
5.690 kelime · ~28 dk okuma
Merhaba, evet yaza yavaş yavaş hoşçakal, veda ederken, hoşçakal derken programa bugün biraz hüzünlü başlıyoruz galiba. Muhtemelen ocak, şubat aylarında yani kışın en yoğun olduğu zamanlarda yazla ilgili ya da bu yazla ilgili çok büyük planlarımız vardır ki zaten herkesin vardır. Mesela benim her kış, bence birçok hetero erkeğin, onu niye belirttim onu da bilmiyorum, kış aylarında bir spor salonuna gitme isteği oluyor böyle. Bir anda böyle ilk bir ay inanılmaz motivasyon, alışverişler, çantalar, o şekler, protein tozlar falan. Yani varını yoğunu basma gücü var o spor salonunda fakat ikinci ayın sonrasında böyle hemen sonuç alamıyorsun ya. Böyle ilk bir ay gidiyorsun, parçalıyorsun kendini. Hemen bir sonuç bekliyorsun çünkü dünya çok hızlı, teknoloji çok hızlı her şey. Sen yeni jenerasyonsun öyle bir şey bekliyorsun.
Dolayısıyla bir sonuç alamayınca böyle kışa doğru pardon yaza doğru o motivasyonun bir anda böyle aman boşver be beni seven böyle sevsin kısmına bile hemen geçebiliyor. Benim de öyleydi mesela bu yaz da yine çok güzel planlarım vardı hayatımla alakalı yazla alakalı muhtemelen sizlerin de öyledir. Şu an size sesleniyorum Eylül'ün 12'sinden yani herhalde Eylül'ün ortasından şu an sesleniyorum sizlere. Kışa doğru artık girdiğimiz, kış aylarına girdiğimiz şu dönemde hiçbir yaz planımımızın, bugün galiba biraz sorunluyum. Çünkü tekrardan başlamış olmanın verdiği ağırlık var üzerimde. Yaz planlarımızın olmamış oluşu. bizi üzmedi ya ben onu gördüm çünkü hiç kimse de bakıyorum böyle hem takip ediyorum hem keşfet hem çevrem arkadaşlarım falan hiç kimse de bir yaz yaşayamadı kaygısı yok belli bir kesimde olabilir ama genellikle bende dahil bu arada belirli tedbirler belirli düzen içerisinde
Yine bir yazdan ayrı kalmadık ama düşlediğimiz yaz oldu mu? O değil konumuz şu an. Konumuz şuraya geleceğim aslında. Ben şunu gördüm. O beni çok mutlu etti. Biz insanoğlu olarak, belki de Türk milleti olarak düşlediğimiz, yaşamak istediğimiz veya yapmak istediğimiz bir şey olmadığında buna ilk başta tepki gösterebiliyoruz.
Sert bir çıkış gösterebiliyoruz ama daha sonrasında bence burası çok daha keyifli. Şartlar her ne olursa olsun ilk önceliğimiz her daim kendimiz olabiliyor. O yüzden mutluluğumuzu, planlarımızı, hayallerimizi bunları erteleyebiliyoruz. Bunları aman seneye de yaparız diyebiliyoruz. En güzel kısmı şu her ne şartta olursak olalım ilk önem verdiğimiz şey nasıl gözüktüğü oluyor ya o çok mutlu ediyor beni. Mesela şu an
daha doğrusu bu süreçler yani bu korona muhabbeti ilk çıktığında hatırlıyorsunuz herkes maske takacak devletten şifre maske al maske yok satış yok falan o süreçte böyle farklı maskeler üretilmeye başladığında herkes bir tepki gösterdik işte ya kapitalizm köpeği bundan da para kazanmazsın işte falan diye ama şu an mesela bakıyorum günümüzde Galiba Murat Bey bu konuda biraz önce olacak. Giydiği yeşil tişörtle yeşil maske takma kombini. Biz o kadar şaşalı bir hayat içerisinde olmasak da en azından o kadar ne derler? Gösterişin meyilli. Ama aşağı mı derler ona? Öyle bir hayatımız olmasa da şimdi yavaş yavaş bizler de böyle maskelerimiz desenli olsun, maskelerimiz güzel olsun boyutuna geliyoruz. Çünkü şeye alıştık artık bence.
bir süre daha maske takmamız gerektiği konusuna. Ama bak şey yapmak istemiyorum, bazı şakalar sıktı artık. Ben zaten 23 yıldır takıyordum. 28 yıldır taktığım maskeyi bugün niye var? Ya bu ilk akla gelen şaka. Ya bu konuda hemfikir miyiz yani? Sosyal medya bu konuda çok kırılıyor yani. İlk akla gelen şakayı yaptığın zaman buna reaksiyon beklemeyebilirsin. Aslında bu şaka
Hani şöyle olabilir ilk çıktığında ilk doğru yerde çıktığında güzel tutabilir ama daha sonrasında bu tekrarlandığında bunu herkes yaptığında aynı reaksiyon alınmayabilir. Yani bak böyle birçok konu var aslında bir tek metin olarak demiyorum ya bu video fikri de olabilir. Mesela vardır böyle işte bayram mesela bayram sabahı. Bak bunu daha önce anlattım ben size bayram sabahı. Geceden veya sabahından ben gelecek olan bütün videoları biliyorum yani böyle sakallı 35-40 yaşında adam böyle ayakkabısıyla uyuyor çocuk taklidi yapıyor sonra kalkıp işte para istiyor para vermiyorlar üzülüyor müzikler efektler falan filan. Yani yıllarca zaten bunu yaşadık, yıllarca bunu gördük, yıllarca bunun mizahı yapıldı. Bu ilk yapıldı Vine'da, Twitter'da, Instagram'da, fark etmez platformu. Yapıldı, güldük, geçtik. Yani şunu acaba anlamıyor olabilir miyiz? Mesela ben atıyorum, örnek vereceğim. Mesela diyelim ki ben bir içerik üreten bir bireyim. Yarın sabah bayram ve aklıma şöyle bir şey geldi. Yarın sabah bir video çekeyim dedim ve dedim ki ''Aa şöyle bir şey yapayım ben.'' dedim.
Ayakkabıyla uyuyayım, sabah para isteyeyim ve bana para vermesinler ve ben sonra işte kardeşimin aldığı parayı alayım, onu döveyim falan filan diye mizah gibi bir video fikri geldi aklıma ki daha önce ben bunu bir yerde izledim, gördüm, güldüm, ben de yapayım dedim. Acaba aklıma şey gelmiyor mu benim? Ya bir dakika, bu video daha önce yapıldı, türlü türlü yapıldı, milyon kere yapıldı, daha önce reaksiyonlar aldı, gülündü. Ha şimdi ben yapacağım, ben yapınca da reaksiyon acaba gelecek mi? Kaygısı olmuyor mu acaba insanlarda? Şey mi yani, ha bu şaka tuttu, buna çok gülüyorlar, ben de yapayım, bana da gülsünler gibi bir şey mi?
Ama şarkılarda mesela böyle olur, çok sevilen bir şarkının cover'ını yaptığın zaman... ...hani onu senin yorumundan dinlemek, o farklı sesten, farklı bir renkten dinlemek güzel olabilir ama... ...mesela bu tarz şeyler öyle mi acaba? Oyunculuk veya ne bileyim daha basit, daha basit düşüneyim. Mesela bu işte ufak skeçler, internet skeçleri acaba bu geçerli mi? Ya da fikirler, bu fikirleri farklı farklı yaptığımız zaman öyle mi düşünülüyor? Buradan galiba şunu söylemek istiyorum, ben öyle düşünmüyorum bence...
Bence ya bak birçok konuda çok emin değilimdir ama bu konuda eminim yani herkesin yapmış olduğu bir şeyi çok stabil bir şekilde üstüne bir şey katmadan olduğundan daha az şekilde yaptığında bence çok da komik olmuyor başkan ya. Gerçekten çok komik olmuyor eğer buradan sesimiz yetkililere giderse. Eğer buradan sesimiz belirli kişilere gelirse eminim ki kendi ailenizde, kendi çevrenizde çok daha güzel mizah malzemeleri vardır. Onları kullanmanız çok daha güzel olabilir sizler için. Ama dedim ya hani yapılanı yapmak yok be. Vallahi her programda belki her sefirinde bunu söylüyorum. Bak konu koronadan yani dünya sağlığından yine kişisel dertlere gelmiş olabilir. Ama mesele herkesin derdi var bu hayatta kendince. Benim derdim bu değil. Konu konuyu aştı diye söylüyorum. Geri dönecek olursak
Olur, olur. Çok güzel bir tweet vardı geçen gün, çok beğendim onu. Hayatımız alt üst olmuş, her şeyimiz mahvolmuş. Kalkmışsın, desenli maske takıyorsun. Bu da yaşamanın başka bir şekli. Olsun be, yüzümüz gülsün de dünyaya bir şey olursa yine toparlarız biz kendimizi.
Bam! Soter'in 15. bölümüne hoş geldiniz değerli dinleyenler, değerli güzellikler, değerli Romalılar, yurttaşlarım. Muhtemelen siz bu bölümü dinlediğiniz zaman yani 12 Eylül akşamında ben İzmir'de gösteriden çıkmış şu anda alkolümü ufak ufak yudumluyor olabilirim. Belki ben dinliyorumdur şu anda.
Ama şu an hiçbir şey yaşamadan her şeyi yaşamış gibi anlatmak da çok keyifli yani gerçekten. Mesela bana çok mesaj geliyor şey anlamında. Bilmiyorum nasıl gözüküyor hayatım bilmiyorum. Her hayatın bir zorluğu var. Birincisi nasıl gözüküyor bilmiyorum. Burada şimdi çıkıp size şey yapmayacağım.
Arkadaşlar çok zor bir hayat. Asla öyle bir şey yapmayacağım. Hayatım çok güzel. Arkadaşlar hayatım gerçekten çok güzel. Çünkü güzel yaşamasını biliyorum. Bunun yaptığım işle, baktığım yerle, yediğim şeyle hiçbir alakası yok. Tamamen kendimi seviyorum.
Tamamen yani çünkü bak bunu nasıl açıklayabilirim biliyor musun? Bunu açıklamanın tek yolu herhalde şu, yaptığım işten keyif almasını seviyorum. Bu hani herkesin gözünde şey var mesela ben bir gösteriyi paylaştığımda bana çok mesaj geliyor. Nasıl yapıyorsun? Ben iki kişiye karşı konuşamıyorum, sen şey çıkıyorsun falan diye. Ama bu dedim ya herhalde bunu yapmak istemekle alakalı. Yoksa ben stand-up'taki boşluğu kendim kapatıp artık buradaki mecrayı kendi başıma yürütüyorum ve o yüzden hayatım çok mutlu gibi bir şey değil.
Bunu yapmak istiyorum. Buradan kimseye tavsiye vermeyeceğim. Burası bir kişisel gelişim kısmı değil. Tavsiye isteyenler gitsin önce ilişkilerinde sorunlar yaşasınlar. Daha sonra kendilerini fark etsinler. Burada ilişkisel bir gönderme yaptım. Umarım şakam arada kaynamaz. Onu da yemezsek çok mutlu olurum. Hayatım çok güzel. Niye çok güzel? Dediğim gibi ben kendim sevdiğim şeyleri yapıyorum. Ben mesela sevmediğim şeylerle çok uğraşmıyorum. Ve sevdiğim şeyler hayatıma geçti. Mesela bak size bir şey anlatayım bununla alakalı.
Bugün ayın 12'si ise 4 gün önce, 3 gün önce de olabilir. Beşiktaş, belki biliyorsunuzdur ben Beşiktaşlıyım, ismim Sergen zaten benim. Ben Beşiktaşlıyım ve Beşiktaş Jimnastik Kulübü'nden çok güzel bir çağrı aldım. Bırakmam seni kampanyasının 2. canlı yayının.
Bir sunucusu olma teklifi geldi ve çok mutlu oldum. Youtube'da var eğer izlemek isterseniz. Neyse benim için çok tarihi bir anda. Gerçekten çok keyifli bir anda arkadaşlar. Hani ben dedim ya ben çocukluğumdan beri ben İzmit'te yaşarken de böyle bazen lisedeyken para biriktirip maçlara gelirdim. Daha sonra İstanbul'a yerleştim ve burada kombinem vardı. Maçlara giderim. Bu sene işte var. Önceki sene. Yani şundan bahsediyorum. Herkeste, her bireyde olduğu gibi
Her birey de olmayabilir, pardon. Futbolu seven, kendi takımına destek olmak isteyen her birey gibi, her futbolu sever gibi ben de Beşiktaş aşığı bir adamdım. Şey, böyle var ya, bak o değilim ya, böyle hep bir şey anlatacak aklıma şeyler geliyor ama böyle ben burada güzel Beşiktaş, bana deli Beşiktaş, öyle değil. Ben de Beşiktaş'ı destekleyen birçok taraftar gibi ben de onlardan bir tanesiyim. Beşiktaş'a destek olmayı, Beşiktaş'ı izlemeyi ve Beşiktaş'la olmaktan çok büyük keyif duyuyorum. Ama şöyle bir şeyim vardı benim gerçekten, hep böyle bu yolda yürürken
Beşiktaş'la alakalı acaba bir şey yapabilir miyim? Böyle Beşiktaş mesela bir şey yaptığında, bir reklam filmi yaptığında, Beşiktaş'la olduğunu bilmediğim bir oyuncuyu oynattığımda mesela şey olurdum böyle. Niye ya? Niye ya? Böyle üzülürdüm ya hani böyle bir sistemkar değil. Sistem etmezdim ama içim giderdi. Ya niye beni fark etmiyorsunuz ya diye böyle bir hep iç geçirirdim ve böyle anılmak hoşuma giderdi benim. Mesela Twitter'da atıyorum bir taraftar sayfası bir şey paylaştığında birkaç kişinin beni etiketlemesi.
Sargın abi güzel bir ışık taşıdır falan demesi böyle beni ondura ederdi. Ben böyle bilerek yazmazdım oraya bir şey. Hani yazıp böyle çok ilgileniyormuş gibi gözükmeyeyim diye bir şey yazmazdım. Galiba yazmak gerekiyor arkadaşlar. Önce onu söyleyecektim. Öyle bir şey başınıza gelirse bir şey yazabilirsiniz. Aklınızda bulunsun. Ama hep şeye inandım ben. Yani bir gün bir şey olacak, bir şey olacak diye. Neyse. Velhasıl geçenlerde öyle bir teklif geldi. Beşiktaş Jimnastik Kulübü'nden canlı yayın sunucusu olma teklifine. Ve hiç, hiç, hiçbir şey değil. Toplantıya gittiğimizde teklediğim şeye şu oluyordu. Program var, işte şu olacak, şu gelecek, bu gelecek. Dedim ki lütfen. Bu sizi çok rahatsız ediyor şey olarak. Hani program aks... Bana bırakın ya dedim.
ben yıllarca bu anı bekledim hani bana bırakın falan böyle çok güldük eğlendik provaya çıktık prova yapıyoruz gösteriden bir gün önce ben tabii ki bütün enerjimle varımı yoğumu yine ortaya koyuyorum Beşiktaş için beni sevsinler bana güvensinler diye şakalar havada uçuşuyor derken velhasıl güzel çok güzel prova geçti akşam konuştuk herkes çok mutlu gösteri günü yani canlı yayın başladı. Ben böyle kenarda çok heyecanlıyım. O sırada tabi ailem, işte babam, annem, kardeşim, arkadaşlarım, bazısı erkek grupları her yerden beyler hazır olun birazdan derken ben yayına çıktım. Ben yayını bitirdim. Yayın bittiğinde inanılmaz telefonlara bakıyorum böyle işte çok güzeldi işte babamla konuşuyoruz, annem çok mutlu, ailem çok mutlu, kız kardeşim
arkadaşların falan inanılmaz bir manevi duygum var. Şimdi canlı yayında olduğun için herhangi bir şey izleyemiyorsun, göremiyorsun. Sadece gelen yorumları okuyorum. Twitter'dan, Instagram'dan falan derken daha sonrasında böyle biraz daha saat gece 2-3'e geldi artık. Eve geldim, ortam sakinleşti. Dedim ki, bir dedim şöyle bir tekrarını izleyeyim hani programı. Çünkü o sıra YouTube'a yüklenmişti. Dedim bir tekrarını izleyeyim.
Böyle ben çıkıyorum son 1 saat yani toplamda 3 saat sürüyor program. Son 1 saatte ben sunuculuk yapıyorum. Çünkü onu da söyleyeyim önden bir stand-up gösterim vardı Kadıköy, şey Kadıköy diyorum Üsküdar MR AVM'de. Oradan çıkıp koşa koşa stada geldim. Saat 11'de canlı yayına girdim ve 1 saat boyunca gözü kapalı bir yayın. İnanılmaz manevi duyguların havada uçuştuğu bir program bitti benim için. Daha sonrasında dedim ki bir izleyin. Programı açtım ben çıkıyorum.
Sevgili Bülent Ülgen'le beraber sunuyoruz. Serkan Deveci hoş geldin diyor. Ben hoş bulduk dediğim kısımda böyle altta bir band çıkıyor. Orada şey yazıyor. Serkan Deveci.
Buna üzülmedim. Bu olabilir. O sırada bu rejide olan kişi beni tanımıyor olabilir. Gayet normal. Biri sonra Sergen dediğinde çok başıma geldi. Sercan, Serkan çok başıma geldi. O şekilde yazmış olabilir. Daha önce ödevine hiç çalışmamış olabilir. Kimlerin çıkacağını bilmiyor olabilir. Yaptığı işi sevmiyor olabilir. Her şey olabilir. Asla ona kızmıyorum. Tek üzüldüğüm nokta şu. Tek üzüldüğüm nokta şu oldu benim.
Hayatım boyunca hep böyle bir anı bekledim. Böyle bir an yaşamak istedim. Gerçek oldu. Gerçek oldu ama orada da başka birisi olarak var oldum. O beni asla toparlayamadı. O beni mahvetti.
Benim belli bir yerden sonra planlarım çok değişti. Yani hep böyle özellikle ergenlik çağlarında araştırma, araştırma derken keşfetme ilişkilerinde, arkadaşlıklarında, kendi bir kitap okurken, bir şey izlerken, saçma sapan bir otobüs yolculuğunda, çok örnek var şu an onları sürdürmeyeyim. Hep böyle hani kendini bir çaban vardır ya kendini sevdirmek beni iyi bilsinler çaban vardır ya belli bir yerden sonra ya da belki de belli bir yaştan sonra ondan yoruluyorsun. Gerçi yaş doğru olmayabilir belki tecrübe bile olabilir yani bu bence öyle ben bir yerden sonra insanları artık kendimi sevdirmekten o kadar yoruldum ki. Yani artık öyle bir çabaya girmiyorum yani hani şey değilim ben böyleyim kızım beni seviyorsan böyle o çok yabani. O değil. Üküz bir oturmuşuz bir şey paylaşıyoruz. Bir şey söylemişsin belki kız rahatsız olmuş. Ya bu neydi ben böyleyim kızım. O değil hayvan bir dakika o mevzu o değil. Tamam öylesin olabilirsin de hani böyle bir bence şeyde ilişkilerde yani sadece şey değil arkadaşlık ilişkilerinden bahsetmiyorum. Pardon sadece ilişkiden bahsetmiyorum belki arkadaşlık
Gerçi ilişkiye soktuğum zaman sadece ilişki derken duygusal bir yakınlık değil yani bir şey olacak olsa bile bir date'in sonunda bir şey olacak olsa bile diye düşündüm ki yani bu bir şey nasıl olacak onu bulamadım. Yani gecenin sonu birlikte bitme planı yapılıyorsa onun bile bence bir efor olması gerekiyor yani çünkü naiflik duygumuz orada çıkıyor ortaya. Onu çıkartamıyorsak hiçbir anlamı yok. Ben böyleyim. Ya öküz. Öylesin diye bu kervan böyle geçecek. Bak nasıl sinirlendiysem ağzım dönmedi yani. Neyse konumuza geleyim. Ben galiba bunu kendim için söylüyorum. Size ilk defa kendimle alakalı bir şey söyleyeceğim demeyi isterdim ama burada bütün ruh sıkıntılarımı döküp bütün dertlerimi paylaşıyorum. Ben gerçekten artık insanların... Ya çünkü şeyden çok yoruldum ben ya. Böyle hep kendi kendince
Kendince, insana kendini anlattığım bir metot vardır. Belki şaka yapıyorsundur, belki dinliyorsundur, belki evdeyseniz böyle bir, hani kalabalık ortamda böyle bir oturma şeklim vardır. Yani o böyle seni farklı anlıyor ya, sonra arkandan bir laf geliyor, ya o gün senin için böyle, ya nasıl olabilir ya ben çok, ya ne bileyim. Yani bu risk varsa gerçekten, yani ben kendim olduğumda, ben doğal olduğumda başka bir insanın beni farklı anlama ihtimali varsa o zaman benim de çok kasmama gerek yok ya.
Yani ben niye yüzüyorum? Beni anlamak için bir efor sarf etmeyen bir insana ben niye kendimi sevdirmek için uğraşıyorum ki? Çünkü ne oluyor biliyor musun o zaman? Sen kendi kafanda böyle güzel iz bıraktım, çok tatlı insanlardı, ben onu çok sevdim, çok güzel anlaştık dediğin insanlar böyle haberi geliyor ya senin arkandan ya o gün şey dediler ya iyiyim ya bir sıkıntısım var bir ruhsağlı bozukluğum var falan dediklerinde böyle canın sıkılıyor he bu arada öyle bir şey demediler tabi de hani ben örneği birazcık abartayım diye yoksa dinlerken ciddi ciddi serginin burada ruhsağlı bozukluğu mu varmış gibi bir şey olmadı örnek olsun diye birazcık abartıyorum örneklerimi yani o da şey olsun diye latife yapıyorum canım yok yani ana konu şu çok fazla konuyu dağıtmaya gerek yok bütün sevgiyi Bütün sevebilme ihtimalimi kendime ayırdığımda neyi fark ettim biliyor musun? Ben kendimi sevdikten sonra zaten insanların beni sevmesi çok kolay oluyor. Çünkü ben kendime iyi davranıyorum. Çünkü ben kendimi... Buradan hemen bir Nürgün Bodur'a girerim. Yani sen gittin ya ben çok güzelleştim.
Yani o mevzu bence insanın tamamıyla kendiyle alakalı yani. Uyandığında mesela hatırla hayatını şey illa ki vardı uyandığında ya bugün ya yok ya ne bu yataktan çıkmak istiyorsun ne giyinmek ne falan. Böyle bıkıntılı bu herkesin oldu. Bu sana özel bir şey değil veya bu bana özel bir şey değil. Ya bugün yukarıda kâinat düzeni yapılırken sergam bugün kalkamazsın yataktan diye bir madde konulduğuna inanmıyorum.
Bu herkesin, hatta şu an bir muhabbet var. Dolunay'dan dolayı insanlar çok sıkkınlar, bıkkınlar. Ya olabilir. Mevsim geçişi deniyor, burçlar deniyor, retro deniliyor. Bir sürü şey var. Merkür retro diyorum ya. Merkür gerilemesi deniliyor. Bir sürü bunun açıklaması var. Ama nihai sonuç olarak ben şuna inanıyorum. Bence her insan, her insan hayatının belirli dönemlerinde böyle şeyler yaşıyor.
Ama mevzuya geri döndüğümüz zaman yani insanın böyle kendini sevebilme ihtimalini en ön çıkardığımız zaman dünya çok güzelleşiyor. Kendi dünyanın en azından. Zaten gerisinde gerek yok. Kendi hani bir laf var ya herkes kendi bahçesinin önü... Pardon ya mis gibi şakayı madem hatırlamıyorsun o zaman yapma kardeşim yani. Sonra da kendimi şöyle... Bu mu kimlik? Kendini seviyor halin bu mu senin gerçekten? Hatırlayamadığın şeyden mi yürümek? Bu şekilde mi örnek olacaksın insanlara? Beni zaten biliyorsunuz, benim hiç kimseye bir örnek olma gibi bir çabam... Mesela bana şey çok geliyor, hiç anlam veremiyorum onu. Ağabey senin gibi olmak istiyorum.
Ne anlamda ama? Yani ne kadar tehlikeli bir cümle değil mi? Ağabey senin gibi olmak istiyorum. Mesela vardır belki aramızda böyle sana özenen bir yeğenin vardır, kuzenin vardır. O hoşuna gider yani. Ağabeyim gibi, ablam gibi olmak istiyorum. O böyle senin naifliğini görmüştür. Ailedeki insanların seni nasıl sevdiğini görmüştür. Sensindir ideolü ama beni hiç tanımayan, sadece atıyorum fotoğraflarımı gören, birkaç videomu izleyen, ne bileyim hikayelerimi izleyen bir ağabey senin gibi olmak istiyorum demesi bana şey gibi geliyor birazcık.
Yani senin derdin hiçbir zaman böyle, yani benim de derdim bu arada bak hep böyle kıyaslarken ortaya ben çıkıyorum ama benim de derdim böyle çok alt metinsel olarak insanları anlamak ve onların yaşadığı yoğunluğu anlam verebilmek falan değil. Ama mesela ben örnek vereceğim mesela Kubat sevdiğim bir sanatçı veya Kıraç ne bileyim yani Şebnem Ferah Şebnem abla ben senin gibi olmak istiyorum demek biraz farklı yani hani şey desen çok güzel ben sizin gibi şarkı söylemek istiyorum ben sizin gibi yazmak istiyorum ben sizin gibi mimar olmak istiyorum bu hani sıfattan ziyade pardon bireyden bireyden ziyade kişinin sıfatını ya kazanmış olduğu sıfatmış birey desene Sergen Hani ona değil de onun yaptığı işe saygı duyuyorsun desene ya. İlla böyle aristokrat konuşacaksın diye. Aynen sensin başkan. En sensin ya aristokrat. Yani bütün kelimeleri sen biliyorsun, Osmanlıca falan. Sergen sen o kadar ileridesin ki biz sana yetişemiyoruz başkan ya. İşte bu arkadaşlar. Kendinize çok fazla değer verince bir an sonra sıyırmaya başlıyorsunuz.
Ya konu aslında böyle mesajlara gelmişken ben size bu dönem yaralı olduğum veya aslında birazcık böyle kafayı taktığım bir şeyi daha söyleyebilirim. Galiba bu bölüm bir anlatıdan ziyade kalbimde ne var bölümüne doğru yavaş yavaş evriliyoruz. Sancım'ın sebebi ne? Sık bölümüne doğru. Hoş geldiniz sevgili izleyenler. Mesela böyle dedim ya hani ya aslında bakmayın insanın hoşuna gidiyor böyle insanın sana senin sevdiğini göstermesi tabii ki hoşuna gidiyor. İnsan böyle bir şey diyor. Aha diyor ne güzel bak demek ki bir insana dokunabilmişim. Bir insan seni sevebilmiş. Bunlar çok değerli şeyler ama
Olay belli bir yerden sonra böyle başka bir boyuta geçiyor. Nasıl biliyor musun? Mesela bir erkek kardeşim, bir erkek arkadaşım, bir birey, bir erkek, bir bey diyor ki abi diyor kız arkadaşım seni çok seviyor. Biz şu an ayrıldık. Benle konuşmuyor. Senden rica etsem bir video atsan, biz barışsak hani olur mu? Şimdi ben bunlara çok fazla cevap vermiyorum çünkü bunun ilk nedeni şu. İlk başlarda bunu birkaç defa yaptığımda o videolar çok başka yerlere geldi. Profilinde paylaşıyor, o sonra başka bir paylaşıyor falan böyle inanılmaz. Benim nezaketen gönderdiğim kişisel bir video sonra bambaşka yerlerden çıkıyor böyle. O da istiyor, ona yaptın bize de yap falan, abi kuzenime yapmışsın bana da yapsana falan filan. toparlayamıyorsun. Bak bu şey değil böyle abi herkese yapmam değil. Yani böyle bir şey içinde olmak istemiyorsun. Yani bütün bu emeklerin birilerinin videolarını kutlamak için miydi? Tabi ki bazı özel durumlarda yapıyorsun. Birisinin mutlu edeceğini bildiğin zaman tabi ki bundan gocunmuyorsun, bunu yapıyorsun ama
Böyle kisli olarak ''Ağabey be seni çok seviyor dediğinde o içinden gelmiyor.'' Neyse mesela diyor ki ''Ağabey çok seviyor seni kız arkadaşım, rica etsem bir video atar mısın, bizi barıştırır mısın, seni seviyor der misin?'' falan filan. Mesela bunlar bana çok şey geliyor. Çok korkunç geliyor. Mesela düşünsene ben bir kızla işte bir ilişkim var benim. Biz ilişkide bir sorun yaşıyoruz ve benimle konuşmuyor artık. Yani benimle konuşmak istemiyor. Ben tamam diyorum. Ve sonra aklıma şey geliyor. Aa diyorum benimle konuşmuyor ama şu kişiyi çok seviyordu. Ondan ben video isteyeyim. O video atsın. Kız o videoyu o attığı için değil de o videoyu ona ben attırdığım için bana geri dönebilir ihtimalini
Gerçek olması çok korkunç, çok acınası bir durum. Yani buradan belki bunu isteyen birisi daha önce dinliyorsa şu anda özür dilerim ama düşünsene kendi varlığınla, kendi oluşturduğun hayat içerisinde bunu sağlayamadığın zaman onun çok sevdiği birisine ulaşman ve o şekilde barışman bu ilişkiyi çok sağlam bir hale getirmeyebilir. Bu psikolojik tarafı. İkinci kısmı yani niye? neden karşı tarafa o sevdiği kişiye ulaşabilme ihtimalinin aklına sokuyorsun? Bak burası bence biz şu an bunu konuşalım. Çünkü mesela bana şey geliyor.
Diyelim ki ben de şey bir adamım, bak şimdi biraz örnek çirkinleşsin. Ben de mesela, nasıl diyeyim, böyle ilişkisini ortaya atıp işte kız arkadaşını gösteren erkeğe karşı saygısı olmayan, aslında sosyal medyada bir dönem böyle her şeyini koruyup daha sonra bir şeyler olmak için her şeyini yok sayan, ağzı küfürbaz, herkese yürüdüğünü, herkese böyle dile geldiğini açık açık dile getiren, İlişkisi olduğunu bildiği halde ve erkek olan taraf arkadaşı olduğu halde yine de kıza mesaj atan bir adam olduğumu varsayın benim. Öyle bir adam olduğumu varsayın. Böyle bir adam var mı bilmiyorum. Böyle bir adam varsa olmaz herhalde karakötürür diye tahmin ediyorum ama YouTube'da falan var mı bilmiyorum yani. Neyse konumuz o değil şu anda. Düşün ki ben de böyle bir adamım ve sen beni
şeyle tanıştırıyorsun kız arkadaşını, seni çok seviyor bu kız diye, bu kadın diye ve biz şu an konuşmuyoruz. Yani küssüz benimle konuşmuyor, biz şu an kavga... Yani bakar mısın? Yani diyorsun ki madde 1 seni çok seviyor, madde 2 biz şu an ayrıldık, madde 3 benimle konuşmuyor, madde 4 sen işte onunla şey, iltişim kurabilirsin.
O zaman şunu dersin yani, o zaman kardeşim teşekkür ederim. Gerçekten Skip to Intro benim için de çok zor oluyor biliyor musun? Böyle birisini görüyorsun mekanda, hoşlanıyorsun, gidiyorsun, konuşuyorsun, ilk başta naz yapıyor, ondan sonra kahvaltısı, kahvesi, tanışması falan çok zahmetli oluyor, o kadar vaktim yok benim. Çok teşekkür ederim, çok sağ ol kardeşim, yolun açık olsun deyip olayı bambaşka bir hale getirebilirsin. Bu şey değil. Bu benim yaptığım veya insanlar böyle şeyler yapıyorlar diye değil. Ben burada kimseyi şu an ifşa alamıyorum. Ben şu an... Size böyle bir insan olsam bile diyelim ki böyle bir insanım. Bunu zaten burada açıklamam yani değil mi? Bunu zaten burada söylemem. Ben sadece gençlerimiz
falan diye çıkıyormuşum. Ben sadece insanımız çok bilinçsiz, hepsinden bahsetmiyorum. Böyle bir istek ben mesela yapmam. Ben kız arkadaşımın ve hayatımdaki insanın sevdiği bir şey, mesela o tür onun bir etkinliğine gitmek, o bir şey yapıyorsa onun bir filmine gitmek, onun bir konserine gitmek, neyse artık ne yapıyorsa, kimi seviyorsa, sanatçıyı mı, oyuncuyu mu, ya o daha güzel bir şey. Yani diğer taraf çok şey böyle yani, ilişkin çok önde. Hani diyoruz ya bir video atsana yani gerçekten sence o taraf onu bekliyor olabilir mi ya? Ulan umarım şu an hiç tanımadığım ve varlığını bilmediğim insanlar kavga ederler ve benden video isteler ve ben video gönderirim gibi bir düşünce var olmuş olmamalı ya.
Bir de bu kadar şeyi de çok istiyorsun. Atıyorum bu bak diyorum ya bu bunu yapmam, bu kesin benim kesin kuralım değil. Bu galiba biraz da üslup böyle hani şey de çok rahatsız ediyor seni. Bunu söylerken hani bir anan ne yapıyor demek var, bir de anneniz nasıl demek var. Öyle sorunca şey dersin, a iyiler çok teşekkür ederim onlar sizi sordular hani. Sen de konuşmak istersin ama diğer türlü ya seni çok seviyorum bir video atsana be hadi bizi bir... Oğlum yani manavdan bir şey mi oluyorsun ya?
Bunu kendim için söylemiyorum. Bu çok ifşasını gördüğüm için. Arkadaşlarım var, ünlü arkadaşlarım var bu arada arkadaşlar benim. Onlardan bildiğim kadarıyla. Ben de takılıyorum canım. Niye takılmıyorsun? Bu sadece ünlüyle alakalı bir şey değil ki. Ben burada çok ünlü olduğumu iddia etmiyorum. Normal bir masada oturursun. Hiç tanımadığın bir insan. ''Nasılsın? Sen ne iş yapıyorsun bu arada?'' der. ''Uyuz olursun.'' ''Bir dakika.'' dersin. ''Sen kiminle konuşuyorsun?'' ''Senin karşında bir meslek bulamadım.'' ''Bu mesleklere uzak olduğum anlamına gelmesin.'' derler ya mesela. ''Hadi bir şey anlatsana.'' Sanki daha önce hayatında hiçbir şey olmamış gibi kalırsın ya böyle. Ne anlatayım? Ya hiçbir bir şey olmuyor. Ya ne bileyim ya işte bir şeyler anlat. Ya şimdi öyle aklıma hani. O onun gibi yani işte. Mesela hangi meslek deyince gelmiyor insanın aklına. İK geldi. İK de neyse İK. İnsan kaynakları herhalde.
Neyse he diyeceğim şey buydu. Ya arkadaşlar tabii ki bu kadar insan, bu kadar selebriti, bu kadar fenomen tabii ki sizler için hani hep derler ya sizin için yapıyorum ailem tabii ki o sana bunu söylüyorsa senin de ondan bir şey isteme hakkın var ama ama bence arkadaşlar naçizane fikrimi söylüyorum size bir şey isterken o istediğiniz şeyin bakın o istediğiniz şeyin Nereye gideceğini asla bilemezsiniz. Buradan şeyi söylemiyorum. İşte o insanlar, o fenomenler çok namussuzdur. Onların durduru yoktur. Hayır, çok güzel kadınlar da var. Çok güzel erkekler de var. Yani benim bahsettiğim şey aslında derin anlamda şu. Öyle kurtarayım kendimi. Hayatınızdaki insanın kim olduğunu bilemezsiniz diye koparttım. BAM BAM BARA BAM BAM BAM BAM BAM BAM
Evet, şu anda da Sote kariyeri boyunca, Sote'nin tarihi boyunca herhalde ilk defa bir şey yapıyoruz. O da şöyle, şu anki bölümden itibaren canlı yayında da bir bölümümüz, bir kısmımız devam etmekte. Umarım bu bölümü izlediğiniz zaman daha önce canlı yayından dinlemişsinizdir ve sizin için daha özel bir bölüm olduğunu, ''Aa evet ya, ben burayı daha önce izlemiştim.'' diyerekte manevi boyutumuzu bambaşka yere getirebiliriz. Evet, bugünkü bütün dertlerden, sıkıntılardan devam ederken bir yandan da şundan bahsetmek istiyorum. Biz mesela bir şeye, bence bir şeye
tepki göstermek harika bir şey. Bir şeyi sevmeyebilirsin, bir şeyi beğenmeyebilirsin ama bence bir şeyi seviyorsundur. Onu nasıl derler ona biliyor musun? Bir şeyi seviyorsundur ve doğal olarak o sevdiğin şeye zarar gördüğünde buna bir tepki gösterirsin. Bence Türkiye'de, Türk insanı, Türk genci olarak birçok konuda çok güzel tepkiler gösterildi. Bunlar durduruldu, yapılmaz. Siz ne yaparsanız yapın, biz onu yapacağız dendiği halde o tepkiler devam ettiğinde onun yapılmadığını gördük. Yani ülkede bunun çok güzel örnekleri var. Ama şu da bir gerçek bence.
Belki de bazen tepki göstermeyi bilmiyor olabiliriz çünkü tepki göstermek biraz daha toplumsal bir olay olabilir yani böyle bireysel bir tepki gösterdiğimizde olay farklı bir yere gidebilir. Mesela Twitter'da bugün bir gündem var. Cancel Netflix diye Netflix'i kapatmaya yönelik bir yine Türkiye'de gündeme gelen bir Netflix'i kapat. Buna ortak olma gibi bir kampanya var. Bunu destekleyenler varsa saygı duyarım.
İzleyenler, ben izliyorum. Ben Netflix izliyorum. Oradaki birçok diziyi, birçok filmi izliyorum. Ama bunu izlemeyenler olursa saygı duyarım. Ama böyle kapatalım gibi bir yere geldiği zaman çok başka bir yere geliyor. Mesela bugün çok genç bir kardeşim Twitter'da bir eylem için Netflix'e bir şiir yazmış. İşte Netflix'i kapat, bunu ortak olma, onu destekleme falan filan gibisinden.
Saygı duyuyorum. O sözleri şu an burada söyleyerek öyle bir kelime şeyi yapmak istemiyorum. Size öyle kelimeler duymanızı istemiyorum. Ama şöyle bir şey söylemiş, bence dünyanın en güzel ya da her şeyi bir kenara koyup önce bunu bir konuşalım denecek kısım. Şöyle bir cümle demiş ki, Müslüman dünyaya niye geldiğini unutma.
Sadece merak ediyorum. Sadece merak tavsiye ediyorum. Bir saniye acaba başka bir sorunumuz olabilir mi şu an Netflix'in dışında? Yani Netflix'i kapatalım derken Müslüman dünyaya niye geldiğini unutma gibi bir şey olabilir mi? Gerçekten bilmiyorum. Tarihle alakalı durumun nasıl bilmiyorum sevgili kardeşim.
Müslümanlıkla alakalı, Müslümanlığın nasıl var olduğu, nasıl geliştiği, nasıl yayıldığı, Müslümanlığın ilk kurallarının ne olduğuna dair hiç hiç yani senin en azından ne kadar bilgin var gerçekten bilmiyorum. Ama samimi söylüyorum, muhtemelen buradan sesim sana gelmeyecek ama belki eşin, dostun, belki direkt sen, belli mi olur kader ve tevekkel diyelim. Samimi söylüyorum, hiçbir Müslüman dünyaya gelirken ilk amacının Netflix'i kapatmak veya ara araçlardan bir tanesinin Netflix'i kapatmak olduğuna dair inan ki hiçbir yerde yazılmıyor. Bunlar muhtemelen kafa karışıklığı olabilir, destek olma olabilir ama bazen gerçekten neyi sevmediğini, niye sevmediğinden bilmen gerekiyor. Bir şeyi sevmeyebilirsin bu çok doğal bir şey ama
Ama sana sorduklarında niyesini söyleyebiliyor olman gerekiyor. Bunun niyesi alışık olduğumuz 3-5 kelimeyi tekrarlamaksa bu gerçekten bir tepki, bu bir eylem değil. Ben sadece eylemlerin gerçek olmasından yanayım. Çünkü o zaman o zaman dişe dokunur bir şey oluyor.
Mesela durum böyle olduğunda mesela dikkat et çok kavga var böyle. Hani şeyi artık ayıramıyoruz. Herkesin bir fikri var. Herkesin savunduğu bir şey var. Ben diyor böyle olur mu ya öyle olmaz ya böyle olmak zorunda. Bir dakika yani şey diyemiyoruz biz bunu şey olarak. Ya böyle diyorsunuz ama bence bu daha mantıklı ya da bu böyle olabilir mi? Bilmiyorum benim de aklıma geldi. Bence bu böyle gibi bir şey. Ne yazık ki artık hiç söylemiyoruz.
Mesela benim hiç kavgamı göremezsiniz. Benim sosyal medyada, gündemle alakalı da hep sataşmışımdır yani. Hep sataşmışımdır ama hiçbir kavgam olmamıştır. Çünkü diyorum ya o naiflik yani, o sataşma biz artık ondan da çok yoksunuz. Mesela dön yakın tarihimiz, o deriz ya 90'lar popu çok özlendi, 90'lar Türkiye'si falan. Dön mesela o zaman da ne kadar kavgalar sert olsa da en azından bir naifliği vardı. Herkesin izlenebilir bir şeyi vardı. Mesela biz bir kavgayı izlerken
o magazin kavgasını izlerken böyle merak ederdin yani bir tarafçı olurdun ama diğer tarafı kırmazdın. Tamam bu kadar toplumsal bir olay değil bu farkındayım ama en azından taraf olurdun ama şimdi taraf olamıyorsun çünkü şimdi bir şeyi savunduğunda o savunduğun şeyden dolayı ceza alma hakkın var. Bu çok korkunç değil mi? Yani savunduğun şeyi artık söyleyemiyorsun. Bunlar biraz bence bilmiyorum başka şeyler mesela. Ben o yüzden kavga etmeyi bıraktım. Çünkü şeyi de fark ettim ya. Kavga etmek bana bir şey getiremeyecek. Çünkü ben artık belli bir yaşa gelmişim, belli bir yaşa olmuşum. Benim artık bir doğrum var. Ve bu doğru bence doğrudur ya dediğim bir doğru değil. Bu doğru eşimle, dostumla, kendi ortamımla, işimle alakalı bağdaştırdığım ve bir yerden sonra bunu kabul ettiğim bir doğru.
O yüzden bir yerden sonra bu benim için artık benim doğrumdan ziyade bizce bu böyle yani. Bence bu doğru böyle gibi bir boyuta geliyor. O yüzden böyle hani mesela sen çok hakim oldun bir konu senin. Yani senin çok iyi bildiğin bir konu. O konu hakkında diyorsun ki ya arkadaşlar bu böyle yapılmış ama bence bu böyle yapılmalı, bu böyle olmalı diyoruz. Oradan biri çıkıyor. Sen nereden bileceksin ya diyor.
Şimdi bu hastayla, bu sağlık problemi yaşayan, ruhsal olarak sağlık problemi yaşayan birisiyle tartışmak çok mu doğru? Sana bir soruyorum ya. Ben mesela hayatımda şu an o kısmı kaldırdım, kestim attım ve o kadar mutluyum ki. Bak o kadar mutluyum ki anlatamam size bunu ya. Düşünsene hiç kimseyle kavga etmiyorsun. Mesela böyle birisi geliyor. Ben bir şeyi savunuyorum, bir şey tartışıyorum. Diyorum ki bence böyledir. O diyor ki ya öyle değil. Sen nereden bileceksin? Sadece bakıyorum o an.
Ha ve o gördüğüm şeye, diyorum ki keşke diyorum. Bu özgüven, bu çıkış yeteneği, bu böyle yükselme arzusu bende de olsa. Çünkü o olduğu zaman gerçekten istediğin birçok şeyi elde edebiliyorsun. Her şeye çok ulaşabiliyorsun. O kadar değerli bir şey yok. Bende ne yazık ki yok. Ben biraz daha belki ezik, biraz daha silik bir karakterim, biraz daha geri plandayım ya da belki biraz daha garanticiyim. Yani bir şeyin doğru olduğunu bildikten sonra o konu hakkında...
Ya da bilmiyorsan mesela şey vardır böyle bir dakika ya nasıl? Ama bir dakika şu şöyle ya peki bu böyle olmuyor mu gibi hani böyle tuzak sorular böyle hani öğrenirsin bir yerden sonra ama mesela hiçbir şey bilmediğin bir konu hakkında kesinmiş gibi konuşmak ne kadar ne kadar güzel bir şey değil mi? Bak bu herkesin etrafında var mesela bazen böyle seni delirtiyor ve sinir krizi geçiriyorsun. değil diyorum değil yapıyorsun ama öyle bir şey değil aslında onu yapmamak gerekiyor bence çünkü o kendine zarar o zaten kendini böyle bir bir korumaya almış ona bir şey olmuyor onun gram ruhu duymuyor sen hep kendine yapıyorsun hani bir söz var ya insan ne yapıyorsa kendine yapıyor diye işte sözün o sözün gerçek karşılığı burada ortaya çıkıyor biliyor musun? ben samimi söylüyorum ben gerçekten mesela ben tartışma olarak
bir insanla ortak bir noktayı bulduğum zaman sabaha kadar tartış. Sabaha kadar hani sana karşılık olarak haklı bir şey sunduğunda bunu tartışabiliyorsun ama diğer türlü hani kendi fikrini asla empoze etmeyen, hep onu direten kesim var ya böyle görmezden gel bak deliriyor o. Deliriyor ya ona yapabileceğin en büyük kötülük onu görmezden gelmek ki zaten bu zamana kadar neleri görmezden gelmişsin bir insanı da görmezden gelmezsen çok da canın yanmaz be başkan hayda. Burada kendi alkışımı yaptım. Evet sevgili SOTE dinleyicileri, güzel bir bölümün daha sonuna geldik. Güzel bir sohbet oldu. 15. bölümle sizlerle birlikte olmak çok keyifli. Dediğim gibi siz şu an bu bölümü bitirdiğinizde ben çoktan İzmir'de olmuş olacağım. Artık orada birbirimize bir kare kaldırır, beraber bir şeye eşlik ederiz, beraber bir geceyi bölüşmüş oluruz.
Teşekkür ederim. Umarım sizler de eğlenmişsinizdir. Ben eğleniyorum yani. Çünkü dedim ya bak en başa geliyor muhabbet. Ben bunu sevdiğim için yapıyorum. Hiçbir zaman şeye bakmadım. Şimdi biraz da size işin detayından bahsedeyim. Kaç kişi izledi? Ne yaptık? Mesela 15 bölüm oldu. Ya Sergen'cim hiç mi reklam gelmiyor diyebilirsin değil mi? Mesela niye olmuyor?
Gerçekten gelmiyor. Hayır, hayır. Bizim öyle bir beklentimiz yok değil. Tabii ki var ama önceliğimiz onlar değil. Şu an için sadece bunu alışmak, bunu bir düzene oturtmak istiyoruz. O yüzden bu arada şunu da söyleyeyim. 2-3 ayındır mesaj okumuyorum ama mesajlar gelmeye devam ediyor. Hatta bugün bir tane okudum. Hoşuna gidiyormuş, dinledim. Ben de yazayım dedim deyip. Çok güzel bir tane mesaj vardı ama onları unuttum.
Şu an aklıma geldi o da. Bir sonraki bölümde sözüm olsun. Eğer buraya kadar geldiyseniz ve dinlediyseniz sizlerden ricam Twitter'dan, Twitter sergendeveci adresinden mesajlarınızı gönderebilirsiniz. Ben de bir sonraki yayında onları keyifle okur, üstüne konuşurum. Böyle böyle sohbetimiz devam eder, birlikteliğimiz daim olur. Evet, teşekkür ederim. Güzel bir yayındı. Gitmek istemiştik, gidemedik çünkü sevdik burada her şeyi. Sevginin olduğu yerde gitmek olmuyorsa bütün sevdiklerimiz nereye gitti? Belki hala kaçtık biz de. Hoşçakal.
Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.