
1.768 kelime · ~9 dk okuma
Ohio, Bellefontaine. Orta Batı'da bulunan bu kasaba sakinliğiyle tanınan bir yerdi. Çoğunluğunu ailelerin oluşturduğu kasabalıların büyük bir kısmı birbirini tanıyor, sorunsuz ve huzurlu bir yaşam sürüyorlardı. Fakat dünyanın karmaşasından uzak bu küçük kasabanın derinliklerinde kimsenin öngöremediği bir trajedi büyüyordu yavaş yavaş.
Öyle ki 2014-2015 arasında yaşanan tüyler ürpertici olaylar Belfontan'dan çıkıp tüm ABD'de yankı bulacaktı. 911 acil durumunuz nedir? Acil bir durumumuz var. Oğlum nefes almıyor. Lütfen yardım edin. Anlıyorum. Tamam, sakin olun. Görevleri bulunduğunuz konuma yönlendiriyorum. Herhangi bir yaralanma durumu var mı? Bir kanama görebiliyor musunuz?
Hayır, nefes almıyor ya. Yardım edin lütfen. Tamam. Görevli arkadaşlara buluşana kadar size ben destek olacağım. Kalp masajı yapabilecek durumda mısınız? Eşim, eşim, eşim yanında lütfen. O yapabilir, o yapabilir. Çok iyi. Şimdi lütfen sakin kalın ve benim söylediklerimi harfiyen uygulayın, tamam mı? Tamam. Dinliyorum.
ve bu huzur dolu kasabanın birer sakini olan Pilkington'ların evinde büyüyen o trajedi sadece 13 ay içinde 3 masum çocuğun yaşamını yitirmesiyle sonuçlanacaktı. Ben Sezgi Aksu, burası Karanlık Dosyalar. Bu bölümde size hiç büyüme şansı bulamamış 3 çocuğun, Niall, Gavin ve Noah'nın hikayesini anlatacağım. Hazırsanız başlayalım mı?
Joseph ve Brittany Pilkington dört küçük çocuklarıyla birlikte bir apartman dairesinde yaşıyor, hayatın iniş çıkışlarıyla baş etmeye çabalıyordu. İlk bakışta sıradan ve kendi halinde bir aile gibiydiler. Ancak ailenin geçmişini incelediğinizde son derece karanlık bir fotoğraf çıkıyordu karşınıza. Brittany Renee Cummins Ocak 1992'de doğmuştu. Hayatının ilk yılları her çocuk gibi neşe içinde geçiyordu.
Fakat bu neşe, daha 7 yaşındayken anne ve babasının boşanmasıyla birlikte sönmüştü. Ebeveynlerinin ayrılığı onu fazlasıyla etkilemiş, geleceğini tümden değiştirecek düzeyde yıkıcı sonuçlara yol açmıştı. Boşanmanın hemen ardından annesi, Joseph Pilkington adında bir adamla birlikte olmaya başladı. Kısa sürede Joseph evlerine yerleşmiş, henüz 9 yaşındaki Brittany'nin üvey babası olarak hayatlarına girmişti.
Ancak bu sözde koruyucu babalık durumu daha ilk günlerden tuhaf, hatta uygunsuz bir şekilde ilerliyordu. Joseph eve yerleştiği ilk haftalardan itibaren küçük Brittany'ye yetişkinlere yönelik görüntü ve materyaller gösteriyordu. İlerleyen yıllarda daha da ileri gitmiş, 11 yaşındaki Brittany'ye tacize varan temaslarda bulunmaya dahi başlamıştı. Kısacası kendisini koruması gereken kişiler tarafından sınırların fazlasıyla ihlal edildiği bir ortamda büyümüştü Brittany. Bu sürecin sonunda aile ilişkileri ve ebeveynliğe dair tümüyle çarpık ve bozuk bir anlayış geliştirmişti ne yazık ki. Fakat bu durum 2009'da daha da rahatsız edici bir boyuta taşındı.
Joseph, Brittany'nin annesiyle boşanmış, bu ayrılık üzerine görülen nafaka davasının sonucundaysa bir rehabilitasyon programına dahil olmuştu. Bu zorunlu rehabilitasyon sürecindeyse etrafındakileri 17 yaşındaki Brittany ile evlenme planları olduğundan bahsediyordu. Aynı günlerde daha da ileri gitmiş ve Brittany'yi hamile bırakmıştı. Henüz reşit olmayan bir genç kızla üvey babası arasındaki bu çarpık ilişki, gün geçtikçe dikkat çekmeye başlamıştı elbette. Ailenin geçmişini bilen bir kasaba sakini, bu yaşananları çocuk hizmetlerine bildirmiş, ardından Bell Fountain polisi bir cinsel istismar soruşturması başlatmıştı.
Fakat bölge savcıları, Brittany'nin 18 yaşına girmesine sadece birkaç ay kalmasını gerekçe göstererek süreci mahkemeye taşımamayı tercih etmişti. Ancak bu kararları, ilerleyen yıllarda yaşanacak o korkunç trajediler silsilesi için çok büyük bir kırılma anı olacaktı. Birkaç ay sonra Joseph ve Brittany evlenmiş ve ilerleyen yıllarda da dört çocuk sahibi olmuşlardı. Önce Hayley adını verdikleri kızları doğdu. İlerleyen yıllardaysa, Niall, Gavin ve Noah adında üç erkek çocuk dünyaya getirdiler. Seneler geçtikçe, geçmişte bulanıklaşıyordu. Belfontaine'da Brittany ve Joseph'in ilişkisinin arka planı günden güne unutulmaya başlıyordu. Dört çocuklarıyla birlikte bir apartman dairesinde yaşayan bu çift, dışarıdan bakan birisi için son derece sıradan bir aile gibi gözüküyordu.
kendi halinde yaşayan ve çocuklarını büyütmeye odaklanmış genç bir aile gibiydiler. Ancak bu aile istismar, manipülasyon ve travma üzerine inşa edilmişti. O apartman dairesinde yaşananlar hiç de dışarıdan gözüktüğü gibi saf ve masum değildi. Her şey 2014'ün temmuzunda, alelade bir yaz akşamında başlamıştı.
Joseph Pilkington, küçük çocuklarla dolu bir evin olağan karmaşasıyla karşılaşmayı bekleyerek işten evine dönmüştü. Oysa karmaşa bir yana, derin bir sessizlik çökmüştü eve. Ve bu sessizlik huzurun değil, dehşet verici bir karanlığın sesiydi. İşte buradasın küçük canavar. Nail? Hadi uyan. Dostum uyansana, baban geldi. Nail? Nail?
Nail! Siktir, buz gibi! Uyan, uyan! Uyan Nail, nefes almıyor, uyan! Uyansana ahmak! Ne oluyor, ne bağırıyorsun? Uyan seni ahmak, Nail nefes almıyor! Ne? Nefes mi almıyor? Ne demek nefes almıyor? Nail! Tüm çabalara rağmen çok geç kalınmıştı.
O gece henüz 3 aylık olan Niall solunum yetmezliğinden yaşamını kaybetti. Polisin yaptığı sorgulamada söylediğine göre Brittany uyurken yanlışlıkla küçük bebeğin üzerine yuvarlanmış ve onu istemeden boğmuştu. Adli tıp raporu da herhangi bir kötü niyet ya da şiddet emaresine rastlamayarak bu ölümün bir kaza olduğunu kayda geçirmişti. Fakat bu, Pilkington ailesinin yaşayacağı kayıpların sadece başlangıcıydı maalesef. Bu noktada bölüme kısa bir ara verelim. Geri geldiğimizde bu trajedinin ileri safhalarına tanıklık edeceğiz.
Nile'ın trajik ölümü sonrası tüm kasaba aileyle birlikte yas tutmuş, ardından hayatına devam etmeye başlamıştı. Her geçen gün yaşam normale dönüyor, kasaba eski huzurlu günlerini aratmamaya başlıyordu. Ancak bu durum sadece 9 ay sürecekti. 2015'in Nisan ayında Joseph'i benzer bir senaryo bekliyordu.
O akşam eve döndüğünde 4 yaşındaki oğlu Gavin'i de tıpkı Niall gibi tepkisiz bir şekilde yatarken bulmuştu. Yine acil durum ekipleri müdahale etmiş ancak küçük çocuk kurtulamamıştı. Brittany bu sefer de Gavin'i bulduğunda zaten nefes almadığını söylemişti. Tekrar soruşturma açılmış fakat Niall'ın ölümünde olduğu gibi yetkililer herhangi bir kötü niyet işareti tespit edememişti.
Fakat aynı evde yaşayan iki çocuğun bir yıldan kısa bir süre içinde benzer şekillerde ölmesi, kasaba halkı ve yetkililerde bir şüphenin uyanmasına da yol açmıştı. Bunun üzerine Logan County Çocuk Hizmetleri hemen harekete geçti ve Noah'yla Hayley'nin koruma altına alınması için bir soruşturma başlattı. Üç gün süren bir velayet duruşmasının ardındansa şok edici bir karar çıkmıştı. Davayı yürüten yargıç, iki çocuğun kasıtlı olarak öldürüldüğüne dair somut bir kanıt bulunmadığını belirterek, velayetin Joseph ve Brittany'de kalmasına karar verdi.
Her ne kadar bu karar ebeveynlerin bir bakım planı imzalamalarını ve psikolojik değerlendirmeye girmelerini şart koşsa da Pilkington çifti bu yükümlülükleri reddetmişti. Buna rağmen Noah ve Hayley ebeveynlerine teslim edildiler. Karardan sadece 6 gün sonra, 18 Ağustos 2015'in erken saatlerinde, bu sefer Brittany 911'i aradı. Şimdi de 4 aylık oğlu Noah'nın nefes almakta zorlandığını bildiriyordu. Paramedikler hızla olay yerine ulaşmış ve küçük bebeği hayata döndürmeyi başarmışlardı. Ancak Noah, kısa bir süre sonra kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetmişti.
Pilkington ailesi sadece 13 ay içinde ikisi bebek, biri ise 4 yaşındaki 3 küçük erkek çocuğunu kaybetmişti. İlk kayıplar trajik bir tesadüf gibi gözükse de Noah'nın ölümü bardağı taşıran son damla olmuştu. Yetkililer gözlerinin önünde beliren bu korkunç örüntüyü görmezden gelemezdi artık. Belfant'ın polisi üç çocuğun ölümüne yönelik tam kapsamlı bir soruşturma başlattı. Joseph Pilkington detaylı bir şekilde sorgulanmış ancak çocuklarının ölümleriyle ilişkili olduğuna dair herhangi bir kanıt bulunamamıştı.
Şüpheler Britanya'ya yönelmişti artık. Saatlerdir sana sorduğum soruları çarpıtıyorsun. Eğer bana net bir cevap vermezsen günlerce burada kalırsın. Size söyledim. Çocukların ölümüyle hiçbir ilgim yok. Daha kaç kere söyleyeceğim? İkar etmeyi kes! Hastanede Noah ile ilgilenen personelle konuştuk. Fazlasıyla sakin olduğunu söyledi. Ben yapmadım. Bebeğe ölen birinin bu kadar sakin olması normal mi?
Ben yapmadım. Söyle. Ben yapmadım. Üç küçük erkek çocuk. Senin çocukların. Arka arkaya aynı şekilde ölüyorlar ve sen hayatına hiçbir şey olmamış gibi devam ediyorsun. Yeter be! Yeter! Tamam evet ben yaptım. Ben öldürdüm. Hepsini battaniyeye sarıp boğdum. Anladın mı? Onların da babaları gibi sapık olmalarını istemedim. Ben yaptım. Al itiraf sana. Mutlu musun?
Brittany'nin itirafına rağmen karmaşık bir taşıma başlamıştı. Avukatları 9 saat boyunca agresif bir şekilde sorgulandığını, bu süreç boyunca yemek, su ve tuvalet gibi temel ihtiyaçlarını karşılayamadığını iddia ediyor, bu itirafları baskı altındayken verdiğini ileri sürüyordu. Fakat polis, sorgulamanın yasalara uygun ve metodik bir şekilde yürütüldüğünü, bu şekilde Brittany'nin suçlarını itiraf ettiğini savunuyordu. Gerçek şu ki, Brittany'nin itirafı birçok şeyi aydınlığa kavuşturmuştu. Başlangıçta trajik birer tesadüf gibi görünen bu ölümler, dava ilerledikçe birbirinden korkunç yeni detayların da ortaya çıkmasına sebep olmuştu. Polis raporlarına göre Brittany, çocukluğundan beri şiddete maruz kalmış, annesi tarafından ise fazlasıyla ihmal edilmişti.
Kısacası Brittany bu davada sadece bir fail değil, aynı zamanda potansiyel bir kurbandı da. Soruşturmanın devamında yetkililer, Brittany'nin 17 yaşındayken o dönem vasisi olan Joseph tarafından cinsel istismara maruz kaldığına dair çok sayıda delil de elde etmişti. Her ne kadar çocuklarının ölümünden suçlanmasa da, Joseph de bu kabusta büyük bir rol oynuyordu. Ekim 2016'da cinsel istismar gerekçesiyle tutuklandıktan 10 ay sonra daha hafif bir suç olarak kabul edilen cinsel taciz suçlamasını kabul etti. Bunun üzerine 250 dolarlık para ve 60 günlük hapis cezasına çarptırıldı. Fakat kasaba halkının büyük bir kısmı bu cezanın son derece yetersiz olduğunu düşünüyordu. Brittany ise hızla tutuklandı ve 3 ayrı cinayet suçlamasıyla yargılanmaya başladı.
Savcılık, Brittany'nin zihinsel bir problemi olmadığını öne sürüyor, cinayetlerin bilinçli bir şekilde işlendiğini iddia ediyordu. Buna karşın, Brittany'nin avukatlarıysa, yıllarca süren cinsel ve psikolojik istismarların Brittany üzerinde travmatik bir etki bıraktığını ifade ederek, cezayı hafifletecek gerekçeler öne sürüyordu. Çocukken geçirdiği kurşun zehirlenmesinin beyninde bir hasara yol açtığı ve itiraflarını baskı altında verdiği iddiası da savunma dosyasında yer almıştı. Yaklaşık 4 yıl süren bu sürecin sonunda Kasım 2019'da dava görüldü. Avukatı, Brittany'nin duygusal açıdan fazlasıyla bitkin düştüğünü ve konuşamayacak kadar etkilendiğini belirterek onun adına bir açıklama okudu ve ardından karar verildi.
Yargıç Okanır. Müvekkilemin açıklamasını sizlere arz ediyorum. Bugün yaptığım savunmayla çocuklarımın ölümlerine dair sorumluluğu üstleniyorum. Nail'in cinayetini istemsiz, Gavin ve Noah'ın cinayetlerini ise bilinçli bir şekilde yaptığımı kabul ediyorum. Tüm çocuklarımı seviyorum ve her gün onlar için yas tutuyorum. Yıllar önce istismar edildiğimden şüphelenen ve durumu çocuk hizmetlerine bildiren kişilere teşekkürlerimi sunarım.
Geçmişte beni ihmal eden ebeveynlerimin tüm eksiklerini affediyorum. Umarım hayat kızıma daha nazik davranır. Teşekkürler Sayın Avukat. Mahkeme, kamuoyu ve toplumu gelecekteki suçlardan koruma sorumluluğunu da göz önünde bulundurarak kararını vermiştir. Neden olunan zarar o kadar büyük ve olağan dışı ki tek bir hapis cezası failin eylemlerini yeterince karşılamamaktadır.
Bu doğrultuda, Brittany Pilkington'un istemsiz cinayet işlemekten 7 yıl ve bilinçli olarak işlediği her bir cinayetten ise 15'er yıl olmak üzere 37 yıl ila ömür boyu hapis cezasına çarptırılmasına karar verilmiştir. Pilkington davasının ardından Belfant'ın toplumu derin bir keder ve rahatsız edici sorularla baş başa kaldı. Herkes aynı evde yaşayan 3 çocuğun ölümüne nasıl müdahale edilemediğini sorguluyordu elbette. Gerekli önlemler alınsaydı bu ölümler önlenebilir. Hatta Brittany kurtarılabilir miydi? Bu hep bir soru işareti olarak kalacak elbette. Ancak bu dava çocuk koruma sistemindeki kritik eksiklikleri de gün yüzüne çıkarmıştı.
İki çocuğun benzer koşullarda ölmesinin ardından bile kalan çocuklar hiçbir şey olmamış gibi tekrar eve gönderilmişti. Aynı derecede rahatsız edici olan Joseph'in reşit olmayan Brittany ile bir ilişkide olmasının soruşturulmamasıydı. Üstelik Joseph tüm bu sürecin sonunda ciddi bir ceza almamış ve hayatına devam etmişti. ve elbette bu dosyadaki en büyük kurbanlar. Niall, Gavin ve Noah kesinlikle daha iyisini hak ediyordu. Onların hatırası bize daha dikkatli olmamız, uyarı işaretlerini daha erken fark etmemiz, daha kararlı bir şekilde harekete geçmemiz ve en savunmasız olanları gerçekten koruyacak sistemler inşa etmemiz gerektiğini hatırlatıyor. Ancak bu şekilde genç hayatların ışığı görmeden sönüp gitmesini önleyebiliriz.
Evet, bu haftanın karanlık dosyasının sonuna geldik. Bir sonraki bölümde görüşmek üzere. Kendinize iyi bakın.
Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.