Podcast

Benedict Cumberbatch’le arkadaşlığımız nasıl gidiyor?

Reklam Alanı (Deneme)

Bölüm Açıklaması

Röportajlar ve arkasındaki olaylar.



Bölümde Bahsi Geçen:

How to with John Wilson









Tüm bölümler ve daha fazlası için !

------ Podbee Sunar -------

Bu podcast reklam içermektedir.

Bölüm Transkripti

4.283 kelime · ~21 dk okuma

Benim filme gitmeden önce diye bir YouTube kanalım var ve o kanalda bir süredir, bayağıdır oyuncularla ve yönetmenlerle röportaj yapıyorum. Şu ana kadar Benedict Cumberbatch, Henry Cavill, The Rock, Ryan Reynolds ve Friends'de Phoebe'yi canlandıran Lizzo Kudrow gibi bir sürü oyuncuyla röportaj yaptım. Bu bölümde size bu röportajların nasıl gerçekleştiğini, kamera arkasında neler olduğunu ve Benedict Cumberbatch'in numarasını açıklayacağım. Vereceğim size. Bölümü sonuna kadar dinlerseniz. Şaka. Direkt şimdi söyleyeceğim. Sonuna kadar dinlemenize gerek yok. 0552 HAHAHA

Benim hayatımdaki ilk röportaj ilginç bir şekilde Avengers Infinity War filmi içindi. Avengers Infinity War dünyanın en çok gişe yapan filmlerinden ve oyuncu kadrosu da gerçekten iyi yani. Denedik Cumberbatch var. Zaten o yüzden oyuncu kadrosu iyi. Diğer oyuncuları söyleyeyim mi? Elizabeth Olsen var, Paul Bettany var. Şu an bilmiyorsanız isimlerini hiçbir anlamı yok ama Tom Holland var Spider-Man'i canlandıran. Baya bir insan var yani. Ve ben daha Türkiye'de kimseyle röportaj yapmadan Londra'ya gidip Benedict Cumberbatch ile video çektim. Biraz absürt bir olay. Ve aslında bu yaptığım röportaj da değildi. Video çektik ama videoda oyun oynadık. Çünkü ben oraya bir influencer olarak gittim ve influencerler beyinsiz oldukları ve tam bir cümle kuramayacakları

Bilerek durdum şaka olarak tam bir cümle kuramamak için. Influencerlar tam bir cümle kuramayacakları için oyuncularla röportaj yapmaları yasak. Bu arada bu podcast'ta bazen tam cümle kuramıyorum. Böyle cümleye bir başlıyorum böyle cümle devam ediyor. Sonra duruyorum anladınız diyorum. Ama bazen de çok şaşırtıcı yollarla cümleyi sonlandırıyorum ve siz de diyorsunuz ki... Yine tamamlamadım cümleyi.

Transkriptin tamamını oku

Peki bu Infinity War olayı nasıl oldu? Şöyle oldu yani ben bayağıdır Marvel videoları çekiyordum YouTube kanalında. Hem yani o zamanlar o videolar çok izleniyordu hem de açıkçası yani Marvel filmlerinde yaşananlar benim de ilgimi çekiyordu o sıralar. Çünkü çoğu insan popüler kültürle haşır neşir oluyor. İlk film izlemeye başladığımda ben mesela Harry Potter ile başladım. O da yani en popüler kültür. Avengers da yani zamanının en büyük popüler kültür olayıydı.

Ve herkesin bu tarz şeyleri sevmesinin farklı sebepleri oluyor. Ama popüler kültür filmleri veya dizileri veya kitapları iyiyse, bu popüler kültür şeyleriyle vakit geçirdikten sonra daha niş, daha ilginç şeylere ilgi duyabiliyorsunuz. bu popüler kültür şeyleri size başka kapılar açabiliyor. Yani tabii bunu tüm popüler kültür içerikleri yapmıyor. Ama mesela Harry Potter bence o açıdan gerçekten iyiydi. Yönetmenleri iyiydi ve filmi çeken insanlar gerçekten iyi bir film çekmeye önem veriyordu. Mesela Marvel'da film çekimi o kadar önemsenmiyor. Böyle büyülü olsun, insanlar film çekmekle alakalı düşünsün havası aşırı yok bence. Ya da mesela Spider-Man Into The Spider-Verse filmlerini sürekli konuşuyorum bu podcastta. Bu podcastta çok konuşmuyorum galiba. Ama mesela onları çok sevmemin sebebi de bu da bir Spider-Man animasyonu bilmeyen için. Ve izlemediyseniz izlemenizi öneririm. Gerçekten çok ilginç filmler, çok deli filmler, aşırı tempolu ve aşırı farklı tekniklerde çekilmiş filmler. Düz animasyona hiçbir şekilde benzemiyor.

ve aşırı yaratıcı ve siz bir çocukken bu filmi izlerseniz hani en azından resim çizmeye ilgi duyabilirsiniz, dans etmeye ilgi duyabilirsiniz yani bir şekilde kendinizi ifade etmeye ilgi duyabilirsiniz ve böyle şeylere ihtiyacımız var çünkü kendimizi ifade etmemiz güzel bir şey ve günümüzde kendini ifade etme tabi şeyle de bağdaştırılıyor yani sadece sosyal medyada bir varlığının olmasıyla da bağdaştırılıyor. Ama bazen de sadece birine bir şey çizmek, bir günlük yazmak, bir şey yapmak iyi geliyor. Yani sırf Avengers, Infinity War'u seviyorum dediğimde benim gerizekalı olduğumu düşünmeyin diye size şimdi şöyle, a böyle de popüler kültür iyi olabilir, şöyle insanlara yardımcı olabilir. Popüler kültür film işte yani gidiyorsun, eğleniyorsun.

Ve o zamanlar ne kadar hakimsiniz bilmiyorum Marvel filmlerine ama çok ilginç bir dönemdi çünkü Marvel hayranları filmleri deli gibi bekliyordu ama yok böyle bir bekleme. Bir fragman çıktığında fragmanın her karesi deli gibi inceleniyor ve sonrasında teoriler üretiliyordu. Ve tabii ki insanlar bunları karakterleri sevdikleri için, filmleri sevdikleri için yapıyor. Ama bir süre sonra bu takıntı haline de geldi, yani takıntı seviyesine de geldi. Çünkü insanlar sürekli filmlerle ilgili yeni bir şeyler öğrenmek istiyor. Ve içerik üreticileri, benim gibi içerik üreticileri de bunu fark ediyor yani. Bununla ilgili bir şey yaptığında izleniyor. O yüzden ne yapıyorsun? Bir daha yapıyorsun, bir daha yapıyorsun, bir daha yapıyorsun. Ve bir süre sonra aslında sadece seyirci izleyeceği için bomboş konuştuğun bir şey yapma moduna girebiliyorsun açıkçası. Ama ben tabii ki çok bilinçli bir içerik üreticisi şaka yapıyorum. Ama ben yani Marvel sırasında şey yapmaya çalışıyordum. Hem yani Fragman Teorisi videosunu yapıyordum. İşte şöyle mi olacak böyle mi olacak diye. Hem de Fragman Teorisi videosundan öncesinde şey diyordum.

Gençler çok eğlenceli Marvel filmlerini konuşmak çok iyi falan ama fragmanları bu kadar da takmayıp başka filmler izleyip onları da konuşabiliriz çünkü aslında hepimizin ilgi noktası sinema ve başka sinemada anlatılan hikayeler de var tarzı şeyler demeye çalışıyordum. Benim yaptığım biraz yani Şey gibi, sigaraların üstünde sigara öldürür yazıyor ya. Ama sigara içen insanların umurunda değil yani. Büyük ihtimalle ben de hani dengeli şey yapalım falan filan derken insanlar... ...hadi buraya geçelim falan. Bu arada biraz fazla karamsar baktım yani. Büyük ihtimalle 13 yaşında bir çocuk... ...aa evet bu dengeli değil falan diyor mudur bilmiyorum. Neyse.

Avengers Infinity War çıkacağı zaman ben de şey oldum yani bu çok beklenen bir film ve ben sürekli Marvel videoları yapıyorum ve şeyi de görüyorum hani yurt dışında insanlar röportaj yapıyor yani her film için Marvel oyuncularıyla diğer filmlerin oyuncularıyla bir sürü röportaj oluyor ve bildiğiniz oyuncular röportaj turu gibi bir şeye çıkıyorlar hatta bazen bu turlarda dünyayı da dolaşıyorlar genelde Türkiye'ye gelmiyor Ama bir kere Harry Potter'ın 5. filminde Weasley kardeşleri canlandıran Fred ve George gelmişti sanırım. Bir de Cho Chang'i canlandıran oyuncu gelmişti. Onun oyuncunun adını hatırlamıyorum. Bu arada JK Rowling'da gerçekten inanılmaz bir insan yani. Harry Potter'da bir tane Çinli karakter var. Onun adı da Cho Chang. Hani akla gelen ilk şey falan. Bravo Rowling yani. Evet, ben röportaj yapmak istedim. Sonra şöyle oldu olan şeyler. Benim o sırada çalıştığım bir böyle menajer... Menajer mi? Menajerim vardı. Temüjin Ünalp. Kendisiyle hala çalışıyorum. O dönemde de dedim ona yani. Röportaj yapmam lazım Infinity War oyuncu falan. O da tamam, tamam yapalım falan dedi.

Sonra işte bir yerlere mailler attık falan. Bir ara Türkiye'den dönüşü olmadı. Sonra böyle yurt dışında bulabildiğimiz her yere e-mail attık. İşte şöyle içerikler yapıyorum. Şöyle şeyler böyle şeyler. İşte oyuncularla video yapsak güzel olur falan tarzı bir şeyler. Sonra bir tanesine bunların döndüler ve sonra Türkiye'deki işte Disney ilgileniyor. Disney ekibiyle bir toplantı yaptık. Birkaç toplantı yaptık işte. Sonra da o... Bir ara şey oldu, biz ne ekibi bize dedi ki, iki hafta sonra Londra'da bir tane Avengers Infinite War etkinliği olacak ve buna ekibin çoğu katılacak. Sen de belki buna gidebilirsin ama kesin değil henüz, onaylanması gerekiyor, kesinleşmesi gerekiyor dediler ve bana şeyi attılar işte, Benedict Cumberbatch'le şu yapılacak, Tom Holland'la bu yapılacak diye bir liste attılar ve ben o sırada üniversitedeyim.

Üniversitenin ikinci veya üçüncü sınıfındayım. Ve bir hafta boyunca şöyle bir olasılık vardı. Ben Avengers oyuncularıyla video çekebilirim ya da çekmeyebilirim. Ve bu kesin değildi. Ve bunun kesin olmaması benim hayatımı çok zorlaştırdı. Çünkü o sırada, o bir hafta boyunca dünyanın en sıkıcı insanıydım. Arkadaşlarımla iken veya otobüste tanımadığım insan. Onlara bir şey demiyordum da. Arkadaşlarımla iken sürekli olacak mı, olmayacak mı? Olacak mı, olmayacak mı? Ve sürekli e-mailime bakıyordum, sürekli mesajlarıma bakıyordum. Böyle biraz kafayı sıyırmış bir haldeydim. Ama tabii ki ilginç bir olay. Yani heyecan verici bir olay. O yüzden heyecanlanmam normal. Neyse sonra onayladılar ve gittim yani. Aslında hani çalıştık tabii ki olması için. Ama sonra da oldu. Sonra gittim Londra'ya. Heyecanlıyım. YouTube videosu çekiyorum. Vlog çekiyorum. Böyle çıldırıyorum. Oyuncularla konuşacağım falan diye. Sonra oyuncularla konuşacağım günde, biz birkaç işte 10 küsur influencer falandık. Bizi oyuncuların kaldığı otelin karşı otelinde tutuyorlardı. Oyuncular da bu arada Londra'da genelde neredeyse hep aynı otelde kalıyorlar ve röportajlar da hep orada yapılıyor. Hatta bunu insanlar biliyor. O yüzden işte bir röportaj olacağı zaman, bir gala olacağı zaman bir sürü hayran ve sadece hayranlar da değil. Bununla ilgili bir bilginiz var mı bilmiyorum ama hayran kültürü gerçekten biraz tuhaf bir kültür. Çünkü mesela bu oyuncuların kaldığı otellerin kapısına şeyler gidiyor. Böyle yetişkin insanlar gidiyor. Yanlarında da şey oluyor işte, posterler oluyor ve oyuncuların imzalarını alıyorlar. Ama bunu sadece satmak için yapıyorlar yani. İnsanların işleri bu. Oyuncuları oradan oraya takip etmek, sonra da imzalarını alıp satmak. Biraz depresif yani. Neyse bizde işte Corinthia Otel bu arada bulunadı. Şey değil galiba, hani bu özel bir bilgi değil çok.

Çünkü biz oyuncularla röportaj yapacağımız gün kapıdan otele girerken bir sürü hayran vardı kapıda yani bekliyorlardı. Oyuncular çıkacak, girecek falan diye. Biz de direkt gittik ve otelin içinde bir odada böyle oyuncuları bekledik. Bize biraz orada şey attılar, PR'cılar işte şöyle yapabilirsiniz oyuncuların yanında, ne yapabilirsiniz dediler.

Konuşabilirsiniz. Sanki böyle şey... Aynen değişik yani. Biz 3 yaşında çocuğuz gibi. Normal ama bu arada yani. Bize işte şunu yapabilirsiniz, bunu yapabilirsiniz. Kamera arkası beklerken fotoğraf çekilemezsiniz. Hani öyle şeyler söylüyorlardı. Zaten tüm etkinliği Disney kendi çekiyordu. Sonra bize görüntüleri yollayacaklardı. Ben yani bu sırada aşırı heyecanlıydım açıkçası. Ve çok heyecanlı bir şekilde videoyu çektim. Yani oyuncularla beraber. Linkini koyarım. Hem yani çok heyecanlıyım hem de mimiksizim yani. O yüzden bayağı komik aslında.

Ve resim çizmemiz gerekiyordu. İşte Benedict Cumberbatch'la falan. Hiçbir şey çizemedim zaten. Böyle elim falan titriyor. Ve bir anda oldu, bitti her şey. Bizi bir odada tuttular, influencerları. Yanımızda da oyunları oynayacağımız bir oda vardı. İşte basket atacaktık, resim çizecektik falan. Hepsini yan yana koymuşlar. Aralarına bir küçük duvar çizmişler. Oyuncuların hepsi farklı oyunlarda duruyorlar. Hep aynı oyunda duruyor. Mesela basket oynayan Tommy Dillston basket oynuyor. Benedict Cumberbatch hep resim çiziyor. Bize video başlamadan önce PR ekibi şeyleri gösterdi. Yani tüm oyunları bize denettiler ki biraz bilelim ne yapacağımızı. Zaten resim çizme oyununu biliyorsunuz da daha böyle farklı oyunlar da vardı. Onları gösterdiler.

Ben mesela heyecanlı olduğum için birini anlamamışım. O yüzden oyunu oynarken direkt yenildim yani. O da komik oldu. Çünkü dinlemiyordum büyük ihtimalle ne anlatıldığını bana. Bize oyun alanını gösterdiler. Sonra bizi çıkardılar. Sonra biz bekliyoruz oyun alanının yanında. Sonra önümüzden oyuncular geçti. Oyuncular oyun alanına girdi ve hepsi kendi istasyonlarında durdular. İşte kameralar falan ayarlandı. Biz o sırada hala bekliyoruz kendimizi yani. Sonra da dediler ki işte teker teker gireceksiniz şimdi ve istasyon istasyon çekime başlayacaksınız. Sonra biz de gittik oraya. Zaten sonrası yani oyuncularla geçirdiğimiz bütün vakit zaten kamerada kayıt altına alındı yani. Hani bazen insanlara şey gibi geliyor işte Benedict Cumberbatch'le video çekerken video arasında muhabbet ediyoruz falan gibi geliyor. Ama öyle bir şey yok.

Yani kayıt tuşuna basılıyor, biz oraya gidiyoruz. Kayıt bittiğinde de çıkıyoruz. Benelik Can Vurbeç'i de o kadar görüyorsun yani. Yani tabii ki sonrasında Benedict Cumberbatch seni tanırsa beni tanımadı ya da böyle bir konuda muhabbet etmek isterse tekrar yanına gelebilir ama bu da böyle aşırı olan bir şey değil açıkçası. Aynen o gün böyleydi yani. Sonra çıktık, kaydettik videoları. Sonra bir de tüm oyuncuları sıra haline getirdiler. Influencerlar teker teker oyuncuların ortasına geçip koşarak fotoğraf çekiliyordu. Onu da yaptık ve sonra oyuncular yine hep beraber

Yani görüntüler aslında önemli olan şey. Orada yani bizi böyle arkadaş yapmaya falan çalışmıyorlar. Ve aşırı heyecan verici bir olaydı yani. Gerçekten çılgın bir olaydı. Sonra mesela bir ara ilginç röportajlardan biri Henry Cavill, Superman'ı oynayan oyuncuyla röportaj yaptım. O zaman mesela ne kadar heyecanlandığımın farkındaydım ve röportaj öncesi meditasyon falan yapıyordum. Şakasız yani. Bizi o röportaj alanına götürdüler. Orada bekliyoruz ve çok komik yani. Macaristan'daydı, Budapest'teydi filmin çekildiği set ve böyle büyük bir hangarda çekiliyordu. Witcher dizisi için röportaj yapıyorduk.

Dizinin çekimi sırasında röportaj yaptık, bu da ilginçti yani. Daha diziyi izlemeden, daha zaten dizi çıkmamışken konuştuk Henry Cavill'la. Ve bu hangar, bu arada Budapest'teki hangar şey, başka filmlerin ve dizilerin çekimleri de yapılıyor ve ben gittiğimde oraya düğün filminin çekimleri yeni başlıyordu. Ve ben böyle meditasyon yapıyorum işte, sakinleşmeye çalışıyorum Henry Cavill'la konuşmadan önce.

Ve gözümü bir açtım önümden Danny Villeneuve geçtim. Çok komikti yani. Danny Villeneuve de düğün filminin yönetmeni. İlk iki filmin yönetmeni. Üçüncü filmi de yönetecek. Sonra zaten böyle yemekhane gibi bir yere gittik işte. Setin yemekhanesi gibi. Ben arkadaşlarıma mesaj attım hemen. İşte aa Danny Villeneuve'u gördüm falan diye. Sonra arkadaşlarıma kantinde şey diye mesaj attım. İşte önümde Zendaya yemek yiyor, makarna yiyor tek başına. Gidip yanına konuşayım mı falan. Arkadaşlarım da konuş falan dediler. Ama Zendaya önümde makarna yemiyordu yani. Bu röportajlar şey açısından bu arada gerçekten heyecanlı oluyor. Yani Henry Cavill'la 5 dakika mı olacak? Ve o 5 dakika bir kere olacak. Ve o yüzden çok önemli.

O yüzden ben röportajlara değişik şekillerde çalışıyorum. Öncelikle mesela Henry Cavill'la röportaj yapacaksam ilk aklıma gelen soruları yazıyorum ama sonra Henry Cavill'un verdiği röportajları izliyorum. Ve bu şey açısından değil yani. Aynı soruları sormak için izlemiyorum. Hani Henry Cavill şakalara nasıl tepki veriyor?

Hangi tarz sorulara nasıl tepki veriyor? Mesela bazı insanlar hayat tavsiyesi vermeyi falan seviyorlar, böyle samimi olmayı. Mesela Henry Cavill da seviyordu, ona da ben öyle bir soru sormuştum galiba. Evet, bir tane röportajını izlerken şey görmüştüm, işte telefonunda Şükür ettiği şeyler listesi varmış. Yani şükür diye çeviriliyor galiba. Ya bu dinsel olarak değil de. İngilizcesi sanırım böyle gratitude listesi, list yani. 10 tane şey yazmış. Şunlar beni mutlu ediyor, bunlar beni mutlu ediyor diye. Ve onu anlatırken mesela bir röportajında çok hoşuna giderek anlatıyordu. Ben de biraz böyle oradan mesela bir soru sormuştum. O da bayağı hoşuna gitmişti böyle, anlatmıştı. O röportajda da şey çok ilginçti. Benim burnum tıkalı röportajda ve soru soruyorum mesela sonra ağzımı bir anda açıyorum ve böyle ağzımdan nefes almaya başlıyorum köpek gibi. Ya da böyle bir an Henry Cavill'un dudağına bakıyorum sonra gözüne bakıyorum böyle hani ellerimle ve kollarımla ve gözlerimle ne yapacağımı bilemiyorum.

ve röportajı kurgularken şöyle bir sıkıntı oldu. Sıkıntı değil de kafamda şöyle bir soru vardı. Röportajı gerginliğimi kesecek şekilde mi kurgulayayım? Çünkü Henry Cavill'ı daha çok gösterip kendimi göstermeyerek aslında sadece röportajı öne çıkarabilirim. Ama ben o kadar komiktim ki böyle kendime zoom yaptım. Henry Cavill'a bakarken bir ara dalıyorum falan mesela oraya arkaya şarkı koydum falan ve çok komik bir video oldu yani. O da mesela yaptığım en iyi seçimlerden biriydi bence röportajlarda.

Ve bazen bu röportaj videolarında şey diyorlar. Mesela Henry Cavill röportajında da benden önce insanlar giriyor röportaj yapmaya. Başka gazeteciler var. Benden sonra da gazeteciler yine giriyor oraya. Ve Henry Cavill sürekli oturuyor orada. Çünkü herkesin beş dakikası var. Biri giriyor, çıkıyor, giriyor, çıkıyor, giriyor, çıkıyor. Ben mesela röportajı bitirdikten sonra kalkıp gidiyorum. Ve bunu da videoda görebiliyorsunuz. İnsanlar şey yazmıştı. Öküze bak, Henry Cavill'a götünü dönüp gitmiş. Komik yani.

Bazen de şey oluyor, bu röportajların formatı nedense böyle yani. Otel odalarında kaydediyorlar bu röportajları genelde. Mesela Londra'ya gidiyorsun işte, otel odasına çıkıyorsun. Tüm koridoru kapatmışlar. Her koridorda başka bir oyuncu var. Sen de sürekli bir oyuncuyla röportaj yapıyorsun bir odada. Sonra PR'ci gelip seni başka odaya götürüyor. Başka odada röportaj yapıyorsun başka oyuncuyla. ve bunları sürekli şey tarzında çekiyorlar, bu esas PR röportajlarını iki kamerayla çekiyorlar ve bir seni çekiyorlar ve bir de oyuncuyu çekiyorlar ve sen genelde aynı açıda olmuyorsun oyuncuyla. Yani birbirinize bakıyorsunuz, birbirinizle konuşuyorsunuz ama ikiniz yan yana gözükmüyorsunuz ve bazen bu sebepten dolayı röportajların sahte olduğunu düşünenler oluyor ve bu da biraz sinir bozucu bir şey yani.

Çünkü nasıl o şekilde kurgulayayım ve... Hani zaten yaptığım bir şeyi kanıtlamaya çalışmak gerçek olduğunu bazen yoruyor. Bu Zoom'da da oluyor. Zoom röportajlarında daha çok oluyor. Geçen mesela Squid Game oyuncularıyla röportaj yaptım ve röportajın başında benim internetim biraz takılmış ve böyle garip hareket ediyorum. Sesim böyle... Robot gibi oluyor. Zaten robot gibi sesim ve daha da robot gibi oluyor. O yüzden insanlar mesela yapay zeka yazmış Instagram'da. İlk defa görenler beni tabii şey diye düşünüyorlar yani.

Bu çocuk uyanık, oyuncuların röportajlarını almış, birleştirmiş, paylaşıyor şey, dolandırıcı olarak görüyorlar. Burada tabii biraz şey de var, insanlar şey düşünemiyor hani. Biri Squid Game'in oyuncularıyla nasıl röportaj yapabilir diyorlar. Hani o kadar uzakta görüyorlar ki kendilerini.

Ve kendilerini değil de tüm Türkiye'yi mesela ondan uzakta görüyorlar ve birinin böyle bir şey yapabileceğini düşünmüyorlar. Ama aslında yani Netflix Squid Game'i tanıtıyor ve bunu yaparken de yani bu bir reklam değil bana sonuçta röportaj ayarlıyorlar. Bana geliyorlar mesela ya da başka sayfalara gidiyorlar ve bu aslında çok normal bir şey. Bu arada aynen bu diğer röportajlar mesela işte Squid Game röportajı ya da Witcher röportajı şu tarzda oluyor. Netflix genelde bana geliyor ve şey diyor

şu oyuncularla röportaj yapılacak, bu insanlarla röportaj yapmak ister misin?" diyor. Ben de genelde tabii ki değişik şeyler olduğu için çok isterim diyorum. Onlar da tamam, şimdi biz oyunculara soracağız, onlar yapmak ister mi diyorlar. Tabii oyunculara Benedict Cumberbatch'ı arayıp kimse sormuyor yani. Oyuncunun menajeri var, onlara bir liste yollanıyor. Ya onaylıyorlar ya onaylamıyorlar. Onaylanınca da sonra gidip işte Zoom'dan veya YüzYüze o röportajı yapıyorsun.

Bu röportajların bir dezavantajı var. Birincisi çok kısalar. Beş dakikalar çok konuşamıyorsunuz. İkincisi de şu çoğu zaman ben seçmiyorum kimle röportaj yapacağımı. Çünkü stüdyoların böyle bir garip bir çalışma biçimi var. Önce işte Amerika veya Avrupa'da diyelim işte Netflix ya da Disney şeye karar veriyor. Bu dizi tüm dünyada reklamı yapılacağı karar veriyor. Eğer öyle olursa

Sonra Türkiye'ye geliyorlar. Diyorlar ki hani birine aday gösterin Türkiye'den. Mesela beni ya da başkasını. Hani o şekilde ilerliyor. Ve bu yüzden de bazen böyle niş projelerde röportaj yapamıyorum. İlginç projelerde röportaj yapamıyorum. Ya da ben çok röportaj yapmak istiyorum bazen ama stüdyo diyor ki şu an bize röportaj erişimi vermiyorlar maalesef. Ben bazen çok ilginç projeler için şey de diyorum hani normalde röportaj olduğunda şey, şirket karşılıyor mesela ulaşımı ve işte bir günlük konaklamayı ya da iki günlük.

Ya da bazen çok değişik etkinlikler olursa 3 günlük. Ben kendim giderim yani bu ekiple röportaj yapmak için. Sadece bana hani o 5 dakikayı ayarlayabilir misiniz diyorum. Bazen olabiliyor, çok nadir ama genelde olmuyor. Ve o yüzden de böyle en ilginç bulduğum dizilerin ekipleriyle şu ana kadar mesela röportajlar yapamadım. Mesela How To Beat John Wilson diye bir dizi var. Harika bir dizi. Eğer gözlem yapmayı seviyorsanız gerçekten çok iyi bir dizi. Bir tane adam New York'ta kamera alıp eline insanları çekiyor ve her bölüm değişik konuları anlatıyor. Çok iyi anlatamadım şu an ama. Açıklamalara ismini yazarım. Kesin bir ilk bölümüne bakın. Şu an Max platformunda var. Bu da bir reklam değil. Sadece platformunu söylüyorum.

Mesela bu adamla röportaj yapabilmek isterdim. John Wilson ya da Nathan Fielder diye bir komedyen var. En sevdiğim insanlardan. Bo Burnham var yani. Bo Burnham benim en sevdiğim komedyen. Onun da Netflix'te gösterileri var. Make Happy diye bir gösterisi var. Ben onu lisede izleyip böyle, aa böyle bir şey yapılabiliyor ve bu inanılmaz bir şey diye düşünmüştüm. Kendisi komedyen ama aynı zamanda aşırı insancıl ve müzik yaparak komedi. Çok değişik bir adam. Onlara da röportaj yapamadım. Diken Morta ekibiyle röportaj yapmak isterdim. Onlarla da yapamadım. Yani öyle bir sürü röportaj yapmayı isteyip yapamadığım şey var. Bu arada bir ara Leonardo DiCaprio'yla röportaj yapacaktım. Don't Look Up filmi için. ve röportajdan bir gün önce takım elbise almaya gidiyordum yani. Röportajı yapacaktım ama sonra DiCaprio bir anda vazgeçti ve röportaj iptal oldu ve öyle kaldım ben de yani. Tam takım elbise denerken, bu arada Zoom'dan röportaj yapacaktık ama ben Zoom'dan röportaj sırasında takım elbise giyecektim. Neden peki böyle oldu? Çünkü ben o yıl 25 yaşıma girmiştim ve DiCaprio sadece 25 yaşından küçük insanlarla beraber olduğu için beni istemedi.

Böyle bir şaka yapıyordum o zamanlarda da. Sürekli böyle bu şakayı yapıyordum. Herkeste bu şakayı yapıyordum. Genelde de gülüyordu insanlar. Ve yüz yüze röportajlarda da işte Benedict Cumberbatch'lerle oyun oynarken onlarla hani hiç konuşamadık falan diyordum ya. Yani konuştuk aslında videoda da kamera arkası hiçbir şey yapmadık. Diğer röportajlarda da öyle oluyor. Mesela geçen Endor için röportaja girdim. Odaya giriyorsunuz, birkaç tane iki kameraman var, bir tane PR'ci var. Oyuncuların kendi menajerleri de odada oluyor. Böyle 20 kişilik bir odada oturuyorsunuz, sorularınızı soruyorsunuz. Çok teşekkürler deyip çıkıyorsunuz. Tabii ki bazen böyle muhabbeti uzatmak isteyen insanlar olabiliyor. Mesela Rebel Moon diye bir Netflix filmi var ve maalesef çok kötü bir film. Ama onların oyuncularıyla röportaj yapmıştım ve oyunculardan biri Charlie Hanım'dı. Ve diğer iki oyuncu da aşırı... Yani üç kişiyle aynı anda röportaj yapıyordum ve bir anda böyle barda sohbet ediyormuş gibi bir muhabbete girmiştik. Herkes gülüyor, eğleniyor falan. Çok eğlenceli olmuştu ve orada şey olmuştu. Normalde PR'ciler... Mesela ben röportaj yaparken görüş açımda bir tane PR'ci oluyor, tamam mı? O diyor ki, bir dakika kaldığında sana bir yapacağım, sürem bittiğinde de bitti yapacağım diyor.

Böyle el kol falan yapıyor, bir yapıyor eliyle. Ve bitirmezsen de keser herhalde yani. Ben de genelde bitiriyorum falan. Orada mesela o Charlie hanımlarla yaptığım röportajda oyuncular röportajı biraz daha uzatabiliriz demişlerdi. Çünkü gerçekten 5 dakika konuşunca çok da böyle ya iyi oluyor ya da olmuyor. Hani bazen bir sohbet 10 dakika olsa yavaş girersin, sonra ısınırsın. Ama 5 dakika olunca mesela kötü girdiysen ısınmaya başladığın an röportaj bitiyor mesela.

Geçen Endor röportajında bana öyle olmuştu. Yani bunu uyduruyor muyum yoksa gerçekten öyle mi oldu emin değilim de. Tony Gilroy, Endor dizisinin yönetmeni ve yazarı ve Alexander Skarsgård, inanılmaz bir oyuncu. O ikisiyle röportaj yapıyordum ve o günkü en ağır iki insan yani. En havalı ve en iyi işleri yapan iki insan. Girdim böyle biraz gerginim. Sonra açıldık ve röportajı izlerken onu fark ediyorsunuz yani. Son sorularda ekip de gülerek, o iki kişi de gülerek cevap veriyor. Ama ilk sorularda sadece soruyu cevaplıyorlar. O benim verdiğim enerjiye de bağlı yani. Ve sonra çıktıktan sonra Tony Gilroy'un şey dediğini duymuştum. İşte başta gerildi ama sonra açıldı tatlı bir çocukmuş falan dediğini duymuştum. Orada ah be falan olmuştum.

Aynen böyle ilginç şeyler yani. O yüzden çok heyecanlı oluyor röportajlara girmeden öncesi. Röportajlara girmeden önce. Röportaj yapmadan önce.

Ama evet, genelde böyle oluyor. Fiziksel röportajlarda bir de bir bekleme odası oluyor. Orada diğer gazetecilerle beraber bekliyorsunuz. Sonra röportajınız olacağı zaman bir PR'ci gelip sizi alıyor. İşte bir odaya götürüyor. Oradan çıkıyor, başka odaya götürüyor. Biraz önce dediğim gibi. Ve bu bekleme odaları bazen insanlar muhabbet ediyor. Mesela Endor dizisi çok iyi bir dizi olduğu için. Ve oradaki gazeteciler, yani ben de Endor'u daha çıkmadan önce izlemiştik. Çünkü röportaj yapacağımız için bize dizinin tamamını yollamışlardı.

Biz de Endor dizisini sevdiğimiz için diğer gazetecilerle Endor'u konuşmuştuk deli gibi. Ama mesela The Amateur filmi vardı. O yani o kadar manyak bir film değildi, daha düz bir filmdi. Onun bekleme odasında herkes kendi takılıyordu.

Bu arada şu an daha çok şeylerden bahsettim. Bu basın için olan etkinliklerden bahsettim. Bir de bazen influencer etkinlikleri oluyor. O etkinlikler daha tuhaf oluyor. Mesela bir kere Brezilya'ya gitmiştim. Yani film etkinliği, Comic Con diye bir şey var ya böyle çizgi roman şeyleri, hayranları geliyor, filmlerin fragmanları tanıtılıyor falan. Ve Brezilya'da bunun en büyük etkinliklerinden biri gerçekleşiyor her sene.

Ve bir sürü oyuncu geliyor, çok havalı bir etkinlik. Oraya Prime Video ile gitmiştim, The Boys ve Fallout dizisi için. Gerçekten çok iyi bir etkinlikti. Ama mesela bazen böyle etkinliklerde sadece influencerlar oluyor. Bu etkinlik özelinde değil ama mesela başka bir etkinlikte gittiğim. O kadar çok Amerikalı vardı ki ve Amerikalılar bazen, yani ilginç Amerikalılar gerçekten ilginç oluyor. Çünkü dünyanın farkında oluyorlar ve Amerikan kültürünün de farkında oluyorlar. Ama bazı Amerikalılar, çok fazla düz Amerikalılar, garip oluyorlar. Mesela bir etkinlikte Amerika, Amerika falan diye bağırmıştı influencerlar.

Ve PR'cileri de görmüştüm. Yabancı bir PR'ci böyle ben hayatımda ne yapıyorum falan diye duvara falan bakıyordu ve duymazlıktan gelmeye çalışıyordu. Ben ona bakıyordum falan. Sonra böyle bir ara göz göze geldik ve büyük ihtimalle aynı şeyleri düşündük. Ama sonra bununla ilgili hiç konuşmadık. Aynen, influencer etkinliklerinde de daha saçma şeyler olabiliyor. Şu an onları çok anlatmayacağım ama.

Genel olarak böyle. Ve şey de çok ilginç, ben mesela Benedict Cumberbatch'e röportaj yaptığım için Türkiye'de bir anda ilginç biri oldum ve bu da sizi düşündürüyor. Bu kadar basit bir şeyden dolayı hem çok iyi hem de çok tuhaf bir şey. İnsanların bu ünlülere olan merakı ve bu da bende olan bir şey. Ben de küçükken yani sinema sektörünü takip eden biri olarak ilgileniyordum oyuncularla. Mesela özellikle Danny Radcliffe, Harry Potter canlandıran Danny Radcliffe ile ben lisede fotoğraf çekilmiştim. New York'da onun bir oyununu izlemiştim ve oyunundan çıktıktan sonra kapıda bekleyip fotoğraf çekilmiştim ve aşırı heyecanlanmıştım.

ve çekilirken titriyordum ve çekildikten sonra böyle dünyanın hakimi olduğumu falan düşünmüştüm işte. İnanılmaz her şey düzeldi falan diye düşündüm. Ve sonra hiçbir şey olmamıştı yani tatlıydı fotoğraf çekilmek ama yani tabii ki şey de iyi yani bunu gerçekleştirdiğim için bunun çok bir şey olmadığının farkına varabildim yani ve işte bir ünlüyle fotoğraf çekilmek şu an hem okey yani tabii ki sevdiğin biriyle fotoğraf çekiliyorsun ve eğlenceli ama bazen de gereksiz yani. Özellikle biri çok ünlüyse ve hayatını sadece bu şekilde yaşayabiliyorsa Mesela geçen bir arkadaşım bana şeyin fotoğrafını attı. Türkiye'ye şey gelmiş. Anya Taylor-Joy. Çok havalı bir oyuncu. Ben de Bodrum'daydım o sırada. Arkadaşım da işte, o da Bodrum'daymış. Git onu bul, fotoğraf çekil dedi. Ve aslında komik bir mesaj ama ben sonra böyle depresifleştim işte. Çünkü bazen insanlar cidden böyle şeyler yapıyorlar. Biriyle fotoğraf çekilmek için emek ve süre harcıyorlar. Bunu ben de yaptım yani. O yüzden kimseyi yargılamıyorum. Sadece olan şeyi anlatıyorum.

Ve sadece birinin yanında fotoğraf çekilmeye çalışıyorsunuz. Ve bu sosyal medyada... Zaten sıkıntı orada yani. Sosyal medyada bu yine like alıyor. Böyle bir sıkıntı var.

Tabii ki çok da büyük bir sıkıntı yok. Sonuçta yani bunu daha çok gençler ve çocuklar yapıyor ve bu da normal yani. Sadece bazen şeyi unutuyoruz yani, ünlülerin de insan olduğunu unutuyoruz. Aşırı düz ve bazen ilgi çekici olmayan, bazen ilgi çekici olan ama böyle hayattan daha büyük insanlar varmış gibi davranıyoruz. Ve gerçekten bazen çok iyi sanatçılar var ve onlar beni de çok etkiliyor.

Ama bazen de sadece ünlü insanlar var ve sadece ünlüler diye fotoğraf çekiliyoruz. Öyle bir şey de var. İsterseniz şimdi biraz kısaca... Ya da bahsedeyim mi tanınmaktan? Hayır, bahsetmeyeceğim galiba. Çünkü bundan şu an çok bahsettim. Bu bölüm için bence bu kadar yetti. Benim sokaklarda veya başka yerlerde tanınmamla ilgili de bir sonraki bölümde konuşabiliriz. Belki.

Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.

Reklam Alanı (Deneme)