne acı değil mi esasında? Son derece temel bir mantık olmasına rağmen. Ama bu açıdan düşünmemiştim anlamlı, manalı. Bir bu var, bir de şu var. Eğer işte bu ruhumuz burayı yani ruhumuz, bilincimiz, inanç sistemimize göre ne dediğinizin hiçbir önemi yok. Astrolojide bir de neye inandığınızın hiçbir önemi yok. Çünkü bütün mitolojiler astrolojiden çıkıyor. Hepsi, tamamı. O yüzden neye inandığınızın bir önemi yok. İşte bilinç dersiniz, ruh dersiniz. Buradaki hayatı deneyimlemenin bir amacı olduğu fikri... ...ve o amacı keşfedip ona uygun bir hayat yaşamak için... ...kendinin en iyi versiyonunu kullanmak için bir yardımcı aslında. Yani bir yerde takılıyorsanız, işte ben sürekli olarak bilmem ne işi yapıyorum... ...hiçbir zaman tutturamıyorum çünkü belki de o işi yapmanız gerekmiyor... ...ve haritanız belki de size diyecek ki sizin bu işi yapmanız gerekiyor. O aydınlanma için de işe yarayabilir.

Ruhunun tamamını, yani çok mutlu bir hayat yaşamanın... ...ve o mutluluk tanımının size ait olmasını sağlayan da bir şey olabiliyor. Bir, insanları olduğu gibi kabul etme ve empati az yargılama, daha az yargılama. Yani tabii ki de bazı insanları yargılamaya devam edeceğiz... ...çünkü çok normal insanız. İki, kendi bilincinin ya da ruhunun amacına uygun... ...mutlu bir hayat sürme yol haritası bir yandan da. Peki bir zarara dokunabilir mi? Tabii ki de. Mesela? İkizler demişken, Amerika'da benim annem bir Amerikan şirketinde çalışıyordu eskiden ve onlar şey yapmışlardı en son, müşteri, yani müşteri diyorum, işe alımı yapacakları zaman insanlara artık doğum tarihlerini yazmamalarını söylemişler. Çünkü hiç kimse ikizler burcunu işe almıyormuş Amerika'da. O yüzden de ayrıcalık olduğu için. Doğum tarihlerini yazmalarını icra etmişler gibi. Bir dakika, madem bu kadar kulaklarını çınlattık, ne bu, ikizlerin olayı ne? Niye bu kadar istenmiyorlar? Benimki evlat atsan atılmaz, satsan satılmaz da bir bilelim en azından malımızı. İkizler, dünyayı algılamakla yükümlü olan arketip. Bu arada Burçlar'a arketip deniyor aslında. İkizler arketipi diye bir arketip var. Carl Jung'un arketipleri de zaten astrolojiden geliyor.

İkizler, dünyayı algılamamız, bilgiyi toplamamız ve bilgiyi... ...vermemiz için var olan bir arketip. Bu hani şeyden bile düşünemezsiniz, mağara zamanındaki... ...Buffalo var burada yazısını yazan tipler var ya, onlar ikizler burcu mesela. Yani dedikodu ve bilgi aktarmak üzerine. Ve bu yüzden de gerçek, onlar için çok vizyonlu bir gerçek. Yani çok fazla yönü olan bir gerçeklikten bahsediyoruz. Doğru ve yanlış kavramı diye bir kavramın olmama ihtimali çok yüksek oluyor. Bu da tabii ki de sabit fikir ve sabitlik isteyen insanlar için... ...çok zorlayıcı bir şey oluyor.

Çünkü ikizler sana bir tane soru soruyorsun. Üç cevap vermiyor. Üç bin cevap veriyor kafasında. Ve hepsi doğru olabilir ona göre. Zordur. Ben çok severim. O ayrı. Ama yani birazcık sorumsuz ve yalancı diye geçiyorlar. Doğru değil bence. O bir algı şekli. Ama böyle bir kötü yanı var. Bir de manipülasyona çok açık bir şey sonuçta. Yani bütün birazcık dini öğretiler gibi ne olursa olsun... ...insanların, başka insanlar üzerinde tahakküm kurmak için kullanabilecekleri bir manipülasyona çok açık. Bir insanı robot gibi yönetmek de mümkün yani. Manipüle etmek de mümkün. Bir de senin hayatına dair bütün bilgi benim elimde. O yüzden bana sürekli olarak para vereceksin ki ben sana ne yaşayacağını söyleyeceğim falan. Böyle yerlere de giden var, bütün öğretiler gibi. Ve o tip bağımlılıklara dönüşen arkadaşlarım var. Yani adım atamıyorlar, işte ne yapacaklarsa önce o astrologlarına danışıyorlar. Mesela bir yere misafirliğe gidecekler, hangi yöne oturacaklarını soruyorlar falan. Bir imza atacaklar, her şeyi. Peki bu geleceği öngörme meselesi. ...yaşamın tadını kaçıracağım bir şey değil mi ya? Bence öyle. Ben hiç öngörüyle ilgilenmiyorum. Yani astrolojide öngörü ilgilendiğim en az şey benim. Ama yani astrolojinin de böyle en çok kendini vitrine çıkardığı mesele bu ya. Ya şöyle bir sistem var. Yani astrolojiyi okumaya başlayıp da öğrenmeye başladığınızda... ...nasıl öngörü yapabileceğinizi öğrenebiliyorsunuz. Transitler denilen bir şey var vesaire. Şimdi teknolojik şeylere, jargona girmeye gerek yok ama gökyüzündeki... Bütün hareket belli olduğu için ve onun kendi haritanızda yapacağı şeyleri öngörebildiğiniz için. Biliyorsun mesela Satürn benim şimdi üçüncü evimden dördüncü evime gelecek. Ben bunu biliyorum mesela. O evin konularını da bildiğim için aşağı yukarı hangi konularda kendimi disipline etmem gerektiğini öngörebiliyorum. Ama bazı astrologlar ki bunu yapabilen astrologlar var bu arada yok değil yani nokta atışı olay öngörmekte mümkün oluyor çok büyük bir hesaplamayla. Ama şöyle bir şey var insan kendi potansiyelini

Yaratan ve yaşayan bir varlık. Yani önümüzdeki ay çok iyi bir iş teklifi gelecek sana. Burayı da görüyorum ben desem ve sen o iş teklifin geldiğinde ona açık bir durumda değilsen, kendini ona hazırlamadıysan, o iş teklifi gelsene olur, gelmesene olur. Seni kabul eder. Yani anlatabiliyor muyum?

Kendinin zaten hayata karşı hazır olma durumuna çok bağlı bir şey astroloji bence. Ama evet görür müsün görürsün işte bu tarihte evlenme ihtimalin var. Belki de ama o işte evlenme ihtimali değil. Belki de evlilikle ilgili ya da ortak ilişkilerle ilgili fikrinin değişeceği bir olay yaşayacaksın. O da olabilir. Bir potansiyeller dünyasından bahsediyoruz çünkü. İhtimaller dünyası. Sonuçta sende ama karar.

Peki tam bu noktada şeyi sorma hakkım doğuyor. Madem ki bu gaipten haberler mümkün, işin falcılıkla farkı ne, astrolojiyle falcılığın? Şöyle falcılık bence... Bu bir yıldız falı değil mi? Yok değil, yıldız falı değil. Çünkü falcılıkta bir dayanak yok. Astrolojide ne olursa olsun gezegenlerin... ...döngüleri, hesaplamalar ve de üstelikte dört bin yıllık bir data var. Mesela Plüton en son kovadayken Fransız devrimi oldu. Halklar kraliyetlere karşı ayaklandı. Şu an tekrar Plüton kovadayız. Tekrar halkların yönetime karşı ayaklanmalarını izlemeye başladık.

Bu birazcık döngüsel bir şey. Tarihi çok iyi bilmek gerekiyor. En son Uranüs İkizler'deyken İkinci Dünya Savaşı çıktı. Şu an tekrar Uranüs İkizler'e geçiyor. Üçüncü Dünya Savaşı'na hoş geldik mesela. Genel olarak bir tarihsel ve gökyüzünde ne olup bittiği... ...ve tarihte o sırada ne olduğuna dair bir data var elimizde. Yani bunun nasıl olacağına dair en azından bir data üzerinden... Borsa tahmini yapmak gibi bir şey aslında bu yani. Hatta borsadan daha geçerli. Çünkü dört bin yıllık bir dataya bakıyoruz biz. Yani astrolojide baktığın zaman, baktığın şey dört bin yıllık bir data.

Borsa ne? 1980'lerde mi açıldı falan hiç bilmiyorum. Türkiye'de öyle. Ama anlatabiliyorum değil mi? Yani öyle bir öngörü şekli bu. Yoksa diğer türlü zaten falcılıkta şöyle bir şey var ama senin enerjini okuyabilen insanlar var. Birazcık enerjiyi okuyabilen insanlar var. Bu şey değil yani beynin içinden ne olacağını ya da geleceğini görüyor değil de, bir takım cümlelerle potansiyel bir takım gelecekleri görme ihtimali var insanların. Bazı insanların beyni öyle çalışıyor çünkü. Ama birazcık da olsun o etraftaki enerjiyi okumakla alakadar bir şey. Astroloji'de bayağı bir batalatiksel bir şeye bakıyoruz. Ama Venüs'te işte sevgiyi temsil etsin. Ya boş ver, bugün demiyor kimse. Onun bir mantığı var arkada. Şimdi tabii sohbet çok güzel gidiyor da süreyi de verimli kullanmak adına ben kafamdaki son iki soruyu yönlendireyim. Birisi şimdi dinlerken aklıma geldi. Invention of Lie, yalanın icadı sanıyorum Türkçesi, bilmiyorum. Ben orijinal ismin aklımda. Bu filmi seyretmiştim.

Konusu şu, varsayımsal bir tarihte, bir dünya, belki bir paralel evren, bilmiyorum. Yalan diye bir şey yok. İnsanlar bilmiyor. Herkes herkese pat diye bütün düşüncelerini söylüyor. Sonra birisi yalanı keşfediyor ve bir bakıyor ki yalan söyleyince her şey acayip rahatlıyor, kolaylaşıyor falan. Sonra işler çığlığından çıkıyor. Muhteşem bir film yani. İzlediğim en güzel filmlerden biriydi. Invention of Lie, tekrar edeyim. Belki bölüm noktalarına da eklerim.

Bütün bunları bilmek böyle iyi mi kötü mü diye düşündüm bir yandan. Yani mesela insan prototiplerini, arketipleri, bilmem neleri... Yani acaba biraz genellemeci mi yapar insanı? Böyle herkese bir özen, ayrı bir itina, ayrı bir anlama arayışı koymak yerine... Yani bu kesin bilmem koçburcudur falan dedirtir mi insanı? Sığ bir insansanız evet. Şöyle bir şey var. Ben hayatın başarılabilen bir şey olduğunu düşünmüyorum. Hayatın gizemini çözmenin bir amaç olduğunu da düşünmüyorum. Her şeyi bilmenin bir faydası olduğunu da düşünmüyorum. Hayatın amacı, hayatı deneyimlemek ve yaşamak ve sürprizlerine izin vermek. Ve o sürprizlere izin verecek kadar risk almak. Ama eğer bütün bu bilgiyle eğlenerek ve sizi rahatlatacağı... ...bir yerden bu bilgiye sahip olmak istiyorsanız da ne güzel. Ama hayatı böyle bir yargılama üzerinden yaşarsanız bütün bilgiler gibi... ...o da çok sıkıcı bir bilgiye dönüşür sonuçta.

Belki de. Peki son olarak astroloji, bu işler yani bütün kavramlarıyla düşündüğümüzde bunlarla böyle makul bir ilişki kurabilen insana neredeyse rastlamadım. Yani ya dibine derin ne kadar iniyor ya tamamen uzağında duruyor. Yani bunları bir denge içerisinde hayatımızda var etmek, kabul etmek ya da reddetmek mümkün değil mi? Bence mümkün. Ben öyle bir insanım.

Ne güzel yani hani çok nadir rastladığım türden böyle insan prototip... Niye peki bu kadar böyle bu ne bileyim bir işte inanç gibi, ideoloji gibi insanın böyle sahiplendiği ya da reddettiği bir şeye dönüşüyor? Düşünüyorum bu konuyla ilgili. İnsanoğlu... Kesinlik arayışı mı? Kesinlik arayışı. Peki, insanoğlu şu anda... ...kendi ruhuna çok ters bir hayat yaşıyor. Yani bu kapitalist sistem, aterkist sistem, işte bu ırkçılık vesaire işte... Çok geç ölüyoruz artık. Hayatın anlamlandırılması ve onun hayatın kaybolması, dünya ölüyor falan. Yani o kadar büyük bir kaosun içinde ve fiziğimize uygun olmayan, biyolojimize uygun olmayan bir stresin altında yaşıyoruz ki... Bu tarz bir kaosa kesinlik getirdiğini iddia eden...

Kaosa belirginlik getirdiğini iddia eden her türlü inanç, sistem, bilim, neyse ona çok sıkı sarılma ihtimali oluyor. Ya da onu çok kötü reddederek başka bir şeye sarılma ihtimali oluyor. Ama insanın bu kaosun içinde bir şeye sarılma ihtiyacı çok artmış durumda bence. Çünkü hiç ruhumuza uygun bir hayat yaşamıyoruz.

Hiç. Bu son cümleye kesinlikle katılıyorum. Bu anlamını yitiren yaşamın da içindeki anlamı bulmak için ben de bu programı yapıyorum. Bu bölümde de hani böyle kaçınılmaz olarak sürekli kulağıma çalınan, çok yarım yamalak, çok teorik bilgilere sahip olduğum bir konunu hiç Hiç bilmediğim kısımlarını öğrendim sizin sayenizde. Umarım dinleyenler için de benim kadar bilgilendirici, besleyici olmuştur. Notlarımı aldım. Birkaç şeyi ayrıca araştıracağım. Bu bölümdeki konuğum bir astrolog değildi. Ama Binnaz Tuzan'a çok teşekkür ediyorum. Kendisinin anlattıkları ilginizi çektiyse Ben Astrolog Değilim başlıklı podcasti de podbmedia.com adresinde, yayında ve diğer tüm mecralarda elbette. Hatırlatmış olayım. Çok teşekkürler. Ben teşekkür ederim.

Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.

Reklam Alanı (Deneme)