Podcast

S1E29 / Avşar Filtreleri

Sote

5 yıl önce
Reklam Alanı (Deneme)

Bölüm Açıklaması

Açıklama: Neye kötü dediysek iyiliğini çarptı yüzümüze, bir de iyi dediklerimizi düşünün



Bu podcast reklam içermektedir.

Bölüm Transkripti

5.168 kelime · ~26 dk okuma

Merhaba, SOTE'nin artık ilerleyen süreçlerinde daha fazla neye şaşırmam dediysem daha da fazla şaşırdım. O yüzden artık keyifli bir şekilde bıraktım ve hayat bana ne getirecekse ben olduğu gibi kabul ediyorum. Fakat bu hafta muhtemelen tekrar olmayacak bir şey yaşadım, bir serüven yaşadım. Buradan bütün TikTok'lılardan TikTok'a gönül vermiş TikTok kullanan bütün kullanıcılardan özür diliyorum. Bana bu hafta gerçekten daha yetkili, daha medyayı bilen, daha görsel medyaya hakim birisine nasıl cevap verilebileceği ve bu tarz durumlarda nasıl... Tabii ki de bunlar değil, tabii ki de bunlar değil. Öncelikle...

Gerçekten bir olay karşısında yeterli cümleyi kurabilme zekasına sahip olmayan bir medya ünlüsünün nasıl rezil olacağına dair... Tabii ki de bunlar değil çünkü şu an kariyerim çok iyi yerlere gidiyor. O yüzden böyle bir riski alıp kimseye karşı... Tabii ki bunlar da değil. Bugün TikTok camiasında gerçekten hayran kaldığım bir direniş...

gördüm. Birbirlikleri gördüm. Bu da bana geride kalan bütün kavgaların aslında bir kurgu mu imajını vermiş oldu. Gerçi günümüzdeki artık birçok şeyin kurgu olduğunu öğrendikten sonra neyin gerçek olduğunu, neyin gerçek olmadığını bu tarz ikilemlerden sonra düşünmeyi ve ilgilenmeyi bıraktım. Olayın bana gerçeği nasıl yansıyorsa o şoku yaşıyorum. Yani birisi kavga ettiğinde kavgayı takip ediyorum. Bu kavga kurgu mu değil mi diye düşünmüyorum.

Transkriptin tamamını oku

Ta ki insan hakkına, tacize, tecavüze girene kadarki kısmında. Yani o dijitalde olan o karşıklı kavgaları hep takip ediyorum. Hiçbir zaman bu kavga korugu mudur diye düşünmüyorum. Bugün o TikToker'ların da... TikToker demek biraz kaba geliyor bana. Çünkü yıllarca Vine'ci camiasından gelen bir insan olarak birisine TikToker demek... Yani Vine'ciyi Vine satıyorum kardeşim. Aynen mantığından çıkıp onlara TikTok kullanıcısı, TikTok'a gönül vermiş, TikTok fedaiyesi. Demek çok daha iyi bir şaka olmasa da en azından onlar için daha kulağa hoş gelir bir şey. Neyse konumuzun bu olmadığını belirtiyorum ve şunu söylemek istiyorum. Gerçekten, gerçekten çok takdir ettim. Hayatımda hiçbir zaman TikToker, TikTok kullanıcısı olmak istememiştim ama bu hafta lan dedim keşke ben de TikTok kullanan birisi olsaydım da Demet Akalan'a ilk defa bu kadar yakın olma şansım varken keşke onu kullanabilseydim dedim. Ama asıl konumuzu konuşacak olursak yani

Şeyi düşünüyorum, acaba şimdi şöyle bir muhabbet var bilir misiniz? Eskiden o sevdiğimiz ünlülerin arkalarında veya şu anki atıyorum daha siyasi insanların konuşmalarını tabii ki onlar yazmıyor. Tabii ki doğaçlama bulmuyorlar. Tabii ki bir basın açıklaması bir sözcü tarafından yazılıyor.

Fakat bu tiktokerların, tiktokologlarının yapmış olduğu açıklamalar ister istemez bana ya acaba bu kadar mı hani yayıldı bu tiktok meselesi? Onların da mı acaba bir sözcüsü, bir basın danışmanı vardı onlara bu metinleri, bu tweetleri yazdırıyor diye. Çünkü belki bir yıla, belki daha fazla süredir tiktoktaki insanların zeka seviyesiyle alakalı bir sorun, bir sıkıntı yaşıyorduk ki bazı tweetler karşısında gerçekten bu kadar gerçekliği özlemiş bir insan olarak hak verdim. Yani hak verdim. İnsanlar ilk başta şöyle bir algıyla karşılaştık. Şimdi olayı ben size ilk başta duyduğum gibi anlatıyorum. Siz nasıl duyduğunuz onu çevirirsiniz. Yani muhtemelen çok büyük bir Türkiye gündemi olmayacak ama en azından şu günlerde konuşacak eğlenceli şeylerimiz var. O yüzden tadını çıkarmak gerekiyor. Sevgili sanatçımız Demet Akalın çıkıp Instagram Story kısmında bir açıklama yapıyor ve burada basın sözcüsü olmadığı çok belli çünkü Demet Akalın'ın kelimeleri

Demet Akadın'ın mimikleri biz de keyifle dinliyoruz ve diyor ki işte kızım diyor bu arada en güzel günlerini umarım görmek nasip olur. Umarım en güzel, en hayırlı hayatlardan bir tanesi olur kendisi de. TikTok'a girdi diyor. Sürekli bir para çekiliyor diyor. Bir 7000 TL para çekildi diyor falan.

Şimdi ben bu hikayeyi dinlerken gerçekten çok korkunç geldi bana. Şimdi ben size burada kendi fikrimi söylemeyeceğim. Eminim sizlerin de bu konuyla alakalı çok doğru veya yanlış bulduğu taraflar vardır. Fakat benim, bakın gerçekten benim okuduğumda ufkumu açan kısım şurası oldu ve gerçekten bir başkasının yapmış olduğu bu kadar mantıklı bir açıklamayı kıskandım. Daha da kıskandığım şey bu başkasının TikTok kullanıcısı olması oldu. Yani şöyle bir açıklama var. Sorun 7000 alan kullanıcı değil.

Sorun 7 bin gönderen kişinin yaşının küçük olması ve ona o imkanın verilmiş olması. Şu an tabii ki burada size pedagogluk yapıp çocuk sorunları, aile bozukluğu, aile yapısını konuşmayacağız ama bahsettiğim tarama çok ufak bir şey arkadaşlar. Eğer bu manevrayı aşabilirsek o zaman daha ciddi bir kısımda oluyoruz. Yani düşünsenize bizim sevdiğimiz, saydığımız, ülkemizde kendince değer gören bir sanatçımız diyor ki benim kızım uygulamada birisi tarafından para istendi, o da para gönderdi diyor.

''Aa Dürüm ne kadar çirkin ya gerçekten TikTok işte insanlar orada para dileniyorlar işte çalışmıyor kimse bu.'' diye hak verdim. Ama sonra Twitter okuyun şuraya bir şey geldi. Bir dakika ya evet yani gerçekten sevgili kızımızın imkanı yani canı istediği zaman bir kullanıcı 7000 TL para gönderebiliyor. Böyle bir imkanı var. Arkadaşlar bakın benim yaşım 30'a yakın. Benim en yakın arkadaşlarım gerçekten 7000 TL için hayal kuruyorlar yani. O para bende olsa ne yaparım diye hayal kuruyorlar. Bu şartlarda gençlik bir kızın 7000 TL'ye gönderebilme imkanı gerçekten birçok gence TikTok umudu verdi. Yani bence o 7000'i alan kişi çok şanslı bir insan bu arada. Yani çünkü bu bir kere olacak olan bir şeydi. Ona denk geldi. Ve bakın daha da komiği, daha da aşağılıcı şey şu. Yine bizim değerli sanatçımız diyor ki işte Apple'ı diyor arıyorum diyor, TikTok'u da arıyorum diyor falan.

Tabii ki daha sonrasında bizim sevgili kullanıcımız dolayısıyla kendisine bir söz hakkı doğuyor ve bir şey söylemek istiyor. Gerçi onlar için belki biraz daha, çünkü aşağılık kullanmak istemiyorum, örnek olsun istiyorum, belki biraz daha prim düşkünü, biraz daha bu durumu kullanmak istiyor olabilir, bilmiyorum. Sadece bunlar da ihtimal olduğu için. Bakıldığı zaman çok güven veren bir imajı olmayan hanımefendimiz diyor ki, Demet abla diyor, eğer istersen 7000 TL'yi sana geri gönderebilirim. Arkadaşlar bakın ben belki daha önce babamdan bir şey istedim olmadı. Maddi bir şeyden bahsetmiyorum. Belki annemden izin istedim vermedi. Ne bileyim belki birisinde kalmak istedim. Hayır evde kalacaksın dediler.

çıktım geldim gururum kırıldı belki belki bunlar benim dertlerimdi ama ben hayatım boyunca bu kadar aşağılanmadım üstelik hani başka birisini aşağılarken bu kadar aşağılanmadım yani bu hiç beklemediğim bir yerden darbe yemek gibi bir şey bunun eminim benzerini yaşamışsınızdır yani o yapmaz dediğiniz halde o yapanlar tarafından benzeri şeyler olabilir ama bu çok başka bir şey bunu herkes görüyor bunun kayıtları var sen sil sen daha iyi silinmiyor o yüzden bu hafta tiktok Bana hayatımın dersini verdi. Olmaz dediğim her ne varsa olabileceğini gösterdi. Yani 28 bölüm boyunca burada TikTok yermiş olsam, 29. bölümde TikTok benim için bambaşka mecraya geldi. Yani birisi dese ki sevgili Okan Boyduken, bunlardan bir tanesi TikTok kullanan insanlar işte gerizekalı dese, Okan abi bir saniye abi, bir saniye bizim yıllarca sevdiğimiz insanlar burada aşağılandı. Burada büyük tokat mağduru oldu. Abi her şeyi geçtim, her şeyi boş verdim, her şeyi bir kenara koydum.

Bizim yıllarca sosyal medyada bir türlü dindiremediğimiz nefret sanki TikTok'ta bir an durmuş da sevgili sanatçımız Demet Akalın'ın o hikayede bahsettiği konuşmalar böyle bir müzik altına konulunca bir remix yapılmış ve TikTok kullanıcıları bu remixle videolar çekip paylaşmışlar. Arkadaşlar bırakın aşağılamayı bu kadar da büyük dalga geçilen bir ortamda olmak bana çok büyük keyif verdi. O yüzden bundan sonra birisi eğer ya Türkiye TikTok deyince başkan bir saniye bana konuş derim. Muhtemelen bunun çok büyük bir yükümlülüğü yok, çok büyük bir ya bundan sonra Sergen TİKT falan değeri yok farkında, her şeyin farkındayım. Ama bunu söylemek bana kendimi çok iyi hissettiriyor. Çünkü en son galiba 2002 Dünya Kupası Türkiye maçında böyle birlik olmuştuk. Daha sonrasında Demet Akalın ve TİKTOK macerasında böyle birlik olmayı görmek benim çok hoşuma gitti. Ya tabii ki şimdi içinde yani bunu şey gibi anlamazsınız yani ondan çok korkuyorum. Böyle geçen gün ben

Şanı şerver biliyorsunuz Sarp, şarkı çıkardı. Tabii ki bu destek amaçlı veya Sarp'ın benim bir şarkımı paylaşmasına ihtiyacı olduğunu bilmediğimden... ...ama arkadaşız, destek amaçlı. Hani paylaşayım. Ben de şeyi çok sevmem böyle. Hani paylaşırken vardır ya işte... ...alkış koyar emoji. Oğlum yani bir şey yaz ya. Adam uğraşmış aylarca. Belki günlerce, haftalarca şarkı çıkarmış. Ha bir şey, bir şey paylaş yani. Bir yönelt yani.

Ben de biraz hani Sarp'la aramızda iyi olduğu için böyle altına şey bir şey yazdım yani işte birisini keşfettim. Çok güzel bir müzisyen. Umarım bir davaya karışmaz. Bence yolu açık olur. Ben de paylaştım. Hadi bakalım yolun açık olsun gibi bir şey yazdım. Sarp da bana mesaj atıyor bunu gülerek. Bekle diyor. Sonra kendisi paylaşıp o da şey diyor işte çok kısa bir şekilde özetliyorum. Sahneye çıkardım zaten bizi paylaşmış. Vay be mutlu oldum falan gibi.

Abi yani hiçbir şey bilmesen, bizim Sarp'la sahneye çıktığım videolar var, fotoğraflarımız var. Albüm çıkardı, şarkısında yer aldım. Bir şarkısında ben ufak bir yer seslendiriyorum. Hiçbir şey bilmesen, okuduğun şeyin şaka olduğunu anlar. O kadar mesaj geldi ki işte yok efendim ben birilerini yalayıp bir yerlere gelmişim de ama sevgili Şanışer tabii ki bunu kabul ediyorum da birader ben... Ben de bir yerdir yalayıp gelmedim yani. Yıllarca bunun savaşını verdik, burada anlattık başkan. Hiç mi geçmedi diye düşündüm ama sonra şunu fark ettim bu hafta. Fark etmeler gecesi. Fark etmeler haftası oldu benim için. Sonra şunu çok fark ettim. Evet gerçekten senin herhangi bir profilinde yazan bir rakam, bir sayı o senin ulaşabildiğin veya erişebildiğin insan sayısından belki minimal bir şekilde olabilir ama herkesi kazanmak ne yazık ki mümkün değil. O yüzden dedim ki bütün bunlara cevap vermekle zaman geçmez. Ha şuraya gelecekti konu, yine konuyu çok fazla dağıtmayayım. Yani buradan TikTok'u savunuyorum diye, TikTok'un da fedaiyeti değilim. Sadece hoşuma gitti. Valla ben çok takdir ediyorum. Muhtemelen TikTok'un ulucularını da benim takdir etmem. Hiç de umurlarında değil. Hiç kimsenin, hiç kimse yumuşamadığı hayatımızdan konuşabilecek birkaç şey bizde kalırsa ne ala diyelim. Ve Sote 29 başlasın bakalım. Özledik be başkan. BAM BAM BARA BAM BAM BAM BAM BAM BAM

Bugün size birazcık bana gelen mesajlardan bahsedeceğim. Tabii ki SOTEL'e alakalı olanlardan. İlk başta hatırlıyorsunuz pandemide daha yoğun bir dönemde başlamıştık. O zamanlar herhalde hem bu pandemi, hem evde olmak, hem bir şey yapamamak dolayısıyla birçok şey düşündürüyordu insana. Size de olmuştur yani birçok şey derken üretmek değil. Daha önce yaptıkların, o an olan, o an düzelttiğin birçok şeyle uğraşıyorsun. Bende öyleydi yani burada anlattığım şey ben çok düşünüyorum gibi bir şey değil.

Ve bunlar için bir yöntem arıyordum. Hatırlıyorsunuz mesela şu an kaç bölüm oldu? 29 bölüm oldu. Yani ilk başa döndüğünüz zaman duyarsınız.

Neyi hatırlamıyorum şu an, ne dediğimi hatırlamıyorum ama şöyle bir şey demiştim yani. Sıkıntılarım, dertlerim, konuşmak bana iyi geliyor, atmam gerekiyor, atmam lazım diyordum. Arkadaşlar yani sevgili başkanlarım bakın size haftalar sonra sesleniyorum. Ben çok değiştim.

Ben gerçekten şunu hissediyorum, içimdeki o öfkeyi atmışım, o sıkıntıdan çıkmışım ve şu an çok rahatım. O yüzden bölümler biraz daha seyret gelmeye başladı çünkü eskisi kadar artık öfkeli değilim. Biraz daha kendimi iyi hissediyorum, biraz da çok şükür işlerim... Ya en son bölüm şeyden bahsettim size. Zorlu PSM'deki stand-up maceramızdan ne yazık ki iptal oldu. Çünkü biliyorsunuz dönemsel olarak bir şeyler kapatılıyor. Hiç sıkıntı yok. Tabii ki önceliğimiz, o zaman da söylemiştim, insan sağlığı. Şu anki dönemde hepimizin kapısı birazcık karışık. O yüzden bir etkinliğe gittiğimiz zaman tabii ki oranın hijyenik, tedbirli ve dönem kurallarına uygun olmasını istiyoruz. Ben de öyleyim. Tabii ki önceliğimiz insan sağlığı. Eğer iyi bir ortamda olacaksa olsun. Dediler ki ne yazık ki şu an ertelemek zorundayız. Eyvallah. Umarım zorlu için demiyorum. Çünkü yarın yine sahneye çıkabilirim. Şu an onu riske atmak istemiyorum. Genel olarak söylüyorum buradan. Umarım bu koşullar, bu şartlar ülkemizin ya da koronavirüsün erişebildiği birçok mecrada, birçok etkinlik alanında, birçok

münazara, konferans gibi etkinliklerde de yer alır diye teman ediyorum. Çünkü bu çok basit. Bunu böyle siyasi bir şeye çekmeye gerek yok. Daha minimal bir yerde. Bir şeyi sen alabilecekken senin komşunun alabiliyor olması canını sıkar yani. O yüzden senin takıldığın şey komşunun çocuğun yapıyor olması değildi. Onun örnek veriliyor olmasıydı. Onu görüyor olmandı. Canını sıkan şey oydu. Benim de öyle oldu. Canım sıkıldı mı? Sıkılmadı ama şimdi işin hep şakayla, işin hep komediyle alakalı olduğu için senin canın bir şeye sıkılamazmış gibi. Bir dakika başkanım.

Yok yok ilerleyen zamanlarda dönem daha düzeldiğinde eminim güzel sahneler olmaya devam edecek ama hayatımızdaki güzel şeyler olmaya tabi ki devam ediyor. Biz ne yazık ki bu şeyleri böyle kapatamıyoruz yani ben keşke kalbin de filtresi olsa mesela bu hafta çok güzel bir dizi var belki izliyorsunuzdur Masumiyet diye çok güzel bir dizi var oradaki Hülya Avşar'ın olayı gündem oldu ben meraktan gördüğümde Yani niye bu kadar eleştirildiğini anlamadım. Çünkü bu bir kişisel bir tercihtir yani. Böyle bir tercih edildiği için yapılır. Keşke dedim bunu birçok yerde kullanabilsek. Yani üzüntülerimizde, sıkıntılarımızda, kıskançlıklarımızda. Çünkü belli oluyor yani diğer türlü. Mesela ben şu an bak benim yaşım... Bunu bu sefer niye hep söylüyorum bilmiyorum. Herhalde yaşlılık böyle yoruyor beni.

Mesela birisini kıskandığımda veya birisi benden çok hoşlanmadığında anlıyorum bakışlarından veya birisini işte diyorum ya böyle kıskandığımda sanki bakışlarım onu bellediyormuş gibi hissediyorum. O yüzden keşke bu filtreler yanağımızdaki çukurdan ziyade bakışımızdaki nefreti gizleyebilse. Kalbimizdeki o kötülüğü gizleyebilse yoksa yüzdeki yüzdeki makyaj yıllardır yani bir şekilde halloluyor. O kusur bir şekilde halloluyor. Bunun savaşını verdik işte beni kusurlarımla sev. Kusurluyum ama her şeye rağmen var ya tabii oralara yine girmem. Oralara girmeyeceğim.

Ama bunlar hep kişisel tercih. Yani gördüğümüz şeyin kusuru kapatılıyorsa bence çok büyük bir mesele değil yani bu. Başkan bana görmediğimi göster ya. Çünkü onun savaşı, yıllarca o yüzden ayakta kalamıyoruz yani. Hep dediğimiz şey şu yani, yapmaz dediğimiz ne varsa yaptığı muhabbet oradan geliyor. Orayı bir kapatabilsek ama onu bir gizleyebilsek. O zaman daha keyifli olacak. Ama gerçekten de Hülya Avşar Türkiye gündeminde yıllardır bizim. Geçen şeyi fark ettim. Bazen programları dinliyorum. Yerceğim demeyeyim de konuşacağım isimler hakkında o benim kahramanım demişim. Seren Serengi ile Cakan gibi çok.

Sevgili Serangil'den konuşurken falan böyle şey demişim, işte o benim kahramanımdı falan demişim. Çok merak ettim. Şey şakası yapmayacağım. Abi çok merak ettim. Gençliğimin şakası yapmayacağım tabii ki ama... İnsan bir merak ediyor yani. Hiç mi güzel bir şey izlemedin? Hiç mi bir şeye denk gelmedin? Hiç mi maceraya ortak olmadın yani?

Şimdi günümüzde mesela böyle konudan konuya sekiyor gibi olacak ama ben şeyi çok severim böyle hani bir de bir de arkadaşlar bakın eğer bir ortamda biri size şey diyorsa, ''Ağabey ben televizyonu izlemiyorum.'' diyorsa yani inanın hayatta daha önce hiçbir umudu olmamış bir adamla konuşuyorsunuz ve daha önce kişisel eksikliğini fark etmemiş ve bunu tamamlamak için yola çıkmamış bir adam var karşınızda veya bir insan vardı. ''Ağabey ben televizyonu...'' Kral bak bu bir seçim değil yani bu bir tercih değil. Yani sen televizyonu izlemeyince biz seni ağabey kesin demiyoruz yani. Bu da aynı şey oluyor yani. Niye bunu söyledi ki?

Böyle bir şey söylemenin niye gereği duyarsın? Mesela ben size hiç şey dedim mi? Serhat sen gel. Bu arada ben bam yemiyorum. Dedim hiç böyle saçma salak bir şey. Başkan yapmıyorsan yapmıyorsundur. Bunu söylemezsin ya. Ya da denk gelmemişsindir. Çünkü mesela birisi bana dizi söylüyor, bir program söylüyor. Aa diyorum hangi kanallı? Denk gelmedim.

Bazen izleyemiyorum. Ama o şey hissediyor kendisini. Ben bunu söylersem... Dön bir tık daha. 2008 Facebook dönemi diyeyim. Netflix yok. Diziboks bilenler bir tık üst seviyede. Avrupalı gibi görüyorsun diziboks bilenleri. Öyle düşün. Ben Türk dizisi, yabancı dizi izliyorum.

Başkan tercih bak bu da bir tercih yani niye ama niyesini söyleyemiyorsa büyük sıkıntı yani her şeyde öyle yaptığın şeyi tabii ki yapabilirsin hani kimse seni bu yüzden yargılayamaz ama konuş ama yani yap yani nasıl diyeyim ya çok çok yani o kadar basit bir şey ki ya bunu sadece basit bir şekilde anlatmak için çok çırpınıyorum şu anda yani yapmadığım bir şeyle yani övünmek çok komik değil mi ya ben türk dizisi izlemiyorum abi Ben bir anda karşılıklı ısırılsıklam oluyorum falan. Nasıl ya nasıl izlemiyorsun? Basbayağı abi. Mesela televizyon var görüyorum, hemen odayı değiştiriyorum. Kafayı yersin yani. Ama kafayı yersin şakasını beğenmedim bu arada. Çünkü çok, çok ilk akla gelen şaka. Fakir şakası neyse bu da öyle şaka. Kafayı yersin şakası. Bir de bak size birkaç tüyo vereyim. Kalabalık bir ortamda arkadaşlar. Stand-up yani stand-up...

...yapan demeyeyim de herkesin böyle bir komik olma eğilimi vardır. Çünkü komik olmak etkileyicidir, etkilersin. Bu arada konular sekti şu an farkındayım, hiç aldanmayın. Şu an başka bir konuya geçtik, o şeye takılmayın. Böyle... ...birisi komikse akılda kalır, hoşuna gider, çirkin de olsa. O yüzden bazıları komik olmak isterler. Eğer bir ortamda böyle biri konuşurken biri şey diye giriyorsa... ..."Ya abi ben şey anlamıyorum." diye giriyorsa bilin ki şaka gelecek.

Ya başka bir şeye odaklanmayın. Çünkü bu şaka girişidir yani. Abi ben şeyi anlamıyorum. Belli ki Pezevenk daha önce düşünmüş, yazmış ve bu konuya bir giriş arıyor. Yani bu bak, bu 12 yıldır bizim ülkemizde var. Ben şeyi anlamıyorum. Çok güzel, çok güzel. Yani anlamadığım bir şeyi dert etmek bence harika bir şey. Benim bir sürü öyle şeyim var. Yani anlamadığım, dert ettiğim bir sürü şey var ama...

Şaka mantığıyla gireceksem, yani bunu şaka olarak sokacaksam niye bu kadar düşük giriyorum? Ya bunu tükettik, bunu ne yaptık biliyor musun? Bunu böyle tabağa yemek koydular, biz bunu öyle ekmek sıyırdık ki, ev sahibi şeydi daha bu yıkanmış tabağa öyle koydu yani rapa geri. Öyle tükettik biz onu yani. Ya ben şeyi anlamıyorum abi bir gün. Neyse bu... Ya muhtemelen bunu yapmayacaksınız şey olarak yani bir yerde bir şey konuşurken böyle cümleye girdiğiniz zaman aa...

Ulan ben bunu bir ara duymuştum demeyeceksiniz ama bir başkası söylerse siz şey yapın sadece, o an sadece kendinizi gülmeye hazırlayın. Çünkü çalışmış, başkan çalışmış yani onu hazırla, orada bir şaka yapacaksın, alın vaziyeti bekleyin yani. Muhtemelen de Türkiye mizranın üst seviyelerinde bir şaka olacaktır. Çünkü zaten girişiyle o imajı vermiş olacak. Neyse ben bu şaka girişindeki şaka potansiyelini beğenmediğim için Seren Serengil konusundaki yüksek potansiyelden biraz daha devam edeyim.

Televizyona gelecektim işte. Aslında izlemiyorum abi. Oradan çıkmıştı yola. Yani Seren Serengil çok sevdiğimiz bir isim tabii ki. Türkiye hem magazin dünyasında hem ikon bir karakter yani Seren Serengil. Sabah programı yapıyoruz abi. Gündüz kuşağı da olabilir. Tam bilmiyorum yani. Gündüz ve sabah programı arasındaki mesafeyi. Yani o ayrımı tam bilmiyorum ama bildiniz yani. Böyle çıkıp haberleri inceliyorlar.

Şimdi ben mesela arkadaşlar tabii ki yine kendim kıyaslayacağım. Sizlerin tabii ki durumu farklıdır. Mesela ben bir haber hakkında konuşacaksam ya da konuşuyorsam o haberdeki en azından birkaç detayı bilirim. Yani bilmem gerekiyor gibi gelir bana. Bakın. Hayatta kişisel sorunlarınız varsa, özgüven eksikliği yaşıyorsanız veya bir ortamda bir şey konuşurken karşı tarafa geçmez kaygısı yaşıyorsanız, endişeniz varsa... Bakın ne ilaç, ne tedavi, ne psikoloji, hiç hiçbir şey arkadaşlar. Yani lütfen programı izleyin. Serhan Serhangil'e sadece saat vermişler muhtemelen. O saatte oraya gidiyor. Çok tatlı bir moderatör var. Çok tatlı bir beyefendi var yanında. Keza aynı şekilde. Bir tanesi haberi okuyor.

Ve saran saran gire haberi dinliyor ve o an doğaçlama birkaç şeyi söylüyor. Ve bazen şey diyor, neydi onun ismi diyor, kimdi onun diyor şeyi diyor. Ve ben bu konu hakkında hiç fikri olmayan birisinin fikrini dinliyorum. Yani beni soktuğu girdaba bakar mısın? Beni soktuğu kaosa bakar mısın? Yani başkan fikrin yoksa, yani bu konu hakkında bir deneyimin yoksa, bir gelişimin yoksa, bu konu hakkında bir beyanın yoksa

Neden bunu beraber çözmüyoruz? Neden bunu seyirciye sormuyorsun? Çünkü yıllardır vardı bu. Seyirci buna katılıyordu. Bunun yarışmaları yapıldı. Bilene ballar verildi. Yani bu cevabı verene hediyeler verildi yani. Niye şimdi yapmıyoruz? Yani niye ben şu an birisinin bu düşünme fikrini... Zaten hayatımda bin tane şey var. Düşünüyorum, şeyin içinde boğuluyorum. Kime danışsam herkesin kafası karışık. Bir de niye kafası karışık birisi izliyorum? Bu arada, tabii ki de biliyorsunuz, bu arada konuştuğumuz konu... Nükleer füzelerin dünyaya bıraktığı yeşil eksikliğinden falan değil yani konuştuğumuz konu. Sizce böyle bir şey olabilir mi? Sizce daha önce sevgilim olamayacak demişti, sizce bir daha evlenir mi? İşte sevgili Şeyma'nın haber vermeye...

Zaten beni hiç ilgilendirmeyen bir haberin neden birde olmama ihtimalini varsayıyorum. Neden birde? Ama bir dakika ya diyorum okuduğum şey yalan olabilir mi? Çünkü günümüzde tabii ki denk geliyor. Tabii ki bizim şu an trendlerimiz daha bizi toplumsal acıyı ilgilendiren haberlerden ziyade çok kişisel zevklerin öne çıktığı ve kişisel rahatsızlıkların aslında gündem olduğu bir dönemde tabii ki de insan biraz daha net bir şey düşünmüş. Çünkü onun kapısında yenmek bitirmek istiyor ama

Ama bir açıyorsun, denk geliyor diyor ki, acaba diyor evlenecek mi? Hayır ama haberde evlenecek yazıyor. Aramış, haber vermiş, itiraf etmiş. Oraya bir dönüyorsun, acaba evlenecek mi? Niye yani bir de bu şimdi? Mesela ben salkım domatesle kokteyl domates arasındaki parayı karıştırıyorum sipariş verirken. Salkım daha mı büyük, kokteyl daha mı küçük? Bilemiyorum yani. Hani hangisi olduğunu... En büyük ikilemim o. Tek yolu bunu denemek, bir tane ondan söylüyorum, bir tane ondan söylüyorum. Bunun öyle bir tarafı da yok.

Bunu bekleyip görmek gerekiyor ve beklediğim şey... Beklediğim şey çok garip başkan ya. Gerçekten çok garip yani. Küçükken dedim ya kahramanım, kahramanım diye. Galiba küçükken çok başka şeyleri beklemeyi tasarlamıştım. Şimdi büyüyünce beklediğim şey öyle canımı yaktı ki... Şu an dese ki birisi bekle, ne gücüm var, ne takatim. Beni kandırdılar başkan. Bizi çok büyük kandırdılar ya. Bam, bam, para bam bam bam. Bam. Bam.

Ben taşınmayı çok sevmiyorum. Yani taşınma meselesi bana çok kasvetli geliyor. Herkesin vardır ya mesela böyle yeni düzen, yeni ev, yeni ışık, yeni bir ambiyans, yeni atmosfer, yenilik, çok iyi. Doğru, kesinlikle doğru. Ben belki biraz bu konuda üşengeç bir adamım çünkü elektroniği birazcık meraklı olan insanlar böyle, hani prizin olduğu yere hayat kuramazlar da kendi istediği yere hayat kurarlar. Yani dolayısıyla işte üçlü prizler, çekmeler, sistemler, bir şeyler ve normal hayattan zevk alan bir insandan daha fazla elektronik eşyası olduğu için daha fazla kablo olur hayatında. Dolayısıyla taşındığı zaman belirli bir efor sarf eder. O yüzden mesela bunu düşün, taşınırken aklına şey gelir. Ulan ben şimdi bu televizyonu buraya böyle kurdurdum ama taşınırken bunu buradan nasıl söktürürümler falan. Bunlar çok olduğu için bana çok külfet gidiyor taşınmak.

Mesela başkasının da bir başkasının da böyle çok büyük taşınma şeyi vardır böyle bir heyecanı var taşınacak. Hep şey gibi düşünmüştüm bunu işte elektronik meraklılığı düşünmüştüm ama arkadaşlar bakın zaman gerçekten süreç her şeyi insana gösteriyor. Neymiş biliyor musunuz? Bence bu arada yine onu söyleyeceğim. Ekonomik durum o kadar önemli bir şey ki ekonomik durum. Her şeyi biliyor musun hayatı sevmeye sağlıyor ekonomik durum ya.

Ben şu yüzden üşeniyormuşum taşınmaya hep çünkü taşınma resmi bir şekilde başladıktan sonra arkadaşlar birçok giyim mağazasına gidip onların attığı kolileri topluyorsunuz. En büyük yatırımınız, en büyük sermaye şu oluyor sizin için koli bandı almak oluyor kırtasiyeden toplulu bir şekilde. Gereken her şeyi çözüyorsunuz yani işte gazete kağıtları alınıyor, koliler toplanıyor Beyoğlu'ndan. Onları gelip gazetelere sarmalar, toplanmalar işte onları aşağı indirmeler. Aman abi taşımasın kimse gerek yok. 300 lira oradan kes biz taşırız deyip eşe dostu çağırmalar. Onların bir ton nazla taşınması bak şu an bile terlemeye başlıyorsun.

Ama böyle taşınmak istediği evi, istediği şekilde taşıyabilen veya bugün taşınmaya karar verdiğinde yarın taşınabilen bir insanın böyle bir derdi olmuyor. O bir yerle anlaşıp... Bu konular beni çok geriyor. Şu yüzden çok geriyor. Sanki böyle... Nasıl diyeyim? Daha katolik, katolik ne alaka ya? Daha böyle zengin diyeyim daha doğru olacak. Sanki daha böyle zengini aşağılıyormuş gibi. Hayır yani aslında taşınmaya vereceğin parayı belki çok boş yerlere harcayabiliyorsun ama taşınmaya para harcamak senin için şey geliyor, ya abi gerek yok gibi geliyor. Halbuki gerek var yani. Canından harcıyorsun. Çok daha değerli yani, çok daha değerli. Bunun şirketleri var. Geçen gün ben bir şey gördüm arabada giderken. Böyle aşağıda vinç var. Apartmana böyle vinç çıkartıyor. Asansör sistemi.

Ve o an şeyi düşünüyorsun böyle görür görmez insanın aklına. Oha diyorsun ya ne kadar rahat. Yani o apartman şey yok, asansöre yük binemez, kavgası yok, bir dolap taşıyamayız hani binelim ne olacak yönetici geliyor, o dertler yok. Hiçbir dert yok yani apartmanın aşağısında kamyon, yukarıya vinç çıkıyor, o taşıyor. Ya bunu görünce sevinmen lazım değil mi şey olarak böyle? Vay be ulan ne kadar rahat demen lazım. Benim içim burukuldu ulan kaç paradır acaba diye. Ya olaya böyle bakıyorsan,

Senin için yaşamak çok önemli değil biliyor musun? Çok önemsemiyorsun hayatı. Senin için başka şeyler daha önemli. İşte onu demek istiyorum. Diyeceğim şey şu. Arkadaşlar bir kere bir şeye para ödediğimiz zaman eğer yorulmuyorsak bu iyi bir şey gerçekten. Şey dersin böyle otururken, ''Ay bir gün masaja gitsek ya.'' Bu aynı şey. Yani aynı şey. Yani bu diğer tarafta belki o eforu sarf etmeyip bu işi belki meslek olarak tercih etmiş, belki bir şekilde hayatın zorluğu onu oraya yetmiş bir insan bu işi zaten yapacak. Bunu şey demiyorum, mecbur deyip demiyorum. Yani böyle bir sistem var, böyle bir kural var. Bunu yapacak olan birisi varken senin yapıya olman... Gerçi şu an kurduğum cümle o kadar hassas bir cümle ki yani şey gibi düşüyorum yani bırak onlar yapsın gibi. Öyle bir şey değil yani. Sosyal bir durumdan, sınıfsal bir yerden bahsetmiyorum yani.

Adam şey diyor, abi diyor biz yaparız. 300 lira, 400 lira, 500 lira biz yaparız. Yok gerek yok kardeşim ben yaparım. Oğlum adam gerçekten yapıyor bunu ya, bunu yapabilir. Sen bunu yapmayı bilmiyorsun. Yani her şeyin bir tekniği var. Sana şey gibi gelebilir, işte buzdolabı taşımak. Hayır. Buzdolabı taşımanın tekniğini biliyor olmak diye bir şey var yani.

Yani şu an size bir podcast programında taşımacılıkla alakalı teknik bilgi veriyor olman birazcık ironik geldi bana şu anda ama sadece daha şeyden bahsediyorum yani daha başa döneyim taşınmak bana her zaman çok zor geliyor taşınmayı sevmiyorum ama birisi taşındığında çok mutlu oluyorum biliyor musun yani o çok ilginç bir şey yani yan komşum alt komşum değiştiğinde veya değişme ihtimali olduğunda nedense çok mutlu oluyorum yani çünkü çünküsü de yok yani yenilik seven bir insanım. Evet. Hiç beğenmediğim bölüm için 15 dakika harcadım şu anda. Mutlaka bu bölümü kaldıracağım yani bölümden olmayacak.

İnsanlar çok eskiden böyle değer verdiği, saydığı veya daha işte anladınız yani önemli bir yerde olan insanları unutmak için ona dair olan bütün nasıl diyeyim eylemleri, sadece onun yaptığı özel hareketleri tam tersini yaparlarmış. Ve bu da ondan bağımsız, ondan kopmaya dair oluyormuş istemsizce. Yani o bir şeyi çayı karıştırırken böyle karıştırıyorsa, beynine bir şekilde onun öyle karıştırmadığını, aslında çayın böyle karıştırıldığını gösterirsen beyin yavaş yavaş seni o alışkanlıklardan, o resimlerden, o fotoğraflardan uzaklaştırıyormuş. Yani bununla ilgili birçok örnek var. Şimdi düşündüğün zaman yani daha böyle ailesel duruma girmek istemiyorum. O biraz daha hüzünlü olduğu için hani belki unutmak istemeyeceğin... ...hikayeler olabilir. Belki de kim bilir neler gördün yani olabilir. Ama ben onu şu an girmeyi tercih etmiyorum. Daha böyle klasik, daha böyle yani içine edebileceğimiz, arkasından küfür edebileceğimiz... ...ilişkileri ele aldığımız zaman veya arkadaşlık ilişkilerini elimize aldığımız zaman... Güzel bir tablo çıkıyor ortaya. Mesela çok sevdiğin bir ev arkadaşınla ilgili 3-4 yıl boyunca beraber yaşadın ve sonra sana hiç düşünmediğin, tahammül edemeyeceğin bir şey yaptığında, onun yaptığı hareketleri yapmak, onun zıttını aramak birazcık kaba, saçma geliyor bana. ''Abi niye öyle yapıyorsun?'' dediğinde o bunun tam tersini yapardı açıklaması.

Karşı tarafı birazcık korkutabilir yani abin tamam da niye böyle bir şey yapıyorsun ki sorusu ama ilişkide kendi başına kaldın daha yalnız bir yerde kaldığında onun yaptığı şeylerin tersini yapmak bir bakıma güzel ama sen öyle birisi misin bence orası daha büyük bir sorun yani sen öyle yani o uyandığında daha miskin uyanıyorsa ve sen de miskin uyanmayı seviyorsan o öyle uyanıyor diye senin zıpkın gibi uyanman sana iyi gelmeyecekse Daha büyük bir zarar değil mi? Gibi geliyor bana mesele ama bazen de unutma meselesi öyle derin ya bu arada bak şimdi bir şey söyleyeceğim size ben bu konuları konuşurken çok geriliyorum ya unutma konusu. Çünkü şey geliyor bana ya böyle hemen böyle bir radyo işte ses tonu işte unutmak onu unutamıyorsan eğer onları var. Yani çok çok yani o kadar şey ki ama konu o değil arkadaşlar benim burada bahsettiğim şey bunun tamamen artık üstünü sıvamak üstüne tükürmek gibi bir şey yani böyle çıkıp da size burada unutamadığın yaralarım geçti ya onun da ekmeği yendi ya 2013'te yendi onun ekmeği de şiirler yendi yendi gerçekten yani mesela hatırlayın o zamanlar Twitter'da Ceyhun Yılmaz Doktor lakabıyla

Mesela bir şiir okuyordu, paramparça oluyorduk yani o zaman şeye. Şimdi mesela birisi şiir okuduğunda geçiyoruz çünkü tahammülümüz yok artık. Şiire değil, zaman olarak. Çünkü şiir artık bize yavaş bir ritim olarak geliyor. Çok yavaş. Biz artık daha hızlı şeyler istiyoruz. Edit dilimiz çok değişti.

TikTok girdi hayatımıza daha maceraşik ama ama neyse şimdi konuyu çok fazla dağıtmayayım ya benim bahsettiğim şey romantik böyle bir unutmak değil. Benim bahsettiğim şey böyle bir şey duymuştum. Bu arada böyle bir şey hiç okumadım. Ne kadar doğru onu bilmiyorum işte kulaktan geçen bilgileri ben de size ama bak böyle bir şey varmış diye aktırıyorum. Yani insanlar unutmak için o sevdiği, o değer verdiği insanın yaptığı her şeyi zıttını yapıyorlarmış. Düşündüm bunu kendi hayatımda. Arkadaşlar mümkün değil yani bir karşı cinsle bunu kıyaslamam mümkün değil çünkü zaten hayat hayattaki akışımız çok farklı erkek biraz daha belki böyle maskülen doğru mu olur bilmiyorum biraz daha daha kaba ama kadın daha daha nane bunu şey için yapmıyorum kadın daha özeldir onu da şimdi söylemiyorum yani

fiziksel olarak ondan bahsediyorum yani kadını şimdi sen o öyle yapıyor diye kendi olanı yaptın zaten kendin oluyorsun ama beyin sana şey diyor yani o diyor işte kahveyi böyle karıştırırdı oğlum sen zaten kahveyi öyle karıştırmıyorsun ya da kahve karıştırmak mesele değil yani yemek yemek yürümek düşünmek bunlar mesele değil bunlar bize beyinlerimizin verdiği küçük küçük oyunlar bu konuyu size niye anlattım nereye getireceğim şuraya getireceğim arkadaşlar birisini unutmak istiyorsanız unutamamak bahanedir Unutmak isterseniz unutturursunuz ama unutmak istemiyorsanız... Bu bahanedir arkadaşlar. Burada ne bir şey okuyun, ne bir şey izleyin, ne bir şey dinleyin... Olmuyorsa olmuyor arkadaşlar. Bir şey var demek ki bir şey yarım kalmış. Bakın benim çok eskiden... Yani yine 2008'lere falan gideceğim galiba. Facebook'ta...

denk geldiğim ve çok beğendiğim, muhtemelen şu an belki size şu ana kadar ''Abi ya adam ne güzel konuşuyor.'' dedirttiysem muhtemelen mahvedeceğim bir cümle söyleyeceğim. ''Geçmiş canını aç aç atıyorsa hala geçmemiştir.'' diye bir söz var mesela ama ben o sözü çok severim. Yani bunu birçok yerde söyleyemem. Şu an ilk defa söylüyorum. Şu an burada kimse yok diye. Ama mesela kalabalık bir yerde olsak deseler ki, ''Ağabey geçmişle alakalı bir söz söyle.'' ''Aa geçmiş ne ki?'' falan derim. Öyle bir şey söyleyemem ama bunu söyleyecektim sizlere. Yani dediğim gibi.

İnşallah bir gün de unutmanın filtresini yaparlar. Biz de onu sevgili Avşar hanımlar gibi yüzümüze gözümüze süreriz de. Unutmak ne kadar kolaymış, bize de kanıtı olur. Sevgili SOTE dinleyicileri, valla güzel bir bölümün daha sununa geldik. Umarım keyif almışsınızdır. Ben hep eğleniyorum. Artık onu söylemek de istemiyorum. Deli gibi olmak da istemiyorum bir anda. Ben çok eğleniyorum. Sizlerden de şey demiyorum, beğenenler dinlesin, beğenmeyenler... O da değil. Birkaç mesaj geliyor, hoşuma gidiyor. Teşekkür ederim dinleyenleri.

olduğunu bilmek çok mutlu ediyor beni. Güzel bir sohbetin daha sonuna geldik. Zor bir dönemden geçiyoruz arkadaşlar. Gerçekten çok zor bir dönem. Artık psikolojik şiddetten ziyade fiziksel şiddetin de başladığı bir dönemden geçiyoruz. O yüzden hiçbir zaman, yani şimdi dayak yemekten korkmayın diyeceğim fakat bu dayak hangi konudaki dayak yani? Eğer bir şey istiyorsanız, topluluk olarak bir şey istiyorsak, bunun olması için şiddete maruz kalmamız gerekiyorsa

İnanın kalmaktan korkmayın arkadaşlar. Unutmayın bir gün ya da bugün şiddeti yaratan her kimse emin olun yarın şiddete maruz kalacaktır. Veya bugün şiddeti kim doğuruyorsa yarın şiddette boğulması dileklerimizle. Gitmek istemiştik gidemedik çünkü sevdik burada her şeyi. Sevginin olduğu yerde gitmek olmuyorsa bütün sevdiklerimiz nereye gitti? Pekala kaçtım ben de. Hoşçakalın.

Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.

Reklam Alanı (Deneme)