Podcast

saçlarımızla arayı düzeltiyoruz, nasıl mı: bilimle

Dr. Gulec Radio

1 yıl önce
Reklam Alanı (Deneme)

Bölüm Açıklaması

Doctor Güleciniz yemedi, içmedi, sizin için günlerce çalıştı, çabaladı ve sonunda istediğiniz o bölümü kaydetti. Evet sevgili peri bacalarım, saç sağlığı hakkında merak ettiğiniz, aklınıza takılan heerrrr şeyi bu bölümde bulabilirsiniz. Üstelik size bir sürprizim var. Bir ilk gerçekleşiyor bu bölümde. Çünkü ben ilk defa mikrofon başında yalnız değilim. Saç sağlığını konunun uzmanları, Türkiye’nin ilk trikologları Evrim Bayraktar ve Burcu Çayözü ile konuştuk. Dinleyin, yorumlayın, bekliyorum, öptüm!

Bu podcast Dyson hakkında reklam içermektedir.Dyson Ürünleri hakkında detaylı bilgi almak ve size en uygun ürünü bulmak için: https://www.dyson.com.tr/products/hair-care?utm_source=podbee&utm_medium=podcast&utm_campaign=hairhealth&utm_content=drgulecradio_25temmuz

Burcu Çayözü: https://www.instagram.com/burcu_cayozu?igsh=MWt2OXN5cjJ5ZTJqMg==

Evrim Bayraktar: https://www.instagram.com/evrim.bayraktar?igsh=c3BkNzJvaGxjOHl6






Tüm bölümler ve daha fazlası için ⁠⁠⁠podbeemedia.com⁠⁠⁠'u ziyaret et!

Bölüm Transkripti

7.684 kelime · ~38 dk okuma

Dr. Gilledge Radyo'ya hepiniz hoş geldiniz. Peri Böcesi Akademisi nasılsınız? İstanbul'da yaptığım ilk PopCast. Ve hazırsanız bugün size ne konuşacağız biraz da bunları anlatayım. Bana hep dediniz ki abla seni bilim konuşalım, abla işte rengi sağlığı konuşalım, abla kadın sağlığı konuşalım. Ben bunları her zaman tek başıma o acıklı yerde yapmaya çalıştım biliyorsunuz. Ve bugün ne yapacağız biliyor musunuz? İlk kez konunun kendi uzmanlarıyla beraber sizinle saç sağlığını elinle boyunla konuşacağız. Ve ben bunun için çok heyecanlıyım. Peki abla bu konunun uzmanı kim dersen? Yanımda iki tane çok güzel trikolog

Öncelikle siz Türkiye'nin ilk trikologlarısınız diyebiliyorum, değil mi? Trikoloji, trikolog nedir? Tanımı nasıl yapılır? Veya benim bacılarım trikolog olmak isterlerse nasıl olabilirler? Bunları sizden duymak isteriz. Ben trikolog Evrim Bayraktar. Bu uzmanlığı İngiltere'den aldım. Ve bu lisans programı iki yıllık ve daha sonrasında akreditede olmanız için bir iki yıl daha vaka paylaşımıyla dört yıla tamamlamanız gereken bir uzmanlık alanı. Yani saç sağlığı uzmanlığı okuyorsunuz. Bay yardımcı bir alan. Trikolatince saç demek. Trikoloji saç bilimini tanımlıyor. Saçla ilgili tüm sorunlar.

Deri sorunları, eczama, kepek, yağlanma, kaşıntı, sivilce, saç sorunları, saç dökülmesi, kadın erkek çocuk farketmeksizin, saçın yapısal sorunları, aşırı ısıyla, aşırı kimyasalla kopması, yıpranması, kırılması, tüm bu saçların sorunlarını bütün olarak önce sorun nereden kaynaklanıyor analiz edelim. adını koyalım, teşhis edelim ve sonra nasıl çözeceğimizin adım adım aslında hedeflerini koyup önümüze, sorunu tespitten sonra nasıl çözeceğimizle ilgili programı tanımlayalım noktasında aslında destek veriyoruz. Yirmi yıldır Türkiye'deyiz Burcu'yla beraber ve bu alanda iki tane ayrı merkezde saç sorunlarıyla ilgili danışmanlık veriyoruz ve bakım uygulamaları yapıyoruz. Yani teknoloji yirmi yıldır aslında var Türkiye'de fakat biz daha yeni yeni duyduk, Dyson sayesinde mi gibi oldu? Biraz daha evet geniş kitlelere ulaşmış olduk bu konuda. Tabii ki trikoloji çok yaygın bir alan, tıbba yardımcı bir alan ve saç dökülmesi, saç sorunu yaşayan pek çok kişi bir şekilde araştırdığında tabii ki bize ulaşabiliyor. Ama Türkiye'de tek olmamızın hala da tekiz aslında. Yani uluslararası akreditasyonu olan, lisansı olan tek trikologlarız hala Türkiye'de. O yüzden bazen insanların bize ulaşması zor da olabiliyor veya daha meşakkatli olabiliyor. İstanbul'dayız sadece ama mesela online desteğimiz de var tabii artık pandemiyle birlikte özellikle Türkiye'nin her yerine hatta yurt dışına da destek verebiliyoruz. Ama evet hala bilmeyenler de var. Ama bu da çok normal. Çünkü çok böyle niş bir alan. Yani çok farklı, çok alanında uzmanlaşmış bir alan bu trikolojide. Ama biraz daha siz de biliyorsunuz tıpta da biraz böyle oluyor. Özel uzmanlaşma alanları daha çok son zamanlarda ön plana çıkmaya başlıyor. Çünkü insanlar biraz daha bir sorun yaşadıklarında saçlarıyla ilgili, sağlıklarıyla ilgili. Daha çok bu konunun artık uzmanlarına gerçekten ulaşmak istiyorlar ki kapı kapı gezmeden aslında sorun neden kaynaklanıyor? Nasıl bunu çözebiliriz? Ona inelim. Hala bu konunun en iyi eğitimi İngiltere'de. Türkiye'de henüz trikoloji eğitimi yok. Biz bunu tabii ki ileride aslında vermek istiyoruz Türkiye'de ama tabii bunun altyapısını ve zamansız olarak henüz hazır olamadık ama şu anda en prestijli eğitim İngiltere'de, İngilizce bilmek gerekiyor.

Transkriptin tamamını oku

Online'da eğitim alınabiliyor bu anlamda ama bunun için de mutlaka tabii ki İngilizce şartı var. Çoğu zaman referansla öğrenci kabul ediyor bu enstitülerde ama iki yıl, üç yıl kendinizi buna adamanız gerekiyor. Sonrasında da vaka paylaşımlarıyla garantilemeniz gerekiyor. Oradaki üyeliğinizi ispatlamanız gerekiyor. Teşekkür ederiz. Anlaşılmıştır diye sanıyorum kızlar değil mi? Şimdi şöyle bir durum var, tıpta da bu var mesela. Biz tıp fakültesi okurken nütrisyon dersi görmüyoruz. Yani beslenme anlatılmıyor bize. İnsan sağlığında iyileştirme konusu biraz eksik kalıyor. Biz hep hastalıkları ve hastalıkların tedavisini daha çok öğreniyoruz. Fakat lonceviti işte uzun anlamlı yaşam sağlıklı yaşam sağlık iyileştirme kısmı eksik kalıyor. Saçta da biraz bence böyle. Cildiye ve cildiye saç hastalıkları. Bunlar da evet, biliyoruz, öğreniyoruz. Fakat iyileştirme kısmına, yıpranmayı onarma kısmına eksik anlatılıyor bize. Tamam, sonrasında dermatolojiye gittiğinizde de hastalık yoksa tamam, iyisin, git gibi. Ben burada bu anlamda biraz eksik kaldığımızı söyleyebilirim açıkça. Evet, belki bir hastalığım olmayabilir ama iyileştirmek istiyorum, daha iyi yapmak istiyorum. Nasıl saç sağlığımı daha iyi yapabilirim için eksik kalıyoruz. Ve bu anlamda gerçekten bugün sizden çok iyi tavsiyeler alacağıma inanıyorum. O yüzden de heyecanlıyım.

Gelelim benim ahiret sorularıma hazırsanız. Hazırız. Teşekkür ederim. Böyle karşımda bu konuyu gerçekten bilen, deneyimli, donanımlı insanlar görmek beni çok mutlu ediyor. Temelden başlayalım istiyorum. Ne konuşuyoruz? Saç sağlığı. Yani sağlıklı saç. Şimdi sağlıklı saç öncelikleri ne demek? Çünkü ben bakıyorum, Türkiye'deki çoğu kadının nasıl bir penotipi var saçta? Dalgalı ve koyu renk değil mi? Fakat böyle bazı kadınlara bakıyorum saçların canlı o kadar güzel geliyor. Diğerine bakıyorum aynı şey yok ama ikisi de boyatmamış, ikisi de bir şey yapmamış. Ne bu fark? Neden birine baktığımda bana sağlıklı geliyor, diğerine öyle gelmiyor? Önce bunu duymak isterim. Sonrasında da saçın sağlıklı olup olmadığını bize ne gösteriyor? Yani ben kalkıp sabah aynaya baktığımda, aa benim saçlarım sağlıklı mı değil mi? Nasıl anlarım?

Şimdi tabii bu bir yapısal mesele öncelikle. Genetik olarak saçın daha sağlıklı olduğu görseller doğuştan geliyor kişiye. Saçın kalınlığı belirliyor biraz bunu. Temel çekirdeği belirliyor. Çünkü uzak doğuya gittiğiniz zaman saç böyle sicim sicim iner ve çok parlaktır. Çünkü daha yuvarlak bir çekirdek yapısı vardır. Daha birbirine kenetlidir saç kapakları. Işığı daha güzel yansıtır. Ama ne o zaman bizim önemli olan faktör? Önce ışığı iyi yansıtması yani yıpranmamış olması saç görselini.

Dalgalı saçların şekilleri biraz daha yassı moddadır ve ışığı düz saç kadar doğru aslında ışığı yansıtamadığı zaman daha kırık bir görselle karşılaşırız. Bu da saçın hani belki sağlıksız altyapısı olduğunu göstermez ama düz saça göre sanki düz saç, fönlü saç daha ışığı iyi yansıtır, daha canlı görünürken dalgalı saç biraz daha bu anlamda aynı imajı vermeyebilir ama sağlıklı saçın altyapısında yıkadığım zaman kendi şekil alabiliyor mu? Bir tık hacimli durabiliyor mu? Temiz saç, benim için salkı saçları örnek veriyorum. Saçımı yıkadığım zaman sıklığım çok önemli. Çünkü saçı buraya kadar yağlı bıraktığım zaman saç yapışıyor, sönüyor ve aynı imajı bize vermiyor. Kolay şekil alabilmesi, hacimli olabilmesi, yıkayıp çıktığım zaman şekillendirmeye mecbur kalmayan saç da aslında salkı saç görselini oluşturur. Ama bunu beslenme şeklini belirliyor, yıkama sıklığını belirliyor. Yani saçın salkı gösteren unsurlar da aslında biraz bakım alışkanlıklarıyla ilişkili. kökünün sağlıklı olması yetmez mi? Ucunun da sağlıklı olması lazım. Elbette. O zaman hem kök sağlığı iyi olacak, hem de ucunun sağlığı iyi olacak. Ve dediğiniz gibi şimdi ben kendime baktığımda saçımı yıkadım, kremini sürdüm. Ondan sonra şekillendirmeden çıkabiliyorsam demek ki ben okeyim. Saçlarım sağlıklı diyebilirim. Evet, yani kolay şekil alabiliyorsunuz. Şekillendirme demiyorum ama hani kolay bir fırça ve fön yardımıyla şekillendiğinde saçım gerçekten hızlı şekil alabiliyorsa bu onun göstergelerinden bir tanesidir.

Saçlarımda çok kırık var, saçlarım sağlıksız mı? Siz sorun bunda. Evet, yani saçlarda kırık varsa bu saçın artık yapısı olarak bir arada duramadığının, saçı ören bağların koptuğunun bir göstergesi. Buna da daha çok kimyasal işlemler ve yoğun ısı işlemleri neden oluyor. O yüzden saç kırıma noktasına geldiyse de bunu onarmanın bir yolu yok.

o saçı kesmek gerekiyor. Bazen de bazı içsel dinamikler de saçın daha kırılgan, daha kolay yıpranır hale gelmesine yol açıyor. Mesela işte eğer beslenme bozuklukları varsa, proteinden çok eksik besleniyorsanız, kan değerleriniz çok düşükse, ciddi bir demir eksikliğiniz varsa da, saçınızda herhangi bir kimyasal veya ısı işlemi olmasa da saçlarınız kırılabilir ve kopabilir. Peki sağlıklı saç hakkında söylemek istediğiniz ekstra bir şey var mı? Yani sağlıklı saç ne demek? Bunun tanımını yaparken. Sağlıklı saçta aslında bizim pek böyle baktığımız birkaç nokta var. Saçın elastikiyeti mesela. Yani saç eğer elastikse, özellikle ıslakken böyle yüzde otuzu kadar uzayıp tekrar kısalıyorsa. O zaman o lastik ama esinemiyor aslında orada lastik gibi uzuyor ve tekrar eski şeklini almıyor. Yani elastik bir saç tekrar hafifçe uzar ve kısalır. Bu da neye neden olur? Saç işte herhangi şekilde mesela taradığımızda

Yıpranmasın, kopmasın. Sizin saçınız çok yıprandıysa, kimyasa işlemlerinden açılıkçı kullanıldıysa, tararken uzatıyorsunuz ama saç tekrar kendi eski boyuna gelmiyor ve işte o uzadığı yerden de kırılmalara başlıyor. Porosity dediğimiz bir şey var, saçın gözenekliliği. Bu gözeneklilik de işte dediniz ya mesela saçta işlem olmayan birinin saçı daha parlak ve canlı gözüküyor, diğerinin daha mat gözüküyor. İşte o saçın gözeneklilik yapısı, dıştaki cuticle dediğimiz koruyucu bir pul tabakası vardır saçın. Onun yoğunluğu ne kadar sağlıklı bir şekilde kapalı olduğu ile alakalı. Bu bazen genetik olarak daha gözenekli bir yapıya sahip olabilir saçın o dış pul tabakası. Bazen de işlemlerle veya ısı ile, kimyasa işlemlerle yıpranmış olabilir. işte o porosity dediğimiz durum eğer arttıysa, gözeneklilik arttıysa saçta hem saç daha fazla nem kaybederek kurur hem daha fazla elektriklenir. O yüzden bunlar bizim en başta aslında dikkat ettiğimiz şeyler işte ışığı iyi yansıtamaz saç ve parlak gözükemez ama elastikiyet çok önemli bir şey çünkü en çok saçta işte kırılmaya ve kopmaya giden nokta saçın elastikiyetini kaybetmesiyle geliyor. Burada da işte en yüksek oranda kimyasalların ve ısının öne çıktığını görüyoruz saça zarar veren nokta olarak. Çok iyi hanım teşekkür ederim. mesela asya saçları için dedik ya düzlerdir daha farklıdır bir de afro saçlar var onlarda da gözeneklilik yani porosity yüksek mi deriz düşük mü deriz böyle su almaz ıslanmaz falan şöyle onlarda da aslında şimdi saçın hücre yapısı asyalı saç tipinde çok düz saç tipinde yuvarlaktır saç böyle tamamen yuvarlak bir silindir şeklinde uzar saç kıvırcıklaştıkça gitgide bu elif şekli almaya başlar ve iyice böyle çok köşeli bir hal almaya başlar hatta gözenekte

Normalde deri altında düz bir saç gözenene sahipken düz saçlar, daha kıvırcık saçlar, gözenek içeride de dönmeye başlar. Sürekli aslında dönen bir saç yapısı düşünün. Sürekli de o yüzden nem kaybeder ve işte ıslandığında da zor ıslanır, nemi de içine zor alır. Sonrası da daha kolay da dışarıya verir.

Ama bu gözeneklilik yapısal fakat değiştirebiliyoruz. Ama değiştirebiliyoruz, koruyabiliyoruz, güçlendirebiliyoruz bu yapıyı bir noktaya kadar eğer işlemle hala saçımız hasar alıyorsa. Ama evet işte o kıvırcık saçların o hücre yapısından ve dönerek uzamasından dolayı gözeneklilik oranı daha yüksek oluyor. İpranmaya yaradığı saç yapısı aslında. Evet evet. Kırılmaya yatkın. En açıkta. Ve kırılma kopmaya da daha yatkın bir saç yapısı. Kıvırcığa gittikçe. Kıvırcığa gittikçe. Şimdi benim kırılma kopma demişken kendi hikayemi anlatmak isterim size. Peribacaları hakim bunlar çünkü iki yıldır beni gördüler bu saç maceramı. Siz şu an benim iyi halimi görüyorsunuz. Onlar sağolsun hep yanındalardı bu süreçte. Ne ağladım ne ağladım. Çünkü düşünün yani böyle bir genç kadın saçını sarı yapacağım diye falan böyle kuaföre gidiyor ve bir çıkıyor böyle ellerinde kalıyor böyle. Kökleri saçımın elimdeydi ve

o saatten sonra dava etsen ne etmesen yapacak hiçbir şey yok yani çok kötü bir durum ve oradan bugün şükürler olsun ki böyle saçlarımı rahatça yapıp çıkabiliyorum hatta dediğiniz gibi şekillendirmesem bile okey yani hani olur bir saç bu benim için çok büyük bir hayaldi bugün oldu çok mutluyum nasıl ben bu hale getirdim öncelikle ıslı işlem ben uygulamıyordum ama ıslı işlem değil sadece cıpratan bunların hepsini soracağım size merak ediyorum düşünceleriniz bu konuda ama ne yaptım her ay saçımı açtırıyordum ve o her ay açtırınca birazcık geciktirirseniz o diğer sarılar üst üste biniyor ve o paketlerin üstüne bindiği yerde kopuyor her şey kopuyor ne bağ varsa kalmıyor yani oradaki bağları da kopartınca akraba gibi bir daha yerine gelmiyor arkadaşlar ve yani o saçım gitti ve Elimde kaldı. Ben sonra ne yaptım? Onu sorarım. Ama size bir sorayım önce. Saç boyalarını en kötü atan şeyler nelerdir? Etmenler. Yapmayalım yani. O red flag. Yedi günah nedir? Tabii saç boyama hepimizin ısrarla saçı beyaz saçı nispeten kapatmak istiyoruz. Saçımızdan sıkılıp renklendirmek istiyoruz. Ama her saç bir kere bunu taşımıyor. İnce terle saç yapısı daha kırılgan ve hassastır. Saçı iyi tanımak gerekiyor. Hem kuaförünüz iyi tanıyacak, hem siz iyi tanıyacaksınız. Koyu renk saçlara sahibiz toplum olarak.

daha ağırlıklı ve yapımız da ince terli ve bu da saçımıza boya söz konusu olduğu zaman çok dikkatli olmaya gerektiriyor. Koyu bir renk saç tek seferde sarı rengi açılmamalı ama Türk toplumu bir de sarışın olmayı da seviyor. Evet öyle bir sevdamız var. Ve de daha kıvırcık veya daha dalgalı yapılayı düz formu seviyor. Düz formu kullanmayı seviyor. Bunlar hem ısı hem de kimyasal işlem saçın içindeki bağları ciddi alanda yıpratıyor.

hidrojen bağlarını, su bağlarını ciddi anda azaltıyor. Kimyasal işlemlerde içindeki sülfür bağlarını kırıyor ve saç asıl hasarı içerideki bağlarını da aldığı zaman artık onarmak çok zorlaşıyor. En baştan bu hasarı yapmamak gerekiyor saça. Yani sağlıklı uzayabilmesi ve iyi görünebilmesi için kimyasal işlemlerden bir kısmını elbette yapacağız ama saçımızı iyi tanıyacağız. O renkleri bir anda birkaç rengi açmayacağız. Sarışını sevmiyor sonra tekrar koyulaşmak istiyor.

Bu da kimyasal olarak hasarlayan bir mekanizma. Hasarladıktan sonra yine kimyasal başka bir işlemle, keratin bakımları, botoks bakımları gibi işlemlere bu sefer can haliyle sarılıyoruz. O da kimyasal bir işlem. O da zarar veriyor. Kimyasal dedik ya, ısıdaki zararı minimize etmek için. Ben şey kullansam, ısı koruyucu, krem, sprey. Ben mesela elim hep gidiyor, kullanıyorum. Ne kadar etkili? Sizden duymak isterim bunu.

Etkile. Gerçekten bir kalkan oluşturuyor saçın üstünde ve ısıyı yani saçın aslında fiziksel temasta bulunduğu ısıyı çok ciddi anlamda düşürüyor. O yüzden biz mutlaka düşük ısı kullanıldığında dahi diyoruz ki mutlaka saçınızda ısı koruyucu kullanın. Geçen bir şeyde gittim sana çektirmeye kuaföre tamam mı? Şehir dışındaydım. Bir kongre vardı. Bana böyle yaptı kuaföre. Bunu kullanıyorsunuz ama dedi ısı koruyucu bir şey yaramıyor bunlar falan. Dedim peki dedim ve devam ettim. Yani hani bu bazen oluyor. Bir de ısı koruyucu kullandığında şey çıkıyor ya duman. Evet. O çok korkutuyor insanı. Şimdi aslında ısıya karşı kurucular çok etkili. Bunun deneyleri var, yumurta deneyleri var. Isıya karşı sıkılan yumurta daha geç kaynıyor, diğeri daha çabuk kaynıyor gibi. Ya da bir kulak çubuğunla bu deneyimi yaptığınız zaman ısıya karşı kurucu sıkın çubuğun bir tarafına, o taraf yanmıyor, daha geç yanıyor. Ama ısıya karşı kurulundan taraf daha az yanıyor gibi. Saçınızı kullanacağınız ısının da derecesi çok kıymetli. Yaptığınız sıklık da yine çok anlamlı. Kullandığınız cihaz çok önemli. Hangi cihazı kullanıyorsunuz bu anlamda? Direkt o düzleştiriciler, maşalar ekstra ekstratacı yakan işlemler zaten. saçın kendisindeki nem oranı çok kıymetli. Çok kuru bir saça yaparsanız yine saç çok yanmaya ve yıpranmaya açık oluyor. O yüzden ısıya karşı koruyucu gelene kadar kullanacağınız şampuandan saç kremine artı ısıya karşı koruyucu artı leave-in saçta kalan koruyuculara ihtiyacımız var. Bunların hepsi bariyer oluşturduğu için ısı ile direkt teması kesiyor. Bir de kullanacağım makinenin ısı ayarlama özelliği varsa akıllı ısı kontrolü varsa o da çok kıymetli. Saçımın yıpranmamasını

Sağlıyor. Yani sırf dururken hararet yaptığında bile o bana etki etki dönüyor yani hani yüzde iki yüzde kalmıyor çünkü ısınmaya devam ediyor. Evet evet yani aslında burada saça en çok zarar veren hani yedi günah dedik ya iki tanesini söylersek mutlaka açıcılar özellikle işte bu sarıya dönerken o saçtan rengi alan dekolora işleminde kullanılan renk açıcılar yüzde kırka kadar saç ören bağları koparıyor tek seferde ve bunu tekrarlığınızı düşünün kaç kere oluyor ve 200 derece üstüne çıkan ısılar, saçın protein yapısını eritiyor. Saç dışından baktığınızda böyle normal bir saç gibi gözüküyor belki. Tabii o yıpranmışlık özellikle yıkayıp çıktığınızda belli oluyor ama aslında içindeki tüm o protein yapısı erimiş oluyor ve çok kolay kırılır hale geliyor yani. Ama 200 derece çok fazla gibi. 200 derece mesela ben herhalde kendimi düzleştirebilir miyim yani? Evde kullandığınız pek çok düzleştirici ve maşalar 200 derece üstte. Çok fena. Duydunuz mu? 220 derecelere kadar çıkıyor. İşte o yüzden biz hep kullanacağınız cihazın da çok önemli olduğunu söylüyoruz. Yani herhangi bir maşa, düzleştirici kullandığınızda bunların ısısı 200-220 derecelere kadar çıkıyor. Sonra benim saçım niye yıpranıyor? Güvenli alan ne? Yani şöyle genelde biz böyle 140-160 arası Biraz daha iyiyiz. 140'ın altında karışsak ama maksimum 140'a çıktığınızda, 150'e çıktığınızda saçınızda bir hasar oluşmuyor. Hele bir de ısı koruyucu kullanıyorsanız gayet güzel her günde saçınızı şekillendirebilirsiniz. Süper. Peki bir de size şimdi şu hikayemi anlatayım. Ben saçlarım böyle yandıktan sonra çözüm aradım. Ne yapayım, ne edeyim falan. Sonuçta gerçekten tıpın eksik kaldığı alanlar diyorum ya. Yani hani tıp bana çaresiz. Saç ektirmeyi falan düşündüm. Kaynak taktırdım bir. Tamam mı? Sonra çok kötü oldu. Yani daha da kötü oldu. Daha da koparır zaten.

Kötüydüm ki, mecbur kaldım. Sonra bir ay kaynakla dayandım. O kaynağı da çıkardım. Dedim, bu iş böyle olmayacak. Saçlarını boyatmıyorsun ve bundan sonra full sayıklı bakıyorsun. Şimdi ne kadar onaramayacağımı bilsem de gidenleri, elimden geleni yaptım. Bonding, treatment, odur budur, bağları olabildiğince onarmak için her şeyi yaptım. Sonrasında da bu süreçte, benim bence en bilinçli olarak yaptığım şey, ısıl işlemde Dyson harici bir ürün kullanmadım. Ve bu süreçte, benim tüm takipçilerim de buna hakim. Nasıl yaptın, nasıl yaptın abla? Bu kadar kısa sürede nasıl oldu? Kısa olmadı, iki yıl oldu arkadaşlar. Yani iki yılda oldu ama. Sabır gerçekten. Sıfırdan buralara getirdim. Ben şu iki ürünü kullandım. Saçım biraz uzayana kadar Airwrap ile ama Airwrap'in Airwrap başlığını değil de diğer başlığını daha çok kullandım. Çünkü Airwrap için bile bir uzunluk gerekiyor. Evet. O yüzden önce onu fön başlığıyla yaptım. Sonra kurutma başlığıyla. Sonra uzadıktan sonra biraz katları da biraz düzgünleşti. Çünkü böyle yamuk yumuk kopmuştu. Yani böyle bölgesel olarak elimde kaldığı için hiçbir taraftan soru yanı yoktu. Sonra Airwrap setleşimini de yapabiliyorum ve çok güzel uçları da düzgün duruyor kullandığım ürünler sayesinde.

Şimdi bu süreçte size sormak istediğim soru, sizce gerçekten benim bilinçli olarak yaptığım şeyin Dyson'u kullanmanın bana ne gibi yararları oldu bu uzatma sürecinde? Şimdi bir kere saçın uzaması içeriden gelen bir şey. Saç kanla besleniyor, oksijen ve proteinden çok destek alıyor. Bütüncül bir sağlık altyapısı istiyor. Yani saç uzayabilmek için enerjiye ihtiyaç duyar.

Ve vücut saça gönderdiği enerjiyi normalde eğer bir eksiğim varsa, bir vitamin mineral eksiğim varsa, beslenme eksiğim varsa, uyku eksiğim varsa ya da bir hastalık altyapımı varsa saçla daha az paylaşıyor. Saçın uzayabilmesi için de sağlıklı olmam gerekiyor temelde. Yani bu bütünsel bir şey. Bunu öncelikle böyle anlamam.

Buraya iki tane damla bir şey anlatayım, saçım uzasın böyle bir durum yok. Çünkü çok soruyorlar bize nasıl daha hızlı uzayabilirim. Önceki saatle besleneceğiz, çok yönle besleneceğiz. Bu ani kilo vermeler, şok diyetler hepsi ciddi saçı hasarlıyor. Saçın ama dışarıdan yıprandı ve koptuğu durumlarda ise eğer temel başka bir sorunumuz yoksa uzamasıyla ilgili, o zaman saçı kendi haline bırakmak lazım. Zaten gençseniz o hücesel bütünlük saçın altyapısında var ve tekrar uzamaya altyapısı olarak müsait saç. Ama dışarıdan yapacağınız kopmama mekanizmasını devreye sokmuşsunuz aslında.

Ne yapmasın işlemlere ara vermişsiniz. Hiç boya yaptırmamışsınız. Kendi haline bırakarak daha sonra yıpranmaması ve kırılmaması için bir takım çözümler aramışsınız. İşte bir takım bont bağlayıcı, bakımlar kullanmışsınız. Artarı sonra da saçın yıpranmaması için doğru bir cihaz seçmişsiniz. Çünkü buradaki akıllı ısı kontrolü dediğimiz şey, saça direkt ısıyı vermiyor, havayla şekillendiriyor ve ısıyı eşit dağıttığı için bir noktaya ısı merkez olarak gelip de hasar vermiyor. Bu da saçınızın aslında en baştan ihtiyacı olan şey genel kurutmasını yapıyor. Şekillendirmede de düşük ısıyla saçınıza hasar vermeden, o hasarı minimiz ettikten sonra saçınız kendi haline belli bir süre sonra uzamaya başlıyor ve bu uzaması devam ediyorsa halka şekilde. Şimdi ısıyla dedik, ısı değil de hava dedik ya. Ben böyle şu espri yapıyorum, o yüzden güldüm. Hava bükücü hani. Hava büküyor ama hala son hava bükücü. Hava dürüm neydi ya da air wrap yani. Air wrap dürümü, evet. Hava dürümüyle, komik geliyor. Neyse. Nasıl ısı vermeden havayla yapıyor? Yani ben anlayamadım Meryem Hanım. Isı veriyor, ısı vermiyor. Bu akıllı ısı teknolojisi dediğimiz şey, ısıyı saça direkt bir noktaya nüfus ettirmiyor ve dağıtıyor. Oradaki kullandığın teknoloji, o ısıyı ciddi anlamda havayla dağıtıyor ve saçın temelindeki bir plakayla saça yay vermek yerine havayı aslında büküyor içinde. Harika. 45 derece bir ısıyla yönle üflediği yerden saçı kendi kapakları yönünde hem parlatarak hem canlılığını tekrar kazandırarak kurumasını sağlıyor.

yani bir makineyle 45 dakika kurutursanız saç yine hasar alır ama burada 8-15 dakikada saç kuruyor. Bir de 140'la. Evet 140'la kuruyor. Hatta 100'le kuruyor, 110'la kuruyor. Evet yani kurutucularda biraz daha da düşük hatta ısı seviyesi. Bir de ısı sensörü olduğu için aslında şimdi hani normal bir kurutmayla dedik ya belki yarım saatte saçınıza şekillendireceksiniz işte kurutacaksınız ama onlarda ısı kontrolü olmadığı için cihaz kurudukça motor ısınıyor ve aslında saça yansıyan ısı artmaya başlıyor. Dyson'da işte bir de bu ısı koruma sensörü olduğu için

Tüm ürünlerde var ve sürekli ısıyı kontrol ediyor. O yüzden de zaten o korktuğumuz saça zarar veren ısı derecelerine çıkmıyor. Çünkü biz 100 derecede 140 derece arasındaki ısılara okeyiz saça zarar verme anlamında. Ben pek çok danışanımdan da duyuyorum. Sen de denk geliyorsun Revim'cim. Saçında özellikle her kadın bir kere bir başına geliyor. Yani her kadın onu tadıyor.

Evet, saçının bu sarı işlemlerden dolayı yanması, kopması. Biz o kadar çok danışana denk geliyoruz ki özellikle ben son 3-4 senedir pek çok danışanımdan şeyi duyuyorum. Saçım 2 sene önce çok ciddi koptu, geçen sene koptu, işte yıprandı, boyattım, ettim. Ama Dyson aldım, onu kullanıyorum, onu sayesinde uzattım. Yani aslında bu sizin bireysel hikayeniz dışında çok fazla kişilerin de duyduğumuz bir şey. Kamyona mal olmuş bir hikaye bu yani. Evet, kamyona mal oldu. Dyson aldım, kullanıyorum. saçlarımı böyle hani kendim yapabiliyorum evdeyim ve böyle uzun saçlarım oldu falan tamam o da güzeldi o da hoş asla hoş dedi ben bas kat kullandım kızlar biliyor pixie kat kullandım o da çok güzeldi ama bunun zevki de ayrı o yüzden boyatmak istemiyorum çünkü o kadar yumuşak o kadar güzel bir şey ki bu yumuşak saç

O yüzden vazgeçmek istemiyorum bundan. Şimdi biz mesela kimyasal işlemlerde keratin bakımları, botoks bakımları bunları da karşılıyoruz çünkü bunlar da aslında kimyasal işlemler ve sürekli tekrarlandı. Özellikle saçı çok ciddi kırıyor. Önceden bizim şöyle bir ikilemimiz vardı. İşte iş hayatta çok aktif kadınlar geliyorlar bize diyorlar ki ben saçıma yapıyorum keratin bakımı çünkü diğer türlü her gün fön çektirmem lazım. Şimdi diyoruz ki her gün fön çektiriyorsan Her gün ısı da çok zararlı. O zaman tamam ne yapalım? Kötünle iyisi keratin seç. Ama artık böyle bir tercihimiz kalmadı. Çünkü kötünle iyisini seçmek zorunda değiliz. Zaten bir iyi var. Artık son birkaç senedir biz de şunu diyoruz. O zaman Dyson kullan. Saçına bu hasar verme. Yani artık keratin bakımı da yapma. Dyson'a yaptığı bir araştırma değil mi? On kişinin dört kişisi saçını her gün şekillendiriyor evde. Her gün şekillendirdiğiniz zaman o zaman elbette ısı bir majör faktördür hayatınızda. Isıyı daha uygun şekilde saçınızda kullanmanın artık elimizde bir formülü var. Dyson bize bunu sağlıyor.

Çok iyi. Şimdi peki şu soruyu sorayım. Size dedik ya. Onarmaktan önce yapmamız gereken başka bir şey var. Yıpratmamak. Çünkü artık saçı öldürdükten sonra tekrar saç canlı olmadığı için geri kazanmak çok zor. Ne yapalım o zaman? En başta yıpratmayalım. Tıpta da var bu. Önce zarar vermenin osunu. Aynı onun gibi. Peki ben önce zarar vermemek için, yıpratmamak için ne yapabilirim? Size bunu sormak isterim. Yani burada da aslında tabii yıpratmamak için hepimiz saçımıza bir şekilde şekil vermek istiyoruz, saçımızı boyatmak istiyoruz. İşte demin de dediğimiz gibi saçı doğru tanımak önemli. Her saç her işlemi kaldırmıyor. Bir kere çok koyu renk saçlıysak çok belki böyle sarışınlık hayalleri kurmayacağız ya da bunu belki uçlulara yapacağız. Yani biraz saçımızı tanıyarak doğru işlemi uygulamak çok önemli ve işte mutlaka düşük ısıda cihazlarla saçımızı şekillendirmeye özen göstermemiz gerekiyor. Pek çok kişi maddi kaygılarla bazen bütçesel düşünebiliyor ama sizin saçınız yanıp koptuk daha ciddi maliyetler çıkıyor karşınıza. Psikolojik olarak da çok ciddi. Siz o iki senelik süreçte kim bilir neler yaşadınız, ne kadar ağladınız değil mi o saçlar kopunca? O yüzden yıpratmamak çok önemli. Onun için de saç daha sağlıklı iken aslında saçınızı da aslında şekillendirin. Saçınızı her ay açıcılarla açmayın, boyatmayın. Öyle bir şekilde saç kullanıyorsanız da o zaman illa sarışın yapacağım diyorsanız saçınızı hep kısa kullanın. Çok kısa kullanın. Çünkü o saç uzamaz. Saatli bir şekilde uzaması, sürekli açıcı işleme uygulanan bir saçın saatli uzaması mümkün değil.

O yüzden önlemek en doğrusu. Aslında bu sağlık için de böyle hasta olmadan önce hasta olmayı önlememiz gerekiyor. Saçı da krono noktasına gelmeden önce koptuktan sonra ben alayım bunu kullanayım değil, en başından saçınızı ısı koruyucular kullanın, saçınızı doğru tanıyın, saçınızı doğru düzgün bir sıklıkta yıkayın, saçınızın uygun... Ve kestirin.

Mesela şunu demek istedim. Burada şimdi evet ısı ve kimyasalı biliyoruz ama başka ne yapabiliriz? Mesela saçımızı kurutabiliriz. Islak gezmeyebiliriz mesela. Bunun için ne söylersiniz? Mesela ben şunu söyleyebilirim. Saç ıslak gezmek ne yapar? Damarları büzüştürür. Yani bozuk konstrüksiyon. Bu ne yapar? Burnumuzu çıkar. Ani ödem olabilir orada falan. Yani günün sonunda yatkınsanız eğer alerjik dünyetisiniz falan filan. Böyle bu tarz hastalıklar olabilir. Şimdi saç derisi sağlığı anlamında ne dersiniz? Saçı ıslak kaldı, kurutmadı. Ne olabilir mesela?

Saç derisinin sağlıklı olabilmesi için belli bir nem yapısında ve belli bir pH seviyesinde kalması gerekiyor. Saçımızı ıslak bıraktığımızda, cid yüzeyinde bulunan bir takım mantarlar var. Bunlar cid yüzeyindeki hümidite ortamı, yani rutubette ortamı, nemli ortamı seviyorlar ve burada daha fazla çoğalıyorlar. Bu da cid kusurlarını kaşıntı gibi, kepeklenme gibi, hassasiyet gibi ağrıştırabiliyor. Hatta dikkat ederseniz bazı kişiler saçını böyle nemliyken toplar, açtığında çok derim ağrıyor benim der. İşte koförler buna saç nezdesi diyorlar. Ama aslında olan şey temelde o bölgenin iltihabik değerinin artmış olması.

Hafif nemli kalabilir ama normalde kurutulması gerekir. Cid nemliyken dışarı çıkmayı önermeyiz. Cid nemliyken yatmayı, uyumayı önermeyiz. En az 2 saat o nemini alıp belli bir kuruluk seviyesine gelmesi gerekir. Saçı aynı şekilde çok ıslakken şekillendirmeyi de önermeyiz. Çünkü ıslakken saç çok hasara açıktır. Havluların en azından neminin bir kısmına alınması gerekiyor. Yani şakır şakır ıslakken şekillendirmeyi istemiyoruz. Ama hafif nemini aldık. Hatta Dyson'un ürünü var biliyorsunuz. Islaktan kuru yani. Nemi bir saçı çok hızlı şekillendirmenizi sağlıyor. O yüzden saçın evet yıkandıktan sonra mutlaka kök kısmındaki, deri kısmındaki kısmının iyice kurumasını istiyoruz açıkçası.

Tamam, kuru saç istiyoruz ama kurutmanın da yolları var. Ayrıca mesela şu da var. Ben ne yapabilirim? Gece rofiber havluya sarıp gece öyle kalabilirim. Air dry yapabilirim. Yani havada kendi kurumasını bekleyebilirim. Ama burada da mesela bazı handikaplar var. Beklersem kurumasının kendine olur, kuruma süresi uzar. Bu da istemediğimiz bir şey. Saç kurutmayı istiyoruz ama nasıl kurutalım?

Dyson'la kurutalım. Neden? Neden Dyson'la kurutalım? Niye? Ben kendim havluyla kurutabilirim. O havluyla sardım. Gece uyudum. Mis gibi mikrofiber. Zaten sürtünmez. Tamam deyip düşünebilirim. Niye böyle düşünmeyeyim? Ya şöyle hani biz illa bununla kurutma noktasında saçınızı kurutun kurutmayın kısmı değildi. Kurutacaksan. En azından aşırı ısı vermeden, şimdi saç deri sağlığımı konuştum ya, saç deri sağlığında aşırı ısı da iyi bir şey değil. Yani yüksek ısıda yine saç derisi hasar görebiliyor, cid hassasliği de artabiliyor. O yüzden biz saça, derisine bu ayarlanmış ısıyı veren Dyson teknolojisini savunuyoruz ve destekliyoruz. Çünkü saça bütünsel sağlık getiriyorsunuz. Saç sağlığı deriden başlar. Derim sağlıklıysa saçım daha sağlıklı olmaya aslında adaydır. Saç derime yaklaştığı zaman ısı sensörüyle bunu algılayıp ısıyı düşüren bir teknoloji kullanıyor aynı zamanda Dyson. Bizim çocuklarda hem gençlerde bunu çok kıymetli buluyoruz. Çünkü deri daha hassastır küçük yaşlarda. Bu anlamda güvenle kişiler Dyson'ı hem erkek hem kadın hem çocuklarda kullanabiliyoruz. Ama saç derisini kurutma anlamında da o pH'i o hani tamamen kurutmak değil de gerçekten belli bir derecede sağlıklı dediğimiz parametrelerde kuruttuğunu biliyoruz Dyson'un kullandığı ısı ayarlama teknolojisiyle. Buradan saçımın ucuna doğru olan ısıyı da aynı şekilde ayarladığı zaman saçım aşırı ısı olmadan ve daha hızlı kuruma şansı buluyor. Bunlar çok kıymetli. Hem zaman kazanıyorum hem saçım aşırı ifranmıyor.

Peki ben kendi haline bıraksam, havayla beraber kurusa, neden bunu istemiyorum? Yani ben kurutmaktan ne kazanırım? Orada benim karım ne? Şimdi şöyle, saçınızın bir kere daha parlak ve canlı olmasını sağlıyor kurutma teknolojisi size. Kendi haline bıraktığınız zaman bir elektriklenme de başlıyor saçta. Çünkü o bir sürtünmeye bağlı, bir friksiyona bağlı. Saçın yıkmama payı da artar ıslak bir saç yapısında, yanı nemli bir saç yapısında. Saçın üstünüzü şekli almaz. Sabah daha elektriklenmiş kalkabilirsiniz ama kuruttuğunuz zaman saçın cuticle dediğimiz kapaklarını kapatıyorsunuz.

Doğru açıda ısı veren bir sistem yaptığınız zaman, saç çok daha parlak ve canlı. Işığı daha iyi yansıtır hale gelmeye başlıyor. Öbür türlü kapaklar açık kaldığı zaman, kendi haline kuruduğunda, saç o zaman daha az parlak ve daha mat ve bir tık daha elektriklenmiş görüntü alabiliyor. Bu çok iyi oldu. Çünkü bunu kullananlar var. Özellikle mesela dalgalı olduğunu köpük yapıp, bigo yapmak da bazen zor olabiliyor. O yüzden herkesin kendi rütünü oluyor ya, bazen de o rütünü de hep böyle havada kurutmak. ekleniyor ve o zaman da yani havalı dediğim kendi haline bırakmak air dry yapmak ama o zaman da şöyle bir handikap çıkıyor hep bekleyecek miyim kurumasını bekleyeceğim saatlerce kurumasını bekleyeceğim o yüzden bunu sormak istedim teşekkür ederim şimdi benim dediğim kadarıyla Dyson tüketicilerinin geri dönüşlerini onların alışkanlıklarını öğrenmek istiyor merak ediyor ve buna uygun da tekrar yenilikler sunuyor ve bu anlamda da çok değerli araştırmalar var ve bunları takip ediyor ben bugün sizden bu araştırmalardan birkaç tanesini öğrenmek istiyorum ve merak ediyorum Dyson ilerleyen süreçlerde ne yapacak? Türkiye'de en çok tercih edilen saç modelleri ne?

Şimdi en çok aslında hem saç yapıları hem nasıl uzunlukta kullanıkları hem ne sıklıkta şekillendikleriyle ilgili araştırma yapmış Dyson. Çok fazla çok da kapsamlı bir araştırma olmuş bu. Şu çıkıyor ortaya aslında Türkiye'de kadınların çoğunun saçı dalgalı ama kadınların çoğu saçını düz istiyor. O yüzden de düzleştirme ve fön işlemlerini çok yapıyor. Bunun dışında saç boylarına baktığımızda daha çok orta ve uzun boy kullanıyorlar. Saç şekillendirmeye çok önem veriyorlar. Bu çıkıyor araştırmalardan ortaya. Demin de bahsettik aslında, kadınların %90'ı en az haftada bir kez saçını şekillendiriyor ve 10 kişiden 4'ü, yani %'le vursak da %40'ı her gün şekillendiriyor. Bu da çok ciddi bir oran, çok da yüksek bir oran ve saç yapısı da birazcık daha böyle ince ve orta telli bir saç yapısı var. Tabii ki bu araştırmalar çok kıymetli ve bunları çok fazla ülkede yaparak aslında pazarın ihtiyaçlarına göre ürünü çeşitlendirmek ve teknolojisini geliştirmek anlamında faydalanıyor bundan. Ve en çok böyle sorunlara baktığımızda da kadınların en çok kaygı duyduğu sorun birinci sırada saç dökülmesi. İki kadından bir tanesi saç dökülmesi şikayetiyle geliyor. Tabii bu saç dökülmesi konusunda da birazcık aslında toplumumuz çok bilgili değil. Bazen normal günlük dökülme de onları kaygılandırabiliyor ama saç aslında her gün dökülen ve yerine yeni çıkan bir... Ne demek normal dökülme ne demek? O banyoda elimizde aldıklarımız normal mi? Normal saç yer değiştiriyor. Saç yer değiştiriyor. Kaç tane saç teli normaldir o zaman? Yani şöyle kişiden kişiye değişir. 100 tele kadar normal diyoruz ama bazı insan için 20 tel, bazı insan için 80 tel, bazı için 120 tel günlük dökülme normal olabilir. Önemli olan nasıl saçın geri kazanıldığı. 2 kadından biri saç dökülmesiyle ilgili kaygı duyuyor. Bu saç dökülmesi bazen koparak dökülmeler de olabiliyor işte. 10 kadından 4'ün saç şekillendirdiğini her gün düşünürsek, kıvırcık ve dalgalı saçları sürekli düz yapmaya çalıştığımızı düşünürsek, sürekli topladığımızı düşünürsek o yüzden tabii ki saçta mutlaka bu 2 kişiden birinin yaşadığı o dökülme kırılarak ve koparak dökülme de olabilir. Yani saçın kökten yer değiştirmesi değil, kırılarak ve koparak dökülme.

O yüzden de tabii ki teknolojilerde de buna yönelik önlemler nasıl alınır? Saç nasıl daha az hasar görerek şekillendirilebilir? Bunun çalışmasını yapma anlamında bu çalışmaların yapılması aslında çok kıymetli. Bizler için de kıymetli. Böylece saçımızı daha iyi tanıyoruz. Ama aslında baktığımızda en çok ortaya çıkan hem saç yapımız hem şekillendirme sıklığımız bunlar çok çarpıcı. Bayağı şekillendiriyormuşuz yani saçımızı. Tamam o zaman gelelim oraya. Çok da güzel yere parmaklarsınız. Saç şekillendirme. Saç şekillendirme ne demek? Yani ben saçımı, altlarını içe doğru yaparken neyi büküyorum burada tam olarak? Ya saçımı mı kırıyorum, keratinimi mi? Ne yapıyorum? Anlatır mısınız lütfen? Aslında burada saçımızı günlük şekillendirdiğimizde, şimdi saçı ören bağlardan bahsettik. Tuz bağları var, sülfür bağları var. Bunlar saçın iç kısmında, korteks dediğimiz esas saçı ören kısımda. Bir dakika, bir dakika. Tam anlayamadım. Şimdi tekrar söyleyeyim takipçilerim için.

Bir korteksimiz var. Neresi burası? Saçın esas yapı taşlarının bulunduğu kısım. Aslında saçı böyle tek tel bir saç denilince iç içe geçmiş. Üç silindirden düşünebiliriz. En içteki silindir medula dediğimiz bir katman. Ama bu saça sadece kalınlık veya incelik veren bir katman. Bazı kişilerde ince tel saçlık, kişilerde yok. Neden var bilinmiyor.

Sadece saçın kalınlığını belirliyoruz. Orta kısım korteks işte saçı esas oluşturan kısım. Ben böyle bazen kalın bir gemici halatına benzetirim saçını korteks kısmını. Çünkü binlerce liften bağdan oluşur. Bu bağlarda sülfür bağları ve tuz bağları vardır. Hidrojen bağları vardır. Saça renk veren melanin pigment dokuları vardır. Ve işte bu hidrojen bağları aslında saça geçici olarak şekil verdiğimiz kısımdır. O yüzden siz saçınızı böyle şekillendirdiğinizde, düzleştirdiğinizde, büktüğünüzde, kıvırdığınızda siz aslında o hidrojen bağlarının dizilimini değiştirirsiniz ve saçı o hidrojen bağlarıyla yeni şeklini vermiş olursunuz. Yıkadığınızda gider o şekil zaten saçta. Yıkadığınızda da gider. Saç mesela nemliyse hava ya da yağmurluysa o havada bile tekrar eski. Çünkü hidrojen bağları tekrar suyla buluştuğunda ya da nemle buluştuğunda tekrar eski şekline saç dönmek ister. Bir de işte kadıcı şekillendirmeler vardır.

Bu saçta perma dediğimiz kıvırcık yapma ya da işte düzleştirici keratin gibi bakımlarda. Bunda da niye kimyasal diyor? Çünkü bunlar da işte saçı ören o sülfür bağlarını kırarak tekrar verilmek istenen şekilde düzleştirerek işte düzleştirmelerin bir de orada üstüne 230-220 derece ısı basarak O yüzden işte çok zararlı. Saçta o zaman sülfür bağlarını ve tuz bağlarını yeniden şekillendirip o şekle sabitlerseniz o kalıcı bir şekillendirme oluyor. Ama hidrojen bağlarıyla günlük şekillendirebiliyorsunuz saçınızı. Düz yapabiliyorsunuz, dalgalı yapabiliyorsunuz. Tekrar suyla buluştu ya da nemle buluştu. Saç eski haline dönüyor. O yüzden mesela saçınızı kuaförde yaptırdınız, sprey sıkarlar. Hava nemliyse özellikle o havadaki nemle birlikte. Saç tekrar su molekülleri buluşup evet saç şeklini kaybetmesin diye. Peki ben Airwrap ile yaparken önce ısı ile yapıyorum sonrasında soğuk istiyorum ya. Evet soğuk işte kilitleme teknolojisi. Sabitliyor. Sabitliyor o şekli. Çünkü ısı ile birlikte o şekli tekrar hijrojen bağlarını yeniden şekillendirdiniz. Soğukla da birlikte o verdiğiniz şekli sabitlemiş oluyorsunuz. Bu kadar kanıtlı bunu yaparım yani. Şimdi saçımı aldım elime tamam mı? Büktüm. E niye geçici şekillenmedi bu? Çünkü arkadaşlar saçın şekil alması için iki tane unsur var. Birincisi ne? Isı. İkincisi ne? Islaklık. Ama nasıl ıslaklık? Şöyle ıslaklık. Saçımızı ıslatınca ne olur arkadaşlar? Geçici şekil alır. Peki ısı ve ıslaklıkla şekil alıyorsa ben bu saçı nasıl sabitlerim? Bunda iki yolu var. Soğutmak ya da kurutmak.

O yüzden bir saçımızı şekil aldıktan sonra ısı ile önce yapıyoruz. Sonra Dyson'a yaparken ben mesela en son 10 saniyelik şat veriyorum. Soğuk şat, kold şat. Niye? Kurusun, sabitlensin diye. Anladınız mı? Bir de şu an ne yapıyorum sonrasında? En sonunda arkadaşlar, Dyson'un ucundaki böyle frize alıcı alet var ya, teknolojici yani. Onunla saçımın üstüne böyle geçiyorum. Hem burada öğrendim ki, size söyleyeyim hemen. Araya saçları atıyormuş arkadaşlar. Hem de ne yapıyor? O tüm frize alıyor. Elektriklendirmeyi alıyor. Önlüyor. Öyle yani.

Aramızda kalsın. Yani orada hem iyon teknolojisini kullanıyor aslında, hem de işte o küçük saçlarımız hep aradan çıkar ya, biz onu da bazen elektriklenmiş, döken saçlarına yeni gelen minik minik bebek saçlar, içeri de itiyor saçları, böylece aradan onlar da çıkıp böyle frizli bir görüntü vermesin diye. Anladım. Aslında her şey friz değil yani. Bizim frizlandığımız aslında neymiş? Bebek saçı. Bazen aradan çıkan minik minik çıkan saçlar da olabilir. Onları da alta doğru itiyor. Havayla yapıyor, evet. Havayla, anladım. Şimdi diğer soruya geçiyorum. Öncelikle, Dyson benzeriyle çok ürün çıktı.

Biliyorsunuz ki yani piyasada bir sürü ürün var. Hem de daha uygun fiyatlı. Şimdi benim peribacam da bana soruyor, abla Dyson'un farkı ne? Dyson'un farkı ne? Ne ile Dyson'dan bu da çıkmış? Bunu da bir yorumla, bunu da bir bak. Ben hiç denemedim. Elim gitmedi. Ama size sormak isterim ki, Dyson'un bunlardan farkı ne? Öncelikle Dyson'un sloganı benim aşırı hoşuma gidiyor. Sadece bir Dyson, Dyson gibi çalışabilir. Bunu söyledikten sonra size sormak isterim. Neden Dyson?

Dyson saç sağlığına yatırım yapan bir firma. Bununla ilgili ciddi araştırmalar yapıyor. Bununla ilgili ciddi uzmanlarla beraber çalışıyor. Marka güvenliği çok önemli bizim için. Yaptığı, ürettiği teknolojinin arkasında ve bunu savunuyor, bunu çok ciddi ama destekliyor. Biz Dyson'u saç deri sağlığına önem verdiği noktada çok ciddi destekliyoruz. Çünkü saç deri sağlığıyla başvuruyor saç sağlığı. Ve bütünsel sağlık dediğimiz şey, saçı uçtan, kökten uca destekleyen bir teknoloji sağlığı getiren temel unsuru. Yani derinin sağlığı iyiyse, saçın bütünsel sağlığının iyi olma oranı çok yüksektir.

sonra kısmında öyle ama cihaza geldiğinde cihaza geldiğimizde de cihazı kullanan teknoloji patentli bir teknoloji bunu her yerde bulamıyorsunuz benzerini üretebilirsiniz ama ısı kontrolü sağlayan aşırı ısı vermeden ve bu ısıyı sürekli kontrol edebilen bir teknoloji ayrıcaklı bir teknoloji yani bu mühendislik harikası diyebileceğimiz bununla patent alan bir teknoloji bu Bunu her cihaz aynı başarıda kullanılmıyor açıkçası. Yani o iki sene içerisinde iddianız şu mu? Ben Dyson'un yerine başka bir ürün kullansaydım, bugün karşınızda bu saçta oturmazdım. Şöyle, saç sağlığınızı desteklemek anlamına baktığımız zaman, deriden uca desteklemek Dyson'da patentli ve iddiasını koruyan bir teknoloji ve kanıtlanmış bir teknoloji. Bu anlamda biz elimizdeki ürünün bu konuda verdiği desteği biliyoruz ve arkasındayız. Ama bunu herhangi başka bir cihazla saçınızı yapar mıydık? Karşılaştırmanı görmek lazım. Bizim çalıştığımız örneklerde ve saçlarda biz bunu Dyson'la defalarca gördük. Bir de marka güvenilirliği var tabii ki. Yani bu iddiaları sunarken biliyorsunuz ki Dyson'un bunun arkasında mutlaka bir araştırması, uzun çalışması, laboratuvar çalışmaları, saçlar üstünde, birebir canlı saçlar üstünde yaptığı çalışmalar var. Firma gerçekten bunu yapıyor. Yani biz saç sağlığına önem veriyoruz, biz şöyle ısı yapıyoruz, biz böyle hava teknolojisi kullanıyoruz diyor. Ama bunu gerçekten yıllar içinde

çalışmalarla da kanıtanını biliyorsunuz yani büyük bir marka. Mesela demin dediniz ya saçım koptuğunda hem bont yapıcı ürünler kullandım hem işte Dyson asıl koruyucu kullandım. Mesela pek çok bu anlamda da ürün var ama hepsi patentli değil. Burada işte bu teknolojinin patentli olması ama şu bile işte çok kıymetli. Saç sağlığına önem verdiğine, saç sağlığına ve saç tezi sağlığına önem verdiğinde Dyson'u nereden görüyoruz? Biz şu anda saç sağlığı uzmanları olarak sizinle burada

Bunu konuşuyoruz. Doğru. Ve estetiği çok güzel. Renkleri falan çok güzel uyuyor banyoya. Ben onu da ayrıca seviyorum yani değil mi? Renkleri. Bendeki Air Gold renginde. Air Yap olan da Laci vardı. İkisi de baya iyi uyuyor. Bir de kapları falan çok seviyorum. Onu da ayrı yani. Hep aklımıza hem ruhumuza ithal ediyoruz. Evet çok önemli. Çok kıymetli. Ben alırken böyle hoşuma gidiyor. Mücevher gibi. Aynen. Şeyi falan da hep öyle yani eskiden tamam ben kullanmadım ıslık işlemi ama iyi ki böyle başladım. Çünkü hem zarar vermedi hem orada mesela bitince duruyor direkt ısınmaya devam etmiyor. Gürültüsü, ağız bunlar günlük kullanımda benim dikkat ettiğim şeyler. Hani saç sağlığı ayrı ama bunlar çok zevkli yani. Tabii ki bir de şeye önem vermesi çok güzel. Ergonomik ve kullanıcı rahatlığına önem vermesi işte. Mesela çok yeni bir danışanımız geldi. Çok severiz. Yıllardır geliyor. Üçüncü kere sanırım kanseri nüksetti. Ve kemoterapi ve radyoterapi alıyor. Mesela bize geldiğinde de böyle Dysonlar, bizde merkezlerimizde var Dysonlarımız. Süpersonik R aldım dedi. Çünkü daha hafif ve çok rahat. Çünkü artık tedavide gördüğüm için kolumu rahat kullanamıyorum. Saçımı kuruturken çok zorlanıyorum. Yani hani çok küçük nüanslar ama baktığımızda insanların hayatına çok farklı noktadan dokunan

Çünkü her gün işte iki günde bir en azından bu yüzde geldiğimiz şeyler. Bundan o yüzden çok önemli. Sürekliliği var. Bir de saç dökülmesi sorunu günümüzde çok yaygın ve saç dökülmesi yaşayan her kişi saçındaki çok kaygılı ve en doğruyu en iyi yapma yönünde bir motivasyona sahip. Saça dökülen çok danışanımız Dyson'a aldım artık diyor. Saçımı yıkamaktan korkmuyorum. Çünkü saç dökülmesi yaşayan kişi her gün dökülen sayı gördükçe yıkamaktan da kaçınmaya başlıyor. Ya da kurutmak istemiyor. Bu kısmı Dyson çok pratik hale getirdi ve güven verdiği için kişi

saçını yıkıyor, şekillendirmek istiyor, Dyson'unu kullanıyor. Her konfor artırıyor bu anlamda. Hani danışan demişken şunu sormak isterim. Şimdi saçımızı daha önce söyledik gerçi ama dıştan yıpratmamak veya bakım yapmak için yaptıklarımızla beraber, saç sağlığı derisi çok önemli, bir de içten yaptıklarımız var. Bu anlamda danışanlara, biraz önce çok da üzerine denk geldi aslında, çeşitli danışanlarınız var, online de alıyorsunuz. Peki bu danışanlara beslenme tavsiyesi verebiliyor musunuz, veriyor musunuz?

Mutlaka. Bizim aldığımız eğitim ve tıbba yardımcı bir alanda uzmanlık elde etmiş durumdayız. Ama uzmanlığımız saç sağlığı. Amerika'da hiçbir işlem yapmıyoruz. Burada yapmamız gereken şey bu saç sorununu oluşturan faktörlerin içsel dinamiklerini doğru anlamak ve kişiyi yönlendirmek. Kişiye özel yapıyoruz bunu. Bir saate yakın bir analiz bu. Tabii saça bakmıyoruz. Kişinin cildine, tırnaklarına, tüylenme oranına, yağlanma oranına hepsine bakıyoruz açıkçası ve bütün yaşam parametrlerini sorguluyoruz. Sağlık altyapısı geçirdiği hastalıklar, kullandığı ilaçlar, kilosu, yaşam şekli, genetik hikayesi, bağırsak sağlığı. Bütün bunlarla ilişkili. Saç buraya özel bir yapı gibi görünse de ayrı bir cumhuriyet ama bütün vücut sisteminden etkilenir. Temelde hormonlarla etkileniyor. Kan değerinden %100 etkileniyor. Vücutsal enerjinden çok etkileniyor. O yüzden uyku sorunu olan bir insanın saçının ilgisi sorunlarla beraberinde gelebiliyor. Yani vücutsal yenilenmeye paralel saç yenilenebiliyor. Peki diyelim ki bunlar ve sağlıklı bir insan. O zaman ne önerirsiniz ekstra iyileştirmek için? Yani hastalık yok. Sağlıklı. Saça da dökülmüyor ama daha iyi yapmak istiyor. Evet şimdi o zaman biz saçı yıkamakla başlayalım.

Çoğu kişi saçı yıkamaktan korkuyor. Saç sık yıkanırsa saç kaybedeceğini ya da saçının yapısının bozulacağını, daha çok kuruyacağını düşünüyor. Onu size tek tek soracağım. Mit mi, gerçek mi diye. Ama öncesinde içten takviye olarak önereceğiniz ne var? Şöyle. Saç proteininden temel olarak besleniyor. Hayvansal proteini çok seviyor. O yüzden et, balık, yumurta türevini mutlaka günlük yaşantımızda beslenmemizde yaşantımızı eklemek zorundayız. Vegansta ne yapsın? Vegansta da çok yönlü beslenmesi gerekiyor. Çok dikkat etmesi gerekiyor. Bir takım samplemetlerinin alması gerekiyor. Çünkü yüksek oranda vegan beslenen kişilerde B12 eksikliği çok çıkıyor karşımıza. Bunu mutlaka takviye etmek ve o kan değerlerini kadınlarda her ay kanamayla belli kısmı kaybettiğimiz için 6 ayda bir kan testleri de yılda bir kez en azından görmek istiyoruz. Omegalarını? Omega 3, 6, balık yağları, ondan sonra D vitamini yüksekliğini çok önemsiyoruz. Cid sağlamlığı, cid direnci çok kıymetli D vitamini bizim için. Türk insanına genelde 20-30 civarında bizce düşük. belli bir seviyenin üstünde olması gerekiyor. Keza demir ve demir deposu feritin Türk kadının da ortalamanın altında çıkıyor. Bizim Türk ortalamasında feritin seviyesini 70'in üzerinde tutmak gibi bir hedefimiz var. Çünkü saç oksijeni demirden alıyor ve bu seviyenin ortalamanın altında kalması saçı sağlığına olumlusu etkiliyor. Genel pek çok vitamin grubuna bakılabilir ama en önünde çıkanlar D vitamini, demir, B12, çinko, folikasit ve magnezyum gibi değerlerin

ortalama üzerine yer almasına çok kıymet veriyoruz. Zaten saça dökülen her kadın bu kaygıya gelip mutlaka kantesinde falan yaptırıyor artık. Hani öyle bir çağdayız şükür. Hani bu bilincimiz var. Ama daha iyileştirme ve daha sonrasında ne yapılabilir bunları da konuşmuş olduk. Şimdi ben size şunu sormak istiyorum. Birkaç tane soru var. Böyle hızlı hızlı hızlı tamam mı? Çok zevkli olacağını düşünüyorum. Çünkü mit mi gerçek mi? Tamam mı? Başlıyoruz hazırsanız. Sizi bulmuşken bunu yapmak istemiştim. Şimdi saçı az yıkamak daha mı faydalıdır? Hayır. Mit. Mit. Çünkü derler ki bize saçın yağ ihtiyacı var. Daha sıklıkla yıkarsanız bu yağ gider.

Kendi yağıyla beslenemez. Saç yağla beslenmez zaten, kanla beslenir. Yağ neyi besler? Saçlarınızda yaşayan mikroorganizmaları besler. Eğer saçınızda o yağı uzun günler tutarsanız, günlerce tutarsanız mikroorganizmalar daha çok beslenir, daha çok artar. Ne dedik? O zaman da enflamasyon dediğimiz bir bağışıklık yanıtı devreye girer. O yüzden saçı doğru sıklıkta yıkamak çok önemli.

Süper. Peki bunu konuştuk ama tekrar bir sorayım çünkü bunu hep duyuyorum. Islak saç düzleştirilir mi? Şimdi burada eğer doğru cihazı kullanıyorsanız evet düzleştirebilirsiniz. Normal, klasik bir düzleştirme yaparsanız hayır. Niye Dyson AirStraight'te yapıyorsunuz bunu? Çünkü saçınız bunu uyguladığınızda hem direkt plakalar saça o yüksek ısıyı vermiyor, saça yapışmıyor ve havayla kurutuyor saçı. Yani yüksek ısıya çıkmadan zaten ıslakla şekillendirme modu ve kuruyla şekillendirme modu ayrı. O yüzden ikisi de farklı derecelere de ayrı. Yani saçımı düzleştirebilirim ıslakken

Biri bana derse ki, o ne yapıyorsun saçı düzleştirilir mi? Hayır arkadaşlar düzleştirilir. Dersini de düzleştirebilirsiniz. Diğer düzleştiricilerle hayır. Doğru ısıyla ve doğru cihazla plaka değmesin. Isı kullanması plakalar, sabit plakalar değil, saça yüksek ısıyı vermiyor ve havayı kullanarak, saçı aynı zamanda kurutarak şekillendiriyor ve düzleştiriyor. O yüzden burada kullandığımız cihaz önemli. Herhangi bir düzleştirici ıslak saçı asla kullanmıyoruz.

Tamamdır. Diğer soruya geçiyorum. Ay bu soru çok fena. Şimdi şöyle bir şey var. Benim saçlarım henüz beyazlamadı. Şükürler olsun. Ben bunun için birkaç takviye alıyorum. Ama bunu şu an paylaşmayacağım. Bunu sonra anlatacağım. Çünkü bunların hepsinin yönetikleri var. O yüzden korktuğum için söylemiyorum. Şimdi bundan sonra şunu diyeceğim. Beyaz saçım çıktığında ben bunu koparırsam iç katına çıkar mı? Çıkmaz. Çıkmaz. Çıkmaz mı? Yani şöyle, saç bir göz renk içerisinden büyüyor, bir tane saç çıkıyor oradan, yine bir tane çıkıyor. Ama bazı insanlar neyi fark ediyor? Şimdi siz o uzayan saçı, beyaz saçı koparıyorsunuz ya, koparınca saçın içinde büyüdüğü kılıfa zarar veriyorsunuz, yönünü değiştirebiliyorsunuz. Sonrasında da o saç çıkarken daha böyle tırtıklı yapıda, daha sert de çıkabiliyor. Evet, Melen'in de saçı renk veren, pigmentler saçı yumuşatan bir yapısı var. Beyaz saç biraz daha sert geliyor. İnsanlar düşünüyor ki ben bu saçı koparttım sert çıktı, kalın çıktı ya da işte böyle çıktı diye. Aslında orada koparmak çoğaldı. Zaten saçı beyazlamaya başlamış oluyor kişinin. O birden sonra ikinciyi görüyor, üçüncüyü görüyor. Hayvan diyor ki ben koparttım, saçım çoğaldı. Öyle bir şey yok. Şimdi diğerine geçiyorum. Hep aynı şampuanı kullanmak saça zararlı mı?

Hayır. Yani saç ihtiyaçları dönemsel değişir. Yazın saç daha çok kurur. Birazdan nemlendiren şampuanlar istersiniz. Kışın deri kusurları artar. Deriyi daha iyi arındıran içerikler istersiniz. Saç şampuana alışmaz. Böyle bir algı var. Aynen. Evet, böyle bir şey yok. Ama saçımın ihtiyaçları değişiyor. Boyandığı zaman daha kuru yapılı. İşte yıkamadığım zaman daha yağlı. Bazen daha yağı arındırmak hedefli içerikler kullanırım. Bazen daha yumuşatsın. Nemlendirsin içerikleri istersin saçım. O yüzden dönemse ihtiyaçları mevcut saçımın şampuan ihtiyacı değişir. Peki şöyle. Her şey iyi gidiyorsa, o zaman değiştirmeye gerek yok. Aynen öyle, memnunsa hiçbir sıkıntı yok. Evet Peribacalar, şimdi de size bir şey söyleyeceğim, çok dürüstçe. Bana sürekli diyordunuz ki, abla saçımda şu var, ne yapayım? Abla bu var, ne yapayım? Şu kız bunu kullanmış, ne dersin? Bir şey diyemem. Kusura bakma canım. Çünkü neden? Her şeyin bir bilimi var. Trikoloji de bu işin bilimi. Saç sağlığı, kıl bilimi. Saç sağlığı bilimi ise, biz de bilim konuşacağız. Kusura bakmayın, burada başka bir şey konuşamayız. O yüzden ben ne yaptım size? Türkiye'nin ilk trikolog ve aynı zamanda Dyson saç sağlığı elçisi olan iki tane güzel hanımefendiyi getirdim sizin için. Ne yaptık biz burada onları konuk alarak? Saç sağlığını, ne yapmalıyız, ne etmeliyiz? Daha üstünde hangi ürünün niyesini konuştuk? O yüzden anlamışsınızdır niye bugüne kadar sustuğumu. Artık susmayacağım. Çünkü artık frikologlarımız var. Değil mi? Teşekkür ederiz Evin Hanım, Burcu Hanım. Çok sağ olun. Biz teşekkür ederiz. İyi ki geldiniz. Bu işin bilimini bize anlattınız, öğrettiniz. Ben de dolu dolu dinlemiş oldum sayenizde. Çok zevkliydi, benim için çok doyurucuydu.

İyi ki fırsat verdiniz. Daha önce çok şeyimiz var saçla ilgili. Çok var değil mi? Tutkuyla bağlıyız biz de saça. Peki nerede duysunlar arkadaşlarım beni? Nerede sizi dinlesinler? Yani aslında pek çok platformda varız tabii. Ama bize en kolay aslında Instagram'dan ulaşabilirler. Kendi bireysel Instagram hesaplarımızdan Akademi Saç Terapi, bizim danışmanlık verdiğimiz ve bakım destekleri verdiğimiz kendi bakım merkezlerimiz onun Instagram hesabından ulaşıp her zaman bize sorularını da yöneltebilirler. O zaman ben size her şeyi en detayıyla aşağıya yazacağım tamam mı? Oradan bakarsınız.

Çok seviyorum. Kendinize ve saçlarınıza çok iyi bakın. I love you.

Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.

Reklam Alanı (Deneme)