
5.768 kelime · ~29 dk okuma
Merhaba, bu hafta bir bilinmeyen olarak bu programı başlatıyorum. Çünkü artık yavaş yavaş biraz daha bilinçleniyorum. O pembe kazandan, o Amerikan rüyasından biraz daha sıyrılıyorum. Ama biraz daha gerçekçi olmak gerekiyor. Öncelikle iyi haberlerim var. Program iyi başlasın, iyi gitsin ve devamı gelsin diye. Sizlere güzel bir haber vermek istiyorum. Yani benim için bence güzel bir haber. Umarım sizlerin de dikkatini, ilgisini çeker. 8 Kasım'da ilk defa zorlu PSM sahnesinde gösteri yapacağım. İlk defa derken daha önce gösteri yaptım ama İstanbul'da ilk defa büyük bir sahnede gösteri yapacağım. Bu iki anlama geliyor. Bir tanesi işler büyüyor. İkincisi size ihtiyacımız var anlamına geliyor. Biletler passo.com.tr'de olacak.
Yani gelirseniz çok mutlu olurum. Çünkü bilirsiniz bir şeyin ilki hep özel ve güzel kalsın isteriz. Çünkü akılda kalıcı oluyor. Benim için de öyle olacak. Eğer gelirseniz çok mutlu olurum. 8 Kasım'da Zorlu PSM sahnesindeyim. Tek kişilik gösterimle biletler paso.com.tr'de. Kendi programımda da kendi reklamımı yapmayacaksam teşekkür ederim. Bence güzel başlangıç oldu. Ama bu hafta mütevaziliğimin artık dibindeyim. Artık diyecek hiçbir kelimemin kalmadığı yerdeyim. Çünkü
bölüm isminden de belli olduğu gibi bu hafta taktığım ve aslında anlamını aradığım başka bir şey var. Ben hiçbir zaman arkadaşlar yani az çok belki burada sohbette falan gördünüz. Hiçbir zaman yaptığım bir şeyin ana motivasyonu çok tanınmak, çok ünlü olmak, ah bir dakika ya ben şu işi yaparsam bu bana ün katar gibi bir amaçla yapmadım. Benim çok benim primim vardı. Hiçbirine destek vermedim ya. Ben ne primler yerdim, ne ekmekler yerdim de
Aman dedik ya hani bu akılla kalmasın şimdi diye hepsinden sıyrıldık gittik. Ama nihayet sonuç ne yaparsan yap günün sonunda bir yere geliyorsun. Yani sevgili Murat Bey de öyle mesela o kadar çok çok güzel yerlerdeydi. Daha sonra bambaşka bir yerlere geldi. Yani şeyi düşünmek gerekiyor günün sonunu. Benim için biraz daha güzel bir yerdeydi diye düşünüyordum ben. Ama hayatın tüm gerçekleri gerçekten tokat gibi insana yapıştığında gerçeği o zaman fark ediyorsun. Birkaç akşam önce böyle bir kafeye gittik.
Ama çok sakin bir kafe, böyle akşam. Gerçekten galiba bir biz vardık, bir de başka masa vardı açık hava bahçede. Biz üç dört kişiyiz. Böyle konu konuyu sohbet mi abi? Sakin, sessiz bir yer. Derken konu konuyu açtı. Böyle birden kafede çok kısık bir sesle benim programım Sote başladı. Sesimi duyuyorum falan şey olduk. Aa dedik ya Sote, aa Sote falan. Herkes böyle bir heyecanlandı bir anda.
Kafaya bir jest yapıyor. Ben çok mutlu oldum. Gittiğimiz yerde tanıdılar ve böyle masaya gelip... Bir şey değil de programı açtılar, çok mutlu oldum. Dedim ki ben çocuklara, ya şöyle yapalım. Ben ödeyeyim hesabı, gideyim. Hem de bir tanışalım, adama bir selam vereyim. Ben kalktım, gidiyorum. Adama güldüm birazcık, kasaya geldim. Merhaba, merhaba. Dedim, teşekkür ederim dedim. Rica ederiz dediler. Önemli değil dedim ben de. Ondan ne kadar dedim, adam şu kadar dedi. Ben işte öderken böyle bir hani... Hani dedim bir anısı kalsınlar laf atayım hani vardır ya öyle hikayeler işte şöyle dedim o da onu güldük falan. Ya dedim nedir ya bu program dedim dinliyor musunuz dedim. Adam böyle bilgisayarı biraz kurcaladı mouse'u al dedi. Ya abi dedi kusura bakma herhalde çocuklar açtılar dedi. Ya o kadar utandım ki adama şey dedim yok estağfurullah ne kusuru dedim. Yani benim orada programım çalıyor diye adam dedi kusura bakma. Ve ben ona önemli değil yani ne kusuru öyle çalsın rahatsız olmuyorum gibi bir şey dedim. Yok yok abi dur ben kapatayım dedi ya müzik açayım daha iyi dedi.
Böyle içimden bir ses, bırak ya. Çalsın ya, dedi ama hani o an tabii şey söyleyemiyorsun. Sonra da müzik çalmaya başladı, ben geri geldim. Ne oldu dedi, adam şey ya dedim, böyle hani konuştuk, güldük dedim. Dedim müziğini aç dedi. Selamı dedim verdi, hani selamlaştık. Yeter dedim, gerisi artık evde dinleriz dedim. Yani sonuyla ilgili herhalde arkadaşlar çok kötü bir...
gelişim olduğunu anlamışsınızdır. Burada bunu şakayla asla kapatmayacağım. Olduğu gibi aktarıyorum. Müzik niye çaldı ellerden? Adam beni tanımıyormuş dedim. Kimse bir şey demedi. Bak hayatta hani şey vardır ya böyle birisi çok kötü bir şey yapar ama bu böyle kötü derken şey anlamında cringe bir şey, utandığı bir şey yapar ve gelip söyler. Herkesin böyle sustuğu bir an vardır ya bir şey diyemediği, sözün bittiği yer vardır ya. O an umarım çok yaşamazsınız çünkü ben yakın zamanda yaşadım ve günlerdir konuşamıyorum. Bazen tekliyorum. Uyandığımda, yastığımda yaş görüyorum. Ter sanıyorum ama terdeyim. Geceleri ağlıyorum. Ben hissediyorum geceleri ağladığımı. Umarım hiçbir zaman ortamda bir şey söylediğinizde kimsenin diyecek bir şeyin kalmadığı bir sözün bittiği yerde olmazsınız diyorum. Gerçekten mesele aslında bilinmek değil.
Bilinmemeknin bu kadar vermiş olduğu acı, tesadüf yani bu. Madem bilinmiyorum, madem o kafede bana ait bir yer yok, o halde neden benle alakalı bir şey var? Yani bu kadar yakın olan bir şey var bana, benim bu kadar özel tuttuğum bir şey var. Programı nasıl, neden çalabiliyor? Çocuklar dedi, o çocuklar nerede o zaman? Ya benim onları görme hakkım yok mu? Ya da o çocuklar oradalarsa neden hani beni mutlu bir şey yapmadılar? Ya da ben hesabı, yani bir sürü, bir sürü paradoks aslında var işin içinde ama...
Mevzu gerçekten bilinmek, bilinmemek değil. Mesela ben de şu an bu programı kimler dinliyor bilmiyorum. Aslında böyle... ...mesajlar geliyor, yazılar, işte dilekler çok güzel. Geri dönüşler geliyor, hoş güzel ama... ...gerçekten kimler var işin dibinde onu mesela bilemiyorsun. Ya mesela şu an... ...kız arkadaşını eve götürmüş ve ona yakınlaştırmak için... ...beni kullanan birisi mi dinliyor? Ya bu lavuk çok komik ya bir dinlesene. Çok komik derken kendimi övmedim. Parzimisel.
Ya bu çocuk acayip sıkıcı bir çocuk. Açsana bak dinleyelim falan deyip beni mi kullanıyor? Veya atıyorum yemek yaparken arkada çalan bir şey miyim ben? Ya da bilmiyorum yani uyurken mi dinliyorsunuz şu an beni? Yani kimin dinlediğini, nerede dinlediğini bilmediğim için bir büyük bilinmezlik var. Ben de bilinmiyorsam bence harika bir ikili olduk, harika bir ekip olduk böylelikle. O halde hiç bilinmeyenden tüm bilinmezlikleri efendim. Sote 19. bölümü başlasın bakalım. BAM BAM BARA BAM BAM BAM
Ya eğer böyle Twitter gündemini az çok takip ediyorsanız ben seviyorum Twitter'ı takip etmeyi. Twitter'da inanılmaz bir savaş var. Neden olduğunu bilmiyorum. Twitter nefret doğurdu gibi diyeceğim neredeyse yani öyle bir yere geleceğim neredeyse. Hiç kimse herkes bilindiği kodla mesela çok yakın zamanda bunu konuştuk hatta belki ama
Dün akşam mı, bir önceki akşam mı hatırlamıyorum. Böyle içimden geldi, içimden geldi böyle bir serzeniş. Dedim ki ya mesela yalnızdım o akşam, kimsem yoktu. Dedim ki ya bir tweet atayım böyle. Hani olur ya, bilmiyorum size oluyor mu? Mesela ben ne zaman tek kalsam böyle içime bir hüzün basar benim böyle bir. Ama şey değil, hüngür hüngür ağlamam, neden yalnızım diye değil.
Böyle bir efkar hani böyle bir melankoli kavam kalır. Öyle bir akşam dedim ki Twitter'dan ya bir şey paylaşayım. Böyle bir içime geldi. Yazmışım yani. Senin gözlerin dolunca benim şakalarım kayboluyor. Hani bence güzel. Bence güzel bir söz. Yani bunu ama bu sana şey gelebilir. Abi ne alaka ya? Gelebilir ya da nasıl yani? Her şeyi olabilir. Bak ben sana şey diyemem ya. Nasıl abi? Baksana işte anlamıyor musun diyemem. Bunun savaşını veremem seninle ve sen bunu beğenmeyebilirsin. Bu çok normal bir şey.
Başkan yani altına da hani şey yazmazsın, baba tatava yapma, komik video at gülelim. Ya başkan benim bütün motivasyonum, hani ben bir video atayım da sen gül diye olabilir mi ya? Yani hayatımın geriye kalan kısmını, aman ulan içim canı sıkılmıştır, dur ben video atayım, iki dakika gülsün. Hatta şükrederim, gülüyor olman çok hoş bir şey yani. Çünkü ben neler gördüm Twitter'da böyle... ...aşağı yukarı alınıp ezilen neler gördüm. Yani gül, hani...
Bana güldüğünü söylüyorsan bu çok güzel bir şey ama benim derdime ortak olamıyorsan o zaman bir ortak payımız yok. Sen sadece benim iyi günümde varsın diyerek seni asla tabi kisa hale getirmeyeceğim. Herkesin derdi kendine ama benim de öyle benim de derdim kendime başkan yani kendime pardon benim de kendime yani başkan. O an içimden gelmiş ya bu senin dikkatini çekmeyebilir. Bunu hiçbir şey ne like bekliyorum senden ne alıntıla istiyorum ne cevap hiçbir şey istemiyorum senden. Ama
Başka birisinin dikkatini çekerse başkan sabaha kadar hani şey yapalım. Buna bir ya işte şöyle oldu böyle oldu. Diğer türlüsü işte şey herhalde ya çünkü Twitter'da ben çok görüyorum onu. İnanılmaz bir şey var böyle.
İnanılmaz bir saldırı. İnanılmaz. Her şeye kadar çok kızgınız Twitter'da yani. Mesela artık şey önemsemiyoruz neyi savunmamız gerektiğini veya bunun çok büyük bir dert olmadığını. Şeyi falan görüyorsunuzdur böyle. Çok basit bir şey. Böyle birisi bir şey paylaşıyor tam bir gün önce. Diyor ki mesela işte diyor sokakta bulduk, besledik diyor mesela. Bir gün boyunca bu şey oluyor işte iyi insanlar var. İşte pelerin takmazlar falan. Olan diyorsun ne güzel adam hani işte bir sokak hayvanı bulmuş, onu beslemiş, onu falan diyorsun.
Abi iki gün sonra işte bir tane bir tane kadın çıkıyor veya bir adam çıkıyor bunu alıntılı bir şey diyor işte anca reklam yap falan bir anda ortalık değişiyor. O dün takdir ettiğimiz şey bugün bir anda ulan bir dakika biz yanlış arada mı baktık? Aynen evet arkadaşlar bu neyin paylaşımı neyin falan böyle bir şey. Ha Twitter birazcık böyle sanki algıyla oynuyormuş gibi geliyor. O yüzden ee... Bazı konularda şey olmak gerekiyor olabilir. Düşündüğümüz şeyin konusunda ısrarcı olmalıyız yani Twitter'da. Çünkü her şey bir anda lönk diye karşımıza yürüyor. Bence en hızlı platform diyebilirim yani Instagram. Hani story falan belki bakmıyorsun ama Twitter gündemini takip ediyorsan... ...her şeyi kurcalıyorsun ya. Şeyi kaybettik mesela. Böyle ben mesela hiç sevmem. Twitter bence en büyük lafların döndüğü mecra. İnanılmaz o, inanılmaz ya.
Başkan yani hiç kimse şey değil yani böyle. Bulunduğu konumu hiç kimse sahiplenmiyor. Benim iki artı bir bir evim var. Oh şükür ben burada iyiyim. Hadi bakalım daha ne yapabilirim diyen hiç kimse yok. Beni burada yaşatın. Bu ev benim olsun. İşte şu araba benim. Mesela şey diyebiliyorsun bunu. Adam hani hayallerinin peşinde. Hani hayallerini destekliyor. Ulan tamam diyorsun. İnşallah olur falan diyebiliyorsun belki ama.
Şimdi İstanbul'da yaşıyor mesela, tam böyle metropolün göbeğinde yaşıyor. Hani yirmi yıldır burada, beş yıldır hiç fark etmez. Kavos'un göbeğinde yaşıyor. Bir tane dağ evi paylaşıyor böyle tek odalı. Banyosu yok, mutfağı nerede belli değil. Bir tane yatak var, üçgen çatı böyle. Hani yatsan boğulursun, öyle bir hisli bir yer. Ama böyle pencere, ormana açılıyor. Diyor ki beni buraya bir ay, işte beni buraya götürün. Ben burada bir ay... Onu götürelim mi? Hep beraber birlik olalım.
Onu böyle oraya bir ay götürelim. O telefonu çekmesin, o bilgisayarı orada kullanamasın, şarj etmesin, bir duşa giremesin. Ya orada öyle bir ay kalsın. Ondan sonra onu böyle geri alalım, onu böyle titreyelim diye onu geri alsak ya oradan. Çünkü şey çok güzel bir laf vardır. Bekara kolaydır boşamak diye. Bu hep öyle geliyor bana yani. İşte beni burada bir an yaşayın, işte Netflix ve Spotify ben burada... Git. Gerçi ben çünkü çok... Bence bu arınma. Bu bildiğin arınma gecesi yani. Bunun daha şeyi hani kıstas bir şey olamaz bence bunun yani. O şeyi kaybediyor. Twitter bizden o şeyi çok alıyor.
Herkes artık şey böyle nasıl anlatabilirim diye mesela tamamen bence mütevazilik kayboldu. Mütevazilik artık hiç yok yani mesela var mıydı hatırla mesela ben 90 kuşağıyım. Böyle ben güzelim diyen biz de böyle şey yapardık yani bir dur bırak da onu biz diyelim başkanım ne oluyor falan derdik böyle. Abi hep şey vardı bizde. Abi nasıl oldu saçım? Gömlek oldun mu başkanım? Baksana bir hani ayakkabı oldu. Hep böyle bir hani kaygılıydık. Şey diyemezdik kendimize böyle ya ben güzel oldum diyemezdik. Bakıyorum Twitter'a. İşte elleri böyle olmayan çıkmasın. İşte maniteniz üç senede bana telefon numarasını verir. İşte ekmek vermeyin falan. Ben varım ona ekmek vermeyin. Kızın evi haberi yok. Kız evde uyuyor. Hani onu gördüm diye buna ekmek götürmüş. Ya kız istese benden. Bugün bir sorun var. Ne sorunu var? Ekmek almamışsın. Ya alamadım kusura bakma. Niye? Ya işte çünkü böyle bir şey var falan. Kıza göstersen bunu. O buna hak verse falan. Ya özür dilerim bunca zaman ekmeğini yedim ama ne taşımasam.
Bugün, ee, evet bugün, bugün şey yine ya, ben bugün yine konu kendim dışı olacak birazcık. Yine derken, aslında hep böyleydi yani. Ben ama, yani şeyi bir yandan merak ediyorum, neden böyle bir şey yapıyor insanlar? Yani mesela ben çok utanırım. Ben utanırım mesela, şey diyemem mesela, gerçekten. Çıkıp da böyle, hani illa bu kadar kalabalık mecraya gerek yok yani. 3-5 kişi olsa, bir ortama gelsek, girsek merhaba merhaba, böyle herkesi inceleyip, arkadaşlar bu arada manitazı 3 saat içinde alabilirim desem,
Ne kadar ayıp bir şey. Bırak o dayak yeme kısmını, kavga kısmını bırak. Ne kadar kötü bir giriş, bir ortama. Böyle akılda kalmak ister misin? Bakıyor musun Twitter'a? Baştaki konu o yani. Çok basit bence. Ünlü olmak, yazdığın bir şeyin çok izlenmesi, çok beğenilmesi. Bunlar çok basit şeyler ya, mesele bu değil. Ama mevzu şu, içerik ne? Ya içerik eğer senin, nasıl diyeyim? Şimdi Ece Ünver gibi bir örnek vermek istemiyorum ama üstüne oturduğun bir kalıpsa buna çok güvenmemek gerekiyor. Çünkü bunun manyakları olduğu kadar buna güvenmeyenler de çok var. Burada benim... Hayır, hayır bu program öyle, hayır, hayır. Bu cins cinsel bir program değil. Burada kimsenin seksist yönlümleri bizi asla ilgilendirmiyor.
Her konuda olduğu gibi sevenler, sevmeyenler vardır. Bizim meselemiz ona güvenenlerle alakalı şu an konuştuğumuz. Bütünlüğü de o değil. Bunun erkek versiyonu da çok var mesela. Görüyorsun işte karşına böyle bir şey, şey, şey. Şarkıcı galiba bir tane ismi, ismi hatırlamıyorum. Teşekkür ederim beynin bana böyle bir iyilik yaptığın için. Çok sağ ol. İyi ki de hatırlamadın.
Ama görmüşsünüz, çok çıktı pandemide. İşte sizin şey... ...Ferrari'niz olsa üstünü kapatır mıydınız gibi bir... ...bir caption var. Üstü çıplak böyle. Başkan yani bak ben o sözü hatırlıyorum. O sözü belki hatırlıyorsunuz. O söz çok çok eski. Yani Facebook'ta... ...çok küçük bir çocuğun sözüydü. Hatırlıyor musunuz ya? Yani inanılmaz komik bir capsto yani. İnanılmaz komik bir capsto. Çünkü biz o çocuğa gülmüştük yani. Hani ulan fırlama nereden buldun falan filan diye. Ve yıllar sonra sen böyle sorumluluk sahibi olmuşsun, işindesin, gücündesin. Hayata karşı kaygıların var. Seninle belki aynı dertleri olan, yani her şeye geçtim, seninle belki aynı cehennemde yanacak olan bir adam... ...sana o sözü söylüyor. Ve böyle soyunmuş falan böyle, duruyor karşında falan işte. Ferrarin olsa üstünü örter misin? Acaba şeyi mi düşünüyor? Mesela düşünsene ben bir hanımefendiyim.
İşte geziyorum Instagram'da böyle. Arkadaşım yemekte. Aa onu beğendim. İşte altına yazdım. Aa beni çağırmayın falan. İşte geçtim, işte eskiyi gördüm. İşte hemen CNN geldi falan. Derken, geçerken bir anda onu gördüm. Mesela böyle bir kaydırdım. İşte şey, Ferrari Nostradam. Şey mi düşünüyorum, böyle izleyen şey mi oluyor?
Bence öyle bir şey olmuyordur. Bence derken ben bunun olmadığına eminim. Bu arada şey de olabilir. Aslında her konuyu galiba öyle bağlayacağım. Bunu da sevenler olabilir gerçekten. Belki o özgüveni. Çocuk tatlı gelebilir. Bilmiyorum. Bana tatlı gelmemesi size tatlı gelmiyor olabilir. Umarım... Şu an şey yoktur dinlerken aranızda böyle. Abi nasıl sevmiyor? Gerçekten mavi nesini sevmiyor? Sevmiyor değilim. Komik buluyorum sadece. Yarın öbür gün belki...
Denk geliriz bir yerde. Ben derim ya, benim Ferrari'm yok, ben açamıyorum. Derim ya, çünkü şey yani, biliyorsunuz, kas... ...kas şey, dikkat çeken bir şey yani. Kas bence orantılı bir şey. Yani bir kas şişerken... ...diğer uzuvlardan alıyor olabilir, diğer işlemlerden alıyor olabilir. Bilmiyorum, ben seviyorum kas yapmayı, spor yapmayı ama tabii öyle hani...
Ferrari'm varmış hissi kadar sevmiyor olabilirim. Onun dışında gördüğün gibi mütevazılıktan konu nereye geliyor? Bu saptamaları bence birazcık kaçırıyoruz. Yoksa kimse desen ki mesela atıyorum öyle bir fotoğraf koysa, diyecek bir şey de yok ki öyle fotoğraf niye koyarsın yani. Yo yo, öyle bir fotoğraf koyar. Ne yazabilir mesela bilmiyorum bak şu an aklıma gelmiyor. Bunu size sormak da istemiyorum şimdi. Bununla uğraşmayın. Aslında öyle birkaç interaktif şey yapmak çok güzel olmuştu ama bilmiyorum öyle bir fotoğraf çekilse herhalde bir şey yazmam yani. Yoruma size bıraktım. Şey değil mi? Hiç mi birikim olmayan infuz kevşini. Yoruma size bıraktım. Hayırlı işler başkan.
Herhalde şunu biliyorsunuzdur, ben çok zengin bir insan değilim maddi olarak. Yani çok büyük paralarım yok, çok büyük paralarla oynamıyorum. Bugün Onedio'da bir bahşiş açılsa, Türkiye'deki bilinmeyen 20 gizli zengin diye ben çıkmam orada. Bunu ancak biliyorsunuzdur. Ve hiçbir zaman da size fakir edebiyatı yapmadım, durumum kötü diye. Bu şey de değil, şükretmesini bildiğin gibi bir şey değil.
Maddi kısımda çok alakalı bir adam değilim yani. Çok iyi bilmem. Parayla oynamayı çok seven bir adam değil de olabilirim. Ama konumuz şu.
Benim bir serim var instagramda belki biliyorsunuzdur işte üzdünüz beni yıllar her güzele koşma demedim mi gibisinden böyle benim bir serim var çok yapmasını sevdiğim. Bir süredir tabi yapmıyordum. Geçen gün otururken Sherlock'u geziyorum oturduk parkta aklıma geldi bir tane atayım dedim teratma olsun özlemişlerdir gibisinden. Aynen aynen özlemişlerdir aynen onlar için kendime hiçbir şey istemiyorum.
Bir şey dedim ya, belki hatırlarsınız. Arkadaşlar, benim küçükken bir araba hayalimdi. Şimdi önümden geçti. Çok gördüm üzülünce. Derdim ki kendime, ileride öyle zengin olacağım ki bu arabadan alacağım. Sonra müzik giriyor. Üzdünüz beni yıllar falan. Ne mani, alamamışım. Çok zengin olamamışım. Demek ki hala çok zengin değilim. Ama bunun bende acısı var gibi bir şey. Bunu anlayanlarla çok güldük. İşte özledik falan. Gördün mü? İşte özledik, şöyle daha fazla yapmak.
Konum tabi ki onlar değil ama başkan bir bu kadar da anlamayan olunca iş nereye gidiyor biliyor musun? Böyle şey çok kötü bir şey ya. Hiç böyle yapmadığın, hiç alakan olmayan ve tamamen ironi yaptığın bir şeyle suçlanmak o kadar ağır bir şey ki. Şimdi şu tarafı çok mutlu edici şu tarafı. Demek ki bunu böyle birazcık gerçeğe yakın yapıyorsun ki bu inandırıcı oluyor. Okey tamam çok teşekkür ederim çok mutlu oldum. Demek ki güzel bir yani izleyen gerçek sanıyor bu çok güzel bir şey tamam okey.
Ama gerçek sandığı şeyi anlamaması ve anlamadığı şeye tepki göstermesi o kadar kötü bir şey ki bir insanın. Mesela ben bir şey anlamasam, ben diyelim ki mesela bir şey okudum Twitter'de ve anlamadım. Cidden bilmiyorum ne olduğunu o konunun. Hiçbir şey yapmam. Öyle geçer giderim. Hiçbir şey yapmam. Ama mesela şu an bizim toplumumuzda böyle belirli bir kesim hiç anlamadığı bir şey hakkında tepki göstermeye çok meyilli.
Ne olduğunu bilmiyor, ne olduğunu anlamıyor. Yani şöyle düşün. Ben demişim ki çok zengin olacağım. İşte alamamışım. Adam bana şey diyor. Ya şimdi küfürleri tabii ki söylemeyeceğim de. Hani sen de müze işte şeysin. Aynen fakir edebiyatı. Sen bizim ayak yapıyorsun. Zengin olduğunu herkes biliyor. Ne bu bırakın bu fakiri... Arkadaşlar ben size hiçbir zaman fakirim demedim. Ne gösterimde yaptım. Bir fakir şakası. Ne şeyde fakirim demişimdir. Böyle gerçek bir hikaye anlayışımda.
Çünkü fakir değilim. Bak yani fakir derken zengin de değilim. Şükür halime falan değil yani. Bir şeyim var ve olduğu kadar harcıyorum ya bu fakirlik veya zenginlik. Hem tamam şey eminim, birisine göre çok fakirim onun farkındayım. Ya da birisine göre durumum çok iyi onun da farkındayım. Ama hani böyle çok zenginim.
diyebilecek kadar zenginliğim olmayabilir. Ve bunu size hiçbir zaman malzeme edemem yani. Ben zenginliğimle bir yere gelemem. Gelmemeliyim daha doğrusu. Ya da asıl konu şu yani. Ben gerçekten arkadaşlar bak şuna emin olun. Şuna emin olun başkan. Bir araba benim hayalim olsa tamam ve o arabayı alamasam
O kadar param olmasa Instagram story'ı açıp ya arabayı alamadım ya. Bu benim hayalimdi. Demem arkadaşlar. Gerçekten demem. Ya muhtemelen... Ya neler izliyorsunuz bilmiyorum. Bu arada size demiyorum. Onu siz anladınız. Yani laf yerine gider. Neler izliyorsunuz bilmiyorum. Ne vaatler veriliyor bilmiyorum. Yani nasıl hayatlara özendiriliyorsunuz bilmiyorum. Bakın benim ev bloğum yok.
Ama sizin izlediğiniz bir adamın YouTube'da ev vlogu olabilir. Bilmiyorum beni ilgilendirmiyor. Veya ben gittiğim bir lansmanda lansman vlogum yok. Vardır ilgilendirmez beni. Hem bunları yarın yapabilirim. Ama tabii ki yarın yaptığım zaman işte burası evimin salonu. Televizyon aldım bir tane büyük falan. Bu şekilde yapmam onu ya. Çok kaba değil mi ya? Çok kaba ya. Yeni ev vlogu ne demek ya? Evi gezdirmek. Mesela bir... Yine eve taşındığımda zaten misafir gelirdi. Çocuk varsa işte yumurtla falan karınca. Bu şeyi vardı böyle.
Ha şimdi gitmiyorsun, vlog'unu izliyorsun YouTube'dan yani. Yani çok çok kaba değil mi? Ve bazen ben böyle tam merak ediyorum. Mesela denk geliyor işte ana sayfamda. İşte yeni ev gezisi falan. Tabii ki ben çok merak ediyorum. Çünkü şeyi merak ediyorum. Ya bunun bir eşiği var mı acaba? Bir yerde durabiliyor mu? Ha bunu bir de şey diye başlıyor video. Evet çok istemiştiniz. Arkadaşlar bir şey soracağım. Gerçekten şey var mı? Abla ev vlog'u lütfen. Abla evini göster diyen var mı? Çünkü...
Çünkü bu çok tehlikeli bir şey evini göstermek bence. Yani evini niye gösterirsin ki hiç tanımadığın insanlara? Tamam ailen olabilir, tamam seni izliyorlar, tamam onlar sayesinde para kazanıyorsun da. Bunun bir eşiği yok mu gerçekten ya? Yani ben mesela, ben mesela çok titiz bir adamımmış yani. Ben kendi misafirim geldiğinde bile böyle başka otele gitmesin diye çırpınan bir adamım ya. O odada kirlenmesin. Ya moruk burada yat, salonda yat, burada ye. Buraya yat, ben götürürüm, ben atarım. Poşete yat, ben atarım sonra ya diyen bir adamım.
Ev gezdirmek bana çok korkunç geliyor. Korkunçluğundan ziyade çok kaba geliyor bana. İşin biraz gerçeğini konuşalım. Çok görgüsüzlük geliyor bana. Neye sahip olduğunu göstermek şeyi düşünemiyoruz. Gerçekten ettiğimiz lafın nereye gidebileceğini kestiremiyoruz. Benim salonum böyle arkadaşlar. Buraya bir tane bilardo koyacağım, buraya oyun salonu koyacağım dediğimde onu izleyen bir birisinin ona özenmesinin nasıl bir his olduğunu bilmemek var ya o kadar acı bir şey ki, o kadar eksik bir duygu ki.
Umarım, umarım böyle bir evladım, böyle bir arkadaşım hayatım boyunca olmaz yani. Hep böyle vardır ya kulağımızda empati, empati. Empati, sadece empati söylemek de olmuyor arkadaşlar. Empati için bence izlenmelerden, abonelerden, para kazanmadan çok çok daha önde gelen bir şey olması gerekiyor.
Ama eğer... Bak yine aynı konu görüyor musun? Nasıl, nasıl olduğu önemli değil. İçeriğin ne olduğu önemli. Galiba bütün... Sote'yi değiştireceğim ben ya. İçerik ne? Onlar programın ismi. Ama yani işin gerçeği konuşmak gerekiyorsa... Düşünsene işte yazıyor. Abla işte evini göster diyor. O manyak da tamam diyor. Merhaba arkadaşlar kanalıma hoş geldiniz. Bugün evimi gezeceğiz.
Yani senin evin müze mi? Senin evinde hayvanlar mı yaşıyor? Evinin nesinde? İşte banyom var. Benim de banyom var. Muhtemelen senin banyon çok daha lüks. Burası mutfak. Muhtemelen mutfağın Ankastre. Muhtemelen bir sürü mutfak robotunu var. Muhtemelen hepsi sıfır eşyalar.
Eee yani... Ya bir de şey dikkat edin, ben oraya çok takılıyorum işte. Az önce bahsettiğim şeyi birazdan konuşmak istiyorum. Yani o lugat, o çok bence önemli bir şey yani. Yani konuşmayı bilmeyen insanlar orada abonelerine merhaba falan diyor yani. Bu çok ayıp bir şey yani. Bence şöyle geliyor. İnsanları bir yere kadar kanıtabiliyoruz. Bence yani.
Tabii ki çocuk yaş skalası değişebilir, onu bilemem ama bence insanları artık bir yere kadar kandırabiliyoruz yani. Yani bilmiyorum inşallah. Öyledir, benim umudum o yönde. Yoksa hani şey var ya, geçen günde bahsettim ya işte, YouTube'da çok çok içerik var. Mesela ben bu içeriği izliyorum. Bunu izleme sebebini merak ettiğim için değil, şeyi yani evi merak ettiğim için değil, ne olduğunu merak ettiğim için. Çünkü yarın öbür gün bununla ilgili bir şey konuşulursa... Tabii ki bir şey söylemek zorundayım. Çünkü benim de işim bu yani. Ben de bu sektörün içerisindeyim ve şey yapamam yani var ya böyle. Ben dizi izlemiyorum. Kendi dizim bile değil. Bu başka. Yapma ya. Dizi izlemen gerekiyor. Dizileri izlemen gerekiyor. Teknikleri görmen gerekiyor. Oyunculukları görmen gerekiyor. En basit örnek. Benim de o yüzden. Böyle YouTube'da ilgi gören bir şeyi gördüğümde izliyorum yani. Acaba ne var içindedir yani? Bu, ona abone olduğumdan değil. Ve bakın size bir şey söyleyeceğim. Bunu utanıyorum ama... Mesela az önce bahsettim ya, kendi adına utanmak dediğin. Hani böyle kafede dedim işte herkes sustu bir anda. Kendi adına utanmak çok güzel bir şey aslında. Bu, hani sana bir anı olarak kalabiliyor belki. Ya kendi, kendi ortamındayken. Tabii ki bunun çok kötüleri olduğu zaman hani onun telafisi yok, onu silmek istiyorsun ama...
Ya başkasının adına utanmak denen bir şey var ya, ya o bir de şöyle bir ihtimal var onun mesela o utandığın kişiyle yarın öbür gün denk gelme ihtimalin olduğunda sana şeyi sorma ya işte onu yaptın mı ya onu biliyor musun dediğinde evet ya biliyorum harika iş bu arada biliyor musun demek var ya. Ha bu arada bunu dediğimi anlamayın yani. Denk gelir ya mesela atıyorum sadece YouTube için söylemiyorum. Günlük hayatta da mesela eşiniz dostunuz arkadaşınız biliyorsun bir şey yapıyor utanıyor. Utanıyorsun onun adına. Yarın denk geliyorsun ya duydun mu diyor. Ha evet abi duydum ya iyi yapmışsın diyorsun ya böyle. Ah işte içimizin de o iyi yanı. Her şey ne kadar kötü olursa olsun hep iyilik göstermek isteyen iyiliğimiz ne geldiyse ondan geldi başımıza diyor.
Eskiyi özlemek deyince aklınıza tam olarak ne geliyor bilmiyorum ama bence burada bir yanlışlık var. Şimdi eskiyi özlem. Mesela şimdi günümüz çağında, günümüz döneminde çok güzel böyle hani eskiye dahi giyinmek. İşte vintage, retro, saatler falan. Bunlar çok güzel ama böyle eskiyi özlemek denen şeyin gerçekten eskiye gitme arzusu olması bana çok yavan geliyor yani. Düşünsene adamlar hani kendini yırtıyor uzaya çıkmak için. Diyor ki adam kainat diyor, ya diyor ötesi varsa diyor, beşinci boyut diyor falan.
Oradan biri yazıyor, ah diyor soba üstüne mandalina atardık. Ne güzel, keşke o günlere dönse. Ondan dalga mı geçiyorsun dünyayla? Yani eskiden şey olur mesela, otururken böyle bir sohbette şey dersin, ya hatırlıyor musun abi? Çamaşır yıkardık, orada kuruturduk. Ne zor günlerdi ya, nasıl yapmışız? Şimdi makine yatıyorsun, kendini kurutuyor. Hani bu değişimi gören birisinin
Bence eskiyi özlemesi çok zordur ama böyle daha böyle tefren şeyde görüyorum onu. Z değil daha çok Y'de görüyorum mesela. Y kuşu çok var Y kuşağında mesela o. İnanılmaz böyle bir eskiyi özlem. Ah eskiden her şey çok masumdu. Yani eskiyi özlemek demek bence şu an bir konuda yetersiz olduğun anlamına geliyor. Mesela en basit örneği biliyorum şu an ilk aklıma geleni. Eskiden bir kız arkadaşım vardı. Şimdi başka da şey diyorsun ya o zamanlar aşk böyle değildi tabii ki başkan. Çünkü o zaman çok daha az bilgiye sahiptin, çok daha az kendini ifade ediyordun yani. Şimdi, şimdi mesela işte genç, şimdiki gençleri durduramıyoruz. Ya manyak mısın? Niye durdurasın şimdiki gençleri? Herkes artık, çünkü herkes bilinçli artık. Senin zamanında mesela hatırla ortaokul lise çağlarını, 90 jenerasyonu gene. Kendini daha tanıyamıyordun yani kendini. Neleri seversin, neleri alerjin var değil yani bu. Nasıl tepki verirsin, nasıl reaksiyon verirsin, cidden sinirli bir adam mısın? Ben gururlu bir adamım diyorsun ama cidden gururlu bir adam mısın? Onları falan tam bilmiyordun çünkü...
Kendinle baş başa kalsan bile kendini açabileceğin bir alanın yoktu. Şimdi bakıyorsun sosyal medyaya, her şey var artık. Her şeyin mecrası var. Twitter'ın var, anlatıyorsun. Instagram'ın var, gösteriyorsun. Oradan sana birileri beğeniyor. Kaç beğeni aldığını görüyorsun. Bir özgüvenin geliyor yerine. Bir şeyler yazıyorsun, bir şeyler deniyorsun, şarkı yapıyorsun. Yani her şeyin artık imkanı var. Yani artık eskisi gibi öyle bir şey anlatmak çok zor değil. Bir şey yapmak, yaratmak çok zor değil. Yani müzik dediğim için örnek vereyim. Belki hatırlarsınız. Eskiden böyle bir müzik grubunun bir single çıkartması çok maşakkatli bir yoldu. Yani stüdyoya girmesi gerekiyor, stüdyo parası falan. Şimdi artık çok butik bir şey yani. Şimdi artık evde yapıyorlar yani. Mix masteringlerden bahsetmiyorum. Kayıtlardan bahsediyorum. Artık herkesin her şeye karşı bir imkanı var.
Teknik olarak, beceri olarak, bilinç olarak yani işte bu gençleri artık durduramıyoruz. İyice ağır... Başkan neyden bahsediyorsun ya? Eskiden her şey bastırıldı yani. O çocuklar şu an çığırından çıkıp bir şeyler yapıyorlar yani. Hani yıllarca bastırdığı duygular yüzünden şu an herkes... Katil oluyor. Herkes işte başka bir şey oluyor. Mühendis oluyor yani. Ama daha gençken tanımak kendini, daha gençken ortaya çıkartman çok güzel bir şey değil mi? Yolunu çiziyorsun yani. Kendini belirliyorsun yani bir bakıma. Yani şimdiki günümüzde yazıyor işte, eskiden sobalı evde mandene kavurmak ne güzeldi o günlere dönebilsek. Dön başkan. Bir ev tut kendine. Bir ev tut. Ya da şöyle yapalım, eğer bunu çok istiyorsan.
Sobalı evde yaşayan birisini bul. De ki ya de siz burada hani zor çekiyorsunuz. Önümüz kış. Ben çok özledim bunun üstüne mandilini kavurmayı. Siz benim evime geçin. İşte benim evim şurada. İşte merkezi sistem ya da işte ne bileyim kaderi ferli. Siz orada yaşayın. Ben burada yaşayayım. Böylelikle şeyi kaldırıyorsun. Ben eskiyi özledim diyen. Sen keyfine kavuşuyorsun. Hem de zorda yaşayan bir adamın hayatını kurtarıyorsun veya bir ailenin. Bakar mısın? Vim vim. Bu ne kadar güzel bir bence iş birliği yani. Yoksa herkese kolay. Ulan ne güzel kokuydu hatırlıyor musun? Bunu herkes yazar.
Ben hiç özlemiyorum geçmişi. Yani ben eskiye karşı bir özlemim yok benim. Şey olarak değil yani benim geçmişim çok kötüydü falan değil yani. Yine çok orta düzey bir geçmişim vardı ama şu an benim asıl derdim gelecek. Ya ben geçmişi biliyorsun yani geçmişi yaşadın. Keşke bir daha geri dönebilirim. Oyun mu kardeşim? Dalga mı geçiyorsun başka? Yani bir daha geriye döndüğünde hani şey mi yani? Ya mesela şu aklıma geliyor bazen. Mesela bir hata yapmışım tamam mı? İşte geriye dönüp
O hatayı yapmasaydım acaba ne olurdu diye düşünüyorum. Ama yine hani çok dikkat çekmiyor, ilgi çekmiyor. Çünkü hani çok bir radikal şeyler yapmadım. Çok büyük hatalarım olmadı hayata karşı ama... Ama sonuçta yine bildiğin, yaşadığın bir şey yani. Mesela ben şeyi hiç düşünmüyorum. Mesela şu anki çok memnunum hayatımdan, şu anki hayatımdan. Niye ben bunu bırakayım? Daha önce bildiğim hayatı yaşayayım. Ben şu an bil, bilinmeyen biriyim. Çok dikkatimi çekiyor. Bence bölüme de güzel konu oldu.
Bilinmeyen dikkatimi çekiyor benim. Ama işte insanımız var. Hiçbir şey bulamayınca ya neydi abi bu eski bayramlar ya? Yani bir şey soracağım. Gerçekten çok mu güzeldi eski bayramlar? Şimdi niye yapmıyorsun? Seni engelleyen ne? Şimdi niye gitmiyorsun? Yani misafirliğe niye işte ne bileyim ailene niye gitmiyorsun? Çünkü artık istemiyorsun gitmek.
Çünkü artık teknoloji buna izin vermiyor. Çünkü artık her şeyi yapabiliyorsun. Ama istersen gidebilirsin. Sen istemiyorsun. Sen konuşmak istiyorsun. Sen hayıflanmak istiyorsun. Sen mızmız olmak istiyorsun. Neydi abi bu eskiler? Keşke eskiye dönebilsek. Eskiden böyle miydi? Yani bir şey diyeyim mi?
Eskiden çok daha kötüydü ya. Yani mesela benim bir şansım olsaydı, deseler ki işte bir evladın olacak, oğlun eskiden olduğu gibi sokağa çıkıp mı oynasın, yoksa şimdiki işte günümüz devam ederken mi evde bilgisayarla mı oynasın? Bir dakika, kim karar veriyor bilgisayar oynamasına? Bu benim oğlum değil mi? Niye? Ya da benim kızım değil mi? Niye ben bununla karışamıyorum? Ben niye şey diyemiyorum kızıma?
Hadi bugün sokağa çıkma günü diyemiyorum. Niye şu an günümüzde çocuk bilgisayarla oynamak zorundaymış gibi lans ediliyor? Ki bence, ben şuna katılmıyorum. İşte bilgisayarla oynayan çocukların işte kafaları çok gerizekalı. Bak bunu, ben böyle bir cümle söyleyemem bak. Benim hiçbir bilgim yok. Ne bir şeyin mühendisiyim, ne bir şeyin teknisyeniyim. Hiçbir bilgim yok ama... Yani tabletle oynayan, bilgisayarla oynayan bir çocuğum, zekasının gerileme ihtimalinin olduğunu düşünmüyorum ben. Yani bilgisayarı bırakıp şey mi yapsın çocuk? Böyle var ya o küpler, üçgen küpü üçgene sok, kareyi kareye sokar. Gerçekten bu zekasını geliştiriyor ve tabletlerimizi zayıflatıyor. Hani bak buradaki şey şu, zamanlama. Yani onun başka bir şey düşünmesi yetiştirmezsen tabii ki her şey. Ben de öyle mesela. Beni sok şu an bilgisayarın başına.
Hayatımın gereği kalan 5 yılı oturup bilgisayar oyunu oynayayım. Ben de kafayı sıyırırım yani. Ben de biri naber dediğini yaparım yani ister istemez. Ama işte ebeveyn olarak bu zaman yaymayı ayarlayamayayım. Çocuk her ağladığında, tableti sıkıştırdığında o zaman şey ediyorsun yani. ''Aa bu tabletler olmasa ne yapıyorduk? Bunlar da geri zekalı yapıyor.'' Hayır tatlım sen bak, sen geri zekalı yapıyorsun çocuğunu.
Eskiden, eskiden olsa dışarıda oynar. Çıkar. Sen çıkartmıyorsun ki yani. O zaman tabii şöyle bir imkan vardı. O zamanki jenerasyonun en büyük lüksü herkesin sokağına. Biz de o zaman o akıma kapıldık yani. Herkes çıkıyor diye biz çıktık. Şimdi herkes tabletle oynuyor. Herkes yine oynayabilir ama herkesin yaptığı şeyi yapmak zorunda değilsin. Yani tabii ki yine bilgisayarın olur, tabletin olur, tabii ki oynarsın ama gezdirebilirsin.
Onunla konuşabilirsin, onunla oyun oynayabilirsin. Yani bu bölüm bu arada evet Sota ile Ebeveyn dersi bölümüne hoş geldiniz gibi oldu ama o değil. Çok fazla Ebeveyn konusunu geliştirmek istemiyorum. Niye konuştum bilmiyorum. Artık yavaş yavaş da galiba Ebeveyn'e baktım. Geldiğini buradan ifade ediyor olabilirim yani. Ya bu eski özlem konusu gerçekten bence herkesin içinde vardır. Ya benim de var tabii ki eski özlem. Ama bu hani zaman olarak değil yani. Mesela desen ki bana hangi yılda yaşamak isterdin?
Yani böyle hani bir oyun gibi düşünüyorum ben. Bir isterdim hani o 68-78'i görmek isterdim canım çok yanmayacaksa eğer. Hani görmek isterdim. O zaman bir şeye inanmanın ya da bir şeyi söylemenin bu kadar özgür olduğu bir toplumda olmak isterdim yani açıkçası ama kalıcı olarak da. Burayı isterdim tabii ki canım. Ben şu an bunu biliyorum yani. Bu teknolojide kendime bir alan yaratıyorum yani. Burada var oluyorum.
Bunu herhalde bozmak istemem. Birisi bana şey dediğinde de mesela işte abi eskiden böyle mi dediğinde şey diyorsun hayır tabii ki değildi çünkü değişti dünya. Dünya çok değişti ama inatla değişmeyi reddeden kesimin eskiyi özlemesi işte bak diyorum ya bu şey olsa bu teknolojide mesela az önce bahsettiğim gibi yani abi neydi o eski günler ya keşke dönebilsek dediğinde dönse yani oraya. Dönse ya böyle, dönse ve... ...ha böyle şeyi duyabilsek yani, abi ne olur beni geri alın çılıklarını duyabilsek yani. Çünkü kolay değil ama herkes konuşur, herkesin her şey hakkında fikri var yani ama... ...eylem kısmı her zaman bence biraz daha gerçekçi olabiliyor. Neyse umarım hiçbir zaman böyle eskiyi çok fazla özlediğimiz, eskiye çok fazla hasret duyduğumuz... ...ya da duyacağımız yenilikçi dünyada bizi eskiye götürecek çok acı şeyler olmaz. Ve her zaman yeni olan şeyleri sevebilir ve... Heyecanla bekleyebiliriz diyerekten de tamamlayayım yani. Başkan bizden her şeyimizi alsınlar da heyecanımıza dokunmasınlar.
Arkadaşlar iyi ki iyi insanlar var. İyi ki her daim bizi düşünen insanlar var. Çünkü onlar kış geldi diye story atmasalar biz belki de hala tişört, şort giymeye devam edeceğiz. Çünkü andavalız. Anlamıyoruz. Yani yağmur, mesela geçen gün yağmur yağıyor. Ben üst komşuya çıktım. Yeter dedim yani ne döküyorsun?
Onun için ne döküyorum falan. Meğer yağmurmuş yani. Kış geldiğinin belirtisiymiş. Şakaya bak yani. Son şakaya. Evet sevgili SOTE dinleyicilere güzel bir bölümün daha sonuna geldik. Umarım güzel bir sohbet olmuştur. Benim için öyle oldu. Umarım sizler de eğlenmişsinizdir. Hoşuma gidiyor yani. Konuşmak hoşuma gidiyor. Umarım sizlerin de öyledir. Konuşmak değil, dinlemek yani. Yoksa konuşmayı herkes tabii sever sevmez.
Bir şeyden daha bahsedeceğim size. İlk başta bahsettim. Buraya kadar geldiyseniz zaten programa değer veriyorsunuzdur. Yani doğal olarak bana da değer veriyorsunuzdur. O yüzden gönül rahatlığı ile söyleyebilirim. 8 Kasım'da Zorlu Center'da stand-up gösterim var. Beklerim herkese. Büyük bir gösteri olacak. O yüzden çok heyecanlıyım. Benim için çok ilk olacak. O yüzden heyecanlıyım. Sizlere de bekliyorum. Bilet almak için...
Paso.com.tr'den arama kısmına Sergen Deveci yazarak ulaşabilirsiniz. Oradan biletlerimizi alabiliriz. Gelirsiniz çok mutlu olurum. Bu kadar söyleyeceklerim. Yavaş yavaş da programın zaten sonuna geldik. Haftaya yine görüşürüz inşallah. Güzel işler olsun da görüşmesi kâfi yani. Neyse yavaş yavaş bitireyim ve kaçayım ben de. Gitmek istemiştik gidemedik. Çünkü sevdik burada her şeyi. Sevginin olduğu yerde gitmek olmuyorsa bütün sevdiklerimiz nereye gitti? Pekala kaçtım ben de. Hoşçakalın.
Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.