
4.247 kelime · ~21 dk okuma
Merhaba dinleyicilerimiz, yeni bir bölüme hoş geldiniz. Direkt gireceğim. Galiba insanın, ben şuna inanıyorum, dönemsel olarak böyle duygu olarak belirli bir çağ oluyor. Mesela ben şunu fark ettim, ben bu yaşımda, hayatımın bu çağında böyle bildiğim dediğim şeylerin değişmesinden dolayı bir müzdariplik yaşıyorum, bir şok yaşıyorum, bir farklı bir duygu yaşıyorum ve değişen her bilgi yani giden her bilgi, okey, Gelen her bilgide inanılmaz geliyor. Yani gelen bilgiyi kabullenmekten ziyade diğer bilginin gitmiş olması, bildiğim şeyin yıkılmış olmasına üzülüyorum. Belki daha sağlıklı olan hemen kötü, yanlışı değiştirip doğruyu koymak artık daha bilgiliyim demek ama ben galiba biraz duygusal bir insanım. Yani bildiğim şey kötü olsa bile
O zamana kadar benimleydi ya. Benimle geldi. O kötüyü nerede aldım? Belki bir anısı var bilmiyorum ama... Hani direkt doğru bilgiye geçmekten ziyade taşıdığım o kötü duygunun bir anını... Onu bırakamamak galiba. Bu metafor değil. Bak bunu hayatının diğer bölümüne yansıttığında nerede zorlandığımı, ne kadar zorlandığımı az çok tahmin edebilirsiniz. Şimdi konuyu...
Şimdi neyi geride bıraktığım konusuna geldiğim zaman da bütün bunlar anlam düşüklüğüne yol açabilir. Olsun ben yine söyleyeyim. Geçen gün internette bilmiyorum siz de kaydırır mısınız böyle videoları. Ben galiba o konuda bir otostiklik kazandım. Yani inanılmaz bir kere başladığımı durduramıyorum. Mesela bir işim varsa dur ya biraz daha izleyeyim deyip ilerleyebiliyorum. Eğer günümüzde birisi sosyal medyada işte yok işte Okan Bögen işte kaydır onlar geri zekalı işte izleyenler derse de vallahi şu anımızda artık kimin neye iyi geleceğini bilemiyoruz. Size çıkıp da TikTok veya Reelsler iyi geliyor. Kaydırın diyecek bir tavsiye verecek değilim tabii ki ama. Ben günlük 15 dakika bir şey kaydırdım da valla kafam boşalıyor. Ama işte nereden ne alacağız? Bak neydi o söz ya? Her zaman belki doğruya ulaşamazsın ama eğer doğruya ulaşmak istiyorsan veya doğru geldiğinde sen doğru yerde olmak istiyorsan her zaman her yerde olman gerekiyor. Bunun tabii ki mümkün olmadığını ama en azından motivasyon konuşmacısı gibi bir tavsiye vermem gerekirse bunu söyleyebilirim. Ama mümkün olmadığını bilmek bence en sağlıklısı. SOTE
Geçen internette bir adam, bilmiyorum ismini. Onu daha doğrusu unuttum ya da orada var mıydı bilmiyorum. Eminim ki işinde başarılı bir yere gelmiş. Çünkü Reels videosu var. Bugün herkesten Reels videosu var demeyin. Bir yere gelmiş. Müthiş, muazzam bir açıklama yaptı adam. Bu arada çok ileri düzey bir adamsa çok özür dilerim. Bir akademik bir şey temsil ediyorsun. Lütfen bir cahilliğime verin. Geldi geçti ama bak söylediği şeyin aklında kalması bence daha iyi başkan. Bak oradan yüklenebiliriz. Adam şeyi anlatıyor, bu D'ye dağı ayırmışlar. Çünkü günümüzde var ya hani, D'ye dağı ayırmayı öğrenen, direkt ayıramayanı zorbalıyor yani. Bilmiyor musun? Abi D'ye dağı ayır... D'ye dağı ayırmayanı konuşamıyor. Oğlum bu kadar büyük dert olmamalıydı bence de mesela. Yani bir insan D'ye dağı ayıramıyor diye o kadar gözünde telli oğulları kadar düşemez ya. Ne bileyim ki, Emel Sunal filmi kadar düşemez yani. Ama bizim insanımızın bir şey öğrendiğinde, bence başkan en azından, öğrendiği şeyi gösterme çabası diğer tarafı daha düşürüyor olabilir ya.
Diyor ki sevgili başkanımız, yani deda ayrımını neye göre yapıyoruz diyor. Şimdi ne kadar doğru bir şeyden bahsedeceğim bilmiyorum. Ama bence muazzam bir açıklama. Yani deda ayrımını bilmiyorsanız bakın çok rahatlayacaksınız. Ben bu arada bilmiyor değilim. Ben bakmayayım. Ben bilip göstermeyenlerdenim. Diyor ki başkan, zaten diyor bu diyor, bu böyle bir kural yok diyor. İşte Türkçe oluştu diyor. Bir tane adam var diyor söz sahibi. O zaman kim bilmiyorum. Şimdi burada sorumluluk almayacağım. Hep adamın ağzından konuşacağım. D. Dayı ayırırken diyor, niye bu ayrılsın mı, bu ayrılmasın mı? Ya inisiyatif alıp diyor bu yapıldı diyor. Gerçi onunki çok daha detaylı bir anlatımdı yani. Sonuçta diyor bu diyor bir insanın kararıyla yapıldı diyor. Ya o adam yanlış biliyorsa diyor. Tamam günümüzde işte kelimeyi ayrı yazarsan anlamını kaybetmiyorsa ayrı yazıp falan bla bla bla. Ama bu şey tekniği var. Neydi o? Çin tekniği mi? Sorunun olduğu gibi değil de temeline kadar git, beş soruyla. Neresi okuyor, burası. Burası... Bak, öyle çok güzel bir örnek vardı zamanında. Biz derler ki, Türkler nasıl derlerse, ben hep bu örneği vermek isterdim mesela. Türkler şöyle, mesela dam var, bir dam var. Dam damlıyor diyelim. Türk...
O damlayan yeri bulduğunda orayı kapatıyor. Türk bu kadar, ya bu kadar Türk yani. Burası damlıyor, buraya kapatıyor. Sorun çözmüş gibi oluyor. Ama bak elin... Tabii atasözü bu, gerçek değil ya. Elin içindeyse damlıyor. Nereden geliyor bu su? Neden damlıyor? Falan temene kadar gidip o şeyi bulurmuş. Tabii bunlar şeyler yani. Kimse şu an çıkıp da mesela deseler ki herhangi bir Türk işte bu dam akıtmada, beyaz eşyalarda iyi değil. Mümkün değil. İskeletimizde var yani kullanım kulabuzu gibi bir şey yani.
Ama bak bu D Dağı ayrımıyla böyle başlamak isterim. Bugün biraz daha tatlı başlamak isterim. Sevgili dostlarım, D Dağı'yı ayıramıyorsanız, olabilir yani Dağı'yı ayrı yazdığında anlamı kaybolmuyorsa, buna zekan yetmiyor olabilir yani ya da buna ayırabilecek bir eforun olmayabilir. Diyor ki çok tatlı bir başkan yani, bunu takılma ya diyor. Bunu diyor sonra ki de kimin bulduğu bilinmiyor diyor. Zamanında diyor böyle bir kural kondu diyor. Bir adam oturdu, aa diyor bu kural olsun diye. Kondu yani diyor. Biz diyor şu an, sanki şöyle özür dilerim, şöyle hissettim, büyük bir güruhu sanki cehalete. Hani birazdan da okumayın bu.
Eğitime, eğitime hayır diyecekmişim gibi hissediyorum. Bugün çok özel bir misafirim var. Ay, stüdyoya küçük bir kedi girdi. Önce ismini söyle. Kübra ben. Kübra sen. Hoş geldin Kübra. Hoş bulduk. Kübra'yı nereden hatırlayabiliriz? Geçen bölümlerde bahsettiğim en yakın arkadaşım, en tatlı kız arkadaşım. Dokumatik olarak, efektif olarak girdiğinde birçok şeye güzellik katan arkadaşım olarak seni biliyorlar. Bugün de ilk defa soteli konuk oluyorsun. Bugün senin için özel bir gün. Önce öyle başlayalım. Belli ki söylemeyeceksin.
Evet, bugün benim doğum günüm aynı zamanda ve doğum günümü seninle geçirmeyi çok seviyorum biliyorsun. Evet. Bugün de böyle bir kendime bir hediye etmek istedim buraya. Benim de işim vardı, işimi durduramayacağım. Hadi gel dedim. Ben bugün çocuğu işe getirmiş gibi oldum. Aynen öyle. Sen D ve daha ayrımında iyi misin? Tabii iyiyim. Şimdi sana dinleyenlere özel canlı test yapsam ağırına gider mi?
Yok, ağrıma gitmez. Az önce anlattığın hikayeyi dinledim. Bunu yapan bir adam galiba, bir erkek. Deyda'nın doğru kullanımını yapmamak için, sorumluluğu... ...kalmamak için manipüle etmeye çalışmış yine klasik bildiğimiz erkek gibi. Yani sen biliyorsun, adam bilmediği için mi yani? Yani bilmemek iyi midir? Bilmek değil, yani onun sorumluluğunu almak istemiyor adam. Herkes gibi Deyda'yı doğru kullanıp işte ben Türk'üm ve Türkçe'yi... ...işte Türk dilini doğru kullanmalıyım gibi bir kafaya girmiyor da... ...işte ya onu kim çıkarmış, bilmem ne yapmış falan gibi başka bir yerden... ...yaklaşmaya çalışıyor, manipüle etmeye çalışıyor.
Halbuki sorumluluk alsa, dilini düzgün kullansa, hiç böyle şeylere gerek yok. Peki sence bunu bilenler bildiğini göstermek için bu kadar saygısız, bu kadar ne bileyim, ne derler onu, çiğ, bu kadar göze batı hareketleri olmasaydı D Dağı'yı bu kadar gündemiz yapar mıydık yani? Ya da birisi D Dağı'yı ayırmadığında bu kadar büyük sorun olur muydu? Mesela bence en büyük manipülatiflik burada.
Ya bu kadar basit bir şeyin bu kadar yapılmaması bence sorun. Öğreniver arkadaşım yani. Tam ters, tam terslerden bakarsak yani bu kadar basit bir şey yapmanın matah bir şey olmadığını aslında anlayabilsek, bunu yapmayanın da çok büyük bir günah işlemediğini belki anlamış olabiliriz. Tabii ki çok büyük bir günah değil. Herkesin kendi tercihi. Ama Türkçeyi doğru kullanmak gerekir diye düşünüyorum. Aşklara önem verir misin?
Yok valla karşı karşındaki erkek de ve dahi mesela sana mektup yazdı. Kübra bugün de yoksa de. Nasıl biliyor musun böyle? Ali Şanlı Çavaşıkar gibi birleşik böyle. İnsan tabii sevdiğinin yazım hatasını düzeltemiyor. Direkt şey olur musun? Yazdığı anlamdan ziyade yazdığı ne diyeyim zamir daha mı önemli olur yani?
Ya tabii anlatmaya çalıştığı şey daha önemli ama... ...onun dışında da mesela anlatmadığımız dışında şeyler de mesajlar veriyor ya. Nasıl yani, ne demek o? Ben mesela yazmış bana, seni çok seviyorum, işte ben de seni özlüyorum... ...bitiştirmiş diyeyim falan filan, yazmış yazmış böyle. Gerçekten ilk etapta o benim gözümü bir şey yapar, rahatsız eder yani. Dikkat et ya.
Şimdi bak Kübra düşünsene mesela. Olmaz günümüzde de madem hani bazen durumları da iyi belirlemek gerekiyor. Adam savaştı diyelim tamam mı? Sen de böyle diyorsun ay işte bir boş buzda keşke yazabilse. Aradan geçmiş bir buçuk ay. Diyorlar ki Kübra Hatun, Kübra Hatun sana diyor mektup geldi. Nereden geldi? İşte yaprak hareketinden geldi. Aa diyorsun benim erimden geldi mektup. Bir açtın bir sayfa böyle mürekkep yok. Adam taşa taşa vurarak yazmış, çamurla yazmış.
Ama diyor ki işte geleceğimin haberi yakında da diyor. Nasıl birleşiyor biliyor musun? Mesela bu şey olur mu? Ya abi savaştasın, dikkat etme. Savaştaki bir Suriyeli değilse dikkat etsin bir zahmet. Onu yazana kadar onu da yazsın ya. Çünkü yazmayı bilmeyen konuşmayı da bilemez bir noktada. Bu bir sürü şeyi anlatıyor aslında. Bana öyle geliyor. Düşünsene adamın sorumluluğunu. Sen aileyi geride bırak. Vatan için. Arkadaşların belki orada herhangi...
Askere gitmişsin, DEDA'ya ayıramıyorsun. Yuh be! Dönüyorsun, kız trip atıyor. Niye ya diyorum, yazdığında diyor. Ya trip atsam canım, aşağılarım, zorbalarım. Ha, keşke trip atsan mesela böyle durumlarda. Dalga geçerim. Aynen öyle. Umarım yaşattığını yaşamadan ölmezsin.
Yaşamamak için. Sen belki mesela insanları en çok nerede aşağılarsın var mı? Ben şunu asla dayanamam. Mesela senin belki daha ayrım değildir ama senin var mı ilişkilerde en çok dikkat ettiğin ya da şöyle bir sorayım. Bu arada bugün aşk falan konuşmayacağız. Sadece öyle aklıma gelmişken yani seni tanımak için. Ben insanları en çok şöyle aşağılarım dediğin bir nokta var mı? Bir kadın olarak. Bilmiyorum bu arada aşağılamayı sever misin? Datelerde falan mı? Nelerde? Datelerde ya da tanıştığım kişi. Datelerde aşağılama yaptık. Kadın erkek ilişkisinde mi? O kadar hızlı izin veriyorlar mı artık aşağılamaya? İzin isteyen kim? Malzeme verirse yaparız.
Malzeme dediğimiz herhangi bir uzvumuz değil, değil mi? İş buraya gelmeselerdi. O da malzemeye göre değişti aşağıdan bu konusu da. Şundan bahsediyorum. Mesela diyelim ki görüşmedeyiz. Neden çok rahatsız oldum? Ne beni zor balamaya iter? Galiba kendini çok övüyorsa. Bundan çok rahatsız olurum. Komik bulurum. Kendini öven insanlar bana komik gelir.
Sürekli ben, ben, ben değil mi? Tabii, o beni rahatsız eder. Hani sınırını bilmiyorsa, yani daha ilk buluşmadan benim giyim kuşamımdan bahsediyorsa, saçma sapan konulara giriyorsa... Niye bir dakika? Nihayet oturdu karşına, ne kadar güzel giyindiğinde. O başka bir şey, ben dahil olmaktan, sınır aşmaktan bahsediyorum. Sınır aşmak nasıl oluyor? Bu giydiğinin, keşke bunu giymeseydim ya da bunu şu an çıkarsak nasıl olur gibisin? Mesela, ya da ne bileyim işte, dediğim gibi tamamen karşındaki kişinin kendine anlatış tarzına göre birçok şey, konu çıkabilir.
Çok gençsin ya bu hayata göre. Umarım bu fikirlerin değişir ilerleyen süreçlerde. Ayda kaç kere dayita çıkarsın mesela? Yoğunluğuma göre değişir. Eğer uygun bir zamanım varsa. Mesai yok. Tamam. Ekstra çalışma saati yok. Canım yeni birini tanımak istiyorsa eğer, o dönemki moduma göre dayita çıkıyorum. Mesela kedilerin koku bırakıyorlar. Sen ne yapıyorsun? Tweet mi atıyorsun mesela? Uyuyamadım ya da Fener bugün uğurlu formayı giydin falan gibi şeyler mi? Yok. Instagram var böyle şeyler için.
Hikayem uyuyamadım ya. İlgisi olan erkek kendini belli ediyor zaten. Ben de eğer benim ilgimi çekiyorsa bir görüşmek istiyorum, tanımak istiyorum. Zaten ilk buluşmada çok şey kendini ele verdiği için o günden sonra karar veriyorum devam etmeyeceğimize. Belki de bazen karşımdaki de tabii ki karar veriyor ve isteyip istemediğini o seçebiliyor. Ona göre işte bir şeyler.
Böyle yalan söylüyor gibisin ama çok da dürüst konuşuyorsun açıkçası yani. Yani çünkü her şey olduğu gibi. Bir ilişkide mesela şeyin var mı? Seni bu an bak, seni şu an konuk, karşımdaki insanın bir kübra, benim için tabii çok değerli bir insansın. Öyle değil de, bir kadın. Ben kadınım. Bir kadın gibi düşünmek istiyorum yani. O yüzden de böyle bir kadına, gerçekten de stabil düzeydeki, daha standart yani. Lütfen bunu aşalamış gibi algılama. Kendin az çok farkındasın yani. Çıkabileceğin yer belli. Teşekkürler.
Birazdan fotoğrafını paylaştığımda çok kızabilirler. Şey, şeyi çok merak ediyorum ya. Vallahi bunu bak asla böyle... Bak bu arada şunu bil, ne bir şeyi aşağılamak, ne bir şeyi böyle... Ne derler ona? Kötülemek. Asla değil. Sadece çok sıfır, basic bir yerden, temiz bir yerden. Daha böyle... birbirimizi anlayabileceğimiz bir yerden dinlemek isterim. Gerçekten bunu arası çok nadir yapıyorum. Böyle konu kaldığım insanların bazı şeyleri çok merak ediyorum. Fikirleri mesela senin için de öyle. Seni böyle daha kişiselden ziyade bir kadın olarak çok dinlemek isterim. Mesela şeyi çok merak ediyorum. Bir kadının çok var çünkü Twitter'da benim kafam çok karıştı. İşte erkeğin parası olacak şu kadar kazanmak gerekiyor. İşte benim hayatıma birisi girecekse eğer şu şart. Bence bu arada asla hiçbirini yadırgayamam. Çünkü bir kadın ben şey demeli. bir adam beni alacaksa bak şu olmak zorunda. Tek sorun buradaki üslup yani bir hep söylerim bunu bir annen nasıl demek var bir de anneniz nasıl demek var yani ananla abi ikisi aynı aynı aynı yere gidiyor yani o yüzden hiçbir hiçbir zaman abi böyle bir taleben olamaz diyemem olabilir. Mesela senin var mı? Yani bu şey gibi düşünme ya. İlişki yaşayacaksam adamın maaşı gibi değil. Bir date de mesela böyle, en azından artık günümüzde. Çünkü hak ver artık çok, her şeye çok. Yani tipler bile çok. Yani asla işkence değilim. Senin mesela en azından bir date de. Ya şöyle olunca ben iyi diyebiliyorum. Date dediğimiz de buluşma bu arada yani. Görüşmeye. Yok sen şeyden rahatsız oldum ya. Basing dedim, date dedim ya böyle onlardan rahatsız oldum. Bir görüşmede, bir çıkma teklifi öncesinde. Sen ona yetişebildin mi çıkma teklifine?
Evet, yetiştim. Hiç peki sana birisi geldi mi? İşte atıyorum, Ahmet senden hoşlanıyor, sen onunla çıkar mısın? Evet, öyle şeyler yaşandı. Kağıt bile gönderildi. Bak, şimdi onu düşün... Evet ya, bırak ya. O zaman, o zamandı ya. Ben de mesela ilkokulda bir gün bir kıza açık olmuştum, Sena diye. O zaman nerede? Yok, bir yerde ekleyeceksin diye. Sanki benim konuşmaya bak yani. Süleyman Demirel zamanı. O zaman birisini gönderiyorsun arkadaşını. Uzaktan olayı takip ediyorsun. O gidiyor, konuşuyor.
Kızın yüzü gülerse ilk başta dalga mı geçiyor, alaycı mı buldu, hoşuna mı gitti falan. Sonra çocuk gel ne oldu diyor, tamam dedi abi diyor. Şeysin artık yani uzaktaki kız sevgilin, onun yanına gidiyorsun be hayatım. Hayırlı olsun ilişkimiz diye. Direkt öyle başlıyordun yani. Skip intro yani, hiç o başlangıç şey yoktu. Benim lisedeki sevgilim şöyleydi, hani okul zamanında sevgiliydik, yaz tatilinde görüşmüyoruz, konuşmuyoruz. Okul başında tekrardan sevgili olmaya devam ediyoruz. Mis gibi ilişki. Sen daha ne istersin? Yazın kimse kimseye dokunmuyor. Yok mesajlaşma falan sıfır. Herkes kendi hayatında. Peki yazın şey var mı? İşte döndüğümüzde kimseyle tanıştın mı? Yazın ne yaptın mı var mı? Yok aynı sıraya oturuyoruz yani. Tamam ilişki başladı bu kadar.
Sana bir şey soracağım. Sorumluluk dediğimiz şey böyle... Çok da şey konuşmak istemiyorum böyle sanki bir aktivist gibi işte normları yıkmak demek istemiyorum ama mesela bir adam konsol oyununda God of War'da Ragnarok'ta mesela o kadar iyi seviyedeki mesela adam. Yani kolu eline aldığı zaman oğluyla beraber bütün bütün bütün tanrıları ezebiliyor. Bırak can kaybının canı eziyor yani hiç azalmadan yani. Soruyorum sence mesela bu adam bir sorumluluk sahibi mi?
Bu adamın çok iyi bir hobisi var ve hobisini iyi kullanıyor. Bu bize bir kazanç sağlaması. Sorumluluk sahibinden kastım şu, amacı olan, hedefi olan erkekten bahsediyorum. Adamın amacı Kadof vardı, dünyada en iyi oyuncu olmak. Evet ama bu benim ileride çocuklarımın gideceği okulun parasını ödemiyor ya. İşte çağımız şu an ya buna izin veriyorsa ya hiç oradan bakmıyorsak.
Bence ben mesela ben şu an çok bu konuda opsiyonluyum. Mesela şu an tamam bahsettiğim şey belki bir şey diyeceğim yani günün sonunda ani işte bilgisayar oyuncusu olabilir adam diyeceğim belki. Tamam ben çok süsledim ama olabilir adam çok iyi bir online bir mecra oyuncusu olabilir. Adam bir platform oyuncusu olabilir. Tek sorduğum soru şu bir adam bir şeyde iyiyse oyunda bir gamerde iyiyse bu adam sorumluluk sahibi midir? Yoksa ne olsa olsun o bir sorumluluk değil midir? Bak ilişkiye nasıl bakıyoruz görüyor musun? Hiç aklın yok mu ilişki konuşmak bugün? Mesela o adam bana destek hayatım, ben gamer olacağım ve ileride şu, şu, şu hayallerim var. Şakaya bak. İşte hani böyle böyle hedeflerim, hayallerim var. Şu an bunun için çabalıyorum. Bütün çabam bu yüzden dese ve bana olan ilgisini hissetsem. Gerçekten bu bir sorumluluktur bu arada. Eğer hedefi oysa, çok iyi bir gamer olup çok iyi paralar kazanmaksa ben o yola desteklerim. Çünkü ilişki dediğin şey, karşındaki kişinin en iyi versiyonu için ona destek olmaktır. O da benim en iyi versiyonumu ortaya çıkarmalı. Sen kafayı bana takmışsın. Biz en iyi versiyonunu bulacağız. Tabii ki. Çünkü bazı ilişkiler vardır, senin kötü tarafını ortaya çıkarır ve sen onu deneyimlersin. Bazı ilişkiler vardır, iyi taraflarını ortaya çıkarır ve sen onu deneyimlersin. Bu böyledir. İyisini bulana kadar kötüyü belki deneyimleyip düzeltmeye çalışacağız. Benim için ilişkinin tanımı karşılıklı olarak birbirimizin, tekrar ediyorum, en iyi versiyonu ortaya çıkarmak için çabalamak. Çok şey. Çabalamak. İlişki nedir? Cümlenin sonu çabalamak.
Cümleyi sonuç almak değil işte. Erkek kafası düşünme. Her şey sonuç olarak da gitmemek lazım. Peki ilişkilerde, bugün konumuz ilişkiler değil ama gerçekten böyle bir şey isterim. Mesela ben tanıdığım için aslında bazı şeyleri konuşmak istiyorum. Mesela günümüzdeki, eskiden hiç yoktu, şeye dikkat ettin mi? Ne? Erkeklerin bu şey sevdası mesela, ne derler, ayak sevdası. Eskiden bu kadar yaygın bir şey değildi mesela. Ya da mesela eskiden bu şey gibi gelirdi insanlara, daha böyle hastalık. Mesela benim birçok arkadaşım var, bu konuda rahat mısınız derim. Onlar söyleyemezlerdi mesela, şey gibi gelirdi. Ya birisi duyarsa, abi nasıl söyleyeceğim işte kızarmış falan diye. Eskiden? Bir tek sende var zannediyordum ben bu özellik, bu ayak fetişi, ayak hayranlığı falan. Sana üzülüyordum
o zamanlar çünkü ayak sevmiyorum sergene. Senin de öyle bir rahatsızlığın var işte değil mi? Olabilir, rahatsızlık sayılabilir ama ayak görmeye tahammül edemiyorum. Kendi ayağın dahil buna. Evet, bana göre güzel ayak yok arkadaşım. Ayağınızı gözümüze sokmayın.
Hiç daha önce ısırdın mı? Ne? Hiç ısırdın mı daha önce? Ayağımı mı? Herhangi bir ayağı. Hayır, hayır, hayır. Yani böyle şey değil mi canım? Efendimizin ayağı falan. Öyle şeyler değil. Hiç ayak yalamadım. Haa. Umarım bir... Yalayanları da kınıyorum buradan. Gerçekten mi? Doğrudur canım. Bu kişisel bir şey yani. Mesela ben de yaş pastayı yemem. Mesela çok şey gelir bana böyle. Sen kadifeyi de dokunamıyorsun. Kadifeyi de dokunamam.
Bugün mesela buraya gelirken buna dikkat ettim. Mesela neden? Senin hassasiyetlerine saygı duyuyorum. Sen de o ayağını içine sok. Sen de o çorabı çıkarmayı ver. Çok sıcak olsun. Sen Minnetugay değilsin yani. Ağacın var. İlk müdahale çorabı çıkarmak olmuyor. Biz onu geçen bir şakası yapmıştık. İşte bir yer yansı şey vardı. İlk çıkartılacak şeyler, dosyalar diye böyle yangında. Biz onu düşündük. Minnetugay'ın ilk çoraplar yangında. Hemen çorapları çıkarttık.
Şimdi seninle aslında birazcık böyle bir takıldığım, bu hafta bir şey iyi oldu geldiğin seninle konuşmak isterim onu. Şarkılarla aranı iyi midir? Biliyorsun şarkı söz yazıyorum bir süredir. Evet yani bu daha birkaç aydır çok yoğun çalışıyorum. Eskiden beri hayalim olan bir şeydi. Şiirleri şarkıya dönüştürmeye çalışıyorum. Böyle bir dönemdeyim. Yazılmış şiirleri? Kendi yazdığım şiirleri. Şiir de yazıyorsun?
Sergen yeni mi tanışıyoruz? Hayır hayır bilenler için ya. İzin ver şaşırayım buna yani. Evet evet şiir yazıyorum. Bu şey gibi olmasın yani, aa peynir de mi kestin, kahvaltıya zeytin de mi koydun gibi olmasın yani. Tamam. Şiir yazıyorsun, yazdığın şiir bir yerden sonra sana belki tersiz geliyor veya daha da süslemek için şarkıya çeviriyorsun sonra onu. Evet. Şarkıdan sonra ne oluyor yolculuğa? Şarkı da bitiyor mu?
Ya ben şarkı sözünü yazıyorum. Beğendiğim sanatçılar var. Onlarla görüşüyoruz. Üzerinden geçiyoruz. Onlar da okeylerse, içlerine sinerlerse bir şarkıya dönüşecek. Umarım. Şu anki yeni hayalim bu. Şimdi sana o zaman izin verirsen, dün... Hiç iyi olur mu öyle mesela? Bir şarkı var, bilirsin o şarkıyı ama o şarkı bir yerde öyle bir denk gelir ki sana şarkıyı böyle başka bir seversin. Yılların şarkısı. Mesela bana hangisinde oldu? Tam Taşçı'yı rica ederim. Yıllardır bilirim bu şarkıyı. Ben bilmiyorum galiba.
Gerçekten süper oldu o zaman. Geçen gün dönerken yolda arkadaş açtı. Herhalde bir, bilmiyorum bir söz mü? Hayatımın o evresinde miyim bilmiyorum. Acayip etkileyici. Dedim ki ya bu hafta Kübra gelse. İlişkilerde bu kadar başarısız bir kadın var. Çünkü bak şunu etkileyelim. Şimdi sana sözleri okuyacağım tamam mı? Tek istediğim senden şu belki ikişerli belki dörtlü okuyacağım. Sence ne anlatıyor diye soracağım. Hazır mısın? Okey başlayalım. Sonra devam edeceğiz. Şöyle başlıyor. ''İçime sığmıyor derdim kederim, özledim yemin ederim. Bilsen nasıl çarpıyor yüreğimde ellerim.'' Bu sözlerde senin için böyle ne anlatıyor bu adam? Hiç geldi mi aklına? Gerçi öyle devam ediyormuş.
Sığmıyor derdim, kederim. Orada herhalde tam anlaşamamış, o da anlatamamış. Neyse, ben de şeye gidiyorum nakarata. Hazır mısın? Evet,
bu kısmı konuşmak isterim. Çok naif bitirmiş. Değil mi? Evet, çok tatlı bitirmiş, aynen. Çok enteresan. Sevgilim bitti bu aşk, hoşça kal diyorsun, olsun. Dağ gibi çekerim, üzüntülüyorum. Kabul edilmiş. Evet.
Anlayış gösteriyor. Ömrümü verdim yollarına serdim diye hiç önemi yok. Rica ederim. Çok hoşuma gitti bu. Ne kadar kibar. Ne kadar kibar belki. Çok tatlı bir veda etmiş. Bu çocuğun aslında yalan diye bir şarkı var. Ben şeye çok vuruldum. Galiba bize şey verilmiş müzikle son zamanlarda. İnsan hep böyle kendi yaptığı şeyleri. Ben sana bunu yaptım değmez miydi? Nasıl olacak? Nasıl yaşayayım? Söz ver. Hep böyle insan kendini sanki mağduriyetinde bahsediyormuş ya. Şarkının vurulduğu kısmı şey oldu.
Hani sen diyor görmezsen ömrümü yollarına serdim diye teşekkür ederim. Rica ederim ya hani. Sana feda olsun. Yaşa. Matah bir şey değildi ya. Rica ederim ne olacak. Aa belki de biz böyle düşünüyoruz bilmiyorum. şeytan tüyü var bu Hınzır'ın diyor ya. Kim diyor onu? Ali Dilsizer o da böyle kadının geri döndüğü anda şey hani adam hay hay diyor ya. Nerede? Şarkıdan mı bahsediyorsun? Evet. O aklıma geldi. Orada da mesela hani kadın hiç pas vermiyorken adamın kibarca bir hay hay demesinde tav oluyor ya. Aynı muhabbet yani. Ben sana şunu yaptım, bunu yaptım. Sen şöylesin, böylesin gibi saçma sapan bir manipülasyona girmeyip. Ben sana bunları yaşadık. Farkında değilsin. Ben sana şunları şunları verdim. Rica ederim. Teşekkür ederim diyorum. Aynen.
Öp, başına koy böyle adamı. Hani öyle sevdim ki diyor, hani yollarına sahip hiç önemi yok ya diyor. Sen bunu hak ettin. Değer diyor. Aaa çok güzel. Peki mesela bu şarkılarda mesela söylemek istediğimiz şeyden ziyade, mesela sen peki hayatında şey bir insan mısın? Ya da bunu bekler misin? Bir şey söylüyorsan söyle. Evet, ben şeffaflık çok severim, çok önemserim. Ben senin ne dediğini hakkında düşünmek istemiyorum. Ne düşünüyorsan bana söyle. Lafı dolamaya gerek yok, uzat diye söyle değil mi? Söyle bana abi, aynen söyle. Ben bulmayayım onu.
Bu magazin aşkın... Mesela ben de severim de. Niye oluyor? Bir şey değil mi o? Erkek ve kadını standartlarda şey yaparlar, bilir misin? Kıyaslarlar genelde. Erkek ve kadını böyle ayırırlar. Erkek ve kadını kıyaslamak doğru bulur musun? Yani gerektiğinde... Ben hiç doğru bulmam. Sadece ellerimiz benziyor. Hiç benzetemem ben ya. Baksana erkeklerle ilgili bir şey söyleyeyim mi? Seninki benziyor her gün. Senin ellerin çok kibar. Evet ya. Teşekkür ederim. Sen asıl benim mavalı gürsün. İnanılmaz. Hayatını korusun.
Bak size hatta bunu gösterdi anlatıyorum. Şöyle bir ipucu vereyim bak kıyaslamaya dair. Erkek gibi kadın niye kıyaslayamayız biliyor musun? Çünkü erkek şöyle bir şeye inanabiliyor bak. Erkeğin kafa yapısı. Mesela düşün ki adam 30 yaşında. Her boku yemiş içmiş tamam mı? Düşün her şeyi. Zararlı, pahalı, kim... Her şeyi yemiş içmiş. Ne zaman oluyor? Diyorlar ki yemek ye hadi yemek yiyelim. Adama diyorlar ki ya ne içersin benimle? Kola mı ayran mı?
Yani şöyle bir şey düşünüyor. Ulan ya diyor bana diyor ayran söyledi diyor içim temizlensin. Ya bir erkeğin kafası otuz üçlük bir ayran içtiği zaman bütün o mikrobu falan her şey. Demesem şey anlatabildim mi? Dümdüz. Yani çok ayrıyız. Yani mümkün değil kıyaslamak. Sadece dediğin gibi ellerimiz şey sayısı belli diyor. Onlar tane var. Ayak demedim bile koşamadığın için. Teşekkür ederim. Sevgili Kübra doğum günün kutlu olsun. Teşekkür ederim. Bu güzel yaşın umarım dilediğin her şeyi önüne getirir. Ne istersen senin olmak için sıraya girerler. Ve şuna inanırım.
Din falan. Mesela şuna inanırım. Vallahi ne istersen öyle olacak diye bir şeye inanmam. Umarım hep karşına güzel şeyler, isteyebileceğin şeyler çıkar güzel kızım. Bu kadar. Doğum günün kutlu olsun. Sen bir şey söylemek ister misin bununla ilgili? Çok teşekkür ederim. Rica ederim canım. Çok güzel. Oğlum çok ağlattın lan beni. Çok güzel konuştun ya. Canım benim. Ne kadar güzel bir kalp. Canım benim. Çok tatlısın. Samimiyetten öldük bugün. Yine gel ama olur mu? Gel, gel, gel. Instagram'ı söylemek ister misin? Yok, teşekkürler. Çok üzülüyorum ben senin haline. Çünkü datelerde çok başarısız bir kadın oldun. Date, ilişki bunlar başarı göstergesi değil. Her şeyi ve herkesi beğenmiyor olabilirim. Bu benim doğal hakkım. Her date'e çıktığımda herkesle sevgili olsaydım, şu an başka şeyler konuşuyor olurduk. Arkadaşlar, aşklı saçıcı olun. Sevgili dincilerimiz, güzel bir bölümün sonuna geldik. Umarım eğlenmişsinizdir. Eğlendin mi sen? Ben çok eğlendim. Bana çiçek almışsın bugün. Aşk olsun, doğum günü kutlu olsun. Vallahi. Umarım sizler de eğlenmişsinizdir. Gösteriler devam ediyor, stand-up'lar. Instagram'dan profilime girip veya Twitter'dan takip edebilirsiniz eğer bakmak isterseniz. Şunu da belirteyim çok yapmam. Bazen böyle burada bir şey konuşurken hani şey geliyor bize hani girişi güzel bu konuyu da konuşmuştuk gibi ama daha sonra sizlerden mesela çok oluyor gösteriden çıkışında oluyor işte dinliyoruz ya da bir konu. Teşekkür ederim ya valla günümüzde böyle bazı mutluluklar kolay bulunmuyor. Teşekkür ederim bu verdiğiniz şey için. Umarım SOTE'de uzun uzun devam eder. Buradan hem PodB'ye hem de sizlere bir kez daha teşekkür ederim. Bir şey söylemek ister misin? Son. Hayır. Madem hayır diyeceksin, niye düşünüyorsun beni trebe sokuyorsun maçta? Hayırsa hayır. Mesela bana sor. Bir şey söylemek istiyor musun? Evet, devam ediyorum. Sevgi dinleyeceğim. Yok, bende de bu kadar. Güzel bir bölüm. Teşekkür ederim. O zaman klasik bitirelim. Gitmek istemiştik, gidemedik. Çünkü sevdik burada her şeyi. Sevginin olduğu yerde gitmek olmuyorsa, her sevdiğimiz nereye gitti? Peki hala kaçtık biz de. Hoşçakalın. Hoşçakalın. Sote. So-te.
Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.