Podcast

S2E10 / Sen Tüm Dahi Anlamlardan Daha Güzelsin I Konuk: Eda Nur Hancı

Sote

2 yıl önce
Reklam Alanı (Deneme)

Bölüm Açıklaması

Seyirci sitemiyle başlayan ve bazı sahne sanatlarınının ne yazı ki önden içerik kataloğu yapamaması derken, alıştırılmış sektör didiklemesi ve yavaş yavaş sona yaklaşırken umutları tazeleyen bir bölüm.

See Privacy Policy at https://art19.com/privacy and California Privacy Notice at https://art19.com/privacy#do-not-sell-my-info.

Bölüm Transkripti

5.104 kelime · ~26 dk okuma

SOTE Bu günümüz modern dünyasında bir şey ilk gördüğünde, gördüğü alaka, gördüğü taleple ne kadar güzel olsa da tabii bu işin içerisinde, yani çok dolandırmış, saçma sapan konuşmamış stand-up'tan bahsediyorum. Günümüzde çok rağbet gören, şimdi ben de kendime bir şey demeyeceğim işte yok eskiler, yeniler... Bu denizin, bu okyanusun, bu poşetin içerisinde bir... Ya söyleyeceğim şeyi düşünüyorum, pardon. Şöyle, izleyici artık çok konuşuyor bence. Bu arada bir konuğumuz var bugün. Dur, beraber konuşalım. Bu arada mı? Eda hoş geldin. 27. dakikada fark ediyorum. Eda hoş geldin. Nasılsın? İyiyim. Çok teşekkür ederim. Sen nasılsın? Teşekkür ederim. Ben de gayet iyiyim. Eda Nurhancı bugün SOTE'de. Bu bizim programımızın artık bir yere geldiğinin göstergesidir. Estağfurullah. Ben kendimi çok şanslı hissediyorum buraya gelebildiğim için.

İnanılmaz. Böyle şeyi sevmem. Çıkarlar çok eski arkadaşım ama Eda ile biz valla çok sağ olsun çok birlikte skeçlerimden belki tanıyorsunuzdur. Çok beraber işler yaptık. İnanılmaz. Oyunculuğu olsun, insanlığı olsun. Çok konuda örnek oldun bize. Örnek mi? Ben dünyada sana örnek olacak insanım. Bize ya. Bize valla. Yani çok şey oldun ya. Herkese koştun. Evet. Bir kendine yetişemedin.

Hayda bu var ya, bu beni büyük dağlar biliyor musun bu cümle? Çünkü çok doğru. Çok doğru. Boğazımda kaldı ya. Boğazından geçmez zaten o. Bir yutkun öyle hiç. Biliyor musun peki niye olmadığını? Bilmiyorum. Çok da çabaladın aslında, çok doğru yerlerde bulundun. Niye bitmiş gibi konuşuyoruz hayatım? Ben çok heyecanlıyım senin için. Eda aslında tiyatro, tiyatrocu olarak demesem de tiyatro sanatları, sahne sanatlarında çok baskın yıllardır var olan bir kadınsın. Evet, tiyatroyla başladım. Sonra işte televizyona geçtik. Estağfurullah, tiyatrocu değilsin demedim. Bu alanın bir yere spesifik bir yere değil de aslında birçok alanında.

Transkriptin tamamını oku

Bunun gerek sunuculuk, hostluk, gerek oyuncu olarak sahnenin birçok yerinde görev aldın. Evet. Neden? Niye olmadı?

Hayır, ben şimdi ben Nacizane stand-up tarafındayım. Sahnede bir şey danışmak istiyorum. Şimdi mesela bir tiyatro oyununa giderken mesela bir oyun var. Oyunun mesela ön bilgisi yazıyor değil mi afişte bazen? Veya şeyinde yazıyor. Mesela ya da bir konsere geçeceksin. Kimin konseri? Bu ne bileyim? Kenan Doğulu. Mesela bilirsin değil mi? Kenan Doğulu'nun şarkıları hangisi? Evet. Hadi birinden birini çalacak olacak. Bilirsin ya da atıyorum çok bilinen bir şarkıyı bir de Kenan Doğulu yorumundan dinlemek sana bir sürpriz yaşatmaz değil mi konserde?

Doğru. Stand-up'ta ne yazık ki böyle bir şey olmuyor. İnsan gelirken neye geleceğini bilmiyor. Mesela bizde böyle ordu tabağı gibi önden söyleyemiyorsun. İşte arkadaşlar böyle başlayacağız. Sonra ufak ufak bir dini şaka var. Bunu yazsan ne olur? İçerik, akış yani. Yani bunlar yer alıyor. Aynen bunlar. Afişinde şey yer alıyor. İlk 20 dakika bundan konuşuyorum. Ailemden konuşuyorum. Sonraki 10 dakika bir sevgililerime değineceğim. Sonra 20 dakika işte medya kritiği ve gıybeti. Bence daha çok çekilir. Ben programı şu an sana yemin ederim yazdığım şey şuydu. Arkadaşlar biz ne yazık ki böyle bir şey yazamıyoruz. Bunu bilmeden gelelim diyecektim. Şu an sen söylerken bu seninle alakalı bir şey. Sen söylüyorsun diye mi bana doğru mantıklı geliyor? Yoksa cidden mantıklı mı diye düşündüm biliyor musun? Yarın bunu yapıyor değil mi? Saçma sapan manam gibi. Bir tane şey yapsana. Bir video. Hoş geldiniz. 18'de Balıkesir'deyim. Annemle başlayacağım. Soru siyaset.

Ve gerçekten şaka bir yana mantıklı geldi. İnsan bildiği, mesela şeyin bir sözü vardı bir ara bizim siyasette şey neydi o Joker'in filmde diyor ki insanlar diyor başına geleceği şeyi bilirlerse diyor sorun çıkarmazlar gibi. Tehlikeyi fark ederlerse. Hatta bizde o zaman bir şey vardı bir Twitter fenomeni vardı siyasete içeriden. Hatırlıyor musun? Olayları böyle açıklıyordu. Göya işte adamlarıymış da önden bilgiyi veriyormuş ki halk. Çok ben derine gittim. Ama dediğim şey hoşuma gitmedi değil ya önden. Önden bir şey biliyor olsan. Aynen. E şey diyebilirsin mesela işte en azından bir küçük. Yarın şundan bahsedeceğiz. Bunu bir konuşalım. Masaya yatıralım. Bu o zaman şey gibi özel günler. Mesela üç aylarda. Arkadaşım üç ay boyunca şöyle. Ya böyle bir program yapsa çok güzel kampanya mesela. Savur programı mı? Gece 2'de çıkıyor sadece. Ve şey diyorsun mesela, çok iyi dinlerseniz programın sonunda siz ne istiyorsanız ondan bahsedeceğim. İyice açık oluyor böyle. İyice. Ben de işte, ben de işte insanlar şey yapıyorlar diye rahatsız oluyordum. İşte bu konuya girme, bu konuda dalga geçme, bununla ilgili şaka yapılmaz diyorlar. Ama halbuki daha açık oynasan bunu, daha açık şekilde oynasan değil mi? Aynen. Onlara sor. Ne diyorlarsa anlat. Köpeği ol ya insanların. Benim sana... Ben de bak, ne biliyor musun? Şey diyorum işte, bu çıkıp böyle açıklardım. Hani insanlar şöyle bir para veriyorlar. Bir de benim biletlerim biraz, bilmiyorum baktınız mı, bir tık daha pahalı diye. Pahalı mı? Evet. O da şeyden, devletten... Beş para vermediğim için. Biletlerin. Benim de oluyor, çok şeye para vermediğim de böyle ağırsızca söylemiyorum. Benim, şu da, ben devletten engelli maaş almayayım diye biletlere yüz lira daha zam yaptık.

Bence yirmi de yapabilirdim. Yine en fazla olurdu. Bu iyi bir şey mi? Yirmi yapabilirdin, yüz yaptın dedim. Ben farkında mısın? Her şeyi kıstas yapıyorum kendi kafamda. İyi bir şey mi? Kötü bir şey mi? Kaç yıldır tanışıyoruz sence? Tahmini illa astronomi söylemek gerek yok. Pardon doğruyu söylemek. Yedi, sekiz. Yedi, sekiz. Hiç hayatın boyunca şey hatırlar mısın? Aa Serkan hatırlıyor musun? Ben sana şu gün ne kadar güzel bir cümle kurmuştum. Ne kadar hoşuna gitmişti. Ne kadar güzel bir cümle kurmuştum. Yok. Belki de sana çok da katkım yok. Ama şöyle herkese katkım olmak zorunda mı? Değil. Aynen öyle. Aynen. Ben en çok şeyimizi bazen böyle durup dururken hatırlarım. Bir seninle video çekeceğimiz gün benim aşırı hasta olmam ve sonra... Onu anlatsana be ya. Bu senin bize verdiğin en büyük efekttir biliyor musun? Çok garip oldu. Ve ben mesela hala daha böyle bir grip mrip olduğunda o anı hatırlarım. Çok garip bir anda. Sen anlatmadan önce şöyle bir bilgi vereyim. Bir insan hasta olduğunda çok böyle değişir. Biri çok kırılgan olur, biri ilgi manyağı olur. Çok haklıdır. Hasta ya. İlgiye ihtiyaç duyduğu bir haklı. Kimisi yalnız kalmak. Mesela ben tamamen hasta olduğumda her şeyim dursun, yatağa yatayım, bir şeyler izleyeyim. Ben o üç günde onu yenerim. Her insan. Bize anlatır mısın Eda Nurhancı o gün ne yaptığını? Tamam söylüyorum. Biz o gün video çekmek için buluştuk. Ertesi gün de ben bir yolculuğa çıkacağım. Ve şey, inanılmaz böyle boğazım falan ağrıyor. Hani çekimde çok zorlanıyorum. Dedim ki ben gideyim bir acilde serum alayım. Ben çok kötüyüm. Sonra onlar da bana eşlik ettiler. Sonra derken biz, ben acilde serum alırken kendisine adıyla hitap edildiği için serumluk olan, acillik olan kız videosunu çektik. Şimdi çok dolandırdın, çok doğru hikaye ama sen bize şunu yaptın. Ama ben stand-upçu değilim abi. Hayır, estağfurullah. Ben olayı şimdi olduğu gibi söyleyeceğim. İşin güzelliği orada. Sen, dediğim şey şuydu, kimisi hasta olup çekilir yani böyle ben hastayım falan. Sen hasta olduğunda ya planı iptal edelim demedin. Dedin ki ben hastayım, hastaneye gideceğim. Aa niye hastaneyle ilgili fikir üretmiyoruz deyip bizi oraya götürüp orada bize video çektirdin ya.

Arada beni anıyor musun? Yok. Seni anarsam andığım birçok işe yabancılık olur. Sen çok daha fazlasını hak ediyorsun Eda Nurhancı. Vallahi. Evet. Vallahi. Hiç kendi başına yaptığın bir şey var mı? Beraber yaptığımız çok nice şey var. Kendi başına yaptığın bir şey var mı? Vallahi soruyorum ya. Şu işte iyiyim dediğin bir şey var mı? Şu işte iyiyim dedim.

Ben şey değilim ya. Bazı insanlar vardır ya tek bir şeyde inanılmaz iyidir. Vardır ya böyle insanlar. Resim çizer mesela. İnanılmaz iyi resim çizer. Benim öyle bir şeyim yok. Ben her şeyde biraz biraz iyiyim. Bunu kim sana söyledi? Böyle olduğunu. Sana ben karar verdim. Her şeyden her şeyi biliyorsun. Her şeyde demedim. Yani hani genel olarak 10 şeyin 6-7 farkında değilim. Mesela bu sporda geçerli mi mesela? Bak kimisi şey der. Ben bütün spor dallarında iyiyim.

Ya bir hani hepsini bir denemişliğim çoğunluğu var mesela. Hani denemediğim az şey var. İşte ne bileyim resim yapmaya da gitmişimdir bir şey. Hepsini bir denemiş ve belli bir bilgi sahibi olmuşumdur ama hiçbirinde... Lafını kesiyor muyum ben senin? Yo. Mesela resme başlıyorsun. Bir süre bakıyorsun. Aa diyorsun ben bunda yetenekliyim. Sonra bırakıyorsun. Tatmin olup bırakıyorsun mu yoksa şey mi? Aa. Bir öğreniyorum. Diğerleri gibi olmuyor. Diğerleri gibi yapamıyorum mu?

Diyor bir öğreniyorum. Hani diyorum ki ben bunun bir ortamda sohbetin muhabbetini yaparım. Ekmeğini yerim. Bir yani deneyimledik diyorum. Sonra salıyorum. Çok da emek vermiyorum herhalde. Mesela bir gösteriye gittin izlemeye. Evet. Stand-up diyelim ve ne bileyim mesela var mı dünyada rahatsız olduğun bir konu? Ben şu konu hakkında bir şey duyduğum... Tamam şeyden bahsetmiyorum öyle. Bazı konular vardır. Evet muallaktır. Coğrafyamızın şakası olsun mu olmasın mı ama genel olarak böyle ya. Ben ne yazık ki şunu kaldıramıyorum dediğim bir konu var mı senin?

Yok ya. Yani öyle çok şey değilim. Bence eğer şakası güzel yapılırsa her şeyin de şakası olur. Günlüğün güzelliğine bak ya. Evet ya. Her şeyin olur. Şaka üzerinden kıyaslamak değil mi? Kötü şaka. Madem kötü şaka yapıyor, madem bu konuya girme. Evet. Yani her şeyi konuşulabilir buluyorum belli bir noktaya kadar. Ama dediğim gibi hani anlatıp farkı var ya. Tatlı tatlı anlattıktan sonra her şey konuşulur bence. Evet.

O yüzden benim rahatsız olduğum çok bir şey yok. Yani bazı insanlar stand-up'tan falan böyle ayağa kalkar gider ya, o insan kitlesi değilim ben. Ben şeyi anlamıyorum sadece. Niye? Mesela bu tepki göstermek de bence çok olağan bir şey. Mesela hiçbir şey, soracağım soruya bak. Hiçbir şeye tepki gösterir misin?

Ben mal mıyım, ben bitki miyim? Hayır, ben şöyle yani, bana tepki göstermek toplumsal durumlarda çok böyle şey geliyor. Mesela benim daha önce burada anlattığım bir seyircim vardı Ankara'da, bir şeyden rahatsız oldu hatırlamıyorum. Kalktı mesela, dedi ki ben böyle bir şeye gülmesine izin veremem dedi. Ha ha sen, evet anlatmıştım. Anlatmıştım, güzel. Yani mesela bana çok şey geliyor bu, çok böyle hatta distopik geliyor bu şey kadının yaptığı. Tamam evet, bir şeyden rahatsız olabilirsin ama o an tepki vermek, o an böyle bitirmek. Bana şey gibi geliyor, bir heroik bir şey gibi. Yani ben kalkacağım. Lütfen saygısızlığımı ver. Ne gibi? Heroik yani. Ne olduğunu bilmiyorum. Heroluk yani hani. Kalkacak. Orada böyle bir şey söyleyecek. Sonra herkes şak şak şak alkışlayacak. İşte bu falan diyecek. O da o günü bir şey yapmış olarak bitirecek ve diyecek ki işte... ...bakın ben Selgen'i yoldan çevirdim ve doğru yolu gösterdim.

Kimin başarısı nerede değil mi? Bilemezsin. Böyle bir şey arıyor gibi sanki. Bazı insanlar var ya öyle hani mesela şey yapıyorsun işte alışveriş merkezinde falan işte madem bunlar indirim olacak o zaman niye fiyatları bu kadar abartıyorsunuz? Sonra böyle hiç kimseden ses gelmeyince.

Ve düşüyor, alıyor şeyini, çıkıyor, gidiyor. Hiç bilmediğim bir dünya ve benim şansım şu, izledim bir yandan da. Senin burada olduğunu görmeme rağmen orada gördüm seni biliyor musun? Bu yeteneğin bu ya. Oğlum bu kadar yetenekli olup... Bu

arada haklısın. Ben de merak ediyorum. Aslında çok da güzel yerlerde bulundun. Çok da güzel işler yaptın bence. Yapmaya devam ediyorsun.

İşte ben bunu, bu arada neden, aslında tam neden bahsettiğimizi de açıklayayım da... ...sanki böyle ikimizin arasında bildiğimiz bir şey ama söylemeyeyim. Yok, seni belirler canım. Oyunculuktan bahsetmiyor muyuz? Evet, evet. Yani şimdi yaklaşık 8-9 aydır ben bir iş yapmıyorum.

Hadi canım o kadar. En son şey dizi vardı. Dizi bitti. Yani dizi bitti derken benim kısmım bitti. 5-10 kişi biz beraber çıktık. Ve şey yani 8-10 aydır falan bir şey yapmıyorum ve ben de bu süreçte neden neden diye sorguluyorum ama yani sanırım oyunculuğa da dahil işte hepsi. Evet evet evet. Çünkü yani diğeri çok üzücü bir şey yani sürekli neden neden diye sorgularsan. Sonu yok ya. Ben bak bir de ne var biliyor musun? Empati var bende. Mesela az önce şeyi bilemedim ya, heroistlik mi dedin? Ne dedin? Heromenlik. Heroik. Heroik mesela. Hiç haberim yok. Ulan diyor hocam şu an utandım benden. Ben de çok o var ya. Empati böyle bir şey değil herhalde. Ben de bu arada aşırı empati duygusu yüksek biriyim ama bu bize çok zarar veriyor biliyorsunuz. Evet. Ben de şeyi çok düşünüyorum. Mesela biriyle de otururken falan. Sıkıldı mı acaba ya? Şu an gitmek ister miydi falan diye düşünüyorum. Durduk yere konu açıyor musun? Orta belediyeler gelsin diye. Özellikle şey durumunda. Mesela iki arkadaşını tanıştırdıysam birbirini tanımaya. Abi ben ortada palyaço gibi bir ona konu açıyorum, bir ona şaka yapıyorum. Bir saatte performans gösteriyorum. Ama o en gergini zaten. Birbirlerini sevecekler mi? Ama başkası bu kadar övünsemiyor mesela. Benim arkadaşlarım buluşturuyor bizi. Bırak bir daha mı arayaydın? Bırak bir daha. Tabii bu ne rahatlık ya. Ben niye bu kadar çabalıyorum o zaman yani. O bizden götürüyor. O konuya da geleceğim. Yes.

Hiç böyle oyunculuk kariyerini, çok da şeyi seven bir insan değilim böyle. Tanıyorsun yani işte setteki en komik anın, işte onları sormayacağım ama hiç böyle hayal kırıklığı tadında ama şey gibi düşünme bunu ne olursun. İşte setteki en büyük hayal kırıklığın gibi değil de gerçekten bir şey soruyorum. Ya ben burada bir şey aramıyorum. Bu başlangıç soru, en basit sorularından bir tanesi yani bu. Hayal kırıklığı yani oyunculuğa dair bir hayalim vardı da şu noktada bir hayal kırıklığı yana uğradığım dediğin hiçbir hiçbir an oldu mu? Bunu bu arada yine kişisel düşünmene gerek yok aslında. Tanıştığım birilerine yani. Tanıştığın birileri olabilir, tanıştığın durumu olabilir, çalışma şartları olabilir. Çok. Yani şeyi anlıyorsun ya, mesela dışarıdan görünenle... ...içeride olanın çok farklı olduğunu fark ettiğin anda diyorsun ki... ...abi ne yapacağız şimdi? Yani dışarıdan herkes böyle... ...ya siz müthiş gözüküyorsunuz, herkes birbirini çok seviyor, çok eğleniyormuş gibi... ...hep beraber misiniz gibi. Yok öyle bir şey. Millet kanla bıçakla öldürecek yani birbirini bazen. Böyle şeyler olabiliyor. O yüzden onu gördüğün anda diyorsun ki...

Yani o ama hani dışarıya da bunu veremezsin ya hani aslında böyleyiz diye... ...orayı tutmak lazım sanırım. Çok ciddi bir cevap mı verdim? Yok yok çok doğru cevap verdin. Yani çok o kadar doğru ki. Bak size bir şey anlatayım. Beni bir anıya götürdün. Hayda. Evet. Hayda. Benim mesela en büyük demişim yani yeni bulduğum şeyi en büyük diye vermeyeyim de... ...mesela şaşırdığım bir olay vardı. Yıllar yıllar önce ilk defa girmişim bu oyunculuk sektöründe böyle resmi kanallarla...

Kurumla iş yapmaya, bir kurumla çalışmaya, bir yapımla çalışmaya. Dünyanın tatlı anları gibi geliyor benim için oyunculuk. O zaman da Eda rol gereği yani oynuyoruz böyle konuklar geliyor sahne gereği. Benim de bir sahnem var. Tabii şimdi isim vermek çok saygısızlık, haksızlık olur. Ama şöyle ipucu vereyim. Bir önceki bölümde bahsettiğim bir zorbalık diye bir kısım vardı. Kendisine onu yapan hanımefendi. Biz de birlikte oynayacağız karşılıklı. Yemeğe çıkıyoruz ama ben nasıl heyecanlıyım. Ya diyorum ki oh diyorum ya sorun da diyorum işte galiba diyorum işte oluyor hani başarıyorum falan diyorum böyle. Ya bütün gece çalışmışım böyle çünkü karşısında oynayacağım oyuncunun.

O heyecanın şu an bana ilik ilik geçti. Bildin değil mi? Aman dilim takılmasın. Bir saygısızlık yapmayayım. Şeyi bile düşünüyorsun ya, hijyenim, uyum buyum. İşte gözüm şöyle olmasın, aman ayağım şöyle gözükmesin. Ve bende hala var biliyor musun? Bak biz aslında özgürsün çekiyorduk. Deniz Çakır'la karşılıklı oynarken şey dedim kadına, yani sigara içtim. Sakız çiniyorum, sizi rahatsız eder mi? Kadın yerle bir olmuştu biliyor musun şeyimden beri? Yani ne kadar şey bir insansın. Bu kendimi övmek için söyledim, pardon.

Ama bakışta nasıl oldu? Ne alaka? 11'den falan. Şu an fark ettim. Biliyor musun? Çok da belli ettim kendimi. Ama şöyle bir durum var. Ben mesela böyle Amerika'daki röportajları falan da izliyorum. Böyle oyunculuk anılarından falan bahsediyorlar. Millet böyle haldır kuldır soğanını, şeyini, işte suşisini, bilmem nesini, baharatını falan yiyip oynuyor yani. İşte bizdeki orta sınıf mahcubiyeti bu. Evet. Biz anamızdan, babamızdan o mahcubiyeti görmüşüz. Evet, bize hep adetler öğrettiler. Aman öyle dur, aman böyle dur. Bir yere çıktığında böyle bir sorumluluk hissediyorsun. Ailene karşı, bireyselliğin çok... Bak nereye geçtik. Evet. Ama bu çok tatlı bir şey biliyor musun? Evet. Bence biz hep böyle naif olarak kalacağız yani. Ve bu naifliğin kötü bir şey olduğunu düşünüyorum. Eda yorulmadın mı ya ama? Hani bunu biri fark ettiğinde bundan daha fazla alması seni artık yormadı mı ya? Yok ya.

O zaman ben hikayeme devam edeyim. Bak nasıl olacağım diye, tamam mı? Oyuncağız diye. Tamam. Dediğin gibi bütün şeye çalışmışım. Neyse işte atıyorum set saat demişler ki üç. Üçte gelecek diye. Tabii üç oldu gelmedi. Şimdi çok da arkasından konuşmuyor ama iki saat falan geç kaldı zaten. Sonra geldi, karavana geçti. Yani o zamanki bulunduğumuz ortama. İşte yemek falan. Yani çok bekledik biz. Ben de hala bekliyorum diyorum. Sonuçta diyorum oyuncu. Tabii ki diyorum beklememiz gerekiyor. O sıra ben böyle sahnedeyim. Kendisi karşımda.

Pardon karşıma gelecek. Ben tekst böyle önümde. Hala şeyim böyle. Aha şuraya şunu ekleriz, aha buraya bunu ekleriz. Geldi. Çok soğuk bir selam. Tabii çok soğuk. İşte merhaba dedi. Ben de merhaba dedim. Hocadan tekst rica etti bakabilir miyim diye. Ben dedim ki nasıl yani bilmiyor mu dedim sahneyi. Tekste aldı. Dedi ki ben bunları mı söylüyorum dedi. Aynen dedi. Hiç bakmamış. Sıfır ya. Ben orada zaten yavaş yavaş gidiyorum.

Dedi ki, önce benim yakınım mı? Dedi. Evet dediler. Kadın yakınlarını çekerken böyle teksti koydu burasına, tamam mı? Mesela ben replik söylüyorum, böyle bakıyor, böyle oyuna giriyor. O zaman tamam, beni sonra ararsın diye böyle. Ben böyle karşısına şey yani giriyor, çıkıyor. Sonra bunun yakınlarını aldık. Dedi ki, bitti mi dedi benim yakınlarım? Hocam dedik, evet aldık dedi. Teşekkür ederim, sizlere kolay gelsin dedi kadın. Böyle gitti. Aa!

Evet, ben dedim ki... İçim... Çok, çok kötüyüm. Benim çok tadım kaçtı ya. Sonra bizden sağ olsun biri karşıma oturdu. Ben sanki oymuş gibi. Yani evet. Başlangıçta olması mükemmeldi benim için. Bununla alakalı bir şey söyleyeceğim. Lütfen. Eminim o oyuncu hala şu an bir yerlerde haldır eküldür oynuyordur. Değil mi? Doğruyum. Kim olduğunu bilmiyorum ama yani şey çok üzüyor beni biliyor musun? Çok şükür şu ana kadar oynadığım işte şeylerde, setlerde öyle bir durumla karşılaşmadım. Ama çok duydum arkadaşlarımdan bir şeyimden. Mesela şu anda da duyuyorum ya aşırı üzücü bir durum bence. Ve böyle insanların sektörde tık tık tık tık merdivenleri çıkıp inanılmaz rahatlıkla kariyerlerine devam edebilmelerini anlayamıyorum. Kız bize göstermiyorlar, göstermiyorlar. Neler var?

Biz hep iyi bildik o insanları ya. Neler var? Ya güvenerken iyi bir insanmış normalde. O kızı hep kötü göstermişler. Bilmiyorum. Bence insanlık, yani bilmiyorum yani setine gittin abi, başrolde olabilirsin. İşte o çaycıya merhaba demek, teşekkür etmek, sana yardım eden bir insana bir güler yüz göstermek. Bence bunlar kazandıracak yani. Güzel bir konuya değindin. Başka bir konu açmak istiyorum. Evet.

Muazzam bir başlık açtın bana. Çaycıya selam vermek. Kelime karşılığı çok naif, çok tatlı olması gereken. Bir tane şey vardı yıllar önce bir sosyal deney gibi hoca, profesör derse giriyor. Öğrenciler çok böyle telaşlı. Diyor ki kapıdaki ablanın ismi ne? Niye bilmiyorsun? Bunu biliyorsun ya. Bilmiyormuşum. Sen dinleri biliyor musun? İnan daha önce dört tane... Bunu bilirsin ya. Peki sen, Alp abi.

Valla diyorum böyle çok efsane bir olay var. Bir tane profesör sınava giriyor işte. Öğrenciler çok telaşlı böyle işte yapabilecek miyiz edebilecek miyiz diye. Adam da böyle hayat telaşı bu değil dersi vermek için diyor ki soru kapı girişindeki görevli ablanın ismi nedir? Tabii kimse bilemiyor falan. Mesela bana çok şey geliyor bu hikaye. Yıllardan beri bu hikaye bize şey diye sattılar işte. Sistemden çıkmak, ezbere yaşamamak gibi. Ama bence çok yanlış bir şeydi ama şu an yani şey gibi. Ya bunun ezberle falan alakası gerçekten. Yani şeye çok üzülüyorum. Mesela ben de, benim çok yakın bir arkadaşım bir tane oyuncuyla çalıştı. İsim vermeyeceğim, şey diyeceğim. Tabii, tabii, tamam, aynen.

Ve şöyle bir durum var mesela. Bir istediği olmuyor diye seti altı saat bekletti. İstediği bir şey getirilmedi diye bir kıyafeti beğenmedi. Ve ona gidildi AVM'den. Özel kıyafet bakıldı. İşte on on beş parça potansiyel kıyafet getirildi alternatif. İçinden beğendi. Tamam bu olsun falan dedi. Altı saat sonra sete başlandı. Bu durum beni böyle o kadar garip hissettiriyor ki. Yani tabii onun bir örneği yok ya. O çok başka. Evet evet. Ya bilmiyorum. Hani gerçekten bir şey olur. Hani sağlıkla alakalı bir şey olur. Hakikaten bilmem ne bir şey ama hani... Daha öncesi bilmemek yani o ya. Abi 6 saatte yani bin kişi var orada. Bin ki bekletmezsin ya. Ya da bilmiyorum. İşte onun şeyinden olabilir aslında biliyor musun? 6 saat bekleten adamı aslında bir daha çalıştırmamak. Ama bizde böyle bir şey var mı?

İşte bunları bilmiyoruz ki. Bak sen biliyorsun ben biliyorum bunları. Alttan öyle kulaktan kulak geliyor. Keşke bunlar duyulsa işte. Tabii canım. Mesela ben şimdi onun inanılmaz fan clublarını görüyorum böyle sosyal medyada falan. Bir de yani çok sevenleri var değil mi? Tabii tabii. İşte şey bir şey olmuş mesela. Fanına böyle inanılmaz tatlı davranmış falan. Allah o video yayıldı. İşte sen ne kadar meleksin, sen bizim meleğim. Ne meleği çingene lan. İşte insan bilmediği şeyi seviyor demek ki değil mi?

Bilmiyorum. Abi o zaman öğren. Keşke, keşke imkanımız olsa ya. Ne kadar özetleyici konuşuyorsun bu arada ya. Benim sinirlerim yargıdan. Vallahi gerçekten kendin açtın, kendin önerisini buldun. Müthiş. Aynen. Hiç şey düşündün mü? Beyaz Şov'a katıldığını. Düşünmüştüm önceden. Bu sektör, bu sektör. Ben hep öğrenirim ya. Bu sektör olan insanların bence ortak birkaç zevki var. Tabii. Bunlardan bir tanesi de hayatının bir döneminde Beyaz Şov'a katıldığını. Katılırsa ailesinin onu hangi bilinmeyenleri söyleyeceği böyle. Evet, evet. Değil mi?

Arkadaşlarıma falan ne sorulur? Millet benim hakkımda ne der? Falan. Bunu çok düşündüm ya. Çünkü şey var mı? O ses Türkiye şarkın. Katılırsam. Ya evet. Bunu da bir düşündüm. Düşünmedim değil. Şarkım hazır falan. Ya tam Zofrandom'un kendi kendine şarkı seçmiş. Mehmet valla bende var biliyor musun? Ben şey yapmışım ya. Beyaz Çorba'yı yeniden başlatmışım. Oraya şey kendime başka bir konu koydum. Ama şimdi onun muadeli İbrahim Selim falan olabilir herhalde. Ya da muadeli değil. Tamam.

Evet. Tamam. Yo yo, evet evet. Gözlerime bak. Devam et. Evet evet. Aynen. Aynen. Muhadir'i İbrahim Selim olur. Kaan Sekban olur. Eni Sarıkan. Onlar da önce denediler. Yani. Evet ya. Beyaz Şov bambaşka tabii ki. Yo yo. Yo yo. Muhadirlerinden konuşalım ya. Hadi Beyaz Şov geldi geçti. Onu yakınlardan konuşalım. İbrahim Selim dediğin gibi. Evet evet.

Evet. Ya ama her insan bir şeyi düşünmüştür. Aynen öyle. Neyi? Aynen aynen. Söyle sen yine. Ben yine destekleyeceğim. Sen bir şey söyle. Ben daha sonra da şeyi düşünüyordum. Bak hep şunu düşünmüşümdür. Ben böyle olayların hiç kimse... Eda bir şey söyleyeceğim. Lafını kesiyorum. Özür dilerim. Kırıldığım noktayı anlamadın mı gerçekten? Anladım. Ha özür dilerim. Hiç anlamamış gibi bakıyorsun. Üstünü kapattım. Ben de o zaman şey yapayım. Anladığını varsayım. Üstünü kapattım. Ne vardı Beyaz Show'da Eda? Eda ne vardı? Eda ne vardı Beyaz Show'da?

Beyaz şovu hani çıktığında o insanlar minderlerde oturuyor ya izleyiciler. Mesela o insanların oturduğun taraftan nasıl gözüktüğünü ve acaba hani... Abi ben böyle şeyler düşünüyorum hayatta. Şey falan düşünüyorum mesela. Onlar nasıl oturuyor işte beş saat ya da sen onları nasıl görüyorsun? Onlar seni nasıl görüyor? Böyle garip detaylar düşünüyorum hayatta.

Bak çok ilginç metafora biliyor musun? Bunu Beyaz Şov serisi olarak değil de bir halk olarak düşündüğün zaman aynı mantığa çıkıyor. Ne yapıyorlar? Ne yiyorlar? Orada say nasıl gözüküyor? Ben sanırım ne yaparsam yapayım ben halkım. Geçen gün düşündüm çok özür dilerim.

Geçen gün şunu düşündüm. Böyle şehirle arası bir yolculuk yaparken, hani orada mola dinlenme testleri oluyor ya, şimdi hep şey diyebiliriz biz küçüktüğümüzden beri işte, Tarkan kendi lüks aracıyla bir turneye gitti falan. Abi şimdi lüks aracıyla turneye gidiyorsun, insanlardan hani izole bir şekilde aracınla gidiyorsun. Ama Tarkan'ın hiç mi ihtiyacı olmuyor? Ben neden hiç Tarkan'ın bir şeyi molada bir dinlenme testini de görmüyorum? Onu düşündüğüm de zamanlar oldu.

Mesela ya kimisi kanseri merak ediyor. Mesela evet. Tarık Hanım evet evet. Ama saçma şeyleri ben mi sadece düşünüyorum? Sana yemin ederim şöyle oldum yani hayatı çok boş yaşamışım. Değil mi? Böyle hiçbir şey hakkında bir şey yoktu. Şu an gerçekten düşünsene bir gün niye bir yasa tesislerinde kaşara toz kovalarken Tarık Hanım sırada değil mi? Ben böyle şeyler düşünüyorum. O insanlar nerede yaşıyor mesela? Allah'ın işte mola, dinlenme tesisindeki mesela biri. Nerede yaşıyor bunlar? Böyle garip şeyleri düşünüyorum. Çalışanlar mı nerede yaşıyor? Hiç mi düşünmedin sergen böyle şeyleri? Ben şöyle, evet yani düşünmemişim ama ne kadar büyük bir açı dışarıda bırakmışım. Kafamı hep boş düşünüyorum. Mesela ne düşünüyorsun ki? Bunlardan daha önemli ne düşünebilirsin sen hayatında? Türkiye'de işte muhalefete yüzde kaç yükselse... Bilmiyorum boş.

Evet bak hiç mesela dediğin gibi çünkü ıssız yerdeler. Çalışanların evi yani evet. Bu arada ikimizin konusu da aynı kademede. İkisinin de düşünce bir şey ilerlemiyor. Farkında mısın? Dolayısıyla çok da...

Çok kötü oldum. Ben buna bayıldım. Neyse değil, ben bayıldım. Neyse ben gideyim. Hayır, bayıldım. Çok iyiydi. Değil mi? Yani bu şey, aslında her şeyin farkında istersen. Çok güzeldi. Güzel. O yüzden bambaşka şeyler düşünüyorum. Yani bana şu an şöyle geliyor. Benim düşündüğüm her şey boşa düşecek bunun karşılığında. Zaten. Evet. Kedi sahibi bir insansın. Evet. Niye? Bir insan niye kedi beslemeye ihtiyacı duyar?

...bir arkadaş, dost olsun yanımıza ama yani köpek sanki daha şey... ...yani kedi ve köpeği çok seviyorum, hayvanları aşırı seviyorum falan. Niye kediyi tercih ettin? Ben tek başıma olduğum için yani köpeğin bakımı ve şartları daha zor ya... ...o yüzden dedim ki kedi olsun. Daha yani sevdiğin bir şeye emek vermek mi seni korkuttu? Sevdiğin bir şeyi, aa bunu daha çok seviyorum ama bu çok uğraştırır demek mi seni korkuttu? O yüzden mi kediyi seçtin?

Evet. Bu arada kedide de az emek vermiyorsun ya. Kedi şöyle açık olalım. Evden çıktıktan sonra bir hafta kediye gerekli malzemeyi ve imkanını verirsen sevgi hariç, soyutlar hariçten bahsediyorum. Kedi bir hafta sensiz de yaşayabilir.

Böyle bir kedi hiç görmedim bu arada. Bir kedinin sorumluluğunu aldığında bir kedi iyi yani en azından idare eder. Akşam çıkar diye ağlamaz. Kapıya yatmaz beni hiç kendine. Benim kedim gece eve gelmezsem işer. Yatağıma işer. Bu seninle alakalı bir şey. İlk defa duydum. Ben öyle düşündüm. Bu seninle, tamamen seninle alakalı bir şey. Hayvanı bağımlı kılmışım kendime. Gelmezsem yatağıma işiyor üstüne. Belki de benim kendimi değerli hissetmeye ihtiyacım varsa herkes... Ya böyle iyi gidiyoruz. Sonra bir şey diyorsun.

Kötü oluyor ya. Bir yandan hoş, bir yandan şey. Senin sevgiye ihtiyacın falan yok. İstediğin her şeyi elde edebilecek konumdasın. Böyle fiziksel bir yapıya sahipsin. Ve Zekan da bizim çoktan bunu kanıtladı. Estağfurullah falan yap en azından. Yok, estağfurullah. Aynen. Ben hep kedi ve köpek arasındaki tercihim.

Oradan bağlı. Gerçekten ya. Ben hep kedi ve köpek arası tercihin hep şey olduğunu düşünmüşümdür. Yani sorumluluk yani. Kimisi köpeğin daha zahmetli olduğunu bildiği için kedi tercih eder. Mesela ben niye köpek tercih ettim? Niye? Kedi beni çok korkutuyor. Dünya üzerinde kendi kendini evcilleştiren tek hayvanmış biliyor musun? Bütün canlılar arasındaki tek kendini evcilleştiren kim? Ben ona herhangi bir üstünü kuramam.

Aklıma ne geldi biliyor musun? Maalesef. Şu an merakımı lütfen mazur gör, merakımı. Kedi beni çok korkutuyor deyince şey diyeceksin zannettim. Hani böyle bazı insanlar şey der ya, kedi evdeki ruhları görür. Bu benim düşündüğüm açıklamaya bak. Peki senin şeyin oldu mu etrafında? Sabah uyanıyor, elinde kına var.

Hayır benim, bak senin açıklamanın bilimselliği ile benim açıklamamın gelenekselliğini fark ettin mi? Evet, evet. Benim orası daha doğurgan. Daha doğurgan abi. Evet, benimkini alacak yani. İşte ben kendi kendini evcileştirmiş, ben ona bir şey öğretemem.

Yani anneanneme bunu desen geçer mi mesela? Geçmez. Ama anneanneme şey desen... ...anneanne bak ben bu kediyi aldım ama evdeki ruhları görüp koyuyormuş. Kötü ruhları. Anneanne müthiş yani. Bizimki yıllardır mesela sevmez. Onun yüzünden eve melek girmiyor mesela. İşte mesela böyle şeylerle gideceksiniz. Aynen öyle. Hayata bir şey katmaya gerek yok. Olduğunu yaşa yeter yani.

Anlamsız, aklın zamanı gelir zamanı. Bir şey söyledim ama. Sana bir soru daha sormak istiyorum izin verirsen. Sor bakalım. Peki bir oyuncu da senin var mı öyle en çok? Bu arada sektör falan konuşmuyoruz hani konu konuyu aştı diye. Ben çok merak ederim böyle şeyleri bulmuşken. Aslında birkaç kez daha gelmeni isterim bu arada keyif aldıysan bugün. Ben çok keyif aldım. Biraz dağınık oldu ama hiçbir oyuncu da... Çok keyif aldım. Çok keyifli. Hiçbir oyuncu da mesela şey var mı peki? Samimiyetsiz. Aynen, samimiyetsiz bulduğum bir şey var mı?

Hiçbir oyunculuğa. Tanıdın mı bir oyunculuğu? Yo, genel. Ay anlamadım.

Samimiyetsizim. Bir oyunculuk öncesinde hep diyoruz ya, mesela ben şeye çok karşıyım bu arada. Bu ne zaman oyunculuk konusu açılsa, abi sektör, abi sektör. Mesela ben buna da biraz şeyim. Ama yine de öyle tabir edeyim. Bu sektörde mesela bir oyuncunun böyle bir şey yaptığında, ya of falan bu çok artık bana basit kalıyor. Ben örnek vereyim belki daha iyi. Daha önce benimle konuşmuştum. Mesela bana en çok işte o şey. Mesela bir dizide oynuyor işte. Tamam başrolden bahsetmiyorum belki ama ona bazen dahil olabiliyor. İşte bir rol, iki rol, yarım sezon, bir sezon hiç fark etmez.

2-3 bölüm giriyor ve çıkıyor. Mesela karakterin ismi örnek vereceğim. Kübra. Kübra'ya böyle bir mektup. Kübra seni tanımak harikaydı falan. Bana şey geliyor böyle ya. Saçmalamayın ya.

Hasta mısın ya? Ya bilmiyorum. Ben biraz daha buna duygusal bakıyorum sanırım. O duygusal bağı kurduğun bir karakterse o karaktere bir şey atıverebilirsin yani. Çünkü bazen öyle şeyler oluyor ki, ya sana gelmiyor mu öyle auditionlar mesela? Geliyordur yani. Hani auditionda ne dediğini anlamıyorsun mesela. Sen onu oynayacak olan oyuncu olsan, sete çıksan, hiçbir şey geçmiyor ki sana. Sen onu sadece satacaksın. ...gibi bazen şeyler yazılabiliyor yani tekstler ya da sana hiç karakter olarak... ...uyumayabiliyor mesela ya ama bazen bir şey buluyorsun, bir rol buluyorsun... ...ya da bir şeye bürünüyorsun. Diyorsun ki bu benim çok içime sindiği içselleştirdiğim bir şey... ...onunla daha hızlı bağ kuruyorsun, daha çok oynamak istiyorsun. Bu günün sonunda yaptığın şeyi legalleştiriyor mu? Legalleştirmez ama ben de kendimce tontik açıklamaya çalıştım. Ya tabii bakma, belki de bana şey edecekler. Yobaz mısın abi, ne var? Olabilir. Benim şahsi görüşüm zaten. Benim şeyi çok hoşuma gidiyor. Dizide oynarken herkes birbirini takip ediyor da dizi bittiği anda herkes birbirini affola ediyor.

Müthiş dürüstlük abi. Şu an varız, yarın yokuz. Müthiş dürüstlük. Hayır daha sezon finali yayınlanmamış. Herkes birbirine geldi. Kanka bir dur. Sezonu senin, bölümü sizin güzel gülüşünü de bitirelim. Tamam. Teşekkür ederim. Mükemmel sohbetti. Eda Nurhancı bir kez daha, bir kez daha herkesin huzurunda söyleyeyim. Bir kez daha. İyi ki varsın gerçekten. Ya iyi ki varsın Sergen Demir. Senden çok şey öğrendim Eda Nurhancı. Bugün iki şey ceba attık elime.

Çok keyif aldım gerçekten. Bir şey söylemek ister misin? Çok keyif aldım. Güzeldi. Herkesin eline sağlık. Önde, arkada. Gerçekten. Gerçekten bu arada çok tatlıydı. Çok teşekkür ederim. Devamını diliyorum. Yakında yine Eda Nurhancı'yı burada ağırlamaktan... Hep ben geliyorum şimdi. Vallahi evet. Ben çok isterim yani. Kimse yok. Umarım seni diğer bağlantılardan kopartıp sık sık gelmeni sağlayabiliriz. Burada olman çok ayrıca bir keyifti. Hem fiziksel hem sohbetine inanılmaz şeyler kattın ve güzelliğini görmek, yakından görmek, karşıdan görmek eşsiz bir mutluluk benim için. Estağfurullah. Yavaştan bitirelim.

Bitirelim, şeyleri yaptıysak. Daha önce hiç söylemediğim bir şey söylemek istiyorum eğer izin verirseniz. Öyle bitirmek istedim bugün özel. Gitmek istemiştik, gidemedik. Çünkü sevdik burada her şeyi. Sevginin olduğu yerde gitmek olmuyorsa, her sevdiğimiz nereye gitti? Pekala kaçtık biz de. Sote, sote.

Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.

Reklam Alanı (Deneme)