
4.745 kelime · ~24 dk okuma
Herkese merhaba. Bu hafta yine biraz hüzünlü bir konuyla karşınızdayım. Bu güzel yaz günlerinde neden bizi yükseltmiyorsun da düşürüyorsun, gizemliyorsanız maalesef ayrılıklarda konuşmamız gereken bir konu biliyorsunuz. Ve ayrılıklarla ilgili biraz daha aslında ya ayrılık acısını nasıl yaşarız, ayrılığı nasıl atlatırız falan gibi bir yerden değil de ayrılığa gidiyor olduğumuzu nereden anlarız gibi bir yerden konuşmak istiyorum bugün sizinle.
Yani çiftlerin ayrılık yolunda olduğu anlaşılan bir şey mi? Bazı böyle uyarıcı işaretler var mı? Bunları fark ettiğimizde müdahale edebilir miyiz? Yoksa çok mu geç oluyor? Biraz bunları konuşalım istiyorum. O yüzden hazırsanız, bugünlerde de bu konuyla ilgili bir makalede yayınlandı. Yani böyle taze taze bilgilerle de geldim size. Hazırsanız bunu konuşalım ve bakalım neler oluyor bu süreçlerde.
Şimdi o ilişkinin bittiğini anlamadan çoktan başlamış olan o süreci tanımlayacağım size. Ama şunu söylemek istiyorum. Bir böyle gözünüzde canlandırın. Bir çift var ve bu çift uzun zamandır birlikte ve yavaş yavaş ilişkilerindeki memnuniyet azalmaya başladı. İlişkideki memnuniyeti nasıl tanımlarız? Yani ilişkiden memnun olmak ne demek? Bu ilişki bana iyi geliyor mu? Ben bu ilişkin içinde kendimi
rahat ve güvende hissediyor muyum? Partnerimle birlikte vakit geçirdikten sonra böyle içim çekilmiş gibi mi oluyor? Tam tersi hani böyle mutlu ve huzurlu mu ayrılıyorum yanından? Bunlar önemli sorular. Ben bu insanı yanımda görebiliyor muyum? Bir zaman sonra hala
onu geleceğimde hayal edebiliyor muyum? Bunların hepsi ilişkin memnuniyeti ile ilişkili sorular. İlişkin memnuniyetinin her zaman birebir aynı kalması mümkün değil tabii ki. Yani 20 yıldır birlikte olan bir çiftin ilişkinin birinci günündeki 1. yılındaki, 5. yılındaki memnuniyetleriyle 20. yılındaki memnuniyetleri birbirinden farklı olabilir. Dahası mesela benim ilişki memnuniyetim bir seviyedeyken eşimin ilişki memnuniyeti başka bir seviyede olabilir. Yani ikimiz birebir aynı ilişkinin içerisinde çok farklı hissediyor olabiliriz. Bunlar da bence önemli kriterler. Çünkü iki taraf içinde aynı şekilde akmıyor ilişki. Hatta belki bunu daha önce fark etmişsinizdir. Benim çok sık yaşadığım bir durum bu.
Aynı olayı iki farklı kişi birbirinden çok farklı hatırlayabiliyor. Yani diyelim ki biri için çok güzel geçirilmiş bir gün, bir başkasının anlatışında çok zorlama, çok yapay, çok böyle rahatsız edici bir deneyim olabiliyor. ya da birinin böyle büyük bir özenle, hevesle yaptığı bir davranış karşı tarafa hiç böyle geçmeyebiliyor. O yüzden hep şunu söylüyoruz. Yani ilişkide partnerlerin algısı ilişkinin kendi gerçekliğinden biraz daha farklı olabilir. Ve bu arada zaten ilişkiye ve partnerimize bakış açımız değişmeye başladığı noktada
Yani ben artık karşımdaki insanın bana iyi gelmediğini, benim burada mutlu olmadığımı, karşımdaki insanın benim için ideal partner olmadığını düşündüğüm noktada karşımdaki insan ağzıyla kuş tutsa ben onu iyi algılamayabiliyorum. O bana canım dese ben onu canın çıksın gibi algılayabiliyorum. Bu da bir başka zorlayıcı durum bence. Çünkü yani o çabalama evresinde bir taraf gerçekten çok samimiyetle çabalasa da diğer taraf için bu çoktan kapanmış bir dava olabiliyor. Bunları daha detaylı anlatacağım zaten. Şunu söylemek istiyorum. Biz genel olarak ilişkilerde bir ayrılığı başlatan taraf olduğunu biliyoruz.
Bir de bu kararın minevi tebliğ edildiği insan olduğunu biliyoruz. Bu literatürde Initiator ve Recipient diye geçiyor. Yani ayrılığı başlatan taraf ve gerçekten ayrılığın diğer tarafında olan ve bunu karşılayan taraf olarak çevireyim. Ve ben size bugün ayrılığı başlatan tarafın gözünden biraz bu süreçleri anlatmak istiyorum.
Bir de şunu söylemek istiyorum. Yani bu dedim ya, çok yeni bir makale yayınlandı diye. Orada çok da güzel anlatılmış ve şunu söylüyor. Yani yüzlerce çiftle yapılmış bu arada bu son çıkan araştırma. O yüzden çok kıymetli ve bu yüzlerce çift uzun yıllar boyunca takip edilmiş. Ve en temel bulgu şu.
Biten ilişkilerde ayrılığa birkaç yıl kala tatminin, ilişkideki tatminin, memnuniyetin düşmeye başladığı bulunuyor. Ve bu düşüş iki aşamalı oluyor ama. Birinci aşaması hafif bir iniş. Yani böyle yavaş yavaş o tatmin azalıyor. Yani bir günde ya da işte ne bileyim bir yılda yüzden sıfıra inmiyor aslında. uzun süre boyunca yavaş yavaş azalın o tatmin sonra keskin bir düşüşe geçiyor ayrılıktan yaklaşık 1-2 yıl önce artık o düşüş ilişki memnuniyetindeki düşüş hızlanıyor ve ayrılığı başlatan taraf bu memnuniyetin düşüşünü daha önce hissetmeye başlıyor diğer taraf bunu geç fark ediyor
Geç fark ettiyse de bu sefer onun ilişki memnuniyeti daha hızlı düşmeye başlıyor. Çoğu zaman da aslında ayrılığı başlatan taraf artık ilişkiye o kadar angaja olmadığı için diğer tarafın memnuniyeti daha hızlı bir şekilde azalıyor aslında. Ve baktığımızda eğer yani biz bu ayrılığa giden süreci ayrılıktan bir iki yıl önce yakalayabilsek, taba noktada mesela çiftler destek alabilseler, birbirleriyle daha net konuşabilseler, beklentilerini, ihtiyaçlarını, yolunda gitmeyen şeyleri daha birbirlerine aktarabilseler, Aslında ayrılıkların bir kısmını engellemek mümkün. Ya da belki de bu sürecin çok uzun sürmemesi ve daha erken bu kararın alınabilmesi mümkün. Yani her iki tarafa da gidebilir. Ama günün sonunda birçok özellikle boşanan çifte ya da uzun sürelişkisi biten çifte baktığınızda böyle çok uzamış, iki tarafa da az duygusal olarak zarar vermiş bir ayrılık süreci görüyoruz ya, onu biraz anlamlandıralım istiyorum. Şimdi ayrılık sürecinin
Böyle benim çok sevdiğim bir teori var. Orada baya bildiğiniz 9 aşamada ayrılığa giden yolu anlatıyor. Ben bu aşamaları öğrendiğimde bundan 10-12 sene önceydim ve ilk dinlediğimde gerçekten beynimden vurulmuşa döndüm. Tabiri caizse. Çünkü kendi yaşadığımda ve etrafımdaki uzun süreli ilişkilerin bitişinde de
Hep aynı paten var. Yani böyle inanamadım. Yani nasıl? Nasıl olabilir? Nasıl bu kadar net olabilir? Bu arada bu size anlatacağım aşamalarda yine böyle yüzlerce çiftle yapılan mülakatlar sonucu benzer patenlerin görülmesiyle ortaya çıkıyor. Yani bu da böyle bir kişinin ortaya attığı bir şey değil. Yani böyle uzun uzun mülakatların sonucunda ortaya çıkan bir şey ve şunu da anlamamız lazım. Biz genelde böyle şey diyoruz. uzun süreli ilişkilerimiz bittiğinde ortak karar aldık hatta böyle ünlüler açıklamalar yapıyorlar ya beraber karar verdik işte ortak bir karar sorunca boşanıyoruz falan ya bunun aslında çok da gerçek olamayacağını biliyoruz artık yani uzun süreli ilişkilerde bir tarafın daha önce bu yola girdiğini
Diğer tarafın daha sonra bunu fark ettiğini biliyoruz. Tabii bu neye yol açıyor? Ayrılığı başlatan taraf, bu kararı almaya daha erken girişen taraf, yasını daha erken tutmaya başlıyor. Ve kendisinden ayrılınan taraf ise bu kararı fark ettiğinde yasa giriyor. O yüzden aslında ilişki bitiminde iki tarafın acı şekli, acıyı yaşama şekli, ya da yasın hangi noktasında olduğu birbirinden çok farklı oluyor. Bununla ilgili ayrılığı ben nereden bileyim bölümünde çok daha detaylı konuşmuştum. Ama bu bugün size anlatacağım aşamalardan bahsetmemiştim. O yüzden o farkı daha detaylı dinlemek istiyorsanız o bölüme sizi bir yönlendireyim. Gelelim bugün özellikle üzerine odaklanmak istediğim aşamalar konusuna. Şimdi dedim ya aslında böyle ayrılık kararından bir iki yıl önce... ...artık o keskin memnuniyetteki keskin düşüş başlıyor. Bunun çok başına götürmek istiyorum sizi ve şunu söylemek istiyorum. Aslında uzun süreli ilişkide olanlar beni çok iyi anlayacaklar. Hepimizin hakkında partnerlerle ilgili...
Böyle şeyler var. Ya ben onun bu huyuyla ömür boyu başa çıkabilir miyim? Ya da ya ben bundan çok hoşlanmıyorum. Şu spesifik şeyden çok hoşlanmıyorum aslında ama yani bunun etrafından dolaşabilir miyim? Bu sorular hep var. Bence bunda da bir tuhaflık yok zaten. İki birbirinden çok farklı insanın bir araya gelip bir ilişki oluşturmasında tabii ki çok iyi anlaşamayacağız. Yani o böyle hayalimizdeki hiç tartışmayan
Her konuda aynı fikirde olan, aynı şeyleri yapmayı seven, aynı hayallere sahip çift gerçekte yok. Bütün en mutlu çiftlere baktığımızda bile memnuniyetsizlikler görüyoruz, anlaşmazlıklar görüyoruz, tartışmalar görüyoruz. Önemli olan çiftler bunlarla birlikte birbirleriyle devam etmek istiyorlar mı? Eşimin hoşlanmadığım yönlerine rağmen değil bakın yönleriyle birlikte onu hala seviyorum ki hep anlattığım bir şey var eminim bir podcast'ta da anlatmışımdır bunu bunlar hani hepimizin içerisinde iyi ve kötü taraflar olduğu için yani ben karşımdaki insanın şu şu şu özelliklerini sevmiyorum ama bundan sonraki partnerimde de sevmediğim x y z özellikleri olacak zaten Aynı özellikler olmayabilir, farklı özellikler olabilir. Ama yani hiç kimse %100 zaten benim için mükemmel olarak ortaya çıkmış bir insan değil. Önemli olan benim nasıl hissettiğim ve hissettirildiğim ilişki içerisinde. Neyse bu girişten sonra şunu söylemek istiyorum. Bu hepimizin içinde zaten zaman zaman böyle bir gelip giden şüpheler, bu insan doğru insan mı şüphesi,
bir noktada daha gerçek olmaya başlıyor. Yani bir noktada yok, ben bunu çok istemiyorum. Bu kısım beni rahatsız ediyor. Düşüncesi artık daha fazla yer etmeye başlıyor zihnimizde. Zaten oraya zihnimiz takılmaya başladığında, biz orayla uyumlu davranışları daha çok fark etmeye başlıyoruz. Bir örnek vereyim, kafanıza daha iyi otursun. Bana yeterince şefkat göstermiyor, bana yeterince zaman ayırmıyor, beni yeterince sevmiyor ya da sevdiğini göstermiyor. Bizim için önemli bir şey.
ayrılık sebebi olabilir. Zaten bu arada hep şunu söylüyorum, yine söyleyeyim. Çok böyle geniş, örneklemli, çok fazla insanla yapılan çalışmalar, ilişkilerin bitişlerinin genellikle takdir, sevgi, ilgi eksikliğinden olduğunu gösteriyor. Yani kimse mesela kıskançlık konusundan uzun süreli ilişkilerle bir bitiş olmuyor. O sadece bir tartışma konusu.
Ama negatif şeylerin fazlalığından ziyade çoğu zaman pozitif şeylerin eksikliğinden, o ilişkide kendini huzurlu ve iyi hissetmemekten dolayı bitiyor ilişkilerimiz. O yüzden de bu verdiğim örnek daha çok hakkınızda oturur diye düşünüyorum. Diyelim ki ben dedim ki, partnerim bana yeterince sevgi, ilgi, şefkat göstermiyor, ben bunu alamıyorum ondan. Bunu artık benim için bu önemli bir... ...problem olmaya başladığında ve iyicene su yüzüne çıkmaya başladığında... ...ben her şeyi bununla ilişkilendiriyorum. Yani diyelim ki eve geldim, kanepede oturuyoruz... ...ve eşim benim elimi tutmuyor ya da bana sarılmıyor. Ben diyorum ki, bak gördün mü? Yine yapmadı. Ya da işte benimle ilgili bir şey düşünmüyor. Diyorum ki, zaten bana özen göstermiyor. Yani böyle bununla ilişkili data toplamaya başlıyorum aslında ve o... Data benim zihnimde giderek daha fazla şekil alıyor ve anlam kazanıyor. İkinci aşamada ben bunu karşımdaki insana ima etmeye başlıyorum. Ama hiçbir şekilde direkt söylemiyorum. Yani böyle şey demiyorum, hayat benimle hiç ilgilenmiyorsun, ben senin sevgini hissedemiyorum, şefkatini alamıyorum demiyorum da. böyle çok basit konuları gündeme getiren diyorum ki mesela ya bulaşıkları yıkamama hiç yardımcı olmuyorsun ya da işte çok düzensizsin hiç hiçbir şeye dikkat etmiyorsun böyle asıl konuyla ilgili olmayan şeyler üzerinden problem çıkarmaya başlıyorum ama karşımdaki insan benim derdimi bilmediği için ve kafamdaki asıl meseleyi bilmediği için
Onun için ulaşıkların yıkanmasına yardımcı olmamış olması ya da çok düzensiz olması, atıyorum çoraplarını evin ortasına bırakması çok kolay düzeltilebilir ya da çok da ciddiye alınmayacak problemler. Ne var ki bunda? Çoğu zaman karşımdaki insan ne var ki bunda diye düşünüyor. Hatta yani şöyle düşünüyor, Gizem de bu aralar niye bu kadar küçük şeylere takılıyor? Ya da işte yani neden bu aralar birazcık daha kaprisli? Hatta böyle düşünüyor.
Ve o beni ciddiye almadıkça, o benim yani bu tip imalarımı ciddiye alıp kendi check'i düzen vermedikçe... Ama parantez açayım. Yapabilmesi de mümkün değil çünkü gerçek problemin ne olduğunu bilmiyor. Parantezi kapatıyorum. Ben daha çok sinirleniyorum. Ya gördün mü bak beni hiç ciddiye almıyor. E hala aynı şeyler devam ediyor.
Bu benim içimde biriktikçe aslında bir sonraki aşamaya geçiyorum. Bir sonraki aşama dışa dönüş diye geçer. Ayrılığı düşünmeye başlayan taraf olarak ben yavaş yavaş kendimi dışarı atmaya başlıyorum. Yani mesela yeni hobilere dinliyorum, kurslara gidiyorum, farklı sosyal ortamlara gitmeye başlıyorum. Yeni arkadaşlarım oluyor. Onlarla vakit geçiriyorum. Bakın burada şunun altını çizmeyi çok istiyorum. Burada partneriniz bunları yaptığında sizi aldatıyor ve kesin ayrılacaksınız falan demek değil. Bu aslında hepimizin birçok hobisi olmalı ve partnerimiz her şeyi birlikte yaptığımız insan olmamalı. Buradaki temel fark
kişinin bu yeni ortamlara veya işte yeni ilgi alanlarına partnerini sokmaktan imtina etmesi. Yani diyelim ki ben işte yeni arkadaşlar edindim. Eşim, Gizem beni de tanıştırsana. İşte ne bileyim bugün akşam sen onlarla yemeğe gidiyorsun. Ben de müsaitim, geleyim mi ben de dediğiniz zaman benim çok keskin bir şekilde gerek yok. Sen zaten onlardan keyif almazsın. Beraber oturup da ne yapacaksınız?
sıkılırsın sen diyerek onu buradan dışarıda bırakmak istemem ve bırakmam oluyor. Buradaki amaç onu oraya dahil etmemek olsa da ben çoğu zaman bunu bilinçli bir şekilde yapmıyorum. Aslında kendime farklı bir alan yaratmaya çalışıyorum. ve istamsızca partnerimi oraya dahil etmemeye yönleniyorum. O yüzden şey gibi düşünmeyin yani biri beni bilinçli bir şekilde dışarıda bırakıyor değil. Ama kendime yarattığım bu yeni ortamlar bana iyi gelmeye başlıyor. Şimdi bu yeni ortamlar, yeni hobiler, yeni arkadaşlıklar neye yol açıyor? Biz aslında ilişkilerle şeyi çok önemseriz. Partnerlerin ortak ilgi alanlarının olmasını, ortak arkadaş çevrelerinin olmasını çok önemseriz.
Bunların olması çünkü insanları bir arada tutan faktörlerdendir. Yani ben keyif aldığım bir şeyi partnerimle beraber yapabiliyorsam ne ala çünkü ikimiz de keyif alıyoruz ve ikimiz de oradayız. Bunu dayatamayız çiftlere çünkü ilgilenenler birbirinden çok farklı insanlar da çift olabiliyorlar. Ama eğer benim ilgi alanım giderek giderek giderek partnerimden ayrılmaya başlıyorsa, benim onunla geçediğim vakitte azalmaya başlıyor bir. İkincisi, benim keyif aldığım şeyler, onunkilerden çok farklılaştıkça ortak konuşma konularımız da azalmaya başlayabiliyor. Özellikle ben onu dahil etmek istemiyorsam. Yoksa normalde çünkü ben diyelim ki fotoğrafçılığa merak saldım ve bununla ilgili bir kursa gidiyorum. Yeni arkadaşları dinliyorum ve partnerim buna dahil değil. Ben konuşma konumuzu fotoğrafçılık yapabilirim ve partnerim de bununla ilgilenebilir. Buradan çok güzel yerlere gidebiliriz. Ama eğer ben bununla ilgili konuşmaktan kaçınıyorsam, partnerimle hiç dahil olamıyor ve zaman içerisinde bu anlamda da uzaklaşmaya başlıyoruz. Bu da bizi dördüncü aşamaya getiriyor. Dördüncü aşama, geçmişi yeniden yazma aşaması. Şimdi siz benden daha önce tutulma dönemini dinlediniz. Tutulma dönemi neydi? Partilerimize böyle ilk aşık olduğumuz, onunla böyle ayaklarımızın yerden kesildiği, onun dışında pek bir şey düşünemediğimiz dönemdi. Şimdi orada idealizasyon, yani karşımızdaki insanın bizim için yaratılmış olduğunu düşünme hali çok önemlidir, çok kıymetlidir. Ve aslında o ilişkiye başlama ve o ilk birbiriyle yakınlaşma sürecini hızlandıran bir şeydir. Şu anda bu ayrılık aşamalarının dördüncü aşamasında bunun tam tersi yaşanmaya başlıyor. Ben giderek, en başından belliydi zaten böyle olacağı, biz birbirimiz için hiç uyumlu değildik. ya da biz zaten hiçbir zaman iyi anlaşan bir çift olmadık ya da hiçbir zaman yeterince mutlu değildik tarzında cümlelerle ilişkiyi aslında kendi zihnimde kötülemeye başlıyorum ve partnerimi de bana uygun olmayan, benden uzak olan, bana aslında iyi gelmeyen biri olarak zihnimde damgalamaya başlıyorum
Ve böyle olduğunda aslında geçmişe çelişiyorum. Çünkü bununla ilgili yapılan araştırmalar şey gösteriyor, doğru değil. Biz gerçekten ilk başta yanlış yorduk. Biz ilk başta gerçekten ortak ilgi alanları, ortak müzik zevkleri, ortak arkadaşlar, bunlar konusunda çok iyiydik. Ama artık ben bunları yanlış hatırlıyorum.
Bu bilinçli bir şekilde yaptığım bir şey değil. İşin en üzücü yanı bu. Hani bu podcast'ın başına dedim ya, aynı gerçeği iki taraf farklı hatırlıyor diye. İşte bu da mesela çok ilişkili. Yani ayrılığı isteyen taraf, mesela beraber yapılan bir seyahati çok olumsuz hatırlarken, çok kavga etmiştik, orada da problem yaratmıştık, burada da bilmem ne olmuştu diye hatırlarken... Kendisinden ayrılan taraf, çok romantik bir tatildi, sonunda onu tekrar hissedebilmiştim, çok yakınlaşmıştık aslında diye hatırlıyor. Bakın çok farklı deneyimler, birebir aynı tatil. İşte bunlar hep bu aşamanın da sonuçları. Şimdi minik bir ara verelim, dönüşte kalan aşamaları anlatmaya devam edeceğim size.
Evet, şimdi ayrılık aşamaların ilk dördünü konuştuk. Geri kalan aşamalara devam edelim. Şimdi bu beşinci aşama kritik bir aşama. Çünkü bu beşinci aşama literatürde geri dönüşün olmadığı aşama olarak bilinir. Yani şunu anlatmaya çalışıyoruz. Bu aşamaya kadar partnerimiz
Bizde bir şeylerin çok da iyi gitmediğini fark ederse o ilişki memnuniyetinin keskin düşüşüne engel olabilir. Birazcık daha farklı bir yola girebiliriz. Mesela bize dahil olmaya çalışabilir. Tekrar bize birbirimiz için ne kadar uyumlu olduğumuzu hatırlatabilir. İlişkideki yakınlık tekrar yakalanabilir. Ama maalesef çoğu zaman diğer tarafın ruhu bile duymuyor. Yani ben başlamalardan geçiyor olmama rağmen karşı taraf fark etmiyor.
Bunu böyle acıklı bir şey olarak söylemek istemiyorum aslında. Çünkü uzun süreli ilişkilerin içerisindeyken orada kalmamızı sağlayan yegane şey karşımızdaki insana güvenebilmemiz ve kendimizi oraya bırakabilmemiz. Eğer ben her gün eşim şu anda beni seviyor mu? Eşimin ilgisi şu anda benim üzerimde mi? Bir problem var mı? Şu anda benden ayrılmayı düşünüyor mu diye düşünüyor olsam bu çok yorucu olurdu.
O yüzden hep şey diyoruz, tutulma dönemi, o böyle birazcık daha heyecanlı olduğumuz ama bir yandan da ilişkiye %100 kendimizi bırakamadığımız korkularımızdan dolayı olan dönem daha kısa sürüyor. Bunun bir anlamı var çünkü ben sürekli tetikte olursam hayatımdaki diğer şeylere odaklanamam. O yüzden aslında sağlıklı ilişkiler kendimi sürekli tetikte hissetmediğim ilişkiler. Ama eğer ben tetikte değilsem tıpkı ormandaki bir geyik gibi tetikte değilsem her an avlanabilirim teoride. O yüzden de ayrılık kararı genellikle
ayrılmayı başlatmayan taraf için çok ani geliyor ama bir yandan da eğer ben geyik örneğinden gidelim sürekli tetikte olan bir geyik olursam yazık bütün ömrümü sürekli panik haline geçirdim ve bu da iyi bir şey değil yani aslında bunun dengesini korumamız lazım bunun dengesi de çiftlerin birbirleriyle dönem dönem ilişkileri mutlulukları Ne bileyim sorunları hakkında konuşabilmelerinden geçiyor ama bu maalesef çoğu zaman ıskaladığımız bir deneyim. Gelelim 5. aşamaya şimdi detaylarını anlatalım dedim ya geri dönüşü olmayan aşama. Bu aşama iki şeyden oluşuyor diyeyim. İkisinden biri genellikle yaşanıyor. Bazen herkes birden yaşanıyor. Birincisi ben artık gidip bir arkadaşıma, bir aile bireyime belki bir psikoloğa şey diyorum
Ben artık bu ilişkiden çok memnun değilim ve galiba ayrılmayı düşünüyorum. Bu düşüncelerin dillendirilmesi, bir üçüncü kişiye söylenmesi, bu üçüncü kişi kim olursa olsun bir fark yaratıyor. Çünkü aklımızdan geçen soyut olan bir düşüncenin bir başkasıyla paylaşılması demek benim artık bu düşünceye daha fazla yatırım yaptığım ve o düşünceye kendimi daha fazla adadığım ve artık bunu bir nevi hedefime koyduğum anlamına geliyor. O yüzden de dillendirildiği zaman gerçek olma ihtimali artıyor. Dedim ya iki ihtimal var bu aşamada yaşanan bir tanesi buydu. Diğeri ise kişinin ayrılmayı düşünen kişinin
partnerini belki arkadaş grupları önünde ya da başka bir sosyal ortamda küçük düşürecek ya da onu üzülecek bir şey yapması yani normalde sonuçta iyi ilişkilerde en azından topluluk içerisindeyken başka insanların yanındayken genellikle tartışmaktan ya da böyle birbirimizi küçük düşürecek şeyler yapmaktan kaçınıyoruz ama bu noktada kişi artık kendi içindeki olumsuz duygularını çok dizginleyemez durumda olduğu için bazen ağır bir şakayla bazen büyük bir eleştiriyle bazen de yani rahat geçirilecek bir tartışma konusunu büyüterek diğer tarafı rencide edecek bir şey yapıyor. Şimdi bu aşamada artık ben ...kendi duygularımı bir miktarda olsa... ...partnerime yansıtabilmiş oluyorum. Ve partnerim şey diyor... ...bir dakika ya... ...bir sıkıntı var galiba. Yani Gizem mi huzursuz? Gizem normalde böyle bir şey yapmazdı. Ne oluyor? Şimdi bana hep, ben bunu anlattığım zamanlar hep şu sorulur. Yani yok mu peki? Gerçekten bu aşamadan sonra hiç ihtimal yok mu? Yani geri dönüşü olmayan aşama adı olduğu için... Hayır, var. Yani bundan sonra gerçekten... ...çok aktif bir çabayla... ...ne bileyim, bunun üzerine... ...gerçekten çalışarak... ...donda geri dönüş olunabilir tabii ki. Olabilir. Ama... ...genelde... ...bundan sonrası, o hani... ...en başta söylediğim memnuniyetin keskin düşüşü dedim ya... ...artık böyle, yani o düşüş... ...çok çok hızlı ilerliyor ve... ...bizim çabamız karşı tarafın... ...düşüşüne engel olabilecek kadar yoğun olmuyor hala. Şimdi...
Ayrılığı düşünen taraf olarak ben bir sonraki aşamaya geçtiğimde ilişkideyim hala ama ilişkim yokmuş gibi davranmaya da başlıyorum minik minik. Yani bekar hayat provası yapıyorum diyeyim. Yalnız hayat provası yapıyorum. Mesela yüzüğümü çıkartıyorum. Yeni boşalmış insanlarla daha fazla bir araya gelmeye çalışıyorum. Onlara sorular sormaya çalışıyorum.
Eee, ne oldu? Siz boşanmıştınız yakınlarda. Nasıl hissediyorsun? Keyfin yerinde mi? Atlattın mı? Eşin ne yaptı? Hani o da toparladı mı? İyi mi? Çocuklar ne oldu? Yani böyle, aslında bir nevi... ...kendi kafamdaki bu kararı gerçekleştirebilmiş insanlardan... ...benim de bunu gerçekleştirebileceğime dair bir teyit almaya çalışıyorum. Açık açık söylemesem de, konuşmasam da... ...kendi zihnimde veri topluyorum. Bu arada yine bu dönemde partnerim benimle bir şeyler yapmak istese de ben genellikle bunları reddediyorum. Uzun vadeli planlar yapmaktan kaçınıyorum. Mesela diyelim ki ya işte kışın şöyle bir seyahat planlayalım mı sorusuna ya bakarız daha var işte ne bileyim benim o esnada bir işim olabilir. biraz zamana bırakalım, yürürüz gibi cevaplar vermeye başlıyorum. Ben hep böyle cevaplar veren bir insansam tabi ki bu alarma geçirici bir durum değil ama ben normalde tabii ki yapalım diyen bir insansam ve şimdi böyle demiyorsam bir tuhaflık olduğunu anlayabiliriz. Bir sonraki aşama harekete geçme aşaması. 7. aşama ben size şu anda anlattığım bu konuları o kadar çok kere anlattım ki hem derslerimin içerisinde hem konuşmalarda eğitimlerde çok anlattım ve hep şunu söylerim bence bu 7. aşama en trajik aşama çünkü bu aşamada karşı taraf artık benim zihnimdeki problemi öğreniyor ama maalesef direkt benden öğrenmiyor çoğunlukla Yani keşke bende o cesaret olsa ve karşısına geçip diyebilsem. Ya ben iyi hissetmiyorum. Problemler yaşıyorum. Seninle ayrılmayı, yani bu ilişkiyi bitirmeyi zihnimden geçiriyorum. Ama emin de olamıyorum. Bu konuşmayı yapabilsem belki çok şey değişecek. Ne bileyim belki karşımdaki insan diyecek ki sen böyle...
O düşündüğünü bilmiyordum. Gel biz bir seninle terapiye gidelim ya da işte oturup konuşalım. Baş başa bir tatile çıkalım. Yakalayabilir miyiz? Tekrar o yakınlığa bakalım. Ama hayır yani ben bunu yapmıyorum. Maalesef bundansa genellikle en direkt bir şekilde partnerimin benim içinde bulunduğum sürece öğrenmesine yol açacak bir şeyler yapıyorum. Şimdi bunu anlatırken bilinçli yapılan bir şey olduğunu düşünmüyorum. Ama bir yandan da içimizdeki artık çok uzamış olan bu ayrılık sürecini bitirmek isteyen bilinç dışı dürtülerin beni buna sürüklediğine de inanıyorum. Yani bu genellikle ne bileyim, bilgisayar ekranında açık bırakılmış bir konuşma olabilir. İşte telefonumuza gelen bir mesajın ortada bırakılması olabilir. İşte bir arkadaşımıza yapılan telefon konuşmasının tam orasının partnerimiz tarafından duyulması olabilir. Ama bir şekilde partnerim şunu duyuyor. Gizem şu anda benden ayrılmayı düşünüyor ve ben bunu bu şekilde öğreniyorum.
Size anlattığım araştırmanın yapıldığı yıllarda örneklerde şey var mesela arkadaştan gelen küçük yazılı bir notun kenarda bırakılması ve mesela o karar o mektupta bu zor kararı umarım seni en az üzülecek şekilde verirsin ya da işte bu kararı gizleme açıklamak senin için zor olacak ama umarım üstesinden gelirsin gibi şeyler var ve doğal olarak karşımdaki insan soruyor ne kararı Ne oluyor? Senin hakkından neler geçiyor? Yani işte o cesaret edemediğimiz şeyler o en direkt şekilde karşımızdaki insana hissettirilmiş oluyor aslında. Bu arada burada başka da küçük farklı davranışlar var. Onlar da şu, partnerimizin bizden sonraki hayatı için hazırlık yapmaya başlıyoruz aslında. Mesela evli çiftlerde ortak hesaba biraz para atılması ya da işte yemek yapıp buzluğa atılması.
ondan sonra işte çamaşırların ütülenmesi ve böyle uzun süreli hani benden sonra uzun bir süre idare etsin diye işte ne bileyim kıyafet alınması yani ben hani şimdi bundan sonra hayatında olmayacağım o kendi hayatını toplayana kadar benim yokluğumu daha az hissetsin diye bazı şeylerin önceden yapılması davranışları da yine bu aşamada gözüküyor Şimdi artık 7. aşamadan sonra partnerim benim içinde bulunduğum süreci gördü, farkında artık ve çabalamaya başlıyor. İşte tam bu noktada terapi teklifleri geliyor, böyle romantik jester yapmaya başlıyor, bir şekilde uzlaşmak istiyor benimle. Ama artık ben orada değilim. Ben çıktım. Yani ben o kadar uzun zamandır bu sürecin içerisindeyim ve o kadar eminim ki bu ilişkinin olmayacağından
Ben onun çabalarına karşılık veremiyorum. Hatta bu aşama, literatürde böyle tırnak işareti içerisinde çabalama diye geçer. Çünkü aslında çabalama çift taraflı olmadığı sürece hiçbir işe yaramaz ve bu aşamadaki çabalama tek taraflıdır. İşin kötü tarafı, bence, buraya bir parantez açıp kendi düşüncelerimi katmak istiyorum.
Burada çok haksızlık da var. Çünkü bu aşamalardan ben kendi başıma geçtim. Karşımdaki insana hiç söz hakkı vermedim. Hiç düzelme hakkı vermedim. Bir şey değiştirme hakkı vermedim. Konuşma hakkı vermedim. Ben kendim geçtim bu aşamalardan. Halbuki o bilseydi belki daha farklı davranacaktı. Belki bir şeyler yapacaktı. Ama ona bu fırsatı sunmadım. Şimdi, evet bu bir haksızlık. Ama bir yandan da bu hepimizin içinde bulunduğu pattern. Çünkü bu tip konuşmaları yapmak hepimize çok zor geliyor. O yüzden de şunu söylemek istiyorum. Yani eğer ilişkilerimizi iyi sürdürmek istiyorsak... ...bizim zaten düzenli olarak bu tip konuşmaları yapabiliyor olmamız lazım. Bu konuşmalara açık olmamız lazım. Uzun süreli bir ilişki istiyorsak, karşılıklı olarak... ...problemlerimiz olduğunda bunları geciktirmeden, kafamızda büyütmeden... karşımızdaki insanları aktarabiliyor olmamız lazım. Öbür türlü işte size bu anlattığım aşamaların tıpkı domino taşları gibi baştan başlayan sürecin domino taşları gibi pıt pıt pıt birbirlerine düşürdüğü bir süreç yaşanıyor. Son aşamada ayrılık aşaması arkadaşlar. İşte bu aşama gerçekten kopuşun gerçekleştiği, ayrılık konuşmasının yapıldığı nokta.
Gelelim bu aşamaya. Şimdi bu söylediğimle hiçbirinizin aklına şüphe tohumları koymak istemiyorum. Ama biliyorsunuz ben literatürden bildiklerimizi sizinle paylaşmak zorundayım. Genelde uzun süreli ilişkilerin ayrılıklarında bir üçüncü kişinin varlığının değilse bile, yani bunun altını çok çizmek istiyorum, varlığı olması gerekmiyor. Çünkü genelde herkese yarıyor. Hatta başka biri var. Başka biri olmak zorunda değil. Ama başka birinin ihtimali olabilir. Başka birinin böyle parıltısı olabilir. Yani şey gibi, bunu açayım hemen anlatayım size. Yani biz şimdi mesela 20 yıldır bir insanla berabersek biz flört etmeyi unutmuş oluyoruz. Başka birinin bize bakmasını unutmuş oluyoruz. Başka biri tarafından beğenilmek ne demekte unutmuş oluyoruz ve birçok zaman
Bizi ayrılıktan uzak tutan fikirlerden bir tanesi de bu saatten sonra beni kim ne yapsın? Ya da bu saatten sonra bana kimse bakmaz ki, ben kimseyle flört edemem ki, beni kimse beğenmez ki, ben kimi sevebilirim ki? Bu sorular oluyor aklımızda. İşte... Bu ayrılığın aşamalarından geçerken bazen birileri, dediğim gibi bu illa aksiyona dönmek zorunda değil, çoğu zamanda dönmüyor zaten, birileri bize tekrar beğenilebileceğimizi, sevilebileceğimizi, flört edebileceğimizi hissettiriyor.
Ve oradan cesaret alıyoruz aslında. O yüzden de yani bunu hep insanlar aldatılıyorum ve öyle benden ayrılıyor karşımdaki insan gibi düşünse de her zaman böyle olmak zorunda değil. Bir de bu ayrılık aşamasıyla ilgili bir şey daha söylemem lazım. Çoğu zaman gerçek bir ayrılık konuşmasından ziyade hep bir açık kapı bırakan konuşmalar yapılıyor. biraz ara verelim ben biraz kafamı toparlayayım ben zaten seni çok seviyorum sadece biraz ayrı yaşamak istiyorum gibi konuşmalar yapılıyor ve bu konuşmalar çoğu zaman aslında ayrılmak isteyen taraf için bir şey kendi güvende hissetme
Yani burayı tamamen yakıp yıkmayayım ki eğer bir şekilde bu ayrılık kararından pişman olursam dönebileceğim bir kendime yol bırakayım çabası. O yüzden de kendisinin ayrılınan taraf genelde hep bir umut içerisinde kalıyor. Ve o yüzden de onun yaz süreci daha uzuyor. Halbuki daha net ayrılık konuşmaları yapabilsek, evet canımız çok yanacak ama en azından o yara iyileşmeye başlayacak. Şimdi bütün bu aşamaları anlattıktan sonra şunu söylemek istiyorum. Doğal olarak bu aşamalardan daha önce geçen, bu aşamalardan zaten geçen taraf,
yasını tutmuş oluyor. Zaten ayrılığı kafasında bin bir kere geçirmiş oluyor. Ayrılıktan sonra nasıl hissedeceğini, nelerle uğraşmaya başlayacağını, hayatının sonraki aşamalarını bir cins kafasında planlamış oluyor. Yani illa bunlar somut planlar olmak zorunda değil ama hani en azından böyle sudan çıkmış balık gibi kalmıyor ilişkinin dışında. O yüzden de kendisinden ayrılan taraf
...çok daha zor yaşıyor bu süreci. Çok daha önce anlamlandırmaya çalışıyor. Hayır, hayır bizim başımıza bu gelmiş olamaz diyor. Sonra çok derin bir öfke duyuyor. Zaten kendisine bunca zamandır bu süreci... ...atladığı için, fark etmediği için, bir şeyler yapamamış olduğu için... ...inanılmaz kızgın oluyor kendisine. Karşısındaki insana kızgın oluyor daha önce bunları kendisine söylemediği için. Sonra ben ne olursa olsun yaparım, değişirim, farklı şeyler deneyelim diye daha çok yalvaran taraf oluyor. Ama en sonunda bu ayrılığın gerçek olduğunun iddiakına vararak önce çok derin bir üzüntü tabii ki yaşıyor ama sonra bunu atlatarak hayatına devam ediyor. İşte aslında çok kısaca size yasın aşamalarını da anlatmış oldum.
Ama işte yani sanırım anlatmak istediğimi anladınız. Bir taraf zaten bu yaz sürecinden geçmiş oluyor ama diğer taraf için o anda başlıyor. O yüzden biz, yani neden o benim kadar üzülmüyor, neden benim gibi hissetmiyor sorularını sorduğumuzda aslında o insanlar bu soruları daha önce sordukları için kendilerine veya daha önce yaşadıkları için bizim o anda hissettiğimiz gibi hissetmiyorlar. Bu arada bu şu demek değil. Böyle de bitireyim podcastı. Yani... Ben ayrılığı isteyen taraf olarak ayrılmaktan emin olsam dahi ayrılık kararını verdiğim esnada ve hani gerçekten ayrılığı yaşamaya başladığım esnada ayrılığın ne demek olduğunu anlıyorum. Yani çünkü daha önce aklımdan geçirmiş olsam da onsuz bir hayat, işte onsuz bir ev, onsuz bir düzen, onsuz eve girdiğimde, onsuz düzene başladığımda yaşıyorum.
Ve belki de o zaman çok özlemeye başlıyorum. Belki de o zaman yanlış bir karar aldığımı fark ediyorum. Belki de o zaman geri dönmek istiyorum. Ama bu biraz zaman alıyor. Çünkü ben o ayrılığın aşamalarından geçerken bunu hayal etmişim, beklemişim. O yüzden ayrılık kararını karşı tarafa söyleyebildiğim zaman önce çok ciddi bir rahatlama hissi geliyor bana. Mutlu oluyorum. Tamam yani yapabildim artık. Çünkü uzun zamandır aklımdaydı ve şimdi gerçek oldu. O yüzden yani bu kendisinin ayrılma tarafı için kötü bir şey şu an söylediğim farkındayım ama ben ayrılmayı isteyen taraf olarak önce mutlu ve rahatlamış hissediyorum kendimi. Özgürleşmiş hissediyorum. Karşımdaki insan yaz sürecine giriyor, ben rahatlamış oluyorum. Ama sonra karşımdaki insan yazı bitiriyor, artık o öğreniyor. Bensiz nasıl yaşar, mutlu, iyi. Bu sefer ben idrak ediyorum çoğunlukla. Ben ne yaptım?
Verdiğim karar doğru olabilir, verdiğim karar yanlış olabilir. Bu benim sürecim. Ama ayrıldığı başlatan taraf olarak birkaç ay sonra pişman olabilirim, birkaç ay sonra geri dönmek isteyebilirim. Ama genelde benim ayrıldığım insan o yası tutmuş ve benden artık vazgeçmiş oluyor. İşte böyle arkadaşlar ayrılığın aşamaları ve ayrılığın süreçlerinde böylece anlatmış oldum size. Umarım canınız çok yanmadan dinlemişsinizdir bunu. Ben bazen bunu anlatırken böyle gözlerimi dolu dolu anlattığım zamanlar oluyor. Çünkü zor, gerçekten zor bu konular. Başından ayrılık geçen herkes bilir yani o sürecin nasıl olduğunu, nasıl hissettirdiğini. Ama işte eğer böyle süreçlerin içerisindeyseniz, siz de bu aşamalardan birinde hissediyorsanız kendinizi ya da evliliğinizin belki böyle bir noktada olduğunu hissediyorsanız belki tam da şu anda bir şeylere müdahale edebilirsiniz, bir şeyleri farklı yapabilirsiniz. Onları da biraz anlatmış olmak istedim. Hepinize çok sevgilerimi gönderiyorum. Bir sonraki bölüm umarım daha keyifli bir konu üzerine olur. Görüşmek üzere.
Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.