Podcast

Coldplaylenmek

Reklam Alanı (Deneme)

Bölüm Açıklaması

Love Bombing, Gaslighting, Ghosting ve nihayetinde de Coldplaying... Bu kadar mutlu mu aldatıyor insanlar gerçekten birilerini? Şu ayrımı yapabileceğimi yeni öğrendim; aldatılacaksam aldatılayım da, ne olur Coldplaylenmiyim.










Tüm bölümler ve daha fazlası için ⁠⁠podbeemedia.com⁠⁠'u ziyaret et!

----- Podbee Sunar -------
Bu podcast reklam içermektedir.

Bölüm Transkripti

1.835 kelime · ~9 dk okuma

Bugün Coldplay'lenmekten bahsedeceğiz. Evet, çok iyi duydunuz. Coldplay'lenmek, Love Bombing, Gaslighting, Ghosting ve nihayetinde de Coldplaying olarak da düşünebiliriz bunu. Coldplay'lenmek ne ya, diyebilir bir takım sosyal medya takipinden geri kalan dostlarımız. Bir CEO'nun çalışanıyla birlikte sarmaş dolaş Coldplay konserinde görünmesi sonucu, keskeme yakalanması sonucu, ihanetinin inanılmaz şekilde meşrulaşması ve üstüne görülebilecek en iyi şakaların, mizahların ve trajikomik beyanların verildiği bir durum.

Aldatıp böyle ifşa olmak gibi falan da düşünebilirsiniz. Ya da öteki tarafıysanız, işte aldatılan ve bu ifşayı izleyen, yani coldplaylandım diyebilirsiniz. Bence çok iyi bir kelime türedi bundan, çok memnunum. Birçoğumuz hayatın bir noktasında coldplaylanmışızdır diye düşünüyorum. Ben şahsen coldplaylandım. Ufak çaplarda hepimize olmuştur diye düşünüyorum.

Çok ilginç değil mi? Aldatılmak çok çok önce, dünden bugüne, yıllar önceden bugüne... Aldatmak, aldatılmak hayatın her yerinde olan bir şey. İkili ilişkilerde, dostluklarda, arkadaşlıklarda... Ben tabii ki ilişki versiyonuna daha çok yoğunlaşıyorum ama... Hep hayatın bir yerinde, orada olan bir şey aldatılmak.

Transkriptin tamamını oku

Ama önceden en azından bunu bilmiyorduk. Yani hissediyorduk ya da maksimum eve giriyorduk ve basıyorduk ya da bir yerlerde basıyorduk falan ama bu kadar meşru bir şekilde alenen görmüyorduk ve haliyle bunların da bir açıklaması ya da ekstra küçük düşürmesi ya da belki kandırılması devamında gelmiyordu. Yani eskiden aldatılmanın da bir adabı vardı diyeceğim. Şimdi hoş olmayacak ama bunu yaşamanın da bir mahremi vardı. Aldatılmak önceden mahremi olan bir şeydi. Şimdi bir story köşesinde, ne bileyim, bir şakanın bir parçasında, bir konserde, sağda solda, bir kiskemde ve işin acı tarafı bence aldatandan ziyade aldatılan için. Genelde böyle kafamızda bizi aldatan insanları ya da başka biriyle o an birlikte olan bir insanı sanırım kafamızda böyle çok da mutlu olarak katıldığı bir eventte olmayan bir insan gibi düşünüyoruz. Ya ne bileyim hani beni aldatıyor ama o kadar da gülerek aldatmıyordur. Ya ya da hani biriyle birliktedir ama kafası karışmıştır, benimle ilişkisi çok kötüdür. o kadar da zevk almıyordur ya gibi belki bazen öyle şeylerle düşünüyoruz. Çünkü ben bugüne kadar yani sosyal medyanın da buraya gelişine kadar ya da coldplaylenmeye kadar bir insanın bir insanı nasıl aldattığının da bir mevzu olabileceğini hiç düşünmemiştim.

Mesela adama bakıyorsunuz, sarmaş dolaş, konserin keyfini çıkarıyor. Tamamen o anda hiç sanki yaptığı şeyden rahatsız oluyor gibi değil ya da işte birisinin alternatifiyle birlikte olduğunu düşünüyor değil. Yanındaki de öyle mesela. Ama genelde aldatılan kendinin daha kalıcı, sonrakinin misafir ya da ufak bir heyecan ya da kapalı kapılar ardında geçen bir şey olduğunu düşünür. Ama bir bakıyorsunuz, aslında gayet hayattan zevk alan, ne yaptığını bilen, o anın parçası olan ve orada eğlendikten sonra evine dönen bir insan görüyorsunuz.

Bununla yüzleşmek de yeni neslin payına düşen oldu ya da bu devrin payına düşen oldu. Çünkü lisede aldatıldığım zaman ya da lisede ben birini aldattığım zaman vs. fark etmez. Ya da bir dostum aldatıldığı zaman bu kadar net bir şekilde kapalı kapılar ardında ne olduğunu bilmiyorduk.

Ama şimdi insanların yüz ifadesi, eğlendiği o an, artık her şeyi yaşıyor ve sonsuza dek yaşayacak. Yani aldatıldığınızda sizi aldatan insanın, belki yıllarınızı paylaştığınız, çoluğunuz çocuğunuz olduğu ya da hayaller inşa ettiğiniz, evler kurduğunuz insanın, suratındaki o mutluluğu hatırlıyor oluyorsunuz ve o kafanıza bir şekilde yerleşiyor. Sanırım en çok da bununla uğraşmak zor oluyor. Ben yapılan eylemden çok, bunu bana nasıl yapardan çok... Nasıl o kadar mutlu yapar? Yani bu kadar mutlu mu aldatıyor insanlar gerçekten birilerini? Yaptım ama pişmanım, hayır yapmaz olaydım, bir anlıktı gibi bunca zaman inandığımız o aldatılmalar, kafa karışıklıkları, yanılgılar... Acaba aslında hiçbir zaman öyle değil mi?

Beni böyle bir uçuruma sürükledi bu Coldplay konseri. Yani bu Coldplay'lenmek, aldatılmanın da bir tıküstü ya da ufak bir sahneye maruz kalmanın da... Ben de çok public bir şekilde böyle küçük düşürüldüm ama bakıldığı zaman hani çok şükür Coldplay'lenebilirdim de. Yani bu kadar da olabilirdi de gibi şeyler de düşünüyor oluyorum. Böyle bir şey düşünmem gerektiğini bu birkaç aya kadar hiç bilmiyordum. Yani aldatılmanın da mesela ölümün de iyisini versinler derler ya aldatılmanın da iyisini versinler denilebileceğini Coldplay konserinde öğrendim.

Yani şu ayrımı yapabileceğimi yeni öğrendim. Ya aldatılacaksam aldatılayım da, ne olur koltukla eğlenmeyeyim, ya ne olur ben onu görmeyeyim, o andaki o surat ifadesini görmeyeyim, o insanla temasını görmeyeyim, o anda nasıl mutlu olduğunu görmeyeyim. Bu sanırım aldatma eyleminden çok insanların sonrasında belki terapiye gidip, belki bir çift olarak bir şeyleri atlatmaya çalışıp, bir şeyleri yoluna koymaya çalıştığında bence en büyük taş bu. Ya da bu olacak.

Kaydedilen o görüntüleriniz ya da bir yerden çıkan o görüntüleriniz... ...ya da üstüne yapılan milyonlarca şaka... Burada tabii aldatılan rezil oluyor manasında ya da aldatanın işte bir şeyi manasında demiyorum ama iki kişinin mahreminde bunu çözme olasılığı da artık hiç kalmıyor. Ve bu kadar mahreminin halka arz edilmesi ve senin artık barışmak istesen ve yuvanı kurtarmak istesen bile dönememen için sanki böyle kabak gibi o suratındaki o mutlu anın sana verilmesi bir lütuf mu lanet mi bilmiyorum ama aldatılmanın da boyutları olduğunu bize gösterdi bence bu olay.

Yakın bir kız arkadaşımla şunu konuştuk hatta. Yani ben artık nasıl aldatılmak isterim gibi bir opsiyon düşünüp, birine beni aldatacaksan aldat ama ne olur coldplayleme gibi bir alt başlık geçmem gerekeceğini falan bugüne kadar hiç düşünmemiştim. Bir şeylerin bu kadar erişilebilir olması, evet, iyi bilgiyi ya da iyi ilişkiyi, iyi iletişimi sürdürdüğün zaman bu internetin bu inanılmaz ulaşılabilirliği, bu inanılmaz belgeleyebilirliği çok güzel bir şey ama insanların kendi haline kalmasını da çok engelliyor. Mesela bazen insanlara şu soruyu sormak bana çok haksızlık gibi geliyor. Of kızım hâlâ mı o ilişki? Of oğlum unutamadın mı?

Pardon ama unutması için annelerimizin, babalarımızın ya da abilerimizin, ablalarımızın sahip olduğu lükse sahip miyiz gerçekten? Ya ben birini unutmak istediğimde, unutmak isteyen unutur evet ama yıllar önce unutmaya çalışan insanla aynı lükse mi sahibim ben? Birinden görebilirim, bir yerden görebilirim, elimin ucunda. Öncesinde mesela insanlar ayrılıyordu ve gerçekten ayrılıyordu.

Bir mektup, bir telefon, bir işte yıllar sonra bir sokakta karşılaşma gerçekleşmediği zaman o kişi öldü mü, kaldı mı, yaşıyor mu, çoluk çocuğa mı karıştı, kiminle neler denedi ve oldu olmadı, bunların hiçbirini bilmiyor oluyorduk. Ve bunun da bir lüksü oluyordu. O sana gelip mesela ben sensiz yıllarca yaşadım ama neler yaşadım ben, mutlu muydum ki ben dediğinde buna inanmak istiyorsan inanma lüksün oluyordu. Ya da kendi yaşadığın zorlukları tartıp kendi içinde verdiğin karara güvenme lüksün oluyordu.

Artık birisi gelip, evet ben senden sonra bir şeyler denedim... ...ya da ben seni böyle aldattım, şöyle oldu... ...ama ben mutlu muydum ya da doğruyu mu yapıyordum, eğleniyor muydum bilmiyorum dediğinde... ...yoo, deyip, bunu artık kanma lüksümüzü kaybettik.

Bu iyi oldu ya. Gerçekleri gördük gibi de bakılabilir ama belki de iyi olmadı. Çünkü aldatılmada aslında neye alındığımızı bence çok bilmiyoruz. Ben mesela fiziksel olarak birinin biriyle birlikte olması ya da biriyle yakınlaşması bana hiçbir zaman tabii ki verdiği acı, küçümsenemez ama aldatılmak gibi gelmedi. Mesela benim için aldatılmak, onun yaptığı şakaya gülmen ya da benim için aldatılmak onunla çok mutlu, duygusal bir an yaşaman. Çok belki de public, çok mutlu bir an yaşaman.

Kapalı kapılar ardına yaşadığından ziyade, sosyal olarak ve arkadaşsal olarak kurduğum bağ, duygusal olarak kurduğum bağ. Ve mesela birçok insanın Coldplay'lenmeye kadar beni bununla avutması ya da benim kendimi bununla avutmam çok kolaydı. Ama şimdi mesela birinin, düşünsenize belki sizin kocanız, sizin erkek arkadaşınız konserde, Coldplay konserinde sarmaş dolaş, görüyorsunuz, Duygusal olarak da orada sadece bir geçici bir şey değildi ki, seninle paylaşabileceği duygusal bir şeyi başkasıyla paylaşmayı tercih ediyor. İşte tam olarak burası aldatmak benim için. Kapalı kapılar ardında olan değil. Aldatmanın türleri olduğunu, neyin yıkıcı olduğunu, neyin yıkmadığını, neyi görmeye hazır, neyi görmeye hazır olmadığımızı anlamak için belki de bu olay çok büyük bir olay oldu.

Ya aldatılsam okey de coldplaylenmek istemiyorum dediğimi duydum ben. Bu da karşıya sanki istemsizce bir açık kapı bırakmak gibi. Tam sen beni aldatabilirsin diye bir şey imzalamak gibi. Yani bu olay insanların aslında aldatılmayı ne olarak aldığı, neyi nereye kadar tolere edebildiği, nereye kadar kandırılabildiği, nereye kadar kandırılmak istediğinin bence bir yüzleşmesi oldu. Mahremin ne kadar artık mahrem olmadığının sayısız kere karşımıza çıkmasının bir örneği oldu.

Böyle bir şeyde mesela, sen zaten umarım onun aranı dendiğinde düzeltmiyorsundur, düzeltecek olsam bile o görüntüye takılıp kalmanın ne demek olduğunu bize öğretti bu. Ya da benzer olaylar yaşayan insanlar tam olarak neye kırıldığını, nerede donup kaldığını, ilişkiyi nerede kaybettiğini buldu. Bana öyle oldu mesela. Demek ki eylem kısmı değil ama ben senin söylediğin yalanlara inanmaya hazırdım ama artık bana yalan söyleyebileceğim bir kapı kalmadı. Mutluydun orada, eğleniyordun. Yüzleşmesini belki de yaşattığı için bu olayın ağırlığı altında kalmanın başka bir şey olduğunu gördük. Hiç kendinize sordunuz mu sizin için aldatmak ne demek? Yani senin için aldatmak ne demek?

Coldplay'lenmek durumunda senin için mesela en yıkıcı olan ne? Benim için bu. Sevdiğim insanın orada bir başkasıyla böyle bir anı çok mutlu bir şekilde yaşıyor olması. dediğim gibi kapalı kapılar ardından olduğu değil, oradan oldu. Bana mesela bu koydu coldplaylenme de, benim için coldplaylenmek bu. Tüm dünyanın onun biriyle bir yerlerde, mesela bir teknede birinin biriyle basılması, işte öpüşüp koklaşması ya da el ele bir mekandan çıkması, bunlar coldplaylenmek gibi gelmiyor bana. Bunlar bana basit geliyor.

Ama oradaki o anın, mesela Kiss Cam bir konserde ya da büyük bir kalabalık bir eventte çok önemli, çok o anın belgelendiği, çok romantik anlardan bir tanesi ya, o sonsuzluğu senin değil de onunla paylaşmış olması. Ve o şekilde oraya yansıması, yani bu tamamen legal olan ve doğru olan anın hak ettiği bir romantizmken, o zaman ne gerçek gerçekten? Yani aldatıyorum diyen insanlar aslında evdekinde mi haklı kalıyor, yanındakinde mi haklı kalıyor? Aldatılmak nedir? Bu iş benim için aldatılmanın bütün anatomisini değiştirdi.

İnsanların duygusal bağ kurmasından mı? Bir konseri bu kadar mutlu bir şekilde geçiriyor olmasından mı acaba daha çok kırılıyoruz yoksa birini öpüp koklamasından mı? Bu ayrımı yapabilmemiz için çok iyi bir şey oldu Coldplay'lenmek. Ben düşünüyorum, düşünüyorum. Çok başka kapılar açıyor benim için.

Yani insanların aslında çok bir anlamı yoktu dediği şeylerin de ne kadar aslında anlamlı olabileceğini... Kendi içimizde bunu yapıyoruz zaten. Birini severken başka biriyle flört edebiliyoruz, mesajlaşabiliyoruz, konuşup buluşabiliyoruz. Ama içimizde diyoruz ki o başka, o başka. Ama bir yandan da kendimiz de orada arkada bir yerde eğleniyoruz. Sanki böyle göreve gitmiş gibi yapmıyoruz bunları.

Ama nedense karşıyı affetmek istediğimizde onun bunu yaparken hiçbir şey hissetmediğini ve görevi gidiyormuş gibi yaptığını düşünmek istiyorsun. İşte Coldplay'lenmek bizden tamamen bunu aldı yani. Eğleniyor işte. Mutlu işte. Gayet orada, anın keyfinde ya. Hiç zorlanmıyor, hiç aklı evde değil. Bizim karmaşık ya da zorlanan ilişkimiz yüzünden orada değil. Adam eğleniyor işte. En zor olan bence bununla yüzleşmek.

Bu açıdan bakıldığında da bilmiyorum. Aldatılmanın da hayırlısını versin diyorum ben. Siz de bir düşünün ya. Aldatılmanın hayırlısı sizin için ne? İlla ki aldatılacağız gibi düşünüyoruz. İlla ki oluyordur zaten. Aldatıyoruz, aldatıyoruz. Ama bunun hayırlısı neymiş yani? Coldplay'lenmek değilmiş. Neymiş bu aldatılmanın hayırlısı?

Beni buralara sürükledi. Yani bunu daha da uzun düşüneceğim ve bunun üstüne konuşacağım. Ama aldatılmak konusunda aslında neyin yıkıcı, neyin bitirici ve aldatılmak konusunda kendimize anlattığımız masalların ne olduğunu görmemizi sağladı bu olay. Umarım sana ne demek istediğimi biraz anlatabilmişimdir. Çünkü ben de tam bilmiyorum ama karışık karışık konuşuyorum, farkındayım.

Umarım omzuna dokunabilmişimdir, umarım sana sarılabilmişimdir. Umarım aldatmanın da yaşayacaksan en hayırlısını yaşarsın. Umarım coldplay'lenmezsin. Umarım coldplay'lenmeyiz. İhtiyacı olamazsın. Öpüyorum.

Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.

Reklam Alanı (Deneme)