Podcast

sadece gerçekleri gösteren gözlük ve they live filmi ve epstein

Reklam Alanı (Deneme)

Bölüm Açıklaması

Bu bölüm ayrıntılarıyla They Live filmi ve iyi yada kötü insanlarla ilgili çıkarımlar içeriyor.



Bölümde Bahsi Geçen:

⁠America, América kitabı⁠









Tüm bölümler ve daha fazlası için !

------ Podbee Sunar -------

Bu podcast reklam içermektedir.

Bölüm Transkripti

3.384 kelime · ~17 dk okuma

1988'de çıkan Daily Film'inin konusu şöyle. Bir tane adam var, işsiz ve evsiz. Kendi yaşadığı şehirde çok büyük işsizlik olmuş. O yüzden daha büyük bir şehre gitmiş. O şehirde de iş arıyor. Sonra adam bir iş buluyor, bir inşaatta çalışmaya başlıyor. Orada da biriyle arkadaş oluyor ve o arkadaşı bizim adamın evsiz olduğunu anlayıp, gel seni kalabileceğim bir yere götüreyim diyor. Götürdüğü yerde de insanlara yemek veriyorlar, yatak veriyorlar.

Sonra bizim adam enteresan bir şekilde bir gözlük buluyor ve bu gözlüğü taktığında dünyayı gerçekten görmeye başlıyor. İlk reklam panolarına bakıyor. Bir bilgisayar reklamı var reklam panosunda. Sonra gözlüğü takıp baktığında orada obey yani itaat et yazıyor. Hemen sonra başka bir reklam görüyor. Orada da bir tane bikinili kadın var ve kara iplere tatile gidin diyor.

Gözlüğü taktığında da o reklam evlen ve üre mesajına dönüşüyor. Sonra erkekler için bir kıyafet dükkanı görüyor. Onun da tabelası var işte. Dükkanın adı yazıyor. Gözlüğü takıp baktığında no independent thought yani bağımsız düşünce yok kimsede gibi bir mesaj karşısına çıkıyor.

Transkriptin tamamını oku

Olayı anladınız yani. Her şeyin arkasındaki anlamı, o sübliminal mesajları görebilmeye başlıyor bu karakter. Ve bu karakter filmin başında biraz Amerikan rüyasına inanan bir insan. Evet evsiz, evet tam bir işi yok, inşaatta çalışıyor. Yani inşaatta çalışmak tam bir iş de, inşaatta da böyle kontratlı bir işte çalışmıyor. Hani böyle gidiyor, çalışabilir miyim diyor, çalış diyorlar, öyle çalışıyor.

Ama buna rağmen geleceğe umutla bakan biri bir anda dünyadaki her şeyi tüm çıplaklığıyla görmeye başlıyor. Ve daha ilginç bir şey de var. Bazen insanlara baktığında ana karakter insanların uzaylı olduğunu görüyor. Gözlüğü takmıyorken herkes normal insan ama gözlüğü taktığınızda bazı insanlar uzaylı ve bu uzaylılar dünyayı sömürüyorlar. Filmin olayı da bu. Dünyayı sömürürken de bu mesajlarla insanları uyutuyorlar. İşte o gördüğümüz reklamlarla.

Ben bu hafta bu filmi DailyVi tekrar izledim ve gerçekten günümüz içinde hala aşırı anlamlı bir film. Çünkü çıktığı zamandan beri, 88'de çıkmış, dünyada çok bir şey değişmedi. Yani tabii ki artık internet var, bir sürü şey değişti, yapay zeka var, sosyal medya var. Ama aynı zamanda da insanların sıkıntıları ve dünyanın üstüne kurulu olduğu sistem her zamanki gibi devam ediyor.

Dünyadaki esas para akışını kontrol eden, sermayeyi kontrol eden zenginler hala çoğu insanın nasıl hayat yaşayacaklarını belirliyor. Hala para kazanmak için savaşlar çıkartıyorlar. Çoğu ülkede politikacılar sanki halkı gerçekten önemsiyormuş gibi konuşup sonra paranın kölesi olmaya devam ediyorlar. Ve tüm bunlar olurken sosyal medya, televizyon gerçekten beynimizi yıkıyor bazı açılardan. Bunlar zaten bu podcastta sürekli konuştuğumuz konular ama Daylivenin enteresan yaptığı birkaç şey var. Yani bence mükemmel bir film değil bu arada ama enteresan bir film.

Filmde hoşuma giden şeylerden biri şuydu. Bizim adamın bir arkadaşı var dedim ya size. Ana karakterin bir arkadaşı var. Onu işte evsizlerin kaldığı bir yere götürüyor diye. Bizim adam gözlüğü taktıktan sonra bu diğer adamı sürekli de sen de gözlüğü tak, sen de gözlüğü tak diyor. Öbür adam da yani ben şu an senin yaptıklarına ilgilenmiyorum. Benim ailem, çocuğum var falan diyor. Çünkü bizim adam o gözlüğü taktıktan sonra kafayı sıyırıyor yani. İnsanları öldürmeye falan başlıyor. O yüzden öbür adam da hani siktir git diyor açıkçası. Haklı olarak biraz da.

Ve şey bir sahne var. Bu iki karakter, arkadaşı olan iki karakter baya bir dövüşüyorlar. Birbirlerini dövüyorlar yani. Bizim adam gözlüğü takması için dövüyor arkadaşını. O da takmayacağım diye kendini savunuyor ve onu dövüyor. Ve bu sahne çok uzun. Biraz abartmış.

ama en sonunda öbür adam da gözlüğü takıyor ve sonra aa işte dünya böyle bir yermiş diye kafayı sıyırıyor. Burada şey hoşuma gitmişti hani adam ailesi var diye her şeyi görmek istemiyor ya yani para kazanıp hayatına devam etmek istiyor ki zaten çoğu insanı bu şekilde sistem alıp götürüyor yani. Çocuk yapmak aşırı büyük bir sorumluluk ve çocuk yaptıktan sonra çocuğa bakabilmek için her şeyi yapıyorsunuz ve çocuk yetiştirmek de o kadar zor ki Yani bulabildiğiniz her kaynağı bulmaya çalışırken dünyanın gerçek problemlerini unutabiliyorsunuz. Ya da yani sistem böyle deyip hani hayatınıza bir şekilde devam ediyorsunuz nelerin yaşandığını bilmenize rağmen. Filmde ilginç ve aklımda kalan bir başka şeyse gerçekten uzaylılar olması. Evet, bu dünya uzaylılar tarafından bildiğiniz sömürülüyor. Ama uzaylılar, hani insan gibi gözüküyor uzaylılar. Eğer gözlüğü takmıyorsanız insan olarak görüyorsunuz. Sadece gözlüğü taktığınızda onların uzaylı olduğunu anlayabiliyorsunuz. O yüzden dünyanın çoğu bu insanların uzaylı olduğunu anlamıyor. Ve şöyle bir şey de var. Dünyada bu uzaylılar için çalışan bir sürü insan var.

Mesela polisle çok yakınlar filmde. Yani polisi tamamen ele geçirmişler ve polislere istediklerini yaptırtıyorlar. Ve bizim gibi gözlüğü takıp gerçekleri gören insanlar olduğunda polis hemen onları gidip susturuyor. Bir ülkeyi para yönetiyorsa parası olan insanlar polisi özel güvenliği gibi kullanabiliyorlar. Tabii ki bu her yerde öyle olduğu anlamına gelmiyor ama olabiliyor. Peki insanlar neden bilerek başka insanları sömüren insanlara yardım ediyor, onlar için çalışıyor? Burada şey diyor olabilirsiniz hani uzaylı olduğunu bilmiyorlar, o yüzden çalışıyorlar ama burada sömürü üstünden. Hani niye? İnsanları sömüren insanlar için çalışıyorlar. Mesela filmdeki polisler. Ama sonra da bunun basit bir cevabı oluyor. Maaş alıyorlar, zam alıyorlar. O yüzden hayatlarına devam ettirmek için bu para hoşlarına gidiyor ve başka da çok bir seçenekleri olmadığı gibi gösterildiği için. Çünkü eğer çok kötü bir şey yapıyorsanız siz suçlu musunuz, değil misiniz? Yani sadece işinizi yaptığınız için bu da konuşulması gereken bir konu. Çünkü çok kötü bir sistemde yaşıyorsanız, mesela Nazi döneminde bir askerseniz ya da bir polisseniz

ve yani doğrudan insanların katledilmesine yardım ediyorsanız ya da şu an İsrail ordusu IDF'de mesela bilgisayarları tamir ediyorsanız bile şu an olan soykırımda sizin de katkınız var. Üniversitede psikolojiye giriş dersi almıştım ve bize ilk derste bu insanların psikolojisini anlatmışlardı. İşte Nazi döneminde dümdüz işini yapan bir asker bu insanın psikolojisi ve hani kendini nasıl sorumsuz görüyor onu anlatmışlardı ve bu gerçekten çok önemli çünkü aslında sorumlusunuz. Ve eğer sizin hayatınız başka insanları öldürmekse veya başka insanların hayatını biraz olsun zorlaştırmaksa, sırf zenginlerin ya da başka bir kesimin iyiliği için, bu yaşamaya değer bir hayat mı? Yani bu insanların kendilerine bu soruları sormaları gerek. Çünkü bunları görmezden gelerek yaşamak

bir insan için imkansız. Eğer görmezden gelerek yaşayacaksanız başka bir canavar olacaksınız ve işte çocuğunuz olacak bir şeyler yapacaksınız ve o çocuk da ruh hastası manyağın teki olacak ve onun da bir şekilde yaşananlara bir bahane bulması gerekecek. Yani bize bazen hayat o kadar fazla hayatta kalma ve işte kapitalizmin sınırlarını zorlayıp para kazanma zaten sistem de kötü o yüzden yapacak bir şey yok gibi sunuluyor ki insanlar yaşamak için her şeyi yapabiliyor ama bazı yerlerde de hani Bu hayat değil diyebilmesi gerekiyor insanların. Ve Dayler de bunu iyi işliyor. Filmin aklında kalan başka bir sahnesinde de şöyle oluyor. Bu evsizlerin kaldığı yerde bir televizyon var ve herkes akşam oturup televizyon izliyor. Saçma sapan bir program izliyorlar yani. Tam ne izlediklerini hatırlamıyorum. Ama bir ara bu uyanmış insanlar var işte. Gözlüğü takıp uyanmışlar. Yani biraz komik filmin benzetmeleri ama

Yani dünyada böyle gerçekten biraz. Tabii birazdan uyanık olmanın farklı insanlar tarafından nasıl farklı algılandığına da değineceğim. Bizim arkadaşlarımız televizyon izlerken bu uyanmış olan insanlar televizyona yayın yapıyorlar. İşte uyanın. Dünya saçma sapan bir yer. Uyutuluyorsunuz televizyon tarafından, reklamlar tarafından diye. Ama bu yerde kalan insanlar televizyondaki program bir anda durunca ve o uyanık insanlar konuşmaya başlayınca şey oluyorlar. Aaa televizyon niye gitti oluyorlar ve sinirleniyorlar. Bu da biraz şey gösteriyor yani. Hani bizi, beynimizi o kadar yıkıyorlar ki beynimizi yıkayan şey bize verilmediğinde böyle üç yaşında bir bebek gibi ağlıyoruz. Mesela yani şu an futbol durdurulsa insanlar kafayı yer işte. Futbol nasıl durdurulur falan diye. Yani tabii ki hiçbir şey durup dururken yasaklamak mantıklı değil. Ve futbol kulüplerine vergi indirimleri yapılıyor. Futbol kulüpleri için stadyumlar yapılıyor destekle. Sonra insanlar bu stadyumlara girmek için para veriyorlar ve böyle üstünde kocaman reklam ismi yazan takımın formasını almak için para veriyorlar ve takım başarılı olduğunda seviniyorlar. Ki bu arada futbolu ben de seviyorum yani. Eğlenceli bir oyun. Ama o kadar.

Yani günümüzde futbolda o kadar çok olay oluyor ki ve futbol medyası o kadar çok besleniyor ki böyle tükettiğiniz içeriklerin çoğu futbol olabiliyor çok rahat bir şekilde. Ya da mesela akıllı biriyseniz de bu şey Akın Arslan diye bir komedyen var yani onun stand-up'ına gitmiştim. Orada şeyden bahsediyor işte Socrates diye bir YouTube kanalı var ve böyle daha akıllı insanlar için futbol yorumu yapıyorlar. Ama sonuçta yine futbol yorumu yapıyorlar yani. Bu arada Socrates'i futbol yorumu izleyeceğim zaman ben de izliyorum. Ama sonuçta futbol yorumu izlemiş oluyorsun yani. O şeyi yapmış oluyorsun ve her ne kadar oradaki insanlar iyi insanlar ve iyi konuşuyorlar olsa da futbol sektörünün içinde kalan şey yani arada çıkıyorlar bu arada. Gerçekten iyiler yani. Ama eğer sürekli futbol şeyi izliyorsanız yine de izliyorsunuz yani. Bunun böyle bir bahanesi de yok açıkçası.

Şimdi biraz daha ilginç bir konudan, daha zor bir konudan bahsetmek istiyorum. Bazı insanlar içinde yaşadığımız dünyanın adaletli olmadığını, dünyanın tarihinin başkalarını sömürmek, insanları köleleştirmek ve fakir insanları sürekli fakir tutup zenginleri de daha zenginleştirmek üstüne olduğunu görebiliyorlar. Bununla ilgili çok küçük bir şey daha söyleyeceğim. Geçen Amerika Amerika diye bir kitap okumuştum. Açıklamalara tekrar koyarım. Bir iki bölüm önce de bu kitaptan bahsetmiştim. Ama geçen kitabı bitirdim ve bitirirken gerçekten üzücü şeylerle karşılaştım yani. Bunu da size kısaca anlatmak istiyorum. Okuduğum kitap Latin Amerika ve Amerika ilişkisini anlatıyor. Amerika ülkesinin Amerika Birleşik Devletleri'nin. Bu arada Amerika Birleşik Devletlerine doğrudan Amerika dememiz de bir ülke olarak çok doğru değil aslında. Kitabı okuduktan sonra artık her detaya her şeye dikkat ediyorum. O yüzden haberiniz olsun. Çünkü Amerika aslında yani Kuzey Amerika ve Güney Amerika'nın toplam adı Amerika. Amerika kendine Amerika diyor ki hani diğerleri de artık ne yaparlarsa yapsınlar. havasında bir böyle isim verme. Kitapta bahsetmek istediğim şey, 2. Dünya Savaşı'nda sonra Latin Amerika ve Amerika arasında olanlar. Çok kısaca anlatmak gerekirse, 2. Dünya Savaşı sırasında Latin Amerika, Amerika'ya çok büyük bir şekilde yardım etmiş. Çünkü ABD, 2. Dünya Savaşı'nda doğrudan savaşıyordu Nazilerle ve işte Japonya'yla. Latin Amerika da sürekli şey yapmış,

ABD ile aşırı senkron, aşırı ortaklaşa çalışıp onlar için ham madde çıkarmışlar ve bunları doğrudan ABD'ye yollamışlar ve aralarında çok iyi bir şey varmış hani anlaşma varmış. Latin Amerika biz de barış tarafında olacağız ve savaşa katılmayacağız demiş. Nazilerle bir şey yapmayacağız merak etmeyin demiş. Ve çok güzel, tatlı bir şekilde 2. Dünya Savaşı'nda ABD'ye yardım etmişler. Ve sonra savaş bitmiş. Ve savaş bittikten sonra demişler ki, hani biz size çok yardım ettik. Bize biraz yardım eder misiniz? Çünkü biz de zor durumdayız. Yani çok gelişmiş ülkeler değiliz ama gelişmek istiyoruz. Bize yardım edin demişler. Çünkü o sırada ABD de, hani Avrupa 2. Dünya Savaşı'ndan sonra yıkıldığı için, Avrupa'ya büyük yardımlar yapmaya karar vermişler. Marshall Planı diye. Çünkü 2. Dünya Savaşı'ndan sonra bir de Sovyetler çok güçlü oldu ya Amerika'da öbür güç oldu ve savaştan sonra birbirleriyle dünyanın en büyük gücü olmak için savaşacaklar. O yüzden Amerika Avrupa'ya yardım edelim ki Sovyet

işte komünist olmasınlar falan demiş. Ama Latin Amerika'yı düşünmüşler. Yardım etsek mi demişler. Sonra demişler ki biz bunlardan işte bir sürü materyal alıyoruz, bir sürü ham madde alıyoruz. Sonra bunları kendi fabrikalarımızda falan işleyip bir şeyler yapıp onlara geri satıyoruz. Şimdi biz Latin Amerika'ya yardım edersek bunların fiyatları artar.

O yüzden sikerler Latin Amerika'yı demişler ve hiçbir şekilde yardım etmemişler. Tam tersine Latin Amerika'da bazı ülkeler buna rağmen kendilerini savunacak ve ülkelerini ileriye götürecek kararlar almaya karar vermiş. Nasıl bir cümle? Kararlar almışlar 2. Dünya Savaşı sonrası. Mesela zaten bir sürü Amerikalı şirket petrol çıkarıyormuş ya da bazı ham maddeleri direkt kendileri kontrol ediyormuş. Ama bazı ülkeler demişler ki yani bu ülkede toprak hakkı diye bir şey olacak ve şu an bu toprak dağılımı eşit değil. O yüzden hani tekrar dağıtacağız demişler ve parayla her şeyi alamazsınız demişler. Yani her toprağa her şeyi alamazsınız demişler. Ve Amerika bunları, tüm bu böyle biraz sosyalist düşünceleri olan, biraz halkı daha iyileştirecek olan düşünceleri olan insanları, politikacıları öldürmüş.

direkt yani CIA öldürmüş ya da darbeler düzenlemişler farklı şekillerde. Hatta bazı ülkelerde çünkü bazı naziler Latin Amerika'ya kaçmış yaşamak için 2. Dünya Savaşı'ndan sonra. Amerika bu kaçan nazilerin bazılarını mesela kendilerine Latin Amerika'daki sosyalizmi azaltmak için kullanmışlar. Tüm faşistlere, tüm insanların kafalarını kesen militanlara falan böyle tüm bunları desteklemişler ve Latin Amerika günümüzdeki haline gelmiş.

Tamam, tüm bunu şey diye anlattım. Yani bazı insanlar dünyanın bu şekilde işlediğini anlayabiliyorlar. Ya da kapitalizmin her şeyi nasıl etkilediğini. Yani her şeyi. Yani bizim aldığımız normal kararlar ya da bir şey almak istememiz, gideceğimiz tatil ya da çekicilik anlayışımız hepsini kapitalizm belirliyor. Sürekli bir moda, sürekli bir değişen bir şey var. Ya da futbol da kapitalizm belirliyor. Hani işte kadınlar çok fazla öyle böyle yapıyor falan deyip ama erkekler de işte 7-24 araba videosu izliyorlar yani. bir şekilde seni oraya alıyorlar. Yapacak bir şey yok. Yani yapacak bir şey var oraya girmemek. Ama bazı insanlarda dünyanın bu durumunu fark ediyorlar ve diyorlar ki hani bir şeyler yolunda gitmiyor. Dünya garip bir yer. Sonra da diyorlar ki dünya aslında düz.

Ya da şey diyorlar, dünyayı kertenkele insanlar yönetiyor diyorlar. Yani bu Daily filmindeki metaforun gerçek olduğunu düşünüyorlar. Mesela Daily filmini izliyorlar ve sonra diyorlar ki, oh, dünya gerçekten uzaylılar tarafından yönetiliyor. Oradaki kapitalizmin metaforunu anlamıyorlar mesela. Ya da yani kafayı sıyırmış oluyorlar. Bu da bence ilginç bir şey.

Çünkü komple teoricileri ve dünyayla ilgili kritik şekilde düşünen yani dünyayı eleştirebilen, gerçekten eleştirebilen ve içinde yaşadığımız sistemin her ülkenin kendi hikayesini anlattığının ama her ülkenin hikayesine dışarıdan bakıldığında ülkelerin anlattığı şeylerin mesela Amerika'da öyle yani öyle olmadığını görebiliyorsunuz. Ama bu insanlar tam tersine dünyanın düz olduğunu görüyorlar. Evet, şimdi anlatmak istediğim şeye geldim. Şeyden bahsedecektim. Amerika'da geçen hafta ve son birkaç haftadır çok büyük bir Epstein olayı var. Bilmeyenler için Jeffrey Epstein diye bir adam var ve bu adam komplo teoricilerinin çok sevdiği bir isim. Ve bu adamın yaptığı iğrenç şeyler var. Çok zengin bir adam, milyarder. Şu an öldü bu arada. Hapishanede 2019'da intihar ettiği söyleniyor. Ama komplo teoricileri Amerika'da buna inanmıyorlar. Bu adam şu suçtan hapse girdi. Yani bu adamın bildiğiniz seks adası gibi bir şeyi vardı. Başka zengin insanların da gittiğini düşünüldü. Ve bir sürü 18 yaşının altında insana orada tacize, tecavüz edildi ve bu adam bundan suçlandı. Sonra hapse girdi. Sonra hapiste enteresan bir şekilde intihar etti. Ama insanlar bu adamın intihar etmediğini söylüyorlar. Ve bu adam bir sürü insanla arkadaş. Mesela Trump'ın eski arkadaşı. Bir sürü fotoğrafları, videoları var yan yana. Trump şu an Amerika'da Cumhuriyetçi Parti'nin başında. Bir de Demokrat Parti var işte. Amerika'da iki parti var, iki büyük parti var. Demokrat Parti'nin eski başkanlarından biri de, yani Amerika'nın eski başkanlarından biri de Bill Clinton.

Jeffrey Epstein bu adamla da çok yakın, Bill Gates'le de yakın. Hatta Bill Gates şimdi şey diyor, o Jeffrey Epstein'in para başlasın diye bana, çünkü Bill Gates'in bir sürü yardım şeyi var ya, ben para versin diye yanında bulunuyordum, yoksa başka hiçbir şey yapmadım onunla falan diyor. Ve şöyle bir inanç var, inanç değil de düşünce var Amerika'daki insanlarda. Bu Jeffrey Epstein'in bir listesi vardı. O adaya götürdüğü ve işte böyle iğrenç şeyler yaptığı insanlar vardı. Ve bu liste açıklanmıyor çünkü içinde hem sağcı hem solcu hem de ünlü bir sürü isim var.

Ve Trump, geçen sene seçim kazandı ya Kasım'da, Trump ve Trump için yarışan insanlar, mesela Trump'un başkan yardımcısı sürekli şeyi söylüyorlardı. Biz başa geldiğimizde bu Epstein dosyalarının hepsini açıklayacağız. Bu Epstein olayıyla daha çok sağcı komplo teoriceleri ilgileniyor. Ve Trump ve G.D. Vance falan işte Amerikan Başkan Yardımcısı bunları açıklayacağız dediğinde de çok heyecanlandı bu sadece komplo teoricileri. Sadece bu de değil ama Amerika'da böyle komplo teorisi yapan sürekli podcastçiler var. Bunlardan biri de Cash Patel diye bir adam. Bu adamın tüm olayı bu yani. Sürekli Epstein dosyaları falan diyor podcastinde. Bu adam şu an FBI'in başında. Yani Trump başkan seçildikten sonra bu Keş Patel'i FBI'in başına atadı. Ve son bir iki ayda da şey oldu. Özellikle Elon Musk ve Trump kavga ettikten sonra Elon Musk şey demişti. Trump Epstein dosyalarını açıklamıyor çünkü kendi ismi de orada demişti.

Ve sonra bir anda bu, işte hepsinin dosyalarını açıklayacağız diye hayatı boyunca konuşan Keş Patel şu an şey diyor, öyle bir dosya yok, yani öyle bir isim listesi yok diyor mesela. Ama bu adamın hayatı bu listeyi açığa çıkarmaya çalışmakla geçmiş. Ama şimdi adam FBI'nin başında ve bir şey yok diyor. Trump da zaten bir şey yok diyor. Ama bir anda değişik bir şekilde sağcılar şey olmaya başladı ve Trump'ı seven insanlar, böyle başka diğer saçma komplo teorilerini destekleyen insanlar, Bir anda Trump'a sinirlenmeye başladı. Niye dosyaları açıklamıyorsun diye. Trump da saçmalamayın falan dedi. Hatta işte benim insanlarıma ne oluyor dedi. Niye böyle yapıyorsunuz dedi. Sizi kandırmaya çalışıyorlar. Aklınızı çelmeye çalışıyorlar. Siz de kanıyorsunuz falan diye konuştu. Ama insanlar da bunu bırakmadılar. Hani şey oldular. Yani nasıl böyle bir şey yaparsınız. Siz bize yalan söylediniz açıklayacaksınız diye. Bu arada bu sağcı komplo teoricilerinin düşünce sistemi de çok komik. Çünkü Trump zaten Jeffrey Epstein ile eskiden arkadaştı.

ve yani Donald Trump'ın ses kaydı var mesela bir tane sızdırılmış bu 2016'da çıkmıştı orada şeyden bahsediyor ünlü biri olarak daha başkan olmadan önce ünlü biri olarak kadınlara istediğim şekilde dokunabiliyorum hiçbir şey yapmam gerekmiyor falan diyor ve sonrasında iğrenç şeyler söylüyor hani böyle bir insanın ve yani suçu işlemiş adamla arkadaş olan bir insanın Bu belgeleri açıklayacağını düşündüler. Bu da aşırı komik. Çok komik ve şu an böyle bir anda mantıklı düşünmeye başladılar ama sadece bu konuda. Sonra da şöyle bir şey oldu. Wall Street Journal diye bir gazete var ve bu gazete

aslında böyle aşırı solcu bir gazete değil, hatta daha sağ yönelik bir gazete. 2003'te Donald Trump'ın bu Jeffrey Epstein'e bir doğum günü kartı yazdığıyla ilgili bir haber çıktı ve doğum günü kartında Donald Trump kendi şey çizmiş, çıplak bir kadın çizmiş sonra işte bizim sırlarımız bizde kalacak böyle garip mesajlar yazmış. Wall Street Journal bunun haberini yaptı ama o doğum günü resmini paylaşmadılar. Niye paylaşmadılar bilmiyorum. Neyse bu haber çıktıktan sonra şey dedi herkes. Bu 2003'te Trump'ın söyledikleri Trump gibi duyulmuyor. Trump böyle konuşmaz falan dediler. Hani bir gazeteci bulmuş notu, sizinle paylaşıyor. Bunlar zaten arkadaş. Yani büyük ihtimalle doğrudur. Yani belki, bilmiyorum. Belki de değildir ama... Bir anda da tekrar Trump'ı savunmaya geçiyorlar böyle. Hani anladınız mı? Zaten diğer tüm şeyler adamın, yani bu adam, diğer adamla yakınlığını gösteriyor. Tabii ki iki kişinin arkadaş olması bunların şey olduğu anlamına gelmez. Yani beraber suç işlediği anlamına gelmez. Ama bir de yani suç işlemek var. Bir de yaşayış şekliyle başka şeylere yol aç, yani yer açmak var. Anlatabildim mi? Yani birinin kimlerle arkadaş olduğundan nelere okey, nelere okey olmadığını biraz anlayabilirsiniz.

Ve bu sağ Trumpçı çevrenin çoğu da, özellikle de yani politikacılar tarafında, onlara oy veren milyonlarca insan var yani onlar için bir şey demek saçma olur. Hani aşırı ahlakça gözüküp aslında yani öyle olmayan insanlar. Evet, bu olay bu arada hala devam ediyor ve Trump işte o Wall Street Journal gazetesine dava açacak böyle 1 milyar dolar çünkü yalan söylediklerini söylüyor. Evet, bu işte DayLive tarafında hani dünyanın nasıl ilerlediğine uyanmakla alakalı bir de şey taraf var işte. Bu komplo teoricilerinin tarafı var. Çünkü onlar da her şeyi gördüklerini ve uyandıklarını söylüyorlar. Ya da mesela şey tarafı var, Andrew Tate. Yani dünyanın problemleri olduğunu görüp şey diyen insanlar var. Dünyanın problemlerini çözmek için daha da seksist olmalıyız, daha da kapitalist olmalıyız diyen insanlar var. Bu da tam bir çılgınlık gerçekten.

ve işin sıkıntılı kısmı yani kim ne düşünüyorsa böyle dünyanın sıkıntılı olduğunu düşünüyorsa ve bununla ilgili bir sıkıntı olduğunu görüyorsa kendini haklı olarak görüyor yani ben de haklı olarak görüyorum seksist olan insan da haklı olarak görüyor ama seksist olan insan seksist böyle bir sıkıntımız var Ve yani bu başka bir podcast'ın konusu olabilir ama şu kesinlikle bir sıkıntı. Günümüzde böyle saçma sapan konuşan, saçma sapan fikirleri olan insanları çok fazla şey yapabiliyoruz. Onlarla konuşmayalım diyebiliyoruz ama biz onlarla konuşmadıkça bu insanlar daha da kendi içlerine kapanıp daha da saçmalıyorlar. O yüzden bu insanlarla yakın olan insanlara ve daha normal olan insanlara bu insanlarla konuşma görevi düşüyor. Çünkü eğer siz normal gözüken, sevilen, ve iyi fikirleri olan bir insansanız, iyi fikirleri olmayan insanlara tatlı gözüküp kendi fikirlerinizi onlara yayabilirsiniz. Bu, bu podcast'ta konuşulan bir konu. Hani biraz onların yanında durup, sizin de iyi bir insan olduğunuzu anladıktan sonra kendi daha onlara radikal gelebilecek. Ama aslında her insan eşit mi yaşasa ya? Allah Allah falan gibi şeyleri yavaş yavaş

insanlarla konuşmaya açabilirsiniz. Tabii ki bu biraz zorlayıcı bir şey ama yapmaya değer yani. Evet, bu bölümde böyle oldu. Dinlediğiniz için çok teşekkürler. Spotify'da ve Apple Podcast'ta puan vermeyi unutmayın. Kendinize iyi bakın.

Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.

Reklam Alanı (Deneme)