Podcast

S1B16 / Eskiden her şey daha kötüydü ama biz masumduk.

Sote

6 yıl önce
Reklam Alanı (Deneme)

Bölüm Açıklaması

Hareketli bir hafta geçirdiğimiz dönemde inanılmaz duygu akışı yaşadık ve nitekim kimin aptal olduğunu şaşmadık.
See Privacy Policy at https://art19.com/privacy and California Privacy Notice at https://art19.com/privacy#do-not-sell-my-info.

Bölüm Transkripti

6.470 kelime · ~32 dk okuma

Merhaba, bu bölüme birazcık garip başlayacağım galiba çünkü bölüm başlarken de birazcık garip hissettim. Sanırım süreçte de birazcık daha garip hissetmem devam edecek. Bence yoğun bir hafta geçti hem haber açısından hem his açısından. Yani hiç hissetmeyeceğim şeyler hissettim.

Asla olmam dediğim tarafta olduğumu hissettim. Direkt konuya girmek istiyorum. Hiç Enes Batur'u savunacağım aklıma gelmezdi. Hiç Enes Batur'un tarafında olacağım, ona hak vereceğim aklıma gelmezdi ama nasıl bir kaderde, nasıl bir coğrafyada yaşıyorsak. Bir gün Enes Batur'a bile destek olup onun tarafında olabiliyorum. Olayı bilmiyorsanız çok fazla burada haber yapmak istemiyorum ama

Galiba bir koronavirüs testi pozitif çıkıyor, daha sonrasında bu yetkililerce öğreniliyor ve evinden alınmaya gidiliyor ama orada bulunamıyor mu? Daha sonra yakalanıyor falan ve bir anda adam kırana bir yurda yerleştiriliyor. Şimdi yani etik anlamda baktığımız zaman çok doğru olan bir şey aslında. Böyle bir durum varsa, bir adam korona testinden pozitif çıkıyor ve pozitif olduğunu bildiği halde dışarıda geziyorsa ve bu yetkililerce yakalanıyorsa tabii ki bu yurda atılmalı. Ne bileyim, KYK'ya karantinaya alınmalı falan filan filan. Ama şöyle ilginç bir detay var. Şimdi insan dediğimiz kısım bence burada başlıyor. Enes Batur'un hikayelerini izliyorum. Şimdi merak ediyorsun, bakıyorsun. Adamın hikayesine bir girdim.

Transkriptin tamamını oku

hikayelerini izleme. Gerçekten bunu izlerken anlayabilirsin. Buradan Enes Batur'un aslında çok daha iyi bir oyuncu olmadığını, mesela filmden izlediğiniz zaman aslında duyguyu çok iyi aktaramayan bir adam olduğunu görebilirsiniz. Ama dünkü, dünkü dediğim 17 Eylül akşamındaki storylerini izlediğiniz zaman Adamın bir derdi olduğunu anladım ben. Ben öyle hissettim. Mesela ben ikna oldum. Ben bugün Enes Batur fanıyım. Ben bugün Enes Batur'cuyum. Elle de Enes Batur bugünden itibaren. Çünkü adam gerçekten bir derdini anlatıyor ve adam diyor ki ben böyle bir şey yapmadım.

Ve çok özel bir söz var. Çok güzel derken, Enes Batur'un ne kadar da güzel olabilir de yani o durumu anlatan bir söz var. Diyor ki, ''Eğer benim dışarı çıktığımı kanıtlarsanız, hayatımın geriye kalan kısmında hapse gireceğim ve ömür boyu çıkarmayın.'' diyor. Enes Batur'un tarafındayım çünkü eğer yanılırsam ben kazanacağım. Enes Batur ömür boyu...

Hayır işin gerçeği şu gerçekten adam bu kadar gerçek bir şey söylüyorsa yani ben gerçekten çıkmadım, şerefim, namusum üstüne yemin ediyorum çıkmadım diyorsa ben bu işte bir şey arıyorum. Bu gerçekten artık bir karalama kampanyası olduğunda ben bunun aşikârım. Bence net bir karalama kampanyası var. Dediğim gibi bu konuda bu kadar emin olmamın sebebi de Gerçekten Enes Batur'a, Enes'e bu kadar inanmış olmam, bu kadar saf bir yerden söylenmiş olması ama bütün bunlar oldu ve bu kadar içten yalan da söyleyebiliyorsa ben gerçekten bir kez daha takdirimi kazanır, bir kez daha kendisinin hayranlığına devam ederim. Şimdi burada iki ihtimal var. Belki aranızda izleyenler vardır. Şimdi dedim ya bunu insani açıdan kullanınca evet diyorum. Doğru olması gereken bu diyorum. Hani öyle bir şey varsa, bir sonuç pozitifse KYK yatırılmalı diye düşünüyorum ama

Bir yandan da adamın gerçekten hiçbir suçu yoksa. Çünkü burada durum biraz daha şimdi etliye sütlüye karışıyor yani. Adamın gerçekten yani testi pozitif çıktı. Adam kendini gerçekten karantinaya aldı ve örnek vereceğim 5 gündür evden çıkmıyorsa ve buna rağmen işte 20 tane polis gelip adamı bu şekilde alıp kaya kaya yatırıyorsa bir dakika o zaman bir sorun var demektir bence. Çünkü buradaki

Yapılan bu baskın aslında biraz da bu dijital medya tarafına yapılan bir baskındır. Çünkü Enes Batur'u sevsen de sevmesen de dijital medyadaki ağırlığının az çok farkındasındır yani. Enes Batur'u o ismi herkes bilir. Herkes nefret eder ve kimisi çok sever yani ama şimdi bakıldığında bu resmen bir karalama kampanyası gibi geliyor ve adamın ben mağdurum dediğinde şimdi Enes Batur şey diyor ya hikayesinde ben mağdurum. Bir şey diyebilirsin yani ne mağdurluğu, birçok insan KYK'ya yattı, işte testin pozitif seyyat dinlenen insanları bulaştırmak gibi diyebilirsin. Ama bence buradaki mağduriyet, şey mağduriyeti değil, KYK'da olmak, o lüks yaşamından kopup, yani çünkü insanımıza o kadar zor ki bunu anlatmak, bak her bölüm, her bölüm konu bir şekilde insana geliyor ve ben yorumları okuyorum, ben çok merak ederim. Ne oldu arabandan koptun diye KYK hayatı zor mu geldi, orada öğrenciler yaşıyor.

Oğlum kime, neyi, ne zaman anlatmaya çalışıyorsunuz? Yani dalga mı geçiyorsunuz? Adam karantinaya yatışıyı mı fark etsin yani? Aaaa! Bunda öğrenciler yaşıyor. Ya bu ne acındırıcı bir mantık. Yani bizim insanımızın olur olmaz yerde bu ders verme, bu öğüt verme, bu akıl verme çabasına bir türlü anlam veremiyorum. Umarım hiçbir zaman denk gelmem ama şimdi konumuz o değil. Ya adam orada mağdurum derken ki mağduriyeti bence kesinlikle bak net yani inandığım şey ve bence kesinlikle oradaki mağduriyet kaya kada olma derdi değil.

Adamım gerçekten yani sizin tarafınızda nasıl gözüküyor bilmiyorum. 14 günün sonunda Enes oradan çıktığında eski yaşamına veya başka bir influencer oradan kurtulup geri çıktığında bir şeyler eskisi gibi olmayabilir. Çünkü o hayatlarda marka ve işbirliği söz konusu olduğu için marka böyle halkın çok istemediği, halkın gözünde karalanmış birçok isimle işbirliği yapmak istemiyor ve bu insanlarda belki hayatların birçok bölümünü Buradan kazandığı için ve aslında bu işi yapanlar da bunu çok iyi bildiği için bu tarz oyunlarla oynanabiliyor. Şimdi ben oyuna gelme Türkiye desem inanmıyorum kimsenin böyle bir kampanya için birlik olup Enes Batur Kaya'ya kadar çıksın diye tabii ki yürümeyeceğiz. Ama ben şeydeyim şu huyumu sevdim yani Enes Batur bile

ben mağdurum dediğinde onu dinleyebilecek bir haldeyim yani yani şey olarak onu anlayabildim çünkü bana çok gerçek geldi gerçekten umarım umarım bütün bunlar gerçekleri ve Enes'in yakın zamanda haklı olduğu kanıtlanır ve birçok insana söyleyebileceği sözleri söyleyebilir çünkü çok büyük bir hak sahibi olacak ama ola ki şimdi daha önce Türkiye'de çok gündem gördük çok haber gördük çok şey yaşadık ama ola ki bunlar yalansa ama ola ki böyle şeyler yoksa E Enesciğim o zaman vermiş olduğun o sözü ömür boyu alsın? Hayır şaka yapıyorum. Herkesin her şey gönlünce olsun. Bakmayın ne kadar nefret söylememiz olsa da ne kadar böyle sosyal medyadaki insanlardan... En azından ben nefret ettiğimi söylesem de asla öyle bir şey değilim. Ben her zaman insanların daha iyi yerlere gelmesini isteyen bir insanım. Çünkü onlar daha iyi yere geldikçe dijital medya tanınıyor. Bizim yaptığımız işler biliniyor falan filan. O değil. Ama bak şimdi madem böyle konusunu açtım böyle şüphelerimden bahsediyorum.

Size bir başka şüphemden daha bahsedeyim. Acaba diyorum bu son günlerdeki bir influencerlardaki testin pozitif çıktı Furyası. Acaba diyorum bir PR çalışmasına dönebilir mi? Çünkü bakıldığında hiç böyle bir yeni bir iş birliği, yeni işler başlayamıyor, yeni reklam yapamıyor. Acaba çünkü şey vardı ya eskiden program bitti, iş yok hemen böyle bir aşk haberi, bir yakalanma haberi falan çıkardı gündem olurdu. E şimdi sıcak gündem.

Herkes oluyor, atlatıyor, 14 gün mis gibi destek geliyor adama. Acaba diyorum, ya bende testim pozitif çıktı deyip de oradan yürümek isteyenler olabilir mi? Kendine ufak bir düşünme payı versen şey diyebilirsin, yok ağabey onun da şakası olmaz ya. Onun da şakası olmaz. Diyebilirsin kendi kafanda böyle bir şey ama

Arkadaşlar bu tarafta ruh sağlığı o kadar bozuk insanlar var ki bak inanamazsın yani sadece iş dışında mesela böyle size bir sır vereyim aramızda kalmasın gidin sağa sola söyleyin siz de. Böyle bir görüşmeye gidiyorsun bazen tamam mı? Mesela konuşuyorsun ve bir yerden sonra böyle bir ağabey kardeş oluyor ya da ne bileyim çok tatlı bir hanımefendi ise sohbet böyle bir anda şunu yaparız böyle olur falan kısımlarına geliyor. Eğer karşı tarafın bir gücü varsa direkt bak şöyle bir şeyle karşı karşıya kalabilirsiniz ileride böyle bir şey denk gelirse. Ya aslında bu program başlamadan önce şey var bizim bilmem kim var onda bir haber mi çıkarsak ya gibi bir şey oluyor ve şey oluyorsun böyle yani bir hoşuna gidiyor çünkü yıllarca o yakaladığın hani o birazdan birazdan haber kuşağında senin de var olabilme ihtimalin şey diyorsun ulan gerçekten yaşıyorum ya diyorsun ama

Ne kadar sağlıklı tabi bilinmez. Buna işte aklı başında olan insanlar muhtemelen hayır diyorlardır ama bir an önce daha elitizm 1 gibi bir an önce hep gündemde kalmak isteyen, bir an önce tepeye çıkmak isteyen insanların bence kolaylıkla evet diyebileceği şeyler zaten insan hayatındaki bence böyle seçimlerle karşı şeyde pardon kendisini belli ediyor. Çünkü herkesin kendince bir yaşam tarzı var. Herkesin evet'i doğrusu var. Ben şimdi burada şey diyebilir miyim? Bence doğru bu. Pardon özür dilerim. Doğru bu değil. Ben şey diyebilir miyim? Doğru budur. Diyemem ama bence doğru olan bu diyebilirim. Çünkü bence, yani benim gördüğüm aile kültürü, benim gördüğüm arkadaş çevrem, benim okuduğum bilmem ne bilmem ne, yani benim edindiğim bilgiye nazaran bence bu doğru olabilir. Ama sadece doğru olmayabilir. Ve bu şekilde de insan farklı... Bir dakika ben şu an gerçekten insan tanımı yapıyor olamam.

Onu fark ettim yani. İnsan ellerini istediği yere koyamıyor diye davranışlamıyor. Evet, neyse. Kimler yakalandıysa umarım tez zamanda negatif sonuçlara kavuşurlar ve umarım herkesin mağduriyeti... ...beni çok da ilgilendirmiyor. Neyse, Sote'ye 16. bölüm başlasın bakalım.

Madem pencereyi böyle mağduriyetten açtığın zaman ister istemez şimdi bu haftaki çok gündem olan mağduriyetleri de birazcık ele almak gerekiyormuş gibi geliyorum bana. Mesela Halil Sezai olayında bir haber çıkıyor Twitter'da gündem Halil Sezai diye tıklıyorsun. Bir tane video Halil Sezai 65 yaşındaki adamı dövdü falan. Böyle bir anda o nasıl yapar böyle bir şeyi videoyu izliyorsun kanın donuyor.

Hemen başlıyorsun. Senin sanatçılığına tüküreyim ben. Sen adam olmazsın. Önce insan, önce adam olman çok haklı. Çok doğru tespit. Yani olayın ne olduğunu çok önemli değil. Bakıldığında 65 yaşındaki yaşlı bir adama saldırıda bulunan bir sanatçıdan bahsediyoruz ve okuduğun haberlerden dolayısıyla da hemen bunu nasıl yaparsın, bu ne olduğunu falan filan. Ama tepki göstermek... Ben bu arada Halis Zahit'i tabi ki savunmayacağım. Bazen insanlar bunu yapabilir. Çünkü açıklaması öyle olmuş yani.

Olabilir yani. Gerçekten o şeyi düşünmek gerekiyor. Evet saldırmış ama neden? Çok kızmış ama neden falan. Belki bunun sebebi şey diyebilirsin. Çünkü çok tweet vardı öyle. Al sana alkolik sahroş. Alkolden sanatçı oldu falan. Bazı şeylerin ben gerçekten alkolle bağdaşmasından çok fazla hoşlanmıyorum. Çünkü size yemin ediyorum, çok samimi söylüyorum buna. Kendimi dahil etmeyeyim, mütevazı davranayım. Alkolle arası çok iyi olan ve normal hayatta yapamadığı birçok şeyi alkolle çok daha naif şekilde yapabilen insanlar tanıyorum.

Yani bir insan alkole tanınıyorsa ve daha önce yapmaması gereken bir şey yaptıysa, bu onun daha önce alkol içtiği için bunu yaptığı anlamına gelmeyebilir. Bak çok basit bir matematik. Yani alkol öyle kötü bir şey değil aslında. Satış olarak şey diyebilirsin belki, alkol kötü diyebilirsin ama yani ben şu an bir anket yapsam, 100 kişiye sorsam, alkol içmek iyi mi kötü mü desin?

Programın sonunda. Bu arada ben kendimi otka yapıyorum arkadaşlar. Neyse, konu gerçekten alkol değil. Konu o değil. Ben sadece o tweetlerde en çok gözüme çarpan şeyden bahsediyorum. Yani ilk başta tabii ki tepki gösteriyoruz ama bak biz galiba şeyi, bunu daha önce söylemiş olabilirim, biz galiba neye

tepki göstereceğimizi ve nasıl göstereceğimizi bilmiyor olabiliriz gibi geliyor bana yani çok kaba bir hareket bir insanın daha genç bir insanın çok daha yaşlı bir insanı dövmesi kabaca çok kaba bu bu kabullenecek bir şey değil ama buna Mesela ben de tepki gösterdim. Dedim ki ben işte bir sanatçıyı çok da sevsem böyle bir hareket karşılığında insanından tiksinirim. Bir daha içimden gelmez onu sevmek gibi bir şey söyledim. Gündeme baktığımda inanılmaz nefret Ali Sezai'ye. Yani niye olduğunu bilmediğim, artık öyle bir çağdayız ki o kadar hızlı ki her şey. nefret bile bir anda olabiliyor. Daha önce şarkıdan dinlediğin, belki konserine gittiğin ya da bir ortamda mutlaka gitar çalan bir arkadaşının şarkısını çaldığı bir sanatçı bir olaya karıştığında veya bir olay yarattığında bir anda nefret edebiliyor herkes yani ve inanılmaz söylemler yani. İşte onu buraya getirirsen olacağı but öyle olsun. Böyle yani inanılmaz yargı dağıtılıyor, inanılmaz muhakemeler yapılıyor ve iki gün sonra

Halil Sezai tutuklanıyor. Tutuklandı. Hashtag var, tutuklandı. Ve bu sefer girdiğin zaman şey diyorsun yani, bu şeyi görmüşsündür. Diğerleri nerede? İnanılmaz bir vicdan. İşte onlar olmazsa bu olur. Tutuklandı. Şimdi buradaki sorun ne? Buradaki sorun gerçekten Halil Sezai'nin yan komşusunu dövmüş olması mı? Yaptığı açıklamalık tutarsızlık mı? Falan filan.

Hiç önemli değil. Diyor ki Halis İzayi, beni işte oradan çıkardı, çok sıkıntı yarattı, kendi kayıtlarını kesti. Hiç önemli değil. Eylemin ne olduğu önemli değil. Sonuca baktığımız zaman Halis İzayi bir olaya karışıyor, hiç kimse olayın gerçekten ne olduğunu bilmeden infazda bulunuyor ve sonra adam tutuklanıyor ve sonra ilk Twitter atandan çok daha büyük bir sayıda insan bu olaya tepki gösteriyor.

O zaman şöyle bir mantık var. Her şeyi biz yönetiyorsak, her şeyi biz yapıyorsak, bu hüküm... Bugün konuların hiçbir sonunu getirmeyerek kendi diplomatik kariyerime bir yön verme aşamasındayım. Ben üzüldüm. Ben Halil Sezai'nin tutuklanmış olmasına üzüldüm. Bu belki bir cezayı, belki bir kısa kısa yöntemini hak ediyor olabilir. Buradaki amacım adam da onu dövsün, adam da ona vursun, ödetsinler, öpüşsünler, barışsınlar gibi bir şey değil. Bunun illa ki

Bunun muhakkak bir karşılığı vardır. Yani toplumumuzda o gördüğümüz video bizim çok rahat kaldırabileceğimiz bir olay değil. Ama işin gerçeği şu yani mahkeme dediğimiz, adalet dediğimiz sistem içerisinde böyle bir olayla gittiğinde yani bu haber ilk gündeme geldiğinde ben şey düşünmüştüm. Ulan kötü oldu adama ya hani kariyeri zedelenecek. Çünkü şey olarak kötü anılacak, kötü bilinecek, kötü bir süre kötü kalacak diye düşünmüştüm ama

Ne adalet, ne mahkeme, ne tutuklanma gibi hiçbir şey aklımdan geçmedi. Çünkü Türkiye'deki adalet sisteminde çok çok daha ağır cezalar yani hayvan tacizleri, tecavüzler, cinayetler gibi çok çok daha ağır suçlar yer bulamıyorken böyle küçücük bir olay bence mahkemeye kadar gitmez, tutuklama kararı çıkmaz diye düşünüyordum. Ama bilin bakalım ne oldu. Etrafındaki arkadaşların en güzelini biliyor musun böyle? Hepsinin farklı bir şeye sahip olması. Bilgi birikimine, ekonomik sınıfa, farklı giyim tarzına. O yüzden birçok kültürü tadabiliyorsun yani. O çok keyifli bir şey bence. Mesela benim en çok keyif aldığım şey ekonomik sınıfı daha iyi olan bir insandan daha düşük bir sınıfa gittiğimde yani arkadaşlık olarak çok şey keşfediyorum. Hani bu şey gibi değil, onun koltuğuna bak, bunun koltuğuna bak gibi değil.

Hayata bakış olarak yani o çok büyük bir zenginlik bence. Mesela benim bir arkadaşım var gerçekten yani samimi söyleyeyim oturduğun zaman konuşmasından ne bileyim oturuşundan bir şeye tepki verişinden ya her şeye geçtim bak bir şey içişinden ve yiyişinden ekonomik sınıfının bizden çok daha iyi olduğunu anlayabiliyorsun. Yani çünkü şey diyor bir farklı yiyor yani bir şeyi mesela sen çok sevdiğin bir şeye geldiğinde aa diye böyle girersin ya O bir tepki veriyor. Nereden geldi ya bu? Çünkü hep vardı onun önünde öyle şeyler. Şaşırdığı tek şey, nereden geldi ya bu? Sen onun var olmasına şaşırıyorsun. İlk defa görmüş gibi. Bu ekonomik sınıfın sende yarattığı psikolojik tramba gibi. Mesela benim çok sevdiğim bir arkadaşım var. Gerçekten iyi. Ekonomik durumu gerçekten çok iyi. Hiç kimseye Allah uzun ömürler, sağlık versin, çok güzel temenniler ama

Eğer bir dilek hakkım olsa böyle bir şey dilerdim. ''Allah sana böyle bir ekonomik sınıf versin.'' derdim. O kadar tatlı bir ekonomik sınıf içerisinde kendinize. Ve çok yakınız biz de bu. Ve bu yüzden ismini vermiyorum. Çünkü hani story'nda falan görürsünüz. Yani öyle bir etkilenme olmasın diye. İyi bilin onu. Çok kötü bir insan değil. Velhasıl böyle bazen sohbet ediyoruz, muhabbet. Derken konu bir gün dondurmadan açıldı.

Baya bildiğimiz dondurma konusu böyle aa dondurma yiyelim falan böyle bir konu konuyu açtı. İşte ben şey dedim böyle o gayri ihtiyar ya dedim şu an böyle bir maglum olsa yemez miydik ya dedim. Öyle bir muhabbet vardır bilir misin böyle bir maglumu seçemezsin mesela neyli magluma diyeyim dersin. Seçemezsin çünkü beyaz desem bademine ayıp olacak. Şimdi bademi desem o çift tatlı var diye bişneydi onlara ayıp olacak. Böyle hemen diyemezsin maglum neyli olsun şu olsun diyemezsin hemen. Ben de öyle mesela dedim ki şu an bir Magnum olsa yenmez miydi? Ama neyle yiyeceğime dair bir fikrim yoktu o an. O dedik ya bir şey söyleyeyim mi sana dedim. Ben de buyur dedim. Mesela de herkesin vardır ya böyle Magnum, işte Cornet, aşkı vardır. Ben de yok o biliyor musun dedi. Ben de mesela neyi seviyorum tahmin et dedi. Benim de o an aklıma şey geldi. Vardır ya böyle sütlü, yoğun tatlar, küçük. Dedim onlardan bir tanesiyim. Hayır dedi ya. Ben de buz parmak dedi.

Aa falan oldum ben de öyle mi ha? Ama sonra şeyi düşündüm yani dedim bu muhtemelen bir damak zevki olmayabilir hani öyle bir şeyse kafandaki öyle olmayabilir yani çünkü bence şöyle dedim mesela şöyle düşün bir çocuk yani bir yerde büyüyor bir coğrafyada büyüyor ve neye ulaşamıyorsa onun için hep daha daha çekici bir halde oluyor daha daha lezzetli daha vazgeçilmez bir tatta oluyor mesela birçok kesim için bence mağdurum hep öyle hani hayır diyemeyeceğim bir tat çünkü ya çünkü Çünkü hep olmadı yani. Hani hep vardı markette ama hep ulaşamadın ona. Onun varlığı, onun senin olduğunu anlamına hiçbir zaman gelmedi yani. Ama muhtemelen sen hep Magnum yediğin için buz parmaksını o şekilde gelmiş olabilir. Bu gerçekten damak zevki olmayabilir. Bu Allah'ın takdiri olabilir. Yani bu, kurban olduğum sen de onu böyle yaşa deme şekli olabilir yani.

diye düşünüyorum. Bunu yeni keşfettim bu arada. Yani muhtemelen bence bununla ilgili birçok tez vardır, birçok yazı vardır, birçok görüş vardır ama ben öyle düşünüyorum. Yani aslında bunu dondurmadan çıkartıp birçok konuya empoze ettiğinde her şeye oturuyor biliyor musun? Her şeye yani sonu yok. O kadar korkunç bir konu ki yani istediğin şeyi elde etme arzusu ve onunla bir zaman geçirmeyince onu daha fazla elde etme arzusu

Aslında o dondurmaları çıkartıp yerine herhangi bir şey koyduğunda örnekler değişiyor ve sen yavaş yavaş, ''Aa diyorsun ya ben böyle bir insan mıyım?'' Mesela bak sana bir örnek vereyim şimdi. Sana derken, genel kendime yani şimdi burada kişisel bir, kişisel bir, kişisel bir ne ya? Devamını getir bari. Neydi o kişisel gelişim şey değil yani böyle bir seans yapmıyoruz.

Mesela çıkar dondurmaları, pardon buz parmağı, şeyi koy oraya hani ulaşamadığına doğru örnek olsun diye. Mesela en yakın arkadaşının işte kız arkadaşı veya erkek arkadaşı. Hani bilirsin ya o böyle imkansızdır. Bak birçok arkadaşlık böyle biter. Niye bitti? Çünkü benim sevgilimle yatmışlar. Çok büyük bir şeydir o mesela. Ama diğer taraf için daha böyle bir

Hani nasıl derler? Zordur. Yoktur öyle bir şey aklında. İhtimali dahil yoktur hakkında ama hep bir çekici gelir sana. O yüzden onun güzelliği veya çirkinliğinin hiçbir önemi yok. Ona ulaşamıyor olman ona zevk veren bir şeydir. Yani hani öyle bir ihtimal var olduğunda mesela örnek vereceğim. Erkek için şöyle olabilir.

İşte kızda kalıyorlar gece, mutfağa gitti ve kız arkadaşı da mutfakta su içiyor. Hani ürkek bir ceylan gibi öyle derenin kenarından su içiyor ve bir de sırtlan o sıra mutfakta hani bir şey yemeye, acıkmış bir şey yemeye gelmiş. Bak tabiatın sunduğu mesajlara bak. O anda o genç hanımefendinin ne giydiğinin, saçının nasıl olduğunun, makyajının nasıl gözüktüğünün hiçbir önemi yok o sırttan için. Çünkü sırttan o sıra sadece avının peşinde.

Benim yavru ceylanım o kadar masum ki o hep böyle şey. Ha sende mi uyku tutmadı? Bir şey söyleyeceğim ne uykusu ya. Ne uykusu işte bu böyle ulaşamadıklarını daha yakından daha böyle olabilitlisi mümkün olan ortamlarla denk geldiğinde bak dikkat et o şey konuşması değişiyor salağın böyle bir tansiyon yapıyor. Yutkunuyor konuşurken uykun tutmuyor.

Niye tutmadı? Ne bileyim ya. Niye uyku tutmadı? Cevap verememek, ne bileyim ya. Gerçekten niye olmadığını bilememek bence çok gücünkü o an aşikâr. Umarım böyle bir şey yaşanmaz. Umarım kimse bu kadar kötü, bu kadar iğrenç bir şey yaşamaz. Çok iğrenç değil.

Hayır, hayır. Mutualizm bu. İki tarafta böyle bir şey isterse bizi asla ilgilendirmez. Biz burada kimsenin ahlak bekçisi değiliz. Biz burada kimsenin şeyini bizi ilgilendirmiyor. Ben sadece örnek olsun diye... Kadın ve erkeğe de çıkar, onlara da çıkar. Başka bir şey koyayım. Mesela böyle bir şirkettesindir. Sen orada personelden sorumlusundur ama bir de böyle bir İK vardır mesela. Onun masasını kıskanırsın.

Fark ederiz mi? Dondurmadan sonra konu ne kadar sıkıcı olmaya başladı yani. Aslında doğru örnek vereyim. Orta yolda buluşalım diye düşündüm ama az önce bir çekiciliği vardı konunun yani o mutfakta nasıl oluyor? Herkes böyle o mutfağı düşündü, o beyaz ışık geldi kimisinin aklına, fayanslar falan. Sonra İK personel deyince böyle bir anda fasulye yani bir öğle yemeği, tabildot, metal tabak, karavana falan geldi. Herkes buz gibi oldu. Libidolar düştü. O zaman program devam edebilir. Şunu söyleyeceğim. Vazgeçilmez dediğimiz her şey... Ya hadi bir başkan yürü ya.

Gerçekten çok emin olduğum, çok az şey vardır ama çok emin olduğum şeyden çok çok konuşmak istiyorum. Muhtemelen her bölümde belki birazcık da olsa bahsediyor olabilirim ama insan mutlu etmek artık gerçekten çok zor. Yani ben geçen bir tweet attım yani baktım kimseyi mutlu edemiyorum ben de bütün hakkı kendime ayırdım diye. Bundan daha iyi bir tavsiye olamaz kendime bırakabileceğim ama Şuna eminim. Gerçekten artık bence insan mutlu etmek çok zor. Mesela bana bak. Ben ne yapıyorum? Her şeyi boşver. En basitinden video çekiyorum. En basit yöntemi. Video çekip paylaşıyorum. Bunlar zamanında bir ilgi gördü, sevildi. Sevildi demeyeyim de talep gördü. Takip ettiler daha fazla izleyelim diye. Videolarıma yorumlar geldi. Daha önce anlattım ya. ''Abi kralsın.'' ''O zaman neredeydin?'' ''Baba böyle video senden bir...''

Tadilik okey, güzel falan bu sefer şevklendim, daha fazla yapmak istedim. Ben dedim ki madem insanlar bunu seviyorlar o zaman biraz daha güzelini yapalım, özenelim yani. Biz her şeyimize özendik yani kamera çekimlerimize, tekniğimize, kameramıza, kurgumuza, rengimize. Her şeye özenlik. Mesela böyle bir video payla. Yani şunu şu yüzden söylüyorum. Yaklaşık 4-5 yıldır aktif olarak böyle bir mesleğim var diyebilirim. Vine ile başlayan bir video üretme mesleğim var bence. Ya evet bence 4 yılın sonunda böyle bir hobim, böyle bir mesleğim var diyebilirim. Video üretmek, video içeriği üreticisi olmak gibi basit bir işim var.

Ama 4 yılın boyunca birçok şey keşfettim, birçok şey ekledim, birçok şey değiştirdim falan. 4 yılın sonunda bugün mesela bir tane daha video atıyorum. Yani benim artık beklediğim, ilk zamanlardaki heyecanım vardı. Tabii insanların yorumlarını hale alıyorsun, ona göre bir yol biçiyorsun, bir yol düzenliyorsun. Ama 4 yılın sonunda veya 5 yılın veya 2 hiç fark etmez. Yani belli bir yolun sonunda artık kendi matematiğin oluyor. Yani bunu izleyen insan anlayabiliyor. Aa bu tam sergen tarzı, aa bu sergen videosu gene diyebiliyorsun veya senin bir

Anlatım şeklin oluyor kendince. ''Aa onun mizahı biraz farklı ya bu çocuğun kafası farklı.'' diyorlar ama kendim için söylemiyorum bu arada. Bugün mesela bir video paylaştım. Bir tane çocuk bunu Twitter'da alıntılayıp üstüne şey yazmış. Bu sefer güldürmedi.

Bak bu bir eleştiri değil. Yani ben sence videomu senin inisiyatif hakkına sunma şeklin bu olabilir mi? Bu sefer güldürdün mü ya da güldürmedin mi gibi bir mantık olabilir mi? Ben hep istiyorum ki bir şey paylaştığımda eğer bu çok kötü bir şeyse bana bunun bütün kötülüklerini söylemeyeceksen bana hiçbir kötülüğünü söyleme bunun. Çünkü hiçbir artısı olmuyor. Yani bu sefer güldürmedi.

Sen gülme adam ayı. Bu çok benlik bir şey değil yani. Beni çok içine alan bir şey değil. Mesela ben... Dikkat et İnstagram'da videoma gelen bütün iyi yorumlara ne bir yorum...

Gerçi atıyorum. İyi yorum görünce çok mutlu oluyorum ben. Tabii ki böyle kalp yorum atıyorsun. O şeyden hani seni seven birisi olduğunda bu hoşuna gidiyor. Ama mesela dikkat et, daha kötü yorum attığında birisi ona ben cevap veriyorum. Çünkü bu kötü yorum şey değil. Ben kötü yoruma çok alışık bir insan olabilirim. Gerçi değilim ama alışık olabilirim. Alışmak istiyorum veya duymak isteyebilirsin bunu.

Bak mesela ne iş yapıyorsun? İşte bir kıyafet yaptın, bir bardak ürettin, bir masa ürettin, işte ben telefon ürettim, bir video ürettim. Şimdi bunu sunduğun kişi sana şey diyebilirse eğer. Ya bak sen bunu mesela örnek vereceğim işte bir bardak ürettim ben. Desin ki bana ya sen bu bardağı üretmişsin ama ya bak bu bardağın bu tutma yeri birazcık işte küçük, parmaklarım sığmıyor. Bardak çok büyük, normal kapasiteden çok daha fazla alıyor, tüketici için zor olabilir. Bak bu eleştirilir söylediğin zaman şey diyebilirsin.

''Aa evet ya bunları değiştireyim.'' Mesela video işte videoyu koydum. ''Abi sen işte şunu yapıyorsun ya, bu sefer onu bekledim, bu senin tarzına pek uymamış.'' Bla bla bla. ''İşte sen şunu yapmışsın ama buradaki kız çok uyuşmuş, sevgili gibi gözükmüyorsunuz. Bence daha iyi kastol...'' Bla bla bla. Yani bir sürü böyle bir yorum var. Yani bence bu olmamış. Neden olmamışı da bilirse.

O zaman bir konuşma var ama şey dediği zaman, bu sefer güldürmedi. Ya ben nereden bileyim senin günlük hayatta ne yaşadığını? Beş dakika önce baban sana kızdı, odaya geçti, odada ağlarken benim videom mu denk geldi sana? Yani kız arkadaşını terk etti ve ölmek üzereyken son bir şey Instagram'da bir hikaye atacaktın ve benim videom mu denk geldi? Ya senin neyin güldürmediğine inan ki bilmiyorum. Gülmeyebilirsin, çok aşikar, çok normal şeyler bunlar. Bak ben günlük hayatta, sosyal medyada zorla güldüğüm birçok şeye aslında hiç gülmüyorum.

Ya bunlar olabilir ama ben daha sonrasında mesela niye gülmediğimi söylüyorum. Ya diyorum başka hani orada böyle bir şey yaptın ya ya diyor o çok oldu diyorum ya orada ben de zorla güldüm. Ya onu yap bu tabii arkadaşım olduğu için hani öyle bir samimiyetim olduğu için onun bana bir yorum yapma hakkını verdiği için nasıl ben size video atıp önünüze hadi bakalım yorumlar coşsun hadi bakalım yorumlarda buluşalım diyorum yani bu da öyle bir şey. Ben bunu diyebiliyorum arkadaşıma, ya orada zorla güldüm ama şu yüzden, çünkü sen çok üstümüze geldin, bir şakayı çok uzattın, 4-5 defa yaptın diyebiliyorum. Bunun çünküsü yok, nedeni yok. Bu sefer eylem var, bu sefer güldürmedin.

Bak inan ki onu şey alamıyorum böyle. Gerçek bir tiz gibi alamıyorsun. O zaman havada kalıyor yani. Gerçekten bilmiyorum. Günlük hayattaki birçok sorunla hepimiz uğraşıyoruz. Bir tek dertli sen değilsin. Bir tek gülmeyen sen değilsin. Ben isterim ki neden gülmediğini bil. Neye gülmediğini bileyim ki onun mizahını hiç yapma.

Sergenciğim gerçekten bütün konuşma bu lafı sokmak için miydi yani? Bütün çaban bu ikinci sınıf şakası için miydi yani? Ben insan kazanmayı çok seviyorum. İnsan kazanmak dünyadaki en değerli şeylerden bir tanesi bence. En kolay şeylerden bir tanesi de öyle. Bir gülüşle insan kazanabiliyorsun ve kafeye girdiğinde veya herhangi bir mekana girdiğinde bir anlık bakışla hayatının geriye kalan kısmını garanti altına alabiliyorsun. Evlenebiliyorsun. Hayatına birisi gelebiliyor. Yani insan kazanmak çok kolay bir şey.

Keza kaybetmek de öyle. Ama mevzu şu, akılla güzel kalabilmek. Ya bunun için mesela bende çaban olmayabilir. Ya Sergen'e ben kendimine sevdireceğim diyebilirsin. Zaten konu ben değilim. Ben size söylüyorum. Benim tek tek tek yani herhalde yapmak istediğim tek şey şu yani bir gün gerçekten bütün çabam güzel bir son içinse yani güzel buna yakışır bir hikaye sonu içinse ben akılda güzel kalmak isterim. O yüzden buradaki mesele şey değil. Kimseyi kırmayın. Aklınızdan geçen şeyi söylemeyin diye. Hayır söyle.

Ona iyi geleceğini biliyorsan söyle, onu ikna ettiysen söyle. Ama başkan, yani konuşmak için konuşma o kadar belli oluyor ki ben çok üzülüyorum ya. Bu sefer olmamış yazıyor adam. Lan diyorum ki sence ben buna bir şey üzülecek bir adam mıyım? Yani ben bugün bir video çektim. İşte benim orada beraber çalıştığım birçok arkadaşım var. Biz bugün bir skeç yazdık, bir video çektik ve onu paylaştık. Sen oraya bu sefer olmamış yazdın. Yani sence gerçekten bu 6 kişi, 5 kişi her neyse

Sence buna üzülecek insanlar mı? Yani sence senin yorumun bu kadar değerli olabilir mi? Veylem ki 300 yorum varken bunun 278'i güldüm güldüm güldümken işte geri kalan 12'si ilk yorum mavi gözlüğüm İzmirliyim işte gibiyse ve geri kalan 4 yorum bu sefer güldürmedi, bu sefer olmadıysa yani samimi soruyorum siz o 4 kişiyle uğraşır mısınız? Ama yine tabloyu bozma o 4 kişiyi de koy içeriye ama demiş ki bir kişi Ben bu videoya gülmedim. Çünkü işte matematikte sıkıntı var, işte hikayede açık var. Çünkü öyle demiştin ama böyle geliyor. Bak burada bunu söylüyor. Bence burada mantık hatası var. O yüzden gülemedim. Ben takıldım dediği zaman o adam benim için ne oluyor biliyor musun? Veya o kadın. Buradan şeyi söylemiyorum. Sadece yorumları.

Erkekler yapar gibi bir yere getirmiyorum. Sadece tek istediğim şu neye gülmediğini, neyin seni sevmediğini, pardon neyin seni çekmediğini ve sen neyi sevmiyorsan bunu bize söylediğin zaman ne oluyor biliyor musun? Ortak bir yol buluyoruz ve ben bir daha senin sevmediğin şeyi sana göstermemeye özen gösteriyorum. Bak bu mesela örnek vereceğim çok daha gulebal bir şey. Dinden bahsedeyim din.

Mesela ben o türlü bir videoda dini asla aşağılamam da velev ki seni rahatsız edecek bir şey oldu. Bir cümle, bir kelime oldu ve seni rahatsız etti. Ve sen dedin ki ben bu videoya gülemem. Çünkü böyle bir kelime kullanmışsın. Bence bu, bu anlama geliyor. Ben de videoyu izledim ve dedim ki aa evet gerçekten öyle bir anlama geliyor. Baksana bütün samimiyetimle. Enes Batur gibi ben de namusum ve şerefim üstüne yemin ediyorum ki sırf beni yanlış anladın diye özür dilemezsem

adam değilim diye burada programı Nihat Doğan'a çevirsem ya. Bak aramazsan bu programı şu anda şerefsizsin. Ara konuş canlı konuş benimle ara. Öyle yani burada bu arada hep söylerim ya bunları ben kimseye böyle tavsiye olarak vermiyorum. Bunlar sadece benim şu an aklımdan geçen ve benim fikirlerim bence doğru olan şeyler. Katılmak zorunda asla değilsiniz. En azından beni bilin. Yani sen bir videomun altında veya herhangi bir işimin altında bu sefer olmadı ya dediğinde başkan inan ki ben seni görmezden geliyorum. Yani

Madem görmezden geliyorsun, şu an neyi konuşuyorsun? Sarkancım deme hakkına sahipsiniz. Görmezden geliyorum demek de şu anlama geliyor. Yani görüyorum, varlığından haberim var ama varlığın benim için o kadar önemsiz ki.

BAM! İnanılmaz bir kuşak yani inanılmaz bir deryadeniz ama hep böyle bir eskiye özlem, hep geçmişe özlem. Nerede o eski günler? İşte böyle tamam vintage giyinmekten bahsetmiyorum, retro saatlerden, retro ayakkabılardan bahsetmiyorum. Onlar çok şık, çok güzel ama böyle çok genç bir adam, çok genç yani benim kendi jenerasyonumda bile var yani. İnanılmaz genciz de ama hep böyle bir geçmişe özlem var. Eskisi gibi değil be.

Nerede o eskiden? Bayramlardan da bahsetmiyorum. Yani geçmişe bir özlem. Yani bak birazcık mantıklı düşünelim. Birazcık oturalım ve konuşalım. Gerçekten geçmişe bu kadar büyük bir özlem var mı? Mesela ben kendi fikrim şu. Deseler ki şu an mevcut hayatta ileriye gitmek, hayatını anı yaşamak veya 10 yıl sonrasına geri dönmek. Hasta mısın oğlum? Yaşadım ben 10 yıl öncesini. Yaşadım ya. Bu şey gibi değil. Ne yani sen beğendiğin filmi bir kez daha izleme. Öyle bir şey değil. Manyak. 10 yıl bir daha yaşayamam aynı şeyleri. Yaşadım. Zaten hayatın bence güzel yanı şu. Bilinmezlik, o heyecan. Düşünsene 10 yıl sonra geri dönüyorsun ve artık ne yapmaman gerektiğini o kadar iyi biliyorsun ki. Ya ben diyorsun bunu yaparsam bu olacak. Bu sefer bambaşka bir hayat başlıyor. Ulan diyorsun şimdi ne yapacağım ben?

Ben bu riski göze alamam. Şu an hiçbir şeyi bilmiyor olmak bana çok keyif veriyor. Birçok inanç var bunda mesela. Bir inanca göre şöyle bir şey var. Şu an her şey belli. Bir kader yaşıyoruz. Bir kader dönüyor. Bize tevekküller geliyor. Onlar gerçek oluyor ve hayatımıza devam ediyoruz. Normal sıfır düşünüyorum. Ne olacağı belli değil ve bir anı yaşıyorum. Hayatı yaşıyorum şu anda. O yüzden geçmişte hiçbir özlemim yok.

Benim derdim gelecekle yani benim derdim falcılarla ne olacak bana anlat yani bu kadar çok eskiye özlem duyup nedir bu falcı rağbeti o zaman yani mesela falcının yaptığı işe bak. Herkesin ağzında geçmişe özlem duyuyor ama bir gittiği zaman ne olacak? Ben çok öyle şey bir adam değilim. Yaşadım. Cebime koydum. İyisiyle kötüsüyle. Bak bu arada şu konuda hemfikir miyiz? Yani geçmişte öyle mutlu anlar olduk ya da öyle şeyler kaybettik ki şimdi geriye dönüp onu kazanmak istiyoruz aslında. Oraya geri dönmek istiyoruz. Mesela ben dönmek istemem. Çünkü gerçekten herkesin... Bak asla acı yarıştırmıyorum. Öyle anlar yaşadım ki arkadaşlar.

Öyle şeyler yaşadım ki yani geriye dönüp onları bir daha yaşamaya benim yüreğim el vermez. Ben izin versem ciğerim ciğerim dile gelir ''Abi yapma be'' der. Hani ''Bana da mı acımıyorsun'' der. Öyle öyle anlar yaşadım. Herkesin de vardır. Muhtemelen bir acımı anlatsam ya başkan bu da acı mı ya diyebileceğim çok daha acı vardır şu an dinleyenlerden ama dedim ya asla acı kıyaslamıyorum. Ya ben bence hep yaşandı.

bitti gayet güzeldi ve şu an şu an şeydeyim ben bilinmezlikteyim işte o yüzden uzay çok çekici geliyor bana o yüzden kainat çok çekici geliyor yalan yediğim ya ötesi varsa bilmiyorum ki ama şimdi geçmişe dönmek ya eskisi ki hiçbir şey eskisi gibi değil değil çünkü eskiden çok masumdu sana her şey çünkü sen hiçbir şey bilmiyordun mesela bir şey vardır çocukluk aşkı hikayesi çocukluk aşkı Çünkü mesela hiç denk geldi mi? Çocukluk aşkıyla yıllar sonra yani 30 yaşından sonra denk geldiğinde bitiyor o aşk. Çünkü ilk böyle 16 yaşındayken böyle tanışıyorsunuz. Hiçbir şey bilmiyorsun. O da bilmiyor. Her şey çok tatlı sizin için. Çok masumsunuz. Dondurma yemek dünyanın en keyifli işi. O zamanlar işte buz parmağı falan değil mi?

Çok keyifli her şey. Yani sinemaya gitmek en eğlenceli şey. Hangi filmin olduğu pek bir önemi yok. Diyor ki kadın nereden bileyim arkadan ver diyoruz. Yani sinemada olmak çok keyifli senin için. Onunla bir şey yapmak harikulade. Ondan daha öte bir şey yok. Hep kırmızısın, utanıyorsun. O öyle. En güzel şeyler. Sonra ne oluyorsa çocukluk zekasıyla herhalde. İlişki bitiyor. E tabii yıllar boyunca işte okuldur, üniversite, iş hayatı, başka şehirler, seyahatler falan derken yıllar sonra belki arada on beş yıl, on yıl geçiyor ve şey diyorsun.

Ya benim bir çocukluk aşkım var, onu unutamıyorum. Hayır sen onu çoktan unuttun. Sen o kadar kirlendin ki o zaman diliminde, o kadar, o kadar yıprandın ki. Tek hatırladığın ve tek tutunduğun şey oradaki o masumiyet. O kadının veya o erkeğin, o çocuğun masumiyeti, sendeki masumiyet, sen onu özlüyorsun. O zamanlar çok güzeldin, böyle şey edersin anlatırken. O zamanlar kanka hiçbir şey yapmadım, böyle değildim falan diyorsun. Yani sen de farkındasın her şeyin çok masum olduğunu. Ve tek inancın şu, bence.

Oraya geri döndüğünde sanki aynı masumiyeti bulacakmışsın gibi hissediyorsun. Bak mutlaka vardırınızda yaşayanlar, asla sözüm onları değil. Nacizane varsa ama daha önce çocukluk aşkıyla kavuşamayanlar varsa diye ufak bir örnek vereyim. Bu altta burada müzik gelebilir. Şunu tazelesenize falan diyeceğim.

Çocukluk aşkınla karşılaşmak çok çok garip bir şey ya. Çünkü o masumiyetle ona gidiyorsun. Eskisi gibi düşünüyorsun yani onu. O bıraktığın masumiyetmiş gibi ama karşına gelen kadın da piercing olabiliyor. Yani bu piercing olmaz değil. Onda olamaz gibi düşünüyorsun. Piercing saçları çok değişmiş. Ağzına küfürler değmiş. Konuşması değişmiş. Bakışı değişmiş.

Çok aceleci artık. Artık sabrı yok. Çabuk daralıyor. Yani senin iyi hatırladığın her şey zamanla kötüye doğru evrilmiş. Kötü demeyeyim de bambaşka bir hale gelmiş. Senin kabullenemeyeceğin. Senin hakkında hiç uyuşmayan. Yani senin güncel sevgilinle kavga ettiğinde şarap içip aklına gelen o masumiyet artık yok karşında yani. O yıkıldığın başka bir sembolü.

Ve buna bir sürü örnek verebilirim. Eskiye dönmek, muhtemelen o çocukluğa dönmek. Çünkü o zaman hiçbir şey, eskiden bu kadar korkunç değildi. Dünya hep korkunçtu. Ben 90 jenerasyonum, öyle söylüyorum size. Benden çok çok daha önce, yani sizden çok çok daha önce dünya çok daha korkunçtu.

Savaşlar insanlarla yapılıyordu. Yani çok daha korkunç bir dünyaydaydık. O yüzden geçmişe dönmek demek çok masum olmamız demek değil. Bilmemek demek. E bunu bildiğiniz gibi ülkemizde birçok insan hani şu an geçmişe dönemeyeceğini fark edip aptallığı tercih ediyorlar. O çok daha güzel bir şey bence bu.

Ama komik olan şey şu, bunun dışarı nasıl yansıdığını dikkat edemiyor. Mesela geçen bir tweet attım. Her coğrafyada gerçekten az şey okumuş, daha sığ düşünceli, daha yobaz insanlar hep olmuşlardır, hep olurlar. Daha aptallar hep olmuştur. Ama şu anki sıkıntı şu, bu aptal insanların diğer insanları kandırabilecekleri güce ait olduklarını varsayamaları çok komik oluyor.

Öyle bir şey izlemek benim çok canımı acıtıyor. Düşünsenize, yaşlıyım ben birazcık, benim yaşım var. Benim karım 2 saat önce intihar edecek ve ben o anki canlı yayına katılacağım ve diyeceğim ki benim karımın suçlusu Mügandır. Not yazdığı yanına diyeceğim ve o sırada çok sarhoş olacağım.

Benim karım 2 saat önce ölmüş olacak ve ben alkol içmiş olacağım. Çok özür dilerim. Belki daha önce hayatınızda hiç kimseyi kaybetmediniz ve umarım kaybetmezsiniz. Umarım ölüm görmezsiniz. Sadece örnek olsun diye söylemek istiyorum bunu. Gerçekten bir yakınlığınızı kaybettiğinizde ne alkolü başkan. Su geçmiyor boğazınızdan. Bunlar çok adi şeyler. Bu insanlar burada kalmayacak. Gerçekten bu burada kalmayacak.

Umarım herkes hak ettiği hayatı yaşar. Eskiye dönmek güzel midir bilmiyorum. O eski masumiyet yok ama günümüzde eğer günümüz gibi kalabiliyorsak, günümüzde yaşamayı biliyorsak, insan olmayı başarabiliyorsak günümüz çok güzel, dünya o zaman çok güzel olabiliyor. Buradan kimseye insan ol, sevmesini bil gibi bir tavsiyede asla bulunmayacağım. Çünkü sevgi ve insanlık

Birisinin söylemiyle olacak olan bir şey değil, o söylem olan şey bizim izlediğimiz şey. Bunu bunu yap dediğinde onu yapan insanların yapabileceği şeyler. Umarım her daim güzel insanlarla karşı karşıya kalabilirim. Her zaman güler ve güzel kalabiliriz diye kalayım. Çok fazla duygusal kötü bitirmek istemedim ama en azından artık bir şey, bir şey, bir şeyleri görebilmek çok mutlu ediyor beni gerçekten.

Gerçekten. Bir de, neyse konuyu güzel bitireyim en azından ilişki demişken, bir de kıskançlık yapmayın artık ya. Şu ilişki de kıskançlıktan kaldıralım ya gerçekten. Çünkü onun artık nereye gittiği belli değil. O çok derin bir konu. Yani kıskançlık, mesela birisine soruyorlar, kıskanç mısın diye. Adam cevap veremiyor. Çünkü artık kıskançlık başka bir yere geldi hayatımızda.

Başka bir evreye geldi. Şöyle bir şey yapacağız şimdi sizlerle. Bir sonraki programda bahane olmuş olsun. Sizce, ben de yazıyorum şu anda, sizce kıskançlık nedir, tanımlar mısınız gibi bir soru soruyorum size. Twitter'dan yazabilirsiniz mesaj kısmından. Twitter, Sergen Deveci. Oradan mesaj göndererek sizce kıskançlık nedir, tanımlar mısınız diye sordum. Ben de bir sonraki programda bununla başlayalım, kıskançlıkla başlayalım. Hem sizden gelenleri okuyayım.

Hem de ben kendi yorumumu okuyayım, böyle bir sinerji yapmış olalım. Evet, sevgili SOTED imecilere güzel bir bölümün daha sonuna geldik. Umarım güzel sohbet olmuştur sizler için. Biraz dalgalı bir sohbet oldu çünkü gündem çok doluydu.

Bu sohbetin sonunda söyleyebileceğim tek şey, umarım Enes Batur haklı çıkar. Çünkü gerçekten buna ihtiyacı var bence. Yani aklanmaya ihtiyacı var. Çünkü diğer türlü olursa büyük zarar görecek. Gerçekten istemiyorum. Ne kadar sevmesem de bir insanın bu şekilde zarar görmesini istemem. Ama dediği şeyler yalansa o bambaşka bir şey. O artık kalbiyle alakalı bir şey.

Başka ne konuştuk şu an hatırlamıyorum. O yüzden bir toparlayayım dedim ama öyle bir şey gerek yok. Bu çarkı flak programı değil sonuçta. Bir de buraya kadar geldiyseniz, şu an dinliyorsanız yani yaklaşık 40 dakika boyunca dinlediyseniz çok teşekkür ederim. Bu programa verdiğiniz değeri gösterir veyahut nasıl söylenir bilmiyorum ama galiba birisinin bunu söylemesi gerekiyor olabilir. Dünyanız çok güzel, kendinize verdiğiniz değer çok güzel olabilir ama

Bazı gerçekler var ve sanırım o günah ikisi olmaya şu anda hazırım. Nasıl diyeceğim onu da bilmiyorum. Biraz zor bir... Birden söyleyeyim. Şöyle şakaya vurmadan söyleyeyim. Ya da ben içimden geldiği gibi söyleyeyim. Artık nereye giderse öyle olsun. Velhasıl diyelim ki... O kadar yalnızsınız ki benden başka kimseniz yok ki bu kısım beni daha çok mutlu eder. Çünkü kimsenin olmadığı bir dünyada kendimle baş başa kalmayı başarabiliyorsam demek ki kendimi çoktan sevmiş ve geriye kalan herkesi de artık sevebilirim demektir. Böyle güzel bitireceğim aklıma gelmemişti. Umarım cümlem güzeldir. Program bittiğinde bu cümleyi dinleyeceğim. Eğer hata ettiysem affola ama eğer güzel bir sözse Twitter'da doya doya kullanabilirsiniz. Çünkü bunu gördüm. Böyle birkaç programdaki söylediğim sözler Twitter'da paylaşılıyor. Bir hoşuma gidiyor.

Bir hoşuma gidiyor. Olursa öyle olsun. Bu da helali hoştur. Ama umarım yazmaya değer bir şeydir. Neyse bu olmazsa sözümüzü garantiye alalım ve şöyle bitirelim. Gitmek istemiştik, gidemedik. Çünkü sevdik burada her şeyi. Sevginin olduğu yerde gitmek olmuyorsa bütün sevdiklerimiz nereye gitti? İyi pekala. Kaçtık biz de. Hoşçakalın.

Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.

Reklam Alanı (Deneme)