
3.377 kelime · ~17 dk okuma
Çok sık duyduğum bir soruyla bugünkü podcast'ı başlatmak istiyorum. Bu evlilik kurtarılır mı? Şimdi birçoğumuz bir evliliğin içerisinde kimi zaman bazı şüpheler yaşayabiliyoruz, kimi zaman bazı problemlerle karşılaşabiliyoruz. Ama o evliliğin bitme noktasına gelmesi genellikle zaman alıyor ya da bazı şeylerin birikmesi sonucunda oluyor. Ama yine de kendimize şu soruyu sorduğumuz yani bu evlilik kurtarılır mı ya da kurtarılabilir miydi sonradan bile sorduğumuz bir soru olarak
Bence çok hayatımızda önemli bir yer kaplıyor ve bence bu sorunun şöyle bir başka bir önemi de var. Evliliklerin bitişinde fevri karar almak gerçekten yapabileceğimiz en büyük hatalardan bir tanesi. İlişkide kalmaya da ilişki bitirmeye de karar vermek noktasında gerçekten biraz zamana ihtiyacımız var. O yüzden de belki sizler de böyle bir noktadaysanız, şu anda böyle şeyleri düşünüyorsanız ya da geçmişte düşündüyseniz ya da ileride böyle bir durumla karşılaşacaksınız diye bugün bu evlilik kurtarılır mı konusunu işlemek istiyorum.
Daha sonra da bu arada takip eden bölümlerde boşanma konusunu biraz daha işlemek istiyorum. Boşanınca neler oluyor? Boşanma sürecini nasıl götürebiliriz? Boşanırken nelere dikkat etmeliyiz? Boşanmadan çocuklar nasıl etkilenir? Onları nasıl daha koruyabiliriz bu süreçte gibi ya da boşanırken diğer aile bireleriyle ilişkilerimiz nasıl olmalı gibi. Aslında çok fazla bence soru var bakmamız gereken. Onlara da bir sonraki bölümde değinmek istiyorum. O yüzden hazırsanız şimdi hemen evlilik kurtarılır mı? Bu evlilik yaşamaya devam eder mi? Sorusunu inceleyelim.
Bir kere zaten şunu açmak istiyorum çünkü neden olmasın? İstatistikler her zaman iyidir. Boşanma oranları gitgide artıyor. Bu artık yatsınamaz bir noktaya geldi. Pandemiden sonra zaten bir artış görüyorduk ama her yılda bu oranlarda artışlar görüyoruz.
Ve bir yandan da şunu da biliyoruz yani evliliğin genel olarak ilk yılları daha riskti. Başanmaların aşağı yukarı %35'i evliliklerin ilk 5 yılı içerisinde gerçekleşiyor. %20'si civarında da 6 ila 10 yıl içerisinde gerçekleşiyor. O yüzden evliliğin ilk dönemleri uyum sağlamak ve yetişim sorunlarını doğru bir şekilde yönetmek adına çok kritik yıllar.
Türkiye'de boşanmaların en yaygın nedeni şiddetli geçimsizlik. Ama tabii bazen başka durumlarda o şiddetli geçimsizliğin altına itildiği için ve kolay bir söylem olduğu için yasalarda demek istiyorum. Yani bunun tek sebep olmadığını tahmin edebiliyorum boşanma süreçinde. Genellikle boşanmalara sebep olan diğer konular aldatma ya da terk edilme.
Birinin bir mental rahatsızlığının olması, fena muamele dediğimiz şiddet, sadece fiziksel şiddet değil, psikolojik ve ekonomik şiddette boşalma sebepleri arasında. Yalnız şöyle bir problem var, benim en çok endişelendiğim verilerden biri bu oldu. 2021 yılında yapılan bir araştırmaya göre eşler kendi aralarında bir sorun yaşadıklarında %43 gibi bir oranla aile büyüklerinden destek almayı düşünüyorlar. Yani psikolog gibi uzman insanlardan ya da kurumlardan yardım almayı düşünenlerin oranı sadece %5.
Kimseden destek almayacağını söyleyenlerin oranı ise %32. İnanabiliyor musunuz? Ben inanıyorum aslında. Çünkü Türkiye'de çift terapisi veya işte illa çift terapisi olması gerekmiyor. Bir bireyin bu süreçte bir psikologdan destek alması yeni yeni oluşan, yeni yeni ilerleyen bir durum.
Ama aslında gerçekten ne kadar çok profesyonel desteğe ihtiyacımız oluyor böyle zamanlarda bence bu tartışılamaz. Çünkü yani bu kadar büyük bir kararla bir evliliğin kurtulup kurtulamayacağı ya da gerçekten duruma objektif bakıp bakmadığımız ya da süreci hem kendimizi hem karşımızdakini incitmeden yürütebilmekle ilgili yöntemleri öğrenmemiz açısından Yani bir psikologla görüşmek gerçekten çok çok kritik diye düşünüyorum. Tabii mesela çocukların da bu süreçten nasıl etkileneceğini ya da nasıl en az etkilenebileceğini anlamak açısından da burada uzman desteği çok kritik. O yüzden eğer böyle bir süreçteyseniz ve bu podcast'ı dinliyorsanız, lütfen gerçekten işin ehli birinden destek almayı değerlendirin. Burada tek başınıza karar vermek zorunda değilsiniz. Tabii ki hiçbir profesyonel sizin kararınızı doğrudan etkilemeyecek. Sadece size doğru soruları sorarak karar alma sürecinize destek olacak diyelim. Çünkü biliyorsunuz, gerçek profesyoneller sizin adınıza karar almazlar, bu tip yönlendirmeler yapmazlar.
Ama karar almanıza doğru soruları sorarak ve doğru analizleri yaparak destek olurlar. Şimdi buradan geri gelmek istiyorum bu evlilik kurtarılabilir mi sorusuna. Her şeyden önce bir evliliği kurtarma noktasında çünkü hepimiz problemler yaşıyoruz evlilikler içerisinde ve bu çok normal. Hangi evliliklerin daha kurtarılabilir olduğunu konuşmamız lazım diye düşünüyorum ilk aşamada. Çünkü
Evlilikler içerisinde birçok farklı konuda problem yaşayabiliyoruz. Yandaşı faktörlerle ilgili problem yaşayabiliyoruz. Bunlar arasında para, çocuk, kayın aileler, arkadaşlar, işlerimiz... Bunların hepsi ilişkiye bir problem olarak yansıyabiliyor. Yandaşı faktörlerin bizim üzerimizdeki etkileri konuşulup birazcık daha toparlanabilir durumlar.
Ama tabii ki bir yandan da daha derin, işte uzun süredir bir türlü çözülmeyen çatışmalar, ihanetler... İşte sadece ihanetleri aldatma olarak görmeyin. Aldatmalar ve bir de yalan söylemeler, kandırmalar, işte kişiye gelen bilgiyi çarpıtmalar gibi durumlar yaşanabiliyor. Ya da işte taraflardan biri gerçekten değişiyor zaman içerisinde. Ya da evlilikten uzaklaşıyor. İlişki artık kendisini bir görev gibi, bir mecburiyet gibi hissettirebiliyor. Yani aslında yanınızdaki insandan keyif almamaya başlıyorsunuz. Yanınızdaki insanla uyup uyanmak, yanınızdaki insanla bir günü geçirmek, yanınızdaki insanla bir şey paylaşmak...
Keyif veren bir şey değil. Tam tersi bir eziyet haline dönüşebiliyor. Bunlar tabi ki çok önemli işaretler. 2020'de yapılan bir çalışma var. 2000'den fazla kişiyle yapılmış. Bu çalışmada boşanmanın sebeplerine bakılıyor.
Ve en çok söylenen sebepler artık aradaki aşkın ve yakınlığın bitmesi, iletişim problemleri, birbirine artık sempati, saygı, güven duymamak ve birbirinden uzaklaşmak. Şimdi aslında baktığınızda aldatmaların önemli bir kısmı da bütün bunların sonucu olarak da ortaya çıkabiliyor. Tabi ki bu bir aldatmayı meşru kılmaz. Birbirimize uzaklaştık o zaman birbirimizi aldatalım diye bir şey yok. Ama hep söylediğim gibi aldatmaların arkasındaki sebepleri de anlamak lazım. Neden böyle bir noktaya geldik diye.
Şimdi bütün bu sorunları konuşmuşken şuraya geleceğim. Yani hepimiz problemler yaşarız dediğim gibi. Birçok iniş çıkış yaşanıyor. Ama bazı krizler, bazı problemler ilişkiyi bitmeye değil de büyümeye götürebiliyor. Mesela bu çok... ...kullandığımız bir kavram bağlanma yaralanması dediğimiz, işte ilişkideki güvenin ve yakınlığının gerçekten derinden sarsılması gibi durumlar... ...ilişkiyi bitişe de sürükleyebilir ya da tam tersi çok daha güçlü bir şekilde tekrar bağlanmaya da getirebilir.
Çünkü bu tip problemler genellikle altta yatan ve bastırılmaya çalışılan bir problemin günün sonunda su yüzeyine çıkmasıyla ortaya çıkar. Ve o bastırılmaya çalışılan problem konuşulduğunda ve çözüldüğünde aslında taraflar birbirlerine çok daha yakın hissederek ilişkide kalabilirler. O yüzden her problem bizi bitişe götürmek zorunda değil. Her büyük problem bizi bitişe götürmek zorunda değil. Ama bir ilişkinin daha toparlanabilir olduğunu gösteren birkaç işaret var. Birinci sıra tabii ki bence en önemlisi iki tarafında bu evliliği kurtarmaya olan niyeti ve isteği. Yani eğer zaten tek taraflı bir çabalama hali varsa genellikle o evlilik kurtarılamıyor. Çünkü o çabalama karşı tarafta
...hiçbir şey ifade etmiyor. Sanki bu tanımı daha önce kullanmışımdır. Sanki renkleri hiç bilmeyen bir insana siz bir renk anlatıyor gibisiniz. Renkleri hiç görmemiş bir insana bir renk anlatıyor gibisiniz. Onda böyle bir şey yok. Yani ona bir şey ifade etmiyor. O yüzden onun içinde bu iyiliği kurtarmaya dair bir duygu yaratamıyorsunuz. O yüzden de tek taraflı bir iyileşme...
Genelde mümkün olmuyor. Ne olabilir? Eğer henüz evlilik daha bitme noktasına değilse, bir tarafın kendisinde bazı değişiklikler yapma çabası, motivasyonu diğer tarafın içerisinde bunu görme hali yaratabilir ve bunu görüp, o çabalıyorsa ben de çabalayabilirim gibi bir his yaratabilir. Bu mümkün.
Ama bunun olup olmadığını bir süre denemek lazım. O yüzden kendimi düzelterek devam edeyim. Tek taraflı çaba uzun süre sürdürülebilir değil. Ama siz başlayabilirsiniz ve eşiniz size katılırsa ne âlâ. Siz başlıyorsunuz ve tek taraflı olarak sadece bunu sürdürüyorsanız o zaman aslında çok da kurtarılabilir bir durumda değil bu evlilik diyebiliyoruz.
Sonra tabii ki yine çok önemli olan bir soru, temel saygının ve sevginin hala orada olup olmadığı. Yani eğer gerçekten birbirinize sevgi ve saygı duymadığınız bir noktadaysanız, o evliliği kurtarmaya çalışmak zaten mümkün değil. Şunu söylüyorum podcastlerde, şiddetin olduğu yerde zaten evliliği sürdürmeye çalışmak doğru değil. Ama sevginin ve saygının olmadığı evliliklerde de zaten bu evliliği sürdürmeye çalışmak mantıklı değil. Bir kere biz buradan çocuklar konusunda bir giriş yapmak istiyorum.
...yer yer gelebilir bu konu gündeme, bu podcast içerisinde. Şimdi biz bazen evliliklerimizin içerisinde çocuklarımız boşanmayla hasar almasınlar... ...ya da işte bir aile birliği içerisinde büyüsünler gibi sebeplerle...
Boşanmayı istesek de boşanmaktan kaçınabiliyoruz. İşte belli bir yaşa gelsinler de öyle yapayım. Ya da işte annesiz ya da babasız olmasınlar. Ya da işte annesinin babasını daha az görerek büyümesinler gibi sebeplerle evliliğin içerisine kalmaya devam edebiliyoruz. Ama bir çocuğun
Anne babasının birbirine sevgi ve saygı göstermediği bir ortamda büyümesi o çocuk için ne kadar sağlıklı? Şimdi aslında bir çocuğun büyümesinde annesinin rolü var, babasının rolü var, bir de anne babasının ilişkisinin rolü var. Ve bu çocuklar bizi rol modelliyorlar. Yani birbiriyle iletişemeyen, birbiriyle iletişirken birbirine hakaretler eden, Birbirine gerçekten kırıcı ve geri alınamaz cümleler kuran, birbirine hiç empati göstermeyen iki insanın yanında olduğu zaman çocuk böyle bir ilişkiyi öğreniyor. O yüzden bugün... İnsanlara sorun, kendinize sorun, hiç güzel bir ilişki görerek büyüdünüz mü? Yani zihninizde gerçekten, ya şu iki insanın evliliği gerçekten benim tam hayal ettiğim gibiydi ve tam örnek almak istediğim gibiydi dediğiniz kaç tane çift var gerçekten?
Birçoğumuz çok kötü evlilikleri gözlemleyerek büyümüş durumdayız. O yüzden de kendimiz de bir evliliğin içerisinde tam olarak nasıl hareket etmemiz gerektiğini bilmiyoruz. Ama eğer temel, kural olarak şunu söyleyebilirim, yani sevgi tamamen tükenmişse... eğer nefret ya da küçümseme ya da hatta kayıtsızlık yani ne olursa olsun ne halin varsa gör duygusu gerçekten ne halin varsa gör seni umursamıyorum düşüncesi duygusu her yeri sarmışsa zaten o evliliği kurtarmaya çalışmak çok zor hale geliyor Yine ilişkinin kurtulabilir olup olmadığını belirleyen faktörlerden bir tanesi, aradaki krizlerin daha önce nasıl çözüldüğü. Yani eğer iki tarafta uzlaşmacı bir tavır takınabiliyorsa, daha önce eğer yaşanan problemler affedilebildiyse, ilerlenebildiyse, eğer sürekli
dönüp dönüp aynı problemlerin gündeme geldiği, sürekli aynı şeylerin tartışıldığı, kin tutulan bir evlilik değilse bu, o zaman yine evliliğin kurtarılma ihtimali çok daha yüksek oluyor. Ama birçok evlilikte taraflardan biri ya da her ikisi birden, Geçmişteki hataları gündeme getiriyorlar, birbirlerini suçlamaya devam ediyorlar. Kim besleniyor? Bu işte ilişki devamlı yıpratıyor. Yani birbirini affetmeden ilerlemek zorunda kalan çiftler bir şekilde birbirlerine duydukları o kini, o affedememe halini
sürekli olarak birbirlerine yansıtıyorlar ve bu şey gibi benim gözümde hep şöyle canlanıyor bunu anlattığımda sanki birbirinin duvarını böyle oyuyorsun gibi yani böyle küçük bir elinde çakı var ve duvarı yavaş yavaş yavaş yavaş oyuyorsun gibi evet belki her bir oyma hali çok büyük bir şey götürmüyor o duvardan Ama bunun her gün, her ay, neyse, belirli sıklıklarla yıllar yıllar devam etmesinin iki insanın psikolojisi üzerindeki etkisini bir düşünsenize. Gerçekten yani eminim biliyorsunuzdur böyle 60 yaşına 70 yaşına gelmiş çifter hala oturup işte 25-30 yaşında yaşadıkları bir problemi, işte senin annen de bana bunu yapmıştı, sen de bana böyle söylemiştin, işte o gün bilmem ne yapmıştın gibi Sorunları hala, hala, hala belki artık yani birinci kere birbirlerini anlattıklarında iki tarafın birbirine sevgi ve saygı duyması da mümkün halde olmuyor tabii ki. Başka bir önemli ilişkinin bir arada kalabilmesi için önemli kriter... ...temel değerler ve hayattaki hedefler. Yani eğer özellikle de zaten... ...biz başladığımız noktada... ...hayata benzer baktığımızı düşünüyorsak, mesela atıyorum... ...ikimiz de çocuk sahibi olmak istemiyoruz. Ya da işte ikimiz de yurt dışına yerleşmek istiyoruz. Ya da işte ikimiz de... ...belli bir dini inanca sahibiz gibi noktalarda başlıyoruz. Ama sonra iki taraf hayatta ilerlerken... ...biri farklı bir şey geliştiriyor. Yani farklı düşüncelere giriyor. Ve bu aslında ilişkinin başındaki bir nevi anlaşmayı sarsan bir durum. Ha tabii ki bu tip farklılıklar ilişkiyi bitirecek diye bir şey yok. Eğer karşımızdaki insanla bir uzlaşma sağlayabiliyorsak, ondaki değişimi saygıyla karşılayabiliyorsak, ondaki değişimi biz... kendimizden büyük bir fedakarlık etmeden uyum sağlayabiliyorsak bu bir engel olmak zorunda değil. Ama önemli olan geleceğe dair çiftin, geleceğe dair ortak vizyonunun ne kadar sürdürülebilir olduğu. Buna göre aslında karar vermemiz gerekiyor. Şimdi minik bir ara verelim, ondan sonra geri dönelim.
Bir başka yine önemli bir soru, yaşanan problemlerin ne kadar dış stres kaynaklarıyla veya iletişim sorunlarıyla ilişkili olduğu. Yani eğer temel problemler bir şekilde çözülebilir şeylerse, zaman içerisinde halledilebilir şeylerse, diyelim ki bir taraf ciddi bir iş stresi yaşıyor ya da bir işsizlik süreci içerisinde ya da bir hastalıkla mücadele hali içerisinde, Veya geniş aile içerisinde olan bir takım problemler var. Mesela aile birilerinin birinin bir hastalık süreciyle ilgileniliyor. Bir bakım verme süreci hakim. Bunlar ilişkin dinamiklerini tabii ki çok derinden etkileyebiliyor. Ama şimdi bu gibi faktörlerin bir kısmı geçici, bir kısmı yönetilebilir. Ve yani o gerilim üzerine bir kontrol sağlanabilir olabilir. Ama eğer problem çiftlerin tarafların
Temel değer uyuşmazlıklarıyla ilgiliyse yani mesela atıyorum monogami anlayışı ya da derin güven meselesi ya da işte ben bu hayatımı nasıl yaşıyorum ve sen benim nasıl yaşamamı isterdin arasındaki çatışmalarsa o zaman bu krizlerin çözümü çok daha farklı, çok daha zor. Eğer ben bu evlilikte kalmak için kendim olmaktan vazgeçiyorsam o zaman bu evlilikte kalmamam gerekiyor diye düşünüyorum. Bu arada biraz bakmak lazım. Birçok evlilik bu arada duygusal ihmalden dolayı bitiyor. Yani kişinin artık kendisini o ilişki içerisinde görünmez hissetmesinden, sevilmez hissetmesinden ya da değersiz hissetmesinden bitiyor. Ve farkında olmadan aslında dış faktörler bizim evlilik içerisinde böyle davranmamıza sebep olabiliyor.
Hızlı birkaç örnek vereyim. Diyelim ki çocuk sahibi olmak benim annelik kimliğimi, eş kimliğimin önüne koymama ama eş kimliğimi de neredeyse unutmama sebep oluyor. Öyle olunca eşim sadece anne gizemi görüyor ve kendisi benden artık ilgi ve sevgi alamıyor gibi hissediyor. Ya da diyelim ki ben ailemden birinin sağlık sorunuyla uğraşıyorum. Ama doğal olarak aslında evliyim devam ediyor. Tabii ki eşimin bana bu süreç içerisinde destek olması lazım. Anlayış göstermesi lazım.
...çok uzuyorsa ve ben bu süreç içerisinde evliyimi tamamen ihmal ediyorsam... ...o zaman eşim yine kendisini görünmez ve değersiz hissedebiliyor. Ya da diyelim ki ben iş hayatında çok yoğun bir süreçten geçiyorum. Belki bir tarifi için uğraşıyorum. Belki bir projem var ve o projenin deadline'ı önümüzdeki altı ay içerisinde olacak. Bu eğer geçici bir süreyse belki yine anlayış gösterilebilir, idare edilebilir. Ama eğer bu sonu gelmeyen bir türlü...
İşte şu noktaya kadar dayanalım, ondan sonra geçmiş olacak zaten dediğimiz bir şey değilse... ...o zaman buna tahammül etmek ve orada hala sevgiyi hissetmek çok zor bir noktaya gelebiliyor. Son bir soru daha var burada sormak istediğim. İlişkinin geçmişinde güçlü ve mutlu bir bağ var mı? Yani... Şimdi bazı evlilikler var zaten çok güçlü bir bağ üzerinden başlamıyor. Kimi zaman yani mantık evlilikleri diyebiliriz, örnek olarak gösterebiliriz bunlara. Yani ben bu insanı zaten çok sevmiyorum, zaten çok aşık değilim ama mantıklı uygun bir, münasip bir eş gibi geliyor ve ben başlıyorum bu evliliğe.
Ya da belki mesela beni çok etkilemiş bir ilişkiden çıkmış oluyorum ve bu insan karşıma gelmiş oluyor. Ben geçmişteki ilişkiyi unutmak için bu evliliğe razı oluyorum. Ya da bazen ailelerin isteği uygun görmesi üzerinden bu evliliğe giriyorum. Türlü sebepler var. Yani her evlilik aslında büyük bir aşkla başlamıyor. Bunu da kabul etmemiz lazım diye düşünüyorum. Ama eğer ilişkinin geçmişinde çok da geride olmayan bir geçmişte güçlü ve mutlu bir bağ varsa onların etkilerini bugün hala yakalayabilmemiz ve onların üzerinden tekrar bir şeyleri inşa edebilmemiz mümkün. Ama geçmişte bunlar yoksa zaten aslında biraz daha zor hale geliyor bu evliliği kurtarmak.
Şimdi bütün bunları anlattığım noktada, biraz özetlemek gerekirse şöyle söyleyelim. İletişim kopukluğu olsa dahi, hala çiftlerin birbiriyle konuşma isteği varsa, hala birbirine iki insan empati duyuyorsa, hala şöyle bir temas halinde o sıcaklığı hissediyorsa, problemler hakkında konuşmaya istekli durumdalarsa, birbirlerine saygı göstermeye devam ediyorlarsa, birbirlerinin iyiliğini düşünmeye devam ediyorlarsa, iyi niyetle yaklaşıyorlarsa, hala bazı ortak aktiviteler keyifli bir şekilde sürdürülebiliyorsa ve tabii ki profesyonel destek alma konusunu açıklarsa, bunlar bence kurtarılabilecek evliliğin işaretleri. Kurtarılması daha zor olan evliliklere geldiğimiz zaman, Burada tekrarlayan ihanet durumları diyoruz. Zaten şiddet varsa onu baş sıraya yerleştirmiştim. Kronik olarak tekrar eden saygısızlık, aşağılama, küçümseme, alay etme... Bu çok önemli bir işaret, kötü bir işaret. İki tarafta da duygusu olarak derin bir kopukluk ve ilgisizlik varsa... İki tarafta artık birbirine temas etmiyorsa...
Bir taraf sürekli fedakarlık yapıp çaba harcarken diğer taraf bunu tamamen umursamaz bir şekilde karşılıyorsa, iletişim çabalarının her biri tekrar tekrar karşılıksız kalıyorsa, birbirini gelecekte görme hali ortadan kaybolduysa, yani ben kendimi bu insanla gelecekte hayal bile edemiyorsam, Profesyonel yardım alma fikri reddediliyorsa veya işte şey gibi kullanılıyorsa tamam alırız ya deyip bu sürekli ertelenen bir hal aldıysa ve yani ortaya konulan çabalara rağmen bir değişiklik olmadıysa aslında bu kurtarılması zor bir evliliği gösteriyor diye düşünüyorum. Yani o kendini tekrardan döngü artık içinden çıkılması hale geliyor böyle bir noktada. Kendimize sorabileceğimiz sorular var bence bu süreçte. En başta da şu geliyor. Ben bu ilişkide niye kalıyorum? Yani sevgiden mi kalıyorum? Korkudan mı kalıyorum? Gelecek korkusundan ya da evli olmama korkusundan dolayı mı kalıyorum? Yoksa konfor alanı mı oldu bu evlilik? Yani alışkanlıktan mı kalıyorum? Bunlar bence kendimize sormamız gereken sorular. Bu arada bu sorunun cevabı sevgiyse de orayı da bir
açalım isterim ya şöyle bir yerden ben bu insanı insan olarak mı seviyorum eşim olarak mı seviyorum çünkü insanlar çok iyi insanlar olabilirler ama çok iyi eş olmak zorunda değil yani çok iyi bir insan çok iyi bir eş olmayabiliyor çok iyi bir eş çok iyi baba da olmayabiliyor yani hepimizin ...roller içerisindeki iyiliği farklı. O yüzden de ben bu insanı insan olarak çok seviyor olabilirim. Ona karşı hala ciddi bir sempati besliyor olabilirim ama... ...eş olarak onu beğenmiyor olabilirim. Bunu ayırt etmemiz lazım. Sonra şu soru, yani şu an yaşadığımız ilişki... ...benim hayal ettiğim ilişki mi? İçinde olmak istediğim ilişki mi? Ben geçmişte bu ilişkiyi nasıl hayal ediyordum? Şu an neredeyiz?
Ben bu ilişkide kendim olabiliyor muyum? Kendim olduğum halimle, kendi arzularımla, isteklerimle, bu karakterimle bu ilişkide var olabiliyor muyum gerçekten? Ve bu ilişki bana iyi mi geliyor yoksa ben bu ilişkiye rağmen mi iyi kalmaya çalışıyorum? Yani bu sorular bence çok önemli sorular. Peki yani ne yapmalı?
Birincisi, gerçekten profesyonel yardım için bir konuşmak lazım karşılıklı olarak. Tabii ki buradaki çift terapisinden mucizeler beklememek gerekiyor. Ama şunu söylemem lazım, birçok çift bu sürece gerçekten artık böyle başka hiçbir çıkar yol göremediğinde giriyor. Keşke böyle olmasa. Yani keşke aslında çift terapisi... ...bizim ilişkideki bazı anlaşmazlıkları gördüğümüzde... ...bunları çözebilmek için başvurduğumuz bir yöntem olsa. Çünkü zaten o tarz anlaşmazlıkları çözmenin yöntemlerini öğrenebildiğimizde... ...o anlaşmazlıklar derinleşmeden halledebilmiş oluyoruz. Ama maalesef o zaman biz artık böyle... ...son çare gibi hissettiğimizde profesyonel yardıma başvuruyoruz. Öyleyse de her türlü bence çok kritik. Tabii ki bu arada yani buradan beklediğimiz bir mucize yok ama... ...yani en azından buradaki terapistin bize, birbirimize duygularımızı daha iyi ifade edebilme... ...birbirimizi daha iyi anlayabilme ve ne kadar bu durumu düzeltebilme niyetimiz var... ...bunu anlama konusunda yardımcı olacağı çok açık.
Aynı zamanda bu tip bir terapi ilişki içerisinde iletişim becerilerimizi de geliştiriyor. Yine böyle düşündüğümüzde bireysel uzman yardımı da yani bireysel olarak da kalmak da kendi iletişim becerilerimizi geliştirmek açısından çok önemli. Yani karşımdaki insan beni nasıl tetikliyor, ben tetiklendiğimde... Duygularımı regüle edemeden nasıl karşılık veriyorum? Bunları anlamak açısından önemli. Böylece işte daha doğru bir dil kullanabiliriz konuşurken. Birlikte zaman geçirmeye çalışmak ve o geçirilen zamandan sonra nasıl hissediyoruz ona bakmak da çok önemli. Yani uzun zamandır yalnız vakit geçirmediysek bunu bir denemek. Daha önce bize mutluluk veren bir anıyı tekrar canlandırmaya çalışmak ve burada nasıl hissediyoruz buna bakmak. Önemli diye düşünüyorum çünkü aslında kötüye giden ilişkilerde şey oluyor. Yani o zamanı tekrar yaratmaya çalıştığımızda sonunda kendimizi daha iyi değil daha kötü hissediyoruz ve bu da bir işaret. Ve tabii ki aslında yani ben burada yaşananları affedip geride bırakabilir miyim sorusunu da sormamız lazım. Ama burada karşımızdaki insanın çabası da çok önemli. Maalesef çoğu zaman karşımızdaki insanın yeterince çabalamadığını görüyoruz.
Ama tabii, yeterince çaba nedir? Yani biz orada gerçekçi bir beklentiye sahip miyiz? Bunu da ayrıca düşünmek lazım. Burada da... ...beklentiler sadece üzer mi diye bir podcast bölümüm vardı. Sizleri oraya yönlendirmek isterim. Bence... ...ilişkisini kurabilirsiniz.
Evet arkadaşlar aslında sanırım aklımdaki her şeyi aktarabildim. Şunu söylemek istiyorum. Bazen de yani boşanmak doğru seçenek, doğru tercih. Yani her evlilik kurtarılmaya değer değil. Biz bu insanla bir ömür geçirmeye karar vermiş olsak bile hayatımızın bir noktasında bu bizim başarısız olduğumuz ya da yanlış bir karar verdiğimizi göstermiyor. Aslında hepimiz insanız. İnsan olmanın
özünde değişmek ve dönüşmek var ve bazen de dönüşürken birbirimizden uzaklaşabiliyoruz. Bazen bir insanı yeterince tanıyamadan bir evliliğe başlamış oluyoruz. Bazen bir insanı çok iyi tanıdığımızı zannederken o insan bambaşka biri çıkabiliyor. Bazen de dış faktörler bizim yönetemeyeceğimiz kadar zorlu olabiliyor. Yani bütün bunların hepsi boşanma kararında etkili. Günün sonunda bence bu kararı alırken sizi ve bu kararına etkilenecek
İnsanları düşünürken neyin gerçekten daha cesaret istediğini bir sorgulamakta fayda var. Yine de bu kararı alırken lütfen öncelikle kendi mutluluğunuzu değerlendirin. Çünkü mesela çocuklarınız varsa bile önce çocuklarınızın mutluluğu değil, kendi mutluluğunuz diyorum. Çünkü siz mutlu olduğunuz zaman zaten çocuklarınızı mutlu edebilmeniz mümkün. Aksi takdirde o çocuklar her türlü mutsuz hissedecekler.
Herkese sevgilerimi gönderiyorum. Zor bir konu hakkında bir bölüm oldu. Umarım kafanızdaki sorulara iyi gelmiştir ama. Yani cevaplarsa iyi gelmiştir. Hepinize çok sevgilerimi gönderiyorum. Bir sonraki bölümde boşanmak hakkında daha detaylı konuşacağız. Çok sevgiler.
Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.