
2.166 kelime · ~11 dk okuma
Hanımefendi, ilgileneceğiz dedim, anlatamıyor muyum? Ayrıca farkında mısınız bilmiyorum ama kızınız 23 yaşında, yani bir yetişkin. Kafasını dinlemek için uzaklaşmak istemiş olabilir ki aksiyonda hiçbir delil de yok zaten. Memur bey, bakın ben kızımı tanıyorum. Bizi habersiz bırakıp hiçbir yere gitmez, öyle şeyler yapmaz. Neredeyse iki gün oldu ya, iki gün. Ayrıca hadi bizi haber vermedi diyelim. Bu kadar zamandır WhatsApp'a, sosyal medyaya falan girmeme ihtimali yok. Benim kızım ya, benim kızım telefona yapışık yaşar.
Hanımefendi ne yapalım yani? Story atmadı diye ortalığı mı ayağa kaldıralım öyle mi? Ya siz benimle dalga mı geçiyorsunuz memur bey? Kızımın başına bir şey gelmiş olabilir, tehlikede olabilir diyorum size anlamıyor musunuz ya? Hanımefendi, hanımefendi. Tamam artık yeter. Biz ilgileneceğiz. Lütfen, şimdi çıkabilirsiniz.
Ben Sezgi Aksu, burası Karanlık Dosyalar. Bugün sizlere adeta vahşi bir hayvan gibi kendini av arayan bir cani tarafından hayattan koparılan genç bir kadından, Tess Ritchie'den bahsedeceğim. Ne dersiniz? İnsanlığa dair umutlarınızı sorgulamanıza sebep olacak bu hikayeyi dinlemeye hazırsanız başlayalım mı?
Güneş 25 Kasım 2017 günü Toronto'nun en canlı ve hareketli bölgesi olan Church and Wellesley'de her zamanki gibi doğmuştu. Hava insanın içine işleyecek kadar soğuk fakat bir o kadar da temiz ve tazeydi. Gün çoğu kişi için benzer rutinlerle başlamışsa da bir ev o sabaha hiç beklenmedik bir şekilde uyandı. Rachel bir önceki gece arkadaşıyla eğlenmeye çıkan kız kardeşi Tess'in dönmediğini fark etmişti. Bu onun yapacağı bir şey değildi. Zira Tess geç saatte de olsa eve döner, başka bir yerde kalacağı zamanlardaysa muhakkak haber verirdi. Rachel bu durumu garip karşılasa da çok fazla üstünde durmamaya karar verdi. Gündelik işleriyle uğraşıyor, telaşlanmamaya çalışıyordu.
Fakat saatler geçmesine rağmen Tess'ten hala hiçbir haber gelmemiş, kız kardeşi hiçbir aramaya dönüş yapmamıştı. Rachel artık içinde yükselen endişeye engel olamıyordu. Tess'e bu kadar zamandır ulaşılamaması, sosyal medyayı çok aktif bir şekilde kullanan kardeşinin bu kadar uzun saatler boyunca online olmaması hiç normal değildi. Rachel, durumu North Bay'de yaşayan anneleri Christine'e de anlattı.
Derhal Toronto'ya gelen kadın soluğu polis merkezinde almış fakat yetkililerce adeta baştan savılmıştı. Polisler Tess'in kendi isteğiyle uzaklaştığını düşünüyor, ailenin aksi yöndeki tüm beyanlarına rağmen bu kayıp ihbarını ciddiye almak istemiyorlardı. Christine her dakikanın aleyhlerine işlediğinin farkındaydı ve polislerin keyfini beklemeye de kızını aramaktan vazgeçmeye de niyeti yoktu. Bu yüzden kendi soruşturmasını kendi yürütmeye karar verdi. Bunun üzerine Tess'in ailesi bastırdıkları el ilanlarını her yere asmaya, her dükkana girip çıkmaya, yolda gördükleri her insana Tess'in fotoğrafını gösterip onu daha önce görüp görmediklerini sormaya başladılar. Böylelikle adeta bir seferberlik başlamıştı.
Herkes bu zavallı aileye yardım etmeye çalışıyor. Church and Wellesley'deki herkes bu kayıp genç kızı konuşuyordu. Peki kimsenin nerede olduğunu bilmediği ama herkesin hakkında konuştuğu bu genç kız nasıl biriydi? Tess Ritchie, 30 Kasım 1994'te Ontario'nun North Bay kentinde birbirine sıkı sıkıya bağlı bir ailenin en küçük kızı olarak dünyaya gelmişti.
Beş kız kardeşin en küçüğü olan Tess, kalabalık ve hareketli bir evde, sevgi dolu bir ailede büyüdü. Hayvan sevgisini daha o yaşta çok sevdiği köpekleri Phil ve Pearl ile tadan Tess, büyüdüğünde de aktif bir hayvan hakları savunucusu olacaktı. Tess'in en büyük hayallerinden biri ise dünyayı dolaşmak, farklı yerler görmek ve yeni kültürler tanımaktı. Bu nedenle meslek seçimini de buna göre yaptı.
Tess, kabin memuru olmayı kafasına koymuştu. Nisan 2017'de Seneca College'daki uçuş hizmetleri programını başarıyla tamamladı. Fakat tüm çabasına rağmen bu alanda iş bulmayı başaramıyor, bu nedenle birkaç farklı işte yarı zamanlı olarak çalışarak geçinmeye devam ediyordu. Ailesi ve arkadaşlarıysa Tess'i büyüleyici, dışa dönük ve yaratıcı biri olarak tanımlıyordu.
Tess yaptığı her işe kendinden bir şeyler katmayı çok severdi. Sosyal medyayı son derece aktif kullanıyor, eğlenceli, doğal ve içten kişiliğini orada da ortaya koymaktan çekinmiyordu. Kısacası onlara göre Tess Richie, hayatın tüm zorluklarına rağmen pes etmeyen, her anının keyfini çıkarmaya gayret eden, yaşamayı gerçekten seven biriydi. Fakat 25 Kasım 2017'nin erken saatlerinde çok sevdiği hayatı bir cani tarafından elinden alınacaktı. O gün Tess için oldukça sıradan başlamıştı. Öğleden sonra evde kardeşi Rachel'la zaman geçirdi. Her zamanki gibi yemek yiyip sohbet eden ikili oyun oynayarak günü bitirmişti. Ancak Tess o gecenin devamı için oldukça heyecanlıydı.
Zira uzun zamandır görmediği ve çok sevdiği bir arkadaşıyla, Riley ile görüşecekti. Sabırsızlıkla bu buluşmayı bekleyen Tess, onunla sohbet etmeyi de, eğlenmeyi de ne kadar özlediğini düşünüyordu. Ve nihayet saat geldi. Tess 23.30 civarında evden ayrılarak Church Street'e doğru yola çıktı.
Buluşma noktaları Toronto eşcinsel mahallesinin kalbinde yer alan, samimi ve kapsayıcı atmosferiyle bilinen, ünlü drag bar Cruise and Tango'ydu. Bu mekan sabaha kadar açık, dans pisti hiç boş kalmayan, oldukça kalabalık bir yerdi. Biseksüel kimliğini açıkça yaşamaktan çekinmeyen Tess, burada kendini buluyor, güvenle ve özgürce eğlenebiliyordu. Fakat o gece Cruise and Tango o kadar da güvenli değildi.
Kenardaki masalardan birinde arkadaşlarıyla birlikte içkisini yudumlayan bir adam etrafı dikkatle süzüyor, gözüne kestirdiği kadınların yanına giderek sohbet açmaya ya da birlikte dans etmeye çalışıyordu. Birlikte takılma teklifleri reddedilmesine rağmen vazgeçmeyi düşünmeyen adam kadınları rahatsız edecek şekilde ısrarcı oluyor, bıktırana kadar yanlarından ayrılmıyordu. Adeta ava çıkmış bir hayvan gibi bütün gece ağına düşürecek birini arayan adam sabırsızlanmaya başlamışken barda oturup sohbet etmekte olan genç ve güzel iki kadın dikkatini çekti. Selam. Selam. Eskiden bu binanın yerinde hayvanat bahçesi varmış biliyor musun? Aaa. Evet ama ben karşıyım. Hayvanların hapsedilmesi falan. Aaa gerçekten mi? Ben de hayvan hakları savuncusuyum. Bu arada Kel'im ben. Test ben de memnun oldum.
Diğer kadınlara karşı sergilediği agresif ve ısracı tavırların aksine Tess ve Riley'ye kendisini sevecen ve zararsız biri olarak tanıtan bu adam sergilediği dost canlısı yabancı rolü sayesinde onlarla takılmayı ve gecenin sonunda kulüpten yine onlarla birlikte ayrılmayı başarabilmişti. Gece 1.30 civarı kulüpten çıkan üçlü Toronto'nun karla kaplı sokaklarını adımlamaya başladı. Tess ve Riley'nin kanında dolaşan yüksek promile rağmen yeni tanıştıkları adam oldukça ayık ve kendinde görünüyordu. Fakat hiçbir şekilde çıkıntılık yapmıyor, dondurucu soğuğa rağmen onlara uyum sağlayıp yürümeye devam ediyordu. Tess ve Riley geceyi her zamanki ritüellerini yapmadan sonlandırmak istememişti. Bu nedenle soluğu dansla ve alkolle geçen her gecenin sonunda gittikleri o sosisli sandviççi de aldılar.
Fakat keyifle yenen sandviçlerin sonu Riley için pek iyi olmadı. Mide bulantısı artmaya ve kendini kötü hissetmeye başlayan Riley bir Uber çağırarak eve gitmeye karar verdi. Fakat o an en yakın arkadaşını gece boyunca bu anın hayalini kurmuş bir caninin kollarına attığının henüz farkında değildi. Bu andan sonra hiçbir tanıdığı Tess'den bir daha haber alamayacaktı. Peki Tess Richie neredeydi? Ona ne olmuş, başına ne gelmiş olabilirdi? Şimdi kısa bir ara verelim. Dönüşte dosyamıza kaldığımız yerden devam edeceğiz.
Tess Richie'nin annesi Christine, polislerin kendisini görmezden gelmesinden bıkmış, ipleri kendi eline almak zorunda kalmıştı. Tüm aile üyeleri, arkadaşları ve yardımsever insanlar tarafından bir arama çalışması organize edildi. Bu acılı annenin görüntüsü karşısında herkesin içi parçalanıyor fakat polis ekipleri hala daha soruşturmayı hızlandıracak herhangi bir aksiyon almıyordu. Herkes iş bölümü yapmış, bölgenin çeşitli noktalarına dağılmıştı. Christine ve arkadaşı Anne, Tess'in en son görüldüğü lokasyonda detaylı bir aramaya girişti.
Etrafı inceliyor, civardaki dükkanlara ve evlere Tess'i soruyor, tespit ettikleri güvenlik kameralarının görüntülerini isteyerek ona dair bir iz yakalamaya çalışıyorlardı. Tess'in kayboluşunun üstünden dört gün geçmişti. 29 Kasım günü Christine ve Anne, Tess'in son kez görüldüğü yerin yalnızca iki bina ötesinde bulunan inşaat halindeki yapıyı daha yakından incelemeye karar verdiler. Hava sıcaklığı donma noktasına yaklaşırken Christine'in içindeki tek duygu kızının ne pahasına olursa olsun bulma arzusuydu. 582 Church Street numaralı inşaat halindeki binaya girdiklerinde Anne'in gözü dar bir merdiven boşluğuna takıldı. Bu merdiven bodrum katına açılan bir girişe uzanıyordu. Durdukları yerden zifiri bir karanlık dışında hiçbir şey görmeyen kadınlar birlikte aşağıya inmeye karar verdiler.
Korku dolu gözler ve ürkek adımlarla bodrum katına doğru yöneldiler. Ve merdivenleri bitirmeleriyle birlikte hayatları boyunca unutamayacakları korkunç bir manzarayla karşılaştılar. Basamakların bittiği yerde, dar ve soğuk beton zeminin üzerinde Tess'in cansız bedeni yatıyordu. Siyah saçları yüzünü örtmüş, tozla kaplanmış siyah kazağıyla taytı hala üzerindeydi.
Christine'in kızı Tess Ritchie'nin cansız bedenini bulması üzerine polis ekipleri bu durumu daha fazla görmezden gelemeyecek ve nihayet harekete geçmek zorunda kalacaklardı. Yapılan otopsi sonucu Tess Ritchie'nin boynuna uygulanan baskı sonucu hayatını kaybettiği ortaya çıktı. Tess'in cansız bedeninin en son görüldüğü yere bu kadar yakın bir noktada bulunması ve dört gün boyunca keşfedilmemiş olması kayıp ihbarının yapıldığı ilk polis ekibinin müdahalesiyle ilgili sorunları gün yüzüne çıkardı. Bu nedenle bundan sonrasında soruşturmayı gerektiği gibi yürütmek için davayı Toronto Polis Teşkilatı Cinayet Birimi devraldı.
Hızla dosyadaki eksiklikleri gidermeye çalışan ekip TES'in son saatlerini ayrıntılı bir şekilde bir araya getirmekle işe başladı. Bölgedeki güvenlik kamerası görüntülerini toplayıp tanıkları sorgulayarak olayların bir zaman çizelgesini çıkarmayı başardılar. Elde edilen verilere göre TES en son 25 Kasım günü sabaha karşı dört sularında kimliği belirsiz bir erkekle birlikte yürürken güvenlik kameralarına takılmıştı. Polis derhal bu görüntülerdeki adamın fotoğraflarını kamuoyuyla paylaşıp bu kişinin kimliğini tespit etmelerine yardımcı olmaları için halka açık çağrıda bulundu. Gelen tepkiler hızlı ve yoğundu. Şüpheliği tanıdığını düşünen ya da dava hakkında bilgiye sahip olan kişilerden çok sayıda ihbar geldi. Bu ihbarlardan biri polisleri oldukça şaşırtmıştı. Toronto Polis Merkezi Cinayet Masası, buyurun. Merhaba, ismim Kevin Schrader.
Polisler bu şok gelişme üzerine derhal Kaelen Schletter'ı ifadeye çağırdı. Kaelen o gece Tess'le birlikte olduğunu kabul ediyor ancak onu sağlıklı ve güvenli bir şekilde bıraktığını iddia ediyordu. Fakat polisin bu açıklamaya inanmak için hiçbir nedeni yoktu. Tess'i hayattayken gören son kişi olması sebebiyle Cailan hala baş şüpheliydi. Kaldı ki adamın ifade vermeye, ailesi ve bir avukat ordusuyla birlikte gelmesi, kısa bir ifadenin ardından susma hakkını kullanması da suçsuz olduğunu iddia eden biri için fazlasıyla dikkat çekiciydi. Ancak yine de polisin elinde onu suçlayacak hiçbir delil yoktu.
Fakat Caelan Schlatter karakol ziyareti sırasında onları aradıkları bu delili verecekti. Caelan Schlatter ifadesini verirken yorulmuş ve mola vermek istemişti. Bu arada ailesinin getirdiği yemekleri yiyerek karnını doyurdu. Ardından büyük bir iştahla suyunu içen Kaylin, duyarlı bir vatandaş gibi davranarak boş su şişesini geri dönüşüm kutusuna attı. Fakat o sırada bunun bütün yalanlarını ortaya serecek şey olduğundan habersizdi. Şişeyi geri dönüşüm kutusundan alan polis, derhal poşetleyerek incelemeye gönderdi. Amaçları buradan elde edecekleri DNA örnekleriyle tesinin üzerinde bulunan kalıntıları karşılaştırmaktı.
Yapılan inceleme neticesinde polislerin şüphelerinde haklı olduğu ortaya çıktı. Kaylon'un semen örnekleri Tess'in pantolonunda, tükürüğü ise süt yeninde tespit edildi. Artık Kaylon Schlatter için kaçacak bir yer, öne sürecek yeni bir yalan kalmamıştı. Tess Richie'nin vahşice öldürülmesi üzerinden iki aydan fazla bir süre geçtikten sonra nihayet Kaylon Schlatter tutuklanarak cezaevine gönderildi.
2020 yılının Ocak ayına gelindiğinde, Tess'in ölümünün üzerinden iki yıldan fazla zaman geçmişti. Ve artık nihayet yargılama başlıyordu. Kaylon Schlatter, mahkeme salonuna girdiğinde tıraşlı yüzü, sade giyimi ve nazik tavrıyla bir katilden çok kurbanı andırıyordu. Zaten avukatları onun bu haksız yere suçlanmış, zararsız genç adam imajını özenle oluşturmuştu.
İddia ve savunma makamlarının beyanlarından sonra Caelan Schlatter kürsüye çıktı. Bir kez soracağım doğru cevap ver. Tess Richie'ye cinsel saldırıda bulunup öldüren kişi sen misin? Hayır, kesinlikle hayır. Ben ona hiçbir şey yapmadım. Kamerada birlikte bir inşaata girdiğiniz açıkça görünüyor. Sen de kabul ediyorsun zaten bunu. Sonra sen oradan sapasağlam çıkıyorsun ama Tess çıkamıyor. Ne oldu peki orada? Ne geçti aranızda?
Biz o gece kulüpteydik. Eğlendik, dans ettik, yakınlaştık falan. Sonra da çıkışta beni o inşaata doğru sürükledi. Orada böyle merdiven boşluğunda öpüşmeye başladık. Bu kadar mı yani? Başka bir şey olmadı mı? Hayır olmadı. Zaten regol olduğunu söylemişti. O yüzden sadece öpüştük işte. Sonra ben eve gitmek için kalktım ama o orada kalmak istediğini söyledi.
Savcılık onun bu iddialarını kesinlikle kabul etmiyor, gerçek hikayenin bunun tam aksi olduğunu ifade ediyordu. Savcıya göre Caelan Schlatter masum bir genç adam değil, tam tersine yırtıcı bir hayvan kadar soğukkanlı bir caniydi. O gece kulüpteki tüm kadınları rahatsız etmiş, etrafta adeta kendisine bir av arar gibi dolandıktan sonra tesriçiyi gözüne kestirmişti. bir şekilde onun güvenini kazanmayı başardı ve ardından bu genç kadını kimsenin olmadığı inşaat alanına götürdü. Fakat Tess onunla birlikte olmayı reddedince önce cinsel saldırıda bulundu, sonra da onu boğarak vahşice öldürdü. Savcılığın bu açıklamalarına dair sunduğu deliller de son derece güçlüydü.
Güvenlik kameraları, Tess'in Caelan Schlatter'la saat 4.14'te el ele tutuşarak inşaat sahasına yürüdüğünü ve yaklaşık 45 dakika sonra Schlatter'ın oradan yalnız başına çıktığını kaydetmişti. Bu kritik zaman diliminde başka hiç kimsenin bölgeye girip çıktığına dair bir iz yoktu. Kaldı ki DNA analizine göre de Tess'in pantolonunda ve süt yeninde Caelan'ın DNA'sına da rastlanmıştı.
Ayrıca hücre arkadaşının söylediğine göre, Caelan Schlatter, Tess'i kendisiyle cinsel ilişkiye girmeyi reddettiğinde bir atkıyla boğduğunu itiraf etmişti. Tüm bu beyan ve deliller üzerine jüri kararını verdi. Oy birliği ile alınan bu karara göre, Kalen Schlatter birinci dereceden cinayetten suçlu bulunmuştu ve ardından hakim kararını açıkladı. Kalen Schlatter, 25 yıl boyunca şartlı tahliye imkanı olmaksızın ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı.
Dava savcısının kapanış sözlerinde de belirttiği gibi, Tess Ritchie her istediğini almayı kendine hak gören bir erkeğe hayır dediği için öldürüldü. Kadın cinayetlerinin en büyük sebeplerinden olan bu korkunç erkeklik egosu, maalesef Tess Ritchie'yi de ailesinden, dostlarından, çok sevdiği hayattan kopardı. Evet, katil yakalandı ve adalet yerini buldu. Ama ne olursa olsun Tess bir daha geri gelmeyecek.
ailesinin, onu sevenlerin acısı hiçbir zaman dinmeyecek. Bizim yapabileceğimiz en önemli şey ise bilinçlenmek ve sesimizi yükseltmek. Kadınların bir erkeğe hayır diyebileceğini herkese hatırlatmalı, sokaklarda güvenle yürümenin, eğlenmenin, gülmenin, özgürce yaşamanın hakkımız olduğunu inatla savunmalıyız. Çünkü bu sadece TES'e değil, bir hiç uğruna hayattan koparılan tüm kadınlara borcumuzdur.
Evet, bu haftanın karanlık dosyasının da sonuna geldik. Bir sonraki karanlık dosyada görüşmek üzere. Kendinize iyi bakın.
Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.