Podcast

S1B8 / Cıbır cıbır insanların kımıl kımıl hisleri

Sote

6 yıl önce
Reklam Alanı (Deneme)

Bölüm Açıklaması

Hayatımdaki sizin hiç önemsediğimiz yeniliklerden, değişmeyen eski küfürlere..
See Privacy Policy at https://art19.com/privacy and California Privacy Notice at https://art19.com/privacy#do-not-sell-my-info.

Bölüm Transkripti

4.270 kelime · ~21 dk okuma

Merhaba, yeni bir programla karşınızdayım. Ben de şu anda arkadaşlar, daha önceki bölümleri dinleyince şunu fark ettim. Sizlere hiç özlediğimiz ya da alışık olduğumuz sabah programları ya da birçok program sahibi gibi bir merhaba demediğimi fark ettim. O yüzden bu program başlarken önce sizleri birazcık övmek istiyorum. Sizlere ulaşmak, sizlere varmak, bu yolun sizlere erişiyor olması

Gerçekten benim için de çok keyifli. Umarım yine iyi bir temenniyle başlamak istiyorum. Uzun soluklu bir program olur. Sizlerle birlikte uzun bir yolculuk olur. Siz nasılsınız? Daha önce onu hiç sormadığımı fark ettim. Şu an tabi cevap veremeyeceksiniz. O yüzden ben cevabınızı... İyiyiz. Yaşamaya çalışıyoruz her şeye rağmen. Bu da olmaz dediğimiz zaman bunun da olma ihtimaline karşılık yine de yaşıyoruz dediğinizi varsayıyorum.

Hayat kusurlarla güzel diyerek çok derinden, çok dip bir yerden başlamak gibi bir niyetim yok. Güzel bir haberle başlamak istiyorum. Yani en azından benim için güzel bir haber, güzel bir yenilik. Bence rap piyasası için de öyle. Ben bu kaydı şu anda 13 Haziran'da alıyorum. 12 Haziran'da rap piyasasında çok güzel yenilikler oldu. Sagopa Kajmer ve Patron'un şarkısı yayınlandı. Şanışer, Sokrat ve Muştan'ın şarkısı yayınlandı. Ve Kontra'nın şarkısı yayınlandı, Kıvılcım ismini taşıyan.

Transkriptin tamamını oku

Neden Contra'yı en sona sakladım? Bu bir rekabet değil. Contra'yı en sona sakladım çünkü Contra'nın klibinde ben oynuyorum. Benim için gerçekten çok güzel bir deneyim oldu. İzlemesi de öyle. Umarım sizler de izlemişsinizdir ya da izlemeyenler varsa da şu an ya da bu programdan sonra YouTube'a Contra Kıvılcım yazarak izleyebilirsiniz.

Güzel bir deneyim oldu. Güzel yorumlar da geliyor. Ben mesela şimdi böyle bir iş yaptığım zaman diye herkes yapar bence ben de çok yapıyorum onu. Böyle bir iş yaptığım zaman direk yorumlarına gidiyorum. Hani ondan sonra insanlar nasıl düşünüyorlar diye. Yani sen istediğin kadar beğensen de beğenmesen de bir şekilde insanların yorumları aslında önemli bu konuda. Mesela benim en ufak işimde de böyle oluyor. Mesela bir video çekiyorsun.

Örnek vereceğim, sen çok beğeniyorsun videoyu. Senin için gerçekten senin mizahını yansıtan ya da anlatmak istediğin bir durumu anlatabildiğin, müzikleri, rengi, kurgusu, her şeyi böyle yerinde olan bir video yaptığını varsayıyorsun, bir skeç yaptığını varsayıyorsun ve bunu işte gönül rahatlığıyla paylaşıyorsun. Ama bu sefer altında bu olmamış, bu şimdi komik mi, ne anlatıyor, anlayan varsa bana da anlatsın mı gibi yorumlar geldiğinde şeyi anlayabiliyorsun yani aslında senin dünyada çok iyi gözüken bir şey başka bir dünyada çok da iyi gözükmeyebilir, başka yerlere değinmen gerekebilir ya da en basitinden yani demek ki eksik olmuş, demek ki öyle senin düşündüğün gibi değilmiş. Kısmı beni çok şey yapıyor böyle bana çok deneyim katıyor, beni çok heyecanlandırıyor çünkü düşünsene kendi düşüncenin dışında zıt bir düşünceyi bir şekilde kendine empöze ediyorsun bir anda ve aslında onun öyle olmadığını görüyorsun. Bu bence güzel bir yenilik. O yüzden bu tarz böyle benden bağımsız işlerde de yer aldığımda mesela işte bir klipte yer almak gibi. Bu arada klip derken tabii ki Kontra'yı bence birçoğunuz biliyorsunuzdur rap camiasında. Hem sevilen hem saygı duyulan bir müzisyen. Ben de şahsen çok severim kendi müziklerini. Yaptığı müziği çok beğenirim. Tarzını, duruşunu beğenirim. Şimdi haddime değil tabii ki böyle bir şey söylemek ama ben de zaten hani sevdiğimden

Kendisiyle bir iş yapmaktan büyük kıvanç duyduğumdan, büyük onur, büyük mutluluk duyduğumdan dolayı böyle bir işte yer almayı çok istedim. Bence güzel de oldu. Hiç olmasa bile güzel de bir an oldu. Şarkı şu anda Trend 3 listesinde. Ben ilk defa bu sayede...

Türkiye'de trendlere girdim. Benim için de bir ilk. Yani bir şey böyle ilkken hani özel olsun istersin ya, benim için galiba öyle oldu. Yani özel bir şey oldu, özel bir iş oldu. Öyle afaki hani gelişigüzel bir iş olmadı. Çünkü dedim ya hani böyle bazen şey de oluyor mesela hiç böyle konduramadığın, hiç böyle kestiremediğin bir şey. Mesela bana çok oluyor bak ondan bahsedeyim size.

Az önce örnek verdim ya skeç fikrinden. Mesela bir skeç yapıyorsun. Bu sefer de tam tersi hiç böyle beğenmiyorsun ve hep eksik geliyor falan ama bir dönem böyle bir şey oluyor tamam mı? Diyorsun ki bir şey paylaşayım. Böyle çok boş kalmasın bir şey paylaşayım diyorsun ve bir bakıyorsun o video var onu paylaşıyorsun. Ama şey böyle yani paylaşırken biraz tedirginsin. Çünkü senin dünyada tam bir karşılığı olmadığı için ulan paylaştık ama şimdi insanlar da iyice saldırmasınlar gibi bir şey. Bir bakıyorsun

İnanılmaz bir komedi, yani inanılmaz bir yere gitmiş. Nereden aklına geldi bular? İşte örnek bulamadım yani. O kadar yok ki kafamda örnek bulamadım. O yüzden böyle bir şey ilik olacaksa, güzel bir yere konacaksa tabii ki özendiğim bir iş olsun istiyorsun. Benim için öyle oldu Kontra'nın klibi. Umarım Kontra için de güzel bir anı olmuştur ve güzel bir devamı gelir. Zaten güzel işler yapıyor, öyle bir şey söyleyemem şuan. Umarım güzel işler yapar diyemem. Zaten yaptığı işler ortada. Rap camiasına da böylelikle hem bir kez daha girdim ya da devamlılığımı sürdürdüm. Çünkü belki biliyorsunuzdur, bir rap piyasasında bir varlığım var. Hani sahnedeki adam olarak sevgili hem Şanışer hem Socrates'ti hem Merşenel.

Birebir de çok yakın arkadaşlarım, çok sevdiğim insanlar. Şimdi burada onunla övünmeyeceğim ama Rap camiasında aslında birazcık onlarla yer aldım. Ama şimdi bak, insan var insan var. Şimdi Sarp'la aramız çok iyi olduğu için çok rahat konuşabilirim ve bunu dinlerse anında kulaklarını çekmiş olayım.

Belki bilirsiniz, Şanlışer Ludovico 2 albümünü yaptığında, yani yeni albümünü yaptığında orada bir şarkı var, Ben Kimim adını taşıyan. Ve o şarkıda ben de yer alıyorum. Yer alıyorum derken bildirik bir sözlerle değil de tiyatral bir, eskiden hatırlar belki eski rap dinleyicileri, Skit diye bir şey vardı, Sago Pakkajmer çok kullanırdı onu, Skit diye böyle şarkıdan önce böyle bir filmden bir kare. Bir konuşma sahnesi girerdi. Daha sonra şarkı baş veya şarkı ortasında, şarkı sonunda falan böyle girerdi. Dedi ki Sarp, ben dedi öyle bir şey yapmak istiyorum dedi. Hani şimdi orada birazcık beni övdü. Onları şu an söylemek istemiyorum. Sen yapar mısın dedi. Ben de vay çok mutlu olurum abi dedim. Sonuçta yıllardır seni ben çok seviyorum, çok dinliyorum. Böyle bir şeyde yer almak beni çok mutlu eder. Biz böyle konuştuk. Şöyle yaparız, böyle yaparız dendi.

Ben ses kaydını gönderdim gayet disiplinli bir şekilde. Bana verilen tarih ve zamandan belki çok çok önce. Ses kaydımı bitirdim, gönderdim. Şarkının olmuş hali bana geldi. Ben çok mutluyum. Tabii geldiğinde işte deneme bir falan diye kayıtlı. Ondan sonra, albüm tabii telaşı var onlarda, albüm çıktı. Daha sonrasında bana inanılmaz bir mesaj, bir yoğunluk gelmeye başladı. Abi bu sen misin? Senin sesine çok benziyor. Ya bir ses var, aynı sen.

Yani varlığımdan benim bile şüphe ettiğim bir durumda bırakıldım. Tabi o an şimdi bir şey söyleyemiyorsun. Hani ben de yazılsın derdine değilim. Aslında yalan söylemeyeceğim. İsterdim yani. Şanışer gibi bir müzisyenle ismimin yan yana geçmesini öyle bir şarkıda, öylesine önem verdiği bir albümde, daha doğrusu öylesine ses getiren bir albümde

İsterdim. Yani ben de orada adım yazsın. Sonuçta benim de orada bir, kimse kusura bakmasın, bir çabam var, bir varlığım var. En azından Künye'ye yazılabilirdi falan. En azından onları geçtim. Klipte benim yerime bir çuval görüntüsü göstermesi artık tamamıyla ağrıma gitmiş bir durumdu. Daha sonra Kontra'yla birlikte çalışma imkanı sağlayınca kendimi bunları telafi edebileceğimi düşündüm.

Gerçekten ikisi de birbirinden bağımsız ve çok güzel müzisyenler. İkisiyle de bir arkadaşlığımın olmuş olmasından dolayı şu an çok mutluyum ve aslında onların rahatlığıyla konuşuyorum. Şimdi bakmayın yani Şanışer'e öyle dediğimi, daha sonrasında çok telafi etti bunu. Telafilik bir durumda söz konusu. Birçok sahnesinde öyle bir sürpriz yaptık, yer aldım, sahneye çıktım, beraber şarkı söyledik. Benim mikrofonum kapalıydı ama olsun. O beraber söylüyor olmak hissi bile çok yeterliydi benim için. Rap piyasasını çok seviyorum. Gerçekten rap piyasasının içerisinde olmak beni çok mutlu ediyor. Çünkü yılların bir tabusu vardır ya hani pop müzik der ki, yılların değil gerçi bu sene Nijerya günü aslında. Pop müzik, Yağmur Yağıncı çok romantikler ama rapçiler, çocuklar üşüyor. der gibi. Aslında evet bu biraz işin belki dönemsel şakası, dönemsel kalıbı olduğu için birazcık böyle kulaktan kaçıyor olabilir ama gerçekten aslında biraz daha eski rap dinleyicileri varsa şu an aramızda ben en azından kendimi iyi bir rap dinleyicisi olarak tanımlayabiliyorum yani çok eskiden beri dinlerim. Gerçekten rap'in böyle anlattığı hani sadece toplumsal olaylar değil onlar çok başlı başına ama

Aslında en basitinden bile bir ilişki bittiğinde o ilişkinin altında yatan dramı biraz daha namelerden ziyade biraz daha anlatmak istediği kelimelere döktüğün zaman daha keyifli olabiliyor her şey. Tabi ki bu arada bahsettiğim şey arabesk müzik aslında çok da hak ettiği değeri hak etmiyor gibi bir şey değil. O bambaşka bir şey. O bir sohbet esnasında bir yerde yükselmek. O hepimizin yaşadığı dönemsel bir geçiş, dönemsel bir haz belki de. Belki bir yaz akşamının şöyle bir kadeh kaldırıp şarkının tam o kısmında böyle beraber söylemek belki acını hafifletiyor olabilir. Ama bir şey dinlerken, bir yolculukta mesela böyle bağramayacağın için, o şarkıya öyle eşlik edemeyeceğin için bir şey dinlemek ve dinlediğin zaman da aslında gerçekten bir şey anlattığını duymak bana çok keyifli geliyor. O yüzden... Rap müziği gerçekten seviyorum, günümüzde de seviyorum. Bu arada günümüzdeki bir tartışma var işte, rap müzik artık eskisi gibi. Hayır, eskisi gibi yapanlar da var. Rap müziğe çok büyük yenilik getirip, en azından Türkiye'deki rap müziğin duyulmasını sağlayan çok güzel sanatçılar var. O yüzden ben güncel rap müziğe karşı bir insan değilim. Böyle bir algı olmasını anlayabiliyorum.

İşte biz eski rap'i özledik. Rap artık bu değildi. Rap böyleydi. Rap şöyleydi. Şimdikiler işte trap, altında müzik işte bilmem bir şey, bir nesne. Yine aynı konuya değineceğim galiba. Herkesin kişisel tercihi vardır. Birisi müziğini o şekilde yapıyor ve dinleniyorsa ve gerçekten de çok büyük bir şekilde dinleniyorsa demek ki senin bunu sevmiyor oluşun belki de senin hatandır yani. Sen bunu sevmedin. Sevmiyor olabilirsin ve sevmek zorunda değilsin ama bu şeyi değiştirmez yani. O müziği seven belki milyonlarca demek ne kadar doğru bilmiyorum ama rakam birazcık büyük olsun diye öyle söylemek istiyorum. Sayıyı biraz büyük göstermek istiyorum.

Gerçekten milyonlarca insan bunu sevip bunu dinliyorsa demek ki var bunun da bir alıcısı başkan. Yani bunu sevenler var yani. O yüzden o çok karşı gelmemek lazım. Yani sen dinlemiyorsan dinleme yani. Kimse sana niye dinlemiyorsun demez. Hani kendi arkadaşı ortamında kendini bilmeyen bir hadsiz abi nasıl dinlemiyorsun ya diyebilir ama tabu olarak baktığımızda yani o kavga boyutuna geldiğimizde de kimsenin bunu sorgulama hakkı yok. Ki bence nasıl dinliyorsun ya da böyle sorgulanmamalı. Çünkü kişisel

zevklerimiz her zaman, her yerde ve her şekilde değişiklik gösterebilir. Bence yani. Ama bu tabii ki Ben Fero'nun çok iyi müzik yaptığını söylediğim anlamına gelmesin. Normalleşme sürecimizin yaza denk gelmesiyle birlikte tabi ki bu seneki yaz planlarımızda aslında değişiklik gösterdi. Yani eskiden kış aylarında spor yapıp yaza daha iyi girmek istiyorum diye plan yaparken şu an aslında yazlık planlarımız biraz daha dışarıya çıkmak, dışarıda olmak eylemine

Yönelik yani ilk defa herhalde böyle bir yaz yaşayacağız. Ama yine de değişmeyen tabi gerçeklerimiz var. Yaz dizilerimiz başlıyor. 1 Temmuz'da herhalde ilk yaz dizimiz olan Çat Kapı Aşk. Kerem Bey'imizin ve Hande Hanım'ımızın oynadığı. Tam ismini hatırlayamadım o yüzden bir düşündüm ama herhalde anlamışsınızdır beni diye tahmin ediyorum.

Yaz dizilerimiz başlıyor. Yani ülkemizde de Twitter gündeminde özellikle inanılmaz bir yaz dizisi saldırısı var. Yani haklı olabilirler, haklı yanları da var. Ama biraz daha ben işin aslında iç tarafından bahsetmek istiyorum. Kendimce olan tarafından bahsetmek istiyorum. Ben asla karşı değilim yaz dizilerine.

Yaz dizilerinde oynayan oyuncuların da bence arkadaşlar inanın gerçek performanslarının o olduğunu varsayamıyorum ki bence çok kötü performanslar da yok. Yani şey gibi düşünülmesin gerçekten böyle bir dizi başlayınca, he yine aynı işte güzel kız, güzel çocuk, fakir kız, zengin o. Yani aslında bunu kendin düşündüğünde sana mantıklı gelebiliyor. Çünkü izlediğin şeyler farklı şeyler olabiliyor. Ve bu yüzden sana bu çok artık cezbedici bir tarafı yokmuş gibi gelebiliyor. Ama ülkemizdeki genel izleyiciye baktığımız zaman aslında bunun gerçekten bir alıcısı var. Bunun gerçekten bir seveni var. Ve bunun seveni olmasa bu işler yapılmaz. Yine aynı konuya gelmiş gibi olacağım aslında. Müzik ve sanat camiası, dizi, film, tiyatro sahneleri gibi. Tiyatroyu belki ayırmak gerekebilir, biraz daha tabii Özner, biraz daha kendi anlatım dili olduğu için ama dizi sektöründen bahsediyorsak özellikle yaz dizilerinden biraz daha bence endüstriyel bir alıcıya göre yapılan işler. Bu arada şey düşünülmesin yani yazın yapılan bütün işlerde kötü demek ne haddimize yani çok güzel işler de var ve bence güzel işler de yapılıyor ama

Ülkemizde şimdi böyle bir toplumda şey oluştu ister istemez. Birkaç defa belki bir kötü örneğini görünce ya da kötü bir sahneyi izleyince ister istemez böyle yaz dizisine karşı bir yüklenme başladı. Ülkemizde ben şeye inanmıyorum. Ya da şöyle söyleyeyim daha doğru olsun. Bir karşıt bir düşünce var işte. Abi güzel kızlar hep başarılıyor. Yakışıklıysan, kaslıysan, erkeksen işte güzel. Bence aslında olması gereken de bu. Gerçekten yani izlediğin şeyde güzel bir şey izlemek istiyorsun. Güzel bir kadın, güzel bir fizik, güzel bir gülüş, güzel bir çocuk izlemek istiyorsun. Ama tabii bunun yanında sadece güzelliğin bir yerden sonra yetmeyeceğini fark ediyor olman gerekiyor. Bu sefer güzel bir oyun izlemek istiyorsun ve aslında o... Oyun derken güzel bir anlatım dili bedenen, güzel bir yansıtma, güzel bir belki aktarma çabası izlemek istiyorsun ve bak şu o kadar sihirli bir şey ki bu sefer oyunculuk dediğimiz taraf daha kuvvetli, daha göze batar, daha oraya odaklanma sürecini yükselttiğinde bu sefer o insan da güzelleşiyor, onu yapan birey de güzelleşiyor. Belki karakteriyle, belki kendisiyle.

Yani aslında tabii ki güzel bir şey izlemek istiyoruz, güzel olan şeyleri izlemek istiyoruz. Ama sadece ağız ve burundan bahsetmiyoruz yani. Yoksa hepimizin fikri aynı. Hepimiz tabii ki izlediğimiz şeyin güzel olmasını, iyi bir şey anlatmasını, akılda kalıcı olmasını istiyoruz.

O düşünüldüğü gibi değil. Sadece güzel kadınlar bir yere geliyor, güzel erkekler bir yere geliyor değil. Belki onlara güzel bir şans veriliyor. Ama o insanlar da şey değil, benim görüşüm böyle. Birden bir sabah uyandığında sabah sete gidip hayatı değişmiyor. O insanlar da bunun için aslında bir cefa ödüyorlar. Belki bizim hiç bilmediğimiz, illa oyunculuk anlamında değil. Belki bir mankenlik, belki bir reklam, belki bir ajans. Bir şekilde kendisini göstermenin çaresini arıyor.

ve daha sonra kamera dilinde güzel gözüktüğünde yani göze hitap eden bir görüntü olduğunda ister istemez o insanı tabii ki bir yere getirmek yani bir şans veriyorlar ve o insan da o şansı iyi kullanıp kendisini sevdirmeyi başardığında bence güzel bir iş ortaya çıkıyor yani. Sadece şey değil, işte güzel kızsan sektörde bir yere gelirsin değil. Yani güzelsen birçok sektörde birçok yere gelebilirsin. Ama güzellik dediğimiz kavram dediğim gibi sadece saçlarının rengiyle örtüşmemeli. Konuşmasını da bilmeli, kibarlığı da bilmeli. Tahmin edin buradan hangi jönümüze bir gönderme yapıyorum.

Yok ben gerçekten öyle katı düşünmüyorum bu konuda yani. Bunların gerçekten güzel bir, yani bunların derken bu sektörün gerçekten güzel bir izleyicisi var. Bunu merak edenler, bunu takip edenler ve bu dizilerin belki yayınlandığı saatte, yayınlandığı kültürde, yayınlandığı kültürde bir şey olmayabilir bu arada onu şu an. programın gazıyla ben sıyırmış olabilirim. Yani bunu izlerken gerçekten bunu anlayan bir kitleden bahsediyorum yani. Şimdi diğer türlü ülkemizde çok güzel absurd komodiler de yapıldı. Belki bilimsel kurgu denendi. Birçok dizi hatırlıyorum. Mesela benim Erdal Beşikçioğlu'nun Kırık Atıyor Kulan diye bir dizisi vardı. Çok beğendiğim, gerçekten böyle merak ettiğim bir diziydi ama galiba 13 bölüm sonra falan kaldırıldı reyting yüzünden.

Yani bu şimdi kaldırılması şey mi? Kötü bir iş miydi? Değildi ama belki çok büyük bir izleyici kitlesi yoktu. Ama şimdi bakıyorsun yaz dizisinde bu popülateyi görünce, bu yüksekliği görünce demek ki şeye kendi kafanda kondurabiliyorsun yani. Demek ki bunu izleyince gerçekten bunu anlayan, bunu seven ve bunun devamını merak eden insanlar var. Aslında bir psikolojiye göre şöyle bir şey varmış, ne kadar doğru bilmiyorum. yaşamak istedikleri hayatları izleyince imrendiklerinden dolayı onda bir bağımlılık yaratıyormuş. Çünkü bizim dizilerimizde saraylar, köşkler, arabalar, firmalar, şirketler söz konusu olduğu için onu izleyen insan da belki o konuma erişme arzusuyla, imrenme arzusuyla izliyor ve o yüzden beğeniyor olabilirmiş. Böyle bir düşünce var. Ne kadar doğru bilmiyorum tabii ki. Ben de sadece

Tanık olduğum, şahit olduğum bu kadar da dilendirmeye gerek yok yani öyle bir şey var. Arkadaşlar bu saatten sonra yerse. Yaz dizilerimiz başlıyor. Ama bak şöyle bir güzelliği de var yaz dizisinin. Şimdi yaza girerken böyle ister istemez bir heyecan katarsın kendine. Mesela düşün sezon dizisini daha böyle ailesel trajediler, kavgalar, gürültüler, çıkmazlar böyle bir kaos, bir kasvet söz konusu orada ama

Yaz dizilerinde daha böyle bir eğlence, daha günlük dertler, daha böyle halledilebilir ya da eğlenceli yoldan çözülebilecek sorunlarla karşılaştığımız için belki psikolojiye de iyi geliyor olabilir yani o kımıl kımılla böyle bir de güzel enerjik bir dizi. En azından renkler, insanlar böyle... Nasıl derler? Cıbıl cıbıl doğru olacak galiba. Çok saçma ama cıbıl cıbıl giyilen insanlar gördüğü zaman içim böyle kıpır kıpır. Evet, muhabbetin geri kalan kısmı ıpır kıpır, kımıl kımıl diye devam edecek galiba. Çünkü başka türlü kendime herhalde anlatamıyorum ya da çekiniyorum anlatmayı diye düşünüyorum.

Evet yani psikolojimize iyi geliyorsa, şu mahvolmuş yokluğumuza bir çare olabiliyorsa, yaz dizileri varsın olsun. Ne diyelim? Biz iyi gelecekse, biz hayır demeyiz. Sevgili arkadaşlarım, bir saatte belgeciyle karşı karşıyayız. Bilmiyorum, ismini söylemekten dolayı ben de bir sıkıntı çeker miyim? Çünkü daha önce bu konuda birçok insan sıkıntı yaşadığı için şu an net bir şekilde ya da göğsümü geri geri söyleyemiyorum. O kadar da politik olmaya gerek yok ama sevgili... Şöyle örnek vereyim ben size arkadaşlar.

Yarın sabah şeye kalkacağım dersin böyle. Bir şeye kalkacağım. O yüzden saati daha şeye kuracağım dersin. Öğleden önce. Bir de kraliçe ismi. Sevgili Ece Hanım, yayınladığı boşanma belgelerinin sahte olduğu anlaşılınca yine sessizliğe büründü ve muhtemelen yine din yoluyla, yine dualarla halkın gözünü boyamaya devam edecek. Halk bunu yerse, sevgili Ece Hanım da bunu yapmaz mı?

Yani ben Ece Hanım'ı gerçekten arkadaşlar çok severim. Bir kere Beşiktaşlı olmasını çok severim. Güzelliğini çok beğenirim. Yani çok sevdiğim bir özellikle fiziki olarak çok sevdiğim bir karakterdir. Karakter olarak da gerçekten aslında hep böyle ne derler ona ya? Böyle görünce yüzünün güldüğü, tebessüm ettiğim bir insandı. İçimden sevdiğim bir insandı.

Bu olaylar onu sevmem engel oldu mu? Asla hayır. Her insan istediği her şeyi yaşayabilir. Ama şey, topluma nasıl yansıttığı önemli. Yani ben şimdi ne haddime benim çıkıp da eczanımı yargılamak işte öyle öyleymiş. Yapamazsın. Kimse karışamaz. Yani vicdanın seni rahat bırakıyorsa yapma hakkına sahipsin. Bana ne canım benim komşumun ne dediğinden, işte beni tanımayan bir insanın ne dediğinden yani. Onlar konuşur, herkes konuşur. Bir de böylesine konuşulan, böylesine güzel bir insansan tabii ki konuşurlar.

Ama ben şey kısmındayım, o insanları aptal yerine koyduğun zaman o insanlar sana kızmaya başlıyor. Bak o zaman bir sebep çıkıyor ortaya. Yani yaşadığın olayları topluma nasıl yansıttığın bence gerçekten çok önemli. Ya da önemli olması gereken bir şey ya da unutulmaması gereken bir şey. Ben isterdim ki sevgili Ece Hanım çıktığında, evet arkadaşlar yaptım.

diyebilsin. Ama bak şimdi hep böyle birisini ortaya atıp onu tartışmak istemiyorum. Yani Ece Hanım'ın da haklı olduğu yanlar var. Hep diyoruz ya topludum, topludum. Asla kimse üstüne almasın. Herkesi tenzih ediyorum. Ama gerçekten böyle bazen bırak bir okuduğunu, bırak bir izlediğini anlamayı

Söylediğini böyle, sen ona bir şey söylerken onu anlamayan insanlar var yani. Şimdi böyle bir toplumada aslında daha radikal, daha keskin bir açıklama yaptığında şimdi o tepki de çok korkunç olabilir yani. O yüzden belki çeşitli PR'lar mı denir, çeşitli gizleme yöntemleri mi ya da karalamalar planlanabilir ama Ülkemizde de dürüstlük söz konusu olduğunda toplumun da bu tepkisi çok önemli işte. Evet, fark ettiniz mi? Nerede başladım? Diğer tarafa geçtim şu an yani. İki tarafa da böyle geçiyorum. Şeyden devam edeyim o zaman. Toplum gerçekten anlayışlı olduğunu inandığında, bakın bu sadece bu konu için değil, birçok konu için bunu düşünebilirsiniz.

Şöyle düşünün, kendi başınıza bir şey geldiğinde bunu birisi duymasın, birisi öğrenmesin kaygısı vardır ya, bunu toplum gibi düşün. Daha 2-3 kişi değil de gerçekten bölge, bir kıta yani. Kıta çok abartı oldu, abartma Sergen. Bir nüfus düşün yani, bir şehir düşün. O kadar insandan gizlemek zorundasın bunu. ve ister istemez şeyden çekinirsen yani, hadi şimdi söyleyeyim desem bile o kadar insandan bunu çok farklı anlayanlar olabilir. Yani iki üç kişi böyle arkadaşlık grubunda belki, ya kızlar ben şöyle bir şey yaptım dediğinde seni ayıplayabilirler, sana karşı gelebilirler, nasıl yaptım böyle bir şey diyebilirler ama çok böyle fikir ayrımı olmaz. Ama dediğim gibi o sayı çok büyük olduğunda neler gelebileceğini kestiremezsin.

neler olabileceğini kestiremezsin. Çünkü insanımızdan bahsediyoruz. Yani şu an desem ki size, arkadaşlar bu yaşınıza kadar herhangi bir insanla hiç tanımadığınız bir olay yaşadınız mı? Neler söylersiniz yani? Neler gelir aklınıza? Bu da öyle bir şey yani. Bence Ece Hanım da hatalı, toplum da hatalı, hepimiz hatalıyız ama hatalarımızı fark edebilirsek o zaman doğruya ilerleyebiliriz gibi geliyor bana.

Tabii ki ben burada doğru yolu göstermiyorum ama bence, bence olan tarafı bu yani. Ben isterdim ki Ece Hanım çıksın, patır patır arkadaşlar, ben sevdim, ben aşkımın peşinden koştum. Evet bir şey de vardı mesela, Blue TV'de galiba, Pavyon dizisinde bir kadın diyor ki, işte kadın diyor, evde diyor, bana diyor, bilmem ne diyor, işte ben diyor, şimdi söyleyemiyorum, ben diyor bilmem neymişim, işte herkesin altına, işte herkesle birlikte olan parayla falan. Keşke söyleseymişim. Daha kötü bir hale getirdim şu an yani. Özür dilerim. Bence bu konuyu boş verelim arkadaşlar. Gerçekten. Gerçekten gerek yok. İnanmıyorum. Şu an toplumumuzda en büyük sorunun bu olduğunu inanmıyorum. Yazmışım, kağıda yazmışım şu an ama gerek yok. Gerçekten gerek yok. İlla bir konu bitecekse de şöyle bitirebilirim. Göğsünü gerek... Burada gülmezsem daha iyi yapacağım.

Şunu çok net söyleyebilirim. Gerçekten göğsünü gere gere savunabileceğin, arkasında durabileceğin şeyler yaşamamız dileklerimizle arkadaşlar. Bunu herkes için diliyorum. Hadi yine iyisiniz. Pastanın güzel tarafından yediniz.

Aslında benim bahsettiğim şey galiba nefret olmasın demeye çalışmışım kısa yoldan ama birazcık gerçekçi olduğumuzda bunun en azından bize galiba ütopik gelen, başkalarına distopik gelen bir dünyada yaşıyoruz. Birkaç gün önce belki haberiniz vardır, belki yoktur. Sosyal medyadan tanıdığımız Caner Çalışır hayatını kaybetti kalp krizinden dolayı. Allah rahmet eylesin. Bununla ilgili hiçbir şey söyleyemem yani birebir hiçbir tanışmışlığımız yok.

Kendisini tanımam ama nihayetinde hayatını kaybetti ve bunun haberi yapıldığında altında inanılmaz yorumlar var. Gerçekten inanılmaz nefret kusan insanlar var. Yani bir insan öldüğü için bu duruma sevinen, dünyanın temizlendiğini düşünen insanlar. var ve bunun hala haberleri yapılıyor. Yani Hazal Kaya'ya bir canlı yayında çocuğunuz LGBT olsa tepkiniz ne olur diye bir soru sorulduğunda ve bu arada soruyu soran tarafın da gerçekten bunu merak ettiğinden bu duruma belki bir ses getirmesinden dolayı sorduğunu çok iyi anlayabiliyorum. Asla o tarafa bir şey söylemiyorum. Öyle anlaşılmasın. Ama bunu haber yaparken aslında böyle tamamen bu onayı halka bırakmak tamamen böyle halka

belirli bir kesmini kesip lanse etmek bana çok acımasız geliyor. Gerçekten çok acımasızca geliyor. İnsanlar, Allah'tan Twitter'da en azından gördüğüm kadarıyla güzel tepkiler var. Gazalkaya'nın çok güzel bir açıklama yaptığına dair. Onun tercihi, o bir birey diyerek kendi çocuğunu, şu an taşıdığı, henüz dünyaya gelmemiş bir çocuğa böyle bir hediye bırakması bence çok güzel. Böyle düşünmesi, böyle bir annenin çocuğu olarak dünyaya gelmek çok keyifli.

olacaktır, eminim çok rahat edecektir bu şekilde yaşadığı için ama böyle bir topluma geldiği için yani bu tarz düşüncesi olan insanların var olduğu bir topluma geldiği için ne yazık ki biz de galiba üzülmekle mükellefiz. Yani bakın şöyle anlaşılmasın, bir tarafı savunduğum ya da bir tarafı savunmadığım değil. Bu sadece olması gerektiğini söylüyorum size. Yani bu günümüzde şu anki yapılan, şu an Amerika'da çıkan en büyük sorunun ırkçılık, başka bir çeşidi olduğunu bile bile hala ülkemizde buna devam edebiliyor olmak, bunun karşı bir görüş olduğunu savunmak, bunun kötü bir şeyi, çok özür dilerek söylüyorum, bunun bir leke olduğunu düşünmek ve böyle insanların var olduğunu bildiğim bir toplumda haber yaparken biraz daha nötr kalmak çok acımasız. Yani bunun aslında kötü bir şey olmadığını söylemek belki de

Söz söyleyen kişinin sorumluluğunda, yorum yapan kişi, bir haber gördüğünde ona yorum yapma hakkı olan bir kişinin çok da umurunda olan bir şey değil bu. Çünkü fütursuzca düşüncesini, kendi ezberlediğini, kendi bildiğini söyleyecek. Ama bu konuda yine ne yazık ki galiba buradan bir şey söylemek yeterli değil. Sadece insanlar için iyi bir temennide bulunabilirim umarım. Herkes hissiyatıyla yaşar ve bir başkasının hissi ona dokunmadıkça da onun hissinden hiçbir şekilde sorumlu olmaz. Demekten başka bir şey gelmiyor elimden. Neyse bu bölüm biraz duygusal oldu şu kısım.

Galiba böyle bitirmek de güzel. Böyle bitirmek güzel. Umarım güzel bir başlangıcın habercisi olur. O zaman güzel böyle bitirmek. Evet sevgili SOTE dinleyicileri, güzel bir sohbetin daha sonuna geldik. Umarım keyif almışsınızdır. Programın başında söylemiştim, tekrar söyleyeyim. Buraya kadar geldiyseniz, bu sohbete eşlik ettiyseniz ve takip ediyorsanız çok teşekkür ederim. Şey demiyorum, takip edin demiyorum.

Bölümleri takip ediyorsanız, dinliyorsanız anlamında söylüyorum. Ama tabii takip etseniz de daha büyürüz, hoşumuza gider. O da bir gerçek. Madem gerçekleri konuşuyoruz, teşekkür ederim. Gerçekten sizlerin varlığını hissetmek çok keyifli geliyor bana. Umarım SOTE güzel bir yolculuk izler, güzel bir yola gider. Yavaş yavaş da artık ilişkilere girelim istiyoruz. Çünkü çok güzel mesajlar geliyor, hoşuma gidiyor. Ama şunu bilin, sevgili Seda'ya buradan seslenmek istiyorum. Sevgili Seda, gerçekten bunu yaparsak devam gelecek diye korkuyorum. O yüzden ilişkindeki sorunu kendin çöz. Ben buradan...

Seni çok seviyormuş demeyeyim. Çünkü bunu yaparsak devamı gelecek. İnstagram'dan biliyorum. Ben çok doğum günleri kutlamak zorunda kaldım. Her doğum gününe video gönderdim. Mutlaka bir gittiğiniz doğum gününde bir yerde belki videom oynamıştır. Çünkü ilk zamanlar bunun çok iyi bir şey olduğunu fark ettim ama değilmiş. Buraya da gelsin istemiyorum arkadaşlar. Burada da sorunları, yani ilişkideki sorunlarınızı bence kendi içinizde hallederseniz daha güzel olur. Hani böyle ne öyle canım çıkacak birisi. Ben yapmışım. Düşünsene bir elin adamı çıkıyor diyor ki seni seviyorum.

Ama sen söylersen daha inandırıcı değil mi? Onun gözlerine bakarak. Ama yavaş yavaş da artık o konulara gireriz diye tahmin ediyoruz. Üstüne konuşuruz. Eminim ki konuşacak çok şeyimiz vardır. Dertlerimiz bir bir devam etsin ki konuşacak şeylerimiz olsun ama hiçbir zaman da bizi üzecek, bizden bir şey alacak konuma gelmesinler. En azından biz izin vermeyelim. Bunun da en iyi yöntemlerinden bir tanesi sohbet etmek, konuşmaktır herhalde diye tahmin ediyorum.

Aaa çok iyi bir sohbet programı biliyorum. Lütfen bırakmayın olur mu? Teşekkür ederim.

Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.

Reklam Alanı (Deneme)